Borderline Kişilik Bozukluğu Olan Eşten Boşanma

by Avukat Erdal Ersoy
Borderline Kişilik Bozukluğu Olan Eşten Boşanma

Borderline kişilik bozukluğu yaşayan bir eş ile sürdürülen evlilik birliğinin sona erdirilmesinde, bu durum hukuken akıl hastalığı kategorisinde değerlendirilmemekte, kişilik yapısındaki süregelen disfonksiyonlar sebebiyle psikiyatrik bir bozukluk olarak kabul edilmektedir. Buna karşılık 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesi uyarınca akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için, ortak hayatın diğer eş yönünden çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi şartı aranmaktadır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 165Kaynağı aç
Madde 165- Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir. VI. Evlilik birliğinin sarsılması

Boşanma Nedenleri ve Kusur Durumunun Belirlenmesi

Aşırı alkol bağımlılığı ve haysiyetsiz hayat sürme gibi haller boşanma sebepleri arasında sayılmaktadır. Evlilik birliğinde düşkün ve bağımlı bir yaşam tarzını devam ettiren eş boşanmada kusurlu kabul edilmektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci fıkrasına göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa her iki taraf da boşanma davası açabilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, davacının kusuru daha ağır olduğu takdirde davalının davaya itiraz hakkı saklıdır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa mahkemece boşanmaya karar verilebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise eşlerin mahkemeye birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi durumunda evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Kanunun 166. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bu yolla boşanma kararı verilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi, mali sonuçlar ve çocukların durumu hakkındaki anlaşmayı uygun bulması gerekir. Ayrıca herhangi bir sebeple açılan davanın reddedilip kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra ortak hayat kurulamamışsa dördüncü fıkra uyarınca eşlerden birinin talebiyle boşanma gerçekleşir.

İspat Faaliyeti ve Delillerin Sunulması

Boşanma sürecinde eşin şiddet, hakaret veya aşağılayıcı ifadelerine maruz kalınması durumunun hukuki sonuçları bulunmaktadır. Bu tür savların yargılama makamları önünde somut delillerle ispatlanması zorunludur. Eşin ani ve tahmin edilemez davranışları ile kriz anlarının belgelenmesi amacıyla ses veya video kaydı gibi araçlara başvurulması delil toplama yöntemi olarak değerlendirilebilmektedir.

Delillerin toplanması ve sunulmasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesi uygulama alanı bulur. Taraflar ispat hakkını kanunda öngörülen süre ve usul kurallarına uygun biçimde kullanır. Maddenin ikinci fıkrası gereğince hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller bir vakıanın ispatında mahkeme tarafından dikkate alınamaz. Ayrıca kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği durumlar başka araçlarla kanıtlanamayacağı gibi gösterilen delilin caiz olup olmadığını takdir yetkisi de mahkemeye aittir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 189Kaynağı aç
MADDE 189- (1) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. (2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. (3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. (4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. İspat yükü

Eşin tehdit veya fiziksel şiddet teşkil eden eylemlerine maruz kalınması halinde, çağrı üzerine yanına gelinen yakın aile üyeleri veya dostlar tanık olarak gösterilebilir. Bu kişilerin tanıklığı mahkeme sürecinde iddiaların kanıtlanması bakımından lehe şahitlik vasıtası teşkil eder.

İntihar Tehditleri Karşısında Sorumluluk ve Velayet

Borderline kişilik bozukluğu yaşayan kişiler bağlı bulundukları partnerle ilişkiyi sürdürmek amacıyla intihar teşebbüsünde bulunabilirler. Bu durum acil psikiyatrik müdahale gerektirir ve tehditler hafife alınmamalıdır. Böyle anlarda derhal resmî makamlara ve ilgilinin yakınlarına haber verilerek tedavi altına alınmasının sağlanması gerekir; aksi halde ilgililer açısından hukuki sorumluluk doğabilmektedir.

Karşı tarafın manipülatif ve kışkırtıcı davranışlarına kapılarak hukuka aykırı hareket edilmesi, boşanma sürecinde aleyhe delil oluşmasına sebebiyet verebilir. Bu tür tepkiler verilmesi neticesinde müşterek çocukların velayeti kaybedilebileceği gibi karşı tarafa nafaka ödeme yükümlülüğü altına da girilebilir.

Borderline kişilik bozukluğu boşanma hukukunda akıl hastalığı sayılır mı?

Hayır, borderline kişilik bozukluğu akıl hastalığı kategorisinde değil, süregelen disfonksiyonları sebebiyle psikiyatrik bir bozukluk olarak kabul edilmektedir; akıl hastalığına dayalı boşanma için Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesi gereğince resmî sağlık kurulu raporu ve ortak hayatın çekilmez hale gelmesi şartı aranır.

Eşin kriz anında alınan ses ve video kayıtları mahkemede kullanılabilir mi?

Olayların belgelenmesinde ses ve video kayıtlarından yararlanılabilmekte ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin ikinci fıkrası gereğince hukuka aykırı elde edilen deliller mahkemece ispatta dikkate alınamaz ve delilin caiz olup olmadığını hâkim takdir eder.

Eşin intihar teşebbüsünün bildirilmemesi sorumluluk doğurur mu?

Evet, ilişkiyi devam ettirmek amacıyla sergilenen intihar teşebbüs ve tehditlerinde resmî makamlara ve kişinin yakınlarına haber verilerek tedavi altına alınması sağlanmalıdır; bu bildirimin yapılmaması hukuki sorumluluk doğurabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu