Bölge Adliye Mahkemesinde İnceleme ve İstinabe

by Avukat Erdal Ersoy
Bölge Adliye Mahkemesinde İnceleme ve İstinabe

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 354. maddesine göre bölge adliye mahkemesi hukuk dairesindeki inceleme, davanın özelliğine göre heyetçe veya görevlendirilecek bir üye tarafından yapılır. İnceleme sırasında gereken hâllerde başka bir bölge adliye mahkemesi ya da ilk derece mahkemesi istinabe edilebilir. Hangi durumun gereken hâl sayılacağı maddede ayrıca tanımlanmamıştır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 354Kaynağı aç
MADDE 354- (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince inceleme, davanın özelliğine göre heyetçe veya görevlendirilecek bir üye tarafından yapılır. (2) İnceleme sırasında gereken hâllerde başka bir bölge adliye mahkemesi veya ilk derece mahkemesi istinabe edilebilir. İncelemenin kapsamı

İncelemenin anlamı ve iki yönü

Madde gerekçesinde inceleme sözcüğüyle esasen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu anlamında tahkikatın kastedildiği açıklanır. Aynı gerekçeye göre bölge adliye mahkemesi, ilk derecedeki tahkikattan farklı biçimde hem denetim çerçevesinde hem de gerekirse dava konusu hakkında yeniden inceleme yapar.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2020/4573 esas ve 2022/125 karar sayılı kararında, 354. madde ve gerekçesine değinilerek incelemenin biri denetim, diğeri dava konusu uyuşmazlık bakımından olmak üzere iki yönü bulunduğu ifade edilmiştir. Bu anlatım, karara konu uyuşmazlığa ilişkindir. Yeniden esas hakkında karar verilmesi ise kararda, yeni delil niteliğinde tespitler yapılacak biçimde bilirkişi raporu alınarak uyuşmazlık üzerinde tahkikat yapılması hâline bağlanmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/4573, K. 2022/125Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/4573 E.  ,  2022/125 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.11.2016 tarih ve 2014/1080 E. – 2016/608 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.05.2019 tarih ve 2017/1944 E. – 2019/812 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalı tarafça davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı taraf ile yapılan mutabakat görüşmeleri sırasında bir borcun belirlendiğini, bu belirlemede daha önceden davalıya verilen ve ödenmeyen bono ve çeklerin de hesaba dahil edildiğini, oysa bunların hesaba dahil edilmemesi gerektiğini, davacının takip miktarı kadar borçlu olmadığını belirterek, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacı tarafın, taraflar arasındaki ticari ilişki sonucunda ortaya çıkan cari hesap borcunu ödemediğini, takibin bu nedenle başlatıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, menfi tespit davalarında genel olarak ispat yükünün alacaklı olduğunu beyan eden davalıda olduğu, ancak alacaklının elinde imzası inkar edilmemiş senet ya da borç ikrarını içeren belge varsa ispat yükünün tekrar borçlu olan davacıya geçtiği, alınan ve yeterli görülen bilirki raporunda da kısmen değinildiği gibi mutabakat protokolü varsa da bunun yeterli olmadığı, davacıların parayı ödediği ve borcu olmadığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacılar vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; davalı tarafça kendisine iade edildiğini iddia ettiği bonoların kime iade edildiği, bu konuda tutanak tutulup tutulmadığı ve ödenip ödenmediği konusunda yazılı belgenin davacı tarafça dosyaya sunulmadığı, davacı tarafın istinaf dilekçesinde de bu ödemelerin gayri resmi kayıtlarda yer aldığının belirtildiği yani resmi olarak tutulan defterlerde yer almadığının dolaylı yoldan kabul edildiği, dolayısıyla dava dilekçesinde bahsedilen ödeme savunmasının kanıtlanmamış olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle girişilen ipotek belgesine dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince yargılamada eksiklik görülerek alanında uzman iki bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmıştır. Yapılan inceleme sonucunda ise istinaf aşamasında alınan bilirkişi raporlarına da dayanılarak ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde yürürlükte olan 353/1-b-1 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmadığının ve kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediğinin anlaşılması halinde istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekir. Başka bir anlatımla, yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde ve bu hale münhasır olarak başvurunun esastan reddine karar verilmesi gereklidir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda da açıklandığı üzere yargılamada eksiklik görülerek dava konusu uyuşmazlık üzerinde yeni bir bilirkişi raporu aldırılarak inceleme (tahkikat) yapılması durumunda HMK’nın 353/1-b-3. maddesi gereğince esastan yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde, bir yandan kararın gerekçesinde ilk derece mahkemesi yargılama eksikliğine ve bunun Bölge Adliye Mahkemesince giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki oluşacağı açık olup bu gibi bir durum ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil eder niteliktedir. Öte yandan hükümden sonra02.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun ile HMK’nın 356. maddesine eklenen ve yayım tarihinde yürürlüğe giren 2. fıkrası ile 353/1-b-3 fıkrasına eklenen "başvurunun esastan reddine" ibaresi de yukarıdaki yorumdan farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirir nitelikte değildir. Nitekim, bilindiği ve HMK’nın 354. maddesinde ve özellikle bu maddenin gerekçesinde değinildiği üzere, Bölge Adliye Mahkemelerince yapılacak incelemenin biri denetim açısından, diğeri ise dava konusu uyuşmazlık bakımından olmak üzere iki yönü bulunmaktadır. Ayrıntıya girilmeden ifade edilecek olursa, Bölge Adliye Mahkemesince yargılamada yeni delil niteliğine sahip tespitler yapılacak şekilde bilirkişi raporu alınmak sureti ile dava konusu uyuşmazlık üzerinde bir inceleme (tahkikat) yapılması halinde verilmesi gerekli karar, “yeniden esas hakkında bir karar” olmak durumundadır. Tüm bu nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 11/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Heyet veya görevlendirilen üye

354. maddenin birinci fıkrası, incelemenin heyetçe veya görevlendirilecek bir üye tarafından yapılmasını davanın özelliğine bağlamıştır. Gerekçede ise incelenen konunun önemine ve kapsamına göre incelemenin bizzat heyet tarafından yapılmasına veya heyetçe görevlendirilecek bir üye tarafından yürütülmesine olanak sağlandığı belirtilir. Önem ve kapsam genel bir ölçü olarak anılmış, somut bir eşik veya liste verilmemiştir.

İstinabe

354. maddenin ikinci fıkrası, inceleme sırasında gereken hâllerde başka bir bölge adliye mahkemesinin veya ilk derece mahkemesinin istinabe edilebileceğini düzenler. Gerekçeye göre bir bölge adliye mahkemesi, kendi yargı çevresindeki işlemler için aynı çevredeki ilk derece mahkemesini istinabe edebileceği gibi başka bir bölge adliye mahkemesini veya onun yargı çevresindeki ilk derece mahkemesini doğrudan istinabe edebilecektir. Bu ayrıntı gerekçede yer alır; fıkra metni istinabeyi gereken hâllerle sınırlı biçimde düzenler.

Duruşmasız ve duruşmalı inceleme

353. maddeye göre, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığında başvurunun esastan reddine duruşma yapılmadan karar verilir. Bu hüküm, ön incelemede eksiklik bulunmaması şartına bağlı bendin parçasıdır. Yargılamadaki eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikteyse, bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir. Hüküm bu iki sonucu birlikte düzenler.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 353Kaynağı aç
MADDE 353- (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: 1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması. 2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması. 3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması (…)48 4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması. 5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, (…)48 karar verilmiş olması. 6) (Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması. b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında,[49] duruşma yapılmadan karar verilir. İnceleme

356. maddenin birinci fıkrasına göre 353. maddede belirtilen hâller dışında inceleme duruşmalı olarak yapılır ve bu durumda duruşma günü taraflara tebliğ edilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, duruşma sonunda bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddetmesi veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması dâhil gerekli kararları vermesini düzenler.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 356Kaynağı aç
MADDE 356- (1) 353 üncü maddede belirtilen hâller dışında inceleme, duruşmalı olarak yapılır. Bu durumda duruşma günü taraflara tebliğ edilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/36 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları verir. Yapılamayacak işlemler

Yeni bilirkişi incelemesi ve karar türü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, karar tarihinde yürürlükte olduğunu belirttiği 353. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca, yargılamada eksiklik bulunmadığının ve kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediğinin anlaşılması hâlinde istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Aynı kararda, yargılamada eksiklik görülerek uyuşmazlık üzerinde yeni bir bilirkişi raporu aldırılıp inceleme yapılması durumunda 353. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi gereğince esastan yeni bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yeni delil niteliğinde tespitler yapılacak biçimde bilirkişi raporu alınarak uyuşmazlık üzerinde tahkikat yapılması hâlinde verilmesi gerekli kararın yeniden esas hakkında bir karar olduğu da ayrıca ifade edilmiştir.

Karar, 356. maddeye eklenen ikinci fıkra ile 353. maddenin ilgili alt bendine eklenen başvurunun esastan reddine ibaresinin, yeni bilirkişi tahkikatına ilişkin yorumdan farklı bir değerlendirme gerektirmediğini belirtmiştir. Buna karşılık 353. madde, duruşmasız tamamlanabilecek eksikliklerden sonra hem başvurunun esastan reddini hem yeniden esas hakkında karar verilmesini aynı hükümde düzenler. Kanun metnindeki iki sonuç, anılan karardaki bilirkişi incelemesine bağlı anlatımla tek sonuca indirgenmemelidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine karar vermesini doğru görmeyerek bölge adliye mahkemesi kararının öncelikle bu nedenle ve 369. maddenin birinci fıkrası ile 371. madde uyarınca re’sen bozulmasına hükmetmiştir. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve 373. maddenin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bozma, bu dosyadaki bölge adliye mahkemesi kararına ilişkindir.

Sık sorulan sorular

İstinaf incelemesini kim yapar?

Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinde inceleme, davanın özelliğine göre heyetçe veya görevlendirilecek bir üye tarafından yapılır. Gerekçede bu seçenek konunun önemine ve kapsamına bağlanmış, somut bir ölçü gösterilmemiştir.

İncelemede başka mahkeme istinabe edilebilir mi?

Gereken hâllerde başka bir bölge adliye mahkemesi veya ilk derece mahkemesi istinabe edilebilir. Gerekçeye göre istinabe, kendi çevresindeki ilk derece mahkemesinin yanı sıra başka bölge adliye mahkemesini veya onun çevresindeki ilk derece mahkemesini de kapsayabilir.

İstinaf incelemesi her zaman duruşmalı mıdır?

Hayır. 353. maddede belirtilen hâller dışında inceleme duruşmalı yapılır ve duruşma günü taraflara tebliğ edilir. Hukuka uygun bulunan kararda başvurunun esastan reddi ile duruşmasız tamamlanabilecek eksikliklerden sonraki kararlar, ilgili hükümlerde duruşmasız düzenlenmiştir.

Duruşma sonunda hangi kararlar verilebilir?

Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi, istinaf başvurusunu esastan reddedebilir veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurabilir; bunlar dâhil gerekli kararları verir.

Yeni bilirkişi raporu alınması kararı nasıl etkiler?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2020/4573 esas ve 2022/125 karar sayılı kararında, yeni delil niteliğinde tespitler içeren bilirkişi raporuyla uyuşmazlık üzerinde tahkikat yapılması hâlinde verilmesi gerekli kararın yeniden esas hakkında karar olduğu belirtilmiş ve başvurunun reddi bu nedenle doğru görülmemiştir. 353. madde ise duruşmasız tamamlanabilecek eksikliklerden sonra esastan ret ile yeniden esas hakkında kararı birlikte düzenlediğinden, bu dosyanın sonucu bütün incelemeler için tek seçenek hâline getirilmemelidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu