Soruşturma ve Kovuşturma Evresinde Tarafların Sıfatları
Ceza muhakemesinde kamu davası, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının suç işlendiğine yönelik yeterli şüpheye ulaşması ve hazırladığı iddianameyi görevli ve yetkili mahkemeye sunmasıyla açılır. Yargılama sürecinde kişilerin usuli sıfatları bulundukları evreye göre belirlenir. Soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişi şüpheli, iddianamenin kabul edilmesinden hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişi ise sanık sıfatını taşır.
Görevli Mahkemelerin Yapısı ve Ceza Yaptırımları
İlk derece ceza mahkemelerinin kuruluşu ve heyet yapıları kanunla belirlenmiştir. Asliye ceza mahkemesi tek hâkimle görev yaparken, ağır ceza mahkemesi bir başkan ve iki üye olmak üzere en az üç hâkimden oluşan heyetle yargılama yürütür. Türk Ceza Kanunu sistematiğinde suç karşılığında uygulanabilecek yaptırımlar ceza veya güvenlik tedbiridir; cezalar ise adli para cezası veya hapis cezası olarak öngörülür.
İfade ve Sorgu Kuralları ile Delil Yasakları
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147 gereğince ifade alma ve sorgu işlemlerinde şüpheli veya sanığın kimliği saptanır ve kişi kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplandırmakla yükümlüdür. Kendisine isnat edilen suç anlatılır; müdafi seçme hakkının bulunduğu, avukatın hukuki yardımından yararlanabileceği ve ifade veya sorguda hazır bulunabileceği bildirilir. Ayrıca susma hakkı ve lehine olan delillerin toplanmasını isteme imkânı hatırlatılarak yapılan işlemler tutanağa bağlanır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 147Kaynağı aç
veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine
ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından
yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği,
kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından
faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi
görevlendirilir.
d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak
üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl
bildirilir.
e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu
söylenir.
f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği
hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak
ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır.
g) İfade verenin veya sorguya
çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.
h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.
i) İfade veya sorgu bir tutanağa
bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:
1. İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.
2. İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim
ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği.
3. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine
getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri.
4. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan
müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı.
5. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.
İfade alma ve sorguda yasak usuller
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 148 gereğince şüpheli veya sanığın beyanlarının serbest iradesine dayanması şarttır. Kişinin iradesini sakatlayan kötü muamele, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir, tehdit ya da mevzuata aykırı yarar sağlama taahhüdü gibi usuller uygulanamaz. İlgilinin rızası bulunsa dahi bu tarz yasak yöntemlerle temin edilen beyanlar ispat aracı sayılamaz. Müdafi refakati olmaksızın kolluk birimlerince alınan ifadeler, hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadığı takdirde karara dayanak yapılamaz. Şüphelinin aynı olay sebebiyle tekrar ifadesinin alınması zorunluluğu doğarsa bu yetki yalnızca Cumhuriyet savcısı tarafından kullanılır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 148Kaynağı aç
dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme,
yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi
bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.
(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil
olarak değerlendirilemez.
(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme
huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması
ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından
yapılabilir.
ALTINCI
KISIM
Savunma
BİRİNCİ
BÖLÜM
Müdafi
Seçimi, Görevlendirilmesi, Görev ve Yetkileri
Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi
Duruşmanın Yürütülmesi ve Delillerin İncelenmesi
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 191 uyarınca duruşma; sanığın, müdafinin, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin hazır bulunup bulunmadığı saptanarak başlar. Sanık duruşmaya bağsız alınır; mahkeme başkanı veya hâkim iddianamenin kabulü kararını okuyarak duruşmanın başladığını açıklar. Kanunun 206 ncı maddesine göre delillerin ortaya konulmasına kural olarak sanığın sorgusundan sonra başlanır. Ancak sanığın tebligata rağmen mazeretsiz gelmemesi sebebiyle sorgusu yapılamamış olsa dahi deliller ortaya konulabilir; toplanan deliller sonradan gelen sanığa bildirilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 206Kaynağı aç
delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 – 5353/29
md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle
sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz.
Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir.
(2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde
reddolunur:
a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.
b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.
c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa.
(3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza
gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya
konulmasından vazgeçilebilir.
(4) (Mülga: 25/5/2005 – 5353/29 md.)
Delil ve olayın geç bildirilmesi
Delillerin kabulü ve reddi kanuni sınırlara bağlıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 206/2 uyarınca delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse, ispat edilmek istenen olayın karara etkisi yoksa veya talep sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa delil istemi mahkemece reddedilir. Öte yandan Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse tanığın dinlenmesinden ya da başka bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.
Delillerin Tartışılması, Son Söz ve Hüküm Çeşitleri
Delillerin ortaya konulup tartışılmasında söz sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine verilir. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 216 doğrultusunda hüküm kurulmadan önce son söz hazır bulunan sanığa aittir. Yargılama neticesinde mahkemenin uyuşmazlıktan el çekmesini sağlayan hüküm türleri Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223 kapsamında belirlenmiştir. Bu hükümler beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve davanın düşmesi kararlarıdır.
İstinaf Başvuru Usulü ve Süreleri
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 273 uyarınca istinaf kanun yoluna müracaat, gerekçeli kararın tebliğinden başlayarak iki hafta içerisinde hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçe veya zabıt kâtibine yapılacak sözlü beyanla gerçekleştirilir. Zabıt kâtibince düzenlenen tutanak hâkime onaylatılır. Ağır ceza mahkemesi yargı çevresinde görev yapan Cumhuriyet savcıları, asliye ceza mahkemesi kararlarına karşı o yer Cumhuriyet başsavcılığına kararın ulaştığı tarihten itibaren iki haftalık süre içinde istinafa başvurabilirler. Tutuklu sanıklar yönünden ise Ceza Muhakemesi Kanunu m. 263 hükmü saklı tutulmuştur.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 273Kaynağı aç
tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir
dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle
yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu
sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. [116]
(2) (Mülga:2/3/2024-7499/18 md.)
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/75
md.) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin
yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin hükümlerine karşı, kararın o
yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden itibaren iki hafta içinde
istinaf yoluna başvurabilirler.116
(4) Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma
isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette
suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin
nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz.
(5) Cumhuriyet savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini
gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça gösterir. Bu istem ilgililere
tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde bu
husustaki cevaplarını bildirebilirler.116
Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi
Sanık, suçtan zarar görenler ve katılan sıfatını taşıyanların ya da katılma talebi sonuçlanmamış kişilerin istinaf dilekçesi veya beyanında kanun yoluna gitme sebeplerini belirtmemiş olmaları başvurunun incelenmesini engellemez. Buna karşılık Cumhuriyet savcısı istinaf nedenlerini gerekçeli yazılı metninde açıkça belirtir. Bu yazılı istem tebliğ edilen taraflar, tebliğden itibaren iki hafta içinde cevaplarını mahkemeye iletebilirler.
Hükümlü Lehine Yargılamanın Yenilenmesi Halleri
Kesinleşen bir ceza hükmüyle sonuçlanmış dava, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 311 uyarınca hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülebilir. Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen belgenin sahteliğinin anlaşılması, yeminli tanık veya bilirkişinin hükümlü aleyhine kasıt veya ihmalle gerçek dışı tanıklıkta bulunması veya oy vermesi, hâkimin görevini ifa ederken suç teşkil eden kusur işlemesi, dayanak bir hukuk mahkemesi kararının kesinleşen başka bir kararla ortadan kalkması veya hükümlünün beraatini ya da daha hafif cezayı gerektirecek yeni delil ve olguların ortaya çıkması bu kapsamdadır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 311Kaynağı aç
aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla
tekrar görülür:
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği
anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü
etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı
tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur
dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek
biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu
hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına
veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın
beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile
mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair
Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu
aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş
kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı
deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın
yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten
itibaren bir yıl içinde istenebilir.[146]
(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar
hakkında uygulanır.
İnfazın geri bırakılması veya durdurulması
Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi halinde de yargılamanın yenilenmesi istenebilir. Bu durumda yargılamanın yenilenmesi istemi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir.
Yasak usullerle alınan ifade ceza yargılamasında delil sayılır mı?
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 148 gereğince kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir, tehdit veya kanuna aykırı yarar vaadi gibi yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa dahi delil olarak değerlendirilemez.
Müdafi olmadan poliste alınan ifade hükme dayanak yapılabilir mi?
Avukat hazır bulunmaksızın kolluk tarafından alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanıkça onaylanıp kabul edilmedikçe mahkûmiyet kararına dayanak yapılamaz.
Duruşmada hüküm kurulmadan önce son söz hakkı kime aittir?
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 216 uyarınca delillerin tartışılmasından sonra hükümden önce son söz duruşmada hazır bulunan sanığa aittir.
İstinaf kanun yoluna başvuru süresi kaç haftadır?
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 273/1 uyarınca istinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye verilecek dilekçe veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla yapılır.
AİHM ihlal kararına dayalı yargılamanın yenilenmesi hangi sürede istenebilir?
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 311/1-f uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal tespiti veya düşme kararına dayalı yargılamanın yenilenmesi istemi, kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

