Anonim Şirketlerde Genel Kurul Toplantı Usulü ve Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Anonim Şirketlerde Genel Kurul Toplantı Usulü ve Esasları

Genel Kurul Toplantı Türleri ve Toplanma Dönemleri

Anonim şirketlerde genel kurullar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 409/1 uyarınca olağan ve olağanüstü olmak üzere toplanır. Olağan toplantıların her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılması kanunen zorunludur. Bu olağan toplantılarda organların seçimi, finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık raporu, kârın kullanım şekli, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesi, yönetim kurulu üyelerinin ibrası ile faaliyet dönemini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konular görüşülüp karara bağlanır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 409Kaynağı aç
MADDE 409- (1) Genel kurullar olağan ve olağanüstü toplanır. Olağan toplantı her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır. Bu toplantılarda, organların seçimine, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet dönemini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakere yapılır, karar alınır. (2) Gerektiği takdirde genel kurul olağanüstü toplantıya çağrılır. (3) Aksine esas sözleşmede hüküm bulunmadığı takdirde genel kurul, şirket merkezinin bulunduğu yerde toplanır. D) Çağrı I – Yetki 1. Yetkili ve görevli organlar

Olağanüstü genel kurul toplantıları ise şirket açısından toplanmanın gerekli ve acele olduğu hallerde gerçekleştirilir. Bu toplantılar, gerek bulunması halinde yapıldığından herhangi bir zaman belirlemesine tabi değildir.

İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu ve Karar Onay Usulü

Şirket payları arasında imtiyazlı payların bulunması ve esas sözleşmede yapılacak değişiklikle imtiyazlı pay sahiplerinin haklarının kısıtlanması durumunda bu kararın onaylanması amacıyla imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu toplanır. Ancak genel kurul toplantısında imtiyazlı payları temsil eden sermayenin en az yüzde altmışı bizzat ya da temsilcileri aracılığıyla hazır bulunmuş ve çoğunlukla esas sözleşme değişikliğine olumlu oy vermişse ayrıca özel kurul toplantısı yapılmasına gerek bulunmaz.

İmtiyazlı pay sahiplerinin haklarını sınırlandıran genel kurul kararının verilmesinden itibaren bir ay içinde imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu toplantıya çağrılır. Usulüne uygun çağrıya rağmen bu özel kurul toplanamazsa genel kurul kararı onaylanmış kabul edilir.

Toplantı Yeri ve Toplantıya Çağrı Yetkisi

Genel kurul toplantıları, esas sözleşmede aksine düzenleme bulunmadığı takdirde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 409/3 gereğince şirket merkezinin bulunduğu mülki idare birimi sınırları içinde yapılır. Toplantının merkez dışındaki başka bir yerde veya yurt dışında icra edilebilmesi için esas sözleşmede açık bir hüküm yer alması şarttır.

Genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi kural olarak yönetim kuruluna aittir. Bununla birlikte yönetim kurulunun bulunmaması, toplanamaması veya toplantı nisabının oluşamaması hallerinde Türk Ticaret Kanunu m. 410 uyarınca mahkemeden izin alan herhangi bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. Ayrıca görevlendirilmiş kayyım ile tasfiye halindeki şirketlerde tasfiye memurları da genel kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahiptir.

Azlık Pay Sahiplerinin Çağrı Usulü ve Mahkeme İzni

Şirket sermayesinin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde ise en az yirmide birini oluşturan azlık pay sahipleri noter aracılığıyla ve yazılı olarak yönetim kurulundan genel kurulun toplantıya çağrılmasını talep edebilir. Yönetim kurulu bu çağrı istemini kabul ettiği takdirde genel kurul en geç kırk beş gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/2371, K. 2017/1397Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/2371 E.  ,  2017/1397 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.12.2015 tarih ve 2014/970-2015/1174 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.03.2017 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalılardan … Ltd. Şti.'nin ortaklarının %25 payla davacı …, %20 payla davacı …, %30 payla davalı … ve %25 payla … olduğunu, ortaklardan davacı …'nin 14/04/2008 tarihli genel kurul kararı ile şirket müdürü seçildiğini ve o tarihten itibaren şirket müdürlüğünü yaptığını, şirket ortaklarının … 1. Noterliği'nin 4293 yevmiye nosu ile … tarafından olağanüstü genel kurul toplantısına çağrıldığını, işbu çağrıda; olağan üstü genel kurulun şirket merkezinde 12/05/2014 tarihinde yapılacağının ve gündemin şirket müdürü …'nin azli ve yeni şirket müdürü seçimi olduğunun bildirildiğini, iş bu davet belgesinin davacı …'ye 06/05/2014 tarihinde tebliğ edildiğini, şirkette toplan %55 hisse sahibi olan davalılar … ve …'nin 12/05/2014 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket müdürü …'yi müdürlükten azlettiklerini ve müşterek imzayla yetkili olmak üzere kendilerini şirket müdürü seçtiklerini, 12/05/2014 tarihli ortaklar kurulu kararının mutlak butlanla malül olduğunu, … 1. Noterliği'nin 4293 yevmiye numaralı belgesinin Av. …'ın, … vekili sıfatı ile talebi üzerine şirket ortaklarına gönderildiğini, Av. …'ın dayanak vekaletnamesinde Ege Botanık Ltd. Şti.'nin olağan üstü genel kurula davete ilişkin herhangi bir yetkiyi içermediğini, TTK'nın 617. maddesine göre genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılabileceğini, TTK'nın 411 ve 412. maddesi birlikte incelendiğinde şirket yönetimince 7 iş günü içerisinde çağrıyı kabul edildiğinin çağrı yapana olumlu cevap verilmemesi halinde çağrının reddedildiğini, bu durumda genel kurulu toplantıya istem sahibinin çağırmasının gerektiğini, işbu çağrının toplantı tarihinden en az 15 gün içerisinde ortaklara uluşması gerektiğini ileri sürerek, 12/05/2014 tarihli genel kurul kararının, bu karar dayanak yapılarak oluşturulan 12/05/2014 tarih ve 1523 sayılı … Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ticaret sicil tasdiknamesi ve … 2. Noterliği'nin 3994 yevmiye numaralı 12/05/2014 tarihli şirketi temsil yetkisini içerir imza sirküsünün mutlak butlanla sakat olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı … vekili, müvekkilinin verdiği vekaletnamenin "olağanüstü genel kurula çağırma yetkisi" taşınmasına gerek olmadığını, bunun için özel yetkiye gerek olmadığını, kaldı ki şirkete ortak olanın davalı … olduğunu, çağrı da … adına yapıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu, … Ticaret Sicil Memurluğu'ndan, şirketin mali genel kurul yapıp ortakların müdürü ibra ettiklerine dair 2008 yılından dava tarihine kadarki 6 yıllık sürede bu gündemle toplantı yapamadığına dair alınan yazıyı da dosyaya sunduklarını, şirket müdürü Sönmez Kahvesi hakkında verilen … 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararının, bu kararda şirketi zarara soktuğunun sabit olduğunu, 2012 ve 2013 yıllarında da yapılan tespitlerde de şirketin mal varlığını oluşturan bilançoda ki bitkilerin miktarları ile sahada seralarda ve arazilerde sayıldığında tutmamakta, fiili sayımda daha fazla mal çıktığını ve dolasıyla şirketin faturasız satış yaptığı ve bundan dolayı, şirketi zarara soktuğunu, mameleki kendi zimmetine aktardığını, kasıtlı ve planlı menfaat sağladığını, bu arada şirketin mamelekini azalttığını ispatlamak istediklerini, … hakkında yeni açılan … Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki davanın iddianamesinde şirketi 418.000,00 TL zarara soktuğuna ve bu kadar parayı kendi zimmetine geçirerek güveni kötüye kullanmak suçu işletiğinin sabit olduğunun ispatlandığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, TTK'nın 411. maddesine göre genel kurulun toplantıya çağrılmasını isteme hakkının sermayenin en az 1/10'una ait şirket ortaklarına tanınması nedeniyle bu maddede şirket ortağının genel kurula çağrı yapma hakkını vekili vasıtası ile kullanıp kullanamayacağı hususunda düzenleme yoksa da, TTK hükümlerine göre oy hakkının pay sahibi olmayan temsilciler aracılığı ile kullanılması mümkün olduğu ve genel kurul çağrısının temsilci vasıtası ile yapılmasına engel teşkil eden bir düzenlemenin bulunmadığı dikkate alındığında, çağrının usulsüz olduğu ve genel kurulda alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğu iddiasının hukuken geçersiz olduğu, 12/05/2014 tarihinde, şirket müdürlerinin seçimlerine dair alınan kararın toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu (%55 oyla) ile alınması nedeniyle hukuken geçerli olduğu ve şirketin organsız olmadığı anlaşıldığından, davalı şirkete yönetici kayyım atanması talebinin de yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın ve davalı şirkete kayyım atama talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, limited şirket olağanüstü genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın limited şirketlerde genel kurulun toplanmasında çağrı usulünü düzenleyen 617/(3). maddesinde, toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanacağı düzenlenmiş olup, bu şekilde atıf yapılan TTK 411. maddede sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahiplerinin, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilecekleri, esas sözleşmeyle, çağrı hakkının daha az sayıda paya sahip pay sahiplerine tanınabileceği, yönetim kurulu çağrıyı kabul ettiği takdirde, genel kurulun en geç kırkbeş gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılacağı, aksi hâlde çağrının istem sahiplerince yapılacağı düzenlenmiş olup, TTK 412. maddesinde ise pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemlerinin yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinin karar verebileceği düzenlemiştir. Somut uyuşmazlıkta, şirketteki diğer ortaklar, yine şirkette hissedar olan davalı … vekili Av. … tarafından 05.05.2014 tarihinde noter kanalı ile 12.05.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına davet edilmiş olup, bu davet üzerine şirketin olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmıştır. Yukarıda belirtilen kanun maddeleri çerçevesinde davalılardan …'nin ister bizzat ister vekili vasıtasıyla yasada belirtilen prosedürü yerine getirmeden şirket hissedarlarını doğrudan olağanüstü genel kurulu toplantısına davet hakkının bulunmadığı, bu çağrı üzerine gerçekleştirilen genel kurulda alınan kararların butlan ile malül olduğu hususu gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yönetim kurulu azlığın çağrı veya gündeme madde konulması istemini reddederse ya da isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap vermezse, azlık pay sahipleri şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden genel kurulu toplantıya çağırma izni talep edebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/2371 Esas ve 2017/1397 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, yasal prosedür işletilmeden ve mahkeme izni alınmadan azlık pay sahiplerince doğrudan yapılan çağrı üzerine gerçekleştirilen genel kurulda alınan kararlar butlanla maluldür.

Çağrı Merasimi, İlan Süreleri ve Çağrısız Genel Kurul

Genel kurul toplantı çağrısı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 414/1 uyarınca esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla yerine getirilir. İlan ve toplantı günleri hariç olmak üzere çağrının toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılması gerekir. Sermaye Piyasası Kanunu'nun ilgili saklı hükümleri saklı kalmak üzere; pay defterinde yazılı pay sahipleriyle şirkete pay senedi veya sahiplik belgesi ibraz edip adres bildiren hissedarlara toplantı günü, gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 414Kaynağı aç
MADDE 414- (1) Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. (2) Sermaye Piyasası Kanununun 11 inci maddesinin altıncı fıkrası hükmü saklıdır. 2. Genel kurula katılmaya yetkili olan pay sahipleri

Bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin toplantıda hazır bulunması ve aralarından birinin itirazda bulunmaması durumunda çağrı merasimine uyulmaksızın çağrısız genel kurul toplanabilir ve geçerli kararlar alabilir.

Katılım, Temsil ve Oy Haklarının Kullanımı

Yönetim kurulunca düzenlenen genel kurula katılabilecekler listesinde yer alan her pay sahibi veya temsilcisi toplantıya iştirak edebilir. Temsilcinin pay sahibi olması zorunlu değildir; temsilcinin pay sahibi olmasını öngören ana sözleşme hükümleri geçersiz sayılır.

Anonim şirket genel kurulunda her pay sahibinin en az bir oy hakkı bulunmaktadır. Ancak pay sahibinin oy hakkının doğabilmesi için pay bedelinin en az dörtte birinin ya da esas sözleşmede öngörülmüşse daha yüksek bir meblağın ödenmiş olması gerekir.

Toplantı ve Karar Nisapları ile Esas Sözleşme Değişikliği

Kanunda veya esas sözleşmede aksine daha ağır bir nisap kararlaştırılmadıkça genel kurullar, Türk Ticaret Kanunu m. 418/1 uyarınca sermayenin en az dörtte birini karşılayan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır ve bu nisabın toplantı süresince korunması zorunludur. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. Kararlar, aksi yönde ağırlaştırılmış bir nisap bulunmadıkça toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile alınır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 418Kaynağı aç
MADDE 418- (1) Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. (2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir. III – Toplantı başkanlığı ve iç yönerge

Esas sözleşmeyi değiştiren genel kurul kararlarında ise Türk Ticaret Kanunu m. 421 uyarınca kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda mevcut oyların çoğunluğu aranır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/7946 Esas ve 2018/1467 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere, iptal davalarında bu yasal nisabın oluşup oluşmadığı hazirun cetveli incelenerek tespit edilmelidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/7946, K. 2018/1467Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/7946 E.  ,  2018/1467 K. "İçtihat Metni" …. Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/04/2016 tarih ve 2014/630-2016/295 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27.02.2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. . … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, davalı şirketin % 20 hissedarı olduğunu, şirket tasfiye davası ile ilgili açılan dava sonucunda 19/12/2013 tarihinde şirketin tasfiyesine karar verilerek tasfiye memuru atandığını, eski yönetimin genel kurulu toplantıya çağırma hakkı ve yetkisinin olmadığını, buna rağmen davalı şirketin 2013 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 25/04/2014 tarihinde yapıldığını, genel kurulda alınan kararların kanun, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, 4-5-6-7 ve 9 nolu kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin % 20 paylı ortağı olduğu, genel kurulu yönetim kurulunun toplantıya çağırmasının yasal mevzuata herhangi bir aykırılığının bulunmadığı, faaliyette bulunmayan ve zararda olan şirkette yönetim kuruluna verilen ücret ve huzur haklarının örtülü kazanç aktarımı niteliğinde ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, yine anılan genel kurulda hazırlanmış bir denetim raporu olmadığı ve denetçinin genel kurulda hazır bulunmadığı için bilanço ve kar – zararın onaylanmasına ilişkin 4 ve 9 numaralı gündem maddelerinin iptali koşullarının oluştuğu, 5. gündem maddesinde görüşülen yönetim kurulu ibrasında yasaya uygun yeterli çoğunluğun oluşmadığı ve denetimden yoksun yönetim kurulu ibrasının yasaya aykırı olduğu, 6. gündem maddesinde yer alan şirket taşınmazlarının satışı ve yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin kararın da yasanın aradığı % 75 oranındaki oy çoğunluğu sağlanamadığından Türk Ticaret Kanununun 538. maddesindeki nisabın oluşmadığı, şirketin tasfiyesine yönelik bir karar varken mahkeme kararının etkisizleştirilmesine yönelik alınan bu kararın da objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, 7. gündem maddesinin ana sözleşmenin 10. maddesinin tadil tasarısının görüşülmesine ilişkin olduğu, davacının elektronik genel kurul sisteminin kurulmasına karşı çıktığı, Türk Ticaret Kanunun 421. maddesi uyarınca kanun ve ana sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı taktirde esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınacağının öngörüldüğü, söz konusu değişikliğin % 60 oy oranı ile kabul edildiği, …/… bu açıdan söz konusu gündem maddesinin iptali koşullarının ise gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 25/04/2014 tarihli olağan genel kurulunda alınan 4-5-6 ve 9 numaralı kararların iptaline, 7 numaralı kararın iptaline yönelik istemin ise reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nin 421. maddesinde, kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınacağı düzenlenmiştir. Ancak mahkeme gerekçesinde ve genel kurul tutanağında 7. gündem maddesinin % 60 oy oranı ile kabul edildiği belirtilmişse de; dosyada hazirun cetveli bulunmadığından TTK 421. maddesinde öngörülen nisabın oluşup oluşmadığı anlaşılamamıştır. Dava konusu genel kurul tutanağından şirketin 6000 paydan oluştuğu, 4800 pay sahibinin toplantıya katıldığı, ana sözleşme değişikliğine ilişkin 7. maddenin oylamasında davacı ile dava dışı .. .’ın olumsuz oy kullandığı, yine dosyada mevcut şirkete ait faaliyet raporundan davacının 1200, dava dışı .. ..’ın ise 1200 paya sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece iptali istenen genel kurul toplantısına ait hazirun cetveli dosya içerisine getirtilerek toplantıya katılan ve olumsuz oy kullanan payların belirlenip, TTK 421. maddesinde öngörülen nisabın oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamıştır. Kaldı ki; davacı ana sözleşme değişikliğine ilişkin 7. gündem maddesinin tadil metni ile eski metnin aynı olmasına rağmen genel kurulda karara bağlanmasının genel kurul toplantılarına ilişkin yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu, yine alınan kararların yasaya ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ancak mahkemece davacının bu iddiaları yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmaması dahi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ….

Kâr Dağıtım Kararlarında Dürüstlük Kuralı

Genel kurulun kâr dağıtımına ilişkin kararlarında şirketin mali yapısı ve karşı karşıya olduğu hukuki riskler dikkate alınır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/7248 Esas ve 2018/906 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, aleyhe açılan davalar sebebiyle şirketin nakit ihtiyacının bulunması ve bu risklerin somut delillerle ortaya konulması durumunda genel kurulun kârın bir kısmını dağıtıp kalan kısmını dağıtmama kararı dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/7248, K. 2018/906Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/7248 E.  ,  2018/906 K. "İçtihat Metni" …. Taraflar arasında görülen davada .. … 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.03.2016 tarih ve 2014/841-2016/180 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.02.2018 günü hazır bulunan davalı vekili Av. … ile davacı vekili…..dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 16/08/2010 tarihinde yapılan davalı anonim şirketin 2007-2008-2009 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna, şirket ana sözleşmesine ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek; davalı şirketin 16/08/2010 günü yapılan genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu genel kurul toplantısının usul ve yasaya uygun olduğunu, genel kurul gündem maddeleriyle alınan kararların iptalini gerektiren bir husus bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davaya konu davalı şirket genel kurul toplantısında alınan gündemin 11. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmasalar da diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında oy kullandıklarının anlaşıldığı, 6762 Sayılı TTK m. 374/2 de yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmayacakları gibi diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında da oy kullanılmayacaklarının açıkça belirtildiği, yönetim kurulu üyeleri ……… ve …ibra oylamasında çoğunluk sağlanamadığından geçerli şekilde alınmış bir ibra kararının bulunmadığı, bu yasak murakıplar bakımından söz konusu olmadığından murakıpların geçerli oy nisabıyla ibra edilmiş olduklarının anlaşıldığı, esas sermayenin artırımının haklı bir gerekçeye dayanmasının zorunlu olmadığı, kural olarak artırım kararının geçerli olduğu ancak artırımın kötü niyetli ve azınlığın bu yolda ezilmesinin sağlanması amacına yönelik yapıldığının kanıtlanması durumunda iptalinin mümkün olduğu, somut olayda, sermaye arttırım kararının çoğunluk oyu ile alındığı, şirketin ekonomik ve ticari durumu dikkate alındığında alınan sermaye artırım kararının dürüstlük kuralına aykırı şekilde alındığı iddiasının kanıtlanamadığı, kar payının dağıtımı hakkında karar alınırken gerekçe göstermeye gerek olmadığı ancak iptal davası -/- açıldığı taktirde şirketin hangi gerekçeye dayandığını göstermesi gerektiği, davalı şirketin açılan davalardan kaynaklanan riskleri gerekçe göstererek %25 oranında gerçekleşen kar dağıtım kararını açıklamaya çalıştığı ancak gerekçe gösterilen risklerin şirket gelirlerinden karşılanabilecek miktarlar olduğu, olağanüstü yedek akçe ayrılmasını gerektirecek boyutta bir risk bulunmadığı ve davalı şirketin sürdürdüğü bir faaliyeti de bulunmaması da dikkate alınarak davalı şirketin geri kalan karı dağıtmamak şeklindeki gerekçesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, genel kurulda alınan diğer kararların iptallerini gerektirecek iddiaların yasal delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 16/08/2010 tarihinde yapılan genel kurulda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin ve şirketin karının %25 oranında dağıtılmasına ilişkin kararların iptaline, alınan diğer kararların iptallerine ilişkin talebin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının davalı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, davalı anonim şirketin 16/08/2010 tarihli genel kurulunda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptali isteğine ilişkindir. Dava konusu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 381. maddesi uyarınca, kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine, tarihlerinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. Davalı şirketin dava konusu 16/08/2010 tarihli genel kurulunun 14. gündem maddesiyle şirketin 2009 yılı karının vergi ve yasal yükümlülüklerin ayrılmasından sonra %25 inin şirket ortaklarına hisseleri oranında dağıtılması müzakere edilmiş, davacı dağıtılmamış tüm karların dağıtılmasını istediğini beyan etmiş ve bu konudaki muhalefetini bildirmiş, yapılan oylama sonucunda 2009 yılı şirket kârından kanun ve anasözleşme gereği yapılması gereken miktarlar ayrıldıktan sonra kalan kısmın %25'inin ortaklara payları oranında en geç 31/12/2010 tarihine kadar dağıtılması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir. Mahkemece, davalı şirketin açılan davalardan kaynaklanan riskleri gerekçe göstererek %25 oranında gerçekleşen kâr dağıtım kararını açıklamaya çalıştığı, ancak gerekçe gösterilen risklerin şirket gelirlerinden karşılanabilecek miktarlar olduğu, olağanüstü yedek akçe ayrılmasını gerektirecek boyutta bir risk bulunmadığı ve davalı şirketin sürdürdüğü bir faaliyetinin de bulunmaması dikkate alınarak davalı şirketin geri kalan karı dağıtmamak şeklindeki gerekçesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davalı şirketin 16/08/2010 tarihinde yapılan genel kurulda alınan şirketin karının %25 oranında dağıtılmasına ilişkin kararın da iptaline karar verilmiştir. Davalı şirketin davacı ve davalı olarak yer aldığı dava dosyalarına ilişkin ibraz edilen deliller ile özellikle davalı şirketin hissedar olduğu taşınmazların dava konusu edildiği ortaklığın giderilmesi davasının varlığı nazara alındığında, davalı şirket vekilince sunulan ortaklığın giderilmesine karar verildiği takdirde taşınmazların davalı şirket elinden çıkmaması için şirket hissesi dışında kalan kısımların bedelini karşılayacak kadar paraya ihtiyaç duyulacağı savunmasının yerinde olduğu kabul edilmelidir. Davalı şirketin ekonomik ve ticari durumu dikkate alındığında alınan sermaye artırım kararının dürüstlük kuralına aykırı şekilde alındığı iddiasının kanıtlanamadığı da kabul edildiğine göre, şirketin açılan davalar nedeniyle nakit ihtiyacının bulunduğu, bu nedenle dava konusu genel kurulda alınan davalı şirketin karının %25 oranında dağıtılması geri kalan karın ise dağıtılmaması şeklindeki kararın afaki iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken anılan bu maddeye ilişkin iptal isteminin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. -/- SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ….

Bakanlık Temsilcisi Bulundurma Zorunluluğu

Anonim şirket genel kurullarında kural olarak Bakanlık temsilcisi bulundurma zorunluluğu kaldırılmıştır. Bununla birlikte kuruluş ve esas sözleşme değişikliği Bakanlık iznine tabi şirketlerin bütün genel kurul toplantılarında Bakanlık temsilcisinin bulunması şarttır.

Bakanlık iznine tabi olmayan diğer anonim şirketlerde ise gündeminde sermayenin artırılması veya azaltılması, kayıtlı sermaye sistemine geçilmesi ya da bu sistemden çıkılması, kayıtlı sermaye tavanının artırılması, faaliyet konusunun değiştirilmesine ilişkin esas sözleşme değişikliği ile birleşme, bölünme ve tür değişikliği bulunan genel kurul toplantılarında Bakanlık temsilcisi bulundurulması zorunludur. Genel kurula elektronik ortamda katılım sistemini uygulayan şirketlerin toplantılarında, yurt dışında yapılacak tüm genel kurul toplantılarında ve yurt dışında icra edilecek imtiyazlı pay sahipleri özel kurul toplantılarında da Bakanlık temsilcisinin hazır bulunması mecburidir.

Olağan genel kurul toplantısı ne zaman yapılmalıdır?

Olağan genel kurul toplantısı Türk Ticaret Kanunu m. 409/1 uyarınca her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılmalıdır.

Azlık pay sahipleri doğrudan genel kurul çağrısı yapabilir mi?

Azlık pay sahipleri doğrudan çağrı yapamaz; önce noterden yönetim kuruluna başvurmalı, istem reddedilir veya süresinde cevap verilmezse mahkemeden izin almalıdır. İzin alınmadan doğrudan yapılan çağrı üzerine toplanan genel kurul kararları butlanla maluldür.

Bütün pay sahipleri katıldığında çağrısız genel kurul yapılabilir mi?

Bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin toplantıda hazır bulunması ve aralarından birinin itiraz etmemesi halinde çağrı usulüne uyulmaksızın çağrısız genel kurul toplanabilir.

Bakanlık temsilcisi bulundurma zorunluluğu hangi genel kurullarda devam eder?

İzne tabi şirketlerin tüm genel kurullarında; diğer şirketlerde ise sermaye değişiklikleri, kayıtlı sermaye işlemleri, faaliyet konusu tadili, birleşme, bölünme, tür değişikliği, elektronik genel kurullar ve yurt dışı toplantılarında Bakanlık temsilcisi zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu