Asgari Şart Eksikliğinde Doçentlik İtirazı ve Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Asgari Şart Eksikliğinde Doçentlik İtirazı ve Davası

Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusunu Doçentlik Komisyonu iptal eder. Bu işleme itiraz etmek zorunlu değildir; aday doğrudan iptal davası da açabilir. Dava, doçentlik unvanının mahkemece verilmesini değil, iptal işleminin hukuka uygunluğunun denetlenmesini konu alır.

24519 sayılı DOÇENTLİK YÖNETMELİĞİ m. 6Kaynağı aç
MADDE 6 – (Değişik:RG-12/6/2020-31153) (1) Doçentlik değerlendirme jürisi, adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendirir. Jürinin bilimsel araştırma ve yayın (Değişik ibare:RG-10/8/2021-31564) etiği ihlali yönündeki değerlendirme raporları, ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından incelenir. Jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporları ise Doçentlik Komisyonu tarafından incelenir. (Değişik cümle:RG-10/8/2021-31564) Buna göre; a) Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusu Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edilir. (Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/5/2023 tarihli ve E.:2021/5288; K.:2023/2864 sayılı kararı ile iptal cümle; Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.) Asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporları isimleri gizlenerek Doçentlik Komisyonu kararı ile birlikte elektronik ortamda adayın erişimine açılır. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır. b) Adayın asgari başvuru şartlarını sağladığının tespit edilmesi halinde ise ilgili jüri üyesine/üyelerine “başarılı/başarısız” şeklinde değerlendirme raporu hazırlaması için Doçentlik Komisyonu tarafından ek süre verilir. Ek süre içinde rapor düzenlemeyen jüri üyesinin görevi Doçentlik Komisyonu tarafından sonlandırılır. Görevi sonlandırılan üye/üyeler ile “asgari başvuru şartlarını sağlamamıştır” görüşünde ısrar eden üye/üyeler yerine yedek üye raporları sırasıyla değerlendirmeye alınır. (Mülga cümleler:RG-10/8/2021-31564) (2) Doçentlik değerlendirme jürisi, hakkında bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali bulmadığı ve asgari başvuru şartlarını sağladığını tespit ettiği adayın akademik çalışmalarının niteliği ve bilim/sanat alanına katkısını esas almak suretiyle “başarılı” veya “başarısız” bulduğunu belirten ayrıntılı ve gerekçeli bir değerlendirme raporu hazırlar. Jüri üyesi raporunu süresi içinde Doçentlik Bilgi Sistemine yükler. (3) Jüri üyelerine, değerlendirme raporunu hazırlamak üzere her aday için azami bir ay süre verilir. Doçentlik Komisyonu, gerekli hallerde bir aya kadar ek süre verebilir. Değerlendirme raporunu süresi içinde Doçentlik Bilgi Sistemine yüklemeyen jüri üyesinin görevi sonlandırılır ve yedek üyelerin raporları sırasıyla değerlendirmeye alınır. (4) Jüri üyesi, rapor hazırlamasına engel olacak bir hal ortaya çıktığında görevden çekilme talebini görev yaptığı yükseköğretim kurumuna yazılı olarak bildirir. Mazereti üniversite yönetim kurulunca kabul edilen jüri üyesi, kararın bir örneğini süresi içinde Doçentlik Bilgi Sistemi (DBS) üzerinden Üniversitelerarası Kurula bildirmekle yükümlüdür. Bildirim üzerine, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı tarafından bu kişinin jüri üyeliği sonlandırılır ve yedek üyelerin raporları sırasıyla değerlendirmeye alınır. (5) Görevini süresi içinde yapmayan veya mazeretinin uygun bulunduğuna ilişkin üniversite yönetim kurulu kararı bulunmadan bu görevden kaçınan jüri üyesinin genel hükümlere göre idarî ve cezaî sorumluluğu saklıdır. (6) Mazeret nedeniyle çekilme, öğretim üyeliğinden istifa veya emeklilik gibi nedenlerle jüri heyetinde eksilme olursa, Doçentlik Komisyonu tarafından doçentlik başvurusunun geldiği aşama göz önünde bulundurulmak suretiyle, eksilen üye yerine yeni bir görevlendirme yapılabilir. (7) Jüri raporları tamamlandığında, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. (8) Beş üyeden oluşan jürilerde en az üç üyenin, üç üyeden oluşan jürilerde ise en az iki üyenin adayı başarılı bulması halinde aday başarılı sayılır. Başarısız bulunan aday, jüri tarafından eksik bulunan eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilir. Başarısız olan adayların yeni başvurularına ilişkin usul ve esaslar Doçentlik Komisyonunca belirlenir. (9) (Değişik:RG-10/8/2021-31564) Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır. (10) Bilimsel/sanatsal yayın ve akademik çalışmalarının değerlendirilmesi sonucunda başarılı olan adaya, Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulu kararı ile ilgili bilim/sanat alanında “Doçentlik Unvanı” verilir ve “Doçentlik Belgesi” düzenlenir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiğine Aykırılık, Doçentlik Komisyonu Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık

Kanundaki başvuru şartları

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 24. maddesine göre doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulun belirlediği takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Başvuru için lisans sonrası doktora ya da tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanı veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarından birinde yeterlik aranır.

2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – (Değişik: 22/2/2018-7100/5 md.) a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır:[22] (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle: 15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar. Doçentliğe atama:

Aynı maddede, Yükseköğretim Kurulunun belirlediği merkezî yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Kurulca kabul edilen sınavdan buna denk puan şartı vardır. Doçentlik bilim alanı belirli bir yabancı dille ilgiliyse bu sınavın başka bir yabancı dilde verilmesi gerekir. Hangi sınavların denk sayıldığı madde metninde ayrıca gösterilmemiştir.

Adayın, her bilim veya sanat disiplininin özelliği dikkate alınarak Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışma yapması gerekir. Bu hüküm alanlara ait sayı, puan veya yayın tablosunun kendisini içermez.

Üniversitelerarası Kurul, başvurulan bilim veya sanat dalından beş kişilik jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili dalda yeterli öğretim üyesi bulunmazsa jüri üç üyeyle kurulabilir. Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğu kabul edilen adaya doçentlik unvanı verilir; yayın ve çalışmalara ilişkin esas ve usulleri Yükseköğretim Kurulu yönetmelikle belirler.

Doçentlik Yönetmeliği’nin 3. maddesine göre bilim veya sanat alanındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci başvuru döneminde uygulanır. Bu kural, asgari şart nedeniyle iptal edilen başvuruya ilişkin yeniden başvuru süresiyle aynı konu değildir.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/6446, K. 2023/2859Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/6446 E.  ,  2023/2859 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6446 Karar No : 2023/2859 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … Kurulu Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Kurul Başkanlığı VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkra ile, 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 9. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Doçentlik Yönetmeliği'nin 4/6. maddesi yönünden, anılan düzenlemenin hak arama özgürlüğünü kısıtladığı; 6/9. maddesi yönünden ise, anılan düzenlemenin bilimsel özerkliğe, lekelenmeme hakkına ve tarafsızlığa aykırı olduğu, jüri üyelerinin önceki üyelerden etkilenmeme ihtimalinin bulunmadığı, doçent adayının bir doktor olarak sürekli makale ve kitap yazdığı ve her başvuru döneminde yeni eserlerle doçentlik başvurusunda bulunduğu, sürecin eşitlik, hakkaniyet, açıklık ve dürüstlük ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : … KURULU BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığının tespiti halinde süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği belirtilmiştir. Esasa ilişkin olarak, dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvurabilmenin bir adayın iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesine sebep olduğu, adayların davaları kazanması ve yeni başvuru sürecinde de başarılı olması halinde doçentlik unvanının hangi tarihlerde verileceği, hangi sürecin iptal edileceğiyle ilgili sorunlar yaşandığı, Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen 6. fıkra hükmü ile sorunların ortadan kaldırılmasının hedeflendiği, ayrıca sözlü sınavın kaldırıldığı 7100 sayılı Kanun'dan önce doçentlik unvanının sözlü sınavda başarılı olunan tarih itibariyle verildiği, eser aşamasından sonra sözlü sınav aşaması olduğundan adaylar davayı kazansa bile adayların sözlü sınavda başarılı olup olmayacakları belli olmadığından Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı (ÜAK) aleyhine açılan tazminat davaları ile karşılaşılmadığı fakat sözlü sınav kalkınca davaların kaybedilmesi durumunda tam yargı davaları ile karşı karşıya kalındığı, bir bilim alanında jüri üyesi olarak görev yapacak profesör unvanlı akademisyenlerin sayısının belli olduğu, bu jüri üyelerinin belirli bir süre içinde çok sayıda doçentlik başvuru dosyası incelemek durumunda kaldığı, düzenlemelerle giderilmeye çalışılan çoklu başvuruların bu sayıları daha fazla artırdığı, Ülkemizde yargısal süreçlerin hızlandırılmış olması ve karar sürecinin oldukça kısalmış olması da göz önünde bulundurulduğunda düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı; 6/9. madde yönünden ise, aday hakkında objektif ve tarafsız bir değerlendirme yapılmasının önüne geçeceği yönündeki değerlendirmenin temelsiz ve dayanaksız olduğu, adayın önceki ve sonraki başvurularına ilişkin aynı bilimsel yayınların sunulması halinde önceki jürilerce yapılan değerlendirmenin yeni jüriye yol gösterici olacağı, eksiklik olması halinde eksikliğin giderilip giderilmediği hususunun irdelenebileceği, eser değerlendirme süresinde başarısız olarak yeniden doçentliğe başvuran adayların daha önceki raporlarının açılacağının Yönetmelik ile düzenlendiği ancak Yönetmelik'te hangi döneme ait raporlarının açılacağı hususu net olmadığından yapılan bu değişiklik ile açıklık getirildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. … KURUL BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Usule yönelik olarak, davanın yasal süresinde açılmaması halinde usulden reddi gerektiği belirtilmiştir. Esasa yönelik olarak ise, doçent adaylarının sadece dava konusu edilen bilim/sanat alanından başvuruda bulunamayacağı, diğer tüm bilim/sanat dallarından başvuru yapabileceği, açılan davalar neticesinde Mevzuat Komisyonu görüşlerine göre adaya aynı alandan verilen diplomaların geri alındığı, yeni diplomalar düzenlendiği, bu uygulamaların hem adayın mağduriyetine hem de kamu hizmetinin aksamasına sebep olduğu, bununla birlikte adayın doçentlik kadrosuna atandığı üniversitedeki kadrosuna ilişkin işlemlerde de değişiklikler meydana getirdiği, olağan başvuru neticesinde başarılı olup davayı kaybeden adayın aldığı doçentlik belgesinin iptal edildiği, bu belgeye dayalı olarak yapılan atamalar ve geriye dönük ödemelerin iade edildiği, akademik camiada itibar kaybı yaşandığı, Yönetmeliğin diğer maddelerinde yer aldığı üzere eser incelemesi aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayların hemen doçentlik başvurusunda bulunamadığı, uygulamada ÜAK kararları ile yürütülen durumun mevzuatta düzenlenmesine ihtiyaç duyulduğu, aynı anda iki başvurunun karışıklığa yol açtığı, aynı yayınlar ile iki unvan alınması haksızlığının ortadan kaldırıldığı, farklı alanda yeniden doçent olmak isteyen adayların bu alanda yetkinliğini ortaya koyacak yeni bilimsel çalışmalar sunmalarının amaçlandığı; adayın başarısızlık üzerine yeniden başvuru yapması halinde yeni jüri oluşturulduğu, yeni jüri tarafından adayın ikinci başvurusunun değerlendirildiği, ilk başvurusunda başarısız olan adayın bir önceki doçentlik dosyasında hiçbir değişiklik yapmadan yeniden başvurması halinde dosyasının farklı jüri üyeleri tarafından inceleneceğini bildiği için mevcut hali ile gönderdiği, başarısız olduğuna karar verilen adayın bir sonraki dönemde farklı bir bilim alanından doçentliğe başvurması halinde önceki raporun jüri üyelerine açılmadığı, sadece aynı bilim alanından yeniden başvurması halinde jüri üyelerine başarısız raporun açıldığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkranın iptali; 6. maddesinin 9. fıkrasında yapılan değişiklik yönünden ise davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava, 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliği"nin 4. maddesinin 6. fıkrasına eklenen "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmü ile dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesi ile değiştirilen Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 9. fıkrasında yer alan "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır.” hükmünün iptali istemiyle açılmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Üniversitelerarası kurul" başlıklı 11/b-6 maddesinde "Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" Üniversitelerarası Kurul'un görevleri arasında sayılmış olup; "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: "..(4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri" hükmü yer almıştır. Doçentlik Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.", "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde "(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.", "Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri" başlıklı 3. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır.", 4. maddenin 6. fıkrasında "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmü yer almaktadır. Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden: Anayasa'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde ise, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına yer verilmiştir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez. Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmamaktadır. Doçentlik Yönetmeliği'nin 6 maddesinin 9. fıkrası yönünden; Daha önce başarısız olan adayların aynı bilim/sanat alanında doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporların yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılması kuralının, önceki Yönetmelik'te de mevcut olduğu, adayın daha önceki başvurusunda belirlenen eksikliklerini tamamlayıp tamamlamadığı, adayın yeni çalışma, yayın yapıp yapmadığı yönünde jürilere yol gösterme amacını taşıdığı hususları dikkate alındığında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Doçentlik Yönetmeliği”nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden iptal, Yönetmeliğin 6 maddesinin 9. fıkrası yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarelerin usule yönelik iddiası kabul edilmeyerek işin esası incelendi. ESAS YÖNÜNDEN: Dava; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 1. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen 6. fıkra ile 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 9. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. Davacının; 2016 yılı Nisan dönemi doçentlik başvurusunun iptal edildiği ve buna ilişkin işlemin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesi nezdinde dava açtığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde ise, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına yer verilmiş; "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde de, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri düzenlenmiştir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Üniversitelerarası kurul" başlıklı 11. maddesinin (b) fıkrasının 6 numaralı bendinde, "Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" Üniversitelerarası Kurul'un görevleri arasında sayılmış olup "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde, "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: … (4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri" hükmü yer almıştır. Doçentlik Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.", "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde "Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.", "Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri" başlıklı 3. maddesinde "Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile "Doçentlik Yönetmeliği”nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrada "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz. (AYM, B. No: 2017/37390, 29/09/2021) Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez. Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; her ne kadar davalı idarelerce anılan düzenlemenin dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvuran doçent adaylarının iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesi nedeniyle doçentlik sürecinde yaşanan karışıklıkların önüne geçilmesi amacıyla yapıldığı iddia edilmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmamaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 9. fıkrası yönünden; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Doçentlik Yönetmeliği'nin "Doçentlik Değerlendirmesi" başlıklı 6. maddesi, 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilmiş, bu değişiklikle maddeye eklenen 9. fıkrada, "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adaya ait değerlendirmeye esas raporlar, yeni başvuruda jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle doçentlik değerlendirme jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmü yer almıştır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddenin 9. fıkrası, "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır.” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı tarafından; jüri üyelerinin önceki üyelerden etkilenmeme ihtimalinin bulunmadığı, anılan düzenlemenin bilimsel özerkliğe, lekelenmeme hakkına ve tarafsızlığa aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idarelerce; düzenlemenin önceki halinde hangi döneme ait raporların açılacağı hususu net olmadığından dava konusu düzenleme ile bu hususa açıklık getirildiği, eser incelemesi aşamasında başarısız olan adaylar tarafından yeni başvuruyu farklı bir jürinin değerlendireceği düşüncesiyle dosyalarında hiçbir değişiklik yapılmadan mevcut haliyle yeniden başvuru yapıldığı, bu durumun önüne geçilmesi amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı; aynı alanda başvuru yapılması halinde önceki raporların erişime açılacağı, farklı alana başvurulması halinde böyle bir durumun söz konusu olmayacağı, önceki jüri tarafından yapılan eksiklik ve uygunluk değerlendirmesinin yeni jüriye yol gösterici olacağı, önceki raporlarda eksiklik değerlendirmesi bulunması halinde söz konusu eksikliğin giderilip giderilmediğinin irdelenebileceği, dava konusu düzenlemenin adaylar için olumlu bir düzenleme olduğu savunulmaktadır. Yukarıda değinildiği üzere doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adaya ait değerlendirmeye esas raporların, yeni başvuruda jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle doçentlik değerlendirme jüri üyelerinin erişimine açılması hususu 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle getirilen bir düzenleme olup dava konusu değişiklikle hangi döneme ait belgelerin jüri üyelerinin erişimine açılacağına yönelik uygulamadaki belirsizliğin giderilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 8. fıkrası uyarınca "başarısız bulunan aday, jüri tarafından eksik bulunan eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabileceği"nden dava konusu düzenlemenin söz konusu eksiklikler ve adayın yeni bilimsel yayın (kitap, makale, proje, tez vb.) yapıp yapmadığı yönünde jürilere yol gösterme amacını da taşıdığı gözetildiğinde düzenlemede hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan; dava konusu düzenleme, akademisyenlerden oluşan jürinin objektif ve tarafsız davranmayacağına karine teşkil etmediği gibi erişime açılan raporlardaki jüri üyelerinin isimlerinin gizlenmesini de öngörerek "objektiflik" ve "tarafsızlık" ölçütünü güçlendirdiği anlaşıldığından davacının bu hususa yönelik soyut ve varsayıma dayalı iddiası hukuken kabul edilebilir nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkranın İPTALİNE, 2. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 9. fıkrası yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin yarısı olan … TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan … TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Yürütmenin durdurulması isteminin kısmen kabulü kararına itiraz aşamasında davalı idarelerce ayrı ayrı yapılan … TL yargılama giderinin davalı idareler üzerinde bırakılmasına, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 7. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 8. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Asgari şart incelemesi ve iptal

Doçentlik Yönetmeliği’nin 6. maddesinin birinci fıkrasına göre değerlendirme jürisi dosyayı önce bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden inceler. Etik ihlali yönündeki raporları ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu, asgari şartların sağlanmadığı yönündeki raporları ise Doçentlik Komisyonu inceler. Bu iki inceleme yolu birbirinin yerine geçmez.

Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın başvurusunu Doçentlik Komisyonu iptal eder. Bu tespite ilişkin jüri raporu veya raporları, isimler gizlenerek Komisyon kararıyla birlikte elektronik ortamda adayın erişimine açılır.

Etik ihlali bulunmadığı ve asgari şartları sağladığı tespit edilen aday hakkında jüri, çalışmaların niteliği ile alana katkısını esas alarak başarılı veya başarısız sonucunu içeren ayrıntılı ve gerekçeli rapor hazırlar. Asgari şartların sağlandığının tespiti hâlinde ilgili jüri üyesine bu raporu hazırlaması için Komisyonca ek süre verilir. Ek sürenin gün sayısı bu bentte gösterilmemiştir.

2547 sayılı Kanun’un 24. maddesine göre jüri üyelikleri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu elektronik ortamda erişime açılır; bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Yönetmeliğin 6. maddesinin yedinci fıkrası da değerlendirmeye esas raporlar ve başvuru sonucu için aynı tebliğ varsayımını düzenler.

Etik ihlali iddiasının somut kanıtla desteklenmesi ve mevzuata uygun değerlendirilmesi gerekir. Bu nitelikte olmayan iddia, hukuka aykırı işlem olarak iptal davasına konu edilebilir.

İtiraz ve dava seçenekleri

Asgari şartların sağlanamadığı sonucuna karşı itiraz dilekçesinin Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına sunulacağı ve hangi eserin veya puanın yanlış değerlendirildiğinin açıklanacağı kabul edilmektedir. Muhatabı Doçentlik Komisyonu Başkanlığı olarak gösteren bir ifade de bulunduğundan, bu iki ifade tek ve kesin merci kuralı hâline getirilemez.

İtirazın yazılı, resmî ve süresi içinde yapılması zorunludur; aksi hâlde işleme alınmaz. İtirazın ayrı gün sayısı bu çerçevede gösterilmemektedir. Dava için anlatılan süre, itiraz süresinin yerine konulamaz.

İtiraz zorunlu değildir. Aday doğrudan iptal davası açabilir. İtiraz ile davanın birlikte başlatılması veya itiraz sonucunun beklenmesinden sonra dava açılması da mümkün görülen seçeneklerdir.

İtirazın kabul edilmesi hâlinde dosya yeniden değerlendirilir ve asgari şartların sağlandığının tespiti süreci olumlu sonuca bağlayabilir. Bu tespit, unvanın kendiliğinden verildiği anlamına gelmez. Unvan, Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olunduğuna karar verilmesi üzerine verilir.

İptal davasının süresi ve sonucu

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin birinci fıkrasına göre, özel kanununda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. İdari uyuşmazlıklarda bu süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Doçentlik ret veya iptal işlemi bakımından da tebliğden itibaren altmış gün içinde iptal davası açılması gerektiği kabul edilmektedir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

Bu davalarda yetkili mahkemenin Ankara idare mahkemeleri olduğu ve adayın görev yaptığı şehrin yetkiyi değiştirmediği belirtilmektedir. Yetki kuralının dayandığı madde ayrıca ortaya konulmadığından bu bilgi, bağlayıcı kanun hükmü gibi değil ihtiyatla değerlendirilmelidir.

Dava, başvurunun reddi veya iptali işleminin iptalini hedefler. Mahkeme doğrudan doçentlik unvanı verilmesine hükmetmez. Olumlu karar adayın asgari başvuru şartlarını sağladığına ilişkindir ve başvurunun yeniden değerlendirilmesinin önünü açar.

Mahkeme, işlemin gerekçesini inceleyebilmek için genellikle bilirkişi raporu ister. Bu ifade her davada bilirkişi zorunluluğu kurmaz. Raporda, asgari şartların sağlanmadığına gerekçe oluşturan jüri değerlendirmeleri ve adayın puan şartını sağlayıp sağlamadığı, denetime elverişli dayanak ve gerekçeyle açıklanır. Raporun mahkemeyi bağladığına dair ayrı bir kural yoktur.

Bir yaklaşım, bilirkişilerin adayın kod, alan ve anahtar kelimelerinden en az biriyle uyumlu eğitim veren öğretim üyeleri arasından seçilmesi gerektiğini belirtir. Bu ölçüt ayrıca bağlayıcı mevzuat metniyle gösterilmediğinden genel ve zorunlu kural olarak uygulanamaz.

Ek süre içinde rapor düzenlemeyen jüri üyesinin görevi Doçentlik Komisyonu tarafından sonlandırılır; asgari şartları sağlamadığı görüşünde ısrar eden üyenin yerine yedek raporlar sırayla değerlendirilir. Danıştay 8. Daire, ek süre verilmesini aday lehine ve idari sürecin uzamaması bakımından hukuka aykırı olmayan bir düzenleme olarak değerlendirmiştir.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/6349, K. 2023/2860Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/6349 E.  ,  2023/2860 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6349 Karar No : 2023/2860 DAVACI: … Sendikası (…) VEKİLİ: Av. … DAVALILAR: 1- … Başkanlığı VEKİLİ: Av. … 2- … Başkanlığı VEKİLİ: Av. … DAVANIN KONUSU: 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesinin 6. fıkrasının, 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 9. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu düzenlemelerin adayların başvuru hakkını ve hak arama hürriyetini ihlal ettiği, yasada yer almayan bir sınırlama yapıldığı ve şartların ağırlaştırıldığı, jüri üyelerinin objektif değerlendirme yapabileceğine ilişkin kaygıya neden olacağı, erişime açılma durumunun kişisel verilerin korunmasına aykırı olduğu, jüri üyelerine ek süre verilirken bu ek sürenin belirsiz olmasının doçent adaylarını belirsizliğe mahkum ettiği, düzenlemelerin hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkelerine aykırı olduğu iddia edilmektedir. DAVALI İDARENİN SAVUNMALARI : … BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI :Usule ilişkin olarak, davanın yasal süresinde açılmaması halinde süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, iptali istenilen Yönetmelik hükümleri bakımından davacı Sendika'nın ya da üyelerinin uğramış olduğu veya uğrayacağı herhangi bir hak ve menfaat ihlali bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği belirtilmektedir. Esasa ilişkin olarak, 4/6. madde yönünden dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvurabilmenin bir adayın iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesine neden olduğu, adayların davaları kazanması ve yeni başvuru sürecinde de başarılı olması halinde doçentlik unvanının hangi tarihlerde verileceği, hangi sürecin iptal edileceği ile ilgili sorunlar yaşandığı, yapılacak bu değişiklik ile sorunların ortadan kaldırılmasının hedeflendiği, adayın asgari başvuru şartlarını sağlayamaması halinde hangi usule göre işlem yapılacağı açık olmadığından düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu, aday tarafından bilimsel eserlerinde tespit edilen eksiklik ve hataların titizlikle giderilerek yeni başvuru yapılabilmesinin sağlandığı, bunun için de belli bir sürenin geçmesinin tabii olduğu, adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporlarının erişime açılması yönünden ise önceden asgari başvuru şartlarını sağlamayan adayın şartları tamamlayıp tamamlamadığının kontrolünün yapılmasının elzem olduğu, aday hakkında objektif ve tarafsız bir değerlendirme yapılmasının önüne geçeceği yönündeki değerlendirmenin temelsiz ve dayanaksız olduğu, adayın önceki ve sonraki başvurularına ilişkin aynı bilimsel yayınların sunulması halinde söz konusu eksiklik veya uygunluğun önceki jürilerce yapılan değerlendirmenin yeni jüriye yol gösterici olacağı, eksiklik olması halinde eksikliğin giderilip giderilmediği hususunun irdelenebileceği, eser değerlendirme süresinde başarısız olarak yeniden doçentliğe başvuran adayların daha önceki raporlarının açılacağının Yönetmelik ile düzenlendiği ancak Yönetmelik'te hangi döneme ait raporlarının açılacağı net olmadığından yapılan bu değişiklik ile bu hususa açıklık getirildiği savunulmaktadır. … BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Usul yönünden, davanın yasal süre içerisinde açılmaması halinde usulden reddi gerektiği belirtilmektedir. Esas yönünden, doçentlik sürecine ilişkin açılan davalar neticesinde Mevzuat Komisyonu görüşlerine göre adaya aynı alandan verilen diplomaların geri alındığı, yeni diplomalar düzenlendiği, bu uygulamaların hem adayın mağduriyetine sebep olduğu hem de kamu hizmetinin aksamasına neden olduğu, bununla birlikte adayın doçentlik kadrosuna atandığı üniversitedeki kadrosuna ilişkin işlemlerde de sürekli değişiklikler meydana getirdiği, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile sürelere eşitlik ve hakkaniyet sağlamak amacıyla asgari başvuru koşullarını sağlamayan adayların da eklendiği, asgari başvuru koşullarını sağlamayan adaylar hakkında diğer adaylara uygulanan bilimsel eksikliklerini tamamlamak için bilimsel hazırlık süresi öngörülmemiş olup izleyen ilk dönemde haklarında verilen asgari başvuru şartlarını sağlamama durumunu değiştirmeden tekrar başvuru yapabilmekte olduğu, müeyyide olmadığı için yeterli hazırlığı olmayan adayların da deneme amaçlı başvuru yaptığı ve kamu kaynaklarını kullanmakta olduğu, adaylar arasında uygulamada eşitlik ve hakkaniyet sağlanması açısından koşulları bir şekilde yerine getirmeyen bütün adaylara eksikliklerini gidermek için makul bir süre öngörüldüğü, 6/9. madde yönünden adayın başarısızlık üzerine yeniden başvuru yapması halinde yeni jüri oluşturulduğu, yeni jüri tarafından adayın ikinci başvurusunun değerlendirildiği, ilk başvurusunda başarısız olan adayın bir önceki doçentlik dosyasında hiçbir değişiklik yapmadan yeniden başvurmuş ise dosyasının farklı jüri üyeleri tarafından inceleneceğini bildiği için mevcut hali ile ÜAK Başkanlığına gönderdiği, başarısız olduğuna karar verilen adayın bir sonraki dönemde farklı bir bilim alanından doçentliğe başvurması halinde önceki başarısız raporun jüri üyelerine açılmadığı, sadece aynı bilim alanından yeniden başvurması halinde jüri üyelerine başarısız raporun açıldığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ : Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra ile Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” cümlesinin iptali; diğer kısımlar yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1/6., 2/a., 2/b. ve 2/9. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Üniversitelerarası kurul" başlıklı 11/b-6 maddesinde "Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" Üniversitelerarası Kurulun görevleri arasında sayılmış olup; "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: …(4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri" hükmü yer almıştır. Doçentlik Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.", "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde "(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.", "Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri" başlıklı 3. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmü yer almaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2/a, 2/b. ve 2/9. maddeleri yönünden; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle değiştirilen Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 4. cümlesinde yer alan "a) Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusu Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edilir… Asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporları isimleri gizlenerek Doçentlik Komisyonu kararı ile birlikte elektronik ortamda adayın erişimine açılır. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır. b) Adayın asgari başvuru şartlarını sağladığının tespit edilmesi halinde ise ilgili jüri üyesine/üyelerine “başarılı/başarısız” şeklinde değerlendirme raporu hazırlaması için Doçentlik Komisyonu tarafından ek süre verilir. Ek süre içinde rapor düzenlemeyen jüri üyesinin görevi Doçentlik Komisyonu tarafından sonlandırılır. Görevi sonlandırılan üye/üyeler ile “asgari başvuru şartlarını sağlamamıştır” görüşünde ısrar eden üye/üyeler yerine yedek üye raporları sırasıyla değerlendirmeye alınır.” hükmü ile 6. maddesinin 9. fıkrasında yer alan ''Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır.” hükümleri yönünden; gerek adaylara yeni yayın/çalışma yapmaları için zaman sağlamak, adayların eksiklerini tamamlayıp tamamlamadıklarını belirlemek gerekse aynı yayın/çalışmalarla birden fazla unvan almalarının haksızlığa neden olacağı hususları dikkate alındığında söz konusu maddelerle getirilen düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1/6. maddesi (Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra) yönünden; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliği”nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrada "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde ise, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına yer verilmiştir. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez. Dava konusu Yönetmelik hükmünün bu bağlamda incelenmesi neticesinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne aykırı olduğu açıktır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2/a maddesinde yer alan (Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde) yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” düzenlemesi yönünden; Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirme jürisi, adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendirir. Jürinin bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali yönündeki değerlendirme raporları, ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından incelenir. Jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporları ise Doçentlik Komisyonu tarafından incelenir. Buna göre; a) Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusu Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edilir. Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporları isimleri gizlenerek Doçentlik Komisyonu kararı ile birlikte elektronik ortamda adayın erişimine açılır. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesi ve Doçentlik Yönetmeliği'nin başvuru sürecine ilişkin maddelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; doçent adaylarının doçentlik başvuruları için bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olması, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olması; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması hâlinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmış olması gerekmektedir. Ayrıca Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'nın resmi internet sitesinde yayınlanan Doçentlik Başvuru Şartlarında her bir bilim alanı başlığı altında "Başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili çalışmalara verilen birim puanlar esas alınarak, adayın en az 100 puan karşılığı bilimsel etkinlikte bulunmuş olması ve en az 90 puan karşılığı çalışmanın doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilmiş olmak gerekmektedir." düzenlemesinin yer aldığı anlaşıldığından, asgari başvuru şartları yönünden herhangi bir ayrıma gidilmeksizin tüm başvuru şartları yönünden aynı sürenin öngörülmesinin bu süreden daha kısa bir zamanda eksikliklerini tamamlayan doçent adaylarının daha erken başvuruda bulunma haklarını ellerinden alacağı ve bu durumun hak kayıplarına neden olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; sonraki dönemde tamamlanması mümkün olan asgari başvuru şartları dikkate alınmaksızın tüm asgari başvuru şartları yönünden başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvuru yapılabileceğine ilişkin dava konusu düzenlemenin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve bu haliyle dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1/6. maddesi (Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra) yönünden ve Doçentlik Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2/a maddesinde (Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde) yer alan "..Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” düzenlemesinin iptali, diğer maddeler yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarelerin usule yönelik iddiaları kabul edilmeyerek işin esası incelendi. ESAS YÖNÜNDEN: Dava, 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1/6., 2/a., 2/b. ve 2/9. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır. Doçentlik Yönetmeliği 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" ile anılan Yönetmeliğin muhtelif maddelerinde değişiklik yapılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde ise, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına yer verilmiş; "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde de, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri düzenlenmiştir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Üniversitelerarası kurul" başlıklı 11/b-6 maddesinde, "Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" Üniversitelerarası Kurulun görevleri arasında sayılmış olup "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde, "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: …(4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri" hükmü yer almıştır. Doçentlik Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.", "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde "Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.", "Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri" başlıklı 3. maddesinde "Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1/6. maddesi (Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra) yönünden; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliği”nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrada, "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ise, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak da mümkün olmaz. (AYM, B. No: 2017/37390, 29/09/2021) Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez. Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; her ne kadar davalı idarelerce anılan düzenlemenin dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvuran doçent adaylarının iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesi nedeniyle doçentlik sürecinde yaşanan karışıklıkların önüne geçilmesi amacıyla yapıldığı belirtilmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmamaktadır. 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2/a maddesinde (Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde) yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” düzenlemesi yönünden; Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirme jürisi, adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendirir. Jürinin bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali yönündeki değerlendirme raporları, ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından incelenir. Jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporları ise Doçentlik Komisyonu tarafından incelenir. Buna göre; a) Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusu Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edilir. Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporları isimleri gizlenerek Doçentlik Komisyonu kararı ile birlikte elektronik ortamda adayın erişimine açılır. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır…" hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmelik değişikliğinden önce, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusunun Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edileceği ve sonraki başvuru döneminde asgari başvuru şartlarını sağlamak kaydıyla adayın yeniden başvurabileceği düzenlemesine yer verilmiş iken; dava konusu edilen Yönetmelik değişikliği neticesinde asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın, başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabileceği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesi ve Doçentlik Yönetmeliği'nin başvuru sürecine ilişkin maddelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; doçent adaylarının doçentlik başvuruları için bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olması, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olması; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması hâlinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmış olması gerekmektedir. Ayrıca Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'nın resmi internet sitesinde yayınlanan Doçentlik Başvuru Şartlarında her bir bilim alanı başlığı altında "Başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili çalışmalara verilen birim puanlar esas alınarak, adayın en az 100 puan karşılığı bilimsel etkinlikte bulunmuş olması ve en az 90 puan karşılığı çalışmanın doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilmiş olmak gerekmektedir." düzenlemesinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce; asgari başvuru şartlarında eksikliği tespit edilen adayın eksikliklerini titizlikle tamamlaması ve bilimsel hazırlıklarını yapabilmesi için makul bir süreye ihtiyaç olduğu hususunun dikkate alındığı ve zaman zaman yeterli hazırlığı olmayan adayların deneme amaçlı olarak bir sonraki dönemde başvuru yapması nedeniyle kamu kaynaklarının gereksiz yere kullanılmasının önüne geçmek amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı anlaşılmakla birlikte; asgari başvuru şartları yönünden herhangi bir ayrıma gidilmeksizin tüm başvuru şartları yönünden aynı sürenin öngörülmesinin bu süreden daha kısa bir zamanda eksikliklerini tamamlayan doçent adaylarının daha erken başvuruda bulunma haklarını ellerinden alacağı ve bu durumun hak kayıplarına neden olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; sonraki dönemde tamamlanması mümkün olan asgari başvuru şartları dikkate alınmaksızın tüm asgari başvuru şartları yönünden başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvuru yapılabileceğine ilişkin dava konusu düzenlemenin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve bu haliyle dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır. 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2/a maddesinin (Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinin) "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” cümlesi dışında kalan kısmı ile 2/b maddesi yönünden; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği'nin "Doçentlik değerlendirmesi" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Doçentlik değerlendirme jürisini oluşturan asıl ve yedek üyeler, adayın akademik çalışmalarının her birini nitelik ve bilim/sanat alanına katkısı açısından değerlendirerek, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen şekle uygun olarak hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula elektronik ortamda gönderirler. Bu raporlar, dosya sayısı itibarıyla azami birer aylık sürelerde hazırlanarak gönderilir. Gerekli hallerde jüri üyesine Doçentlik Komisyonu tarafından toplam bir aya kadar ek süre verilebilir." düzenlemesi, 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesi ile "Doçentlik değerlendirme jürisi, adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendirir. Jürinin bilimsel araştırma ve yayın etiğinin ihlal edildiği yönündeki değerlendirme raporları, ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından incelenir. Jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporları ise Doçentlik Komisyonu tarafından incelenir. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusu Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edilir. Adaya, asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporları Doçentlik Komisyonu kararı ile birlikte bildirilir. Asgari başvuru şartlarını sağlamak kaydıyla, sonraki dönemlerde yeniden başvuru yapılabilir." şeklinde değiştirilmiştir. Davaya konu Yönetmeliğin 2. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 6. maddesinin birinci fıkrasının 4. cümlesi “Buna göre; a) Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusu Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edilir. Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporları isimleri gizlenerek Doçentlik Komisyonu kararı ile birlikte elektronik ortamda adayın erişimine açılır. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır. b) Adayın asgari başvuru şartlarını sağladığının tespit edilmesi halinde ise ilgili jüri üyesine/üyelerine “başarılı/başarısız” şeklinde değerlendirme raporu hazırlaması için Doçentlik Komisyonu tarafından ek süre verilir. Ek süre içinde rapor düzenlemeyen jüri üyesinin görevi Doçentlik Komisyonu tarafından sonlandırılır. Görevi sonlandırılan üye/üyeler ile “asgari başvuru şartlarını sağlamamıştır” görüşünde ısrar eden üye/üyeler yerine yedek üye raporları sırasıyla değerlendirmeye alınır.” şeklinde değiştirilmiş ve beşinci ve altıncı cümleleri yürürlükten kaldırılmıştır. Dava konusu (a) bendinin "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” cümlesi dışında kalan kısmı incelendiğinde; bahsi geçen düzenleme ile adayın asgari başvuru şartlarını sağlayamaması halinde hangi usule göre işlem yapılacağına dair belirlilik sağlanmasının amaçlandığı, akademik faaliyetlerin doğası gereği süreklilik arz eden ve takip gerektiren bir süreç içerdiği gözetilmek suretiyle asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle doçentlik başvurusu iptal edilen adayın, yeniden "aynı" bilim ya da sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde gerek yeni doçentlik değerlendirme jürisinin önceki karardan haberdar olması gerekse doçent adayının bu şartları tamamlayıp tamamlamadığının kontrolünün yapılabilmesi için iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile buna ilişkin Doçentlik Komisyonu kararının yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılmasının öngörüldüğü anlaşıldığından dava konusu düzenlemede hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan, jüri üyeleri tarafından idarece belirlenen asgari kriterler (başlıca yazar, uluslararası makale, atıf vs) uyarınca değerlendirme yapılacağı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemenin jürinin tarafsız ve objektif davranmasını engelleyeceğine yönelik soyut ve varsayıma dayalı davacı iddiasına itibar edilmemiştir. Dava konusu (b) bendi incelendiğinde; bahsi geçen düzenleme ile idari işleyişin aksamaması ve sürecin uzamamasını teminen adayın asgari başvuru şartlarını sağlayamaması halinde hangi usule göre işlem yapılacağının belirlendiği, bu kapsamda ilgili jüri üyesi/üyelerine Doçentlik Komisyonu'nca süre verileceğine yönelik düzenlemenin de davacının iddiasının aksine adayın lehine bir düzenleme olduğu; bununla birlikte Yönetmeliğin dava konusu edilmeyen 6. maddesinin 3. fıkrasında, "Jüri üyelerine, değerlendirme raporunu hazırlamak üzere her aday için azami bir ay süre verilir. Doçentlik Komisyonu, gerekli hallerde bir aya kadar ek süre verebilir. Değerlendirme raporunu süresi içinde Doçentlik Bilgi Sistemine yüklemeyen jüri üyesinin görevi sonlandırılır ve yedek üyelerin raporları sırasıyla değerlendirmeye alınır." düzenlemesi yer aldığından davacının sürecin belirsizliğine yönelik iddiasına da itibar edilemeyeceği anlaşıldığından düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6/9. maddesi yönünden; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Doçentlik Yönetmeliği'nin "Doçentlik Değerlendirmesi" başlıklı 6. maddesi, 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilmiş, bu değişiklikle maddeye eklenen 9. fıkrada, "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adaya ait değerlendirmeye esas raporlar, yeni başvuruda jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle doçentlik değerlendirme jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmü yer almıştır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddenin 9. fıkrası, "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır.” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı tarafından; her bir başvurunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, düzenlemenin jüri üyelerinin önceki raporlardan etkilenebilme ihtimalini doğurduğu, objektif ve tarafsız değerlendirmeyi engelleyeceği ileri sürülmektedir. Davalı idarelerce; düzenlemenin önceki halinde hangi döneme ait raporların açılacağı hususu net olmadığından dava konusu düzenleme ile bu hususa açıklık getirildiği, eser incelemesi aşamasında başarısız olan adaylar tarafından yeni başvuruyu farklı bir jürinin değerlendireceği düşüncesiyle dosyalarında hiçbir değişiklik yapılmadan mevcut haliyle yeniden başvuru yapıldığı, bu durumun önüne geçilmesi amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı; aynı alanda başvuru yapılması halinde önceki raporların erişime açılacağı, farklı alana başvurulması halinde böyle bir durumun söz konusu olmayacağı, önceki jüri tarafından yapılan eksiklik ve uygunluk değerlendirmesinin yeni jüriye yol gösterici olacağı, önceki raporlarda eksiklik değerlendirmesi bulunması halinde söz konusu eksikliğin giderilip giderilmediğinin irdelenebileceği, dava konusu düzenlemenin adaylar için olumlu bir düzenleme olduğu savunulmaktadır. Yukarıda değinildiği üzere doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adaya ait değerlendirmeye esas raporların, yeni başvuruda jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle doçentlik değerlendirme jüri üyelerinin erişimine açılması hususu 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle getirilen bir düzenleme olup dava konusu değişiklikle hangi döneme ait belgelerin jüri üyelerinin erişimine açılacağına yönelik uygulamadaki belirsizliğin giderilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 8. fıkrası uyarınca "başarısız bulunan aday, jüri tarafından eksik bulunan eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabileceği"nden dava konusu düzenlemenin söz konusu eksiklikler ve adayın yeni bilimsel yayın (kitap, makale, proje, tez vb.) yapıp yapmadığı yönünde jürilere yol gösterme amacını da taşıdığı gözetildiğinde düzenlemede hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, davacının, dava konusu düzenlemenin jürinin objektif davranmasını engelleyeceğine yönelik iddiasının soyut ve varsayıma dayalı olduğundan hukuken itibar edilebilir nitelikte olmadığı; dava konusu düzenleme ile erişime açılması öngörülen bilgilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda "Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi" şeklinde tanımlanan kişisel veri kapsamında olmadığı değerlendirildiğinden kişisel verilerin korunmasına aykırılık iddiasının da hukuki dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1/6. maddesinin (Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkranın) İPTALİNE, 2. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2/a maddesinde (Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde) yer alan "..Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” düzenlemesinin İPTALİNE, 3.Diğer dava konusu düzenlemeler yönünden DAVANIN REDDİNE, 4. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin yarısı olan … TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5. Yürütmenin durdurulması isteminin kısmen kabulü kararına itiraz aşamasında davalı idarelerce ayrı ayrı yapılan … TL yargılama giderinin davalı idareler üzerinde bırakılmasına, 6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 8. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 9. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yeniden başvuruyu sınırlayan hükümler

10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen 6. fıkra; eser değerlendirmesinde başarısızlık, asgari şartların sağlanmaması veya etik ihlal nedeniyle başvurunun iptaline karşı dava açılması hâlinde aynı alanda yeniden başvuruyu davanın kesinleşmesine bağlıyor ve aykırı başvuruların işleme alınmayacağını öngörüyordu.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/5288, K. 2023/2864Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/5288 E.  ,  2023/2864 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5288 Karar No : 2023/2864 DAVACI : … Sendikası VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … Kurulu Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Kurul Başkanlığı VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in; – 1. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının, – 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. ve 7. fıkraların, – 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir." cümlesinin, – 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 9. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1.fıkrasının hukuki öngörülebilirlik, idareye güven ilkesine aykırı olduğu, kamu yararına uygun olmayan düzenlemenin yüksek öğretimin amaçları ile bağdaşmadığı; 4. maddesinin 6. fıkrasının hak arama özgürlüğünü açıkça kısıtladığı, yargılama sürelerinin uzunluğu dikkate alındığında mevcut durumla örtüşmediği; 4. maddesinin 7. fıkrasının doçentlik başvuru hakkını sınırladığı, kamu yararına aykırı olduğu; 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesine değiştirilerek eklenen "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir…” ibaresinin akademik ilerlemeyi zorlaştırdığı, başvuru hakkını kısıtladığı; 6. maddesinin 9. fıkrasında değişiklik yapan düzenlemenin ise, yeni jürinin, önceki jüri üyelerinin vermiş olduğu raporların etkisi altında kalmasına sebep olabileceği, daha önce sonuç doğurmuş bir idari işlemin her başvuruda etkisini sürdürmesinin hukuki bir yaklaşım olmadığı, her başvuruda adayın dosyasının yeniden incelenmesi gerektiği ve eski başvuruda tanzim edilen raporların o başvuruya ilişkin olarak kalması gerektiği iddia edilmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : … KURULU BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak, davanın yasal süresinde açılmaması halinde süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, iptali istenilen Yönetmelik hükümleri bakımından davacı Sendika'nın veya üyelerinin uğramış olduğu ya da uğrayacağı herhangi bir hak ve menfaat ihlali bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği belirtilmiştir. Esasa ilişkin olarak, doçentlik başvurularının yılda üç kez yapılmasının jüri üyelerinin görevlendirilmesinde karışıklıklara neden olduğu, Üniversitelerarası Kurul'da (ÜAK) yeterli personelin bulunmaması, olağanüstü durumlarda personelin dönüşümlü çalışmasının üç dönem başvuru kabulünü zorlaştırdığı, 2547 sayılı Kanun’un 24. maddesinde yer alan “yılda en az iki kez yapılır” hükmü uyarınca düzenlemenin üst norm gözetilerek yapıldığı, 4/6. madde yönünden dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvurabilmenin bir adayın iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesine neden olduğu, adayların davaları kazanması ve yeni başvuru sürecinde de başarılı olması halinde doçentlik unvanının hangi tarihlerde verileceği, hangi sürecin iptal edileceği ile ilgili sorunlar yaşandığı, yapılacak bu değişiklik ile sorunların ortadan kaldırılmasının hedeflendiği, 4/7. madde yönünden aynı anda iki başvurunun karışıklığa yol açtığı, aynı yayınlar ile iki unvan alınması haksızlığının ortadan kaldırıldığı, incelenecek eserler/çalışmalar aynıysa yeni bir başvurunun hukuken korunmasının gerekli ve makul bir talep olmadığı, adayın asgari başvuru şartlarını sağlayamaması halinde hangi usule göre işlem yapılacağı açık olmadığından düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu, aday tarafından bilimsel eserlerinde tespit edilen eksiklik ve hataların titizlikle giderilerek yeni başvuru yapabilmesi hususunun sağlandığı, bunun için de belli bir sürenin geçmesinin tabii olduğu, adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporlarının erişime açılması yönünden ise, önceden asgari başvuru şartlarını sağlamayan adayın şartları tamamlayıp tamamlamadığının kontrolünün yapılmasının elzem olduğu, aday hakkında objektif ve tarafsız bir değerlendirme yapılmasının önüne geçeceği yönündeki değerlendirmenin temelsiz ve dayanaksız olduğu, adayın önceki ve sonraki başvurularına ilişkin aynı bilimsel yayınların sunulması halinde söz konusu eksiklik veya uygunluğun önceki jürilerce yapılan değerlendirmenin yeni jüriye yol gösterici olacağı, eksiklik olması halinde eksikliğin giderilip giderilmediği hususunun irdelenebileceği, eser değerlendirme süresinde başarısız olarak yeniden doçentliğe başvuran adayların daha önceki raporlarının açılacağının Yönetmelik ile düzenlendiği ancak Yönetmelik'te hangi döneme ait raporlarının açılacağı net olmadığından yapılan bu değişiklik ile açıklık getirildiği savunulmaktadır. … KURUL BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI:Usul yönünden, davacı Sendika'nın bu davayı açmakta meşru, kişisel ve güncel bir menfaati bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği belirtilmiştir. Esas yönünden ise, başvuruların yılda üç kez yapılmasının jüri üyelerinin görevlendirmelerinin iç içe girmesine ve karışıklıklara neden olarak doçentlik sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine engel olduğu, yılda üç kez olması durumunda jüri üyelerinin raporları henüz tamamlanıp Kurul'a iletilmeden yeni başvurular olması nedeniyle aynı jürilerin yeni adaylar için görevlendirildiği, jürilerin jürilik görevlerini yerine getirmesinin zorlaştığı, açılan davalar neticesinde Mevzuat Komisyonu görüşlerine göre adaya aynı alandan verilen diplomaların geri alındığı, yeni diplomalar düzenlendiği, bu uygulamaların hem adayın mağduriyetine sebep olduğu hem de kamu hizmetinin aksamasına neden olduğu, bununla birlikte adayın doçentlik kadrosuna atandığı üniversitedeki kadrosuna ilişkin işlemlerde de sürekli değişiklikler meydana getirdiği, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile sürelere eşitlik ve hakkaniyet sağlamak amacıyla asgari başvuru koşullarını sağlamayan adayların da eklendiği, asgari başvuru koşullarını sağlamayan adaylar hakkında diğer adaylara uygulanan bilimsel eksikliklerini tamamlamak için bir bilimsel hazırlık süresi öngörülmemiş olup izleyen ilk dönemde haklarında verilen asgari başvuru şartlarını sağlamama durumunu değiştirmeden tekrar başvuru yapabildiği, müeyyide olmadığı için yeterli hazırlığı olmayan adayların da deneme amaçlı başvuru yaptığı ve kamu kaynaklarını kullandığı, adaylar arasında uygulamada eşitlik ve hakkaniyet sağlanması açısından koşulları bir şekilde yerine getirmeyen bütün adaylara eksikliklerini gidermek için makul bir süre öngörüldüğü; adayın başarısızlık üzerine yeniden başvuru yapması halinde yeni jüri oluşturulduğu, yeni jüri tarafından adayın ikinci başvurusunun değerlendirildiği, ilk başvurusunda başarısız olan adayın bir önceki doçentlik dosyasında hiçbir değişiklik yapmadan yeniden başvurmuş ise dosyasının farklı jüri üyeleri tarafından inceleneceğini bildiği için mevcut hali ile ÜAK Başkanlığı'na gönderdiği, başarısız olduğuna karar verilen adayın bir sonraki dönemde farklı bir bilim alanından doçentliğe başvurması halinde önceki başarısız raporun jüri üyelerine açılmadığı, sadece aynı bilim alanından yeniden başvurması halinde jüri üyelerine başarısız raporun açıldığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra ile 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” cümlesinin iptali; diğer kısımlar yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava, 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasına değiştirilerek eklenen "Üniversitelerarası Kurul tarafından başka bir tarih belirlenmedikçe doçentlik başvurusu, yılda iki kez olmak üzere Mart ve Ekim ayının yirminci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar yapılır." hükmünün, 4. maddesine eklenen 6. ve 7. fıkraların; 2. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesine değiştirilerek eklenen "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir…” ibaresinin, 6. maddesinin 9. fıkrasında değişiklik yapan "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmünün iptali istemiyle açılmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Üniversitelerarası kurul" başlıklı 11/b-6 maddesinde "Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" Üniversitelerarası Kurul'un görevleri arasında sayılmış olup; "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: ..(4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri" hükmü yer almıştır. Doçentlik Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.", "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde "(1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.", "Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri" başlıklı 3. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmü yer almaktadır. 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in; 1. maddesiyle Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasına değiştirilerek eklenen "Üniversitelerarası Kurul tarafından başka bir tarih belirlenmedikçe doçentlik başvurusu, yılda iki kez olmak üzere Mart ve Ekim ayının yirminci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar yapılır." hükmü; 1. maddesiyle Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 7. fıkra; 2. maddesiyle Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 9. fıkrasında değişiklik yapan "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmü yönünden; gerek adaylara yeni yayın/çalışma yapmaları için zaman sağlamak, adayların eksiklerini tamamlayıp tamamlamadıklarını belirlemek gerekse aynı yayın/çalışmalarla birden fazla unvan almalarının haksızlığa neden olacağı hususları dikkate alındığında söz konusu maddelerle getirilen düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliği”nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrada "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde ise, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına yer verilmiştir. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin 29/09/2021 tarihli, Başvuru Numarası:2017/37390 sayılı kararında ise; "Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz." ifadelerine yer verilmiştir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez. Dava konusu Yönetmelik hükmünün bu bağlamda incelenmesi neticesinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; her ne kadar davalı idarelerce anılan düzenlemenin dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvuran doçent adaylarının iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesi nedeniyle doçentlik sürecinde yaşanan karışıklıkların önüne geçilmesi amacıyla yapıldığı iddia edilmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmamaktadır. Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” düzenlemesi yönünden; Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirme jürisi, adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendirir. Jürinin bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali yönündeki değerlendirme raporları, ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından incelenir. Jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporları ise Doçentlik Komisyonu tarafından incelenir. Buna göre; a) Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusu Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edilir. Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporları isimleri gizlenerek Doçentlik Komisyonu kararı ile birlikte elektronik ortamda adayın erişimine açılır. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmelik değişikliğinden önce, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusunun Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edileceği ve sonraki başvuru döneminde asgari başvuru şartlarını sağlamak kaydıyla adayın yeniden başvurabileceği düzenlemesine yer verilmiş iken; dava konusu edilen Yönetmelik değişikliği neticesinde asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın, başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabileceği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesi ve Doçentlik Yönetmeliği'nin başvuru sürecine ilişkin maddelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; doçent adaylarının doçentlik başvuruları için bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olması, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olması; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması hâlinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmış olması gerekmektedir. Ayrıca Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'nın resmi internet sitesinde yayınlanan Doçentlik Başvuru Şartlarında her bir bilim alanı başlığı altında "Başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili çalışmalara verilen birim puanlar esas alınarak, adayın en az 100 puan karşılığı bilimsel etkinlikte bulunmuş olması ve en az 90 puan karşılığı çalışmanın doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilmiş olmak gerekmektedir." düzenlemesinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce; asgari başvuru şartlarında eksikliği tespit edilen adayın eksikliklerini titizlikle tamamlaması ve bilimsel hazırlıklarını yapabilmesi için makul bir süreye ihtiyaç olduğu hususunun dikkate alındığı ve zaman zaman yeterli hazırlığı olmayan adayların deneme amaçlı olarak bir sonraki dönemde başvuru yapması nedeniyle kamu kaynaklarının gereksiz yere kullanılmasının önüne geçmek amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı anlaşılmakla birlikte; asgari başvuru şartları yönünden herhangi bir ayrıma gidilmeksizin tüm başvuru şartları yönünden aynı sürenin öngörülmesinin bu süreden daha kısa bir zamanda eksikliklerini tamamlayan doçent adaylarının daha erken başvuruda bulunma haklarını ellerinden alacağı ve bu durumun hak kayıplarına neden olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; sonraki dönemde tamamlanması mümkün olan asgari başvuru şartları dikkate alınmaksızın tüm asgari başvuru şartları yönünden başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvuru yapılabileceğine ilişkin dava konusu düzenlemenin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve bu haliyle dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrasının ve 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” düzenlemesinin iptali gerektiği, diğer maddeler yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarelerin usule yönelik iddiaları kabul edilmeyerek işin esası incelendi. ESAS YÖNÜNDEN: Dava; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 1. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasına değiştirilerek eklenen "Üniversitelerarası Kurul tarafından başka bir tarih belirlenmedikçe doçentlik başvurusu, yılda iki kez olmak üzere Mart ve Ekim ayının yirminci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar yapılır." hükmünün; 1. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen 6. ve 7. fıkraların; 2. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesine değiştirilerek eklenen "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” ibaresinin, 2. maddesiyle asıl Yönetmeliğin 6. maddesinin 9. fıkrasında değişiklik yapan düzenlemenin iptali istemiyle açılmıştır. Doçentlik Yönetmeliği 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" ile anılan Yönetmeliğin muhtelif maddelerinde değişiklik yapılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde ise, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına yer verilmiş; "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde de, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri düzenlenmiştir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Üniversitelerarası kurul" başlıklı 11/b-6 maddesinde, "Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" Üniversitelerarası Kurulun görevleri arasında sayılmış olup "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde, "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: …(4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri" hükmü yer almıştır. Doçentlik Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.", "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde "Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.", "Doçentlik bilim/sanat alanları ve kriterleri" başlıklı 3. maddesinde "Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrası yönünden; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 06/03/2018 tarihli ve 30352 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7100 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile değişik "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır…ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir…" hükmü bulunmaktadır. 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği'nin "Başvuru zamanı, şartları ve usulleri" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "Üniversitelerarası Kurul başka bir tarih belirlemedikçe doçentlik başvurusu, yılda iki kez olmak üzere Mart ve Ekim aylarının on beşinci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar devam eder." hükmü yer almakta iken 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'le bu hükmün “Üniversitelerarası Kurul tarafından başka bir tarih belirlenmedikçe doçentlik başvurusu, yılda üç kez olmak üzere Ocak, Mayıs ve Eylül ayının yirminci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar yapılır.” şeklinde değiştirildiği görülmektedir. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrası yeniden değiştirilmiş olup davaya konu düzenlemede “Üniversitelerarası Kurul tarafından başka bir tarih belirlenmedikçe doçentlik başvurusu, yılda iki kez olmak üzere Mart ve Ekim ayının yirminci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar yapılır.” hükmü yer almaktadır. Davacı tarafından; dava konusu düzenlemenin doçent adaylarının başvuru hakkını kısıtladığı, önceden olduğu gibi yılda üç kez Ocak, Mayıs ve Eylül aylarında başvuru hakkı verilmesi gerektiği iddia edilmekte; davalı idarelerce, doçentlik başvurularının yılda üç kez yapılmasının jüri üyelerinin görevlendirilmesinde karışıklığa neden olduğu, yeterli personel bulunmaması ve olağanüstü durumlarda personelin dönüşümlü çalışmasının üç dönem başvuru kabulünü zorlaştırdığı, doçentlik sürecinin sağlıklı bir şekilde yürümesini engellediği, 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesinde yer alan "yılda en az iki kez yapılır" hükmü gözetilerek düzenleme yapıldığı savunulmaktadır. İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmet etkinliğinin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler. Kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara uyum sağlamak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda idarelerin takdir yetkisi bulunduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. Bu durumda, Üniversitelerarası Kurul'un 09/06/2021 tarihli ve 6157 sayılı önerisi ve Kurul'un yetkileri gözetilerek düzenlendiği anlaşılan dava konusu değişiklikle önceki düzenlemenin uygulanmasından doğan olumsuz sonuçların ortadan kaldırılmasının ve doçentlik başvuru sürecinin belli bir düzen içerisinde yürütülmesinin amaçlandığı, Yönetmeliğe dayanak teşkil eden Kanun'da başvuru tarihleri yönünden istisnai bir kural da öngörülmediği gözetildiğinde dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkra yönünden; 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Doçentlik Yönetmeliği”nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrada, "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ise, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak da mümkün olmaz. (AYM, B. No: 2017/37390, 29/09/2021) Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez. Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; her ne kadar davalı idarelerce anılan düzenlemenin dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvuran doçent adaylarının iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesi nedeniyle doçentlik sürecinde yaşanan karışıklıkların önüne geçilmesi amacıyla yapıldığı belirtilmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmamaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 7. fıkra yönünden; Dava konusu Yönetmelik değişikliği ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 7. fıkrada, "Doçentlik başvurusu sonuçlanmamış adaylar aynı ya da farklı bilim/sanat alanından yeniden doçentlik başvurusunda bulunamazlar." hükmü yer almaktadır. Davacı tarafından; dava konusu düzenlemenin adayların doçentlik başvuru hakkını sınırlandırdığı, akademik ilerlemeyi zorlaştıran düzenlemede kamu yararı bulunmadığı ileri sürülmektedir. Davalı idarelerce, uygulamada Üniversitelerarası Kurul kararları ile yürütülen durumun mevzuat düzenlemesi haline getirildiği, aynı anda iki başvurunun karışıklığa yol açtığı, incelenecek eserler aynı olduğundan yeni bir başvurunun hukuken korunması gerekli makul bir talep olmadığı, aynı yayınlar ile iki unvan alınmasından doğan haksızlığın ortadan kaldırıldığı, farklı bir alanda yeniden doçent olmak isteyen adayların, bu alanda yetkinliğini ortaya koyacak yeni bilimsel çalışmalar sunmalarının amaçlandığı savunulmaktadır. Doçentlik başvurularının şartları, usulü ve değerlendirme sürecine ilişkin mevzuat hükümleri incelendiğinde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda her bir bilim disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmanın doçentlik başvurusu için şart olduğu, Üniversitelerarası Kurul'un adayın başvurduğu bilim dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit edeceği, doçentlik jürisinde yer alan asıl ve yedek üyelerin, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurul'a gönderecekleri, Üniversitelerarası Kurul'ca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verileceği, doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usullerin Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği; Doçentlik Yönetmeliği’nde ise, doçentlik değerlendirmesinin Üniversitelerarası Kurul'un görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılacağı, doçentlik jürisinin adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendireceği, jüri tarafından bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali bulmadığı ve asgari başvuru şartlarını sağladığı tespit edilen adayın akademik çalışmalarının niteliği ve bilim/sanat alanına katkısı esas alınmak suretiyle “başarılı” veya “başarısız” değerlendirmesini içeren ayrıntılı ve gerekçeli rapor hazırlayacağı; jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporlarının Doçentlik Komisyonu tarafından inceleneceği ve adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığının tespiti halinde doçentlik başvurusunun Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edileceği, asgari başvuru şartlarının sağlandığının tespiti halinde ise jüri üyesine/üyelerine değerlendirme raporu hazırlaması için ek süre verileceği hususlarına yer verildiği görülmektedir. Davaya konu 7. fıkra hükmü, başvuru hakkını kullanan doçent adayının bu başvuru süreci sonuçlanıncaya kadar yeniden başvuruda bulunamayacağına yönelik hüküm ihtiva etmekte olup bu hükümle aynı yayınlar ile iki unvan alınması sonucu diğer adaylar yönünden ortaya çıkan haksızlığın engellenmesi, farklı bir alanda yeniden doçent olmak isteyen adayların bu alanda yetkinliğini ortaya koyacak yeni bilimsel çalışmalar sunmasına imkan tanınması ve adayın sonuçlanmamış birden fazla başvurusundan kaynaklanan karışıklığın önlenerek doçentlik başvuru sürecinde düzenin sağlanmasının amaçlandığı görülmektedir. Bu haliyle doçentlik başvurularının neticelenmesine ilişkin olağan süreç gözetildiğinde, orantılı ve makul bir gereklilik olarak değerlendirilen dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının 4. cümlesinin (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir.” düzenlemesi yönünden; Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinde "(1) Doçentlik değerlendirme jürisi, adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendirir. Jürinin bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali yönündeki değerlendirme raporları, ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu tarafından incelenir. Jürinin adayın asgari başvuru şartlarını sağlamadığı yönündeki değerlendirme raporları ise Doçentlik Komisyonu tarafından incelenir. Buna göre; a) Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusu Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edilir. Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin jüri raporu/raporları isimleri gizlenerek Doçentlik Komisyonu kararı ile birlikte elektronik ortamda adayın erişimine açılır. Asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde iptale konu olan başvuru dönemine ait bilgi ve belgeler ile asgari başvuru şartlarını sağlamadığına ilişkin Doçentlik Komisyonu kararı yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmelik değişikliğinden önce, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı tespit edilen adayın doçentlik başvurusunun Doçentlik Komisyonu tarafından iptal edileceği ve sonraki başvuru döneminde asgari başvuru şartlarını sağlamak kaydıyla adayın yeniden başvurabileceği düzenlemesine yer verilmiş iken; dava konusu edilen Yönetmelik değişikliği neticesinde asgari başvuru şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın, başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabileceği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesi ve Doçentlik Yönetmeliği'nin başvuru sürecine ilişkin maddelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; doçent adaylarının doçentlik başvuruları için bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olması, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olması; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması hâlinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmış olması gerekmektedir. Ayrıca Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'nın resmi internet sitesinde yayınlanan Doçentlik Başvuru Şartlarında her bir bilim alanı başlığı altında "Başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili çalışmalara verilen birim puanlar esas alınarak, adayın en az 100 puan karşılığı bilimsel etkinlikte bulunmuş olması ve en az 90 puan karşılığı çalışmanın doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilmiş olmak gerekmektedir." düzenlemesinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce; asgari başvuru şartlarında eksikliği tespit edilen adayın eksikliklerini titizlikle tamamlaması ve bilimsel hazırlıklarını yapabilmesi için makul bir süreye ihtiyaç olduğu hususunun dikkate alındığı ve zaman zaman yeterli hazırlığı olmayan adayların deneme amaçlı olarak bir sonraki dönemde başvuru yapması nedeniyle kamu kaynaklarının gereksiz yere kullanılmasının önüne geçmek amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı anlaşılmakla birlikte; asgari başvuru şartları yönünden herhangi bir ayrıma gidilmeksizin tüm başvuru şartları yönünden aynı sürenin öngörülmesinin bu süreden daha kısa bir zamanda eksikliklerini tamamlayan doçent adaylarının daha erken başvuruda bulunma haklarını ellerinden alacağı ve bu durumun hak kayıplarına neden olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; sonraki dönemde tamamlanması mümkün olan asgari başvuru şartları dikkate alınmaksızın tüm asgari başvuru şartları yönünden başvuru dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvuru yapılabileceğine ilişkin dava konusu düzenlemenin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve bu haliyle dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 9. fıkrası yönünden; 15/04/2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Doçentlik Yönetmeliği'nin "Doçentlik Değerlendirmesi" başlıklı 6. maddesi, 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilmiş, bu değişiklikle maddeye eklenen 9. fıkrada, "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adaya ait değerlendirmeye esas raporlar, yeni başvuruda jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle doçentlik değerlendirme jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmü yer almıştır. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddenin 9. fıkrası, "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır.” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı tarafından; jüri üyelerinin önceki üyelerden etkilenmeme ihtimalinin bulunmadığı, daha önce sonuç doğurmuş bir idari işlemin her başvuruda etkisini sürdürmesinin hukuki bir yaklaşım olmadığı, her başvuruda adayın dosyasının yeniden incelenmesi gerektiği ve eski başvuruda tanzim edilen raporların o başvuruya ilişkin olarak kalması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idarelerce; düzenlemenin önceki halinde hangi döneme ait raporların açılacağı hususu net olmadığından dava konusu düzenleme ile bu hususa açıklık getirildiği, eser incelemesi aşamasında başarısız olan adaylar tarafından yeni başvuruyu farklı bir jürinin değerlendireceği düşüncesiyle dosyalarında hiçbir değişiklik yapılmadan mevcut haliyle yeniden başvuru yapıldığı, bu durumun önüne geçilmesi amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı; aynı alanda başvuru yapılması halinde önceki raporların erişime açılacağı, farklı alana başvurulması halinde böyle bir durumun söz konusu olmayacağı, önceki jüri tarafından yapılan eksiklik ve uygunluk değerlendirmesinin yeni jüriye yol gösterici olacağı, önceki raporlarda eksiklik değerlendirmesi bulunması halinde söz konusu eksikliğin giderilip giderilmediğinin irdelenebileceği, dava konusu düzenlemenin adaylar için olumlu bir düzenleme olduğu savunulmaktadır. Yukarıda değinildiği üzere doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adaya ait değerlendirmeye esas raporların, yeni başvuruda jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle doçentlik değerlendirme jüri üyelerinin erişimine açılması hususu 12/06/2020 tarihli ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle getirilen bir düzenleme olup dava konusu değişiklikle hangi döneme ait belgelerin jüri üyelerinin erişimine açılacağına yönelik uygulamadaki belirsizliğin giderilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 8. fıkrası uyarınca "başarısız bulunan aday, jüri tarafından eksik bulunan eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabileceği"nden dava konusu düzenlemenin söz konusu eksiklikler ve adayın yeni bilimsel yayın (kitap, makale, proje, tez vb.) yapıp yapmadığı yönünde jürilere yol gösterme amacını da taşıdığı gözetildiğinde düzenlemede hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan; dava konusu düzenleme, akademisyenlerden oluşan jürinin objektif ve tarafsız davranmayacağına karine teşkil etmediği gibi erişime açılan raporlardaki jüri üyelerinin isimlerinin gizlenmesini de öngörerek "objektiflik" ve "tarafsızlık" ölçütünü güçlendirdiği anlaşıldığından davacının bu hususa yönelik soyut ve varsayıma dayalı iddiası hukuken kabul edilebilir nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkranın İPTALİNE, 2. 10/08/2021 tarihli ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilir." cümlesinin İPTALİNE, 3. Diğer dava konusu düzenlemeler yönünden DAVANIN REDDİNE, 4. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinden kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması itiraz harcının davacıya iadesine, kalan kısmın yarısı olan … TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, … TL yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 5. Yürütmenin durdurulması isteminin kısmen kabulü kararına itiraz aşamasında davalı idarelerce ayrı ayrı yapılan … TL yargılama giderinin davalı idareler üzerinde bırakılmasına, 6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 8. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 9. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/5288, K. 2023/2864; E. 2021/6349, K. 2023/2860 ve E. 2021/6446, K. 2023/2859 sayılı kararlarında bu fıkranın iptaline karar vermiştir. Daire, sınırlamanın dava açmayı önemli ölçüde caydırıcı ve ulaşılmak istenen amaçla orantısız olduğunu; hukuk devleti ilkesi ile hak arama özgürlüğüne uygun olmadığını kabul etmiştir. Kararlarda tebliğden itibaren otuz gün içinde temyiz yolu açık bırakıldığından, bu iptal hükmünün kesinleştiği ayrıca söylenemez.

Aynı değişiklik, başvurusu iptal edilen adayın müracaat dönemi esas alınarak en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvurabilmesini öngörüyordu. Daire, sonraki dönemde tamamlanması mümkün şartlar ayrımı yapılmaksızın bütün asgari şartlar için aynı beklemeyi, daha kısa sürede eksikliğini tamamlayan adayın erken başvuru hakkını ortadan kaldıracağı için ölçülülük ilkesine, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bulmuştur.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/5288, K. 2023/2864 ve E. 2021/6349, K. 2023/2860 sayılı kararlarında iptali yalnızca bu ikinci dönem cümlesine yöneltmiş; 6. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin tamamına teşmil etmemiştir. Yönetmelik metninde de bu cümlenin E. 2021/5288, K. 2023/2864 sayılı kararla iptal edildiği kaydedilmektedir.

Doçentlik başvurusu sonuçlanmamış aday aynı veya farklı bilim ya da sanat alanından yeniden başvuramaz. Danıştay 8. Daire, olağan süreç gözetildiğinde bu sınırı orantılı ve makul görmüş; kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bulmamıştır. Bu hüküm, dava açılmış bir işlem hakkında davanın kesinleşmesine kadar aynı alanda başvuruyu sınırlayan ve iptal edilen fıkradan farklıdır.

Önceki dönem bilgilerinin yeni jüriye açılması

Asgari şart nedeniyle başvurusu iptal edilen aday aynı bilim veya sanat alanından yeniden başvurursa, iptale konu dönemin bilgi ve belgeleri ile Doçentlik Komisyonu kararı yeni jüri üyelerinin erişimine açılır. İlgili jüri raporları isimleri gizlenerek adaya da açılır. Bu erişim aynı alandan yapılan yeni başvuruya ilişkindir ve yeniden başvurunun hangi dönemde yapılabileceğini düzenlemez.

Beş üyeli jüride en az üç, üç üyeli jüride en az iki üye adayı başarılı bulursa aday başarılı sayılır. Başarısız bulunan aday, jürinin eksik gördüğü eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla müracaat dönemi esas alınarak en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilir. Bu kural başarılı veya başarısız değerlendirmesine ilişkindir; asgari şart nedeniyle başvurunun iptaline uygulanacağı metinde söylenmemiştir.

Daha önce başarısız olan aday aynı bilim veya sanat alanından yeniden başvurursa, başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile buna esas raporlar, jüri adları gizlenerek yeni jürinin erişimine açılır. Farklı alandan başvuru için aynı sonuç bu hükümden çıkarılamaz.

Danıştay 8. Daire, bekleme cümlesi dışında kalan bu bildirim düzenlemelerini, önceki eksiklikler ile adayın yeni bilimsel yayın yapıp yapmadığı konusunda jüriye yol göstermesi amacıyla hukuka ve hizmet gereklerine aykırı bulmamıştır. İsimlerin gizlenmesini objektiflik ve tarafsızlık ölçütünü güçlendiren bir unsur saymış; jürinin tarafsız davranmayacağına ilişkin soyut iddiayı kabul etmemiştir. E. 2021/6446, K. 2023/2859 sayılı kararda 6. maddenin 9. fıkrası yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Bilimsel veya sanatsal değerlendirme sonucunda başarılı bulunan adaya Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulu kararıyla ilgili alanda doçentlik unvanı verilir ve doçentlik belgesi düzenlenir. Asgari şartları sağlamadığı için başvurusu iptal edilen aday bu başarı sonucunun kapsamına girmez.

Düzenleyici işlem ile bireysel işlem

2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin dördüncü fıkrasına göre ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi ilan tarihini izleyen günden başlar. Düzenlemenin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işleme, uygulanan işleme veya her ikisine birden dava açabilir.

Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel oluşturmaz.

Sık sorulan sorular

Asgari şart itirazı zorunlu mudur?

İtirazın zorunlu olmadığı ve adayın doğrudan iptal davası açabileceği yönünde bir yaklaşım vardır. İtiraz ile davanın birlikte başlatılması da bu yaklaşımda mümkün görülmektedir.

İptal davası kaç gün içinde açılır?

Özel kanununda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde süre altmış gündür ve yazılı bildirimi izleyen günden başlar. Elektronik erişime açılan bilgiler, erişimin açıldığı günü izleyen beşinci gün tebliğ edilmiş sayılır.

Mahkeme doğrudan doçent unvanı verir mi?

Hayır. Mahkeme doğrudan doçent unvanı verilmesine karar vermez; dava başvurunun reddine ilişkin kararın iptalini konu alır. Unvan, Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olunduğuna karar verilmesi üzerine verilir.

Dava açmak yeniden başvuruyu kesinleşmeye kadar engeller mi?

Aynı alanda yeniden başvuruyu davanın kesinleşmesine bağlayan ek fıkra Danıştay 8. Daire tarafından iptal edilmiştir. Sonuçlanmamış başka bir başvuru ise aynı veya farklı alandan yeni başvuruyu ayrıca engeller.

Bilirkişi raporu her davada zorunlu mudur?

Hayır. Mahkeme genellikle rapor ister; bu, her dosyada zorunlu bilirkişi incelemesi kurulduğu anlamına gelmez.

İkinci dönem bekleme cümlesi bendin tamamını kapsar mı?

Hayır. İptal yalnız en erken izleyen ikinci dönemde yeniden başvuru cümlesine yöneliktir. Yönetmelik metninde bu cümlenin iptal edildiği kaydedilmekte, bendin kalan hükümleri ayrıca durmaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu