Borçlunun alacaklılarından mal kaçırması hâlinde aciz vesikasının gerekip gerekmediği, başvurulan hukuki yolun niteliğine göre belirlenir. İcra ve İflas Kanunu uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması bir dava şartıdır. Buna karşılık Türk Borçlar Kanunu hükümlerine dayanılarak açılan genel muvazaa davalarında ağırlıklı yargı uygulamasına göre davacının icra takibi yapması ve aciz belgesi alması aranmamaktadır. Borçlunun alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltmesine dayanan cezai şikâyetlerde ise İcra ve İflas Kanunu'nun 331. maddesi borçlu aleyhine aciz belgesi alınmasını veya alacaklının alacağını alamadığını ispat etmesini yeterli saymaktadır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 331Kaynağı aç
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 277Kaynağı aç
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/11750, K. 2018/596Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1505, K. 2020/204Kaynağı aç
Tasarrufun İptali Davalarında Aciz Belgesinin Yeri ve Kapsamı
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesi uyarınca tasarrufun iptali davası; elinde geçici veya kesin aciz vesikası bulunan alacaklılar, iflas idaresi ile kanunun 245. maddesinde ve 255. maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı hâllerde alacaklıların kendileri tarafından açılabilir. Tasarrufun iptali davaları, borçlunun üçüncü kişilerle geçerli şekilde yapmış olduğu tasarrufi işlemlerin davacı alacaklı bakımından hükümsüz sayılmasını ve mal üzerinde cebri icra yetkisi elde edilmesini amaçlar. Bu davalarda alacaklının usulüne uygun bir aciz belgesine sahip olması davanın esasına girilebilmesi için ön koşul ve dava şartıdır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/18684, K. 2016/11524Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/378, K. 2019/1329Kaynağı aç
Aciz belgesinin varlığı dava şartı niteliğinde olduğundan mahkeme hakimi tarafından görevi gereği doğrudan gözetilir. Ancak aciz belgesinin dava açılırken ibraz edilmemiş olması davanın hemen reddini gerektirmez. Aciz belgesi yargılama sonuna kadar, temyiz aşamasında, karar düzeltme safhasında ve Yargıtay bozma veya onama kararından sonra dahi mahkemeye sunulabilir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/11807, K. 2015/11593Kaynağı aç
Tasarrufun iptali davası kendi koşulları içerisinde değerlendirilir. Bir başka alacaklı tarafından yürütülen icra takibinde gerçekleştirilen hacizlerin, somut davada alacaklı lehine dava şartı olarak esas alınması mümkün değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/18997, K. 2016/9049Kaynağı aç
Kesin ve Geçici Aciz Vesikası Ayrımı
İcra ve İflas Kanunu'nun 143. maddesi gereğince, alacaklı alacağının tamamını alamamış ve şartları gerçekleşmişse icra dairesi kalan miktar için derhal bir aciz vesikası düzenleyerek alacaklıya ve borçluya verir. Bu vesika borç ikrarını mutazammın senet mahiyetinde olup alacaklıya kanunun 277. maddesindeki tasarrufun iptali davası açma haklarını bahşeder. Vesikanın bir nüshası da Adalet Bakanlığınca belirlenen icra dairesindeki aleni sicile kaydedilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 143Kaynağı aç
İcra ve İflas Kanunu'nun 105. maddesinin birinci fıkrasına göre borçlunun haczi kabil malı bulunmazsa tutulan haciz tutanağı, 143. maddedeki aciz vesikası hükmündedir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca icraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil malların borcu karşılamaya yetersiz kaldığı anlaşılırsa, haciz tutanağı geçici aciz vesikası yerine geçer ve alacaklıya iptal davası açma yetkisi tanır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 105Kaynağı aç
Haciz tutanağının borçlunun aczini gösterip göstermediği tutanağın içeriğine göre belirlenir. Borçlunun adresinde yapılan hacizde borçlunun başkaca haczi kabil malının bulunmadığı açıkça tutanağa geçirilmemişse düzenlenen haciz tutanağı geçici aciz belgesi niteliği taşımaz. Borçlunun adresinde borcu karşılayacak yeterli malvarlığı bulunamadığının tutanağa geçirilmesi ve tespit edilen mallar üzerinde öncelikli rehin veya hacizlerin bulunması durumunda ise tutanak İcra ve İflas Kanunu'nun 105. maddesi kapsamında geçici aciz belgesi hükmünde sayılabilmektedir.
İcra takibinde alınan kesin aciz belgesinin sonradan iptal edilmiş olması hâlinde dahi, borçlunun malı bulunamaması sebebiyle tutulan haciz tutanaklarının geçici aciz belgesi niteliği taşıyıp taşımadığı mahkemece değerlendirilmelidir. Mal bulunamamasına ilişkin haciz tutanakları değerlendirilmeden salt kesin belgenin iptaline dayanılarak davanın reddedilmesi usul ve kanuna uygun düşmez.
Genel Hükümlere Dayalı Muvazaa Davalarında Aciz Koşulu
Borçlunun alacaklısından mal kaçırmak amacıyla yaptığı danışıklı işlemlere karşı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca muvazaa davası açılması gündeme gelebilmektedir. Yargı kararlarındaki ağırlıklı kabule göre İcra ve İflas Kanunu'nda tasarrufun iptali davasının düzenlenmiş bulunması alacaklının genel hükümlere ve muvazaaya dayanarak dava açmasına engel teşkil etmemektedir; buna karşılık borçlunun kendisinden mal kaçırdığını ileri süren alacaklının İcra ve İflas Kanunu'na özgü iptal davasını açması gerektiğini savunan karşıt görüş de bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca taraflarca ileri sürülen maddi vakıaların hukuki değerlendirmesini yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek mahkemenin doğrudan görevidir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 19Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayanılarak açılan genel muvazaa davalarında, ağırlıklı içtihadi yaklaşıma göre davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi alması zorunlu görülmemektedir. Bu davalarda üçüncü kişilerin danışıklı işlem sebebiyle haklarının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için, işlemi yapandan bir alacaklarının bulunması ve danışıklı işlemin bu alacağın ödenmesini engellemek gayesiyle gerçekleştirilmiş olması aranmaktadır.
Tasarrufun iptali davaları şahsi nitelikte olup borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış işlemlerin davacı alacaklı bakımından hükümsüz kılınmasını hedefler. Muvazaa davası ise borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunun tespitine yöneliktir ve muvazaanın ispatı hâlinde mal borçlunun malvarlığından hiç çıkmamış sayılır. İcra ve İflas Kanunu'nun 284. maddesine göre tasarrufun iptali davası açma hakkı tasarruf tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süreye tabidir; buna karşın genel muvazaa iddiası zamanaşımına bağlı olmaksızın ileri sürülebilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, borçlu yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 284Kaynağı aç
Alacaklının açtığı genel muvazaa davasında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu çoğunluk kararına göre alacaklının talebi şahsi sonuç doğurduğundan tapu kaydı iptal edilmeksizin İcra ve İflas Kanunu'nun 283. maddesinin birinci fıkrası kıyasen uygulanarak taşınmazın haciz ve satışı yönünde alacak ve ferileriyle sınırlı cebri icra yetkisi verilmektedir. Aynı karardaki karşı oyda ise mal kaçırma iddiasında bulunan alacaklının İcra ve İflas Kanunu'ndaki tasarrufun iptali davasını açması gerektiği, genel muvazaa davası açılarak anılan kanun hükümlerinin kıyasen uygulanamayacağı savunulmaktadır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 283Kaynağı aç
Mal Varlığını Eksiltme Suçunda Aciz Belgesi ve İspat
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 331. maddesinin birinci fıkrasında, takip talebinden önceki iki senelik dönemde veya takipten sonraki süreçte alacaklısını zarara sokma kastıyla mevcudunu suni surette eksilten borçluların cezalandırılması öngörülmüştür. Maddede malvarlığının devredilmesi, yok edilmesi, kıymetten düşürülmesi, danışıklı işlemler yapılması veya gerçek dışı borçların ikrar edilmesi suretiyle aktifin eksiltilmesi suç kabul edilmiştir. Bu eylemlerden dolayı ceza tayin edilebilmesi için borçlu aleyhine aciz belgesi alınması ya da alacaklının alacağını temin edemediğini kanıtlaması şarttır.
Mevcudu eksiltme suçunun oluşabilmesi için borçlu aleyhine aciz belgesi alınması zorunlu olmayıp alacaklının alacağını tahsil edemediğini ispat etmesi hâlinde de suç vücut bulabilir. Dolayısıyla borçlu hakkında yalnızca aciz belgesi düzenlenmediği gerekçesiyle beraat kararı verilemez. Yargılama makamınca icra takip dosyası incelenerek borçlu aleyhine aciz belgesi temin edilip edilmediği ve alacağın tahsilini sağlayacak borcu karşılamaya yeterli başkaca malvarlığının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, icra dosyasındaki araştırma yetersiz kaldığında yargılama aşamasında bu hususlar açıklığa kavuşturularak failin hukuki durumu belirlenmelidir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 331. maddesinde düzenlenen mevcudu eksiltme suçuna iştirak edenler hakkında kanun metninde ayrı bir düzenleme yer almadığından, eyleme katılan sanıklar yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 37 ila 41. maddelerinde düzenlenen suça iştirak hükümleri uygulanır. İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesi uyarınca bu fiillerden dolayı şikâyet hakkı, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 347Kaynağı aç
Bankalar Yönünden Aciz Belgesi İstisnası
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 13. maddesinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası aranmaması muafiyeti genel nitelikte bir istisna teşkil etmemektedir. Bu istisna, sermayesinin yarıdan fazlası kamuya ait veya temsil yetkisi kamu kurumlarında bulunan özel kanunla kurulmuş bankalar tarafından yalnızca 26.12.2003 tarihinden önce kullandırılan krediler ile fon alacaklarının tahsili amacıyla açılan davalarda uygulanabilmektedir. Söz konusu tarihten sonra kullandırılan kredilere dayanılarak açılan tasarrufun iptali davalarında ise davacı alacaklı bankalar da aciz belgesi ibraz etmekle yükümlüdür.
5411 sayılı BANKACILIK KANUNU m. Geçici Madde 13Kaynağı aç
Alacaklıdan mal kaçırmada aciz vesikası her durumda aranır mı?
Hayır. İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali davalarında kesin veya geçici aciz belgesi dava şartı iken, Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayalı genel muvazaa davalarında davacının aciz belgesi alması gerekmez.
Haciz tutanağı aciz belgesi yerine geçer mi?
Evet. İcra ve İflas Kanunu'nun 105. maddesi uyarınca borçlunun haczi kabil malı bulunmazsa düzenlenen tutanak kesin aciz vesikası hükmündedir; mevcut malların borcu karşılamaya yetersiz kalması hâlinde ise geçici aciz vesikası yerine geçer.
Tasarrufun iptali davasında aciz belgesi ne zamana kadar sunulabilir?
Tasarrufun iptali davasında dava şartı olan aciz belgesi yargılama sonuna kadar sunulabileceği gibi karar düzeltme safhasında ve Yargıtay bozma veya onama kararından sonra dahi mahkemeye ibraz edilebilir.
Borçlunun mevcudu eksiltmesi suçunda ceza verilmesi için aciz belgesi şart mıdır?
Hayır. İcra ve İflas Kanunu'nun 331. maddesinde borçlu aleyhine aciz belgesi alınması veya alacaklının alacağını alamadığını ispat etmesi öngörüldüğünden, alacağın tahsil edilemediğinin ispatlanması hâlinde de suç oluşabilir ve borçlu hakkında aciz vesikası düzenlenmediği gerekçesiyle beraat kararı verilemez.
Başka bir alacaklının icra takibindeki hacizler davada dava şartı sayılır mı?
Hayır. Tasarrufun iptali davaları kendi koşulları içerisinde değerlendirildiğinden, başka bir alacaklı tarafından yürütülen icra takibinde yapılan hacizlerin davacı alacaklı bakımından dava şartı olarak esas alınması mümkün değildir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

