İfade özgürlüğü yalnız hoşa giden, zararsız ya da kayıtsızlık doğuran fikirlerle sınırlı değildir. Devleti, herhangi bir kesimi veya kamuyu şok eden, rahatsız eden ve provoke eden açıklamalar da bu özgürlüğün içindedir. Lehte görülmeyen, çarpıcı gelen ve aleyhte olan haber ile düşünceler, Sözleşme'nin 10. maddesinin sınırları içinde kalabilir. Başka şartların da gerçekleşmesi hâlinde ofansif düşünceler aynı kapsama girebilir. Güvence, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 19. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi ile Anayasa'nın 25 ve 26. maddelerinde tanınır. Bu düzenlemeler kanaat özgürlüğünü ve kamu otoritesinin karışması ile ülke sınırları engel olmaksızın haber ve fikir edinme ile iletme imkânını da içerir. Basın özgürlüğü Sözleşme'de başlı başına bir maddeyle yer almaz; 10. maddedeki ifade özgürlüğünün içinde değerlendirilir. Demokratik toplumun temel dayanaklarından olan bu özgürlük, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için başlıca şartlar arasındadır. İnternete ulaşmak da bilgi ve düşünce özgürlüğünü kullanmanın temel unsurlarından biri hâline gelmiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2021/1639, K. 2021/4383Kaynağı aç
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/9565, K. 2022/10257Kaynağı aç
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/582, K. 2024/34Kaynağı aç
Kanuni sınır ve ölçülülük
Sınır keyfî bir yasak değildir. Sözleşme'nin 10. maddesinin ikinci fıkrası, hakkın kullanımına görev ve sorumluluk da yükler. Ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu güvenliği, kamu düzeni, suçun önlenmesi, sağlık, ahlak, başkalarının şöhret ve hakları, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi ve yargı erkinin yetkisi ile tarafsızlığı; kanunla öngörülen ve demokratik toplumda gerekli formalite, koşul, sınırlama veya yaptırımın amaçları arasında sayılır. Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrası, bu hürriyetlerin başkalarının şöhret veya haklarının korunması amacıyla sınırlanabileceğini belirtir. Anayasa'nın 13. maddesine göre sınırlama ancak kanunla yapılabilir; demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz, hakkın özüne dokunamaz. Sınırlayıcı kural dar yorumlanır. Sınır için önemli bir toplumsal ihtiyaç veya zorunluluk aranır. Müdahale meşru bir amacı gerçekleştirmeli, aşırıya kaçmamalı ve hakkın özünü zedelememelidir. Bu alandaki her formalite, koşul, yasak ve ceza, güdülen meşru amaçla orantılı olmalıdır. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşma ile kanun aynı konuda farklı hükümler içerirse, Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca andlaşma hükmü esas alınır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/8480, K. 2025/3811Kaynağı aç
Müdahale yalnızca hapis cezasına indirgenemez. Cezai bir yaptırım, sembolik de olsa tazminat, ertelenmiş bir mahkûmiyet, kovuşturmaya geçilmese bile soruşturma, yayın yasağı, basılı yayına el koyma ve radyo veya televizyon frekansı isteminin reddi, engelleme niteliği taşıyan işlemler arasında yer alır.
İfade özgürlüğü ile itibarın korunması
İfade özgürlüğü ile itibarın korunması, iki ayrı sözleşme hakkının karşı karşıya gelmesi olarak ele alınabilir. Kişinin şeref ve itibarı haksız saldırı altında kaldığı hâlde ulusal mahkemeler gerekli korumayı sağlamazsa, Sözleşme'nin 8. maddesi bakımından da ihlal sonucu doğabilir. Denge kurulurken açıklamanın kamusal tartışmaya katkısı, muhatabın tanınmışlığı ve konumu, açıklamayı yapanın bilinirliği ile önceki tutumu, açıklamanın amacı, içeriği, biçimi ve sonuçları, bilginin elde edilme yolu ve doğruluğu ile yaptırımın ağırlığı gözetilir. Onuncu madde yalnız düşüncenin özünü değil, onun aktarılma biçimini de güvenceye alır. Yetkili makamlar, zorunlu değilse açıklamayı ve yaymayı yasaklamamalı ve yaptırıma bağlamamalıdır. Diğer yönden özgürlüğün gerçek ve etkili korunması için gereken tedbirleri almalı ve dengeyi kurmalıdır.
