Barışçıl Basın Açıklamasına İdari Para Cezası ve Toplantı Hakkı

by Avukat Erdal Ersoy
Barışçıl Basın Açıklamasına İdari Para Cezası ve Toplantı Hakkı

Barışçıl nitelikte bir basın açıklamasına katılan kişiye idari makamlar tarafından uygulanan para cezası, Anayasa'nın 34. maddesi kapsamında güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu müdahalenin anayasal sınırlar içinde kalıp kalmadığını denetlerken gerek idari tutanakta gerekse yargı kararında zorunlu bir toplumsal ihtiyacın karşılandığına ve yarışan haklar arasında adil denge kurulduğuna ilişkin ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya konulup konulmadığını esas almaktadır; bu gerekçe karşılanamadığında hak ihlali tespit edilmektedir.

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkının Anayasal Çerçevesi

Anayasa'nın 34. maddesi, herkese önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız biçimde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı tanımaktadır. Bu hak; millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genel ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak kanunla sınırlanabilir. Sınırlamanın bu anayasal güvencelere uygunluğu her somut olayda ayrıca irdelenmektedir.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/12373, K. 2022/4837Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2021/12373 E.  ,  2022/4837 K. "İçtihat Metni" Emre aykırı davranış eyleminden kabahatli … hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca 320,00 Türk lirası idarî para cezası uygulanmasına dair Düzce Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Kiremitocağı Şehit Osman Çatana Polis Merkezi Amirliğinin 30/12/2019 tarihli ve 2019/1062 sayılı idari para cezasına yönelik başvurunun kabulü ile idari para cezasının iptaline dair DÜZCE 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 18/02/2020 tarihli ve 2020/227 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 12.08.2020 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.09.2020 tarihli ve KYB. 2020-74534 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, kamu binaları ile siyası parti binaları önünde, çevresinde veya yakınında yapılacak açık hava toplantısı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, stant açma, bildiri dağıtma, imza kampanyası düzenleme, çadır kurma, oturma eylemi yapma vb… tüm etkinliklerin suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak amacıyla 15/12/2019 günü saat : 00:00'dan 29/12/2019 günü saat 24:00'e kadar izne bağlanmasına ilişkin Düzce Valiliğinin 10/12/2019 tarihli ve 1080 sayılı kararına muhalefet etmek suretiyle önceden izin almaksızın 19/12/2019 tarihinde MHP Düzce İl Başkanlığı ile Ak Parti Düzce İl Başkanlığı önünde oturma eylemi yapan ve eylemi sonlandırması yönünde kendisine bildirim yapıldığı halde slogan atmak suretiyle eylemine devam eden kabahatli hakkında uygulanan idari para cezasının, mahkemesince; yapılan eylemin mahiyeti itibarıyla kamu düzenini bozduğuna veya bozma tehlikesi arz ettiğine dair tespit ve değerlendirme bulunmadığından bahisle iptaline karar verilmiş ise de; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 25. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz" şeklinde yer alan, 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir." şeklinde yer alan, 34. maddesinde, "Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir" şeklinde yer alan, 5442 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 11/A-C maddesinde, "A) Vali, il sınırları içinde bulunan genel ve özel bütün kolluk kuvvet ve teşkilatının amiridir. Suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak için gereken tedbirleri alır. Bu maksatla Devletin genel ve özel kolluk kuvvetlerini istihdam eder, bu teşkilat amir ve memurları vali tarafından verilen emirleri derhal yerine getirmekle yükümlüdür. C) İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır." şeklinde yer alan, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 17. maddesinde, "Bölge valisi, vali veya kaymakam, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması hâlinde yasaklayabilir. " şeklinde yer alan düzenlemelere nazaran, Düzce Valiliği tarafından, 09/10/2019 tarihinde başlatılan "Barış Pınarı" harekatı nedeniyle ülkemiz sınırları içerinde PKK/KCK-PYD/YPG terör örgütleri mensuplarının ve destekçilerinin söz konusu harekata karşı vatandaşlarımızı provoke etmek için oturma eylemi, basın açıklaması, toplantı ve gösteri yürüyüşü ve imza kampanyası gibi eylemler düzenleyebileceği, yine ülkemiz