Miras hukukuna konu taşınmaz uyuşmazlıkları; murisin sağlığında gerçekleştirdiği tasarrufların hukuki niteliği, mirasçılar arasındaki sözlü mutabakatların geçersizliği, ispat güçlükleri ve kanuni hak düşürücü sürelerin varlığı sebebiyle karmaşık bir yapı arz eder. Miras bırakanın iradesine saygı duyulması kuralı ile mirasçıların saklı pay hakları arasındaki denge, dava süreçlerinin titizlikle ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Miras Bırakanın Tasarrufları ve Bakım Karşılığı Devirler
Miras bırakanın serbest iradesiyle ve diğer mirasçıların saklı paylarını zedelemeden tek bir mirasçısına yaptığı taşınmaz devirleri kural olarak geçerli kabul edilebilir. Murisin sağlığında gerçekleştirdiği tasarruflara ve iradesine saygı gösterilmesi esas olup, bu nitelikteki tasarrufların iptal edilebilmesi için ortada açık bir hukuka aykırılığın bulunması şarttır.
Miras bırakanın taşınmaz paylaştırmasına dair iradesinin mahkemeler tarafından dikkate alınabilmesi, bu paylaştırmanın hukuken geçerli bir vasiyetnameye veya usulüne uygun bir sözleşmeye dayanmasına bağlıdır. Bakım borcu açık bir biçimde kararlaştırılmadan yapılan taşınmaz devirlerinin salt hibe niteliğinde değerlendirilmesi durumunda mirasçılar arasında hukuki uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır.
Bakım İlişkisinin İspatı ve Tapu İptali Talepleri
Resmi bir sözleşmeye bağlanmamış bakım ilişkilerinde, taşınmazın ölünceye kadar bakım iradesiyle devredildiğini ve bakım borcunun ifa edilmediğini ispat külfeti davacıya aittir. Bu tür davalarda tanık anlatımları belirleyici olmakta; taşınmazın bakım amacıyla devredildiği ve yükümlülüğün yerine getirilmediği güçlü tanık beyanlarıyla kanıtlandığı takdirde tapu iptali ve tescil hükmü kurulabilmektedir.
Taşınmaz devirlerinde hata veya yanılma gibi sübjektif sebeplere dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında mahkemeler delilleri sıkı bir incelemeye tabi tutar. Davalının satış bedelini elden ödediği yönündeki savunmasını tanık veya dolaylı delillerle desteklemesi halinde, ispat yükünü tam olarak yerine getiremeyen davacının talebinin reddedilme riski oluşmaktadır.
Sözlü Paylaşımlar ve Vaat Edilen Hisselerin Devri
Mirasçılar arasında gayrimenkullerin taksimine ilişkin olarak yapılan sözlü anlaşmalar hukuken geçerli kabul edilmemektedir. Taşınmaz devirlerinin ve paylaşımın resmi şekil şartlarına uygun olarak belgelendirilmemesi, taraflar bakımından giderilmesi güç hukuki ihtilaflara zemin hazırlamaktadır.
Bir mirasçının kendisine başka bir taşınmaz verileceği vaadiyle payını devrettiği durumlarda; işlemde hile, yanılma veya muvazaanın gerçekleştiğinin kanıtlanması halinde tapu iptali ve tescil davası açılarak devredilen hissenin geri alınması mümkündür.
Kadastro Tespitine Dayalı Hak Düşürücü Süre
Kadastro tespitine ve tesciline bağlanan taşınmazlar hakkında kadastro öncesi hak iddialarına ve zilyetliğe dayanılarak tapu iptali ve tescil davası açılması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca on yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2024/1747 Esas ve 2024/2866 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; hak düşürücü süre dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmek zorundadır. Tescil kararının kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık sürenin geçmesi davanın dinlenmesini engeller.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1747, K. 2024/2866Kaynağı aç
Miras bırakan sağlığında tek bir mirasçısına taşınmaz devredebilir mi?
Diğer mirasçıların kanunen korunan saklı payları ihlal edilmediği ve miras bırakanın tasarrufu serbest iradesine dayandığı sürece tek bir mirasçıya yapılan taşınmaz devri geçerli kabul edilebilir.
Mirasçıların kendi aralarında yaptığı sözlü miras paylaşımı geçerli midir?
Mirasçılar arasında taşınmazların paylaşımına ilişkin olarak gerçekleştirilen sözlü anlaşmalar kanunen geçerli kabul edilmemekte, devir ve paylaşımların resmi belgelere bağlanması gerekmektedir.
Kadastro öncesi haklara dayanarak tapu iptali davası açma süresi ne kadardır?
3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 12/3 hükmü gereğince, kadastro öncesi hukuki sebeplere dayalı tapu iptali davaları kesinleşme tarihinden itibaren on yıllık hak düşürücü süreye tabidir ve bu süre dava şartı olarak re'sen incelenir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

