Anonim Şirketlerde Sermaye, Pay Devri ve Devralma

by Avukat Erdal Ersoy
Anonim Şirketlerde Sermaye, Pay Devri ve Devralma

Anonim ortaklık, taahhüt edilen borçlardan ötürü yalnızca sahip olduğu malvarlığıyla sorumlu bulunan bağımsız bir tüzel kişiliktir. Şirketin sermaye rejimi, esas sermaye veya kayıtlı sermaye modellerine dayalı olarak tesis edilebilir. Esas sermaye düzeninde şirket sermayesi ana sözleşmede kesin bir meblağ olarak gösterilir ve bu tutarın değiştirilmesi kanundaki sözleşme tadil kurallarına tabidir. Kayıtlı sermaye düzeninde ise sözleşmede belirlenen tavan tutara kadar genel kurul onayına lüzum görülmeksizin yönetim organınca sermaye artırımı icra edilebilir.

Sermaye Ödeme Esasları ve Sermayenin Korunması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 344/1 uyarınca, nakden taahhüt olunan payların itibarî değerlerinin en az yüzde yirmi beşinin ticaret siciline tescilden evvel ödenmesi mecburidir. Geriye kalan sermaye payı bedelinin tescil tarihini izleyen yirmi dört aylık mühlet içinde ödenmesi zorunlu kılındığı gibi, payların çıkarma primlerinin tamamının da tescilden önce ödenmesi şarttır. Sermayenin reel varlığını gözetmek amacıyla payların itibarî değerlerinin altında bir meblağla ihracı yasaktır. Pay sahipleri, sermaye koyma taahhütlerini bütünüyle yerine getirmedikçe şirketten borç para temin edemezler.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 344Kaynağı aç
MADDE 344- (1) Nakden taahhüt edilen payların itibarî değerlerinin en az yüzde yirmibeşi tescilden önce, gerisi de şirketin tescilini izleyen yirmidört ay içinde ödenir. Payların çıkarma primlerinin tamamı tescilden önce ödenir. (2) Sermaye Piyasası Kanununun pay bedellerinin ödenmelerine ilişkin hükümleri saklıdır. 2. Ödeme yeri

Şirket malvarlığının güvence altına alınması adına kâr payı dağıtımına başlanabilmesi, kanunen zorunlu yedek akçelerin ayrılması ve geçmiş dönem zararlarının telafi edilmiş olması şartına bağlıdır. Şirket özvarlığının erimesi neticesinde sermaye ile kanuni yedek akçelerin toplamının yarısının yahut üçte ikisinin zayi olması durumunda, yönetim kurulunun ivedilikle şirket genel kurulunu toplantıya çağırması ve zararın giderilmesine yönelik ıslah tedbirlerini alması gerekir.

Kuruluş Sırasında Halka Arz ve Pay İhracı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 346/1 uyarınca, kuruluş safhasında esas sözleşmede taahhüt edilen ve tescilden itibaren en çok iki ay içinde halka arz edileceği öngörülüp garanti altına alınan nakdî pay bedelleri, bu arz neticesinde tahsil edilen gelirden karşılanır. Şirket esas sözleşmesinde halka arz edilecek payların sarih biçimde nitelenmesi ve hasılatın şirkete devrinin belirli bir takvime raptedilmesi gerekir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 346Kaynağı aç
MADDE 346- (1) Esas sözleşmede taahhüt edilmiş olup da taahhüt sahiplerince, şirketin tescilinden itibaren en geç iki ay içinde halka arzedileceği esas sözleşmede belirtilmiş ve ayrıca garanti edilmiş bulunan nakdî payların karşılıkları satıştan elde edilen gelirden ödenir. Pay senetlerinin halka arzedilmesi sermaye piyasası mevzuatına göre yapılır. Satış süresinin sonunda, payların itibarî değerlerinin, varsa çıkarma priminin karşılığı şirkete, giderler düştükten sonra kalan tutar ise, pay senetlerini halka arzeden pay sahiplerine ödenir. (2) Halka arzedilip de süresinde satılmayan payların bedellerinin tamamı, süresinde halka arzedilmeyen payların bedellerinin ise, yüzde yirmibeşi iki aylık süreyi izleyen üç gün içinde ödenir. VIII – Primli paylar

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 346/2 hükmüne göre, halka arz edilmiş olmasına karşın tayin edilen sürede satışı yapılamayan payların karşılıklarının bütünüyle ödenmesi zorunludur. Süresinde halka arz edilmeyen payların bedellerinin ise yüzde yirmi beşinin iki aylık süreyi izleyen üç gün içinde ödenmesi gerekir.

Anonim Şirketlerde Pay Devri Rejimi ve Sınırları

Anonim şirket paylarının üçüncü kişilere devredilmesi kural olarak serbesttir. Kıymetli evraka bağlanmamış paylar yazılı devir sözleşmesi düzenlenmesiyle el değiştirebilirken, senet düzenlenmişse ciro ve zilyetliğin geçirilmesi yoluyla tasarruf tamamlanır. Nama yazılı hisse senetlerinde mülkiyetin intikali ciro ve senedin zilyetliğinin teslimiyle vücut bulur; ancak iktisap edenin şirkete karşı ortaklık haklarını dermeyan edebilmesi işlemin pay defterine kaydedilmesine bağlıdır.

Esas sözleşmeye derç edilecek hükümler vasıtasıyla nama yazılı payların devri yönetim kurulu onayına tabi kılınabilir. Yönetim organı, ana sözleşmede yer verilen mühim sebeplere dayanarak yahut hisselerin gerçek rayiç bedelini devralana teklif etmek suretiyle devre rıza göstermekten kaçınabilir. Pay devri usulünce tamamlandığında, genel kurula katılma ve oy kullanma hakkı ile kâr payı ve ödenmemiş sermaye taahhüdü borçları devralana intikal eder. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 421/3-c gereğince nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına dair esas sözleşme tadilleri, sermayenin asgari yüzde yetmiş beşini temsil eden pay sahipleri veya temsilcilerinin müspet oyuyla kabul edilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 421Kaynağı aç
MADDE 421- (1) Kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır. İlk toplantıda öngörülen toplantı nisabı elde edilemediği takdirde, en geç bir ay içinde ikinci bir toplantı yapılabilir. İkinci toplantı için toplantı nisabı, şirket sermayesinin en az üçte birinin toplantıda temsil edilmesidir. Bu fıkrada öngörülen nisapları düşüren veya nispî çoğunluğu öngören esas sözleşme hükümleri geçersizdir. (2) Aşağıdaki esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin tümünü oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliğiyle alınır: a) Bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlar. b) Şirketin merkezinin yurt dışına taşınmasına ilişkin kararlar. (3) Aşağıdaki esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınır: a) Şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi. b) İmtiyazlı pay oluşturulması. c) Nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması. (4) İkinci ve üçüncü fıkralarda öngörülen nisaplara ilk toplantıda ulaşılamadığı takdirde izleyen toplantılarda da aynı nisap aranır. (5) Pay senetleri menkul kıymet borsalarında işlem gören şirketlerde, aşağıdaki konularda karar alınabilmesi için, yapılacak genel kurul toplantılarında, esas sözleşmelerinde aksine hüküm yoksa, 418 inci maddedeki toplantı nisabı uygulanır: a) Sermayenin artırılması ve kayıtlı sermaye tavanının yükseltilmesine ilişkin esas sözleşme değişiklikleri. b) Birleşmeye, bölünmeye ve tür değiştirmeye ilişkin kararlar. (6) İşletme konusunun tamamen değiştirilmesi veya imtiyazlı pay oluşturulmasına ilişkin genel kurul kararına olumsuz oy vermiş nama yazılı pay sahipleri, bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasından itibaren altı ay boyunca payların devredilebilirliği hakkındaki kısıtlamalarla bağlı değildirler. VI – Tutanak

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 421/6 uyarınca, işletme konusunun tamamen değiştirilmesine veya imtiyazlı pay ihdasına ilişkin genel kurul kararlarına muhalif kalan nama yazılı pay sahipleri, ilgili kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren altı aylık müddet zarfında devir sınırlamalarıyla bağlı tutulamazlar. Bunun yanı sıra pay sahipleri arasında tanzim edilen pay sahipleri sözleşmeleri borçlar hukuku ilişkisi niteliği arz ettiğinden, bu taahhütlerin ihlali şirketin tescil işlemini sakatlamaz, taraflar arasında tazminat davasına vücut verir.

Kuruluştan Sonra Devralma ve Kiralama Prosedürü

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 356/1 uyarınca, şirketin tescilini müteakip ilk iki yıl içerisinde bir işletmenin yahut aynın sermayenin onda birini aşan bir bedelle devralınması veya kiralanmasına dair sözleşmeler, genel kurul tarafından onaylanıp ticaret siciline tescil olunmadıkça geçerlilik kazanmaz. Onay ve tescil işlemleri tamamlanmadan evvel sözleşmenin ifası amacıyla yerine getirilen ödemeler dahil tüm tasarrufi işlemler mutlak biçimde geçersizdir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 356Kaynağı aç
MADDE 356- (1) Şirketin tescilinden itibaren iki yıl içinde bir işletme veya aynın, sermayenin onda birini aşan bir bedel karşılığında devralınmasına veya kiralanmasına ilişkin sözleşmeler, genel kurulca onaylanıp ticaret siciline tescil edilmedikçe geçerli olmaz. Bu sözleşmelerin onaylanmasından ve tescilinden önce, bunların ifası amacıyla yapılmış olan ödemeler dâhil, her türlü tasarruf geçersizdir. (2) Genel kurul kararını vermeden önce, yönetim kurulunun istemi üzerine şirketin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesince atanacak bilirkişi, şirket tarafından devralınacak ya da kiralanacak işletme ve ayınlara değer biçer. Rapor resmî nitelik taşır. (3) Toplantı ve karar nisabına 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır. (4) Sözleşme genel kurulun onay kararıyla birlikte tescil ve ilan olunur. (5) Şirketin işletme konusunu oluşturan veya cebrî icra yoluyla iktisap edilen ayın ve işletmeler hakkında bu madde hükmü uygulanmaz. D) Temel ilkeler I – Eşit işlem ilkesi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 356/2 gereği genel kurul karara varmadan önce, yönetim kurulunun müracaatı üzerine şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesince bilirkişi tayin edilir ve resmi bir değerleme raporu hazırlanır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 356/3 ve m. 421/3 uyarınca sözleşmenin tasdiki için sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan pay sahipleri veya temsilcilerinin olumlu oyu aranır; ilk oturumda nisaba ulaşılamazsa müteakip toplantılarda da aynı yeter sayı aranır. Kabul edilen işlem, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 356/4 uyarınca genel kurul onay kararıyla birlikte tescil ve ilan edilir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 356/5 uyarınca, şirketin işletme konusunu oluşturan veya cebrî icra yoluyla iktisap edilen ayın ve işletmeler bakımından kuruluştan sonraki devralma ve kiralama sınırlamaları uygulanmaz.

Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu ve Zamanaşımı

Yönetim kurulu üyeleri, mevzuattan veya esas sözleşmeden kaynaklanan vazifelerini kusurlu biçimde savsakladıkları veya ihlal ettikleri ahvalde şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı tazminatla yükümlüdür. Üyenin karar alma safhasında kafi düzeyde inceleme yapması, ticari hayatta makul karşılanabilecek risk seviyesini aşmaması ve şirketin menfaatini gözeterek dürüstlük kuralı dahilinde harekette bulunması halinde, neticede zarar hasıl olsa dahi sorumluluğu doğmaz.

Toplantıda karara olumlu oy vermeyip muhalif kalan ve bu durumun tutanağa geçirilmesini sağlayarak müdürlüğe bildiren yönetim kurulu üyesi, kararın sebep olduğu zararlardan sorumlu tutulamaz. Benzer biçimde esas sözleşme uyarınca görev devrinin yetkili ve yetkin kişilere yapıldığı hallerde devreden üye devralanın kusurlu işleminden sorumlu tutulamaz; ancak gözetim yükümlülüğü devam eder.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 553Kaynağı aç
MADDE 553- (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…)[75] hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.[76] (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. (3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz. VI – Denetçinin sorumluluğu[77]

Genel kurulun ibra kararı şirketin yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluğunu kaldırır. Bununla birlikte ibra, genel kurulda açıkça tartışılmamış olan yolsuzluk, hile veya kanuna aykırılıkları örtmeyeceği gibi doğrudan zarar gören alacaklıların dava açma hakkını kısıtlamaz. Şirket adına sorumluluk davası açılması kural olarak genel kurul kararına bağlıdır ve dava şirket adına denetçiler veya kayyım tarafından yürütülür. Pay sahipleri, yansıma zararlarda tazminatın kendilerine değil şirkete ödenmesini talep etmek zorundadır. Alacaklıların yöneticilerin kusuru sonucu şirketin malvarlığının azalmasından doğan dolaylı zararlar sebebiyle dava açma hakkı kural olarak şirketin iflası halinde mevcuttur ve tazminat iflas masasına ödenmek üzere istenir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 560 uyarınca, sorumlu yönetim kurulu üyelerine karşı tazminat isteme hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu fiil cezayı gerektirip Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa tazminat davasında da bu uzatılmış ceza zamanaşımı süresi uygulanır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 560Kaynağı aç
MADDE 560- (1) Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır. VI – Yetkili mahkeme
Kuruluştan sonra devralma ve kiralama işleminde bilirkişi raporu zorunlu mudur?

Tescilden itibaren ilk iki yılda sermayenin onda birini aşan devralma ve kiralamalarda genel kurul öncesinde asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişinin resmi değerleme raporu hazırlaması emredici kanun hükmüdür.

Nama yazılı payların devri yönetim kurulu tarafından sınırlandırılabilir mi?

Esas sözleşmeyle nama yazılı payların devrinin yönetim kurulu onayına bağlı olduğu kararlaştırılmışsa yönetim kurulu, esas sözleşmede öngörülen önemli bir sebep varsa veya devralana payların gerçek değerini ödemeyi önerirse devri reddedebilir.

Sermaye borcunu ödemeyen pay sahibi şirketten borçlanabilir mi?

Sermaye taahhüdünden doğan borçlarını tamamen ifa etmemiş pay sahiplerinin şirketten herhangi bir şekilde borç para almaları kanunen yasaklanmıştır.

Yönetim kurulu üyelerine açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süreleri nasıldır?

Tazminat isteme hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar; fiil Türk Ceza Kanununa göre daha uzun zamanaşımına tabi bir suç teşkil ediyorsa tazminat davasında da ceza zamanaşımı uygulanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu