Araştırma Görevlisinin Görev Süresinin Uzatılmaması

by Avukat Erdal Ersoy
Araştırma Görevlisinin Görev Süresinin Uzatılmaması

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 33/a maddesine göre araştırma görevlisi en çok üç yıl için atanır ve atanma süresi sonunda görevi kendiliğinden sona erer. Aynı usulle yeniden atama mümkündür. 50/d maddesinde lisansüstü öğretim yapan öğrenciler her defasında bir yıl için araştırma görevlisi kadrosuna atanabilir. Sürenin dolması, incelenen 33/a uyuşmazlığında tek başına uzatmama sebebi sayılmamış; kamu yararı ve hizmet gereklerinin gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.

2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 33Kaynağı aç
Madde 33 – (Değişik: 17/8/1983 – 2880/16 md.) a) (Değişik: 12/8/1986 – KHK 260/3 md.) Araştırma görevlileri, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim elemanıdır. (Ek cümle: 15/4/2020-7243/4 md.) Araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için sınavın yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmak gerekir. Bunlar ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanırlar; atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer.(Ek cümle: 21/4/2005 – 5335/10 md.) Bunlar aynı usulle yeniden atanabilirler. Lisans üstü eğitim – öğretim için yurt dışına gönderilecek araştırma görevlileri ile ilk defa bu amaçla bu göreve atanacaklarda aranacak nitelikler ve diğer hususlar Yükseköğretim Kurulunca tespit edilir. (Değişik: 9/4/1990 – KHK – 418/23 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarihli ve E. 1990/22, K. 1992/6 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/5/1994-KHK-527/16 md.) Lisansüstü eğitim – öğretim için yurtdışına gönderilecek araştırma görevlileri hakkında yukarıdaki atama süresi ile ilgili hüküm uygulanmaz. Bu gibilerin öğrenim ücretleri ve yollukları dahil her çeşit sosyal ve diğer giderleri bağlı bulundukları üniversitelerin personel giderleri içerisinde açılacak özel tertipden ödenir. Lisansüstü eğitim – öğretim için yurt dışına gönderilen araştırma görevlileri kadrolarında bırakılırlar ve (Burslu gidenlerin biryılı aşan süreleri ile şahsen özel burs sağlayan ve bu burstan istifade etmesi için kurumlarınca kendilerine aylıksız izin verilmesi uygun görülenler hariç) aylık ve diğer her türlü ödemelerin kanuni kesintilerin sonra kalan net tutarının % 60'ını kurumlarından alırlar. Bunlardan kurumlarınca gönderilenlere, 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun hükümlerine göre aynı ülkede bulunan öğrencilere verilen tahsisat tutarında ayrıca ödeme yapılır. Burslu gidenlerin aldıkları burs miktarları bu miktarın altında ise aradaki fark kurumlarınca kendilerine ayrıca ödenir. Bunların okul ücretleri ile eğitim ve öğretime başlayabilmeleri için zorunlu olan kurs ücretleri karşılanır. Kitap ve kırtasiye bedelleri ile diğer eğitim ve öğretim giderlerini karşılamak için her yıl Mart ve Eylül aylarında iki eşit taksitte ödenmek üzere birer aylıkları tutarında ek ödenek verilir. b) (Mülga: 22/2/2018-7100/7 md.) c) (Mülga: 22/2/2018-7100/7 md.) d) (Mülga: 22/2/2018-7100/7 md.) e) (Mülga: 22/2/2018-7100/7 md.) Yabancı uyruklu öğretim elemanları:
2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 50Kaynağı aç
Madde 50 – Usul ve şartları; a. Lisans düzeyinde öğrenim gördükten sonra, yükseköğretim kurumlarında yüksek lisans, veteriner hekimlikte uzmanlık, doktora ya da tıpta uzmanlık öğrenimi yapmak isteyenler, yükseköğretim kurumlarınca usulüne göre açılacak sınavla ve Üniversitelerarası Kurulca tespit edilecek esaslara göre seçilirler.[45] b. Yükseköğretim kurumları, lisans üstü öğretim konusundaki istekleri karşılamak üzere gerekli planlamayı yapar ve önlemleri alır. c. (Mülga: 1/8/1996-4160/5 md.) d) Lisans üstü öğretim yapan öğrenciler, kendilerine tahsis edilebilecek burslardan yararlanabilecekleri gibi, her defasında bir yıl için olmak üzere araştırma görevlisi kadrosuna da atanabilirler.[46] e. Tıpta uzmanlık öğrenimi yapanlara verilecek aylık veya ödeneklerin tespitinde, aynı durumda bulunan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığındaki personelin aylık ve ödenekleri gözönünde tutulur. SEKİZİNCİ BÖLÜM Memurlar ve Diğer Görevliler Yönetim örgütleri:
Danıştay 8. Daire, E. 2020/2216, K. 2023/793Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/2216 E.  ,  2023/793 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/2216 Karar No : 2023/793 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü Sistematik Felsefe ve Mantık Anabilim Dalında araştırma görevlisi olarak görev yapmakta olan davacının, görev süresinin sona ermesi nedeniyle 14/12/2017 tarihinde üniversite ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin 14/12/2017 tarihli "olur" işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; araştırma görevlisi olarak görev yapan ve 14/12/2017 tarihi itibarıyla görev süresi sona eren davacının, görevine devam etmesi için 2547 sayılı Yasa'nın 33. maddesi kapsamında yeniden görev süresinin uzatılması konusunda idarenin takdir yetkisi olduğu ve idarenin, yargı kararı ile görev süresinin uzatılması yönünde zorlanamayacağı açık olup, davacı hakkında bölüm başkanlığı tarafından olumsuz görüş bildirildiği, ayrıca çeşitli nedenlerle disiplin soruşturmaları açılarak ceza tesis edildiği hususları da göz önüne alındığında; 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca görev süresinin bitiş tarihinden itibaren uzatılmayarak üniversite ile ilişiğinin kesilmesi yönündeki dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İlişik kesme nedeniyle yapılacak işlemlerde ilgili bölümün görüşünün alınmasının zorunlu olduğu bu konuda emsal yargı kararlarının bulunduğu, görevinde başarılı olduğu, hakkında tesis edilen disiplin cezalarına karşı yargı yoluna başvurduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının, … Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü Sistematik Felsefe ve Mantık Anabilim Dalı'nda 14/12/2015 tarihinde, 2547 sayılı Kanun'un kapsamında araştırma görevlisi olarak göreve başladığı, 14/12/2017 tarihinde görev süresinin dolması nedeniyle görev süresi uzatılmayarak Üniversite ile ilişiğinin kesilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 33/a maddesinde; Araştırma görevlilerinin, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcıları olduğu, bunların ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanacakları, atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona ereceği, bunların aynı usulle yeniden atanabilecekleri hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2547 sayılı Kanun’un 33/a madde uyarınca atanan araştırma görevlilerinin yeniden atanmaları konusunda idarenin takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetkinin, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı bulunduğu kuşkusuzdur. Davacının, 14/12/2015 tarihinde ilgili bölümde iki yıl süre ile mecburi hizmetinin karşılığı olarak araştırma görevlisi kadrosuna yapılan ataması sonrasında, görev süresinin uzatılmayarak enstitü ile ilişiğinin kesilmesi sebebi olarak esas alınan bölüm başkanı görüşünde; görevlerin işbirliği içinde yapılmasına katkı sağlamadığı, bölümde bulunan doktora programına katılmadığı, hakkında disiplin cezası bulunduğu ve görev süresinin de 14/12/2017 tarihinde sona erdiği belirtilmiştir. Davacı hakkında "görevli olduğu sınavda gözetmenlik görevine gelmediği" gerekçesiyle bir uyarı disiplin cezasının; dört gün kesintisiz göreve gelmediği gerekçesiyle bir kademe ilerlemesinin durdurulmasının cezasının bulunduğu, uyarma disiplin cezasına açılan davanın reddedildiği, kademe ilerlemesinin durdurulması disiplin cezasına açılan davada dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir. Bununla birlikte disiplin cezaları dışında bölüm başkanının görüşünü destekleyecek dosyada bilgi ve belge bulunmamaktadır. Öte yandan, işlem gerekçesi olarak davacının görev süresinin sona erecek olması da gösterilmiş ise de, görev süresinin sona erecek olması tek başına görev süresinin uzatılmama sebebi olamayacağı tabidir. Görev süresinin uzatılmasında veya uzatılmamasında kamu yararı ve hizmet gerekleri göz önünde bulundurulmalıdır. Bu durumda, davacının görevinde başarısız olduğu, görevini layıkıyla yapmadığı veya yapamayacağı yolunda davalı idarece bilgi ve belge ileri sürülmediği ve bu yönde somut bir tespit bulunmadığı ayrıca sadece uyarma cezası verilmiş olması tek başına yeterli olmadığından tesis olunan dava konusu işlemde, kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka uyarlık görülmemektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 23/02/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

33/a kapsamında atama ve sürenin sona ermesi

2547 sayılı Kanun'un 33/a maddesine göre araştırma görevlileri, ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanının önerisi, bölüm başkanı, dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü ve rektörün onayıyla atanır. Atama en çok üç yıl içindir. Atanma süresi sonunda görev kendiliğinden sona erer. Yeniden atama aynı usulle yapılabilir.

Aynı maddeye göre araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için, sınavın yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşının doldurulmamış olması gerekir. Madde kesiti, bu şartın yeniden atamada ayrıca aranacağını düzenlemez.

Lisansüstü eğitim ve öğretim için yurt dışına gönderilecek araştırma görevlileri hakkında, 33/a maddesindeki atama süresine ilişkin hüküm uygulanmaz. Bu istisna, yurt dışına gönderilmeyen araştırma görevlilerinin atama süresini değiştirmez.

50/d kapsamındaki bir yıllık atama

2547 sayılı Kanun'un 50/d maddesi, lisansüstü öğretim yapan öğrencilerin kendilerine tahsis edilebilecek burslardan yararlanabileceğini ve her defasında bir yıl için araştırma görevlisi kadrosuna da atanabileceğini düzenler. Bu bir yıllık atama, 33/a maddesindeki en çok üç yıllık atamadan ayrıdır. Maddenin bu kesiti, azami öğrenim süresi dolunca kadro ilişkisinin kesilip kesilmeyeceğini ayrıca hükme bağlamaz.

Yeniden atamada takdir yetkisi

Danıştay 8. Dairesinin E. 2020/2216, K. 2023/793 sayılı kararında, 2547 sayılı Kanun'un 33/a maddesi uyarınca atanan araştırma görevlilerinin yeniden atanmasında idarenin takdir yetkisi bulunduğu, bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu belirtilmiştir. Daire, somut olayda görev süresinin sona erecek olmasının tek başına uzatmama sebebi olamayacağını; uzatma veya uzatmama değerlendirmesinde kamu yararı ve hizmet gereklerinin gözetilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Aynı kararda yalnızca uyarma cezası verilmiş olması, görev süresinin uzatılmaması için tek başına yeterli görülmemiş ve işlem kamu yararı ile hizmet gerekleri yönünden hukuka uygun bulunmamıştır. Kararın sonucu işlemin iptali değildir. Daire, bölge idare mahkemesi kararını bozmuş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere göndermiştir.

Yaş şartının somut bir yeniden atama uyuşmazlığındaki yeri

Danıştay 8. Dairesinin E. 2024/1190, K. 2025/2033 sayılı kararı, vakıf yükseköğretim kurumunda belirli süreli iş sözleşmesiyle görev yapan araştırma görevlisine ilişkindir. Daire, otuz beş yaşını doldurmamış olma şartını araştırma görevliliği kadrosuna ilk başvuru ve giriş sınavına ilişkin saymış; önceden araştırma görevlisi olarak görev yapan kişiye uygulanamayacağını belirtmiştir. Yeniden atamada bu şart aranmadığından somut olayda idarenin bağlı yetkisinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu kabul, yaş şartına dayalı ret gerekçesine yöneliktir ve başka fesih gerekçeleri hakkında nihai hüküm kurulmamıştır.

Danıştay 8. Daire, E. 2024/1190, K. 2025/2033Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2024/1190 E.  ,  2025/2033 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1190 Karar No : 2025/2033 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLLERİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışan davacı tarafından; 01/09/2020-31/08/2021 tarihleri arasında geçerli olacağı belirtilerek yenilenen idari hizmet sözleşmesinin sona erdirildiğinin bildirilmesine ilişkin … Noterliği aracılığıyla… tarihinde keşide edilen … numaralı fesih ihbarnamesinin iptali ve ödenmeyen ücretlerin maaş gününden itibaren dönemsel olarak hesaplanacak yasal faizi ile ödenmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin …… tarih ve E:……, K:… sayılı kararı ile; davacının otuz beş yaşını doldurduğundan araştırma görevlisi olarak çalışamayacağı gerekçesinin yerinde olmadığı, anılan şartın göreve ilk başlama sırasında aranacağı, önceden araştırma görevlisi olarak çalışanlara uygulanamayacağı, 31/01/2022 tarihli ara kararı ile davalı idareden; "davacının göreve başladıktan sonra yapmış olduğu akademik çalışmaların yeterli olmadığı tespitlerinin somut olarak ortaya konularak buna ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin" istenildiği, davalı idarece buna ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulmadığı ve yalnızca davacının doktora eğitim süresinin uzun sürdüğünün belirtildiği, davacı tarafından gerçekleştirilen akademik çalışmaların akademik yönden sözleşme feshine sebep olabilecek derecede yetersiz olduğuna ilişkin somut bilgi veya belgenin sunulamaması ve Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 09/06/2016 tarihli kararında lisansüstü eğitim programına kayıtlı öğrencilerin azami öğrenim süreleri dikkate alınmaksızın 2016-2017 güz dönemi itibariyle azami öğrenim sürelerinin yeniden işlemeye başlayacağı yönünde karar verildiği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işlemde sebep unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ve davacının bu işlemden kaynaklanan yoksun kaldığı ücret alacaklarının hak ediş tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesinde araştırma görevlisi kadrosuna atanabilmek için başvuru tarihi itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmanın şart olduğu, bu konuda idareye herhangi bir takdir yetkisi tanınmadığı ve ayrıca sözleşme yenilenmesi hususunda da ilk atamada geçerli olan usulün uygulanacağının hüküm altına alınmış olduğu, bu nedenle otuz beş yaşını doldurduğundan 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca davacının sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemde davacının otuz beş yaşını doldurmamış olmak koşulunu sağlamaması dışında, lisansüstü öğrencilik süresinin makul sürelerin üzerinde olduğu, göreve başladıktan sonra yapmış olduğu akademik çalışmaların yeterli olmadığı gerekçelerine de yer verildiği görülmüşse de, davacının tek başına otuz beş yaşını doldurmuş olması nedeniyle sözleşmesinin yenilenmemesi hususunda idarenin bağlı yetkisinin bulunduğu ve bu yönüyle işlemin hukuka uygun olduğu gözetildiğinde, diğer gerekçeler yönünden ayrıca hukuki irdeleme yapılmasına gerek görülmediği ve davacı tarafından işlem nedeniyle ödenmeyen ücretlerin maaş gününden itibaren dönemsel olarak hesaplanacak yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesi talebinin dava konusu işlemin hukuka uygun bulunması nedeniyle dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, … İdare Mahkemesinin …tarih ve E:… K:… sayılı kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesinde araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için sınavın yapıldığı yılın Ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmak şartını sağlamak gerektiğinin belirtildiği, anılan şartın araştırma görevlisi kadrosuna başvuru yapabilmek ve sınava girebilmek için tanzim edilmiş bir şart olduğu ve görev süresinin uzatılmasında uygulanamayacağı, 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesi kapsamında çalışan araştırma görevlilerinin görevine lisansüstü programdaki öğrenim sürelerinin aşıldığı gerekçesiyle son verilemeyeceği, Yükseköğretim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında lisansüstü programda azami öğrencilik süresinin sona ermesi halinde kadro ile ilişiği kesilebilecek araştırma görevlileri arasında yalnızca 2547 sayılı Kanun'un 50/d maddesi ve ÖYP kapsamında çalışan araştırma görevlilerinin olduğunun belirtildiği, 2547 sayılı Kanun'un 33/a maddesi uyarınca görevli olan araştırma görevlilerinin ise anılan kararda belirtilmediği, üniversitenin bir soruşturma neticesine dayanmadan, İş Kanunu hükümlerine göre çalışanını görevden çıkaramayacağı, başarı durumunun somut ve objektif değerlendirilmediği, henüz doktoralı olmadığı halde araştırma görevlileri arasında Türkiye ortalamasının üzerinde bir nicelikte hakemli ve hakemsiz dergilerde makaleleri, kitap bölümü çevirisi, ulusal ve uluslararası kongrelerde bildirileri olduğu, akademik görevler haricinde halkla ilişkiler, öğrenci işleri, sekreterya birimi gibi idari birimlerce yapılması gereken birçok idari vazifeyi yaptığı, 2021 ve 2022 yılında küresel çapta yaşanan Covid-19 pandemisi zamanında davalı üniversite tarafından resen ücretsiz izne çıkarıldığı, ücretsiz izin süresinden sonra ise görevinden çıkarıldığı, bu durumun, iki çocuk babası olması ve eşinin çalışmaması nedeni ile doktora yazım sürecini olumsuz biçimde etkilediği, Covid-19 pandemisi ve deprem felaketleri nedeniyle Yükseköğretim Kurulunun lisansüstü öğrenim süresinin sonuna gelmiş öğrencilere ek süre hakkı tanıdığı ve kendisinin de bu ek süreleri kullandığı, dava konusu idari işlemin ölçülülük ilkesine ve idarenin sınırlı takdir yetkisine aykırı olduğu, hak edilmiş aylık ücretlerin kanuna aykırı biçimde ödenmemiş kısmı için yasal faiz oranının değil, mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının öğrencilik süresinin makul sürelerin üzerinde olduğu, 38 yaşında olup 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 33. maddesinde yer alan "Araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için sınavın yapıldığı yılın Ocak ayının birinci günü itibariyle otuz beş yaşını doldurmamış olmak gerekir." şartını sağlamadığı, göreve başladıktan sonra yapmış olduğu akademik çalışmaların yeterli olmadığı tespit edildiğinden iş akdinin feshedildiği, başarısız elemanların araştırma görevliliğine son verilmemesi halinde bu kadroların başarısız kişiler tarafından devamlı olarak işgal edileceği ve üniversitenin ihtiyacı olan, öğretim üyelerinin kaynağını oluşturan yeni başarılı araştırma görevlilerinin atanmasının imkansız hale geleceği, davacının performansının yeterli düzeyde olmadığı, idari işlemin asıl sebebinin kamu yararının sağlanması, hizmet alınmayan ve akademik olarak performansı yeterli olmayan bir akademisyene ücret ödenmemesi ve üniversite kaynaklarının boşa sarfedilmemesi olduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : … Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde 09/02/2009 tarihinde sözleşmeli araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlayan davacı tarafından; 01/09/2020-31/08/2021 tarihi arasında geçerli olacağı belirtilerek yenilenen idari hizmet sözleşmesinin, 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca otuz beş yaşını doldurmamış olma şartını taşımadığı, doktora eğitiminin makul süreden daha uzun sürdüğü ve akademik çalışmalarının yeterli düzeyde olmadığı gerekçesiyle sona erdirildiğinin bildirilmesine ilişkin … Noterliği aracılığıyla … tarihinde keşide edilen … numaralı fesih ihbarnamesinin iptali ve ödenmeyen ücretlerin maaş gününden itibaren dönemsel olarak hesaplanacak yasal faizi ile ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Kanun'un "Araştırma görevlileri" başlıklı 33. maddesinde; "a) Araştırma görevlileri, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim elemanıdır. Araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için sınavın yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmak gerekir. Bunlar ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanırlar; atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunlar aynı usulle yeniden atanabilirler. Lisans üstü eğitim – öğretim için yurt dışına gönderilecek araştırma görevlileri ile ilk defa bu amaçla bu göreve atanacaklarda aranacak nitelikler ve diğer hususlar Yükseköğretim Kurulunca tespit edilir." hükmüne yer verilmiştir. 2547 sayılı Kanun'un "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde; "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir:(…) (5) Öğretim elemanlarının yetiştirilme esasları" denilmektedir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 8. maddesinde; "Vakıfca kurulacak yüksekögretim kurumlarındaki akademik organlar, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir. Öğretim elemanlarının nitelikleri Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Öğretim elemanları" başlıklı 23. maddesinde; "Öğretim elemanlarının seçimi, değerlendirilmesi, seçilenlerin uygun görülen akademik unvanlarla görevlendirilmeleri ve yükseltilmeleri yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak vakıf yükseköğretim kurumunun yetkili akademik organlarınca yapılır. Öğretim elemanlarının atamalarında, devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda aranan şartlara ilaveten vakıf yükseköğretim kurumunun akademik yönden gerekli gördüğü şartlar da aranabilir. Vakıf meslek yüksekokullarında özellikle uygulamalı derslerde görevlendirilecek öğretim elemanlarının atanmasında çalışma deneyimine sahip olması gözetilir. Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden; davacının 09/02/2009 tarihinde … Üniversitesi Türk Hukuk Tarihi Anabilim Dalı'nda araştırma görevlisi sıfatıyla belirli süreli iş sözleşmesi kapsamında çalışmaya başladığı, en son 01/09/2020-31/08/2021 tarihleri arasında geçerli olan bir sözleşme yapıldığı, davacının 08/09/2011 tarihinde … Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku bölümünde doktora eğitimine başladığı, 08/09/2011 tarihinden, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihe kadar yaklaşık on yıl geçmiş olduğu, davacının doktora tez aşamasında bulunduğu ve azami süresi dolmadığı için doktora eğitimine devam ettiği, … Üniversitesi Rektörlüğü'nün…tarih ve E-… sayılı yazısı ile 4857 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesinde yer alan iş sözleşmesinin feshi yasağı uyarınca, öğrencilik süresinin makul sürelerin üzerinde olduğu, araştırma görevlisi olarak göreve başladıktan sonra yapılan akademik çalışmaların yeterli olmadığının tespit edildiği belirtilerek ilk aşamada 11/01/2021-17/03/2021 tarihleri arasında ücretsiz izne çıkarıldığı, daha sonra 3592 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca aslında 17/03/2021 tarihinde sona erecek olan ücretsiz izin süresinin 17/05/2021 tarihine uzatıldığı ve nihayetinde 7244 sayılı Kanun uyarınca ücretsiz izin süresinin 30/06/2021 tarihine kadar uzatıldığı, sonuç itibariyle davacının 11/01/2021-30/06/2021 tarihleri arasında kesintisiz şekilde ücretsiz izne çıkarıldığı, … Üniversitesi Mütevelli Heyetinin … sayılı kararı ile "araştırma görevlilerinin lisansüstü ve doktora eğitimlerinin azami süresini geçenler ve azami eğitim süresinin dolmasına az kalanlar, yaşları, akademik çalışmaları göz önüne alınarak bölüm ve programlarda görevlerinde kalmalarında fayda görülen araştırma görevlilerinin Rektörlükçe tespit edilmesine karar verildiği", … Üniversitesi Rektörlüğü'nün 08/01/2021 tarihli yazısı ile davacının adının da yer aldığı listenin Mütevelli Heyeti Başkanlığına sunulduğu, … Üniversitesi Mütevelli Heyetinin…… tarih ve … sayılı kararı ile "aşağıda isimleri bulunan Üniversitemiz Araştırma Görevlilerinin 4857 sayılı İş Kanunu'na 7244 sayılı Kanun ile eklenen geçici 10. madde kapsamında fesih yasağı süresinin uzatılmaması halinde, Üniversite Rektörlüğümüzce yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak öğrencilik sürelerinin makul sürelerin üzerinde olduğu ve göreve başladıktan sonra yapmış oldukları akademik çalışmaların yeterli olmadığı tespit edildiğinden dolayı iş sözleşmelerinin 01/07/2021 tarihi itibari ile feshedilmesine, aksi takdirde fesih yasağı kapsamında ücretsiz izinlerin uzatılmasına" karar verildiği, 30/06/2021 tarihi itibariyle 4857 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesinde öngörülen sözleşme fesih yasağı süresinin sona ermiş olması nedeniyle, davalı idare tarafından … Noterliğinden keşide edilen … numaralı fesih ihbarnamesi ile sözleşmesinin 01/07/2021 tarihinde sona erdirilmiş olduğu, davacının sözleşmesinin yapılan akademik çalışmaların yeterli olmadığı, doktora öğrencilik süresinin makul sürelerin üzerinde olduğu ve araştırma görevlisi kadrolarına başvurulabilmek için gerekli olan otuz beş yaşını doldurmamış olma koşulunu sağlamaması nedeniyle yeniden atamasının yapılamayacağı gerekçeleri ile feshedildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca; araştırma görevlilerinin, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcıları olduğu, bunların ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanabilecekleri, atanma süresi sonunda görevlerinin kendiliğinden sona erdiği ve yine bunların aynı usulle yeniden atanabilecekleri hususunda idareye takdir yetkisi tanındığı, dolayısıyla araştırma görevlilerinden ataması uygun görülen ve görülmeyenlerin belirlenmesi ve süresi dolan personelin görev sürelerinin uzatılıp uzatılmaması hususlarında idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, ancak bu takdir yetkisinin de mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu açıktır. Bu durumda, araştırma görevlilerinin; görevini aksattığına, ihmal ettiğine, herhangi bir disiplinsizlik gösterdiğine, akademik yetersizliğine ya da başarısızlığına veya hizmetine ihtiyaç kalmadığına dair hukuken kabul edilebilir somut bir sebep ortaya konulması durumunda görevlerine son verilebileceği sonucuna varılmaktadır. Yine 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesinde; araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için sınavın yapıldığı yılın Ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmak gerektiği hüküm altına alınmıştır. "Sınavın yapıldığı yılın Ocak ayının birinci günü itibariyle otuz beş yaşını doldurmamış olma şartı" araştırma görevliliği kadrolarına ilk başvuru halinde aranacak, araştırma görevliliği giriş sınavına ilişkin bir şart olup önceden araştırma görevlisi olarak görev yapan kişilere uygulanması mümkün değildir. 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesinde yer alan "Bunlar aynı usulle yeniden atanabilirler." cümlesi de; araştırma görevlilerinin ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanabileceğini ifade etmektedir. Yeniden atama durumunda otuz beş yaşını doldurmamış olma şartı aranmadığından, olayda idarenin bağlı yetkisi de söz konusu değildir. Dava konusu uyuşmazlıkta, 1983 yılında doğduğu belirtilen davacının, 09/02/2009 tarihinde davalı … Üniversitesi'nde göreve başlamış olması nedeniyle, göreve ilk başladığı sırada ilgili şartı taşıdığı anlaşıldığından, bu yönüyle davalı idare tarafından fesih ihbarnamesinde davacının otuz beş yaşını aşması nedeniyle yeniden araştırma görevlisi olarak çalışamayacağının belirtilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu durumda; her ne kadar temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca davacının otuz beş yaşını doldurmuş olması nedeniyle sözleşmesinin yenilenmemesi hususunda idarenin bağlı yetkisinin bulunduğu ve bu yönüyle işlemin hukuka uygun olduğu gözetildiğinde, lisansüstü öğrencilik süresinin makul sürelerin üzerinde olduğu, göreve başladıktan sonra yapmış olduğu akademik çalışmaların yeterli olmadığı gerekçeleri yönünden ayrıca hukuki irdeleme yapılmasına gerek görülmediği ifade edilse de; otuz beş yaş şartının görev süresinin yenilenmesi değil sınava giriş şartı olduğundan, Mahkemece işin esasına girilerek diğer gerekçelerinde incelenmesi ve ona göre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile davacının bu işlemden kaynaklanan yoksun kaldığı ücret alacaklarının hak ediş tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmesine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin…… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 11/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- İdareye; sözleşmeli personel çalıştırıp çalıştırmama veya sözleşmesi sona eren bir personelin sözleşmesini yenileyip yenilememe konusunda takdir hakkı tanındığında tartışma bulunmamakta, takdir hakkının kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılacağı hususu ise yargısal içtihatlarla istikrarlı şekilde gözetilmektedir. Kimi hukuk yazınında ve yargı kararlarında; idarenin sözleşme yenilememe yönünde tesis ettiği işlemler ile devam eden bir sözleşmenin feshine yönelik işlemler arasındaki nitelik farkı gözetilmeksizin, sözleşme yenilememe işlemlerinde de idarenin kullandığı takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanıldığının, idarece ispat edilmesi yani somut delillerle ortaya konulması gerektiği ifade edilmektedir. Oysa, devam eden bir sözleşmenin feshi işleminde idarenin, feshin haklılığını ispat etmek diğer bir anlatımla sözleşmenin niçin feshedildiğini somut gerekçelerle ortaya koymak zorunluluğu bulunmasına karşın, süresi bitmiş bir sözleşmenin yenilenmemesi konusunda idareye ispat külfeti yüklemek yani sözleşmenin niçin yenilenmediğinin somut gerekçelerle ortaya konulmasını beklemek ya da mahkeme kararlarıyla idareyi sözleşme yenilemeye zorlamak, kanun koyucunun idareye tanıdığı takdir yetkisini büsbütün ortadan kaldırma, her nasılsa bir defa sözleşme imzalayan bir kişinin disipliner sonuç doğuran bir eylemde bulunmadığı ve bu eylemin soruşturma raporuyla tespit edilmediği sürece sözleşmesinin yargı kararıyla mütemadiyen yenilenmesini sağlama sonucunu doğuracaktır. Öte yandan sözleşme ilişkisinin başlangıcında ilgililer tarafından sözleşmenin süreli olduğu ve sürenin bitiminde kendiliğinden ortadan kalkacağı bilinmekte olup, sözleşmesinin devamı konusunda haklı bir beklenti oluştuğundan da söz edilemez. Bu itibarla, davacının süresi biten sözleşmesinin uzatılmaması şeklinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Çoğunluk değerlendirmesine göre, görevin uzatılıp uzatılmamasındaki takdir yetkisi kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlıdır. Görev aksatma, ihmal, disiplinsizlik, akademik yetersizlik veya başarısızlık ya da hizmete ihtiyaç kalmadığına dair hukuken kabul edilebilir somut bir sebep ortaya konulursa göreve son verilebileceği sonucuna varılmıştır. Karşı oy ise süresi biten sözleşmenin uzatılmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı ve bölge idare mahkemesi kararının gerekçe değiştirilerek onanması gerektiği görüşündedir. Karşı oy çoğunluk sonucu değildir.

Daire temyiz istemini kabul ederek bölge idare mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere geri gönderilmesine karar vermiştir. Karar 11/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir. Yaş şartına ilişkin değerlendirme bozma gerekçesinin parçasıdır.

Öğretim görevlisine ilişkin hüküm ve kararların sınırı

Danıştay 8. Dairesinin E. 2019/230, K. 2022/3232 sayılı kararı, meslek yüksekokulunda öğretim görevlisi olarak çalışan kişinin görev süresinin uzatılmaması işleminin iptali isteminden doğmuştur. Karar araştırma görevlisini konu almaz. 2547 sayılı Kanun'un 31. maddesine göre öğretim görevlileri, öğretim üyesi kadrolarına en çok iki yıl atanabilir. Süre sonunda işgal edilen kadroya başvuran öğretim üyesi bulunmaması ve göreve devamda yarar görülmesi hâlinde aynı usulle yeniden atama yapılabilir. Atanma süresi sonunda görev kendiliğinden sona erer; yeniden atama mümkündür ve bu durumda ilk atama usulü uygulanır.

Danıştay 8. Daire, E. 2019/230, K. 2022/3232Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/230 E.  ,  2022/3232 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/230 Karar No : 2022/3232 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : …Üniversitesi – … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …gün ve E:…, K:…sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Mersin Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulunda öğretim görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından görev süresinin uzatılmamasına dair işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 31. maddesine göre üniversitelerde ve bağlı birimlerinde okutulan dersler için atanmış öğretim üyesinin bulunmadığı durumlarda bu derslerin görevlendirme suretiyle okutulabilme imkanının bulunması, bunun yönteminin de kadro şartı aranmaksızın görevlendirilecek kişi ile ders saati ücreti karşılığında veya sözleşme yapmak suretiyle istihdam şekline yönelik olması ve bu kişilerin en çok iki yıl süre ile bu usulle çalışabilmeleri, bu sürenin sonunda işgal ettikleri kadroya başvuran öğretim üyesi bulunmaması ve aynı zamanda idarece görevine devamında yarar görülmesi durumunda aynı usulle yeniden çalışabilme imkanının bulunması, atanma süresi sonunda görevlerinin kendiliğinden sona ereceğinin hüküm altına alınması ve davacının da görev yaptığı yerde bu kapsamda çalıştığının görülmesi karşısında; davacının kadrosunun bulunduğu anabilim dalında 4 öğretim görevlisinin bulunduğu, iki öğretim görevlisinin davacı ile aynı durum ve branşta görev yaptığı, davacının görev süresinin uzatılmadığı 01.09.2017 tarihinden sonra aynı branşta öğretim görevlisi alımı yapılmadığı görülmekle 2547 sayılı Yasa'nın 31. maddesi kapsamında yeniden sözleşme yapmak konusunda idarenin yetkisinin bağlı yetki ile bağlı olmaksızın takdir hakkı kapsamı içerisinde kaldığı ve idarelerin belirli bir kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için birden çok seçenekten birisini nesnel, objektif ve teknik kıstaslar ortaya koyarak seçmesi durumunda, idari yargı organlarının idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak yada belirli bir yönde işlem tesisine zorunlu kılacak yargı kararı veremeyeceği hususu ile davacının yukarıda belirtilen disiplin cezasına konu olan fiilinin niteliği de dikkate alındığında, dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna ulaşılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, önceden planlanıp uygulamaya konulan bir iftira sonucu soruşturma açıldığı gerekçesiyle henüz soruşturma tamamlanmadan görev süresinin uzatılmaması yönünde karar verilmesinin yerleşik içtihatlara, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olduğu, iddia edilen suçun işlendiğine ilişkin somut bilgi belge olmadan keyfi olarak dava konusu işlemin tesis edildiği ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Rektörlüğün takdir yetkisinin hizmet gereklerine uygun kullanıldığının …İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi kararları ile teyit edildiği, davacının görevden uzaklaştırılmış olması nedeniyle ders görevlendirmelerinde aksaklık yaşanmayacağı gerekçesiyle görev süresinin uzatılmamasına karar verildiği, işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; Mersin Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulunda öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, "Cumhurbaşkanı'na hakaret" suçundan hakkında …Cumhuriyet Başsavcılığının …ve …sayılı soruşturmalarının başlatıldığı, …tarih ve …sayılı işlem ile görevden uzaklaştırıldığı, 2547 sayılı Yasanın 31.maddesi uyarınca ve anılan soruşturmalar nedeniyle görev süresinin uzatılmamasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği, davanın da anılan işlemin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun “Tanımlar” başlıklı 3.maddesinde “Öğretim Elemanları: Yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim üyeleri, öğretim görevlileri, okutmanlar ile öğretim yardımcılarıdır. Öğretim Üyeleri: Yükseköğretim kurumlarında görevli profesör, doçent ve yardımcı doçentlerdir. Öğretim Görevlisi: Ders vermek ve uygulama yaptırmakla yükümlü bir öğretim elemanıdır. Okutman: Eğitim – öğretim süresince çeşitli öğretim programlarında ortak zorunlu ders olarak belirlenen dersleri okutan veya uygulayan öğretim elemanıdır” olarak tanımlanmış, “Öğretim Görevlileri” başlıklı 31.maddesinde; “Öğretim görevlileri; üniversitelerde ve bağlı birimlerinde bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim – öğretim ve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri ile tanınmış kişiler, süreli veya ders saati ücreti ile görevlendirilebilirler. Öğretim görevlileri, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak fakültelerde dekanların, rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanlarının önerileri üzerine ve rektörün onayı ile öğretim üyesi, öğretim üye yardımcısı ve öğretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya kadro şartı aranmaksızın ders saati ücreti veya sözleşmeli olarak istihdam edilebilirler. Öğretim üyesi kadrolarına öğretim görevlileri en çok iki yıl süre ile atanabilirler; bu süre sonunda işgal ettikleri kadroya başvuran öğretim üyesi bulunmadığı ve görevlerine devamda yarar görüldüğü takdirde aynı usulle yeniden atanabilirler. Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların yeniden atanmaları mümkündür. Bu takdirde ilk atama usulü uygulanır. Konservatuarlar ile meslek yüksekokullarına gerektiğinde sürekli olarak öğretim görevlisi atanabilir.”, hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan, idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde yargı kararı verilemeyeceği kuralı, takdir yetkisine dayanılarak yapılan işlemlerin yargı denetimi dışında kalacağı anlamına gelmemektedir. Bu sebeple, idarenin takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı, idari yargı mercilerince denetlenmektedir. İdarelere takdir yetkisi tanınan hallerde idarenin bu konuda yargı kararı ile zorlanamayacağı, diğer bir ifadeyle idari işlem niteliğinde yargı kararı verilemeyeceği, ancak bu takdir yetkisinin de mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdire dayanan işlemlerin sebep ve maksat bakımından yargı denetimine bağlı bulunduğu hususu açık ise de, idarenin bu takdir yetkisinin denetiminde; görevin niteliği, hizmet alanı, gizliliği, özel durumu gibi şartların kamu yararı da gözetilerek değerlendirileceği tartışmasızdır. Dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu işlemin 2547 sayılı Kanun'un 31. maddesi gereği ve davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması doğrultusunda tesis edildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu işlemin sebep unsurlarından birini teşkil eden davacı hakkında isnat edilen fiilden dolayı yürütülen ceza davasında Adli Tıp Kurumunun da görüşü alındıktan sonra …. Asliye Ceza Mahkemesinin E: …K:…sayılı kararıyla beraat kararı verildiği görülmektedir. Yine söz konusu fiil nedeniyle davacı hakkında verilen disiplin cezasına karşı açılan davada İdare Mahkemesince verilen davanın reddi kararının İstinaf Mahkemesi kararıyla kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan, her ne kadar davalı tarafından salt iki öğretim görevlisinin davacı ile aynı durum ve branşta görev yaptığı ve idarenin yeniden sözleşme yapmak konusunda takdir yetkisine sahip olduğu belirtilse de, söz konusu takdir yetkisinin hizmet gereklerine uygun kullanılması gerektiği açık olup, davacının görev yaptığı bölümde mevcut öğretim görevlisi sayısı yanı sıra öğretim görevlisine ihtiyaç olup olmadığı hususunun araştırılması ve somut verilerle desteklenerek ortaya konulması gerekmektedir. Davalı İdarenin dava konusu işlemde öne sürdüğü, davacı hakkında yürütülen bir ceza soruşturmasının mevcut olduğu hususu, davacının Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla hakkında yürütülen ceza soruşturması sonrasında açılan ceza davasında beraat etmesiyle dayanaksız kaldığından, davacının görev yaptığı bölümde öğretim görevlisine ihtiyaç olup olmadığı durumu detaylı araştırılmaksızın verilen davanın reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda hukuka uyarlık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …gün ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan …TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/04/2022 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.

2547 sayılı Kanun'un 31. maddesi, konservatuvarlar ile meslek yüksekokullarına gerektiğinde sürekli olarak öğretim görevlisi atanabileceğini belirtir. Bu olanak öğretim görevlisine ilişkindir; araştırma görevlisine uygulanacağına dair bir kayıt yoktur.

E. 2019/230, K. 2022/3232 sayılı kararda, takdir yetkisine dayanılarak yapılan işlemlerin yargı denetimi dışında kalmadığı ve takdirin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığının idari yargı mercilerince denetlendiği belirtilmiştir. Bu denetim, idarenin belirli yönde işlem yapmaya zorlanabileceği anlamına gelmez. Takdir yetkisinin mutlak olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu ve takdire dayanan işlemlerin sebep ile maksat yönünden denetime bağlı bulunduğu ifade edilmiştir.

Daire, somut dosyada ceza davasındaki beraat nedeniyle ceza soruşturmasının işlem sebebi olmaktan çıktığını değerlendirmiştir. Öğretim görevlisi ihtiyacı ayrıntılı araştırılmadan verilen ret kararına karşı istinafın reddini hukuka uygun görmemiş; temyiz istemini kabul ederek bölge idare mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden karar için geri gönderilmesine hükmetmiştir. Bu sonuç, dosyadaki beraat ve ihtiyaç araştırmasının eksikliğine bağlıdır. Beraatin her uzatmama işlemini hukuka aykırı hâle getirdiği sonucu çıkmaz.

Karar düzeltme incelemesindeki somut gerekçe

Danıştay 8. Dairesinin E. 2020/1852, K. 2021/7129 sayılı kararı, öğretim görevlisinin görev süresi uzatılmayarak ilişiğinin kesilmesi işleminden doğan karar düzeltme uyuşmazlığına ilişkindir. Konu araştırma görevlisi değildir. Kararın sonucu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine dayalı karar düzeltme isteminin reddidir. Bu kararla idari işlemin iptal edildiği söylenemez.

Danıştay 8. Daire, E. 2020/1852, K. 2021/7129Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/1852 E.  ,  2021/7129 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/1852 Karar No : 2021/7129 Kararın Düzeltilmesi İsteminde Bulunan (Davalı): …Üniversitesi Rektörlüğü Vekili : Huk. Müş. … Karşı Taraf (Davacı) : … Vekili : Av. … İstemin Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesinin 12/12/2019 tarih ve E:2015/6565, K:2019/11822 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : İstemin gerekçeli olarak reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararlar hakkında karar düzeltilmesi yoluna başvurulabilmesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır. Dava, …Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı'nda öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, görev süresinin uzatılmayarak ilişiğinin kesilmesine ilişkin …tarih ve …sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, 2547 sayılı Yasanın 13. maddesi uyarınca Rektörlük tarafından yapılacak görevlendirme ile davacıya branşı itibariyle aynı fakültenin diğer bölümlerinde hatta (davalı üniversite bünyesinde bir konservatuvar bulunduğu da dikkate alınırsa) üniversitenin başka fakültelerinde ve birimlerinde de kalan 3 saatlik ders verme görevinin tamamlatılabileceği, uzun süredir davalı üniversitede aralıksız olarak görev yapan ve tecrübesi ile akademik kariyeri göz önüne alındığında görevini ifa noktasında herhangi bir sorun tespit edilemeyen ve bu noktada davalı idarece de hakkında olumsuz bir saptama yapılmamış olan davacının, kendi fakültesinin diğer bölümlerinde veya üniversitenin başka fakültelerinde, enstitülerinde veya konservatuvar gibi diğer birimlerinde görevlendirme ile tamamlatılabilecek 3 saatlik ders yükü nedeniyle görev süresinin uzatılmaması ve ilişiğinin kesilmesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden, davacı hakkında …tarih ve …sayılı işlemle asgari 12 saatlik ders yükünü doldurmaması ve halen aynı dersi okutabilecek durumda daha önce görev süresi uzatılan ikinci bir öğretim elemanının görev yapması nedeniyle hizmetine ihtiyaç duyulmadığından bahisle görev süresinin uzatılmamasına karar verildiği, davacı tarafından bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, …İdare Mahkemesi'nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Dairemizin 05/12/2014 tarih ve E:2013/7404, K:2014/9754 sayılı kararıyla reddedilerek anılan Mahkeme kararının kesinleştiği; davalı idare tarafından bu kez …tarih ve …sayılı işlemle görev süresinin uzatılmayarak 27/07/2014 tarihinden itibaren ilişiğinin kesilmesine karar verildiği, gerekçe olarak davacının 12 saatlik ders yükünü doldurmaması ve aynı dersi okutabilecek durumda Bölüm'de iki öğretim elemanının görev yapması, sadece bir öğretim görevlisine maaş karşılığı ders verilebileceği hususlarına yer verilmesi üzerine, davacı tarafından …tarih ve …sayılı işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacının görev süresinin uzatılmaması konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığının ortaya konulabilmesi için geçerli ve somut olarak ortaya konulmuş objektif nedenlerin bulunması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta; davacıya kendi fakültesinin diğer bölümlerinde veya üniversitenin başka birimlerinde görevlendirme ile 3 saatlik ders yükünü tamamlattırılabileceği açık olup, Bölüm'de iki öğretim elemanın görev yaptığı ve sadece bir öğretim görevlisine maaş karşılığı ders verilebileceği ileri sürülmekte ise de; görevlendirmesi devam edecek öğretim elemanın nasıl, ne şekilde ve hangi kriterler dikkate alınmak suretiyle belirlendiği hususunun davalı idarece somut olarak ortaya konulamadığı görülmektedir. Açıklanan nedenlerle, istemde bulunan tarafından öne sürülen düzeltme nedenleri sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymadığından karar düzeltme isteminin yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, karar düzeltme giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 29/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri kurullarının kararlarına karşı karar düzeltme yoluna başvurulabilmesi, 2577 sayılı Kanun'un 54. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.

Daire, görev süresini uzatmama takdirinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanıldığının geçerli, somut ve objektif nedenlerle ortaya konulmasını aramıştır. Dosyaya özgü gerekçede, üç saatlik ders yükünün başka bölüm veya birimlerde görevlendirmeyle tamamlatılabileceği ve görevi devam edecek öğretim elemanının nasıl, ne şekilde ve hangi ölçütlerle belirlendiğinin somut olarak ortaya konulamadığı ifade edilmiştir. Saat, eleman sayısı ve ders sınırına ilişkin açıklamalar bu olayın gerekçesidir; genel bir zorunlu kurala dönüştürülemez.

Dava süresi ve genel yetki kuralı

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesine göre, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış, vergi mahkemelerinde otuz gündür. İdari uyuşmazlıklarda süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

2577 sayılı Kanun'un 32. maddesine göre, göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesi gösterilmemişse yetkili mahkeme, dava konusu idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Aynı maddede, Kanunun uygulanmasında yetkinin kamu düzeninden olduğu belirtilmiştir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. 2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir. (Mülga ikinci cümle: 10/6/1994-4001/15 md.) (…) Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki:
Araştırma görevlisinin görevi süre sonunda kendiliğinden sona erer mi?

33/a kapsamında en çok üç yıl için atanan araştırma görevlisinin görevi, atanma süresi sonunda kendiliğinden sona erer. Aynı usulle yeniden atama mümkündür.

50/d araştırma görevlisi ne kadar süreyle atanır?

2547 sayılı Kanun'un 50/d maddesine göre lisansüstü öğretim yapan öğrenci, her defasında bir yıl için araştırma görevlisi kadrosuna atanabilir.

Sürenin dolması tek başına uzatmama sebebi olur mu?

33/a kapsamındaki somut uyuşmazlıkta görev süresinin sona erecek olması tek başına uzatmama sebebi sayılmamıştır. Uzatma veya uzatmama yönündeki değerlendirmede kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilir.

Uyarma cezası uzatmama için yeterli olur mu?

İncelenen 33/a uyuşmazlığında yalnızca uyarma cezası verilmiş olması, görev süresinin uzatılmaması için tek başına yeterli görülmemiştir. Kararın sonucu bozma ve dosyanın yeniden karar için gönderilmesidir.

İptal davası için genel süre ne kadardır?

Özel kanununda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemesinde dava açma süresi altmış gündür. İdari uyuşmazlıklarda süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu