Cevap Dilekçesi Verilmemesi ve Savunmanın Genişletilmesi

by Avukat Erdal Ersoy
Cevap Dilekçesi Verilmemesi ve Savunmanın Genişletilmesi

Süresi içinde cevap dilekçesi verilmemesi, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamının davalı tarafından inkâr edilmiş sayılması sonucunu doğurur. Bu sonuç, davanın zımnen kabul edilmesi veya vakıaların ikrar edilmesi anlamına gelmez; ispat yükü davacıda kalır. Hukuk Genel Kurulunun 2017/144 esas ve 2021/834 karar sayılı kararında aynı sonuç, cevap vermeyen davalının savunmasını ve delilini hangi çerçevede kullanabileceği ile iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi bakımından ayrıca ele alınmıştır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 128Kaynağı aç
MADDE 128- (1) Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Cevap dilekçesinin içeriği
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/144, K. 2021/834Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/144 E.  ,  2021/834 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “rücuen tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mengen Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili; müvekkili ile dava dışı … Tur. San. Tic. Ltd. Şti. arasında nakliyat emtia sigorta sözleşmesi yapıldığını, sözleşme gereğince nakliye rizikolarına karşı sigortalanan mandalina emtiasının davalıya ait vasıta ile taşınmakta iken 05.10.2010 tarihinde meydana gelen tek taraflı kaza neticesinde tamamen zayi olduğunu, bu nedenle sigortalısına 23.700TL ödeme yapıldığını, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 23.700TL’nin ödeme tarihi olan 08.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir. Mahkeme Kararı: 6.1. Mengen Asliye Mahkemesinin 21.06.2012 tarihli ve 2011/279 E., 2012/142 K. sayılı kararı ile; davalı yönetimindeki aracın davalının tam kusurlu hareketi ile kaza yaptığı, araçta bulunan mandalina emtiasının tamamen zayi olduğu ve bu nedenle davalının oluşan zarardan sorumlu olması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 23.700TL'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6.2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.09.2013 tarihli ve 2012/17052 E., 2013/15218 K. sayılı kararı ile; “…1- Dava, nakliyat sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerekmekte olup, asile yapılan tebligat geçersizdir. Somut olayda, 05.06.2012 tarihli bilirkişi raporu, davalı taraf vekiline değil, davalı asil …'a tebliğ edilmiştir. Bu durumda, bilirkişi raporunun vekile tebliğinin sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. 6.3. Mengen Asliye Mahkemesinin 13.03.2014 tarihli ve 2014/14 E., 2014/89 K. sayılı kararı ile; bozma ilamına uyularak, Yargıtay bozma kararının usulî eksikliğe ilişkin olduğu, söz konusu usulî eksikliğin bilirkişi raporu davalı vekiline tebliğ edilerek giderildiği, esas yönünden inceleme ve bozma yapılmadığından eksper raporunda ve ibranamede belirtilen miktar üzerinden davanın kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle 23.699,60TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.11.2014 tarihli ve 2014/11313 E., 2014/18393 K. sayılı kararı ile; “…Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, yazılı gerekçe ile karar verilmiş ise de; bozma ilamında 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasının gerektiği, asile yapılan tebligatın geçersiz olduğu, somut olayda 05.06.2012 tarihli bilirkişi raporunun davalı taraf vekiline değil, davalı asil …'a tebliğ edildiği, bu durumda, bilirkişi raporunun vekile tebliğinin sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliğinin sağlanması ve davalı vekili tarafından rapora itiraz edilmesi hâlinde gerektiğinde aynı heyetten ek rapor alınması veya başka bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınması ve bu bilirkişi raporunun dosyada mevcut tüm deliller ile birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi iken, Dairemiz bozma ilamına yanlış anlam verilerek, bozmanın usuli eksikliğe ilişkin olduğu gerekçesi ile 05.06.2012 tarihli bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliği ile yetinilmiş, dolayısıyla uyulan bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde davalı vekilinin rapora vaki ciddi itirazlarını karşılayacak şekilde aynı heyetten ek rapor alınması veya başka bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınması, bu bilirkişi raporunun dosyada mevcut tüm deliller ile birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Mengen Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.05.2015 tarihli ve 2015/45 E., 2015/78 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelere ek olarak, Yargıtay bozma kararından sonra kusur tespitine dair bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliğ edildiği, ancak davalı vekilinin rapora karşı kusur oranına ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı, itirazın bozma öncesinde ileri sürülmeyen mandalina emtiasının fiyatına ilişkin olduğu, yargılamada hiç savunulmayan yeni ve farklı hususların sonradan ileri sürülmesinin usule aykırı olduğu, zira usul kuralları gereğince tarafların iddia ve savunmalarını belirtilen sürelerde bildirmek zorunda oldukları, mahkemede ileri sürülme imkânı olan bir hususun burada ileri sürülmeyip daha sonra temyizde ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, davalı vekilinin bu talebinin usule aykırı olduğu gibi davacı yönünden oluşan usulî müktesep hakkın da ihlali sonucunu doğuracağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalının cevap dilekçesi vermemiş olması karşısında kusur oranını tespit eden bilirkişi raporuna, raporun içeriği haricinde itiraz edilerek yeni vakıaların ileri sürülmesinin iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalıp kalmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalı vekilinin itirazlarını karşılayacak şekilde aynı heyetten ek rapor veya başka bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınmasının gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin hukukî sonuçları ile iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı hakkında genel olarak bilgi verilmesinde yarar bulunmaktadır. 13. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) davaların en az giderle sonuçlandırılması ve yargılamanın makul sürede bitirilmesini sağlamak amacıyla delillerin bildirileceği zaman düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler aynı zamanda taraflara, karşı tarafın gösterdiği delillerden haberdar olmak suretiyle sunulan delillere karşı delil, iddia veya savunma bildirebilme imkânı tanıyacak, böylece uyuşmazlıklar en kısa sürede adilane çözüme kavuşacaktır. 14. HMK’nin “Dava dilekçesinin içeriği” başlıklı 119/1-e-f maddesine göre; davacı, dava dilekçesinde, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini açıkça göstermek zorundadır. Ayrıca davacının genel ifadelerle delillerini belirtmesi yeterli olmayıp hangi delillere dayandığı da dilekçeden anlaşılmalıdır. Delillerin bildirilmesine ilişkin bu düzenleme, somutlaştırma yükümlülüğünün de bir gereğidir (Pekcanıtez, Hakan: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku C. II, İstanbul, 2017, s. 1139). 15. HMK’nin “Belgelerin birlikte verilmesi” başlıklı 121/1 maddesine göre; dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabî olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur. Ayrıca, aynı Kanun’un “Cevap dilekçesinin içeriği” başlıklı 129/1-d-e maddesine göre; cevap dilekçesinde, davalının savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri ile savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin bildirilmesi gerekir. Bu husus da davalının savunmasını somutlaştırma yükümlülüğünün gereğidir. Davalı da davacı gibi savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları hangi delillerle ispat edeceğini cevap dilekçesine ekleyerek mahkemeye vermeli ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların teminini sağlayıcı açıklamalarda bulunmalıdır (Pekcanıtez, s.1237-1239). 16. HMK’nin “Dava dilekçesinin tebliği” başlıklı 122. maddesine göre; dava dilekçesi mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir ve davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir. Aynı Kanun’un “Cevap dilekçesini verme süresi” başlıklı 127. maddesine göre ise cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir. 17. HMK’nin “Süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin sonucu” başlıklı 128. maddesine göre; süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Cevap vermemek davalının bilerek cevap vermemesi biçiminde olabileceği gibi, cevap süresinin kaçırılması suretiyle de olabilir. Davayı inkâr etmiş sayılan davalı, daha sonra ikinci cevap dilekçesi veremez. Zira ikinci cevap dilekçesi cevaba cevap dilekçesine karşı verilir. Cevap dilekçesi vermemiş olan davalının sadece inkâr ile yetinmiş olduğu varsayılır ve ön inceleme ile tahkikat aşamasında sadece inkâr çerçevesinde savunma yapabilir ve bu yönde ispat faaliyetinde bulunarak delil gösterebilir (Pekcanıtez, s. 1206). Öte yandan davalının süresinde cevap dilekçesi vermemesi sonucunda davacının da artık cevaba cevap dilekçesi veremeyeceğinin tabii bulunması karşısında, HMK’nin 136. maddesine göre dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanması nedeniyle ön inceleme aşamasına geçilecek ve kanundan kaynaklı istisnai hâller dışında görülmekte olan davaya ilişkin taraflar açısından iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı başlamış olacaktır. 18. HMK’nin “İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” başlıklı 141/1 maddesi 28.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki hâliyle; “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir. Dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında bu yasağın uygulanmaması ile daha uyuşmazlığın en başında, karşı tarafın açıklamasını, iddia ve savunmasını tam olarak görmeden, sağlıklı ve tam bir iddia ve savunma örgüsü kurmanın mümkün ve gerçekçi olmadığı gözetilerek; tarafların dilekçelerinde rahat, doğru ve sağlıklı bir iddia ve savunma bütünü oluşturmalarını sağlamak olduğu gibi, maddi ve hukukî nitelendirmeleri uyuşmazlığı çözecek doğrulukta ortaya koymaları amaçlanmaktadır. Şüphesiz ki bu imkân, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi ile söz konusudur. Bu iki dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ayrıca HMK'nin 141/2 maddesinde, iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. 19. Bununla birlikte süresinde cevap vermediği için davayı inkâr etmiş sayılan davalının mevcut vakıanın içeriğine dâhil olan bir husus ileri sürmesi veya açıklaması yeni vakıa ileri sürüldüğü anlamına gelmez. Bu itibarla süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalının, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıaların doğru olmadığını (inkârı) ispat için karşı delil göstermesi mümkündür. Ancak davalı, davayı inkârının karşı delilini göstermek bahanesi ile yeni vakıalar ileri sürerse, bununla savunmasını genişletmiş olur. Bu hâlde mahkeme, davacının iddiasının doğru olmadığını ispat için davalının göstereceği delilleri inceleyip, davacının delilleri ile birlikte değerlendirerek varacağı sonuca göre hüküm vermelidir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü C. II, İstanbul, 2001, s. 1848). 20. Hemen belirtilmesi gerekir ki, savunmayı genişletme ve değiştirme yasağına öncelikle def’iler ve ona ilişkin vakıalar dâhildir. Zira def’i taraflarca ileri sürülmedikçe mahkemece dikkate alınamaz. Buna karşılık itirazlar bakımından bir ayrım yapmak gerekir. Çünkü hâkim itirazları dosya kapsamına dâhil olduğu, dosyadan anlaşıldığı kadarıyla dikkate almak zorundadır. Dava dosyasına girmiş ve dava malzemeleri arasında bulunan itirazların daha sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi değildir. Dava dosyasından anlaşılamayan itiraz sebeplerinin ve bunlara ilişkin vakıaların ileri sürülmesi ise savunmanın genişletilmesi olarak kabul edilecektir. 21. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava dışı … Tur. San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı arasında 23.940 kg mandalina emtiasının taşınması için sözleşme yapıldığı, aynı zamanda bu taşıma nedeniyle davacı ile dava dışı … Tur. San. Tic. Ltd. Şti. arasında nakliyat emtia sigorta poliçesi düzenlendiği, emtianın davalıya ait vasıta ile taşınmakta iken 05.10.2010 tarihinde meydana gelen tek taraflı kaza neticesinde tamamen zayii olduğu, bu nedenle davacı tarafından sigortalısına mandalina fiyatı 1TL’den hesaplanarak ve muafiyet oranı düşülerek 23.699,60TL ödendiği anlaşılmaktadır. Eldeki davada ise davacı tarafından sigortalısına ödenen tazminat, meydana gelen kazadan tamamen sorumlu olduğu ileri sürülen davalıdan talep edilmektedir. 22. Dava dilekçesi mahkemece davalıya usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen, davalı tarafından cevap dilekçesi verilmemiştir. Bu durumda yukarıda da bahsedildiği üzere davalı HMK’nin 128. maddesi gereğince davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmalıdır. Dolayısıyla davacı vekili tarafından davalının tam kusurlu olduğu ve mandalinanın fiyatının 1TL olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde ileri sürmüş olduğu vakıaların tamamı davalı tarafından inkâr edilmiştir. Başka bir deyişle cevap dilekçesi vermeyen davalının, davacının ileri sürdüğü vakıaları inkâr etmekle mandalinanın fiyatının 1TL olarak kabul edilemeyeceği ve kendisinin tam kusurlu olmadığı yönünde savunma yaptığı kabul edilmelidir. Süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı davacının davasını zımnen kabul etmiş (veya davacının ileri sürdüğü vakıaları zımnen ikrar etmiş) sayılamayacağı için davacının, dava dilekçesinde bildirdiği vakıaları ispat etmesi gerekir; başka bir deyişle ispat yükü davacıya düşer. 23. Mahkemece, davalının cevap dilekçesi vermemekle aynı zamanda mandalinanın 1TL olmasını da inkâr ettiği hususu gözden kaçırılarak sadece kusur tespiti yönünden makine mühendislerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak karar verilmiştir. Oysa davalının mandalinanın fiyatını da inkâr etmiş sayılacağı gözetilerek bu hususta da dosya kapsamında yer alan deliller değerlendirilerek inceleme ve araştırma yapılması gerekmektedir. 24. Ayrıca davalı, cevap dilekçesi vermemekle birlikte ön inceleme duruşmasından itibaren kendisini vekil ile temsil ettirmiştir. Özel Dairenin birinci bozmasından sonra kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporu davalı vekiline tebliğ edilmiş; bunun üzerine davalı vekili tarafından verilen bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde kusur oranına itiraz edilmeyerek sadece mandalinaların bozuk olduğu ve bu hususun gözetilerek bilirkişi raporu hazırlanması gerektiği ileri sürülmüştür. Ne var ki davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürülen bu vakıa, yukarıda bahsedildiği üzere savunmanın genişletilmesi niteliğindedir. Bu nedenle HMK’nin 141/1 maddesi gereğince davalının bu savunması üzerinde durulması mümkün değildir. 25. Bu itibarla mahkemece, davalının mandalinaların bozuk olduğu yönündeki savunması dikkate alınmadan sadece cevap dilekçesi vermemekle mandalinanın fiyatını da inkâr ettiği de kabul edildiğinden içerisinde ziraat mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. 26. O hâlde direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmektedir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440-III/1 maddesi gereğince miktar itibariyle karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 24.06.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Cevap verilmemesinin sonucu

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 128. maddesine göre süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen davalı, dava dilekçesindeki vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Hukuk Genel Kurulu da kararında bu hükmü esas almıştır. İnkâr edilmiş sayılma, davalının cevap dilekçesi vermemekle davayı zımnen kabul ettiği veya bildirilen vakıaları ikrar ettiği biçiminde değerlendirilemez. Davacının, dava dilekçesinde bildirdiği vakıaları ispat etmesi gerekir.

Cevap dilekçesi vermeyen davalının yalnız inkârla yetindiği varsayılır. İkinci cevap dilekçesi cevaba cevap dilekçesine karşı verildiğinden bu davalı daha sonra ikinci cevap dilekçesi veremez. Ön inceleme ve tahkikatta savunmasını yapması ve delil göstermesi, inkâr çerçevesinde kalır. Karar bu açıklamayı, kanundan doğan istisnai hâlleri saklı tutarak yapmıştır.

İki haftalık süre ve ek süre

6100 sayılı Kanun’un 127. maddesine göre cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Hukuk Genel Kurulu da uyuşmazlıkta süreyi bu şekilde ele almıştır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 127Kaynağı aç
MADDE 127- (1) Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.[13] Süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin sonucu

Cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanması durum ve koşullara göre çok zor veya imkânsızsa, yine süre içinde mahkemeye başvuran davalıya ek süre verilebilir. Ek süre cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlar, bir defaya özgüdür ve bir ayı geçemez. Hüküm ek süreyi zorunlu kılmaz; verilebileceğini düzenler. Ek süre talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir. Bildirimin şekline ve sonucuna ilişkin başka bir kural bu düzenlemede yer almaz.

Karşılıklı dilekçeler

6100 sayılı Kanun’un 136. maddesine göre davacı, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi verebilir. Davalı da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilir. Hüküm bu dilekçelerin verilebileceğini düzenler; verilmesini zorunlu tutmaz. İkinci cevap süresinin başlaması, davacının cevabının tebliğine bağlanmıştır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 136Kaynağı aç
MADDE 136- (1) Davacı, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalı da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilir. (2) Davacının cevaba cevap, davalının da ikinci cevap dilekçesi hakkında, dava ve cevap dilekçelerine ilişkin hükümler, niteliğine aykırı düşmediği sürece kıyasen uygulanır. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Ön İnceleme Ön incelemenin kapsamı

Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri hakkında, dava ve cevap dilekçelerine ilişkin hükümler niteliğine aykırı düşmediği sürece kıyasen uygulanır. Hangi hükmün niteliğe aykırı düşeceği bu maddede ayrıca belirlenmemiştir.

Hukuk Genel Kurulu, davalının süresinde cevap vermemesi karşısında davacının da cevaba cevap dilekçesi veremeyeceğini kabul etmiştir. Bu nedenle 136. madde çerçevesinde dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanacağını, ön inceleme aşamasına geçileceğini ve kanundan kaynaklanan istisnai hâller dışında taraflar bakımından iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının başlayacağını belirtmiştir.

Genişletme ve değiştirme düzeni

Hukuk Genel Kurulu, uyuşmazlığında 6100 sayılı Kanun’un 141. maddesinin birinci fıkrasını, 7251 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki hâliyle uygulamıştır. Kararın aktardığı bu metne göre taraflar iddia veya savunmalarını cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle serbestçe genişletebilir ya da değiştirebilir. Ön inceleme aşamasında ise bunu ancak karşı tarafın açık muvafakatiyle yapabilirler. Kararın somut değerlendirmesi bu önceki metne göredir.

Kararın uyguladığı önceki metne göre ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir ya da değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez ya da değiştirilemez. Bu düzenleme, kararın uyguladığı önceki metne aittir.

Maddenin değişiklikten sonraki birinci fıkrasında tarafların iddia veya savunmalarını cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle serbestçe genişletebileceği ya da değiştirebileceği, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ise genişletme ya da değiştirme yapılamayacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, genişletme ve değiştirme konusunda ıslah ile karşı tarafın açık muvafakati hükümlerini saklı tutar. Önceki metindeki ön inceleme düzeni ile sonraki birinci fıkradaki dilekçelerden sonraki yasak, aynı olay için tek bir uygulama kuralına indirgenemez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 141Kaynağı aç
MADDE 141- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/15 md.) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır. Süreler hakkında karar

İnkâr, açıklama ve yeni vakıa

Süresinde cevap vermediği için davayı inkâr etmiş sayılan davalının, mevcut vakıanın içeriğine dâhil bir hususu ileri sürmesi veya açıklaması yeni bir vakıa ileri sürmek değildir. Davalı, dava dilekçesinde bildirilen vakıaların doğru olmadığını ispat etmek için karşı delil gösterebilir.

Buna karşılık davalı, inkârının karşı delilini göstermek bahanesiyle yeni vakıalar ileri sürerse savunmasını genişletmiş olur. Hukuk Genel Kurulu, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürülen ve ürünün bozuk olduğuna dayanan vakıayı bu kapsamda değerlendirmiştir. Bu vakıa savunmanın genişletilmesi niteliğinde görüldüğünden, kararın uyguladığı 141. maddenin birinci fıkrası uyarınca bu savunma üzerinde durulamayacağı sonucuna varılmıştır. Sonuç, bozukluk iddiasına ilişkindir.

Def’i ve itiraz

Savunmayı genişletme ve değiştirme yasağına öncelikle def’iler ile bunlara ilişkin vakıalar girer. Def’i, taraflarca ileri sürülmedikçe mahkemece dikkate alınamaz. İtirazlarda ayrım yapılır. Hâkim, dosya kapsamına dâhil olan ve dosyadan anlaşılan itirazları dikkate almak zorundadır; bunların sonradan ileri sürülmesi genişletme sayılmaz. Dosyadan anlaşılamayan itirazlar ise genişletme kapsamında değerlendirilir.

Karara konu uyuşmazlık

Karara konu rücuen tazminat uyuşmazlığında cevap verilmemesi, dava dilekçesinde ileri sürülen tam kusur vakıası ile ürünün dava dilekçesinde bildirilen fiyat üzerinden kabul edilmesi gerektiği vakıasının birlikte inkâr edilmiş sayılması sonucunu doğurmuştur. Bu inkâr zımni kabul veya ikrar değildir. Fiyat ve kusura ilişkin tespit, bu olayın vakıalarına özgüdür ve her tazminat kalemi için ayrıca genel bir kural kurmaz.

Hukuk Genel Kurulu, ürünün dava dilekçesinde bildirilen fiyatının da inkâr edildiği gözetilmeden yalnız kusur tespiti yönünden makine mühendislerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak karar verilmesini hatalı bulmuştur. Fiyat yönünden dosyadaki delillerle inceleme ve araştırma yapılması gerekir.

Bozma gerekçesinde yapılması gereken işlem, bozukluk savunması dikkate alınmaksızın fiyatın da inkâr edilmiş sayıldığı kabul edilerek içinde ziraat mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesidir. Bu işlem yeni bir nihai kabul veya ret hükmü değildir.

Direnme kararının bozulması

Hukuk Genel Kurulu, davalı vekilinin temyiz itirazlarını kabul ederek direnme kararını açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle, uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince bozmuştur. Karar 24.06.2021 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir. Bozma, ilk derece mahkemesinin veya Özel Dairenin gerekçesinin benimsendiği anlamına gelmez.

Aynı Kanun’un 440. maddesinin III numaralı fıkrasının 1. bendi uyarınca, bu karar bakımından miktar itibarıyla karar düzeltme yolu kapalıdır. Kapalılık, bu kararın miktarı bakımındandır.

Sık sorulan sorular

Cevap dilekçesi verilmezse vakıalar kabul edilmiş olur mu?

Hayır. Süresi içinde cevap verilmemesi, dava dilekçesindeki vakıaların tamamının inkâr edilmiş sayılması sonucunu doğurur. Bu sonuç zımni kabul veya ikrar değildir ve ispat yükü davacıda kalır.

Cevap vermeyen davalı ikinci cevap dilekçesi verebilir mi?

Hayır. İkinci cevap dilekçesi cevaba cevap dilekçesine karşı verilir. Cevap vermeyen davalının yalnız inkârla yetindiği varsayılır; ön inceleme ve tahkikattaki savunması bu çerçevede kalır. Kanundan doğan istisnai hâller saklıdır.

İnkâr edilmiş sayılan davalı delil gösterebilir mi?

Evet, dava dilekçesindeki vakıaların doğru olmadığını ispat için karşı delil gösterebilir. Mevcut vakıanın içeriğindeki bir hususu açıklaması yeni vakıa sayılmaz. Karşı delil bahanesiyle yeni vakıa ileri sürmesi ise savunmanın genişletilmesidir.

Def’i veya itiraz sonradan ileri sürülebilir mi?

Def’iler ve bunlara ilişkin vakıalar genişletme ve değiştirme yasağına girer. Dosyadan anlaşılan itirazların sonradan ileri sürülmesi genişletme sayılmaz; dosyadan anlaşılamayan itirazlar genişletme kapsamında kalır.

Cevap süresi ne kadardır?

Cevap süresi, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır. Çok zor veya imkânsız hâllerde süre içinde başvurulursa, bir kez ve bir ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir; bu süre zorunlu değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu