Araçta Gizli Ayıp: Haklar, İspat ve Dava Süreci

by Avukat Erdal Ersoy
Araçta Gizli Ayıp: Haklar, İspat ve Dava Süreci

Araçta Gizli Ayıp Tanımı ve Bildirim Külfeti

Araç satışında açık ayıp, ilk bakışta görülebilen veya basit bir muayene ile anlaşılabilen nitelikteki eksikliklerdir. Gizli ayıp ise ilk bakışta fark edilemeyen, malın yapısıyla ilgili olan ve ancak sonradan yapılacak detaylı bir muayene veya kullanım neticesinde ortaya çıkan arıza ve kusurlardır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesi gereğince alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğünde bunu uygun bir süre içinde satıcıya bildirmek zorundadır; gözden geçirme ve bildirim ihmal edilirse satılan kabul edilmiş sayılır. Buna karşılık, satılanda olağan bir muayeneyle anlaşılamayacak bir gizli ayıp bulunması hâlinde kabul karinesi işlemez. Ancak bu tür bir ayıbın varlığı sonradan anlaşılırsa durum hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirim yapılmadığı takdirde satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 223Kaynağı aç
MADDE 223- Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. b. Hayvan satışında

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2016/20032 Esas ve 2019/10129 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, gizli ayıpların dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra dürüstlük kuralına uygun en kısa sürede ihbar edilmesi zorunludur. Kanunda öngörülen bildirim külfeti yerine getirilmeden ayıba dayalı dava açılamaz.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/20032, K. 2019/10129Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2016/20032 E.  ,  2019/10129 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar; davalıdan 21.02.2012 tarihli Ofis Satış Sözleşmesi ile bir ofis satın aldıklarını, taşınmazın birçok bölümünde ve ortak alanlarda fen, inşaat ve sanat kurallarına aykırılık nedeniyle birçok eksikliğin ve ayıplı işin bulunduğunu, sözleşmede taşınmazın teslim tarihinin 31.07.2012 olarak kararlaştırıldığı, gecikme halinde aylık 1.500,00 TL kira tazmiatının ödeneceğinin belirtildiğini, taşınmazın kendilerine 15 aylık bir gecikme ile teslim edildiğini ileri sürerek, eksik ve ayıplı işlere ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ile taşınmazın geç teslimi nedeniyle 22.500,00 TL kira tazminatının reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla eksik ve ayıplı işlere ilişkin taleplerini 12.773,50 TL'ye yükseltmiştir. Davalı; davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, eksik, kusurlu işler için 12.773,50 TL ile inşaatın süresinde teslim edilmemesi nedeniyle gecikme cezası olarak 13.500,00 TL olmak üzere toplam 26.273,50 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava; ayıplı ve eksik yapılan işler nedeniyle davacılar tarafından satın alınan ofiste oluşan değer kaybı ile geç teslimden kaynaklı kira kaybının tahsili istemine ilişkindir. Davalı, ayıp ve eksik bulunmadığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Malın ayıplı olması halinde taraflara ait hak ve yükümlülüklerin nelerden ibaret olduğu, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 198. Maddesinde (6098 Sayılı TBK.’nun bu konudaki 223. maddesi)açıklanmıştır. Buna göre alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal (uygun süre içinde) ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da hemen satıcıya bildirmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. O halde, gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi gerekmektedir. 818 sayılı TBK.’nun 198. maddesinde (6098 sayılı Borçlar Kanunu’ nun 223. maddesi) öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, talep edilen hususla ilgili “açık ayıp” ve “gizli ayıp” ayrımının ayrıntılı ve açık bir şekilde yapılmadan konutta oluşan değer kaybı ve ayıplı imalat bedeline ilişkin hesaplama yapılmış ve yazılı şekilde karar verilmiştir. Yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece bağımsız bölümün teslim tarihi de göz önünde bulundurularak yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı hususlarına yeterince yer verilmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, öncelikle davacının ileri sürdüğü hususlara ilişkin “açık ayıp” ve “gizli ayıp” değerlendirilmesi yapılıp, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususu da araştırılarak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken bu konuda gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Alıcının Kanuni Seçimlik Hakları ve Sınırları

Satıcının ayıptan sorumlu olduğu hâllerde alıcı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227. maddesi uyarınca dört seçimlik haktan birini tercih edebilir. Alıcı; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönebilir, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteyebilir, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde tüm masrafları satıcıya ait olmak üzere ücretsiz onarım talep edebilir veya imkân varsa satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteyebilir. Alıcının genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkı saklıdır. Satıcı ise alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini derhâl vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek alıcının bu seçimlik hakları kullanmasını önleyebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 227Kaynağı aç
MADDE 227- Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. b. Satılanın yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması

Alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullandığı uyuşmazlıklarda somut durum dönmeyi haklı göstermiyorsa hâkim satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine hükmedebilir. Satılandaki değer eksikliği satış bedeline çok yakın ise alıcı sadece sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.

Kilometre Sayacının Düşürülmesi ve Satıcının Sorumluluğu

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/1900 Esas ve 2016/7367 Karar sayılı ilamında incelenen somut uyuşmazlıkta, bilirkişi raporuyla aracın kilometresinin indirilmiş olduğunun belirlenmesi gizli ayıp olarak kabul edilmiştir. Anılan kararda satıcının ayıbı bilmese dahi ayıba karşı tekeffül borcu kapsamında sorumlu olduğu vurgulanmış ve alıcının talebi doğrultusunda, aracın satıcıya iadesi koşuluyla bedelin tahsiline hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/1900, K. 2016/7367Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2015/1900 E.  ,  2016/7367 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, internet sitesinde davaya konu aracı gördüğünü, verilen ilanda aracın 54.700 km ve hasarsız olduğunun belirtildiğini, 27.12.2010 tarihinde 22.000,00 TL bedelle aracı satın aldığını, 04.01.2011 tarihinde aracı servise götürdüğünde aracın kilometresinin 137.864 olduğunu ve bazı parçalarının değiştiğini öğrendiğini ileri sürerek satış bedelinin iadesine bu mümkün olmaz ise yıpranmış araç satılması nedeniyle 4.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının aracı görüp beğenerek satın aldığını, servise götürerek incelettiğini, aracı muayene ettirme yükümlüğününün davacıya ait olduğunu, satın alındığı haliyle aracın satıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 1.500,00 TL alacağın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Türk Borçlar Kanununun 219-231 maddelerinde düzenlenen, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Satım sözleşmesinde satıcının ayıba karşı tekeffül borcunu düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 219. Maddesinde, satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki yada ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumlu olacağı hüküm altına alınmıştır. Alıcı ayıbı ihbar etmek suretiyle satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarına sahiptir. Somut olayda, davacı, 27.12.2010 tarihinde satın aldığı aracının kilometresi ile oynanmış ve hasarlı olması nedeniyle ayıplı olduğunu iddia ederek satış bedelinin iadesi ya da ayıplı araç satılması nedeniyle 4.000,00 TL. nin davalıdan tahsili için eldeki davayı açmıştır. Davalı bedel iadesi şartlarının oluşmadığını savunmuştur. Mahkemece, dava konusu ayıbın sadece aracın km'sinin indirilmesinden kaynaklandığı, sözleşmeden dönme yerine semenin indirilmesinin hakkaniyete daha uygun olduğu ve buna göre davacının zararının 1.500,00 TL olduğu, davacının diğer taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle sözleşmeden dönerek bedelin iadesi talebininin reddine karar verilmiştir. Alınan bilirkişi raporunda dava konusu aracın kilometresinin indirilmiş olması nedeniyle gizli ayıplı olarak satıldığı tespit edilmiştir. Satıcı ayıpların varlığını bilmese bile bundan davacıya karşı sorumludur. Davalı satıcının ayıba karşı tekeffül borcu bulunmaktadır. Dava konusu araç gizli ayıplı olarak satıldığı için davacının talebi doğrultusunda bedelin iadesi gerekir. Mahkemece, dava konusu aracın davalıya iadesi koşulu ile ödenen bedelin tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şeklide hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. 2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 09/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Zamanaşımı Süreleri ve Ağır Kusur Hâli

Türk Borçlar Kanunu'nun 231. maddesine göre satıcı daha uzun bir süre üstlenmedikçe, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin davalar, ayıp sonradan ortaya çıksa dahi satılanın devrinden başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Alıcının devirden itibaren iki yıl içinde satıcıya bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı ise bu sürenin dolmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 231Kaynağı aç
MADDE 231- Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. C. Alıcının borçları I. Satış bedelinin ödenmesi ve satılanın devralınması

Tüketici İşlemlerinde İspat Karinesi ve Satış Şartları

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 10. maddesi uyarınca, teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğu kabul edilir ve malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Ancak bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyorsa uygulanmaz. Tüketicinin sözleşmenin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği durumlarda sözleşmeye aykırılık meydana gelmez; bunların dışındaki ayıplara karşı tüketicinin kanuni hakları saklıdır.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 10Kaynağı aç
MADDE 10- (1) Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz. (2) Tüketicinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hâllerde, sözleşmeye aykırılık söz konusu olmaz. Bunların dışındaki ayıplara karşı tüketicinin seçimlik hakları saklıdır. (3) Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, üretici, ithalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde malın ayıbına ilişkin açıklayıcı bilgiyi içeren bir etiket konulur. Bu etiketin tüketiciye verilmesi veya ayıba ilişkin açıklayıcı bilginin tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde açıkça gösterilmesi zorunludur. Teknik düzenlemesine uygun olmayan ürünler ise hiçbir şekilde piyasaya arz edilemez. Bu ürünlere, Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır. Tüketicinin seçimlik hakları

Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine veya ambalajına üretici, ithalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde açıklayıcı bir etiket konulması, bu etiketin tüketiciye verilmesi veya ayıba ilişkin açıklayıcı bilginin fatura, fiş ya da satış belgesinde açıkça gösterilmesi zorunludur. Teknik düzenlemesine uygun olmayan ürünlerin piyasaya arzı ise kanunen yasaktır.

Delil Tespiti ve Zorunlu Arabuluculuk Kapsamı

Gizli ayıbın tespiti bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 400. maddesi uyarınca taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada veya ileride açacağı davada ileri süreceği vakıanın tespiti amacıyla keşif, bilirkişi incelemesi ya da tanık dinlenmesi işlemlerini delil tespiti yoluyla talep edebilir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi durumunda kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali varsa hukuki yararın bulunduğu kabul edilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 400Kaynağı aç
MADDE 400- (1) Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir. (2) Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır. Görev ve yetki

Ayıplı araç satışından doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemelerinde görülen davalar öncesinde 6502 sayılı Kanun'un 73/A maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bununla birlikte tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklar, bu heyet kararlarına itirazlar, Kanun'un 73. maddesinin altıncı fıkrası ile 74. maddesinde düzenlenen davalar ve tüketici işlemi mahiyetinde olup taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuk hükümleri uygulanmaz. Ayrıca 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 73/AKaynağı aç
MADDE 73/A- (Ek:22/7/2020-7251/59 md.) (1) Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Şu kadar ki, aşağıda belirtilen hususlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz: a) Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar b) Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar c) 73 üncü maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar ç) 74 üncü maddede belirtilen davalar d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar (2) 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz. (3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları hâlinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Ancak belirtilen hâllerde arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin Birinci Kısmına göre iki saatlik ücret tutarını geçemez. (4) Arabuluculuk faaliyeti sonunda açılan davanın tüketici lehine sonuçlanması hâlinde arabuluculuk ücreti, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir. Üretimin veya satışın durdurulması ve malın toplatılması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca, kanunun 4. maddesi ile diğer mevzuatta sayılan ticari davalardan konusu para ödenmesi olan alacak, tazminat, menfi tespit, itirazın iptali ve istirdat taleplerinde dava yoluna gidilmeden önce arabulucuya başvurulması zorunlu bir usul koşuludur. Görevlendirilen arabulucu süreci altı haftalık zaman diliminde neticelendirir; zorunluluk bulunması durumunda bu süre arabulucu kararıyla en çok iki hafta daha uzatılabilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5/AKaynağı aç
MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.[8] (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. B) Çeşitli hükümler I – Zamanaşımı
Satın alınan araçta gizli ayıp ortaya çıktığında bildirim ne zaman yapılmalıdır?

Gizli ayıp ortaya çıktığında alıcının durumu dürüstlük kuralına uygun en kısa sürede hemen satıcıya bildirmesi zorunludur; bildirim ihmal edilirse araç mevcut ayıpla kabul edilmiş sayılır ve dava hakkı kaybedilebilir.

Satıcı aracın kilometresinin düşürüldüğünü bilmediğini belirterek sorumluluktan kurtulabilir mi?

Satıcı ayıbın varlığını bilmese dahi ayıba karşı tekeffül borcu gereğince alıcıya karşı sorumludur; Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/1900 Esas ve 2016/7367 Karar sayılı ilamında, bilirkişi incelemesiyle kilometresinin indirildiği belirlenen olayda alıcının dönme talebi uyarınca aracın iadesi kaydıyla bedelin tahsiline hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Gizli ayıp nedeniyle dava açma zamanaşımı süresi ne kadardır?

Satıcı daha uzun bir süre üstlenmedikçe dava, ayıbın sonradan anlaşılmasına bakılmaksızın aracın devrinden itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar; satıcının devirde ağır kusurlu olması hâlinde ise satıcı iki yıllık zamanaşımından faydalanamaz.

Tüketici işlemlerinde araçtaki arızanın ilk altı ayda ortaya çıkmasının hukuki sonucu nedir?

Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında var olduğu kabul edilir ve malın ayıpsız olduğunu ispatlama yükü satıcıya geçer; ancak bu karine malın veya ayıbın niteliğiyle bağdaşmadığı takdirde uygulanmaz.

Araçtaki gizli ayıp davası açılmadan önce arabuluculuk zorunlu mudur?

Tüketici mahkemelerindeki uyuşmazlıklarda ve konusu para olan ticari alacak veya tazminat davalarında kural olarak dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur; ancak tüketici hakem heyeti görevine giren uyuşmazlıklar ile kanunda özel olarak belirtilen durumlar tüketici arabuluculuğu dava şartının istisnasını oluşturur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu