Çalıntı Kartla Yapılan İşlemde Banka ve İş Yeri Sorumluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
Çalıntı Kartla Yapılan İşlemde Banka ve İş Yeri Sorumluluğu

Kart Hamilinin Koruma ve Bildirim Yükümlülüğü

Kart kullanımından doğan sorumluluk kural olarak sözleşmenin imzalanması ve kartın zilyetliğe geçmesi ya da fiziki varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenilmesi anından itibaren kart hamiline aittir. Kart hamili, kendisine teslim edilen kartı ve kartın kullanımı için gereken şifre, kod numarası veya kimliği belirleyici diğer bilgileri güvenli bir biçimde korumakla yükümlüdür. Başkalarının bu unsurları ele geçirmesini ve kullanmasını önleyici tedbirleri almak zorundadır. Kartın kaybedilmesi, çalınması veya hamilin rızası hilafına bir işlemin gerçekleştiğinin öğrenilmesi durumunda, kart hamilinin kart çıkaran kuruluşa derhal bildirimde bulunması kanuni bir yükümlülüktür.

Bildirim Öncesi Yetkisiz Harcamalar ve Yasal Sorumluluk Sınırı

Kartın ya da kimliği belirleyici şifre ve bilgilerin kaybedilmesi veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımlardan doğan zararlardan kural olarak 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu uyarınca yüz elli Yeni Türk Lirası ile sınırlı sorumludur. Bununla birlikte bu yasal sınır mutlak bir koruma sağlamaz. Hukuka aykırı kart kullanımının hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması ya da kanunda öngörülen bildirimin hiç yapılmaması durumunda söz konusu sorumluluk tavanı geçerliliğini yitirir ve kart hamili zararın tamamından sorumlu tutulabilir.

Bankaların Güven Kurumu Niteliği ve Nitelikli Özen Borcu

Müşteri ile kart çıkaran kuruluş arasındaki kredi kartı ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda bankanın sözleşmesel sorumluluğu vekâlet sözleşmesi hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Kamu nezdinde güven kurumu niteliği taşıyan bankalar, gerçekleştirdikleri her türlü işlemde sıradan tacirlerin basiretli davranma yükümlülüğünün ötesinde nitelikli bir özen borcu altındadır. Bankaların çalıntı kartla hukuka aykırı kullanım riskini tamamen kart hamiline yükleyen genel işlem şartlarına sözleşmelerde yer vermesi; sözleşmenin zayıf tarafı aleyhine dengeyi bozan ve ölçüsüz mağduriyet doğuran bir sapma yaratması halinde kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle batıl sayılır.

Üye İş Yerinin Kimlik ve İmza Kontrolü Yükümlülüğü

Kredi kartı ile gerçekleştirilen harcamalarda POS cihazını kullanan üye iş yerleri, işlem sırasında kimlik kontrolü yapmak ve harcama belgesi üzerindeki imza ile kartın arkasındaki imzayı karşılaştırmakla yükümlüdür. Kimlik denetimi yapmayarak veya imza uyuşmazlığını gözetmeyerek sahte imzalı çalıntı kartla alışveriş yapılmasına sebebiyet veren üye iş yerleri, bu ihmallerinden doğan zararlardan hukuken sorumlu olur.

Sahte İmza ve Şifresiz İşlemlerde Kusur Ayrımı

Alışverişin şifre kullanılmaksızın yalnızca harcama belgesine imza atılması suretiyle gerçekleştirilmesi ve belgedeki imzanın kart hamiline ait olmadığının saptanması, kart hamilinin şifre ve kimlik bilgilerini koruma yükümlülüğünü ihlal etmediğini gösterir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/32840 Esas ve 2014/18798 Karar sayılı ilamında da benimsendiği üzere, şifresiz ve sahte imza ile yürütülen işlemlerde kart hamiline şifre güvenliğini ihlal kusuru yüklenemez.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/32840, K. 2014/18798Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2013/32840 E.  ,  2014/18798 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi TARİHİ : 20/06/2013 NUMARASI : 2009/1019-2013/688 Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı 1-M. D. 2-Ş.. D.. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartının 14.03.2005 tarihinde minibüste seyahat halinde iken çalındığını, durumu saat 14.43’te telefonla sonra da yazılı olarak davalı bankaya bildirdiğini, kredi kartı ile davalı Ş.. D..’ın işlettiği davalı M. D.’ ait … Kuruyemiş’ten 4.000-TL‘lik alışveriş yapıldığını, ihbardan önce yapılmış olması nedeniyle davalı bankanın bu tutarı karşılayamayacağını bildirdiğini, davalı bankanın sadece 750-TL sorumluluk üstelendiğini, kredi kartının çalınması ve kullanılmasında bir kusuru olmadığı halde 3.275-TL’yi davalı bankaya ödemek zorunda kaldığını, diğer davalı Ş.. D..’ın ceza mahkemesinde yargılandığını ve bu eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan cezalandırıldığını, davalıların müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek ihtar bedeli de dahil olmak üzere toplam 3.420,30-TL’nin ve 5.000-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı banka, dava konusu alışverişin saat 14.39’da, davacının bildiriminden 4 dakika önce gerçekleştiğini, sözleşmenin 19. maddesine göre bildirimin bankaya ulaşmasından önceki harcamalar nedeniyle bir sorumluluklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Davalı Şakir ve M. D., rutin bir alışveriş olduğunu, bir kusurlarının bulunmadığını, kredi kartını Özenle saklamadığı için davacının sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davalı banka hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar Ş.. D.. ve M. D. hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile 1.645,30-TL’nin davalılardan dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, fazla istem ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar Ş.. D.. ve M. D. tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle davalılar Ş.. D.. ve M.D. tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacı, kredi kartının, hukuka aykırı olarak üçüncü kişiler tarafından kullanılması nedeniyle harcamalardan sorumlu olmadığını ileri sürmüş, davalılar ise, kredi kartına ilişkin bilgi ve şifrelerin saklanması ve korunmasında gerekli özenin gösterilmediğini, çalıntı bildiriminden önce yapılan harcamalardan bankanın sorumlu olmadığını belirterek, yapılan harcamalardan davacının sorumlu olması gerektiğini savunmuşlardır. Davacının hamili olduğu Akbank Axess kredi kartının 14.03.2005 tarihinde çalındığı, davalının saat 14.43’te davalı bankaya çalıntı bildiriminde bulunduğu, dava konusu 4.000-TL’lik alışverişin ise saat 14.39’da yapıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için, 5464 sayılı “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu”nun, konu ile ilgili hükümlerinin incelenmesi gerekir. “Kart Hamillerinin Yükümlülükleri” başlıklı 15. maddesinde, “Kart kullanımından doğan sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine geçtiği veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan itibaren, kart hamiline aittir.” “Bildirim Zorunluluğu” başlıklı, 16. maddesinde, “Kart hamili, kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerektiriyorsa bu bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi halinde kart çıkaran kuruluşu derhal haberdar etmek zorundadır.” “Kartın Haksız Kullanımı ve Sigortalanması” başlıklı 12. maddesinde ise, “Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen Bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.” hükümleri bulunmaktadır. Yine taraflar arasındaki kredi kartı sözleşmesinin, 19. maddesinde, “Kredi kartının kaybolması, çalınması veya kullanılamayacak şekilde bozulması halinde üye veya ek kart hamili, derhal durumu bankaya telefon ile bildirmek ve akabinde yazılı olarak teyit etmekle yükümlüdür. Bu bildirime kadar kredi kartı, şifre veya kredi kart numarası kullanılarak yapılan işlemlerden doğan tüm sorumluluk üye ek kart hamiline ait olup, bildirimin Bankaya ulaşmasından itibaren Bankaca kredi kartının yurt içinde ve yurtdışında kullanıma kapatılabilmesi için gerekli makul bir süreden sonra kredi kartı ile 3. kişilerce gerçekleştirilecek işlemlerden üye ve ek kart hamili sorumlu tutulamaz.” düzenlemesi mevcuttur. Görüldüğü üzere, kredi kartı sahibi, banka ile sözleşme imzaladığı ve kartın kendi zilyetliğine geçtiği andan itibaren anılan yasa gereğince kendisine tevdi edilen kredi kartını, gerekse bu kartın kullanılması ile ilgili bilgileri koruma ve saklama ile yükümlüdür. Ancak 5464 Sayılı Kanun gereğince kredi kartı ya da bu bilgilerin kaybolması ya da çalınması halinde ağır ihmali ya da kastı bulunmadığı sürece bankaya yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Bu durumda Kanunun 12. maddesinin her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda, davacının davalı Bankaya ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiği, bildirimden 4 dakika önce yapılan 4.000-TL’lik alışverişin slipe imza atılmak suretiyle yapıldığı ve slipteki imzanın davacıya ait olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği anlaşılmaktadır. Hukuka aykırı yapılan bu harcamanın davacının ağır ihmali ve kastına dayandığından bahsedilemez. Zira, davacı minibüste seyahat halinde iken kartını çaldırmış olup, kartın çalınmasını kolaylaştıracak bir ihmalinin bulunduğuna dair dosya kapsamında bir iddia ya da delil mevcut değildir. Hayatın olağan akışına göre davacının minübüste seyahat halinde cüzdanını sürekli açarak kredi kartını kontrol etmesi mümkün değildir. Yine, alışverişin slipe atılan imza ile yapılması da davacının şifre vs. bilgilerini de güvenli olarak koruduğunu gösterir. Hal böyle olunca davacının 5464 Sayılı Kanunun 12. maddesi gereğince Bankaya bildirimden önceki yirmi dört saat içinde 2013/32840-18798 gerçekleşen bu hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Açıklanan gerekçelerle diğer davalılar yönünden de davacı aleyhine ½ kusur indirimi yapılamaz. Mahkemece, yanlış değerlendirme ve aksi düşüncelerle davacının şifresine kısa sürede ulaşıldığı, şifrenin güvenli bir şekilde seçilmediği yada muhafaza edilemediği, davacının kartının cüzdanında olup olmadığını kontrol etmediği, dikkatsizliği suretiyle kartın çalınmasına imkan verdiği, bu nedenle ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde banka yönünden davanın reddine karar verilmesi, diğer davalılar yönünden ise ½ oranında indirim yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalılar Ş.. D.. ve M. D.tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine,2.bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Toplu taşıma aracında seyahat eden bir kimsenin cüzdanını sürekli açarak kartını kontrol etmesi hayatın olağan akışına göre beklenemez. Kartı yankesicilik yoluyla çalınan ve bu durumu fark eder etmez gecikmeksizin bankaya bildirimde bulunan kart hamiline müterafik kusur izafe edilemez. Kartın muhafazasında kusuru bulunmayan ve bildirim yükümlülüğünü derhal yerine getiren kart hamilinin eylemi sebebiyle, sahte imzayla işlem yapan iş yerinin sorumlu olduğu tazminat miktarından kusur indirimi yapılması hukuka uygun değildir.

Olağan Dışı Harcama Profili ve Güvenlik Altyapısının Denetimi

Kart hamilinin mutat harcama profiline ve geçmiş kullanım alışkanlıklarına açıkça aykırı düşen yüksek meblağlı işlemlerin yalnızca sahte imza ile art arda yapılması durumunda, bankanın işlem tarihi itibarıyla güvenlik zafiyeti barındıran bir sistem kullanıp kullanmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Bankanın dönemin teknik imkânlarına ve koşullarına uygun yeterli güvenlik altyapısını sağlayıp sağlamadığı bilirkişi incelemesi marifetiyle araştırılarak hukuki sorumluluğun kapsamı tayin edilir.

5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önceki tarihlerde meydana gelen haksız kart kullanımlarında anılan Kanun'un 12. maddesindeki özel sorumluluk kuralları geçmişe yürütülemez. Kanunun yürürlük tarihi öncesindeki uyuşmazlıkların genel hükümler ve vekâlet sözleşmesi ilkeleri doğrultusunda çözüme kavuşturulması gerekir.

Çalıntı kart harcamalarında kart hamilinin sorumluluğu ne zaman başlar?

Kart kullanımından doğan sorumluluk, sözleşmenin imzalanması ve kartın teslim alınması ya da kart numarasının öğrenilmesi anından itibaren başlar.

Kart çalındığında bildirim öncesi harcamalardan hamil ne kadar sorumludur?

Kart hamili, bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen yetkisiz harcamalardan kural olarak 5464 sayılı Kanun gereği yüz elli Yeni Türk Lirası ile sınırlı sorumludur; ağır ihmal, kasıt veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.

Çalıntı kartla yapılan şifresiz harcamalardan üye iş yeri sorumlu mudur?

Üye iş yeri, kimlik kontrolü yapmayarak ve slip üzerindeki imza karşılaştırmasını denetlemeyerek sahte imzalı çalıntı kartla işlem yapılmasına sebep olmuşsa doğan zarardan hukuken sorumludur.

Şifresiz ve sahte imzayla yapılan işlemlerde kart hamiline kusur yüklenir mi?

İşlemin şifresiz yapılması ve sahte slip imzası taşıması kart hamilinin şifre koruma yükümlülüğünü ihlal etmediğini gösterir; hırsızlığı fark eder etmez bildiren kart hamiline müterafik kusur izafe edilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu