Faturaya İtiraz Etmemenin Hukuki Sonucu: Sekiz Günlük Süre ve Kabul Karinesi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrası; ticari işletmesi bağlamında mal satan, üreten, iş gören veya menfaat sağlayan tacirden, diğer tarafın fatura verilmesini ve bedel ödenmişse bunun faturada gösterilmesini isteyebileceğini düzenlemektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içerik hakkında itirazda bulunmazsa fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, ticaret hayatında belge güvenilirliğini korumaya yönelik bir kabul karinesi niteliği taşımaktadır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 21Kaynağı aç
Söz konusu kabul karinesinin uygulanabilmesi için faturanın tacir sıfatıyla ve ticari işletme faaliyeti kapsamında düzenlenmiş olması gerekir; TTK m. 21/1 bu koşulu açıkça ortaya koymaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK m. 23/2'yi esas alarak sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemesiyle oluşan karinenin aksi ispat edilebilen bir adi karine olduğunu belirlemiştir. Söz konusu karar 6762 sayılı TTK dönemine ilişkin somut bir olayda verilmiş olup bu nitelendirmenin 6102 sayılı TTK m. 21/2 dönemindeki uyuşmazlıklara ne ölçüde uygulanacağı, dönem farkı nedeniyle ayrıca değerlendirilmeyi gerektirmektedir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/7613, K. 2016/190Kaynağı aç
Sekiz Günlük Sürenin Hukuki Niteliği: Hak Düşürücü Süre mi?
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/7613, K. 2016/190 sayılı kararında bu sürenin hukuki niteliğini açıkça ortaya koymuştur: sekiz günlük süre hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir; yalnızca ispat yükünün yer değiştirmesi bakımından anlam taşır. Buna göre süre içinde itiraz edilirse ispat yükü faturayı düzenleyende kalır; süre geçirildikten sonra itiraz edilirse fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat etmek faturayı alana düşer. Bu çerçevede sekiz günlük sürenin geçirilmesi, alacak zamanaşımını doğrudan etkilemez.
Akdi İlişkinin İnkârında İspat Yükü
Faturaya süresinde itiraz edilmemiş olması, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini tek başına kanıtlamaz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2013/17289, K. 2014/619 sayılı kararında akdi ilişkinin inkâr edildiği hâllerde fatura düzenlenmesinin ve tebliğ edilen faturaya süresinde itiraz edilmemesinin tek başına alacağın varlığını göstermeyeceğini; fatura konusu malın teslim edildiğinin ispatının davacıya ait olduğunu belirlemiştir. Bu karar, davalının imzasını taşıdığı iddia edilen bir teslim belgesinin söz konusu olduğu somut bir olayda verilmiş olup mahkeme, önce teslim belgesi ibraz ettirilerek davalı tarafın itirazlarının da dikkate alınması gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulduğu gerekçesiyle ilk derece hükmünü bozmuştur.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2013/17289, K. 2014/619Kaynağı aç
Bu bozma kararı, akdi ilişkinin varlığı tartışmalı olduğunda faturayı düzenleyen tarafın hem sözleşme ilişkisini hem de malın teslimine dair delilleri ayrıca ortaya koyması gerektiğini somut biçimde ortaya koymaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi de fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunmasını ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olmasını faturanın hukuki niteliğinin zorunlu ön koşulu olarak değerlendirmiştir.
Faturanın Tebliği ve İtirazın Şekli
Faturanın tebliği herhangi bir şekle bağlı değildir; muhatap hazırsa kendisine elden verilmesi, değilse herhangi bir yolla gönderilmesi mümkündür. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/7613, K. 2016/190 sayılı kararının gerekçesinde; uyuşmazlık hâlinde ispat kolaylığı sağlamak amacıyla fatura tebliğinin noter aracılığıyla, imza karşılığı elden, telgraf veya teleks yoluyla, faks ile ya da güvenli elektronik imzayla e-posta yoluyla yapılmasının uygun olduğu belirtilmiştir. Bu yollar zorunlu şekil koşulu olarak düzenlenmemiş; ispat güçlüğü doğmaması için uygun görülen yöntemler olarak değerlendirilmiştir.
İtirazın kendisi de belirli bir şekle bağlı değildir. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa ulaşmış olması zorunlu değildir; itirazın o süre içinde yapılmış olması yeterlidir. Borcun yalnızca bir kısmına itiraz eden borçlunun, icra takibine itiraz aşamasında itiraz ettiği kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi gerektiği; aksi takdirde o kısım için itiraz edilmemiş sayılacağı İİK m. 62'de düzenlenmiştir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 62Kaynağı aç
İcra Takibine İtiraz: Usul ve Süreler
Borçlu, ödeme emrine itiraz etmek istiyorsa itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmek zorundadır. İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine de yapılabilir; bu durumda itirazı alan icra dairesi gerekli masrafı alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine göndermek yükümlülüğündedir. Alınmayan masraftan ise memur şahsen sorumlu tutulur.
Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmez ve tebliğ memurunca da yeni adresi tespit edilemezse, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır. Öte yandan borçlunun borcun yalnızca bir kısmına itiraz etmesi hâlinde itiraz ettiği kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi zorunludur; aksi hâlde o kısım için itiraz edilmemiş sayılır. Takibin dayandığı senetteki imzayı reddeden borçlunun bunu itirazında ayrıca ve açıkça belirtmesi gerektiği; aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılacağı da İİK m. 62'de düzenlenmiştir.
İtirazın İptali Davası
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler çerçevesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu bir yıllık süre içinde itirazın iptali davası açılmazsa alacaklının genel mahkemede alacak davası açma hakkı yine de saklı kalır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 67Kaynağı aç
İtirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksız olduğuna karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, hükmolunan miktarın yüzde yirmisinden az olmamak üzere uygun bir tazminata mahkûm edilebilir. İcra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde takip talebindeki veya davadaki talep esas alınır.
İtirazın Kaldırılması Yolu
Alacaklının takibi; imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede ya da resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye dayanıyorsa, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu altı aylık süre içinde talepte bulunulmadığında aynı alacak için yeniden ilâmsız takip yapılamaz.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 68Kaynağı aç
İcra mahkemesindeki incelemede borçlu itirazını haklı kılacak hiçbir belge ibraz edemezse mahkeme itirazın kaldırılmasına karar verir. Borçlunun gösterdiği belge itirazın dayanağı niteliğindeyse kaldırma talebi reddolunur. Talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlunun menfi tespit veya istirdat davası açması ya da alacaklının genel mahkemede dava açması hâlinde hükmedilen tazminatın tahsili dava sonuna kadar ertelenir; dava lehine sonuçlanan taraf için daha önce hükmedilmiş tazminat kalkar.
Borçlunun ibraz ettiği belgedeki imzayı alacaklı inkâr ederse hâkim gerekli incelemeyi yaptıktan sonra imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirirse itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı söz konusu belgenin taalluk ettiği değerin yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir edilir; alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse ceza kalkar.
İtirazın İptali ile İtirazın Kaldırılması Arasındaki Temel Fark
İtirazın iptali, İİK m. 67 uyarınca bir yıllık süre içinde genel mahkemede açılan bir davadır ve alacaklının genel hükümler çerçevesinde alacağını ispat etmesini gerektirir. İtirazın kaldırılması ise İİK m. 68 kapsamında yalnızca kanunda sayılan nitelikteki belgelere dayanan takiplerde altı aylık süre içinde icra mahkemesine yapılan bir taleptir. Fatura alacağına dayalı takipte faturanın bu kapsamda hangi nitelikte değerlendirileceği kaynakta açıkça düzenlenmemiş olup bu husus somut uyuşmazlıkta ayrıca ele alınmalıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2013/34059, K. 2014/836Kaynağı aç
Fatura Alacaklarında Zamanaşımı
Sekiz günlük fatura itiraz süresinin geçirilmesi zamanaşımını etkilemez; bu süre hak düşürücü nitelik taşımamaktadır. Fatura alacaklarına uygulanacak genel zamanaşımı süresinin Borçlar Kanunu hükümleriyle belirlendiği belirtilmekle birlikte, hangi maddeye dayandığı ve bu sürenin her tür fatura alacağına aynı biçimde uygulanıp uygulanmadığı mevcut verilerle kesin olarak tespit edilememektedir. Bu konuda, uyuşmazlığın niteliğine göre ilgili Borçlar Kanunu zamanaşımı hükümleri değerlendirilmelidir.
Açık ve Kapalı Fatura Ayrımının Hukuki Durumu
Uygulamada açık ve kapalı fatura ayrımından sıkça söz edilmekle birlikte bu ayrım ne Vergi Usul Kanunu'nda ne de Türk Ticaret Kanunu'nda doğrudan düzenlenmiştir. Bu ayrımın uyuşmazlıklarda delil değeri taşıyıp taşımadığının somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gerekir.
Faturaya sekiz gün içinde itiraz etmezsem ne olur?
TTK m. 21/2 uyarınca fatura içeriğini kabul etmiş sayılırsınız. Bu durum ispat yükünü değiştirir; artık fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını sizin ispat etmeniz gerekir. Ancak bu karinenin işleyebilmesi için faturanın tacir sıfatıyla ve ticari işletme faaliyeti kapsamında düzenlenmiş olması, taraflar arasında borç doğurucu bir hukuki ilişkinin bulunması ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Karşı taraf akdi ilişkiyi inkâr ederse faturayı düzenleyen taraf bu ilişkiyi ve malın teslimini ayrıca kanıtlamak durumundadır.
Sekiz günlük itiraz süresi hak düşürücü süre midir?
Hayır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/7613, K. 2016/190 sayılı kararında bu sürenin hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi olmadığını, yalnızca ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşıdığını belirlemiştir. Söz konusu karar, fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK m. 23/2'ye dayanmaktadır.
Faturaya itiraz hangi yollarla yapılabilir?
Faturaya itiraz belirli bir şekle bağlı değildir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/7613, K. 2016/190 sayılı kararının gerekçesinde; uyuşmazlık hâlinde ispat kolaylığı sağlamak amacıyla noter aracılığıyla, imza karşılığı elden tebliğ yoluyla, telgraf veya teleks ile, faks çekilerek ya da güvenli elektronik imzayla e-posta gönderilmesi biçimlerinin uygun olduğu belirtilmiştir. Bu yollar zorunlu şekil koşulu değil, ispat güçlüğü doğmaması için uygun görülen yöntemlerdir. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa ulaşmış olması şart değildir; itirazın o süre içinde yapılmış olması yeterlidir.
İcra takibine itiraz süresi ne kadardır?
İİK m. 62 uyarınca borçlu itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmek zorundadır. Bu süre içinde itiraz edilmezse takip kesinleşir ve alacaklı haciz talebinde bulunabilir.
Borçlu icra takibine itiraz ederse alacaklı ne yapabilir?
Borçlunun itirazı üzerine icra takibi durur. Alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir ya da elindeki belgeler İİK m. 68'de sayılan nitelikteyse altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep edebilir. Bu iki yolun koşulları, süresi ve belge gereksinimleri birbirinden farklıdır; hangi yolun uygulanacağı somut duruma ve eldeki belgelerin niteliğine göre belirlenmelidir.
Akdi ilişki inkâr edilirse fatura tek başına yeterli delil midir?
Hayır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2013/17289, K. 2014/619 sayılı kararında akdi ilişkinin inkâr edildiği hâllerde fatura düzenlenmesinin ve faturaya süresinde itiraz edilmemesinin tek başına alacağın varlığını kanıtlamadığını; fatura konusu malın teslim edildiğinin ispatının davacıya ait olduğunu belirlemiştir. Bu nedenle alacaklının sözleşme ilişkisini ve teslimi ayrıca belgelemiş olması büyük önem taşır.
İtirazın iptali davası açma süresi geçerse ne olur?
İİK m. 67 uyarınca bir yıllık itirazın iptali süresini geçiren alacaklı genel mahkemede alacak davası açma hakkını yitirmez; genel hükümler çerçevesinde alacağını dava etme hakkı saklı kalır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

