Cebir Suçu ve Cezası: TCK 108 Kapsamı ve Unsurları

by Avukat Erdal Ersoy
Cebir Suçu ve Cezası: TCK 108 Kapsamı ve Unsurları

Cebir Suçu Nedir ve Unsurları Nelerdir?

Cebir suçu, bir kimsenin bir şeyi yapmasını, yapmamasını veya kendisinin yapmasına müsaade etmesini sağlamak amacıyla fiziki güç uygulanmasıyla meydana gelir. Suçun hukuki konusu incelendiğinde, korunan hukuki değerin bireylerin özgür iradesi ve özgürce hareket edebilme serbestisi ile vücut dokunulmazlığı ve bütünlüğü olduğu görülür. Cebir suçunun faili herkes olabilir. Mağdur ise yalnızca gerçek kişiler olabilir; tüzel kişiler bireysel irade ve vücut bütünlüğüne sahip olmadıklarından suçun mağduru sayılmaz, ancak suçtan zarar gören sıfatını haiz olabilirler.

Failin cebir eylemiyle mağdurdan talep ettiği davranışın haksız bir nitelik taşıması suçun oluşumu için zorunludur. Talep edilen husus hukuk düzeninde haklı bir nedene dayanmaktaysa cebir suçu vücut bulmaz. Bununla birlikte cebir suçu sırf hareket suçu niteliğindedir. Failin cebir teşkil eden fiili gerçekleştirmesiyle suç tamamlanmış sayılır; mağdurun failin amaçladığı neticeyi yerine getirip getirmediği suçun tamamlanması üzerinde etkili değildir.

TCK 108 Uyarınca Cebir Suçunun Cezası ve Bileşik Suç Niteliği

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 108. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması durumunda, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur. Kasten yaralama fiili cebir suçunun kurucu unsurunu meydana getirdiğinden, Türk Ceza Kanunu'nun 42. maddesi gereğince bu iki suç arasında bileşik suç ilişkisi kurulur. Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini teşkil eden fiiller tek fiil sayıldığından, suçların içtimaı kuralları uygulanmaz ve faile kasten yaralama suçundan değil, cebir suçundan ceza verilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 108Kaynağı aç
Madde 108- (1) Bir şeyi yapması veya yapmaması
ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir
kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden
yarısına kadar artırılarak hükmolunur.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 42Kaynağı aç
Madde 42- (1) Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı
nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu
tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.
Zincirleme suç

Cebir Suçunun Diğer Suç Tipleriyle İlişkisi

Fiziki müdahale içeren fiillerin hukuki niteliği, eylemin yöneldiği amaca ve korunan hukuki yarara göre farklı suç tipleri altında değerlendirilir. Bir tartışma sırasında bir kimsenin boğazının sıkılarak araziden çıkmaması ve hayvan otlatmaması yönünde fiziki baskı kurulması tehdit suçunu değil, Türk Ceza Kanunu'nun 108. maddesinde düzenlenen cebir suçunu meydana getirir. Benzer şekilde, bir kimseyi alacağını talep etmekten vazgeçirmek gayesiyle borç bulunmadığı ileri sürülerek darbedilmesi eylemi de kasten yaralama çerçevesini aşarak bir şeyi yapmaması için cebir kullanılması niteliğini taşır.

Cebir fiilinin belirli özel amaçlarla uygulanması halinde öncelikle ilgili özel normlar tatbik edilir. Cebir eylemi kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek maksadıyla gerçekleştirildiğinde Türk Ceza Kanunu'nun 265. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçu; siyasi düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya men etmeye yönelik uygulandığında ise Türk Ceza Kanunu'nun 115. maddesindeki düşünce ve kanaat özgürlüğünün kullanılmasını engelleme suçu hükümleri devreye girer. Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla cebir kullanması halinde ise Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin birinci fıkrası uyarınca cebir suçu hükümleri uygulanamaz; fail hakkında somut eyleme göre tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. İşlediği tek bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi hakkında ise Türk Ceza Kanunu'nun 44. maddesi uyarınca bu suçlardan en ağır cezayı gerektirenden dolayı hüküm kurulur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 150Kaynağı aç
Madde 150- (1) Kişinin bir hukuki ilişkiye
dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak
tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Yağma suçunun konusunu
oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya
kadar indirilebilir.[68]
Mala zarar verme
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 44Kaynağı aç
Madde 44- (1) İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun
oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan
dolayı cezalandırılır.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Yaptırımlar
BİRİNCİ
BÖLÜM
Cezalar
Cezalar

Soruşturma, Kovuşturma ve Muhakeme Usulü

Cebir suçu şikâyete bağlı suçlar arasında yer almaz. Eylem sonucunda ortaya çıkan netice basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek boyutta kalsa dahi cumhuriyet başsavcılığı tarafından re'sen soruşturulur ve kovuşturulur; mağdurun şikâyetten vazgeçmesi kamu davasını düşürmez. Cebir suçu şikâyete tabi olmadığı gibi Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesindeki katalog suçlar arasında da sayılmadığından uzlaştırma kapsamına girmez. Ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kasten yaralama suçunda zincirleme suç hükümleri uygulanamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik
zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir
cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru
belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi
durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama,
işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5]
Fikri içtima

Cebir suçuna ilişkin davalarda görevli mahkeme, 5235 sayılı Kanun'un 12. maddesinde ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlar arasında sayılmaması sebebiyle Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12. maddesi gereğince suçun işlendiği yer mahkemesidir. Cebir suçu Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesindeki katalog suçlar arasında yer almadığından tutuklama nedeni doğrudan varsayılamaz; ancak kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ile yasal bir tutuklama nedeninin bulunması halinde tutuklama kararı verilebilir. Yargılama neticesinde hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesindeki diğer şartların gerçekleşmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkündür; bu karar için sanığın rızası aranmaz.

5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 12Kaynağı aç
Madde 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.)
Kanunların ayrıca görevli kıldığı
hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp
(m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), (…)[9] hileli iflâs (m. 161)
suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci
Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve
12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren
suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet
hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve
işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın
yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine
ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır.
Diğer ceza mahkemelerinin görevleri

Dava Zamanaşımı Süreleri

Cebir suçunda dava zamanaşımı süreleri Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesi çerçevesinde tespit edilir. Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller saklı kalmak üzere, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda kamu davası sekiz yılın geçmesiyle düşer. Sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı esas alınır; seçimlik cezalarda hapis cezası dikkate alınır ve dosyadaki mevcut deliller itibarıyla daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâller hesaba katılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi

Eylemi gerçekleştirdiği sırada on iki yaşını bitirmiş ancak on beş yaşını tamamlamamış şüpheli veya sanıklar için kanuni süreler yarı oranında uygulanır. On beş yaşını doldurmakla birlikte on sekiz yaşından küçük olan çocuklarda ise bu sürelerin üçte ikisinin dolması kamu davasını düşürür. Zamanaşımının başlangıç tarihi; icrası tamamlanmış fiillerde eylemin vuku bulduğu gün, teşebbüs derecesinde kalan suçlarda son icra hareketinin yapıldığı an, mütemadi suç tiplerinde kesintinin gerçekleştiği gün ve teselsül eden fiillerde ise son suçun işlendiği tarihtir.

Sıkça Sorulan Sorular

Cebir suçu şikâyete tabi midir?

Cebir suçu şikâyete tabi değildir; cumhuriyet başsavcılığı tarafından re'sen soruşturulur ve kovuşturulur, şikâyetten vazgeçilmesi kamu davasını düşürmez.

Cebir suçu uzlaştırma kapsamında mıdır?

Cebir suçu uzlaştırma kapsamına girmez; Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde sayılan katalog suçlar arasında yer almadığı gibi soruşturulması şikâyete de tabi tutulmamıştır.

Cebir suçunda tutuklama kararı verilebilir mi?

Cebir suçu Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesindeki katalog suçlardan sayılmadığından tutuklama nedeni kanunen doğrudan varsayılamaz; ancak somut olgulara dayalı kuvvetli şüphe ve kanuni bir tutuklama nedeni varsa hâkim kararıyla tutuklama yoluna gidilebilir.

Cebir suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanabilir mi?

Cebir suçu yargılamasında hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise, yasal şartların varlığı halinde sanığın rızası aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.

Cebir suçunda genel dava zamanaşımı süresi ne kadardır?

Cebir suçunda dava zamanaşımı süresi ceza miktarına göre Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesi uyarınca belirlenir; beş yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektiren suç tiplerinde bu süre sekiz yıl olarak uygulanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu