Kanun Yolu Süresinin Hatalı Gösterilmesi ve Mahkemeye Erişim

by Avukat Erdal Ersoy
Kanun Yolu Süresinin Hatalı Gösterilmesi ve Mahkemeye Erişim

Mahkemeye erişim hakkı, kişilerin uyuşmazlıkları yalnızca ilk derece mahkemesinin önüne taşıyabilmesini değil, aynı zamanda mevzuatta öngörülen kanun yollarına etkili biçimde başvurabilme imkânını da güvence altına alır. Kanun yollarına müracaatın belirli yasal sürelere tabi tutulması hukuki güvenlik ile yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması hedefleri bakımından meşru bir sınırlama teşkil eder. Buna karşılık, hak arama özgürlüğünün korunabilmesi için kanun yolu sürelerinin muhatapları açısından açık, öngörülebilir ve gerçeğe uygun biçimde bildirilmesi zorunludur.

Kanun Yolu ve Süresinin Bildirilmesinin Anayasal Çerçevesi

Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası gereğince devlet, işlemlerinde ilgililerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve bu başvuruların sürelerini açıkça belirtmekle yükümlüdür. Söz konusu anayasal kural, kişilerin karmaşık ve teknik usul hükümleri karşısında hangi yola, hangi makama ve ne kadarlık bir zaman dilimi içinde başvuracakları konusunda yanılgıya düşmelerini önlemeyi amaçlar. Bu doğrultuda mahkemelerin kararlarında kanun yolu ile başvuru süresini doğru göstermesi salt biçimsel bir ödev olmayıp; hukuki güvenlik, hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkıyla doğrudan bağlantılı temel bir anayasal güvencedir.

Hatalı Süre Bildiriminin Kanuni Sürelere Etkisi ve Korunan Güven

Mahkeme kararında kanun yolu süresinin kanunda yazılı olandan farklı veya hatalı gösterilmesi, kanunda düzenlenen süreyi kendiliğinden değiştiren genel bir sonuç doğurmaz. Hatalı bildirilen sürenin her somut durumda kanuni sürenin yerine geçeceği yönünde genel bir kural bulunmamaktadır. Anayasal değerlendirmede belirleyici olan temel ölçüt; ilgilinin mahkemece gösterilen süreye güvenerek hareket edip etmediği ve mahkeme kaynaklı hatanın sonuçlarının bütünüyle kişiye yüklenmesi nedeniyle kanun yoluna erişimin engellenip engellenmediğidir. Başvurunun süre yönünden reddedilmesinin kişiye aşırı bir külfet yükleyip yüklemediği somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.

Geçiş Hükümleri Kapsamında Temyiz Süresi ve Ret Kararları

Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun temyize ilişkin maddelerinin uygulanması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca sürdürülmektedir. Bu geçiş hükümleri çerçevesinde kural olarak temyiz süresi on beş gün, 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları hakkında ise otuz gün olup süreler ilamın usulen tebliğiyle başlar ve temyiz dilekçesi kararı veren mahkemeye ya da başka bir yer mahkemesine sunulabilir. Temyiz isteminin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya temyizi kabil olmayan bir karara ilişkin olması sebebiyle mahkemece verilen ret kararlarına karşı ise tebliğden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilmektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. geçici 3Kaynağı aç
GEÇİCİ MADDE 3 – (Ek: 31/3/2011-6217/30 md.)[73] (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/34 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez. [74][75] (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.
1086 sayılı HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU m. 432 (2/2)Kaynağı aç
Madde 432 – (Değişik: 16/7/1981 – 2494/25 md.) (Değişik: 26/2/1985 – 3156/20 md.) Temyiz süresi onbeş gündür. Bu süre 8/1/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları hakkında otuz gündür.Temyiz süreleri, ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar. Temyiz dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir. Temyiz dilekçesi, kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmişse, 434 üncü maddeye göre işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriyle birlikte gönderilir. Temyiz, kanuni süre geçtikten sonra yapılır veya temyizi kabil olmayan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz isteminin reddine karar verir ve Yargıtaya gönderme için yatırılan parayı kullanarak ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. Bu ret kararı tebliğinden itibaren yedi gün içinde temyiz edilebilir, temyiz edildiği ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya kararı veren mahkemece Yargıtaya yollanır. Yargıtayın ilgili dairesi temyiz isteminin reddine ilişkin kararı bozarsa, ilk temyiz dilekçesine göre temyiz istemini inceler.

6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 1086 sayılı Kanun'un 432. maddesinin beşinci fıkrası gereğince ek karara karşı uygulanması gereken yedi günlük temyiz süresinin mahkemece on beş gün olarak hatalı gösterildiği bir başvuruda; ilgilinin bu süreye güvenerek yaptığı başvurunun yasal süre aşıldığı gerekçesiyle Yargıtay tarafından reddedilmesi, mahkemece yapılan hatalı bildirimin faturasının başvurucuya yüklenmesi ve ölçüsüz bulunması sebebiyle mahkemeye erişim hakkının ihlali sayılarak yeniden yargılama konusu yapılabilmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mahkemenin kanun yolu süresini yanlış yazması yasal süreyi doğrudan uzatır mı?

Mahkeme kararında sürenin hatalı gösterilmesi kanuni süreyi kendiliğinden değiştirmez ve her durumda yasal sürenin yerine geçmez; ancak ilgilinin bu süreye güvenmesi ve hatanın bütünüyle kişiye yüklenmesi halinde mahkemeye erişim hakkı bakımından ihlal değerlendirmesi yapılır.

Eski usul hükümlerine tabi ek kararlarda temyiz süresi ne kadardır?

Bölge adliye mahkemeleri öncesi döneme ilişkin kararlarda 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi delaletiyle uygulanan 1086 sayılı Kanun'un 432. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde yapılmaması veya temyizi kabil olmaması nedeniyle verilen ret kararlarına karşı temyiz süresi tebliğden itibaren yedi gündür.

Hatalı süre bildirimine güvenilerek yapılan başvurunun reddi her zaman ihlal sayılır mı?

Hatalı gösterilen süre her olayda otomatik olarak kanuni sürenin yerine geçmez; mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediği, ilgilinin mahkemece gösterilen süreye güvenerek hareket edip etmediğine ve mahkeme kaynaklı hatanın bütünüyle kişiye yüklenerek aşırı külfet oluşturup oluşturmadığına göre somut olayın koşullarında değerlendirilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu