Borç Para İlişkisinin Hukuki Niteliği ve Kapsamı
Bir kimseye borç olarak para verilmesi, Türk Borçlar Kanunu kapsamında tüketim ödüncü sözleşmesi olarak kabul edilir. Bu sözleşme türünde ödünç veren taraf belirli bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir eşyayı karşı tarafa devretmeyi, ödünç alan ise kararlaştırılan süre sonunda aynı nitelik ve miktardaki edimi geri vermeyi taahhüt eder. Tüketim ödüncü sözleşmesinin geçerliliği kanunen resmi veya yazılı bir şekle tabi tutulmamış olup tarafların karşılıklı irade beyanlarının uyuşmasıyla sözlü olarak da kurulabilir.
Sözleşmenin tamamlanıp paranın teslim edilmesiyle birlikte söz konusu paranın mülkiyeti borçluya intikal eder. Mülkiyeti iktisap eden borçlu, teslim aldığı tutar üzerinde serbestçe tasarruf etme yetkisine kavuşur. Tüketim ödüncünde borçlunun edimi, teslim aldığı banknotların kendisini değil, aynı para biriminde ve aynı miktardaki karşılığını geri vermektir.
Borç para verilmesi neticesinde kurulan ilişki özel hukuk alanında doğan bir sözleşmedir. Sözleşmeden doğan borcun vadesinde ödenmemesi kural olarak ceza hukukunu ilgilendirmez ve tek başına cezai bir fiil teşkil etmez. Bu nedenle ödenmeyen bir borç sebebiyle kolluk makamlarına veya savcılığa ceza şikâyetinde bulunulamaz. Ancak borcun verilmesi esnasında alacaklının baştan hileli hareketlerle iradesinin sakatlanması veya dolandırıcılık teşkil eden eylemlerin varlığı halinde ceza soruşturması söz konusu olabilir. Borcun ödenmemesine dayalı uyuşmazlıklarda alacağın tahsili kural olarak icra ve yargı mercileri nezdinde takip edilir.
Borcun Muacceliyeti ve Altı Haftalık Geri Verme Süresi
Ödünç olarak verilen tutarın geri istenebilmesi için alacağın muaccel nitelik kazanması gereklidir. Taraflarca sözleşme kapsamında açık bir iade günü tespit edilmişse veya bildirim esasına dayalı bir vade kararlaştırılmışsa, bu vadenin dolmasıyla birlikte borç talep edilebilir hale gelir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 392Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu m. 392 gereğince ödüncün iadesi bakımından kesin bir gün, bildirim öneli veya alacaklının talebi üzerine borcun derhal muaccel olacağı yönünde bir anlaşma mevcut değilse borçlu, ödünç verenin bildireceği ilk iade isteminden itibaren altı haftalık süre dolmadan ödüncü geri vermekle yükümlü tutulamaz. Dolayısıyla açık bir geri ödeme vadesi tayin edilmemiş ödünç ilişkilerinde alacaklının öncelikle borçluya geri isteme iradesini iletmesi ve bu bildirimin ardından altı haftalık kanuni sürenin geçmesini beklemesi zorunludur.
İlamsız İcra Takibi Yoluyla Borcun Tahsili
Para alacağına dayanan tüketim ödüncü uyuşmazlıklarında alacaklı, elinde kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmasa dahi genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi yoluna başvurabilir. Takibin başlatılabilmesi ve takip talebinin usulünce düzenlenebilmesi için borçlu tarafa ait kimlik bilgilerinin, özellikle T.C. kimlik numarasının bilinmesi gerekir.
İcra dairesi tarafından borçluya gönderilen ödeme emri, borç miktarını ve yasal ödeme sürelerini içerir. İcra ve İflas Kanunu m. 62 uyarınca itiraz iradesi bulunan borçlunun, bu itirazını ödeme emrinin tebliğinden başlayarak yedi günlük süre içerisinde dilekçe ile veya sözlü şekilde icra müdürlüğüne bildirmesi kanuni bir mecburiyettir. Borcun esasına veya varlığına ilişkin olarak süresi içinde yapılan itiraz, icra takip işlemlerini kendiliğinden durdurur.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 62Kaynağı aç
Borçlu taraf ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde borca itiraz etmez ve herhangi bir ödemede bulunmazsa icra takibi kesinlik kazanır. Takibin kesinleşmesi ile birlikte haciz talep etme yetkisi doğar. Alacaklı bu çerçevede borçlunun ücret gelirlerine haciz konulmasını isteyebileceği gibi bankalardaki mevduat hesapları ile taşınır ev eşyaları üzerine de kanuni sınırlar dairesinde haciz tatbik edilmesini talep edebilir.
İtirazın İptali Davası ve Hukuki Sonuçları
Ödeme emrine yapılan itiraz ile icra takibi durduğunda alacaklının takibe devam edebilmesi itirazın hükümden düşürülmesini gerektirir. Konusu para alacağına ilişkin bulunan itirazın iptali davalarında, 1 Eylül 2023 tarihi sonrasında mahkemeye başvurulmadan önce arabuluculuk sürecinin işletilmiş olması zorunlu dava şartıdır.
İtirazın iptali davasının açılabilmesi kanun koyucu tarafından hak düşürücü süreye bağlanmıştır. Alacaklının borçlu tarafından sunulan itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir yıllık süre zarfında bu davayı ikame etmesi şarttır. Bir yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesi durumunda mevcut icra takibine bağlı olarak itirazın iptali talebinde bulunulamaz.
İtirazın iptali davası genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde alacak davası niteliğinde incelenir. Mahkemece yapılan inceleme neticesinde borçlunun borca itirazı haksız görülürse itirazın iptaliyle birlikte takibin devamına hükmedilir. Bu durumda borçlunun haksız itirazı nedeniyle alacaklı yararına alacağın yüzde yirmisinden az olmamak şartıyla icra inkâr tazminatına karar verilebilir. Buna karşın borçlunun itirazının yerinde bulunması halinde icra takibi tamamen son bulur; alacaklının takibi başlatırken kötü niyetli davrandığı anlaşılırsa borçlu lehine de tazminata hükmedilebilir.
Alacak Davası, Görevli ve Yetkili Mahkeme
Borcun tahsili amacıyla ilamsız icra yoluna başvurulabileceği gibi borçlu aleyhine doğrudan mahkemede alacak davası ikame edilmesi de mümkündür. İcra takibine itiraz edilmiş olması şart aranmaksızın para alacağının hüküm altına alınması için genel mahkemelerde dava yoluna gidilebilir. Para alacağını konu alan bu davalarda da 1 Eylül 2023 tarihi itibarıyla dava şartı olan arabuluculuk aşamasının tamamlanması zorunludur.
Ödünç sözleşmelerinden kaynaklanan genel alacak davalarında uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Tüketim ödüncünde borcun ifa edileceği mahal alacaklının yerleşim yeri sayıldığından, yetkili mahkeme de alacaklının yerleşim yerinde bulunan mahkemedir.
İspat Yükü, Senetle İspat Zorunluluğu ve İstisnalar
Açılan alacak davalarında ispat yükünün kime ait olduğu davanın esasına etkili en temel unsurdur. Borç para verildiğini ve bu borcun geri ödenmediğini öne süren davacı alacaklı, ödünç ilişkisinin kurulduğunu ve paranın verildiğini kanıtlamak zorundadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200 uyarınca, bir hakkın meydana gelmesi, devri, değiştirilmesi ya da ödenmesi amacıyla gerçekleştirilen hukuki işlemlerin yapıldıkları andaki tutarları kanunda öngörülen parasal sınırı geçtiği takdirde senetle ispatı zorunludur. Karşı tarafın açık rızası bulunmadıkça parasal sınırın üzerindeki borç iddiaları yalnızca tanık beyanlarına dayanılarak ispat edilemez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 200Kaynağı aç
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 202 düzenlemesi uyarınca, senetle ispat mecburiyetinin bulunduğu hallerde delil başlangıcı teşkil eden bir yazılı belge bulunursa tanık anlatımlarına başvurulabilir. Delil başlangıcı, ileri sürülen ödünç ilişkisini tek başına kesin şekilde kanıtlamaya yetmemekle birlikte bu ilişkiyi muhtemel kılan ve aleyhine delil getirilen tarafça düzenlenip sunulmuş ya da gönderilmiş olan belgedir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 202Kaynağı aç
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 203 gereğince altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler ile kayınbaba, kaynana, gelin ve damat arasında gerçekleştirilen hukuki işlemlerde senetle ispat mecburiyeti uygulanmaz; bu yakın hısımlık bağları çerçevesindeki borçlanma iddiaları ve mücbir sebep hallerinde tanık dinlenmesi mümkündür.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 203Kaynağı aç
Banka Transferleri ve Ödeme Mahsubu Kuralları
Paranın elden değil de banka havalesiyle gönderildiği durumlarda dekonttaki açıklamalar ispat kurallarını doğrudan etkiler. Hukuki kabule göre bir banka transferi kural olarak mevcut bulunan bir borcun tasfiyesi veya ifası amacıyla gerçekleştirilmiş sayılır. Bu genel karine sebebiyle yatırılan paranın borç verme amacıyla gönderildiğini kanıtlama mükellefiyeti transferi gerçekleştiren alacaklıya yüklenir.
Banka işlemi yapılırken açıklama hanesine açıkça borç, emanet, emanet borç para ya da belirlenen bir tarihte iade edileceği kaydının yazılması halinde, bu ifadeler aradaki tüketim ödüncü ilişkisinin kanıtlanmasında karine kabul edilir. Dekontta yer alan bu tür kayıtlar ispat yükünün karşı tarafa geçmesine yol açar; tutarı hesabına alan kişi paranın ödünç dışında başka bir hukuki gerekçeyle gönderildiğini kanıtlamakla mükellef olur.
Türk Borçlar Kanunu m. 102 uyarınca, ödeme anında hukuken geçerli bir açıklama sunulmamışsa veya düzenlenen makbuzda açıklık yoksa yapılan ödeme vadesi gelmiş borç için ödenmiş kabul edilir. Borçlunun vadesi gelmiş birden çok borcu mevcutsa ödeme, aleyhine ilk takibe başlanan borca sayılır; borçlu aleyhine takip başlatılmamışsa vadesi ilk önce dolmuş borç için mahsup gerçekleşir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 102Kaynağı aç
Faiz, Para Cinsi ve İfa Şekli
Türk Borçlar Kanunu m. 387 çerçevesinde, ticari nitelik taşımayan tüketim ödüncü sözleşmelerinde taraflarca önceden açık bir kararlaştırma yapılmadığı müddetçe faiz talep olunamaz. Bununla birlikte borcun vadesi gelip borçlu usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldükten sonra temerrüt faizi istenmesi mümkündür. Ticari tüketim ödüncü niteliğindeki ilişkilerde ise sözleşmede faiz açıkça düzenlenmemiş olsa bile kanun gereği faiz talep edilebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 387Kaynağı aç
Ödünç ilişkisinde faiz ödeneceği hususunda uzlaşılmış ancak tatbik edilecek oran tespit edilmemişse ödünç alma tarihinde geçerli bulunan yasal faiz oranı tatbik edilir.
Türk Borçlar Kanunu m. 391 hükmüne göre tüketim ödüncünde ödünç verilen şeyin aynen geri verilmesi esastır. Sözleşmede belirlenen para yerine borçluya ticari mal veya kıymetli evrak verilmiş bulunuyorsa borç miktarı, bu kıymetlerin teslim anı ve yerindeki borsa veya piyasa rayici üzerinden hesaplanır; bu kuralın aksine yapılan sözleşme şartları geçerlilik taşımaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 391Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu m. 99 uyarınca yabancı para üzerinden kararlaştırılan ve sözleşmede aynen ödeme şartı içermeyen borçlarda borçlu, ödeme günündeki rayiç kur üzerinden Türk Lirası ile ifada bulunabilir. Borcun ödeme gününde ifa edilmemesi halinde ise alacaklı, alacağını yabancı para cinsinden aynen talep edebileceği gibi vade veya fiilî ödeme tarihindeki kur karşılığı üzerinden Türk Lirası olarak ödenmesini isteme hakkına sahiptir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 99Kaynağı aç
Zamanaşımı Hükümleri ve İleri Sürülmesi
Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca kanuni istisnalar saklı kalmak üzere her alacak on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Tüketim ödüncü sözleşmelerinden doğan asıl alacaklar borcun muaccel hale geldiği tarihten itibaren on yıllık genel zamanaşımı süresi kapsamındadır. Türk Borçlar Kanunu m. 147 gereğince anapara faizleri gibi dönemsel edim alacaklarında ise beş yıllık zamanaşımı süresi tatbik edilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 147Kaynağı aç
Zamanaşımı borç ilişkisini maddi anlamda yok eden bir durum teşkil etmeyip borçluya borcu ifa etmekten kaçınma hakkı veren bir def'i niteliğindedir. Alacaklının talebi veya davası karşısında borçlu tarafça zamanaşımı def'i ileri sürülmediği takdirde hâkim zamanaşımını kendiliğinden gözetemez ve alacağın varlığına hükmedebilir.
Borcunu ödemeyen kişi savcılığa şikâyet edilebilir mi?
Borç ilişkisi özel hukuk sözleşmesi olduğundan borcun vadesinde ödenmemesi kural olarak suç teşkil etmez ve savcılık şikâyetine konu olamaz. Ancak borcun verilmesi sürecinde baştan aldatmaya yönelik dolandırıcılık kastı mevcutsa ceza soruşturması açılabilir.
İade vadesi kararlaştırılmamış borç ne zaman talep edilebilir?
Belirli bir gün veya bildirim süresi kararlaştırılmamışsa, Türk Borçlar Kanunu m. 392 gereğince ödünç alan kişi, ödünç verenin ilk isteminden itibaren altı haftalık süre dolmadan borcu geri vermekle yükümlü tutulamaz.
Ödeme emrine itiraz süresi kaç gündür ve takibe etkisi nedir?
İcra ve İflas Kanunu m. 62 gereğince borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itirazda bulunabilir; süresinde yapılan itiraz icra takibini kendiliğinden durdurur.
Banka üzerinden borç gönderilirken açıklama yazılmazsa ne olur?
Banka havalesi kural olarak mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapılmış sayıldığından, açıklama yazılmadığı takdirde paranın ödünç olarak verildiğini ispat yükü parayı gönderen tarafa ait olur. Açıklamaya borç veya emanet yazılması durumunda ise ispat yükü karşı tarafa geçer.
Borç para alacağı için dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mudur?
Konusu para alacağı olan itirazın iptali ve alacak davalarında kanunen arabuluculuğun dava şartı kılındığı hallerde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A uyarınca arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu uyuşmazlıklarda bu başvuru yapılmadan dava açılırsa dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir.
6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18/AKaynağı aç
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