Olgu isnadı ve değer yargısı
Açıklamanın olgu bildirimi mi yoksa değer yargısı mı olduğu sonucu değiştirir. Olgu isnadında en azından ilk bakışta güvenilir görünen bir delil sunulması gerekir. Bu delil getirilemezse iddianın gerçekliğinin ortaya konulması beklenir. Değer yargısının da belli bir olgusal temeli olmalıdır. Hiçbir veriye ve altyapıya dayanmayan değer yargısı, ifade özgürlüğünün sınırı içinde kabul edilmez. Gerçeğe ilişkin beyanda kanıtın, değer yargısında ise mantıksal temelin bulunmaması hâlinde itibarın korunması genellikle öne alınır ve hakaretin oluştuğu kabul edilebilir. Kamunun zaten bildiği bir bilgide, değer yargısını destekleyecek olguları gösterme şartı daha az aranır. Gerçek dışı olgulara dayanan açıklamalarda, açıklamayı yapanın bu sözlerin ortaya konulmasından ve yayımlanmasından sorumlu olup olmadığı ile başkalarını aldatmayı amaçlayıp amaçlamadığı dikkate alınır.
Kamuya mal olmuş kişiye yönelik eleştiri
Kamunun ilgisini çeken bir konuda siyasal ifadenin sınırlanabilmesi için güçlü gerekçeler gerekir. Kamuya mal olmuş kişiye yönelen eleştirinin izin verilen sınırı, diğer vatandaşlara göre daha geniştir. Siyasetçi, halkın ve basının yakın denetimine açık kişi olmayı bilerek seçmiş sayılır ve eleştiriye daha geniş bir hoşgörü göstermek durumundadır. Bir sıralamada politikacılar eleştiriye en açık grup olarak anılır; ardından kamu görevlileri, kamuya mal olmuş kişiler ve sıradan kişiler gelir. Üst düzey bürokratlar da diğer insanlara göre daha ağır eleştiriyi kaldırmak durumundadır. Bu genişlik, özel hayata, onura, şerefe ve saygınlığa ağır ve haksız saldırı serbestliği vermez. Hakarete hiç kimse katlanmak zorunda değildir. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin E. 2021/7651, K. 2021/19065 sayılı kararında, kamuya mal olmuş olsa bile siyasetçi olmayan kişi bakımından siyasetçi yakını olmanın ağır eleştiriye katlanma yükümlülüğü vermediği kabul edilmiştir. Eleştiri sınırını aşıp şeref ve saygınlığa somut bir olgu isnat eden sözler ifade hürriyeti içinde görülmemiş, beraat yerine mahkûmiyet gerektiği sonucuna varılmıştır. Aynı kararda hakaret suçunda uzlaştırma yoluna başvurulması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/7651, K. 2021/19065Kaynağı aç
Eleştiri ile hakaret ayrı kavramlardır. Bir değerlendirmede kaba sövme hiçbir koşulda eleştiri sayılmaz. Eleştirinin hukuka uygun sayılabilmesi için küçültücü, incitici ve abartılı sözlerden kaçınılması gerektiği, bu öğelerden birinin varlığında haber verme ve eleştiri hakkından söz edilemeyeceği de belirtilir. Buna karşılık hicivli anlatım, kamu menfaatini ilgilendiren bir sorunda özgür tartışma ortamı için önemli görülebilir. Yergi, abartma ve saptırma yoluyla galeyana getirmeyi amaçlayabilen bir toplumsal eleştiri biçimi olarak ele alınmış; cezalandırmanın bu tür güncel ifadeler üzerinde soğutma etkisi doğurabileceği de ayrıca değerlendirilmiştir. Kamu görevini yürütenleri denetlemek, faaliyetlerini değerlendirmek ve eleştirmek, Anayasa'dan doğan düşünceyi açıklama özgürlüğünün sonucudur. Sert, kaba veya nezaket sınırını aşan üslup, açıklayanın eğitim ve kültür düzeyiyle ilişkilendirilebilir. Görüş açıklama niteliği taşımayan küçültücü ve aşağılayıcı ifadelere ise geçilmemesi gerekir. Abartılı sözün eleştiri savunmasını düşürüp düşürmeyeceği, bu ölçüler yan yana durduğu için tek bir eşiğe bağlanamaz.
Yaptırımın ölçüsü ve söylemin bağlamı
Gazetecilerin mesleklerini icra ettikleri için hapis cezası alması ve meslekten men edilmesi, ülke genelindeki gazetecilerin kamuyu ilgilendiren konularda çalışmasını engelleyebilir. Bu nedenle hükmolunan müeyyideler açıkça orantısız bulunmuştur. Bir olayda müdahale haklı kabul edilmiş olsa bile, hakaret ve iftira nedeniyle verilen hükümler orantısız görülmüş ve sözleşmenin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Mart 2016 tarihli görüş raporunda, bu suç tiplerine ilişkin uygulamaların ifade özgürlüğü üzerinde dondurucu etki doğurabilecek nitelikte olduğu ve bunun otosansüre yol açtığı saptaması yer alır. Açıklamanın görece dar bir çevrede yapılması, itibarın zedelenmesini de sınırlayabilir. Kısıtlı bir yerde, sınırlı bir kitlenin duyacağı biçimde ve basın ya da başka bir yayın aracı olmaksızın söylenen söz hafifletici neden sayılabilir. Sözlü bir açıklama için hapis cezası da orantısız bir yaptırım olarak görülebilir. Hararetli bir tartışmanın anında sarf edilen sözlere, önceden tasarlanmış yazılı beyanlara göre daha geniş bir alan tanınır. Politikacılar ve basın çalışanları, canlı tartışmada gerçekliği sağlam kanıtlara oturmayan açıklamalar bakımından daha geniş bir alana sahip görülebilir. Aradan uzun süre geçmesi yüzünden kanıt toplamanın güçleşmesi, itibarın korunmasına karşı düşünce açıklamasının öne çıkabileceği hâller arasındadır. Yerel neo-nazi ve neo-faşist nitelemelerinin cümle içinde bir kişiye yöneltilmesi veya ima edilmesi, hakaret nedeniyle ceza için yeterli görülmemiştir. Çocuğa yönelik olduğu düşünülen ve elinde makul sayılabilecek delil bulunan bir istismarı önleme girişiminde, kişinin hakaret hükümlerinden çekinmemesi ve ifade özgürlüğünden yararlandırılması gerektiği kabul edilmiştir.
Basının özeni ve haber verme hakkı
Basın, kamuyu ilgilendiren bilgi ve fikirleri ileten bir sözcü olarak ayrıca önem taşır. Haber verme hakkı, hakkın kullanılması hukuka uygunluk nedeninin bir görünümüdür. Türk Ceza Kanunu'nun 26. maddesinin birinci fıkrasına göre hakkını kullanan kimseye ceza verilmez. Basının haber verme hakkından söz edebilmek için haberin gerçek olması, güncel olması, haberde kamusal ilgi ve yarar bulunması ve haber ile fiil arasında düşünsel bir bağ bulunması aranır. Basın ve yayın organı bilgi edinirken, yayarken, eleştirirken, yorumlarken ve eser yaratırken kamu yararını gözetir. Açıklamanın görünür gerçekliğe uygun ve güncel olup olmadığını özenle inceler, biçim ile konu arasında düşünsel bağ kurar ve ölçülülüğe uyar. Bir kişinin itibarı söz konusu olduğunda gazetecinin verdiği bilginin güvenilir ve doğru olması bakımından önemli bir sorumluluğu vardır. Özel hayata ilişkin bilgilerin yalnız başkalarının merakını gidermek için haber yapılması hukuken meşru görülmez. Yasa dışı yollarla kaydedilen ya da ele geçirilen ses veya görüntünün açıklanması ve yayımlanması, tek başına ve her zaman, ifade özgürlüğünün kullanımı için öngörülen sorumluluklara aykırı davranıldığını göstermez. Gizli kaydın açığa çıkarılmasında kamu yararı kişilik haklarının korunmasından daha önemliyse, basın etiğine uygun davranılmış ve hukuka aykırı hareket edilmemişse basın özgürlüğü lehine değerlendirme yapılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 26Kaynağı aç
Ceza Genel Kurulunun E. 2019/582, K. 2024/34 sayılı kararında, gündemde olan ve kamuoyunu yakından ilgilendiren iki kamuya mal olmuş kişi arasındaki günlük hayata ilişkin mesajların açıklanması, basın özgürlüğü ve haber verme hakkı içinde görülmüştür. Bu nedenle haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun hukuka aykırılık unsuru oluşmamıştır. Özel daire, içeriklerin kamu yararı amacıyla ve ağır eleştiri sınırları içinde, küçük düşürme amacı taşımadan haberleştirilmesini basın özgürlüğü kapsamında değerlendirmiş ve mahkûmiyeti hukuka aykırı bulmuştur. Kurul ise sosyal medya paylaşımları ile televizyon programındaki sözlerin bir bütün olarak düşünce açıklaması niteliğinde olmadığını kabul etmiştir. Eylemin şekli, yeri ve ortamı gözetildiğinde sözler saygınlığa zarar vermeyi amaçlayan ve küçültücü nitelikte görülmüş, hakaret suçunun unsurlarının oluştuğu sonucuna varılmıştır. Kurul, Anayasa'nın 28. maddesindeki basın özgürlüğünün basılmış eserler bakımından geçerli olduğunu; görsel ve işitsel yayınlar ile internet ve sosyal medya faaliyetlerinin ise 26. maddedeki düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında kaldığının söylenebileceğini de belirtmiştir.
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunda aracın türü önemli değildir. Mektup, telefon, telgraf ve elektronik posta da koruma altındadır. Türk Ceza Kanunu'nun 132. maddesinin birinci fıkrasındaki suç, gizliliğin ihlal edilmesiyle oluşur. Ayrıca bir zarar aranmadığından suç, tehlike suçu niteliğindedir. Suç genel kastla işlenir; özel bir saik gerekmez. Kişiler arasındaki telefon konuşmasına ilişkin kayıt savcılığa veya mahkemeye verilirse, duruşmada açıkça dinlenir veya okunursa bu suç oluşmaz. Soruşturma aşamasında, hukuka uygun biçimde kayda alınmış olsa bile kişiler arasındaki konuşma içeriklerinin televizyonda veya gazetede yayımlanması hâlinde suçun oluşacağı kabul edilir. Güncel ve kamusal ilgi taşıyan bir konuda, tarafların günlük yaşama ilişkin mesajlaşma içeriklerinin açıklanması ise basın özgürlüğü ve haber verme hakkı kapsamında kalabilir; bu durumda haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun hukuka aykırılık unsuru oluşmayabilir. Anayasa'nın 22. maddesine göre hâkim kararı olmadıkça haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Maddede gösterilen sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâlde, kanunla yetkili merciin yazılı emri gerekir. Bu karar yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim kırk sekiz saat içinde kararını açıklamazsa karar kendiliğinden kalkar.
Hakaret suçunun kanuni çerçevesi
Hakaret suçu kişilerin onurunu, şerefini ve saygınlığını korur. Suç, bu değerleri rencide edebilecek somut bir fiilin veya olgunun isnat edilmesiyle ya da sövmekle gerçekleşir. Öngörülen ceza, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır. Fiilin kişiyi küçük düşürmeye yönelmesi gerekir. Sözün tahkir edici sayılıp sayılmayacağı bazı hâllerde görelidir; zaman, yer ve durum sonucu değiştirebilir. Bundan dolayı her ağır eleştiri ya da rahatsız edici söz hakaret kapsamında ele alınmaz. 5237 sayılı Kanun, önceki kanunda ayrı tutulan hakaret ve sövmeyi kaldırarak bu iki hareketi aynı suçun seçimlik hareketleri hâline getirmiştir. Mağdur hazır bulunmuyorsa, sözün cezalandırılabilmesi fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesine bağlıdır. Ses, yazı veya görüntü içeren bir ileti doğrudan mağdura yöneltilmişse birinci fıkradaki ceza uygulanır. Fiilin alenen işlenmesi cezayı altıda bir oranında artırır. Cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Bu alt sınır; suçun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi, kişinin dinî, siyasî, sosyal veya felsefî inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklaması, değiştirmesi, yaymaya çalışması ya da mensubu olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranması nedeniyle işlenmesi ve kişinin mensup olduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi hâllerinde uygulanır. Görev sebebiyle kurul biçiminde çalışan kamu görevlilerine yönelen hakaret, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Bu durumda zincirleme suç hükümleri uygulanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 125Kaynağı aç
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2024/2353, K. 2025/1119Kaynağı aç
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin E. 2024/2353, K. 2025/1119 sayılı kararında sözler; olayın oluşu, bağlamı, öncesi ve sonrası, yer, zaman, söyleniş biçimi ve kelimelerin bütünüyle değerlendirilmiştir. Katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta bulunarak hakaret suçunun unsurlarının oluştuğu kabul edilmiş, beraat hukuka aykırı görülmüştür. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin E. 2017/9234, K. 2017/11414 sayılı kararında, internet sitesinde haber muhabiri olarak çalışan kişinin yolsuzluk soruşturmasına ilişkin haberde katılanların onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek somut olgu isnadında bulunduğu kabul edilmiştir. Eylem eleştiri boyutunu aşmış, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesinde açıklanan basın özgürlüğünün dışına çıkmış ve hakaret suçunu oluşturmuştur. Delil yetersizliğine dayanan beraat bu nedenle bozulmuştur. Aynı kararda iftira suçundan kurulan beraat hükümleri usul ve yasaya uygun bulunarak oybirliğiyle onanmıştır. Bir gerekçede iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyen sözler, müstehcen içerik, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen ifadeler ile nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik sözler düşünce özgürlüğünün koruması dışında bırakılır ve suç sayılarak cezaya bağlanır. Başka bir gerekçede özel hayata ve hayatın gizli alanına yönelik saldırılar da bu çerçeveye eklenir ve aynı tür ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamı dışında değerlendirilebileceği söylenir. İki ölçü, her rahatsız edici söz için aynı yaptırımı kuran tek bir kural hâline getirilemez.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2017/9234, K. 2017/11414Kaynağı aç
Cumhurbaşkanına hakaret
Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesindeki hakaret ile 299. maddesindeki cumhurbaşkanına hakaret ayrı suç tipleridir ve Avrupa kurumlarınca yakından izlenen bir sorun olarak anılır. 299. maddenin birinci fıkrasına göre cumhurbaşkanına hakaret eden kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suç alenen işlenirse verilecek ceza altıda bir oranında artırılır. Bu suçtan kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Suç, kişilere ve şerefe karşı suçlar arasında değil, devlete karşı suçlar bölümünde düzenlenmiştir. Amaç, devleti temsil eden cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığının korunmasıdır. Fail herkes olabilir. Cumhurbaşkanlığı sıfatı seçimle değil ant içmekle başlar. Suçun görevin devamı sırasında işlenmesi gerekir; görevden kaynaklanması şart değildir. Manevi unsur genel kasttır. Mağdurun sıfatı bilinerek hareket edilmelidir. Saikin siyasî olması şart değildir. Makam veya vazifeyle ilgili bir saik de aranmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 299Kaynağı aç
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin E. 2021/1639, K. 2021/4383 sayılı kararında, sanığın ikrar ettiği sosyal medya paylaşımları, bireyin kendini gerçekleştirmesine veya toplumun gelişmesine katkı sunan bir değer taşımadığı için ifade hürriyeti kapsamında görülmemiştir. Paylaşımlar özellikle eleştiri sınırını aşıp cumhurbaşkanının şeref ve saygınlığına saldırı niteliğindedir. Sübuta eren suçtan orantılı bir ceza gerekirken beraat verilmesi hukuka uygun bulunmamıştır. İlk derece mahkemesinin, siyasal kişilerin sert, ağır ve incitici eleştiriye katlanması ile rahatsız eden, şaşırtan ve gücendiren ifadelerin de güvence altında olduğu yönündeki gerekçesi hukuki kabul edilmemiştir. Karar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca, sanık yeniden yargılanmamak ve aleyhine sonuç doğurmamak üzere kanun yararına bozmadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin E. 2022/8806, K. 2025/3168 sayılı kararında bu suçtan kurulan mahkûmiyet oy çokluğuyla onanmıştır. Aynı dairenin E. 2022/12801, K. 2025/3997 sayılı kararında mahkûmiyete yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi oy çokluğuyla onanmıştır. Dairenin E. 2022/8480, K. 2025/3811 sayılı kararında ise sosyal medya paylaşımı şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta görülmemiş, eleştiri niteliğinde sayılmış ve suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle mahkûmiyet oy birliğiyle bozulmuştur. Aksi yorumun korunan değeri ölçüsüz biçimde genişletebileceği ve ifade özgürlüğünü öne çıkaran hukuk düşüncesiyle bağdaşmayabileceği de belirtilmiştir. Onama ile bozma, her paylaşımın aynı sonuca bağlanacağı tek bir kural vermez. Sözün küçük düşürmeye yönelik olup olmadığı ve rencide edici boyuta ulaşıp ulaşmadığı somut koşullara göre belirlenir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/8806, K. 2025/3168Kaynağı aç
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/12801, K. 2025/3997Kaynağı aç
Soruşturma haberinde masumiyet ve gizlilik
Basın ve yayın organlarının, süren bir soruşturma veya devam eden bir ceza davası hakkında haber, yorum ve eleştiri yapma hakkı bütünüyle yasaklanamaz. Türk Ceza Kanunu'nun 285. maddesinin altıncı fıkrasına göre, soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin haber verme sınırları aşılmadan haber yapılması suç oluşturmaz. Bu haberlerde kişilerin suçlu diye damgalanmasına yol açacak ifadeler kullanılmamalıdır. Suçluluk veya suçsuzluk kararı, hukuk kurallarına uyan yetkili yargı organına aittir. Suçsuzluk karinesi; kişiyi suçlu gösteren, toplumu buna inandıran veya yetkili yargı organının olay ve olguları değerlendirirken önyargılı davranmasına yol açabilecek açıklama ya da fiillerle ihlal edilebilir. Yüksek rütbeli polis memurlarının çekince koymadan bir kişiyi cinayetin azmettiricisi olarak açıklaması, kamuoyunda suçluluk önyargısını teşvik edebileceği ve yargı değerlendirmesini etkileyebileceği gerekçesiyle Sözleşme'nin 6. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı bulunmuştur. Uyuşmazlığın sorunları halkı peşin hükme götürecek biçimde açığa vurulursa mahkemeler saygı ve güven kaybedebilir. Basında düzenli biçimde sahte yargılamalar görülmesi, mahkemelerin uyuşmazlık çözümü için uygun forum olduğu anlayışına uzun dönemde zarar verebilir. Tutuklu bir kişi hakkında suçluluğu ima eden ve kamu yararı taşıyan bir konuyu gündeme getirmeyen yazıda, bilgi alma ve yayma özgürlüğünden doğan yarar, masum sayılma hakkı ile yargı organının otorite ve tarafsızlığını sağlama endişesine üstün gelmemiştir. Daha önce bir basın toplantısında açıklanan bilgiler bakımından, toplumun önceden bildiği olayın gizliliğini korumada yarar kalmadığı ve cezalandırmanın demokratik toplumda gerekli olmadığı kabul edilmiştir.
Türk Ceza Kanunu'nun 285. maddesinin birinci fıkrasına göre gizliliğin ihlali iki ayrı yoldan gündeme gelir. Soruşturma evresindeki işlemin içeriğinin açıklanması, suçlu sayılmama karinesini, haberleşme gizliliğini veya özel hayatın gizliliğini ihlal edebilir. Açıklama, maddî gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye elverişli de olabilir. Bu şartlardan birinin gerçekleşmesi aranır. Değerlendirmede soruşturmanın amacına uygun yürütülmesi, lekelenmeme hakkı ve basın özgürlüğü arasında adil bir denge kurulmalıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin E. 2020/9565, K. 2022/10257 sayılı kararında, iddianamede soruşturma dosyalarında bulunduğu ileri sürülen bilgi ve telefon görüşmelerinin haberin yayımından önce farklı basın ve yayın organları ile internet ortamında ifşa edildiği kabul edilmiştir. Bilgiler alenileşmiş ve herkesçe bilinebilecek bir nitelik kazanmıştır. Gizliliği koruma amacı bu nedenle önemli ölçüde ortadan kalkmış ve o olayda yüklenen suçun yasal unsurları oluşmamıştır.
Sık sorulan sorular
İfade özgürlüğü rahatsız edici sözleri de kapsar mı?
Evet. İfade özgürlüğü, lehte veya zararsız görülenlerin yanında, devleti veya toplumun bir bölümünü rahatsız eden, çarpıcı ve aleyhte haber ile düşünceler için de geçerlidir. Güvence, düşünce veya bilginin aktarılma biçimini de kapsar.
Siyasetçi her ağır eleştiriye katlanmak zorunda mıdır?
Hayır. Siyasetçiye yönelik eleştirinin sınırı özel kişiye göre daha geniştir; fakat bu, onur, şeref ve saygınlığa ağır ve haksız saldırının serbest olduğu anlamına gelmez. Hakarete hiçbir kimse katlanmak zorunda değildir. Yalnızca siyasetçi yakını olmak da ağır eleştiriye katlanma yükümlülüğü vermez.
Cumhurbaşkanına hakaret suçunda kovuşturma izne bağlı mıdır?
Evet. Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suç alenen işlenirse verilecek ceza altıda bir oranında artırılır.
Gıyapta söylenen söz ne zaman hakaret sayılır?
Mağdurun gıyabında hakaret, fiil en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenirse cezalandırılabilir. Ayrıca davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelmesi ve onur, şeref ile saygınlığı rencide edebilecek somut fiil, olgu isnadı veya sövme içermesi gerekir. Hareketin tahkir edici olup olmadığı zamana, yere ve duruma göre değişebilir.
Mağdura gönderilen ileti gıyaptaki üç kişi şartına tabi midir?
Hayır. Fiil mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenirse birinci fıkradaki cezaya hükmolunur. Gıyapta cezalandırma ise fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesine bağlıdır.
Devam eden soruşturma haberleştirilebilir mi?
Evet. Haber, yorum ve eleştiri hakkı bütünüyle yasaklanamaz. Haber verme sınırları aşılmadan soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin haber yapılması gizliliğin ihlali suçunu oluşturmaz. Haber kişiyi suçlu olarak damgalamamalıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin E. 2020/9565, K. 2022/10257 sayılı kararında, haberden önce alenileşen bilgiler bakımından gizliliği koruma amacı önemli ölçüde kalktığı için suçun unsurları oluşmamıştır.
Sosyal medya paylaşımı eleştiriyse suç olur mu?
Paylaşım şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta değilse ve eleştiri niteliğindeyse cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları oluşmayabilir. Aynı suç tipinde mahkûmiyetin ve istinaf başvurusunun esastan reddinin oy çokluğuyla onandığı kararlar da vardır. Sözün tahkir edici olup olmadığı zamana, yere ve duruma göre değiştiğinden bütün paylaşımlar için tek sonuç çıkmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

