Borcun ve Borç İlişkisinin Sona Erme Biçimleri

by Avukat Erdal Ersoy
Borcun ve Borç İlişkisinin Sona Erme Biçimleri

Tek bir borcun sona ermesi, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bütünüyle sona erdiği anlamına gelmeyebilir. Borç, ibra, açık iradeyle yenileme, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi, borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeple ifa imkânsızlığı ya da şartları bulunan takas yoluyla sona erebilir. Öngörülen durumda borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını, bu mümkün olmazsa sözleşmeden dönmeyi isteyebilir; sürekli edimli sözleşmelerde kural olarak dönme yerine fesih kullanılır. Zamanaşımı kural olarak borcun kendisini sona erdirmez. Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 132Kaynağı aç
MADDE 132- Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir. C. Yenileme I. Genel olarak
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 133Kaynağı aç
MADDE 133- Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz. II. Cari hesaplarda
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 135Kaynağı aç
MADDE 135- Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer. Ancak, üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez. Birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa, borç varlığını sürdürür. Taşınmaz rehni ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklıdır. E. İfa imkânsızlığı I. Genel olarak
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 136Kaynağı aç
MADDE 136- Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür. II. Kısmi ifa imkânsızlığı
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 139Kaynağı aç
MADDE 139- İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir. 2. Kefalet hâlinde
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 138Kaynağı aç
MADDE 138- Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır. F. Takas I. Koşulları 1. Genel olarak
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 161Kaynağı aç
MADDE 161- Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Borç İlişkilerinde Özel Durumlar BİRİNCİ AYIRIM Teselsül A. Müteselsil borçluluk I. Doğuşu

Asıl borca bağlı hak ve borçlar

Türk Borçlar Kanunu m. 131’e göre asıl borç ifa ya da başka bir sebeple sona erdiğinde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi asıl borca bağlı hak ve borçlar da sona erer. Fer’i hak ve borçlar, bağlı oldukları asıl borç sona ermişken bu kural çerçevesinde ayrıca ayakta kalmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 131Kaynağı aç
MADDE 131- Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir. Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır. B. İbra

İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifası, bu hakkın sözleşmeyle, ifa anına kadar yapılacak bildirimle ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılıyorsa istenebilir. Saklı tutmaya ilişkin bu yollardan biri bulunmadıkça işlemiş faiz ve ceza koşulu ayrıca istenemez.

Asıl borcun sona ermesine bağlanan sonuç bakımından taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.

İbra sözleşmesi

Türk Borçlar Kanunu m. 132, borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belirli bir şekle bağlanmış olsa bile borcun, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacağı ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabileceğini düzenler.

Yenileme

Türk Borçlar Kanunu m. 133 uyarınca mevcut bir borcun yeni bir borçla sona erdirilmesi ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle olur.

Mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması, yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradesi olmadıkça yenileme sayılmaz.

Cari hesapta yenileme

Türk Borçlar Kanunu m. 134, çeşitli kalemlerin bir cari hesaba yalnızca kaydedilmiş olmasını borcun yenilenmiş olduğu anlamına getirmez. Hesabın kesilmiş ve hesap sonucunun diğer tarafça kabul edilmiş olması durumunda borç yenilenmiş olur. Yenileme, salt kayda değil, kesilme ile kabulün birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 134Kaynağı aç
MADDE 134- Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez. Ancak, hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmiş olması durumunda, borç yenilenmiş olur. Kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça, hesap kesilip sonucun kabul edilmiş olması, güvenceyi sona erdirmez. D. Birleşme

Cari hesap kalemlerinden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça hesabın kesilip sonucunun kabul edilmesi bu güvenceyi sona erdirmez. Taraflar güvencenin sona ermesini kararlaştırabilir; böyle bir karar yoksa güvence devam eder.

Alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi

Türk Borçlar Kanunu m. 135’e göre alacaklı ve borçlu sıfatları aynı kişide birleşirse borç sona erer. Üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut hakları birleşmeden etkilenmez.

Birleşmenin geçmişe etkili biçimde ortadan kalkması hâlinde borç varlığını korur. Bu sonuç, taşınmaz rehni ve kıymetli evrak bakımından öngörülen özel hükümlerin saklı kalmasına engel değildir.

Borçluya yüklenemeyen ifa imkânsızlığı

Türk Borçlar Kanunu m. 136, borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borcun sona ereceğini belirtir. Bu sonuç, imkânsızlığın borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebepten doğmasına bağlıdır.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede imkânsızlık nedeniyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri verir ve henüz kendisine ifa edilmemiş edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletildiği durumlar bu hükmün dışındadır.

İfa imkânsızlığını alacaklıya vakit geçirmeden duyurmayan ve zararın büyümemesi için gereken tedbirleri almayan borçlu, bu eksiklikten doğan zararları karşılamak zorundadır.

Kısmi ifa imkânsızlığı

Türk Borçlar Kanunu m. 137’ye göre borcun ifası, borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlu, borcunun yalnız imkânsızlaşan kısmından kurtulur. İfa edilmesi mümkün kalan kısım bakımından borç sürer.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 137Kaynağı aç
MADDE 137- Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Ancak, bu kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, bir tarafın borcu kısmen imkânsızlaşır ve alacaklı kısmi ifaya razı olursa, karşı edim de o oranda ifa edilir. Alacaklının böyle bir ifaya razı olmaması veya karşı edimin bölünemeyen nitelikte olması durumunda, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır. III. Aşırı ifa güçlüğü

Kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa borcun tamamı sona erer. Tamamen sona erme, her kısmi imkânsızlıkta değil, bu açık anlaşılma şartında doğar.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede bir tarafın borcu kısmen imkânsızlaşır ve alacaklı kısmi ifaya razı olursa karşı edim de aynı oranda ifa edilir. Alacaklı kısmi ifaya razı olmazsa ya da karşı edim bölünemeyen nitelikteyse tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.

Aşırı ifa güçlüğü

Türk Borçlar Kanunu m. 138, öngörülen şartlar gerçekleştiğinde ve borçlu henüz ifa etmemiş ya da haklarını saklı tutarak ifa etmişse borçluya, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme imkânı tanır. Uyarlama mümkün değilse borçlu sözleşmeden dönebilir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkı yerine fesih hakkını kullanır. Bu imkânlar, maddede aranan öngörülemezlik, borçludan kaynaklanmama, dürüstlük ve ifa durumuna ilişkin şartlara bağlıdır.

Aynı madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır. Borcun yabancı para borcu olması, uyarlama ile bunun mümkün olmaması hâlindeki dönme veya sürekli edimli sözleşmedeki fesih ayrımını değiştirmez.

Takas

Türk Borçlar Kanunu m. 139’a göre iki kişi karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri borçluysa ve her iki borç muaccelse, her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Takasın bu çerçevesinde karşılıklılık, edimlerin para veya özdeş olması ve her iki borcun muaccel bulunması aranır.

Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.

Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak o alacağın takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış her alacak bu şart olmaksızın takasa konu olmaz.

Türk Borçlar Kanunu m. 143’e göre takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bildirim üzerine her iki borç, takas edilebilecekleri andaki daha az olan borç tutarınca sona erer. Sona erme, borçların tümünü değil, daha düşük tutarı kapsar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 143Kaynağı aç
MADDE 143- Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Cari hesapla ilgili ticarete ilişkin özel teamüller saklıdır. III. Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar

Cari hesapla ilgili ticarete ilişkin özel teamüller saklıdır.

Zamanaşımının yeri

Zamanaşımı kural olarak borcun kendisini sona erdirmez.

Türk Borçlar Kanunu m. 161’e göre zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.

Türk Borçlar Kanunu m. 146, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu belirtir. On yıllık süre genel çerçevedir; başka bir süre öngören hüküm bulunan alacakta o hüküm uygulanır. Bu madde, zamanaşımının borcu ortadan kaldırdığını düzenlemez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı
İbra için borcu doğuran işlemin şekline uyulması gerekir mi?

Hayır. Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca şekle bağlanmış olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacağı ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.

Yeni senet düzenlenmesi borcu yeniler mi?

Açık yenileme iradesi olmadıkça yenileme sayılmaz. Mevcut borç için kambiyo taahhüdü verilmesi, yeni alacak senedi veya yeni kefalet senedi düzenlenmesi bu kapsamdadır.

Cari hesaba kayıt borcu yeniler mi?

Yalnızca kayıt, borcun yenilendiği anlamına gelmez. Borç, hesabın kesilmesi ve hesap sonucunun diğer tarafça kabul edilmesi durumunda yenilenmiş olur.

Kısmi imkânsızlık borcun tamamını sona erdirir mi?

Kural olarak erdirmez. Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlu yalnız imkânsızlaşan kısımdan kurtulur. Bu kısmi imkânsızlık önceden öngörülseydi tarafların böyle bir sözleşme yapmayacağı açıkça anlaşılıyorsa borcun tamamı sona erer.

Takas bildirimsiz gerçekleşir mi?

Hayır. Takas, borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bildirimden sonra borçlar, takas edilebilecekleri andaki daha az tutar kadar sona erer.

Hâkim zamanaşımını kendiliğinden uygular mı?

Hayır. Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Kanunda aksine hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu