Bekçilerin Hukuki Statüsü ve Çalışma Esasları
Çarşı ve mahalle bekçileri, kamu düzeni ve güvenliğini tesis etmek ve genel kolluk kuvvetlerine yardımcı olmak üzere emniyet ve jandarma teşkilatları bünyesinde görev icra eden silahlı kolluk mensuplarıdır. 7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu uyarınca istihdam edilen bekçilerin haftalık temel çalışma süresi kırk saat olarak belirlenmiştir. Bekçiler kural olarak güneşin batışından doğuşuna kadar olan gece saatlerinde görev yaparlar; ancak acil ve olağanüstü durumlarda mülki amirin emriyle gündüz saatlerinde de çalıştırılabilirler. Emniyet ve asayişin zorunlu kıldığı şartlarda ise personele haftada en az bir gün istirahat izni tanınması kaydıyla haftalık kırk saatlik çalışma süresinin artırılması mümkündür.
Bekçiler görevlendirildikleri sahalarda kural gereği en az iki personelden teşekkül eden devriyeler halinde vazife yürütürler. Kanun koyucu, bekçilerin asli görev alanlarının korunması amacıyla bu personelin kolluk hizmet ve görevleri haricindeki işlerde çalıştırılmasını açıkça yasaklamıştır.
Durdurma ve Kimlik Sorma Yetkisinin Şartları
Bekçilerin kişileri ve araçları durdurma yetkisi sınırsız veya keyfî bir takdire bırakılmamıştır. 7245 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında bekçiler, görev bölgeleri ve çalışma saatleriyle sınırlı olmak kaydıyla durdurma yetkisini ancak belirli hukuki amaçlar doğrultusunda kullanabilirler. Bu amaçlar; işlenmekte olan veya işlenebilecek bir suç yahut kabahatin önlenmesi, suç işlendikten sonra firar eden faillerin yakalanması ve kimliklerinin saptanması, haklarında adli mercilerce verilmiş yakalama emri ya da zorla getirme kararı bulunan şahısların tespiti ile bireylerin yaşamı, vücut bütünlüğü, mülkiyeti veya toplum güvenliğine yönelik mevcut ve muhtemel tehlikelerin bertaraf edilmesidir. Durdurma yetkisinin tatbiki objektif ve makul bir gerekçenin varlığını gerektirir; süreklilik oluşturacak, fiilî durum ve keyfîlik doğuracak tarzda durdurma işlemi tesis edilemez.
7245 sayılı ÇARŞI VE MAHALLE BEKÇİLERİ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Usule uygun bir durdurma işleminde bekçi, öncelikle çarşı ve mahalle bekçisi olduğunu kanıtlayan resmî kimlik belgesini muhatabına göstermekle yükümlüdür. Belge ibrazının ardından ilgili kişiye durdurulma gerekçesi bildirilir ve bu gerekçeyle bağlantılı sorular yöneltilerek kimlik belgesi ya da bulundurulması mecburi diğer resmî belgelerin gösterilmesi talep edilir. Şahsa kimliğini ispat edebilmesi hususunda kanunen gerekli kolaylık sağlanır. Belge ibraz edilmemesi, açıklama yapmaktan imtina edilmesi, yanıltıcı bilgi verilmesi veya sair sebeplerle kimliği tespit edilemeyen bireyler bekçilerce tutularak durum ivedilikle genel kolluk birimlerine bildirilir. Durdurma süresi durdurma sebebine konu işlemin gerçekleştirilmesi için lüzumlu görülen makul süreyi aşamaz; amacın gerçekleşmesi veya sebebin ortadan kalkmasıyla kişilerin ve araçların mahalleden ayrılmasına izin verilir.
Kontrol Yetkisinin Kapsamı ve Arama Yasağı
Bekçilerin durdurdukları kişilerin üzerinde, giysilerinde veya araçlarında adli ya da önleyici nitelikte detaylı arama yapma yetkisi bulunmamaktadır. 7245 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, durdurulan kişinin üzerinde veya aracında silah yahut şahsın kendisinin veya bir başkasının hayatını tehlikeye düşürebilecek bir eşyanın bulunduğuna dair yeterli şüphe mevcutsa, bekçi yalnızca zararı engellemek maksadıyla kişilerin üzerinde yoklama suretiyle el ile dıştan kontrol yapabilir. Araçlarda ise yalnızca dışarıdan bakıldığında içerisi görünen bölümler gözle kontrol edilebilir.
Yoklama suretiyle yapılacak dıştan kontrol yetkisi kanuni sınırlamalara tabidir. Kontrol amacıyla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması istenemeyeceği gibi, araçların dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması da talep edilemez. El ile dıştan kontrolün kişinin cinsiyetinde olan bir bekçi tarafından yapılabileceği belirtilmekle birlikte, bekçilerin arama yetkisi bulunmadığından daha kapsamlı kontrol gerektiren hallerde durum genel kolluk görevlilerine bildirilir.
Yakalama Yetkisi ve Çocuklara İlişkin Güvenceler
Bekçiler, suçüstü halinde olan veya haklarında tutuklama ya da yakalama kararı çıkarılmış kişileri gördükleri takdirde bu kişileri yakalamak ve genel kolluk kuvvetlerine teslim etmekle yükümlüdür.
Suçüstü vaziyeti söz konusu olsa dahi, fiili işlediği sırada henüz on iki yaşını tamamlamamış olan küçükler ile on beş yaşını ikmal etmemiş işitme ve konuşma engelli bireyler suç isnadına dayalı olarak yakalanamaz. Bu yaş grubundaki çocuklar bekçiler tarafından yalnızca kimlik ve eylem tespiti amacıyla tutulabilir; kimliğin belirlenmesinin ardından bekletilmeksizin serbest bırakılırlar.
On iki yaşını doldurmuş olup on sekiz yaşını henüz ikmal etmemiş çocuklar suç isnadı sebebiyle yakalanabilmekle birlikte bu bireylere kural olarak kelepçe takılması yasaktır. Kanun koyucu, anılan yaş kümesindeki küçüklere kelepçe takılabilmesini somut olayda zorunlu bir halin doğmasına ve çocuğun fiilen tehlike arz etmesine bağlamıştır.
Bekçilerin Sahip Olmadığı Görev ve Yetkiler
Genel kolluk teşkilatının yetki genişliği ile bekçilerin kanuni sınırları birbirinden farklıdır. Bekçilerin önleme araması veya adli arama yapma, el koyma kararlarını uygulama ve genel denetim yetkisini kullanma salahiyetleri yoktur. Bunun yanı sıra adli soruşturmalar kapsamında ifade alma, resmî bilgi toplama, olay yeri incelemesi yapma; istihbari faaliyetlerde bulunma, iletişimin tespiti ile teknik vasıtalarla izleme tedbirlerine başvurma bekçilerin kanuni yetkilerinin tamamen dışında bırakılmıştır.
Zor ve Silah Kullanımı ile Ölçünün Aşılması Halinde Ceza Sorumluluğu
7245 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrası atfıyla çarşı ve mahalle bekçileri, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun 16. maddesinde tanzim edilen zor ve silah kullanma yetkilerine sahiptir. Bu salahiyetin tatbikinde kuvvete başvurulması ancak direncin kırılması amacıyla kademeli ve somut olayın vahametiyle ölçülü olmak zorundadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 256. maddesi gereğince, zor kullanma yetkisini haiz kamu görevlisinin vazifesini ifa ederken görevinin zorunlu kıldığı ölçünün dışına çıkarak bedensel kuvvet tatbik etmesi halinde, eylem kasten yaralama suçunun hükümlerine göre cezalandırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 256Kaynağı aç
7245 sayılı ÇARŞI VE MAHALLE BEKÇİLERİ KANUNU m. 9Kaynağı aç
5237 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 1. fıkrasına göre kasten başkasının bedenine acı veren ya da sıhhatinin yahut algılama kabiliyetinin bozulmasına sebebiyet veren fail bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile tecziye edilir. Aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, kasten yaralama suçunun kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanması suretiyle veya silahla işlenmesi halinde, mağdurun şikâyeti aranmaksızın tayin edilecek temel ceza yarı oranında artırılarak hükme bağlanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 86Kaynağı aç
Bekçiler durdurdukları kişilerin üstünü ve çantasını arayabilir mi?
Bekçilerin kişilerin üstünü, giysilerinin içini veya çantalarını arama yetkisi yoktur; yalnızca silah veya tehlikeli eşya şüphesinde aynı cinsiyetten görevli marifetiyle yoklama suretiyle el ile dıştan kontrol yapılabilir.
Bekçilerin kişilerden ifade alma yetkisi var mıdır?
Bekçilerin adli soruşturma süreçlerinde şüpheli, mağdur veya tanıktan ifade alma ya da resmî bilgi toplama yetkisi bulunmamaktadır.
Bekçi yakaladığı her çocuğa kelepçe takabilir mi?
On iki yaşını doldurmuş çocuklara suç sebebiyle yakalandıklarında kural olarak kelepçe takılamaz; kelepçe ancak somut ve zorunlu bir durumun bulunması ve çocuğun açık bir tehlike arz etmesi halinde takılabilir.
Bekçiler tek başlarına devriye görevi yürütebilir mi?
Bekçiler tek başlarına devriye gezemezler; kanun gereğince devriyelerin en az iki görevliden oluşması mecburidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