genelinde FETÖ/PDY terör örgütüne karşı başarılı bir şekilde devam eden operasyonlar neticesinde hareket kabiliyeti iyice daralan örgüt mensuplarının, örgüte sempatisi bulunan, KHK ile kamudan uzaklaştırılan şahıslar ile bu şahısların ailelerini harekete geçirecek toplumsal olaylar çıkararak kaos ve kargaşa ortamı oluşturmaya çalışabilecekleri ve karşıt görüşlü gruplar arasında çatışma ortamı oluşturmaya çalışabilecekleri ve bunun neticesinde istenmeyen olayların yaşanabileceği, netice olarak kamu düzeninin bozulabileceği tehlikesi bulunduğu ve kamu düzeninin bozulabileceği gözetilerek amacına ve mevzuata uygun bir şekilde 14 günlük zaman zarfında izin şartının getirildiği, her ne kadar önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı Anayasa tarafından korunmakta ise de; söz konusu hakkın millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanmasının mümkün olduğu, kaldı ki anılan kararın 14 günlük olması ve kişilerin haklarının kullanımını tamamen ortadan kaldırmaması, yalnızca önceden izin alma şartını içermesi, söz konusu dönemde ülkemizin bulunduğu koşullar evvelce kamu binaları ile parti binaları çevresinde yaşanmış canlı bomba, bombalama eylemleri dikkate alındığında, kamu güvenliği açısından keyfi bir uygulama olmadığı, Somut olayda, kabahatlinin 679 sayılı KHK'nın 1/1. maddesinde "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır." şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran Düzce Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü görevinden ihraç edildiği ve uzun süreden beri belirtilen yerlerde oturma eylemini özgürce gerçekleştirebildiği ancak, kabahat tarihinde, Düzce Valiliğince alınmış usulüne, amacına uygun karar gereği izin almaksızın oturma eylemini icra etmek istediği, kendisinden adı geçen valiliğin kararı gereğince eylemine son verilmesinin istenildiği aksi halde hakkında, idari para cezası uygulanacağının belirtilmesine rağmen, eylemine devam etmekle birlikte çevreyi rahatsız edici şekilde yüksek sesle slogan atmaya başladığı, bu surette üzerine atılı kabahat eylemini gerçekleştirdiği, ayrıca kabahatlinin oturma eylemine dair izin başvurusunda bulunabileceği gibi, talebinin reddi halinde hakkını mahkemelerde arayabileceği gözetildiğinde, kabahatlinin eyleminin kişilerin hak ve özgürlüklerinin kullanılması çerçevesinde kabul edilemeyeceği gözetilmeden, kabahatli tarafından yapılan başvurunun reddine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Anayasa Mahkemesi'nin 2017/31774 başvuru numaralı ve 14.10.2020 tarihli kararında ''…60. Anayasa Mahkemesi tarafından daha önceki kararlarda, başvuru konusu olan somut olaylarda Anayasa'nın 15. maddesinin olağanüstü hâlin gerektirdiği şartların önceden izin alma yükümlülüğüne uymayanlara idari para cezası uygulanması suretiyle toplantı hakkının sınırlandırılmasını gerektirip gerektirmediği incelenmiştir. Barışçıl nitelikte bir etkinliğe katılan kişilerin salt basın açıklaması öncesinde izin yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle idari para cezasıyla cezalandırılmalarının -durumun gerektirdiği ölçüde hakkın sınırlanması gerekliliği karşısında- olağanüstü hâl döneminde de izlenen amaçla orantılı bir sınırlama olarak kabul edilemeyeceğine karar verilmiştir (Erdal Karadaş, §§ 77-83; Selma Elma, §§ 54-62)…'' yönündeki kabul ve anlatım uyrınca OHAL döneminde dahi barışçıl nitelikte bir etkinliğe katılan kişilerin salt basın açıklaması öncesinde izin yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle idari para cezasıyla cezalandırılmalarının olağanüstü hâl döneminde de izlenen amaçla orantılı bir sınırlama olarak kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, somut olayda, 19.12.2019 tarih, saat 14.45 sıralarında muterizin, kamu düzeni ve güvenliği ile trafik akışını aksatmadan sürdürmüş olduğu anlaşılan oturma eylemi ile tutanakta belirtilen yüksek sesle konuşma ve slogan atma faaliyetleri nedeni ile uygulanan idari yaptırım kararının hukuka uygun olmadığı anlaşılmakla; Yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 14.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, açık hava toplantıları için önceden bildirimi zorunlu kılmaktadır. Kanunun 10. maddesi uyarınca toplantıdan en az 48 saat önce ve çalışma saatleri içinde, düzenleme kurulu üyelerinin tamamının imzaladığı bir bildirimin ilgili valilik veya kaymakamlığa verilmesi gerekmektedir. Bildirimde toplantının amacı, yeri, günü, başlayış ve bitiş saatleri ile düzenleme kurulu üyelerinin kimlik bilgilerinin yer alması şarttır.

2911 sayılı TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞLERİ KANUNU m. 10Kaynağı aç
Madde 10 – (Değişik: 3/8/2002-4771/5 md.) Toplantı yapılabilmesi için, düzenleme kurulu üyelerinin tamamının imzalayacakları bir bildirim, toplantının yapılmasından en az kırksekiz saat önce ve çalışma saatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğu valilik veya kaymakamlığa verilir. Bu bildirimde; a) Toplantının amacı, b) Toplantının yapılacağı yer, gün, başlayış ve bitiş saatleri, c) Düzenleme kurulunun başkan ile üyelerinin açık kimlikleri, meslekleri ikametgahları ve varsa çalışma yerleri, Belirtilir ve bildirime yönetmelikte gösterilecek belgeler eklenir. Bu bildirim karşılığında gün ve saati gösteren alındı belgesi verilmesi zorunludur. Bu bildirim, valilik veya kaymakamlıkça kabul edilmez veya karşılığında alındı belgesi verilmez ise keyfiyet bir tutanakla tespit edilir. Bu halde noter vasıtasıyla ihbar yapılır. İhbar saati bildirimin verilme saati sayılır. Aynı yerde, aynı gün toplantı yapmak üzere ayrı ayrı düzenleme kurullarınca bildirim verilmişse ilk verilen bildirim geçerlidir. Diğerlerine durum hemen yazılı olarak bildirilir. Toplantının yapılması

Aynı kanunun 17. maddesi, bölge valisi, vali veya kaymakama millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık veya genel ahlak ya da başkalarının haklarının korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleme yetkisi vermektedir. Suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcutsa yasaklama da bu madde kapsamında değerlendirilmektedir.

2911 sayılı TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞLERİ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – (Değişik: 26/3/2002-4748/6 md.) Bölge valisi, vali veya kaymakam, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması hâlinde yasaklayabilir.8 Yasaklama veya erteleme kararının tebliği[9]

Bildirim Yükümlülüğü ve Yaptırımın Orantılılığı

Barışçıl nitelikte bir etkinliğe katılan kişilerin salt basın açıklaması öncesinde izin yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle idari para cezasıyla cezalandırılmalarının, olağanüstü hâl döneminde dahi izlenen amaçla orantılı bir sınırlama olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir.

İdari Para Cezasının Hakka Müdahale Niteliği ve Caydırıcı Etki

Bir basın açıklamasına katılım nedeniyle uygulanan idari para cezası, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale oluşturmaktadır. Bu müdahalenin anayasal sınırlar içinde kalıp kalmadığı değerlendirilirken önce eylemin kamu düzenini bozup bozmadığı, bozulma tehlikesi bulunup bulunmadığı ya da böyle bir tehlikenin ortaya çıkıp çıkmadığı incelenmektedir.

Hafif nitelikte de olsa uygulanan bir idari para cezasının, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını kullanan kişiler üzerinde caydırıcı etki doğurabileceği kabul edilmektedir.

Emre Aykırı Davranış Kabahatinin Uygulanma Koşulları

Toplantı katılımcılarına yönelik idari para cezaları zaman zaman 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesine dayandırılmaktadır. Bu maddenin birinci fıkrası; kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla yetkili makamlarca hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye idari para cezası verilmesine imkân tanımakta ve bu cezaya emri veren makam tarafından karar verileceğini öngörmektedir. Maddenin ikinci fıkrası ise bu hükmün yalnızca ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hâllerde uygulanabileceğini belirtmektedir. Dolayısıyla 32. madde kapsamında ceza verilebilmesi için bu maddeye açıkça atıf yapan ayrı bir kanun hükmünün mevcut olması gerekmektedir.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – (1) Yetkili makamlar tarafından adlî işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir. (2) Bu madde, ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde uygulanabilir. (3) 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesine diğer kanunlarda yapılan yollamalar, bu maddeye yapılmış sayılır. Dilencilik

AYM'nin Somut Başvurudaki Tespitleri

Anayasa Mahkesi, 21 Ocak 2025 tarihli ve 2021/35995 başvuru numaralı kararında, başvurucuya verilen idari para cezasının gerek idarece düzenlenen tutanakta gerekse sulh ceza hâkimliği kararında zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığına ve yarışan haklar arasında adil denge kurulduğuna ilişkin ilgili ve yeterli gerekçe ortaya konulamadığını tespit etmiştir. Bu tespite dayanarak söz konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşmış ve Anayasa'nın 34. maddesindeki toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının oybirliğiyle ihlal edildiğine karar vermiştir. Karar, 6 Mayıs 2025 tarihli ve 32892 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Söz konusu başvuruda basın açıklamasının barışçıl biçimde tamamlandığı görülmüştür; kolluk kuvvetleri olay yerinde bulunmamış, etkinlik sonradan sosyal medya aracılığıyla tespit edilmiştir. Mahkeme, bu koşulların kamu düzeninin bozulmadığını ve müdahale gerektiren bir durumun yaşanmadığını ortaya koyduğunu değerlendirmiştir.

Aynı başvuruda, başvurucunun basın açıklamasını organize edip etmediği dosya kapsamından anlaşılamamıştır. İdari tutanakta katılım, ilgili idari birim yazısında ise pankart arkasında toplanarak eylem yapma ifadelerine yer verilmiş; hâkimlik kararında başvurucunun etkinliği organize ettiğine dair bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkeme bu belirsizliği de değerlendirme kapsamında dikkate almıştır.

Başvuruda ayrıca pandemi dönemine dayalı kamu sağlığı gerekçesinin idari yaptırım tutanağına ve hâkimlik kararına yansıtılmadığı saptanmıştır. Bunun yanı sıra 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca genel sağlığın korunması amacıyla yetkili mercilerce verilmiş bir emrin dosyada tespit edilemediği de bu değerlendirme kapsamında yer almaktadır.

Yargıtay İçtihadında Orantılılık İlkesinin Uygulanması

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2021/12373 esas ve 2022/4837 karar numaralı, 13 Mart 2022 tarihli kararında Anayasa Mahkemesi içtihadına dayanılarak barışçıl bir basın açıklamasına katılım gerekçesiyle uygulanan yaptırımın orantılılık ölçütünü karşılaması gerektiği vurgulanmış; barışçıl nitelikte bir etkinliğe katılan kişilerin salt önceden izin yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle cezalandırılmalarının olağanüstü hâl döneminde dahi izlenen amaçla orantılı kabul edilemeyeceğine ilişkin AYM değerlendirmelerine yer verilmiştir.

Yetersiz Gerekçe Sorunu

Gerek idarece düzenlenen tutanakta gerekse sulh ceza hâkimliği kararında uygulanan idari yaptırımın zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığına ve yarışan haklar arasında adil bir denge kurulduğuna ilişkin ilgili ve yeterli gerekçe ortaya konulamaması demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmamakta ve hak ihlaline yol açmaktadır.

İhlal Sonrasında Giderim Yolu

Anayasa Mahkemesi, hak ihlali tespit ettiği durumlarda giderim yolu olarak öncelikle yeniden yargılama yapılmasına hükmedebilmektedir. 2021/35995 başvuru numaralı kararda yeniden yargılamanın ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeterli giderim sağlayacağı değerlendirilerek tazminat talebi reddedilmiştir. Bu değerlendirme somut olayın koşullarına özgüdür; her başvuruda aynı sonuca ulaşılacağı anlamına gelmemektedir.

Sık Sorulan Sorular

Barışçıl bir basın açıklamasına katılmak toplantı hakkı kapsamında mıdır?

Evet. Barışçıl nitelikteki bir basın açıklaması Anayasa'nın 34. maddesi kapsamında güvence altındaki toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımı olarak değerlendirilmekte; bu tür etkinliklere katılım nedeniyle uygulanan idari para cezası da söz konusu hakka yönelik bir müdahale sayılmaktadır.

Önceden bildirim yapılmamış olması idari para cezası için yeterli gerekçe midir?

Yeterli bir gerekçe olarak kabul edilmemektedir. İdarece düzenlenen tutanakta ve mahkeme kararında cezanın zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı, yarışan haklar arasında adil bir denge kurulduğu ile kamu düzeninin bozulup bozulmadığı veya bozulma tehlikesi ortaya çıkıp çıkmadığı ilgili ve yeterli gerekçeyle açıklanmalıdır.

Açık hava toplantısı düzenlemek için kaç saat öncesinden bildirim yapılmalıdır?

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca bildirim, toplantıdan en az 48 saat önce ve çalışma saatleri içinde ilgili valilik veya kaymakamlığa verilmelidir. Bildirimi teslim alan makamın gün ve saati gösteren bir alındı belgesi vermesi zorunludur. Bildirimin kabul edilmemesi veya alındı belgesi verilmemesi hâlinde durum bir tutanakla tespit edilerek noter aracılığıyla ihbar yapılır; ihbar saati bildirimin verilme saati olarak kabul edilir.

Küçük miktarlı bir idari para cezası toplantı hakkını kısıtlayabilir mi?

Hafif nitelikte de olsa bir idari para cezasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını kullanan kişilerde caydırıcı etki doğurabileceği kabul edilmektedir.

Toplantı hakkının ihlali tespit edildiğinde ne yapılabilir?

Anayasa Mahkemesi, ihlal kararında giderim yolu olarak yeniden yargılama yapılmasına hükmedebilmektedir. Somut koşullara göre yeniden yargılamanın yeterli giderim sağladığı değerlendirildiğinde ayrıca tazminata hükmedilmeyebilir; yeterli görülmediği hâllerde farklı bir giderime karar verilebilir.

Valilik veya kaymakam toplantıyı erteleyebilir ya da yasaklayabilir mi?

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca bölge valisi, vali veya kaymakam; millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması hâlinde yasaklayabilir.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 32 her toplantıya uygulanabilir mi?

Hayır. Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi, ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hâllerde uygulanabilir. Ayrıca kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla yetkili makamlarca hukuka uygun olarak verilen bir emre aykırı hareket edilmiş olması gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu