İmar İçin Bedelsiz Terk Edilen Arsa Geri Alınabilir mi?

by Avukat Erdal Ersoy
İmar İçin Bedelsiz Terk Edilen Arsa Geri Alınabilir mi?

İmar Uygulamalarında Bedelsiz Terk ve Hukuki Niteliği

İmar planlarının hayata geçirilmesi esnasında taşınmaz maliklerinin mülkiyetlerindeki alanların bir kısmını yol, yeşil alan, park veya okul gibi umumi ve kamu hizmetlerine tahsis edilmek üzere bedelsiz biçimde belediyelere bırakması işlemi uygulamada bedelsiz terk olarak adlandırılır. Bu işlem, 3194 sayılı İmar Kanunu çerçevesinde yürütülen parselasyon faaliyetlerinde doğrudan kanunun tanıdığı yetkiyle uygulanan ve malikin rızasına bağlı olmaksızın gerçekleştirilen Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) kesintileriyle doğrudan bağlantılıdır.

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, parselasyon sırasında düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı esnasında kesilebilecek düzenleme ortaklık payı oranı, taşınmazların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini aşamaz. Kanunun aynı maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca DOP kapsamında ayrılan yerler, kanunda genel çerçevesi çizilen kamu hizmet alanlarından meydana gelir ve bu hizmet tesisleri dışındaki amaçlarla kullanılamaz; bu alanlardan belediye hizmetlerine ilişkin olanlar amaca uygun kullanılmak üzere ilgili belediye adına, diğerleri ise yetkili idareye tahsis amacıyla Hazine adına tescil edilir.

