Centilmenlik Anlaşması ve Rekabet Hukukundaki Yeri
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi, belirli bir mal veya hizmet piyasasında rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikteki teşebbüsler arası anlaşmaları, uyumlu eylemleri ve teşebbüs birliği kararlarını hukuka aykırı ve yasak saymaktadır. Bu yasak yalnızca anlaşmalar için değil, uyumlu eylemler için de geçerlidir; doğrudan ya da dolaylı etki yeterli olup fiili sonucun gerçekleşmesi şart değildir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Rekabet Kurumu'nun yaklaşımına göre çalışan ayartmama amacı taşıyan centilmenlik anlaşmaları, sağlayıcı veya müşteri paylaşımı anlaşmalarıyla aynı çerçevede değerlendirilerek m. 4 kapsamında kartel olarak nitelendirilmekte ve amaç bakımından hukuka aykırı sayılmaktadır. Rekabet Kurulu ise bu nitelikte anlaşmaların hem iş gücü piyasasında hem de nihai ürün pazarlarında olumsuz etkilere yol açtığını tespit etmiştir. Bu nitelendirmenin idare mahkemesi veya Danıştay içtihadıyla kesinleşip kesinleşmediği bilinmemektedir.
Rekabeti sınırlayıcı anlaşmanın yazılı olmaması, 4054 sayılı Kanun m. 59 uyarınca ispatsızlık anlamına gelmez; zira rekabeti sınırlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaların varlığı her türlü delille ispat edilebilir. Ayrıca anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin, arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin rekabetin bozulduğu piyasalardakine benzerlik göstermesi, uyumlu eylem içinde olunduğuna karine teşkil eder.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 59Kaynağı aç
Yasak Kapsamı: Hangi Anlaşma Türleri m. 4'e Girer
4054 sayılı Kanun m. 4, yasak kapsamındaki anlaşma türlerini örnekseme yoluyla saymaktadır; liste tahdidi nitelikte değildir. Sayılan başlıca türler arasında fiyat tespiti, piyasa bölüşümü, arz ve talep miktarının kontrolü, rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması ya da boykot yoluyla piyasa dışına çıkarılması yer almaktadır. Çalışan ayartmama amacı taşıyan anlaşmaların bu bentlerin birine birebir girmesi şart değildir; kanun, amacın veya etkinin varlığını yeterli görmektedir.
Tazminat Davasının Hukuki Çerçevesi: m. 57-59
4054 sayılı Kanun m. 57, bu Kanun'a aykırı eylem, karar, sözleşme veya anlaşmayla rekabeti engelleyen, bozan ya da kısıtlayan ya da hâkim durumunu kötüye kullanan kişilerin bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecbur olduğunu hükme bağlamaktadır. Zararın birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkması halinde bu kişiler müteselsilen sorumludur. Centilmenlik anlaşmaları yapısal olarak birden çok teşebbüsün katılımını gerektirdiğinden müteselsil sorumluluk hükmü bu tür davalarda gündeme gelebilir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 57Kaynağı aç
Rekabet hukukundan doğan tazminat taleplerinde 4054 sayılı Kanun, genel hükümler karşısında özel kanun niteliğinde olduğundan öncelikli olarak uygulanır. Bu davalar bakımından da hukuka aykırı rekabet ihlalinin varlığı, zararın meydana gelmesi, ihlal ile zarar arasında uygun illiyet bağı ve ihlalde bulunan teşebbüsün kusuru unsurları aranmaktadır. Özel kanun niteliğine ilişkin bu değerlendirme hukuk yazınındaki bir görüşü yansıtmakta olup kesinleşmiş yargı kararıyla doğrulanıp doğrulanmadığı bilinmemektedir.
Zarar Kavramı ve İş Gücü Piyasasında Hesaplama
4054 sayılı Kanun m. 58 kapsamında zarar, rekabet sınırlanmasaydı ödenecek bedel ile fiilen ödenen bedel arasındaki fark olarak tanımlanmaktadır. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler tüm zararlarının tazminini talep edebilir; bu hesapta elde edilmesi umulan karlar ve geçmiş yıl bilançoları da dikkate alınır. Bu hükmün iş gücü piyasasına uygulanması bağlamında, zarar görenlerin mahrum kaldığı ücret, prim veya yan hak gibi imkânların bu fark hesabının yerini alabileceği ileri sürülmektedir; ancak bu yorum kesinleşmiş yargı kararıyla teyit edilmemiştir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
İşverenlerin alım gücünün yoğunlaştığı ve ücret tekliflerinin koordinasyon veya piyasa gücü yoluyla şekillendiği bir yapıda referans alınabilecek gerçek bir piyasa değeri ortadan kalkabilmekte, bu durum bireysel zararın hesaplanmasını güçleştirmektedir. Zararın miktarı tam olarak ispat edilemeyen hallerde ise Türk Borçlar Kanunu m. 50/2 uyarınca hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararı hakkaniyete uygun biçimde belirler.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
Rekabet Kurulu Kararının Tazminat Davasındaki İşlevi
Tazminat davası açılabilmesi için Rekabet Kurulu tarafından verilmiş bir ihlal kararının bulunması zorunlu değildir. Bununla birlikte Kurul kararları, ihlalın varlığını ispat bakımından en güçlü delil olarak değerlendirilmektedir. Kurul kararının varlığı ihlali ortaya koymaya yardımcı olabilirse de bireysel düzeyde hangi fırsattan ne ölçüde mahrum kalındığını kendiliğinden kanıtlamaz; zarar gören, kendi özelindeki ekonomik kaybı somut verilerle ayrıca ortaya koymalıdır. Bu değerlendirmeler hukuk yazınındaki görüşleri yansıtmakta olup kesinleşmiş yargı kararına dayandırılamamaktadır.
İspat Yükü ve Uyumlu Eylem Karinesi
Tazminat davasında zarar gören, zararını ve davalı teşebbüsün kusurunu TBK m. 50/1 uyarınca ispat etmekle yükümlüdür. Ancak 4054 sayılı Kanun m. 59 dengeleyici bir mekanizma öngörmektedir: zarar görenin piyasaların fiilen paylaşılması, uzun sayılacak bir süre piyasa fiyatında gözlenen kararlılık ya da fiyatın teşebbüslerce birbirine yakın aralıklarla artırılması gibi rekabetin bozulduğu izlenimi veren kanıtları yargı organlarına sunması halinde, uyumlu eylem içinde bulunmadığını ispat yükü davalı teşebbüslere geçer. Bu örnekler tahdidi nitelikte olmayıp benzer nitelikteki kanıtlar da bu mekanizmayı harekete geçirebilir.
Uyumlu eylem karinesiyle karşı karşıya kalan teşebbüs, 4054 sayılı Kanun m. 4 uyarınca ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.
Üç Kat Tazminat İmkânı
4054 sayılı Kanun m. 58, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmali sonucu ortaya çıkan zararlarda hâkime özel bir yetki tanımaktadır: zarar görenlerin talebi üzerine uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedilebilir. Bu yetki hâkimin takdirindedir ve zorunlu değildir; tazminat tabanının maddi zarar mı yoksa muhtemel kar mı olacağı da yargı takdirinde kalmaktadır.
Centilmenlik anlaşmasından zarar gören bir çalışan tazminat davası açabilir mi?
4054 sayılı Kanun m. 57, Kanun'a aykırı anlaşmadan zarar görenlerin her türlü zararını talep edebileceğini düzenlemektedir. Davayı açan kişinin ihlali, kendi özelindeki zararı ve ihlalle zarar arasındaki illiyet bağını ortaya koyması gerekmektedir. Rekabet Kurulu kararının varlığı ihlali ispat etmeye yardımcı olabilir; bununla birlikte bireysel ekonomik kaybı kendiliğinden kanıtlamaz.
Centilmenlik anlaşması yazılı olmasa da kanıtlanabilir mi?
Evet. 4054 sayılı Kanun m. 59 uyarınca rekabeti sınırlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaların varlığı her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı belge bulunmaması ispatsızlık anlamına gelmez. Bunun yanı sıra m. 4 uyarınca anlaşmanın ispatlanamadığı durumlarda piyasa davranışlarının, özellikle fiyat değişmeleri, arz-talep dengesi veya faaliyet bölgelerinin rekabetin bozulduğu piyasalara benzerlik göstermesi uyumlu eylem karinesi doğurabilir.
Zarar miktarını tam olarak hesaplayamayan zarar gören ne yapabilir?
TBK m. 50/2 uyarınca zararın miktarı tam olarak ispat edilemeyen hallerde hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararı hakkaniyete uygun biçimde belirler. Bu hüküm, zararın kesin olarak hesaplanamadığı durumlarda zarar görenin talebini tamamen geçersiz kılmaz.
Birden fazla işveren centilmenlik anlaşmasına taraf olmuşsa sorumluluk nasıl dağıtılır?
4054 sayılı Kanun m. 57 uyarınca zararın birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkması halinde bu kişiler müteselsilen sorumludur.
Üç kat tazminat her davada uygulanır mı?
Hayır. 4054 sayılı Kanun m. 58 uyarınca üç kat tazminata hükmedilmesi hâkimin takdirine bırakılmıştır. Zarar görenin bu yönde açıkça talepte bulunması ve zararın tarafların anlaşması, kararı veya ağır ihmalinden kaynaklandığının ortaya konması gerekmektedir. Tazminat tabanının maddi zarar mı yoksa zarara neden olanların elde ettiği ya da etmesi muhtemel olan karlar mı olacağı da yargı takdirindedir.
Uyumlu eylem karinesi kurulduktan sonra teşebbüs nasıl savunma yapabilir?
4054 sayılı Kanun m. 4 uyarınca teşebbüs, ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

