Banka hesabının, ödeme aracının veya benzeri finansal araçların dolandırıcılık eylemlerinde kullanılmak üzere başkasına verilmesi durumunda, suça iştiraki yalnızca bu araçların kullandırılmasıyla sınırlı kalan failler için verilecek cezada yarı oranında indirim uygulanması öngörülmüştür. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesine göre, kişilerin hileli eylemlerle yanıltılması neticesinde mağdurun ya da başkalarının malvarlığı zararına yol açılıp menfaat temin edilmesi halinde faile bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası yaptırımı bağlanmıştır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye
bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Nitelikli dolandırıcılık
Finansal Araç ve Hesap Kullandırmada Özel Ceza İndirimi
Dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık fiillerine katılımı yalnızca finansal veya ödeme araçları ile banka hesaplarının temin edilmesiyle sınırlı kalan failler hakkında hükmedilecek ceza yarı oranında indirilir. Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen bu indirimden faydalanabilmek için, failin haksız kazanç sağlama gayesiyle hareket ederek ödeme vasıtalarını yahut banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcılarındaki hesaplara erişimi temin eden zorunlu bilgi ve gereçleri başkasına aktarmaktan ibaret bir eylemde bulunması gerekir.
Hesap kullandırma eylemine ilişkin yasal düzenleme bir cezasızlık hali getirmemiştir. Düzenleme, kişinin dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği sabit olduğu takdirde, yalnızca iştirakinin banka hesabı veya ödeme aracını kullandırmaktan ibaret kaldığı durumlar için cezanın yarı oranında indirilmesini kabul etmektedir.
Suça İştirak ve Yardım Etme Hükümlerinin Uygulanması
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 40. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca, suça iştirak halinde sorumluluk için kast içeren ve hukuka aykırı biçimde gerçekleştirilmiş bir fiilin mevcudiyeti aranır. Eylemin icrasına katılan her bir kişi, diğer faillerin cezalandırılmasını engelleyen kişisel etkenler nazara alınmaksızın kendi kusur durumuna göre cezaya tabi tutulur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 40Kaynağı aç
bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi,
diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde
bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail
olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya
yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en
azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.
İştirak hâlinde işlenen suçlarda gönüllü vazgeçme
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 39. maddesinin birinci fıkrası uyarınca suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde on beş yıldan yirmi yıla, müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir ve bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 39Kaynağı aç
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi
yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar
hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda
verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla
sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek
veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin
işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak
icrasını kolaylaştırmak.
Bağlılık kuralı
Etkin Pişmanlık ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi kapsamında, dolandırıcılık eylemi tamamlandıktan sonra ancak kovuşturma aşamasına geçilmeden evvel failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık gösterip mağdurun uğradığı maddi kaybı tazmin veya aynen geri verme suretiyle bütünüyle gidermesi halinde cezada üçte ikiye kadar indirim uygulanır. Zararın kovuşturma başladıktan sonra fakat karar verilmeden önce tamamen telafi edilmesi durumunda ise ceza yarı oranına kadar indirilebilir. Mağdurun uğradığı zararın kısmen giderilmesi halinde etkin pişmanlık indirimi uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun buna açık rızası bulunmalıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 168Kaynağı aç
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık,
hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72]
suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan
önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek
mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen
gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm
verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı
indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek
cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde
üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin
halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun
rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin
pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı
zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası
açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise,
verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki
defadan fazla yararlanamaz.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise, kanuni şartların gerçekleşmesi halinde mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
Kanun Yolu İncelemesi ve İnfaz Aşamasındaki Geçiş Hükümleri
Yürürlükten önce Türk Ceza Kanunu'nun 157. veya 158. maddesi kapsamında hüküm kurulmuş ve kanun yolu incelemesinde olan dosyalardan eylemi Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamına girenler hakkında bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince bozma kararı verilerek dosya ilk derece mahkemesine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan ilgili dosyalar da ilk derece mahkemelerine gönderilir.
Hakkındaki hüküm kesinleşerek infaz aşamasına gelmiş ve daha önce etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış hükümlülerden yeni düzenleme kapsamına girenlerin, mahkemenin yapacağı ihtardan itibaren altı ay içerisinde mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin yoluyla tamamen gidermeleri halinde Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin ikinci fıkrasındaki etkin pişmanlık indiriminden yararlanmaları mümkündür. İnfaz aşamasındaki kişi bu geçiş hükmünden yararlanmak amacıyla mağdur zararını giderecek olsa dahi, zarar tamamen giderilinceye kadar yalnızca bu hükme dayanılarak infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez.
Banka hesabını başkasına vermek dolandırıcılık cezasını ortadan kaldırır mı?
Hayır, banka hesabını kullandırmak suçu tamamen ortadan kaldıran bir cezasızlık hali oluşturmaz. Dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği sabit olan kişinin eylemi yalnızca banka hesabı veya ödeme aracını kullandırmaktan ibaret kaldığı takdirde cezada yarı oranında indirim yapılır.
Finansal araç veya hesap bilgilerini başkasına verenlere ne kadar ceza indirimi uygulanır?
Haksız menfaat sağlama gayesiyle ödeme vasıtalarını yahut banka, aracı kurum, ödeme ya da kripto varlık hizmet sağlayıcılarındaki hesapların işletilmesini sağlayan şifre, bilgi ve araçları başkasına devretmekle sınırlı kalan iştirak halinde ceza yarı oranında indirilir.
İnfaz aşamasında zararın giderilmesi infazı hemen durdurur mu?
Hayır, zararın giderilmesi sürecinde infaz kendiliğinden ertelenmez veya durdurulmaz. Mahkeme ihtarından itibaren altı ay içinde zarar tamamen giderildiği takdirde etkin pişmanlık indirimi uygulanabilir; ancak mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar yalnızca bu hükme dayanılarak infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez.
Dolandırıcılıkta zararın kısmen ödenmesi halinde ceza indirimi nasıl uygulanır?
Etkin pişmanlık kapsamında mağdurun uğradığı zararın kısmen geri verilmesi veya tazmin edilmesi durumunda ilgili hükümlerin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