3194 sayılı İMAR KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez.[19][20] (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik birinci cümle:5/12/2024-7534/6 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya ait kreş ve gündüz bakım evleri, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, bölgenin geneline hizmet veren spor alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, kamu hizmeti için planlanan teknik altyapı ve trafo alanları, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları, resmî kurum alanı, uygulama imar planı kararı ile getirilen diğer umumi ve kamu hizmet alanları, otogar alanından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının, bu fıkrada belirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payı düşülmesini müteakip kalan Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkın kontrol tesisi için yeterli alanın ayrılamaması durumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkrada belirtilen oranı aşmaması şartıyla, düzenlemeye tabi diğer arazi ve arsaların yüz ölçümlerinden bu fıkradaki kullanımlar için öncelikle düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkrada belirtilen orana kadar taşkın kontrol tesisi için de ayrıca pay ayrılır. Kapanan imar ve kadastro yollarının öncelikle düzenleme ortaklık payına ayrılan toplam alandan düşülmesi esastır. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Üçüncü fıkrada belirtilen, bölgenin ihtiyacına ayrılan alanlardan belediye hizmetleri ile ilgili olanlar bu amaçlarla kullanılmak kaydıyla ilgili belediyesi adına, diğer alanlar ise imar planındaki kullanım amacı doğrultusunda bu amacı gerçekleştirecek olan idareye tahsis edilmek üzere Hazine adına tescil edilir. (Değişik fıkra:5/12/2024-7534/6 md.) Düzenleme sahasında üçüncü fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için ayrılması gereken alanların toplamının, ikinci fıkrada belirtilen düzenleme ortaklık payından fazla olması veya daha öncesinde parselasyon planı tescil olmuş alanlarda ikinci kez düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılamaması nedeniyle kamu eline geçişi sağlanamayan umumi ve kamu hizmet alanlarının 13 üncü maddede belirtilen yöntemlerle kamuya geçişi sağlanır. Umumi ve kamu hizmet alanlarının kamulaştırma yoluyla kamu eline geçirilecek olması halinde, uygulamaya giren parsellerin, imar planında kamulaştırmaya konu kamu ve umumi hizmet alanlarına denk gelen kısımları ilgili idarece kamulaştırılır. Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır. (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu madde hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır. Ancak, her türlü imar planı kararı ile yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması kaydıyla, daha önceki imar uygulamalarında yapılan terk veya kesintiler dikkate alınmak suretiyle ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını % 45’e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir.[21] (Ek sekizinci fıkra:18/7/2021-7333/10 md.) 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında yapılan uygulamalarda; umumi hizmet alanları için yapılan her türlü terk ve kesintinin, parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı kesintisinden az olması durumunda, önceki terk ve kesintilerin oranını parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan fark kadar düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir. Yapılan bu kesinti tamamlayıcı mahiyette olup mükerrer uygulama olarak değerlendirilmez. Ancak toplam kesinti oranı her halükarda %45’i geçemez. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Parselasyon planı yapılmadan ifraz ve tevhit edilerek tescil edilen parsellerden, imar planında umumi hizmet alanlarına rastladığı için terk edilen veya bağışlanan alanların toplam parsel alanına oranı, yeni yapılacak parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan farkı kadar düzenleme ortaklık payı alınır.[22] (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Mevcut yapılar nedeniyle parsellerden düzenleme ortaklık payı alınamadığı hâllerde bu payın miktarı, (…)[23] bedele dönüştürülebilir. (Ek cümle:5/12/2024-7534/6 md.) Parselasyonu onaylayan idare tarafından alınan bu bedel, fazladan düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmak zorunda kalınan diğer parsel sahiplerine ödenir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik fıkra:5/12/2024-7534/6 md.) Bedel takdiri 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen bedel tespiti esasları da gözetilerek 6362 sayılı Kanuna göre lisans almış gayrimenkul değerleme uzmanları veya ilgili idare takdir komisyonlarınca raporlandırılarak tespit edilir. Tespit edilen bedel ödenmedikçe tapuda herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilir ve bu bedelin tamamı tescil tarihinden itibaren en geç 1 yıl içerisinde ödenir. Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında güncellenmek suretiyle ödenmedikçe devri yapılamaz ve yapı ruhsatı verilemez, tapuda herhangi bir işlem tesis edilemez. Bedelin tamamen ödenmesi hâlinde taşınmaz maliki ya da idarenin talebi üzerine terkin edilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme sonucu taşınmaz maliklerine verilecek parseller; öncelikle düzenlemeye alınan taşınmazın bulunduğu yerden, mümkün olmuyor ise en yakınındaki eşdeğer alandan verilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme alanında bulunan imar adalarında, asgari parsel büyüklüğünü karşılamak kaydıyla, imar uygulama alanında kalan hisseli arsa ve araziler; hisse sahiplerinin muvafakati hâlinde veya fiilî kullanım esasına göre müstakil hâle getirilebilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Uygulama imar planında hüküm bulunmaması hâlinde yönetmelikte belirlenen asgari parsel büyüklüklerinin altında parsel oluşturulamaz. (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır. Düzenlenmiş arsalarda bulunan yapılara, ilgili parsel sahiplerinin muvafakatları olmadığı veya plan ve mevzuat hükümlerine göre mahzur bulunduğu takdirde, küçük ölçüdeki zaruri tamirler dışında ilave, değişiklik ve esaslı tamir izni verilemez. Düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde, bu madde hükümlerinin tatbiki mümkün olmayan hallerde imar planı ve yönetmelik hükümlerine göre müstakil inşaata elverişli olan kadastral parsellere plana göre inşaat ruhsatı verilebilir. Bu maddenin tatbikinde belediye veya valilik, ödeyecekleri kamulaştırma bedeli yerine ilgililerin muvafakatı halinde kamulaştırılması gereken yerlerine karşılık, plan ve mevzuat hükümlerine göre yapı yapılması mümkün olan belediye veya valiliğe ait sahalardan yer verebilirler. Veraset yolu ile intikal eden, bu Kanun hükümlerine göre şüyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz. (Ek fıkra:14/2/2020-7221/7 md.) Bu madde kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle tescilli imar parselleri üzerinden mahkeme kararlarını yerine getirmeye yönelik yeni imar uygulaması yapılabilir. Bunun mümkün olmaması durumunda davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla tescilli imar parselleri üzerinden yeni parselasyon işlemi yapılarak uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edilir veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değeri ödenir.[24] (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir. Parselasyon planlarının hazırlanması ve tescili:

Kamulaştırma Kanunu Madde 35 ve Mülkiyet İddiası Yasağının Sınırları

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 35. maddesinde, imar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden bir defaya mahsus alınan kamu hizmet ve tesis alanları ile özel parselasyon neticesinde malikin rızasıyla kamu hizmetine ayrılan yerler hakkında eski malikler tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağı ve karşılık istenemeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu doğrultuda, terk edilen sahanın kamu hizmetine tahsisli kullanımı devam ettiği sürece eski maliklerin taşınmaz üzerinde yeniden mülkiyet veya bedel iddiası ileri sürmesi kural olarak mümkün değildir.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 35Kaynağı aç
Madde 35 – İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez. Kamulaştırmadan sonra alınan tapu kaydının iptali

Bununla birlikte anılan kanun maddesinde düzenlenen mülkiyet iddiası yasağı mutlak bir engel teşkil etmemektedir. Terk edilen taşınmazın geri alınabilmesinin veya karşılığında tazminat talep edilebilmesinin en temel koşulu, taşınmazın tahsis edildiği kamu hizmeti maksadıyla fiilen kullanılmıyor olmasıdır. Kamusal amacın ve kamu yararının ortadan kalkması halinde eski malikin hukuki haklarını talep etme imkanı yeniden doğmaktadır.

Terk edilen taşınmazın imar planı değişiklikleri neticesinde konut ya da ticaret alanı gibi özel mülkiyete elverişli kullanımlara dönüştürülmesi, uzun müddet kamu hizmetine tahsis edilmeyerek atıl bırakılması veya belediye tarafından kiralanarak ticari amaçlarla işletilmesi durumlarında kamu hizmeti amacı ortadan kalkar ve malik lehine dava hakkı doğar.

Düzenleme Ortaklık Payı Kesintisi ve İlave Terk Şartları

Düzenleme Ortaklık Payı kesintisinin kural olarak bir parselden yalnızca bir defa alınması esastır ve aynı taşınmaz üzerinde yeniden imar uygulaması yapılarak mükerrer kesinti uygulanması hukuka aykırıdır. Ancak 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, her türlü imar planı kararıyla yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış meydana gelmesi halinde, taşınmazın oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması kaydıyla, önceki terk ve kesintiler hesaba katılarak ilk kesintiyi yüzde kırk beşe tamamlayacak oranda ilave kesinti yapılması kanunen mümkündür.

Öte yandan 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, parselasyon planı yapılmadan önce ifraz ve tevhit işlemleriyle umumi hizmet alanlarına bedelsiz terk edilen veya bağışlanan alanların toplam parsel alanına oranı gözetilir; bu alanların oranı, sonradan yapılacak parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranını tamamlayan fark kadar ilave kesinti yapılmasına dayanak oluşturur.

Terk Edilen Taşınmazın Geri Alınması ve Yolsuz Tescil Davası

Taşınmazın kamu hizmetine tahsisi devam ettiği müddetçe idare adına yapılan sicil kaydı hukuki geçerliliğini korur. Ancak kamu hizmeti gayesi sona erdiğinde idare adına yapılan kaydın dayanağı olan hukuki sebep ortadan kalkar. Tapu sicilinde ayni haklar tescil ile doğar ve tescilin hukuki netice doğurabilmesi illilik prensibi uyarınca geçerli bir hukuki sebebin varlığına bağlıdır; sebebi kalmayan tescil yolsuz tescil haline gelir ve ayni hakka dayalı bu talep zamanaşımına tabi değildir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/780, K. 2022/4299Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2022/780 E.  ,  2022/4299 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : ANKARA 21. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun esastan reddine dair verilen karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin eski … ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 73 m2’lik payın maliki olduğunu, taşınmazın Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin 19/06/2008 tarih ve 721 sayılı kararı ile onaylanan …nolu parselasyon planıyla ifraz edilerek … ada 5 ve 6 sayılı parsellere ayrıldığını, müvekkilinin payının … ada 6 parsel sayılı taşınmazdan tahsis edildiğini, davalının taşınmaza kamulaştırma işlemi yapmaksızın park ve rekreasyon alanı olarak el attığını, Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/332 Esas sayılı dosyasında tazminat davası açıldığını, o davada alınan bilirkişi raporu ile bedelsiz terk koşuluna bağlı plan notu gereğince mecburen verilen ancak anılan plan notunun idari yargıda iptal edilmesi nedeniyle geçersiz hale gelen 08/12/2000 tarihli bedelsiz terk yazısının esas alınması suretiyle muvafakati olmaksızın tapuda tesis edilen 07/04/2011 tarihli işlemle davacıya ait payın davalı adına tescil edildiğini öğrendiklerini ve fen bilirkişisince verilen görüş doğrultusunda eldeki davanın açıldığını, bedelsiz terk belgesinin 12 numaralı plan notuna istinaden verildiğini, bedelsiz terk koşuluyla ilgili plan notunun idari yargı kararıyla iptal edildiğini, yapılan tescil işleminin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının davalı adına olan 73 m²’ye tekabül eden payının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada idari yargının görevli olduğunu, 2942 sayılı kanun uyarınca dava açma hakkının doğmadığını, davacının söz konusu taşınmazdaki payını 08/12/2000 tarihinde kamuya bedelsiz olarak terk ettiğini, terk işleminin gerçekleştiği tarihte plan notunun yürürlükte olduğunu, yargı kararının geriye yürütülemeyeceğini, plan notuna istinaden payını terk ederek fazladan 0,20 emsal inşaat hakkı kullanan davacının fazladan kullandığı emsal hakkını iade etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16/04/2019 tarihli ve 2019/1917 E. 2021/2050 K. sayılı kararıyla; davacının dava konusu … ada 6 parsel sayılı taşınmazın adına kayıtlı payını 81154 numaralı plan gereği kamuya bedelsiz olarak terkettiği, terkle ilgili Ankara 17. İdare Mahkemesinin 2014/121 Esas sayılı kararı ile tüm konut alanlarında parselasyon planı ile çıkacak kamulaştırma miktarının kamuya bedelsiz terk edilmesi halinde inşaat yoğunluğunun arttırılmasına ilişkin 12 nolu plan notunun iptal edildiği, kararın Danıştay denetiminden geçerek kesinleştiği, bağışlama şartı olan 81154 nolu planın iptal edilmesi ile uygulanmasının mümkün olmamasından dolayı bağışlama şartının gerçekleşmesinin de mümkün olamayacağı, yapılan bağışlama işleminin geçersiz olduğu, 12 numaralı plan notunun iptal edilmesi ile davalı adına yapılan tescilin sebepten yoksun kaldığı, işlemin yolsuz tescil niteliği taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.. IV. İSTİNAF 1. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.İstinaf Nedenleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, 2942 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesi uyarınca dava açma hakkının doğmadığını, davacının … ada 4 parsel sayılı taşınmazı kendi iradesi ile 81154 No.lu plan gereğince kamuya 08/12/2000 tarihinde bedelsiz terk ettiğini, taşınmazda inşa edilen plan notu terk işleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yargı kararı geriye yürütülemeyeceğini, terk işleminin mevzuata uygun olduğunu, terk edilen hisselerin davacı adına tescilinin ancak bedel karşılığında yapılabileceğini, …nolu parselasyon planı ve dayanağı imar planlarının idare mahkemesi kararıyla iptal edildiğini, davaya konu taşınmazın da yürürlüğünün devamı amacıyla 81154/13 nolu parselasyon planının 27/04/2017 tarihinde onaylandığını, davaya konu taşınmazda bedelsiz terk edilen 73 metrekarelik hissenin davacı adına aktif olarak kayıtlı bulunduğunu, terk işlemi zaten gerçekleşmediğinden ihyaya konu bir hissenin bulunmadığını, konusuz kalan davanın reddi gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 3. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 04/11/2021 tarihli ve 2019/1917 E. 2021/2050 K. sayılı kararıyla; idari yargıda iptal kararlarının geriye yürümesinin esas olduğu, … ada 6 parselde 73 m2’nin 08/12/2000 tarihinde 81154 plan gereği kamuya bedelsiz terk edilerek sicil kaydı oluşturulmuş ise de tescilin hukuki sebebini oluşturan işlemin Ankara 17. İdare Mahkemesinin 2014/121 esas 2014 /677 kararı ile iptal edildiği ve kararın 15/03/2016 tarihinde kesinleştiği, bu iptal kararı ile planın geçmişe etkili olacak şekilde ortadan kalktığı, bu durumda bedelsiz terk işleminin yapılmasını sağlayan plan notunun idari yargı kararıyla ortadan kalkması nedeniyle sicil kaydının hukuki sebepten yoksun kalarak yolsuz tescil durumuna düştüğü, davacı tarafından yapılan terkinin dayanağının da ortadan kalktığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ 1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Temyiz Nedenleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; temyiz dilekçesinin ekinde sunulan tapu kayıtlarına göre 7 ve 66 m2’lik hisselerin davacı adına kayıtlı ve aktif bulunduğunu, davanın konusuz kalmış olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Gerekçe 3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 705. maddesinde; “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” 1022/1. maddesinde; “Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır.” 3.2.2. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, ayni haklar tapu siciline tescil ile doğar ve tescilin hukuki netice doğurabilmesi için de geçerli bir hukuki sebebinin bulunması zorunludur. Bu hususun tapunun illilik prensibinden kaynaklandığı açıktır. Oysa, oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığı takdirde, tescilin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve sicilin iptali gerekeceğinde kuşku yoktur. 3.3. Değerlendirme 3.3.1. Dosyanın incelenmesinde, … ada 4 parsel sayılı taşınmazın Ankara Büyükşehir Belediye Encümeni’nce onaylanan …nolu parselasyon planı ile iki parçaya ifraz edilerek aynı ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, oluşan kayıtlarda davacı adına aktif kayda rastlanılmadığı ancak tedavüllü kayıtlar incelendiğinde davacıya ait 6600/2154440 ve 700/2154440 oranlarında sırasıyla 66 m2 ve 7 m2 yüzölçümlü hissenin 07/04/2011 tarihli imar işlemi ile davacı adına kayıtlı iken tapudan terkin edildiği, davalı … tarafından davacının taşınmazdaki hissesini 08/12/2000 tarihinde bedelsiz olarak terk ettiğinin belirtildiği, “tüm konut alanlarında parselasyon planıyla çıkacak kamulaştırma miktarının bedelsiz terk edilmesi halinde inşaat yoğunluğunun artırılması”na ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Encümeni’nce onaylanan …nolu parselasyon planı ile dayanağı 08/09/1995 tarihinde onaylanan 1/1000ölçekli uygulama imar planı ile 16/02/1995 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planının iptali istemiyle idari yargıda muhtelif davaların açıldığı, Ankara 17. İdare Mahkemesinin 2014/121 E., 2014/677 K. sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, kararın onandığı, karar düzeltme talebi de reddedilerek 15/03/2016 tarihinde kesinleştiği, aşamada davalı tarafça 6 parsel sayılı taşınmazın yürürlüğünün devamı amacıyla 81154/13 nolu parselasyon planının 27/04/2017 tarihinde onaylandığı’nın ve davalı adına aktif toplam 73 metrekarelik hisse bulunduğunun belirtildiği ve buna ilişkin tapu kayıtlarının dosyaya sunulduğu ancak Mahkemece bu hususun üzerinde durulmadığı anlaşılmıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir. 3.3.2. Hal böyle olunca, Mahkemece … ada 6 parsel sayılı taşınmazın güncel tapu kaydı getirtilerek incelenmeli, varsa davacı adına aktif olarak kayıtlı hisselerin kök taşınmaz olan … ada 4 parsel sayılı taşınmazdan gelip gelmediği belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. VI. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1 maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 HMK'nın 371/1-ç maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 30/05/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Bedelsiz terk edilen arsanın halen belediye mülkiyetinde bulunduğu ve tapuda üçüncü şahıslara devredilmediği hallerde eski malik tarafından tapu iptal ve tescil davası ikame edilir. İmar uygulaması sırasında kamu hizmeti maksadıyla terk edilen yerin idare adına ihdasen tescil edilmesine karşı mülkiyet hakkına dayanılarak açılan yolsuz tescil davalarında Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2020/2300 Esas ve 2020/4433 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere uyuşmazlığın çözümünde adli yargı görevlidir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2020/2300, K. 2020/4433Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2020/2300 E.  ,  2020/4433 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleştirilen davanın usulden reddine ilişkin olarak verilen karar asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil istemine ilişkindir. Asıl davada davacı, 1595 ile 1665 parsel sayılı taşınmazlar aralığındaki yerlerin yarısı kadar alanın kamuya yol, park, yeşil alan gibi sahaların yapılması karşılığında bedelsiz olarak terk edildiğini, daha sonra 5.427 m²’lik alanın Tapu Kanunun 21.maddesi uyarınca davalı … adına 157 ada 1 parsel (ihdasen 333 ada 1 parsel) sayılı taşınmaz olarak tescil edildiğini, tescil işleminin dayanağını 23.07.2008 tarih ve 2008/129-14 sayılı encümen kararının oluşturduğunu, bahse konu alan üzerine yol, park, yeşil alan gibi yerler yapılmaksızın tescil işlemine tabi tutulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline, ya da tekrar Hazineye döndürülmesine karar verilmesini istemiştir. Birleştirilen davada davacı, 157 ada 1 parsel sayılı taşınmazın öncelikle Bitez Belediye Başkanlığı adına tescil edildiğini, daha sonra anılan belediyenin 22.04.2005 tarihli karar gereğince tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılması ile Bodrum Belediyesine bahse konu taşınmazın devredildiğini, tescil işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asıl ve birleştirilen davada davalı, yapılan tescil işleminin hukuka uygun olduğunu, iddiaların yersiz olduğunu belirterek asıl ve birleşen davaların reddini savunmuştur. Mahkemece, söz konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların usulden reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; kayden davacılara ait 889 ve 1470 parsel sayılı taşınmazların imar işlemine tabi tutularak 1595 ile 1665 parsel sayılı taşınmazlara dönüştüğü, bu esnada 5.427 m²’lik alanın Tapu Kanunun 21. maddesi uyarınca Bitez Belediyesi adına 157 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olarak ihdasen tescil edildiği, 22.04.2005 tarihli karar gereğince anılan belediyenin tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılması ile çekişme konusu taşınmazın Bodrum Belediyesine devredildiği, tescil işlemine konu 23.07.2008 tarih ve 129/14 sayılı encümen kararına karşı asıl davada davacı … Anonim Şirketi vekili tarafından Muğla 1.İdare Mahkemesi’nin 2009/688 Esas, 2010/2621 Karar sayılı dosyası ile iptal talebinde bulunulduğu, mahkemece dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ancak hükmün temyiz incelemesinde olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, asıl ve birleşen davalarda ileri sürülen isteklerin idari işlemin iptaline yönelik olmadığı, davaların mülkiyet hakkına dayalı olarak yolsuz tescil iddiasıyla açıldığı gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümünün adli yargının görevinde olduğu kuşkusuzdur. Hâl böyle olunca, işin esasına girilerek tescile dayanak idari kararla ilgili Muğla 1.İdare Mahkemesi’nin 2009/688 Esas 2010/2621 Karar ve 13.10.2010 tarihli dava dosyası ile verilen hükmün kesinleşip kesinleşmediğinin de araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Asıl ve birleştirilen davada davacının yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kamuya bedelsiz terk edilen taşınmazın tesciline dayanak oluşturan belediye encümeni kararı gibi idari işlemler aleyhine idari yargıda iptal davası açılmışsa, adli yargı mahkemesi idari yargıdaki kararın kesinleşip kesinleşmediğini araştırmalı ve sonucuna göre hüküm kurmalıdır. Nitekim Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2022/780 Esas ve 2022/4299 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, bedelsiz terk şartını içeren plan notunun idari yargıda iptal edilerek kesinleşmesi sicilin hukuki sebebini ortadan kaldırır; bu durumda güncel kayıtlar incelenerek davacının kök parselden gelen aktif hissesinin bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.

Terk edilen arsa üçüncü kişilere devredilmişse veya üzerinde geri dönüşü fiilen imkansız kalıcı bir yapı inşa edilmişse aynen iade mümkün olamayacağından eski malik dava tarihindeki rayiç değer üzerinden güncel bedel tazminatı isteyebilir. Ayrıca 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesinin yirmi birinci fıkrası uyarınca, imar uygulamalarının kesinleşmiş yargı kararıyla iptal edilmesi sonrasında hukuki veya fiili imkansızlıklar nedeniyle eski kök parsele dönülemiyorsa yeni imar uygulaması yapılması, bu sağlanamazsa muvafakatle uygun yer tahsisi, uzlaşma olmaması halinde ise DOP kesintisi düşüldükten sonra taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi öngörülmüştür.

Görevli Mahkeme, Yetki ve Kanun Yolları

Bedelsiz terk edilen taşınmazın aynen iadesi amacıyla açılacak tapu iptal ve tescil davaları ile mülkiyetin iadesinin imkansızlığı sebebiyle açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olup bu yetki kuralı kesin nitelik taşır.

Asliye Hukuk Mahkemesince verilen nihai kararlara karşı, kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. İstinaf incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararlara karşı da yasal şartların mevcudiyeti halinde tebliğden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yoluna gidilebilir.

Olağan kanun yollarının tamamen tüketilmesinin ardından mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla, nihai kararın ilgilisine tebliğ edilmesinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içerisinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilmesi mümkündür.

Bedelsiz terk edilen taşınmaz hangi hallerde geri istenebilir?

Terk edilen taşınmazın park, yol veya okul gibi kamu hizmeti maksadıyla kullanılmaması, imar planı değişikliğiyle konut ya da ticaret alanına çevrilmesi, uzun süre atıl bırakılması veya belediyece kiralanarak ticari faaliyete tahsis edilmesi halinde geri istenebilir.

Terk edilen arsa başkasına devredilmişse ne talep edilebilir?

Arsanın üçüncü kişilere devredilmesi veya üzerinde geri dönüşü imkansız bir yapı bulunması sebebiyle aynen iadesi mümkün değilse, malik tarafından dava tarihindeki rayiç bedel üzerinden güncel tazminat talep edilebilir.

Düzenleme ortaklık payı aynı taşınmazdan tekrar alınabilir mi?

Kural olarak aynı taşınmazdan bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınamaz; ancak imar planı kararıyla yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış meydana gelmesi halinde önceki terkler gözetilerek oran en fazla yüzde kırk beşe tamamlanacak şekilde ilave kesinti yapılabilir.

Terk edilen arsanın iadesi davasında zamanaşımı süresi var mıdır?

Kamu hizmeti amacı ortadan kalktığında belediye adına mevcut tescil yolsuz tescil niteliğine bürünür ve ayni hakka dayanan mülkiyet iddiaları zamanaşımına tabi değildir.

Tapu iptal ve tescil davasında hangi mahkeme görevlidir?

İmar terkine dayalı yolsuz tescil sebebiyle açılan tapu iptal ve tescil ile tazminat davalarında adli yargı kolunda yer alan Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu