Apartman Görevlisinin Kıdem, Ücret ve İzin Hakları

by Avukat Erdal Ersoy
Apartman Görevlisinin Kıdem, Ücret ve İzin Hakları

Konutun maliki ya da ortakları işveren, yönetici ise işveren vekilidir. Konut kapıcıları, 4857 sayılı Kanun kapsamındaki şartlar doğrultusunda kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanır.

Kıdem tazminatının çerçevesi

1475 sayılı Kanun m. 14, kendi isteğiyle ayrılmayı, 506 sayılı Kanun m. 60’ın birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartların veya aynı Kanunun geçici 81. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısının tamamlanmasıyla açıklar.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

Kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshinde gündeme gelebileceği gibi kapıcının haklı nedenle feshinde de gündeme gelebilir. Belirsiz süreli sözleşme her yıl kendiliğinden yenilenmez; her yıl yeni sözleşme imzalatmak kıdemi sıfırlamaz ve süreler birleşerek hesaplanır.

Haklı sebep olmadan çıkarılan kapıcı, kıdem ve ihbar tazminatı ile ödenmemiş fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil ve yıllık izin alacaklarını isteyebilir. İşsizlik ödeneği ancak kendi şartları gerçekleşirse söz konusu olur.

Kıdeme esas ücret

1475 sayılı Kanun m. 14 uyarınca kıdeme esas tutarda, 26. maddenin birinci fıkrasındaki ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para ve parayla ölçülebilen sözleşmesel ve kanuni menfaatler gözetilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2011/23611, K. 2013/20775 sayılı kararında esas ücret, sözleşmenin feshedildiği anda geçerli son brüt ücret olarak açıklanmıştır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/23611, K. 2013/20775Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2011/23611 E.  ,  2013/20775 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı isteminin özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı vakfa ait … Vakıf Sitesi'nde apartman görevlisi/konut kapıcısı olarak çalıştığını, 2003 yılında vakfa ait taşınmazların satılması üzerine iş akdinin feshedildiğini, davalının kıdem tazminatını hesaplarken konut yardımı, yakacak, elektrik ve su yardımlarını kıdeme esas ücrete dahil etmediğini, bu konuda davalıya keşide ettiği ihtarnameye rağmen hakkı ödenmediğini ileri sürerek; kıdem tazminatı alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B)Davalı cevabının özeti: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; vakfın merkezinin …'da bulunduğunu ve davacının … Vakıf Sitesi'nde çalıştığını, bu nedenlerle açılan davanın öncelikle hem yetki hem de husumet yönünden reddi gerektiğini, ayrıca davacının tüm haklarını site yöneticiliği tarafından tamamen ödenerek davacıdan bu konuda bir de ibraname alındığını, esasen vakfın … Vakıf Sitesi'ni 2003 yılında 3. Şahıslara satmış olduğundan bu site ile hiç bir ilişkisinin kalmadığını, iş bu davanın muhatabının, satıştan sonra oluşan site yöneticiliği olduğunu savunarak; davanın esas yönünden de reddine karar verilmesini talep etmiştir. C)Yerel Mahkeme kararının özeti: Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D)Temyiz: Karar süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıya tahsis edilen kapıcı konutunun kira bedeli, su ve elektrik ile ısınma giderlerinin tazminata esas ücrete yansıtılıp yansıtılmayacağı ve fark kıdem tazminatı alacağı bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Kıdem tazminatı hesabında esas alınacak ücret, işçinin son brüt ücretidir. Başka bir anlatımla, iş sözleşmesinin feshedildiği anda geçerli olan ücrettir. Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası pirim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dahil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan pirim değişkenlik gösterse de, kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir. Yıl içinde düzenli ve belirli periyotlarla ödenen parasal haklar bakımından ise, kıdem tazminatının son ücrete göre hesaplanması gerekir. Gerçekten işçinin son ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplandığına ve yıl içinde artmış olan ücretlerin ortalaması alınmadığına göre, ücretin ekleri bakımından da benzer bir çözüm aranmalıdır. Örneğin işçinin yıl içinde aldığı üç ikramiyenin eski ücretten olması sebebiyle daha az olması ve fakat son ikramiyenin işçinin son ücreti üzerinden ödenmesi halinde tazminata esas ücretin tespitinde dikkate alınması gereken ikramiye de bu son ikramiye olmalıdır. Hesaplamanın, son dilim ikramiyenin ait olduğu dönemdeki gün sayısına bölünerek yapılması hakkaniyete de uygundur. Daha somut bir ifadeyle, yılda dört ikramiye ödemesinin olması durumunda her bir ikramiye 3 aylık bir dönem için uygulanmaktadır. İşçinin artmış olan ikramiyesinin ait olduğu doksan güne bölünmesi suretiyle, bir güne düşen ikramiye tutarının bulunması, kıdem tazminatının son ücretten hesaplanacağı şeklinde yasal kural ile daha uyumlu olacaktır. Aynı uygulamayı yol ve yemek yardımı gibi ödemeler için de yapmak olanaklıdır. İşçiye aylık olarak yapıldığı varsayılan bu gibi ödemelerin son ay için ödenen kısmının fiilen çalışılan gün sayısına bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutar tespit edilmelidir. Buna göre periyodik olarak ödenen ve yıl içinde artmış olan parasal haklar yönünden son dönem ödemesinin ait olduğu dilim günlerine bölünmesi ile tazminata esas ücrete yansıtılacak tutar daha doğru biçimde belirlenebilecektir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 10.10. 2008 gün 2007/27615 E, 2008/26209 K.). 1475 sayılı Yasanın Ek Madde 1 inci maddesinde kapıcı konutları için kira istenemeyeceği kuralı bulunmaktaydı. 4857 sayılı İş Kanununda bu hükme yer verilmemiş, bu hususun düzenlenmesi de yönetmeliğe bırakılmıştır. Anılan yönetmeliğin 13 üncü maddesine göre kapıcıya görevi nedeniyle konut verilmesi zorunlu değildir. Bununla birlikte, konut verilmişse, konutun 3194 sayılı İmar Kanunu ve Belediye İmar Yönetmelikleri ile öngörülen asgarî koşullara uygun olması gerekmektedir. Kapıcıya, görevi nedeniyle konut verilmesi 4857 sayılı Yasa uyarınca zorunlu değilse de, verilmiş olan konut için iş sözleşmesinin devamı süresince kira istenemeyeceği de yine yönetmelikte düzenlenmiştir. O halde kira bedelinin ücrete sayılması doğru değildir. Bu anlamda kapıcının kira ödemeksizin oturması ve karşılığında kapıcılık hizmetlerini görmesi şeklinde bir iş sözleşmesi yapıldığında, işverenin ücret ödeme yükümlülüğü ortadan kalkmış sayılamaz. Kapıcı ile kira kontratı yapılmış olması da bu sonucu değiştirmez (Yargıtay 9. HD. 3.11.2008 gün 2007/30359 E, 2008/29735 K.). … 3. İş Mahkemesinin 25.10.2010 tarih ve 2010/230-672 sayılı dosyasında, davalı vakfa karşı … Vakıf Sitesi'nde çalışan bir başka apartman görevlisinin açmış olduğu davada mahkemece; davacı işçiye zorunluluk bulunmamasına rağmen bir konut tahsis edildiği ve bunun karşılığında da herhangi bir kira alınmadığı ayrıca tanık beyanlarından davacının su, elektrik, ısınma giderlerine katılmadığı ve bu giderlerin de davalı işverence karşılandığı gerekçesi ile denetlemeye elverişli bilirkişi raporundaki 75 TL'lik aylık sosyal yardım tutarı dikkate alınarak kıdem tazminatı farkı hüküm altına alınmış ve yerel mahkemenin bu kararı Dairemizin 2011/779 esas ve 20.03.2013 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Emsal dosyadaki işçi ile aynı dönemde çalışmış olan davacının kıdem tazminatı farkı alacağının hesaplanmasında yerel mahkemece, sosyal yardım miktarı olarak aylık 75 TL yerine davacı yanca dosyaya sunulan ve davacıya tahsis edilen taşınmazla aynı niteliklere haiz olduğu tereddütlü başka bir bağımsız bölüme ait kira kontratına değer verilerek aylık 258 TL sosyal yardım ücreti esas alınarak tazminatı farkı alacağı hesaplayan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması hatalıdır. 3- Ayrıca kabule göre, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, aylık sosyal yardım tutarının 258 TL olarak belirlenmesine karşın kıdem tazminatı farkı hesabında bu tutarın 285 TL olarak alınması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı kararda 4857 sayılı Kanun m. 32 çerçevesinde asıl ücrete eklenen para veya parayla ölçülebilen menfaatler kıdem hesabında dikkate alınır. İkramiye, süreklilik taşıyan prim, yakacak, giyecek, kira, aydınlatma, servis ve yemek yardımı ile benzeri ödemeler ve özel sağlık ile hayat sigortası ödemeleri bu kapsamda sayılmıştır.

Görevi nedeniyle konut verilmesi 4857 sayılı Kanun uyarınca zorunlu değildir. Verilmiş konut için sözleşme sürdüğü sürece kira istenemeyeceği düzenlemesine dayanılarak, bu kira bedelinin ücrete sayılması doğru bulunmamıştır. Buna karşılık kapıcının kira ödemeden oturması ve karşılığında hizmet görmesi kararlaştırılsa ya da kira sözleşmesi yapılsa da işverenin ücret ödeme yükümlülüğü kalkmış sayılmaz.

Ücretin ödenmesi ve zamanaşımı

4857 sayılı Kanun m. 32’ye göre ücret, bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişilerce sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki istihkak kural olarak Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan banka hesabına ödenir; bono, kupon veya para yerine geçtiği ileri sürülen senetle ödeme yapılamaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. (Değişik ikinci fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.) Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak, yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödeme yapılabilir. Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler. (Ek fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.) İşçinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesaplarına yatırılmak suretiyle ödenmesine ilişkin diğer usûl ve esaslar anılan bakanlıklarca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Emre muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde ücret ödemesi yapılamaz. Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur. Meyhane ve benzeri eğlence yerleri ve perakende mal satan dükkan ve mağazalarda, buralarda çalışanlar hariç, ücret ödemesi yapılamaz. Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. İşverenin ödeme aczine düşmesi

Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle bu süre bir haftaya kadar indirilebilir. Sözleşme sona erdiğinde işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan, para ile ölçülebilen menfaatleri eksiksiz ödenir.

Ücret alacaklarında zamanaşımı beş yıldır. Daire karşılığında çalışılan ilişkide konutta oturmak, ücretin ödendiği anlamına gelmez.

Çalışma süresi

4857 sayılı Kanun m. 63’e göre genel çalışma süresi haftada en çok kırk beş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerinde haftanın çalışılan günlerine eşit bölünerek uygulanır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 63Kaynağı aç
Madde 63 – Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/7 md.; Değişik cümle: 4/4/2015-6645/36 md.) Yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi; günde en çok yedi buçuk, haftada en çok otuz yedi buçuk saattir. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir. (Ek cümle: 6/5/2016-6715/3 md.) Turizm sektöründe dört aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz; denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile altı aya kadar artırılabilir. Çalışma sürelerinin yukarıdaki esaslar çerçevesinde uygulama şekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir. (Mülga dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.) Telafi çalışması

Tarafların anlaşmasıyla haftalık normal süre, günde on bir saati aşmamak koşuluyla çalışılan günlere farklı dağıtılabilir. Bu durumda iki aylık dönemdeki haftalık ortalama, normal haftalık süreyi aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmesiyle dört aya kadar artırılabilir. Maddenin dördüncü fıkrası 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı Kanunun 37. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

Dinlenme, tatil ve yıllık izin

Önceki altı iş günü çalışan veya çalışmış sayılan apartman görevlisi, yedinci gün kesintisiz yirmi dört saat dinlenir. Hafta tatilinin gününü yönetici belirler.

Ulusal bayram ve genel tatilde çalışma, kapıcının onayı veya iş sözleşmesinde hüküm varsa mümkündür. Bu yoksa kapıcı o gün çalışmaya zorlanamaz. Çalışırsa normal günlük ücreti dışında bir yevmiye daha ödenir.

Konut kapıcısı, deneme süresi dahil en az bir yıl çalıştığında yıllık ücretli izne hak kazanır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2014/30877, K. 2016/3468 sayılı kararında yıllık iznin kullandırıldığını ispat yükü işverendedir; işveren bunu imzalı izin defteri veya eşdeğer belgeyle kanıtlamalıdır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/30877, K. 2016/3468Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2014/30877 E.  ,  2016/3468 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, dini ve milli bayram ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; müvekkilinin 02.11.1998-12.07.2013 tarihleri arasında 15 bağımsız bölümden oluşan davalı apartmanda kapıcı olarak asgari ücretle çalıştığını, iş akdinin 06.05.2013 günlü ihtarname ile feshedilerek kıdem tazminatı karşılığı…. aracılığı ile 15.045.00.TL ödendiğini, ancak kapıcı olarak çalışan müvekkiline tahsis edilen evin emsal kira bedeli ile su, elektrik ve ısınma bedellerinin tazminat hesabına esas ücretin tespitinde nazara alınması gerektiğinden…..aracılığı ile yapılan ödemenin eksik olduğunu, 20.09.2008 tarihinden sonraya ilişkin yaptığı fazla mesai, hafta tatili ve dini-milli bayram çalışma karşılığı ücretleri ile 31 günlük izin ücretinin ödenmediğini iddia ederek, bakiye kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı, ücretli izin, fazla mesai, hafta tatili ve dini-milli bayram tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili; davacının 02.11.1998 tarihinden itibaren müvekkili apartmanda konut kapıcısı olarak görev yaptığını, 03.07.2013 tarihi itibariyle iş akdinin geçerli sebeple feshedildiğini ve fesih tarihi itibariyle hak kazandığı 15.046.44.TL kıdem tazminatının eksiksiz ödendiğini, fesih tarihi itibariyle son ücretinin 1.025.00.TL olduğunu, kira bedeli ve konuta ait giderlerin davacı ücretine ek bir menfaat değil, ücretine dahil bir menfaat olduğundan kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamayacağını, davacının ihbar süresi boyunca çalıştırılmış olması nedeniyle ihbar tazminatına hak kazanmasının da mümkün olmadığını, davacıya iş akdinin feshine ilişkin bildirimin 07.05.2013 tarihinde yapıldığını ve iş akdinin 03.07.2013 tarihinde son bulduğunu, davacının fesih bildiriminden itibaren 8 hafta boyunca çalıştırılmış olduğundan ihbar tazminatı talebinin de reddi gerektiğini, davacının çalıştığı süreye ilişkin yıllık izinlerini eksiksiz kullandığını, iş akdinin feshinden önceki dönemde 2012 yılından kalan 4 gün ve 2013 yılına ilişkin 21 gün olmak üzere toplam 25 günlük izin ücretinin 09.07.2013 tarihi itibariyle kendisine elden ödendiğini ve davacının söz konusu ödemeyi aldığına ilişkin belge imzaladığını, davacının 2013 yılı izin ücretine çalıştığı dönem itibariyle hak kazanmamış olmasına rağmen apartman yönetimi tarafından hak kazanmış gibi 717.54 TL ödeme yapıldığını ve sonuç olarak davacının son iş dönemine kadar yıllık izinlerini eksiksiz kullandığı gibi, son döneme ait arta kalan izin ücretinin de ödendiği için yıllık izin alacağı bulunmadığını, davacının dini ve milli bayramların hiç birinde çalışmadığını, söz konusu günlerde apartmanda dahi bulunmadığını, fazla çalışma yapmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece davanın kısmen kabulü ile yıllık izin ücreti ve kıdem tazminatının davalıdan tahsiline hükmedilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacının hak ettiği yıllık izin ücreti konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı dava dilekçesinde 20.09.2008 – 11.07.2013 tarih aralığına yönelik olarak bakiye 31 günlük yıllık izin alacağı bulunduğunu iddia ederek istemde bulunmuş, davalı sunduğu tarihsiz belge ile davacının 25 günlük izin ücretinin ödendiğini savunmuştur. Bilirkişi tarafından davacının ödenen 25 gün dışında yine 31 günlük yıllık izin alacağı bulunduğu, ücretinin ödendiği iddia edilerek 25 günün 31 günden tenzili ile davacının 6 gün yıllık izin ücreti alacağı bulunduğu yönünden iki seçenekli hesap yapılmış, mahkemece davacının 6 günlük izin alacağı bulunduğu yönündeki tespite itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç hatalıdır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Yıllık ücretli izin alacağı izin defterinin veya eşdeğer bir belgenin sunulması ile belirlenebilecektir. Somut uyuşmazlıkta davacının 20.09.2008 – 11.07.2013 tarih aralığına yönelik olarak yıllık izin ücreti bakımından talep ettiği 31 günlük yıllık iznin kullandırıldığı veya ücretinin ödendiği davalı işveren tarafından ispat edilemediğinden yıllık izin ücreti isteminin 31 gün üzerinden kabul edilmesi gerekirken eksik belirlenen izin süresine göre hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 22/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı kararda, 20.09.2008-11.07.2013 dönemine ilişkin 31 günlük yıllık iznin kullandırıldığı veya ücretinin ödendiği işverence ispat edilemediğinden istemin 31 gün üzerinden kabulü gerekirken daha kısa süreyle hüküm kurulması bozma sebebi sayılmıştır. Bu sonuç o dosyadaki izin istemine ilişkindir.

Geç ödemenin sonucu

Kıdem tazminatı süresinde ödenmediği için açılan davada hâkim, geciken süre bakımından mevduata uygulanan en yüksek faize hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklı kalır.

Kat maliklerinin gider payı

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m. 20’ye göre, aralarında başka anlaşma yoksa kat maliklerinden her biri kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderleri ile bunlar için toplanacak avansa eşit katılır. Payını ödemeyen kat maliki hakkında diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici, yönetim planı, bu Kanun ve genel hükümlere göre dava açabilir veya icra takibi yapabilir.

634 sayılı KAT MÜLKİYETİ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 13/4/1983-2814/9 md.) Kat maliklerinden her biri aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça: a) Kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderlerine ve bunlar için toplanacak avansa eşit olarak; b) Anagayrimenkulün sigorta primlerine ve bütün  ortak yerlerin bakım, koruma,  güçlendirme ve onarım giderleri ile yönetici aylığı gibi diğer giderlere ve ortak tesislerin işletme giderlerine ve giderler için toplanacak avansa kendi arsa payı oranında;[4] Katılmakla yükümlüdür. c) Kat malikleri ortak yer veya tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçmek veya kendi bağımsız bölümünün durumu dolayısıyla bunlardan faydalanmaya lüzum ve ihtiyaç bulunmadığını ileri sürmek suretiyle bu gider ve avans payını ödemekten kaçınamaz. (Değişik: 13/4/1983-2814/9 md.) Gider veya avans payını ödemeyen kat maliki hakkında, diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici tarafından, yönetim planına, bu Kanuna ve genel hükümlere göre dava açılabilir, icra takibi yapılabilir. Gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki ödemede geciktiği günler için aylık yüzde beş hesabıyla gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür.[5] Birinci fıkradaki giderlere, kat maliklerinden birinin veya onun bağımsız bölümünden herhangi bir suretle faydalanan kişinin kusurlu bir hareketi sebep olmuşsa, gidere katılanların yaptıkları ödemeler için o kat malikine veya gidere sebep olanlara rücu hakları vardır. IV – Sigorta anlaşması:

Gider veya avans payının tamamını ödemeyen kat maliki, geciktiği günler için aylık yüzde beş hesabıyla gecikme tazminatı öder. Bu oran kat malikinin gider borcuna ilişkindir; kapıcının kıdem veya ücret alacağının faizi değildir.

Kapıcı kendi isteğiyle ayrılınca kıdem nasıl doğar?

1475 sayılı Kanun m. 14, bu yolu on beş yıl ve sabit bir prim günü sayısıyla değil; 506 sayılı Kanun m. 60’taki yaş dışındaki şartların veya geçici 81. maddedeki sigortalılık süresi ile prim gününün tamamlanmasıyla düzenler.

Konutta oturmak ücreti ortadan kaldırır mı?

Hayır. Kira ödemeden oturup karşılığında kapıcılık yapılması veya kira sözleşmesi düzenlenmesi, işverenin ücret ödeme yükümlülüğünü kaldırmaz.

Ücret alacağı ne zaman zamanaşımına uğrar?

4857 sayılı Kanun m. 32’ye göre ücret alacaklarında zamanaşımı beş yıldır.

Haftalık çalışma süresi ne kadardır?

4857 sayılı Kanun m. 63’e göre genel çalışma süresi haftada en çok kırk beş saattir. Farklı dağıtım, tarafların anlaşmasına ve günde on bir saati aşmama koşuluna bağlıdır. Bu halde iki aylık süre içinde haftalık ortalama çalışma süresi normal haftalık çalışma süresini aşamaz.

Bayram günü çalışmak zorunlu mudur?

Hayır. Onay veya sözleşmede hüküm yoksa kapıcı ulusal bayram ve genel tatilde çalışmaya zorlanamaz. Çalışırsa normal günlük ücreti dışında bir yevmiye daha ödenir.

Yıllık iznin kullanıldığı nasıl kanıtlanır?

İspat yükü işverendedir. İşveren, iznin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer belgeyle kanıtlamalıdır.

Kapıcı giderine kim katılır?

Başka anlaşma yoksa kat malikleri, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m. 20 uyarınca kapıcı gideri ve bu gider için toplanacak avansa eşit katılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu