Sürekli borç ilişkisi doğuran acentelik, tek satıcılık ve benzeri dağıtım sözleşmelerinde alıcının belirli dönemlerde belirli bir miktar ya da değerde mal almayı üstlenmesi asgari alım taahhüdü olarak adlandırılır. Sağlayıcı veya müvekkil lehine düzenlenen sözleşmelerde bu taahhüdün yerine getirilmemesi; sözleşmeyi ihbar süresi vermeden feshetme, münhasırlığı kaldırma, tahsis edilen bölgeyi daraltma ve zararın tazminini talep etme imkânı tanıyabilir. Tek satıcılık ilişkisinde ürün satım ve sürümünü artırma yükümlülüğü ile asgari alım taahhüdünün sözleşmenin amacına ve özen yükümlülüğüne uygun yerine getirilmemesi feshe haklı dayanak oluşturur. Ancak taahhüdün ihlaline dayanılarak ileri sürülecek yaptırımların kapsamı, tarafların kusur durumuna, sözleşmede açık düzenleme bulunup bulunmadığına ve sonraki dönem ifalarına çekince konulup konulmadığına göre değişir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2018/3520, K. 2020/588Kaynağı aç
Sözleşmenin Feshi ve Münhasırlığın Sınırlandırılması
Sözleşmelerde asgari alım taahhüdüne uyulmaması hali müvekkil veya sağlayıcıya ihbar süresi vermeksizin fesih yetkisi tanıyabileceği gibi, dağıtıcının münhasırlığının kaldırılması veya sözleşme bölgesinin daraltılması sonucunu da doğurabilir. Buna karşılık, sözleşmede belirli bir kotanın altında alım yapılmış olması hali açık bir yaptırıma veya fesih sebebine bağlanmamışsa ve sözleşmenin feshedildiği de kanıtlanamamışsa, sırf kotanın altında kalınmasına dayanılarak cezai şart ve kâr mahrumiyeti talep edilemez.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/2793, K. 2015/6733Kaynağı aç
Acentelik ilişkilerinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 121. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, belirsiz süreli acentelik sözleşmeleri taraflardan her birinin üç ay önceden ihbarda bulunması şartıyla feshedilebilir; sözleşme belirli süreli olsa dahi haklı sebeplerin varlığı halinde her zaman fesih mümkündür. Aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince, haklı bir sebep olmaksızın veya üç aylık ihbar süresine uyulmaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 121Kaynağı aç
Dağıtım ilişkilerinde karşılıklı edim yükümlülüklerinin her iki tarafça da ihlal edilmesi tazminat ve ceza taleplerini etkiler. Örneğin tek satıcılık ilişkisinde alıcının taahhüt edilen miktarda alım yapmaması ve teminatı yatırmamasına karşılık, satıcının da sözleşme hükümlerine aykırı şekilde üçüncü kişilere mal satması durumunda her iki taraf da kusurlu kabul edilir. Hukuk düzeninde hiç kimse kendi kusurundan dolayı menfaat elde edemeyeceğinden, karşılıklı ihlallerin varlığı halinde tarafların birbirlerinden tazminat ve cezai şart talepleri yerinde görülmez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/4734, K. 2021/1922Kaynağı aç
Kusur Şartı ve Objektif Sebeplerin Sorumluluğa Etkisi
Asgari alım taahhüdüne ulaşılamamasından kaynaklanan zararların tazmini talep edilirken Türk hukukunda acente veya tek satıcının kusurunun bulunmaması zarar tazmini sorumluluğunu ortadan kaldırır. Sözleşmede zararın tazmini kararlaştırılmış olsa dahi kusursuzluk hali sorumluluğu bertaraf eder.
Dengeli olarak kurulan sözleşmelerde, asgari alım taahhüdüne ulaşılamamasına yol açan ve dağıtıcının öngöremeyeceği, sorumlu tutulamayacağı objektif sebeplerin bulunması, sağlayıcının fesih ve tazminat haklarını kullanmasını engeller. Bununla birlikte sağlayıcı, ihlalin düzeltileceğine güvenerek ilişkiyi sürdürdüğünü, karşı tarafa eksikliği düzeltmesini ihtar ettiğini ve ihlalden doğan haklarını açıkça saklı tuttuğunu veya hedeflere ulaşmak için çaba gösterilmemesi gibi durumlar nedeniyle ilişkinin çekilmez hale geldiğini kanıtlarsa fesih ile birlikte geçmiş yıl zararlarının tazminini isteyebilir.
Kâr Mahrumiyeti Tazminatının Kapsamı
Asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesi sebebiyle kâr kaybı tazminatı istendiğinde talep edilecek sürenin sınırı sözleşmenin niteliğine göre belirlenir. Belirli süreli sözleşmelerde sağlayıcı, sözleşme süresinin sonuna kadar olan döneme ilişkin uğradığı kâr kaybını talep edebilir. Belirsiz süreli sözleşmelerde ise bu talep, bir sonraki olağan fesih ihbar süresinin sonuna kadar olan dönem için ileri sürülebilir.
Cezai Şartın Niteliği ve İndirim Yasağı
Zararın ispatlanmasında ve hesaplanmasında karşılaşılabilecek güçlüklerin aşılması amacıyla, asgari alım taahhüdünün ulaşılamayan kısmı miktarınca cezai şart öngörülebilmektedir. Bu durumda taahhüt edilen miktarda alım yapılmaması halinde zarar ispatı aranmaksızın belirlenen cezai şarta hak kazanılır. Uyuşmazlıklarda sözleşme hükümlerine ilişkin hukuki nitelendirmeyi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi gereğince hâkim resen uygular; bu kapsamda sözleşme metninde kâr mahrumiyeti olarak adlandırılmış olsa dahi taahhüt ihlaline bağlanan özel yaptırımlar cezai şart niteliğindedir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2017/3732, K. 2019/4342Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 33Kaynağı aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179. maddesinde ceza koşulu düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza öngörülmüşse aksi kararlaştırılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Üçüncü fıkrada ise borçlunun cezayı ifa ederek sözleşmeyi fesih veya dönme suretiyle sona erdirme yetkisi düzenlenmiştir. Yıllık asgari alım taahhütlerine uyulmaması halinde kararlaştırılan cezai şartlar ise TBK m. 179/2 kapsamında ifaya eklenen ceza koşulu niteliğindedir. TBK m. 179/2 düzenleyici yapıda olduğundan taraflar, kanunda belirtilen gecikme ve ifa yeri dışındaki diğer eksik ifa veya ifa etmeme durumlarında da asıl edimle birlikte cezanın talep edilebileceğini kararlaştırabilirler.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2013/14851, K. 2014/1302Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 179Kaynağı aç
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/9429, K. 2016/2276Kaynağı aç
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2013/12441, K. 2013/19654Kaynağı aç
Cezai şart asıl borca bağlı fer'i bir hak olup bu nitelik borcun muaccel olduğu ana kadar devam eder; borca aykırı davranıldığı anda cezai şart muaccel hale gelerek asli ve bağımsız bir alacak niteliği kazanır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22. maddesi ve 6762 sayılı mülga TTK m. 24 uyarınca tacir sıfatını haiz borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şartın indirilmesini talep edemez. Ancak Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 16.01.2014 tarihli ve E. 2013/14851, K. 2014/1302 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kararlaştırılan cezanın borçlunun ekonomik yönden yıkımına neden olacak derecede fahiş olduğunun bilirkişi incelemesiyle belirlendiği hallerde bu kuralın istisnası olarak indirim uygulanabilmektedir.
6762 sayılı TÜRK TİCARET KANUNUNUN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILAN HÜKÜMLERİ m. 24Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 22Kaynağı aç
Çekincesiz Mal Teslimi ve İhtirazi Kayıt Bildirimi
Türk Borçlar Kanunu m. 179/2 uyarınca alacaklı, ceza koşulundan açıkça vazgeçmişse veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş yahut edimlerini ifaya devam etmişse ceza koşulunu talep edemez. Takip eden yılda önceki döneme ait ifaya ekli ceza koşulunun talep edilebilmesi için yeni dönemde ifaya başlanmadan önce çekince bildirilmesi veya noterden ihtarname gönderilmesi gerekir. İhtirazi kayıt bildirimi özel bir şekle bağlı olmayıp, taahhüde aykırı davranılan yılı takip eden yeni dönemdeki ilk fatura ve irsaliyeye şerh düşülerek de yerine getirilebilir. Çekince bildirildikten veya ihtar yapıldıktan sonra mal teslimine devam edilse dahi ceza koşulu zamanaşımı süresi içinde istenebilir; ancak çekince konulmadan sonraki yılın ifasına geçilmişse önceki yıla ait ceza koşulu talep hakkı düşer.
Önceki dönemlerde çekince konulmaksızın mal teslimine devam edilmesi durumunda Yargıtay kararlarında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Ağırlıklı yaklaşımda, dönem bitiminde ihtirazi kayıt konulmaksızın veya ihtar yapılmaksızın ifaya devam edilmesi halinde önceki dönemlerin cezai şartından zımnen vazgeçildiği, ancak borçluya dönem içinde ihtar çekilmiş olması halinde son yıla ilişkin asgari alım taahhüdü cezai şartının bilirkişiye hesaplatılarak istenebileceği kabul edilmektedir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2014/3953, K. 2014/7865Kaynağı aç
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2014/19206, K. 2015/15395Kaynağı aç
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/2627, K. 2016/12750Kaynağı aç
Diğer yaklaşımlardan birinde; taahhüt ihlaline rağmen mal verilmeye devam edilmesinin bayiye açığı kapama imkânı tanıdığı ve sözleşmedeki yaptırımlardan feragat anlamına gelmeyeceği savunulmuştur. Buna karşılık 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ve çelişkili davranış yasağını temel alan diğer içtihatta ise; eksik alıma rağmen uzun yıllar hiçbir ihtirazi kayıt konulmadan mal verilmeye devam edilmesinin borçluda cezai şart ve kâr kaybı istenmeyeceğine dair haklı güven oluşturduğu, bu güvenin ardından geçmiş yılların yanı sıra son yıl için de cezai şart ve kâr kaybı talep edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2012/9915, K. 2013/8558Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/19-670, K. 2013/171Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/3828, K. 2023/7561Kaynağı aç
Sözleşmelerde yer alan genel feragat etmeme hükümleri uzun süreli sessizlik hallerinde çoğunlukla geçersiz sayılmakla birlikte, fesih yetkisinin kullanılmamasının feragat teşkil etmeyeceği açıkça düzenlenmişse mahkemelerce geçerli kabul edilerek geçmiş yıl zararlarına hükmedilebilmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında, sözleşmede cezai şartın anlaşma süresinin sonunda topluca talep edilebileceğine veya feragatname verilmedikçe haklardan vazgeçilmiş sayılmayacağına ilişkin düzenleme bulunsa dahi önceki dönemler için her dönem başında çekince konulmasının şart olduğu, ancak son döneme ilişkin eksik alımdan kaynaklanan cezai şartın talep edilebileceği belirtilmiş ve verilen bu karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.12.2023 tarihli ve E. 2022/3828, K. 2023/7561 sayılı ilamıyla onanmıştır.
Asgari alım taahhüdüne uyulmaması halinde sözleşme derhal feshedilebilir mi?
Sözleşmede taahhüdün yerine getirilmemesi halinde fesih yetkisi açıkça düzenlenmişse ihbarsız fesih mümkündür; buna karşılık sözleşmede açık bir yaptırım ve fesih sebebi öngörülmemişse yalnızca kotanın altında kalınmış olması cezai yaptırım ve feshe dayalı kâr mahrumiyeti talep hakkı vermez.
Asgari alım taahhüdüne bağlanan cezai şartın hukuki niteliği nedir?
Yıllık asgari ürün alımı taahhütlerine uyulmaması halinde öngörülen cezai şart, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında asıl borcun ifasıyla birlikte istenebilen ifaya eklenen ceza koşulu niteliğindedir.
Önceki yıllarda çekincesiz mal teslimine devam edilmişse cezai şart istenebilir mi?
İhtirazi kayıt konulmaksızın yeni yılın ifasına başlanması halinde önceki yılların cezai şartından zımnen vazgeçildiği kabul edilir; ağırlıklı içtihatta yalnızca son yıla ait cezai şartın talep edilebileceği kabul edilirken, uzun yıllar oluşan haklı güven hallerinde son yıl dahil tüm cezai şart ve kâr kaybı talepleri dürüstlük kuralı uyarınca reddedilmektedir.
İhtirazi kayıt veya çekince bildirimi nasıl yapılmalıdır?
Çekince bildirimi için kanunda özel bir şekil şartı öngörülmemiştir; yeni dönemde mal teslimine başlanmadan önce noterden ihtarname gönderilerek veya yeni yılın ilk fatura ve irsaliyesine açıklama şerhi düşülerek çekince bildirimi gerçekleştirilebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

