Ceza Davaları Hangi Mahkemeler Tarafından Görülür

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Davaları Hangi Mahkemeler Tarafından Görülür

Ceza Davasının Niteliği

Ceza davası, bir kimseye isnat edilen suç nedeniyle devlet adına yürütülen yargılamadır. Davanın hangi mahkemede görüleceği, suçun kanundaki niteliğine ve öngörülen cezaya göre değişir. Yargılama temel olarak asliye ceza mahkemesi ve ağır ceza mahkemesinde yapılır. Asliye ceza mahkemesinde tek hâkim görev yapar. Ağır ceza mahkemesinde karar üç hâkim tarafından verilir.

Ağır Ceza Mahkemesinin Görevi

Ağır ceza mahkemesinin görevi 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesinde gösterilmiştir. Bu görev, Türk Ceza Kanunu’ndaki yağma suçunu, irtikâp suçunun 250. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarını, resmî belgede sahteciliğin 204. maddesinin ikinci fıkrasını ve hileli iflâsı kapsar. Aynı madde, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının dört, beş, altı ve yedinci bölümlerinde tanımlanan suçları da ağır ceza mahkemesine bırakır. Bu bölüm kuralının dışında 318, 319, 324, 325 ve 332. maddeler vardır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun kapsamına giren suçlar nedeniyle açılan davalar da bu mahkemede görülür.

5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 12Kaynağı aç
Madde 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.)
Kanunların ayrıca görevli kıldığı
hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp
(m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), (…)[9] hileli iflâs (m. 161)
suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci
Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve
12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren
suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet
hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve
işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın
yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine
ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır.
Diğer ceza mahkemelerinin görevleri

Cezanın ağırlığı ikinci bir görev ölçütüdür. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülen suçlar ağır ceza mahkemesinin görevindedir. Müebbet hapis cezası öngörülen suçlar da bu göreve girer. On yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işler aynı mahkemeye aittir.

12. maddedeki görev kuralı her kişi ve her kovuşturma için sınırsız uygulanmaz. Anayasa Mahkemesinin ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler saklıdır. Askerî mahkemelerin görevine dair hükümler de saklı tutulmuştur. Çocuklara özgü kovuşturma hükümleri aynı şekilde ayrık bırakılmıştır.

Asliye Ceza Mahkemesinin Görevi

Asliye ceza mahkemesinin görevi 5235 sayılı Kanun’un 11. maddesinde, başka mahkemelere bırakılmayan alan üzerinden kurulmuştur. Bir kanunun ayrıca görevli kıldığı hâller saklıdır. Bu ayrık hâller dışında, sulh ceza hâkimliğinin ve ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen dava ve işlere asliye ceza mahkemesi bakar.

5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 11Kaynağı aç
Madde 11- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak
üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan
dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.[8]
Ağır ceza mahkemesinin görevi

Suçun Cezası ile Görev Ölçütünün İlişkisi

Bir suçun ağır ceza mahkemesine gitmesi için her zaman on yılı aşan bir hapis aralığı aranmaz. Suç, 12. maddede ayrıca sayılmış olabilir. Yağma bu ayrımın örneğidir. Türk Ceza Kanunu’nun 148. maddesinin birinci fıkrasına göre fail, mağduru kendisinin veya yakınının hayatına, vücuduna ya da cinsel dokunulmazlığına yönelen bir saldırı gerçekleştireceği veya malvarlığında büyük bir zarar doğuracağı sözüyle tehdit eder. Cebir kullanması da aynı sonucu doğurabilir. Bu zorlamayla malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cezanın üst sınırı on yıldan fazla olmadığı hâlde yağma, görev maddesinde ayrıca sayıldığı için ağır ceza mahkemesinin alanındadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 148Kaynağı aç
Madde 148- (1) Bir başkasını, kendisinin veya
yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı
gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından
bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın
alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak
mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var
olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir
senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline
getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya
imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.
(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta
ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda
cebir sayılır.
Nitelikli yağma

Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesinin ikinci fıkrası, cinsel saldırının vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi hâlinde on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezası öngörür. On iki yıldan az olmayan hapis, on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar için kurulan görev ölçütünün kapsamına giren bir ceza aralığıdır. Aynı fıkrada bu fiilin eşe karşı işlenmesi, soruşturma ve kovuşturmayı mağdurun şikâyetine bağlamıştır. Kişilerin yargılanmasına ve çocuk kovuşturmasına ilişkin saklı hükümler bu eşleştirmeyi sınırlar.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 102Kaynağı aç
Madde 102- (Değişik:
18/6/2014-6545/58 md.)
(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin
vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan
on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık
düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle
gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına
hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın
yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
(3) Suçun;
a) Beden veya ruh bakımından kendisini
savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye
kullanılmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan
bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya
evlatlık tarafından,
d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu
ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı
oranında artırılır.
(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama
suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna
ilişkin hükümler uygulanır.
(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde,
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Çocukların cinsel istismarı

Tehdit suçunun temel şeklinde, bir kimseyi kendisinin veya yakınının hayatına, vücuduna ya da cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceği sözüyle tehdit eden kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suç kadına karşı işlenirse alt sınır dokuz aydan az olamaz. İkinci fıkradaki hâllerde ceza iki yıldan yedi yıla kadardır. Bu hâller silahla işleme, failin kendini tanınmayacak hâle getirmesi, imzasız mektup veya özel işaret kullanma, birden fazla kişinin birlikte hareket etmesi ve var olan ya da var sayılan suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanmadır. Bu fıkralardaki hapis aralıkları, on yıldan fazla hapis cezası değildir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 106Kaynağı aç
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya
yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı
gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun
kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.
Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük
edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para
cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak
bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından
birlikte,
d) Var olan
veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten
yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında
iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme,
kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca
bu suçlardan dolayı ceza verilir.
Şantaj

Konut dokunulmazlığının ihlalinde, bir kimsenin konutuna veya konutunun eklentilerine rızasına aykırı giren kişi, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Rıza ile girip çıkmayan kişi için de aynı ceza geçerlidir. Fiil cebir veya tehditle ya da gece vakti işlenirse ceza bir yıldan üç yıla kadardır. Hırsızlıkta, başkasına ait taşınır malı zilyedinin rızası olmadan, kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Bu ceza aralıkları on yıldan fazla hapis değildir. 116 ve 141. maddeler, 12. maddedeki özel suç sayımında ayrıca yer almaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 116Kaynağı aç
Madde 116- (1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine
rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan
kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.) Birinci fıkra kapsamına
giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan
yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde,
mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para
cezasına hükmolunur.
(3) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.) Evlilik birliğinde aile
bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak
kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar
hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca
yönelik olması gerekir.
(4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi
halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 141Kaynağı aç
Madde 141- (1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir
malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden
alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)
Nitelikli hırsızlık[64]

Güveni kötüye kullanmanın temel hâlinde, muhafaza etmek veya belirli biçimde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilen mal üzerinde, devrin amacı dışında tasarrufta bulunan kişi şikâyet üzerine cezalandırılır. Devir olgusunu inkâr eden kişi de aynı hükme tabidir. Ceza altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır. İkinci fıkrada suçun işlendiği eşya, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinden doğabilir. Hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etme yetkisi nedeniyle tevdi ve teslim edilmiş eşya da bu fıkranın kapsamındadır. Bu hâlde ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır. Yedi yıla kadar hapis, on yıldan fazla hapis ölçütünden farklı bir aralıktır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 155Kaynağı aç
Madde 155- (1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli
bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde,
kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında
tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine,
altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.[70]
(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi
nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin
gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir
yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(3) (Ek:24/12/2025-7571/18
md.) Suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı
olması halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Bedelsiz senedi kullanma

Listede yer almayan ve on yıldan fazla hapis cezası da gerektirmeyen bir suç, 12. maddedeki bu iki ölçüte göre ağır ceza mahkemesine verilmiş olmaz. Başka bir kanun o iş için farklı bir mahkeme görevlendirmemişse ve iş sulh ceza hâkimliğinin görevine de girmiyorsa, dava asliye ceza mahkemesinin görevinde kalır.

İddianame ve Davanın Açılması

Ceza yargılaması soruşturma ve kovuşturma aşamalarından oluşur. Ayrım, mağdurun ve sanığın haklarını korumaya ve adil yargılamayı sağlamaya yöneliktir. Kamu davasını açma görevi Cumhuriyet savcısındadır. Soruşturma sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturuyorsa savcı iddianame düzenler. İddianame görevli ve yetkili mahkemeye hitaben yazılır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 170Kaynağı aç
Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı
tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği
hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame
düzenler.
(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
a) Şüphelinin kimliği,
b) Müdafii,
c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,
d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,
e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin
kimliği,
f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,
g) Şikâyetin yapıldığı tarih,
h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,
i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
j) Suçun delilleri,
k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve
tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
Gösterilir.
(4) İddianamede, yüklenen suçu
oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır; yüklenen
suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer
verilmez.[64]
(5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar
değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.
(6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda
öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin
istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili
tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.
Kamu davasını açmada takdir yetkisi

İddianamede yüklenen suçu oluşturan olaylar, eldeki delillerle ilişkilendirilerek açıklanır. Suçla ve delille ilgisi bulunmayan bilgiye yer verilmez. Sonuç kısmında yalnız şüphelinin aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür. İlgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerinin istendiği bu kısımda gösterilir. Suç bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmişse, o tüzel kişi hakkında uygulanabilecek güvenlik tedbiri de açıkça belirtilir.

Soruşturma sonunda savcılık iddianame düzenleyebilir. Kovuşturmaya yer olmadığına da karar verebilir. Suç uzlaştırmaya elverişliyse uzlaştırma sürecini başlatabilir. Ceza davasının olağan açılış biçimi, savcının düzenlediği iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesidir.

Şikâyet ve Vazgeçme

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçta yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, dava zamanaşımını geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Hakaret suçu için ayrıca bir üst sınır vardır. Bu suçta şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
Madde 73- (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete
bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı
takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan
kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek
cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun
fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse
bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı
olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün
kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş
sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı
etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve
vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık
hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi

Kovuşturması şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı değilse, suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür. Hüküm kesinleştikten sonraki vazgeçme, cezanın infazına engel olmaz. Suça iştirak eden sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme diğerlerini de kapsar. Kanunda aksi yazılı değilse, vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık bu vazgeçmeden etkilenmez. Şikâyete bağlı olmayan suçlarda zarar görenin vazgeçmesi davayı sona erdirmez. Kasten öldürme, davanın sürdüğü bu suçlara örnektir.

Uzlaştırma

Ceza yargılamasında arabuluculuk uygulanmaz. Arabuluculuk, iş ve ticaret hukuku uyuşmazlıklarına özgü bir yoldur. Ceza muhakemesinde bunun karşılığı uzlaştırmadır. Uzlaştırma girişimi, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda yapılır. Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanunu’nda gösterilen belirli suçlar da bu kapsamdadır. Ayrıntılı koşullar Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde, kurum ise 253 ve 254. maddelerde düzenlenir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma

Şikâyete bağlı olsa bile bazı suçlarda uzlaştırma yolu kapalıdır. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yapılamaz. Israrlı takip suçunda da yapılamaz. Hakaret suçu aynı yasağın içindedir. Uzlaştırma kapsamındaki bir suç, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Fıkraya eklenen cümleye göre, önödeme kapsamındaki bir suç ile uzlaştırma kapsamındaki bir suç aynı mağdura karşı birlikte işlenmişse, uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.

Kendisine uzlaşma teklifi yapılan şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Birden fazla kişinin mağdur olduğu veya zarar gördüğü suçta uzlaştırmaya gidilebilmesi için bu kişilerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir. Uzlaştırmacı, dosyadaki belgelerin örneği verildikten sonra işlemleri en geç otuz gün içinde sonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu bu süreyi, her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatabilir.

Uzlaşma sağlanır ve şüpheli edimini defaten yerine getirirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin ileri bir tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik göstermesi hâlinde, 171. maddedeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılması ertelenir. Uzlaşma anında tespit edilemeyen zararlar ile uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar dışında, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz. Açılmış olan davadan da feragat edilmiş sayılır. Şüpheli edimini yerine getirmezse uzlaşma raporu veya belgesi, İcra ve İflas Kanunu’nun 38. maddesinde yazılı ilam niteliğini haiz belgelerden sayılır. Uzlaştırma müzakerelerindeki açıklamalar, herhangi bir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz.

Müdafi Görevlendirilmesi

Şüpheli veya sanıktan bir müdafi seçmesi istenir. Müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi üzerine bir müdafi görevlendirilir. Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuksa istem aranmaz. Kendisini savunamayacak derecede malul olan kişi için de istem aranmaz. Sağır ve dilsiz kişi bakımından da müdafi kendiliğinden görevlendirilir. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçların soruşturması ve kovuşturmasında aynı istem aranmaksızın görevlendirme uygulanır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 150Kaynağı aç
Madde 150 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/21 md.)
(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine
bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda
olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak
derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi
görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan
dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin
görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik
görevinden yasaklanma[54]

Beş yıldan fazla alt sınır koşulu, suçun ceza aralığına bakılarak değerlendirilir. Yağma suçunun birinci fıkrasında alt sınır altı yıldır. Vücuda organ veya sair bir cisim sokularak işlenen cinsel saldırıda alt sınır on iki yıldır. Bu iki aralık, alt sınırı beş yılı aşan hapis cezası koşulunu karşılar. Tehdit suçunun temel hâlinde alt sınır altı ay, ikinci fıkradaki hâllerde iki yıldır. Güveni kötüye kullanmanın temel hâlinde alt sınır altı ay, ikinci fıkradaki hâlde bir yıldır. Bu alt sınırlar beş yılı aşmaz. Çocuk, kendini savunamayacak derecede malul olan veya sağır ve dilsiz bulunan kişi için istem aranmaması ise bu alt sınırdan bağımsızdır.

Tutuksuz Yargılama

Tutuksuz yargılama, sanığın dava süresince cezaevinde tutulmadan ve serbest bırakılmış olarak yargılanmaya devam etmesidir. Bu uygulama, masumiyet karinesinin bir gereği olarak önem taşır.

İstinaf Kanun Yolu

İlk derece mahkemesinden verilen hükme karşı kural olarak istinaf yoluna başvurulabilir. On beş yıl ve daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re’sen incelenir. Hükümden önce verilip hükme esas oluşturan kararlar da hükümle birlikte istinaf konusu yapılabilir. Başka bir kanun yolu öngörülmemiş mahkeme kararları için de aynı imkân vardır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 272Kaynağı aç
Madde 272 – (1) İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı
istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına
ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re'sen incelenir.
(2) Hükümden önce verilip hükme esas
teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı
da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir.
(3) Ancak;
a) (Değişik: 31/3/2011-6217/23 md.) Hapis cezasından çevrilen adlî
para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen onbeşbin Türk Lirası
dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,[115]
b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren
suçlardan beraat hükümlerine,
c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere,
Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. (Ek cümle:14/4/2020-7242/17 md.)
Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
İstinaf
istemi ve süresi

Hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen on beş bin Türk lirası dâhil adli para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı düzenlenmiştir.

İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılır. Başvuru, hükmü veren mahkemeye dilekçe verilerek veya zabıt kâtibine beyanda bulunularak iletilir. Beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263. maddedeki hüküm saklıdır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 273Kaynağı aç
Madde 273 – (1) İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte
tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir
dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle
yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu
sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. [116]
(2) (Mülga:2/3/2024-7499/18 md.)
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/75
md.) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin
yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin hükümlerine karşı, kararın o
yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden itibaren iki hafta içinde
istinaf yoluna başvurabilirler.116
(4) Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma
isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette
suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin
nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz.
(5) Cumhuriyet savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini
gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça gösterir. Bu istem ilgililere
tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde bu
husustaki cevaplarını bildirebilirler.116
Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi

Ağır ceza mahkemesindeki Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin yargı çevresindeki asliye mahkemelerinin hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurabilir. Süre, kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geldiği tarihten itibaren iki haftadır.

Sanığın dilekçe veya beyanında başvuru nedenlerini göstermemesi, istinaf incelemesine engel olmaz. Katılan sıfatını almış olanlar için de aynı sonuç geçerlidir. Katılma isteği henüz karara bağlanmamış veya reddedilmiş bulunanlar ile katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görenler de neden göstermeden inceleme isteyebilir. Cumhuriyet savcısı ise başvuru nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermek zorundadır. Bu istem ilgililere tebliğ edilir. İlgililer tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde cevap bildirebilir.

Sık Sorulan Sorular

Ağır ceza mahkemesi hangi davalara bakar?

Ağır ceza mahkemesi, 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesinde sayılan suçlar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakar. Yağma, irtikâp suçunun belirtilen fıkraları, resmî belgede sahteciliğin ikinci fıkrası, hileli iflâs, ilgili kitap bölümündeki suçlar ve terör mevzuatı kapsamındaki suçlar bu görevdedir. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, askerî mahkemeler ve çocuk kovuşturmasına ilişkin hükümler saklıdır.

Asliye ceza mahkemesi hangi işlere bakar?

Asliye ceza mahkemesi, kanunların başka bir mahkemeyi görevli kıldığı hâller dışında, sulh ceza hâkimliği ile ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen dava ve işlere bakar.

Yağma suçu hangi mahkemede görülür?

Yağma, 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesinde ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar arasında ayrıca sayılmıştır. Birinci fıkradaki ceza altı yıldan on yıla kadar hapistir. Bu nedenle görev, cezanın on yılı aşıp aşmamasına bağlı değildir.

Ceza hükmüne karşı istinaf süresi ne kadardır?

İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye yapılır. İstem dilekçe veya zabıt kâtibine yapılan beyanla bildirilir. Tutuklu sanık hakkında 263. maddedeki hüküm saklıdır.

Şikâyete bağlı suçta şikâyet süresi ne kadardır?

Yetkili kişi fiili ve faili öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikâyet etmezse şikâyete bağlı suçta soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, zamanaşımı süresini geçemez. Hakaret suçunda şikâyet, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı da aşamaz.

Şikâyetten vazgeçmek davayı düşürür mü?

Şikâyete bağlı suçta, kanunda aksi yazılı değilse suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür. Hüküm kesinleştikten sonraki vazgeçme infazı durdurmaz. Şikâyete bağlı olmayan suçta vazgeçme davayı düşürmez.

Hakaret suçunda uzlaştırma yapılır mı?

Hayır. Hakaret, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırmaya elverişli değildir. Bu suçta şikâyet süresi fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.

Müdafi hangi hâlde istem aranmadan görevlendirilir?

Müdafii bulunmayan çocuk, kendini savunamayacak derecede malul olan veya sağır ve dilsiz bulunan şüpheli ya da sanık için istem aranmaksızın müdafi görevlendirilir. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçların soruşturma ve kovuşturmasında da istem aranmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu