Anonim Şirketlerde TTK Uyarınca Bağımsız Denetim Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Anonim Şirketlerde TTK Uyarınca Bağımsız Denetim Esasları

Anonim Şirketlerde Bağımsız Denetime Tabi Olma Şartları

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 397/4 uyarınca tüm anonim şirketler bağımsız denetim kapsamında yer almamakta olup denetime tabi olacak şirketler Cumhurbaşkanınca belirlenir. Bu çerçevede belirlenen aktif toplamı, yıllık net satış hasılatı ve çalışan sayısı olmak üzere üç temel ölçütten en az ikisinin sınırlarını art arda iki hesap döneminde aşan sermaye şirketleri, sonraki hesap döneminden itibaren bağımsız denetime tabi hale gelir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 397Kaynağı aç
MADDE 397- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/18 md.) Dördüncü fıkra uyarınca denetime tabi olan anonim şirketlerin ve şirketler topluluğunun finansal tabloları denetçi tarafından, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yayımlanan uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu Türkiye Denetim Standartlarına göre denetlenir. Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu içinde yer alan finansal bilgilerin, denetlenen finansal tablolar ile tutarlı olup olmadığı ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı da denetim kapsamı içindedir. (2) (Değişik: 26/6/2012-6335/18 md.) Denetime tabi olanlar, hazırlanmış olan finansal tablolarının denetimden geçip geçmediğini, denetimden geçmiş ise denetçi görüşünü ilgili finansal tablonun başlığında açıkça belirtmek zorundadır. Bu hüküm, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu için de uygulanır. Denetime tabi olduğu hâlde, denetlettirilmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, düzenlenmemiş hükmündedir. (3) Şirketin ve topluluğun finansal tabloları ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporunun sunulmasından sonra değiştirilmişse ve değişiklik denetleme raporlarını etkileyebilecek nitelikteyse, finansal tablolar ile, birinci fıkra çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu yeniden denetlenir. Yeniden denetleme ve bunun sonucu, raporda özel olarak açıklanır. Denetçi görüşünde de yeniden denetlemeyi yansıtan uygun eklere yer verilir. (4) (Ek: 26/6/2012-6335/18 md.) 398 inci madde kapsamında denetime tabi olacak şirketler Cumhurbaşkanınca belirlenir.[52] (5) (Ek: 28/3/2013-6455/80 md.) Dördüncü fıkra kapsamı dışında kalan anonim şirketler (…)[53] bu fıkra hükümlerine göre denetlenir. Denetime ilişkin usul ve esaslar ile bu fıkra uyarınca denetim yapacak denetçilerin niteliklerine, uyacakları etik ilkelere, görev ve yetkilerine, seçilmelerine, görevden alınmalarına veya ayrılmalarına; denetimin ve denetim raporlarının içeriğine ve raporun genel kurula sunulmasına ilişkin hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Kanunun denetçinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri, bu fıkra uyarınca denetim yapacak denetçilere de kıyasen uygulanır.52 (6) (Ek: 28/3/2013-6455/80 md.) Beşinci fıkra kapsamında denetime tabi olduğu hâlde söz konusu denetimi yaptırmayanların finansal tabloları ve yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu düzenlenmemiş hükmündedir. B) Konu ve kapsam

Bağımsız denetime tabi şirketler, belirlenen üç ölçütten en az ikisine ait sınırların art arda iki hesap döneminde altında kalmaları ya da bir hesap döneminde bu sınırların en az ikisinin yüzde yirmi veya daha fazla altında kalmaları durumunda, sonraki hesap döneminden itibaren bağımsız denetim kapsamından çıkarılır. Ayrıca bağımsız denetime tabi anonim şirketlerin genel kurul toplantılarına denetçinin katılımı aranır.

Bağımsız Denetçinin Seçimi, Tescili ve İlanı

Anonim şirketlerde denetçi şirket genel kurulu, şirketler topluluğunda ise ana şirketin genel kurulu tarafından seçilir. 6102 sayılı Kanun'un 399 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince seçimin her faaliyet dönemi ve her hâlde denetçinin görev yapacağı faaliyet dönemi bitmeden gerçekleştirilmesi zorunludur. Bağımsız denetçi genel kurul kararıyla seçildikten sonra denetim sözleşmesinin imzalanmasıyla atanmış olur. Seçimin ardından yönetim kurulu gecikmeksizin denetleme görevinin hangi denetçiye verildiğini ticaret siciline tescil ettirir, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile şirketin internet sitesinde ilan eder.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 399Kaynağı aç
MADDE 399- (1) Denetçi, şirket genel kurulunca; topluluk denetçisi, ana şirketin genel kurulunca seçilir. Denetçinin, her faaliyet dönemi ve her hâlde görevini yerine getireceği faaliyet dönemi bitmeden seçilmesi şarttır. Seçimden sonra, yönetim kurulu, gecikmeksizin denetleme görevini hangi denetçiye verdiğini ticaret siciline tescil ettirir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile internet sitesinde ilan eder. (2) Denetçiden denetleme görevi, sadece dördüncü fıkrada öngörüldüğü şekilde ve başka bir denetçi atanmışsa geri alınabilir. (3) Konsolidasyona dâhil olan ana şirketin finansal tablolarını denetlemek için seçilen denetçi, başka bir denetçi seçilmediği takdirde, topluluk finansal tablolarının da denetçisi kabul edilir. (4) Şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi; a) Yönetim kurulunun, b) Sermayenin yüzde onunu, halka açık şirketlerde esas veya çıkarılmış sermayenin yüzde beşini oluşturan pay sahiplerinin, istemi üzerine, ilgilileri ve seçilmiş denetçiyi dinleyerek, seçilmiş denetçinin şahsına ilişkin haklı bir sebebin gerektirmesi, özellikle de onun taraflı davrandığı yönünde bir kuşkunun varlığı hâlinde, başka bir denetçi atayabilir. (5) Görevden alma ve yeni denetçi atama davası, denetçinin seçiminin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren üç hafta içinde açılır. Azlığın bu davayı açabilmesi için, denetçinin seçimine genel kurulda karşı oy vermiş, karşı oyunu tutanağa geçirtmiş ve seçimin yapıldığı genel kurul toplantısı tarihinden itibaren geriye doğru en az üç aydan beri, şirketin pay sahibi sıfatını taşıyor olması şarttır. (6) Faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi seçilememişse, denetçi, yönetim kurulunun, her yönetim kurulu üyesinin veya herhangi bir pay sahibinin istemi üzerine, dördüncü fıkrada gösterilen mahkemece atanır. Aynı hüküm, seçilen denetçinin görevi red veya sözleşmeyi feshetmesi, görevlendirme kararının iptal olunması, butlanı veya denetçinin kanuni sebeplerle veya diğer herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi veya görevini yapmaktan engellenmesi hâllerinde de uygulanır. Mahkemenin kararı kesindir. (Ek iki cümle: 5/6/2017-KHK-691/8 md.; Aynen kabul: 31/1/2018-7069/8 md.) Kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yürütülen şirketlerde faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi seçilememiş olması halinde denetçi, şirket yönetim kurulunun teklifi üzerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanır. Bakan bu yetkisini Fon Kuruluna devredebilir. (7) Denetçinin mahkeme tarafından atanması durumunda, emsal dikkate alınarak, ücreti ile muhtemel giderler için mahkeme veznesine yatırılması gereken ön ödeme mahkemece belirlenir. Bunlara üç iş günü içinde itiraz edilebilir. Mahkeme kararı kesindir. (8) Denetçi denetleme sözleşmesini, sadece haklı bir sebep varsa veya kendisine karşı görevden alınma davası açılmışsa feshedebilir. Görüş yazısının içeriğine ilişkin fikir ayrılıkları ile denetlemenin şirketçe sınırlandırılmış olması veya görüş yazısı vermekten kaçınma haklı sebep sayılamaz. Denetçinin sözleşmeyi feshi yazılı ve gerekçeli olmalıdır. Denetçi fesih tarihine kadar elde ettiği sonuçları genel kurula sunmakla yükümlüdür; bu sonuçlar 402 nci maddeye uygun bir rapor hâline getirilerek genel kurula verilir. (9) Denetçi altıncı fıkra hükmüne göre fesih ihbarında bulunduğu takdirde, yönetim kurulu hemen, geçici bir denetçi seçer ve fesih ihbarını genel kurulun bilgisine, seçtiği denetçiyi de aynı kurulun onayına sunar. II – Denetçi olabilecekler

Faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi seçilememişse; yönetim kurulunun, yönetim kurulu üyelerinden her birinin veya herhangi bir pay sahibinin istemi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince denetçi atanır. Seçilen denetçinin görevi reddetmesi, sözleşmeyi feshetmesi, görevlendirme kararının iptali veya butlanı ile denetçinin kanuni ya da fiili sebeplerle görevini yapamaması veya engellenmesi hâllerinde de aynı usul işletilir ve mahkemenin verdiği karar kesindir.

Denetçi Olabilecek Kişiler, Rotasyon ve Hizmet Yasakları

6102 sayılı Kanun'un 400 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bağımsız denetçi; 3568 sayılı Kanun hükümlerine göre ruhsat almış yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir unvanını haiz ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen kişiler ile ortakları bu kişilerden oluşan sermaye şirketleri arasından seçilebilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 400Kaynağı aç
MADDE 400- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/19 md.) Denetçi, bağımsız denetim yapmak üzere, 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre ruhsat almış yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir unvanını taşıyan ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen kişiler ve/veya ortakları bu kişilerden oluşan sermaye şirketi olabilir. Aşağıdaki hâllerden birinin varlığında, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir ve/veya sermaye şirketi ve bunların ortaklarından biri ve bunların ortaklarının yanında çalışan veya bu cümlede anılan kişilerin mesleği birlikte yaptıkları kişi veya kişiler, ilgili şirkette denetçi olamaz. Şöyle ki, önceki cümlede sayılanlardan biri; a) Denetlenecek şirkette pay sahibiyse, b) Denetlenecek şirketin yöneticisi veya çalışanıysa veya denetçi olarak atanmasından önceki üç yıl içinde bu sıfatı taşımışsa, c) Denetlenecek şirketle bağlantısı bulunan bir tüzel kişinin, bir ticaret şirketinin veya bir ticari işletmenin kanuni temsilcisi veya temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, yöneticisi veya sahibiyse ya da bunlarda yüzde yirmiden fazla paya sahipse yahut denetlenecek şirketin yönetim kurulu üyesinin veya bir yöneticisinin alt veya üst soyundan biri, eşi veya üçüncü derece dâhil, üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısmıysa, d) Denetlenecek şirketle bağlantı hâlinde bulunan veya böyle bir şirkette yüzde yirmiden fazla paya sahip olan bir işletmede çalışıyorsa veya denetçisi olacağı şirkette yüzde yirmiden fazla paya sahip bir gerçek kişinin yanında herhangi bir şekilde hizmet veriyorsa, e) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının düzenlenmesinde denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunmuşsa, f) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının çıkarılmasında denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunduğu için (e) bendine göre denetçi olamayacak gerçek veya tüzel kişinin veya onun ortaklarından birinin kanuni temsilcisi, temsilcisi, çalışanı, yönetim kurulu üyesi, ortağı, sahibi ya da gerçek kişi olarak bizzat kendisi ise, g) (a) ilâ (f) bentlerinde yer alan şartları taşıdığı için denetçi olamayan bir denetçinin nezdinde çalışıyorsa, h) Son beş yıl içinde denetçiliğe ilişkin meslekî faaliyetinden kaynaklanan gelirinin tamamının yüzde otuzundan fazlasını denetlenecek şirkete veya ona yüzde yirmiden fazla pay ile iştirak etmiş bulunan şirketlere verilen denetleme ve danışmanlık faaliyetinden elde etmişse ve bunu cari yılda da elde etmesi bekleniyorsa, denetçi olamaz. (2) (Değişik: 26/6/2012-6335/19 md.) On yıl içinde aynı şirket için toplam yedi yıl denetçi olarak seçilen denetçi üç yıl geçmedikçe denetçi olarak yeniden seçilemez. (Değişik ikinci cümle: 28/3/2013-6455/81 md.) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve bu fıkrada belirtilen süreleri kısaltmaya yetkilidir. (3) Denetçi, denetleme yaptığı şirkete, vergi danışmanlığı ve vergi denetimi dışında, danışmanlık veya hizmet veremez, bunu bir yavru şirketi aracılığıyla yapamaz. (4) (Mülga: 26/6/2012-6335/19 md.) D) İbraz yükümü ve bilgi alma hakkı

Denetçi, denetleme yaptığı şirkete vergi danışmanlığı ve vergi denetimi haricinde danışmanlık veya hizmet veremez ve bu yasağı bir yavru şirketi aracılığıyla da uygulayamaz. On yıl içinde aynı şirket için toplam yedi yıl denetçi olarak seçilen denetçi, üç yıl geçmedikçe aynı şirkette yeniden görev alamaz. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu bu rotasyon sürelerini kısaltmaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir. Denetim sözleşmesi seçilen hesap dönemi için yazılı akdedilir; sözleşmede denetim harici başka hizmet öngörülemez ve ücret denetim faaliyeti haricinde başka bir şarta bağlanamaz.

Bağımsız Denetimin Kapsamı ve Yürütülme İlkeleri

Denetime tabi anonim şirketlerin ve şirketler topluluğunun finansal tabloları, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yayımlanan uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye Denetim Standartlarına göre incelenir. Denetim; envanterin, muhasebenin, Türkiye Denetim Standartlarının öngördüğü ölçüde iç denetimin, 378 inci madde kapsamındaki raporların ve yönetim kurulu yıllık faaliyet raporundaki finansal bilgilerin finansal tablolarla uyumunun denetimidir. Süreç, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kanuna ve esas sözleşmeye uygunluğun incelenmesiyle şirketin dürüst resim ilkesine uygunluğunu belirlemeyi hedefler.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 398Kaynağı aç
MADDE 398- (1) Şirketin ve topluluğun finansal tabloları ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun denetimi; envanterin, muhasebenin ve Türkiye Denetim Standartlarının öngördüğü ölçüde iç denetimin, bu Bölüm hükümleri anlamında 378 inci madde uyarınca verilen raporların ve 397 nci maddenin birinci fıkrası çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun denetimidir. Bu denetim, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kanuna ve esas sözleşmenin finansal tablolara ilişkin hükümlerine uyulup uyulmadığının incelenmesini de kapsar. Denetleme, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun belirlediği esaslar bağlamında, denetçilik mesleğinin gerekleriyle etiğine uygun bir şekilde ve özenle gerçekleştirilir. Denetleme, şirketin ve topluluğun, malvarlıksal ve finansal durumunun 515 inci madde anlamında dürüst resim ilkesine uygun olarak yansıtılıp yansıtılmadığını, yansıtılmamışsa sebeplerini, dürüstçe belirtecek şekilde yapılır.[54] (2) Denetim; a) Şirketin finansal tablolarının ve 397 nci maddenin birinci fıkrası ve 402 nci maddenin ikinci fıkrası çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun, b) Topluluğun konsolide finansal tablolarının ve 397 nci maddenin birinci fıkrası ve 402 nci maddenin ikinci fıkrası çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun, denetçinin denetleme sırasında elde ettiği bilgilerle uyum içinde olup olmadığını belirtip açıklayacak şekilde yapılır. (3) Topluluğun finansal tablolarının denetiminden sorumlu olan denetçi, topluluğun konsolide tablolarına alınan şirketlerin finansal tablolarını, özellikle konsolidasyona bağlı uyarlamaları ve mahsupları, birinci fıkra anlamında inceler; meğerki, konsolidasyona alınan şirket, kanun gereği veya böyle bir gereklilik bulunmaksızın, bu Bölüm hükümlerine uygun olarak denetlenmiş olsun. Bu istisna, merkezi yurt dışında bulunan bir şirketin bu Kanunun öngördüğü denetimle eş değer bir denetime tâbî tutulmuş olması hâlinde de geçerlidir. (4) Denetçi, yönetim kurulunun şirketi tehdit eden veya edebilecek nitelikteki riskleri zamanında teşhis edebilmek ve risk yönetimini gerçekleştirebilmek için 378 inci maddede öngörülen sistemi ve yetkili komiteyi kurup kurmadığını, böyle bir sistem varsa bunun yapısı ile komitenin uygulamalarını açıklayan, ayrı bir rapor düzenleyerek, denetim raporuyla birlikte, yönetim kuruluna sunar. Bu raporun esasları Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca belirlenir.[55] C) Denetçi I – Seçim, görevden alma ve sözleşmenin feshi

6102 sayılı Kanun'un 398 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca denetçi; yönetim kurulunun şirketi tehdit eden riskleri zamanında teşhis etmek ve risk yönetimini sağlamak amacıyla öngörülen sistemi ve yetkili komiteyi kurup kurmadığını inceler. Söz konusu sistemin yapısını ve komite uygulamalarını açıklayan ayrı bir rapor düzenleyerek bağımsız denetim raporuyla birlikte yönetim kuruluna sunar.

Denetim Yaptırmamanın Yaptırımı ve Rapor Uyuşmazlıkları

Denetime tabi şirketler, hazırladıkları finansal tabloların ve yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunun denetimden geçip geçmediğini, geçmiş ise denetçi görüşünü ilgili belgenin başlığında açıkça belirtmekle yükümlüdür. Bağımsız denetime tabi olduğu hâlde denetlettirilmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, 6102 sayılı Kanun m. 397/2 gereğince düzenlenmemiş hükmündedir.

Şirketin finansal tabloları ile yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu denetleme raporunun verilmesinden sonra değiştirilmişse ve bu değişiklik raporu etkileyebilecek mahiyetteyse söz konusu tablolar ve rapor yeniden denetlenir; yeniden denetleme ve sonucu raporda özel olarak açıklanır. Şirket ile denetçi arasında finansal tablolara, yılsonu hesaplarına ve faaliyet raporuna ilişkin mevzuat veya esas sözleşme hükümlerinin yorumu ya da uygulanması konusunda görüş ayrılığı doğması hâlinde; yönetim kurulunun veya denetçinin istemi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi dosya üzerinden karar verir. Verilen karar kesin olup 6102 sayılı Kanun m. 405/2 uyarınca dava giderlerinin borçlusu şirkettir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 405Kaynağı aç
MADDE 405- (1) Şirket ile denetçi arasında şirketin ve topluluğun yılsonu hesaplarına, finansal tablolarına ve yönetim kurulunun faaliyet raporuna ilişkin, ilgili kanunun, idari tasarrufun veya esas sözleşme hükümlerinin yorumu veya uygulanması konusunda doğan görüş ayrılıkları hakkında, yönetim kurulunun veya denetçinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi dosya üzerinden karar verir. Karar kesindir. (2) Dava giderlerinin borçlusu şirkettir. I) Topluluk ilişkileri için özel denetçi denetimi

Denetçinin Görevden Alınması, Fesih ve Genel Kurul Kararları

Genel kurulca seçilen denetçiden denetleme görevi kural olarak sadece başka bir denetçi atanmışsa geri alınabilir; bunun dışında görevden alma ancak mahkeme kararıyla mümkündür. Seçilmiş denetçinin şahsına ilişkin haklı bir sebebin varlığı veya taraflı davrandığı kuşkusu hâlinde, yönetim kurulunun ya da sermayenin yüzde onunu (halka açık şirketlerde yüzde beşini) temsil eden pay sahiplerinin istemiyle asliye ticaret mahkemesince başka bir denetçi atanabilir. Görevden alma ve yeni denetçi atama davası, seçimin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren üç haftalık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Azlığın bu davayı açabilmesi için seçime genel kurulda karşı oy verip tutanağa geçirtmiş olması ve toplantı tarihinden geriye doğru en az üç aydır pay sahibi sıfatını taşıması zorunludur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/507, K. 2024/8793Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2024/507 E.  ,  2024/8793 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1483 Esas, 2023/2052 Karar HÜKÜM : Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/486 E., 2021/547 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hissedarı olduğu davalı şirketin 16.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 8 nolu karar gereğince şirketi denetlemek üzere … Bağımsız Denetim Ve Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.'nin seçildiğini, ancak söz konusu denetim firmasının aynı zamanda davalı şirketin ortaklarına ait … Dış Tic. Ltd. Şti.'nin kiracısı olduğunu ve aynı binada faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek denetim şirketi tarafsız ve bağımsız olarak denetim yapamayacağından söz konusu denetim firmasının seçilmesine ilişkin 8 nolu genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın süresinde açılmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 399 uncu maddesi uyarınca bu davanın denetçi atanmasına dair kararın Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesinden itibaren 3 haftalık süre içerisinde açılması gerektiğini, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, ayrıca davacının şirketteki hissesi dikkate alındığında dava açma ve taraf olma ehliyetinin bulunmadığını, seçilen denetçinin de anılan Kanun'un 400 üncü maddesinde belirtilen engel bir duruma sahip olmadığını, usul ve yasaya uygun şekilde atandığını ve göreve başladığını, davacının genel kurulda başka bir bağımsız denetim şirketi önermediğini, kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının şirket hissedarı olarak genel kurul kararına karşı yasada ön görülen 3 aylık süre içinde davasını açtığı ve aynı zamanda davacının hissesini temsil edenin, alınan karara yönelik olarak muhalefet şerhini tutanağa yazdırmış olduğu, dava konusu yapılan genel kurul toplantısında denetçi olarak seçilen … Bağımsız Denetim A.Ş.'nin adresi ile davalı şirketin ortaklarına ait … Dış Tic. Ltd. Şti ile aynı olduğu, denetim şirketinin belirtilen şirketin kiracısı olarak faaliyetini aynı binada sürdürdüğü, iptale konu genel kurul kararında denetçi olarak seçilen denetim şirketinin davalı şirket ile dolaylı da olsa (ortakları aynı olan dava dışı şirketin kiracısı olması) ilişkisinin bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un 400/1-c maddesine göre denetlenecek şirketle bağlantısı bulunan tüzel kişinin denetçi olamayacağı, anonim şirketlerin bağımsız ve tarafsız denetim şirketi tarafından denetlenmesine ilişkin hükmün emredici nitelikte olduğu, denetleyecek şirket ile denetlenecek davalı şirket arasında dolaylı da olsa ilişki bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, kanuna aykırı olan 8 nolu kararın iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince denetçinin seçimi ve görevden alınmasını düzenleyen TTK'nin 399 uncu maddesinin 399 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarının birlikte değerlendirilmesi ve denetçi seçiminin genel kurulun devredilemez yetkileri kapsamında olması da nazara alındığında, kanun koyucunun, her halükarda bir genel kurul kararı ile seçilecek denetçinin tarafsızlığından şüphe edilmesi nedeniyle görevden alınması için açılacak davayı bu madde ile özel olarak düzenlediğinin anlaşıldığı, somut olayda her ne kadar davacı yanca davanın genel kurul kararının iptali davası olarak açıklanmış ise de hukuki nitelendirmenin mahkemeye ait olduğu, davanın, anılan maddenin dördüncü fıkrası uyarınca açılmış bir denetçinin görevden alınması davası olduğu, bu durumda denetçi seçiminin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilanından itibaren üç haftalık süre içerisinde açılabileceği, dava tarihi olan 28.05.2021 tarihi itibariyle üç haftalık hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek, davanın HMK'nin 114/2 nci maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirket genel kurulu ile atanan denetçinin görevden alınması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

6102 sayılı Kanun'un 399 uncu maddesi uyarınca denetçi, denetleme sözleşmesini sadece haklı bir sebep varsa veya kendisine karşı görevden alınma davası açılmışsa feshedebilir. Görüş yazısının içeriğine ilişkin fikir ayrılıkları, denetlemenin şirketçe sınırlandırılması veya görüş yazısı vermekten kaçınma durumları haklı fesih sebebi sayılmaz. Fesih yazılı ve gerekçeli olmalıdır. Sözleşmeyi fesheden denetçi, fesih tarihine kadar elde ettiği sonuçları bir rapor hâline getirerek genel kurula sunmakla yükümlüdür. Fesih ihbarında bulunulması halinde yönetim kurulu hemen geçici bir denetçi seçerek fesih ihbarını genel kurulun bilgisine, seçtiği denetçiyi de genel kurulun onayına sunar.

Anonim şirketin denetime tabi bulunması ve yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin dolması sebebiyle olağanüstü genel kurul yapılmasının zorunlu olması, genel kurul süreçlerindeki mevzuat ve esas sözleşme ihlallerini ortadan kaldırmaz. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2023/1385, K. 2024/5262 sayılı kararında da belirtildiği üzere, toplantı zorunluluğunun bulunması kanuna aykırılığı gidermeyeceği için, yönetim kurulu üyelerine çağrı ve gündem önerisi usulünce ulaştırılmadan ve nisap kuralları çiğnenerek alınan seçim kararları hukuka aykırılık teşkil eder. Kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararları aleyhine, 6102 sayılı Kanun m. 445 ve m. 446 uyarınca karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilir. Genel kurullar kural olarak, kanunda veya esas sözleşmede daha ağır nisap yoksa sermayenin en az dörtte birini karşılayan pay sahipleriyle toplanır ve kararlar hazır bulunan oyların çoğunluğuyla alınır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1385, K. 2024/5262Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2023/1385 E.  ,  2024/5262 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/173 Esas, 2022/1857 Karar HÜKÜM : Yeniden hükümle davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/440 E., 2019/1183 K. Taraflar arasındaki asıl davada; genel kurul kararlarının mutlak butlanla batıl olması sebebiyle iptaline, Birleşen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/536 E. sayılı davada, yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, Birleşen davada; 2018/544 E. sayılı dosyasıyla, yönetim kurulu kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hükümle asıl ve birleşen davalarda davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA ASIL DAVADA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2013 yılından itibaren davalı şirketin %36.249 oranında ortağı olduğunu davalı şirketin 16.02.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu seçimine İlişkin 2 numaralı ve bağımsız denetçi seçimine ilişkin 3 numaralı kararların butlanına karar verilmesi gerektiğini, esas sözleşmeye göre payların A ve B grubu olmak üzere iki gruba ayrıldığını, 9. madde ile gruplara yönetim kuruluna aday önerme hakkı tanındığını, bu hüküm gereği yönetim kurulunun 3 kişi A grubu pay sahipleri tarafından, 2 kişinin B grubu pay sahipleri tarafından önerilen yönetim kurulu üyeleri olmak üzere toplam 5 kişiden oluştuğunu A grubu hissedarların davacı B grubu hissedarlara haber vermeden aldıkları ve butlanı talep edilen 19.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararına istinaden B grubu hissedarın bilgisi dışında dava konusu 16.02.2018 tarihli genel kurulu yaptıklarını, davacının 26.04.2018 günü durumdan haberdar olduğunu; esas sözleşmenin 9. ve 11. maddesi gereği, alınan kararların önemli kararlardan olduğunu ve karar nisabının sağlanması için B grubu hissedarların olumlu oylarının bulunması gerektiğini; yönetim kurulunun seçimine ilişkin 3 kişinin A grubu tarafından, 2 kişinin de B grubu tarafından aday olarak önerilmesi gerektiğini; B grubu hissedarın bilgisi olmaması sebebiyle katılamadığından imtiyazlı paylardan doğan haklarını kullanamadığını; yapılan genel kurulda 3 kişi (A) grubu tarafından önerilen ve 2 kişi de yine A grubu ile organik bağı bulunan kişiler arasından seçildiğini, yine seçilen bağımsız denetçinin A grubunun öteden beri çalıştığı firmalardan olduğunu, bu şekilde grup imtiyazlarının etkisizleştirildiğini bu durumun esas sözleşmeye aykırı olduğunu belirterek, öncelikle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) 449 uncu maddesi gereği 19.02.2018 tarihli genel kurulda alınan 2 ve 3 numaralı kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, butlan ile malul olan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA : Birleşen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/536 E. – 2018/1014 K. sayılı dosyasında davacı vekili; yönetim kurulu toplantısı yapılacağının müvekkili firma tarafından seçilen 2 yönetim kurulu üyesinden gizli saklı yapılmasının kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, dava konusu 19.01.2018 günlü yönetim kurulunda alınan kararları 16.02.2018 günü olağanüstü genel kurul yapılması, gündem tayini, genel kurul gündeminin yönetim kurulu seçilmesi ve bağımsız denetim yaptırılması gündemi olması zımmında ana sözleşmede yer alan önemli kararlardan olup olağanüstü genel kurul gündeminin B hissedar temsilcisi 2 yönetim kurulu üyesi olmadan tayin edilmesi, ana sözleşmenin yönetim kurulu ve süresi başlıklı ve 6 ıncı bendin altında sayılan ağırlaştırılmış nisapla kabul edilmesi gereken cümlelere aykırılık teşkil ettiğini, yönetim kurulu kararının görev süresi dolmuş olan üyeler tarafından alınamayacağı, kararda imzası bulunan …, Berat Gözde Küçük ve …'nun görev süresinin dolduğunu, görev süresi dolan bu kişiler tarafından dava konusu 19.01.2018 günlü yönetim kurulu kararının imzalandığını, yönetim kurulu üyelerinin 10.02.2014 günlü olağanüstü genel kurulda ve 3 yıllığına seçildiğini belirterek 19.01.2018 günlü karar numarası olmayan olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı konusunun görüşülerek karara bağlanması konulu yönetim kurulu kararının 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesi gereğinde batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA : Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/544 E. sayılı davada davacı vekili; 26.04.2018 günlü olağanüstü genel kurul toplantısına katılmak için hazırlık yaptıkları esnada ticaret sicil gazetesinden 16.02.2018 günü olağanüstü genel kurul yapıldığını öğrendiklerini, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve hissedarı … ile birlikte hareket eden organik bağları bulunan hissedarlar ve sair yönetim kurulu üyelerinin müvekkilin yurt dışında mukim yabancı firma olması ve müvekkil tarafından seçilen 2 yönetim kurulu üyesinin de yurt dışında mukim yabancı olmasından istifade edilerek kanuna ana sözleşmeye iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak, olağanüstü genel kurul yapmak için yönetim kurulu kararı aldıkları, kendi kendilerine olağanüstü genel kurul yaptıklarını, olağanüstü genel kurulda kendilerini veya kendileriyle organik bağı olan kişilerin yönetim kurulu üyesi olarak seçtiklerini, yine taraflarının hiçbir şekilde onayı ve rızası olmayan bağımsız denetim firması tayin ettiklerini, 07.03.2018 günlü yönetim kurulu kararı ile 16.02.2016 günü olağanüstü genel kurulda seçtikleri tamamen kendilerinden oluşan yönetim kurulu üyelerinin imzalarıyla aldıkları kararlar ile şirketin temsil ve izamını sınırsız bir şekilde yine kendilerine aldıklarını, bu nedenlerle 07.03.2018 günlü 3 nolu yönetim kurulu kararının 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesi gereğince batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde; 16.02.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı için Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde 25.01.2018 tarihinde ilan yapıldığını, davacının toplantıya iştirak etmediğini, alınan kararların kanuna esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına uygun olduğunu, hiçbir ortağın aleyhine hüküm içermediğini, şirketin işleyişi ve ekonomik devamlılığı için alınması zorunlu kararlar olduğunu, çağrının usulüne uygun olarak yapıldığını, davalı yönetim kurulu başkanı Cemal Küçük tarafından Beyoğlu 7. Noterliğinin 23.01.2018 tarihli ve 01249, 01250, 01251 yevmiye nolu ihtarnamelerde olağanüstü toplantı bildirimi yapılması ile olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı konusunun görüşülerek karara bağlanması konulu 19.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararının ek olarak gönderildiğini, davacı şirketin toplantıya katılmadığını, davacı ortağın şirkette %36,249 paya tekabül eden pay sahibi olduğundan azlık sayılmadığını, şirket yönetim kurulunun 5 kişiden oluşması gerektiğinden şirketin organsız kalmaması açısından B grubu hissedarların yerine 2 bağımsız adayın seçildiğini, bağımsız denetçi seçilmesine olağanüstü genel kurula katılanların oy birliği ile zorunluluk sonucu karar verildiğini, zira Kamu Gözetim Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından müvekkili şirketin 2017 yılına ilişkin bağımsız denetime tabi olduğu ve bağımsız denetçi atanması gerektiği, davacı şirket tarafından önerilen bağımsız denetçi firmasının daha yüksek teklif verdiğini, bağımsız denetçi şirketin daha makul teklif vermesi sebebiyle seçildiğini, alınan kararın zorunlu karar olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/536 E. – 2018/1014 K. sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; 19.01.2018 günlü yönetim kurulu kararının usule uygun alındığını, davacının bahsettiği ağırlaştırılmış nisap maddesinin 19.01.2018 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararlar açısından geçerli olmadığını, önemli karar niteliğinde bir karar alınmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi hükmüne uygun alınan yönetim kurulu kararının ana sözleşmesinin 9 uncu maddesine uygun olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesi hükmünde sayılan durumlara benzer hukuka aykırı bir durum söz konusu olmadığını, tam aksine alınan kararın şirketi ayakta tutmak için alındığını, dava konusu yönetim kurulu kararı ile olağanüstü genel kurulu topladığını ve şirketin elzem işleri için kararlar aldığını, davacının yasal zorunluluk olduğu halde denetçi atanması konusunda dahi hareketsiz kaldığını, şirketin iflasa sürüklenmesini beklediğini, davacının genel kurula katılmadığını, muhalefet şerhi yazdırmadığını, hem genel kurul kararının hemde yönetim kurulu kararının iptalini talep ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un 410 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre görev süresi dolsa bile genel kurulunun yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/544 E. sayılı davasında davalı vekili cevap dilekçesinde; yönetim kurulunun seçimine ilişkin 16.02.2018 tarihli genel kurul kararı iptal edilmedikçe, dava konusu 07.03.2018 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline karar verilemeyeceğini, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/440 E. sayılı davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, dava konusu 07.03.2018 tarihli yönetim kurulu kararının 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne uygun olarak alındığını, ağırlaştırılmış nisap maddesinin 07.03.2018 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararlar için geçerli olmadığını, esas sözleşmede ön görülen önemli karar niteliğinde bir karar alınmadığını, alınan tüm kararların şirketin ve pay sahiplerinin korunması amacına hizmet ettiğini, davacının hissedar olması tüm iş ve işlemlerde söz sahibi olması, azlık sayılmaması sebebi ile dava açmakta menfaati bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konularında alınan bilirkişi ek ve kök raporları benimsenerek asıl dava bakımından; genel kurula ilişkin çağrının 25.01.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ayrıca B grubu pay sahibi davacı şirkete Beyoğlu 7. Noterliği'nin 23.01.2018 tarih ve 1249 sayılı ihtarnamesi ile genel kurul toplantısının tarih, saat yer ve gündeminin bildirildiğini, her ne kadar davacı şirkete bu çağrı 23.02.2018 tarihinde tebliğ olmuş ise de, tebligatın davacıya ulaşmamış olması genel kurul çağrısını sakatlamayacağı zira çağrının pay sahiplerine yöneltilmesinin hukuken zorunlu olmakla beraber bu kimselere ulaşmış olması veya ulaştığının belgelenmesinin zorunlu olmadığı, usulüne uygun olarak yapılan bildirimin herhangi bir nedenle ulaşmamış olmasının çağrıyı sakatlamayacağı yapılan genel kurul toplantısında alınan kararlar niteliği gereği davacı şirketin imtiyazlı paylarını kullanmasını gerektiren ya da paylarına ilişkin imtiyazları ortadan kaldıran kararlardan olmadığı, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin dolduğu, şirkete bağımsız denetçi seçme zorunluluğunun söz konusu olduğu ancak davalı şirketin ne davacı pay sahibine, ne de davacı pay sahibinin önerisi üzerine seçilen üyelere ulaşamadığının anlaşıldığı, yönetim kurulu üyelerinin ve davacı şirketin şirkete olan özen borcunun bir sonucu olarak yönetim kurulunun görev süresinin dolduğunu bilmeleri ve bu hususta bir karar almak üzere davalı şirket ile iletişime geçmelerinin beklenmesi gerektiği yeni yönetim kurulu seçiminin ve şirkete bağımsız denetçi seçiminin şirketin devamlılığı için gerekli olduğu, B grubu hissedarların yönetim kuruluna aday önerme haklarını kullanamamış olmalarının kendi kusurlarından kaynaklandığı ve bu eksikliğin genel kurul kararının iptali sonucuna yol açmayacağı, bu cihetle 16.02.2018 tarihli genel kurulda alınan kararların batıl olmadığı sonucuna ulaşıldığı, Birleşen 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/536 E. sayılı dava bakımından; dava konusu 19.01.2018 tarihli genel kurula çağrı kararının alındığı yönetim kurulu kararında imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin görevlerinin 10.02.2017 tarihinde sona erdiği, 6102 sayılı Kanun'un 410 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca genel kurulun, görev süresi dolmuş olsa bile yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir şeklinde açık hüküm bulunduğu, şirket ana sözleşmesinin 9 uncu maddesinde "önemli kararlar" olarak nitelendirilen bir grup kararın "en az bir B grubu yönetim kurulu üyesinin de katılımı ile en az 4 yönetim kurulu üyesi tarafından verilebileceğinin düzenlendiği, bu durumda, önemli kararlar listesinde yer almayan kararların salt çoğunlukla alınabileceği, davalı Şirket'in 10.07.2014 tarihli genel kurulda seçilen ve 10.07.2017 tarihinde görev süresi dolan 5 yönetim kurulu üyesi bulunduğu, genel kurul çağrı kararı 3 yönetim kurulu üyesinin katılımı ile alındığı "yönetim kurulu üyelerinin seçimi" şirket ana sözleşmesinde belirtilen önemli kararlardan olmadığı dolayısıyla, 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi gereğince çoğunlukla alınan bu yönetim kurulu kararının usulüne uygun olduğu, bu durumda yönetim kurulunun (A) grubu payları temsil eden 3 üyesinin imzası ile alınan "yönetim kurulu seçimine dair" 2 numaralı kararın hukuka uygun olduğunu, her ne kadar bağımsız denetçi seçimine ilişkin kararlar şirket ana sözleşmesinin 9 uncu maddesine göre en az 1 tanesi B grubu pay sahiplerini temsil eden 4 yönetim kurulu üyesinin katılımı ile alınması gereken önemli kararlar arasında sayılmakta ise de, davalı şirket tarafından davacı şirkete defalarca ulaşılmaya çalışıldığı, denetçi atanmasının zorunluluğu hususunda e-posta ile bilgi verildiği ve hatta karar örneklerinin gönderildiği ancak davacı şirketin söz konusu kararları imzalamaktan imtina ettiği, T.C. Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Gözetim Dairesi Başkanlığı, 08.12.2017 tarih ve 74578864-679-E.2912 sayılı yazısında, davalı şirketin 2017 hesap dönemi için bağımsız denetime tabi olduğunun belirtildiği, 6102 sayılı Kanun'un 397 inci maddesinin birinci fıkrasında; denetime tabi olan anonim şirketlerin hazırladıkları finansal tablolarının denetimden geçip geçmediği, denetimden geçmiş ise denetçinin görüşünü ilgili finansal tablonun başlığında açıkça belirtmek zorunda oldukları, bu hükmün, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu için de uygulanacağı, denetime tabi olduğu hâlde, denetlettirilmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun, düzenlenmemiş hükmünde olduğu belirtildiği, şirkete bağımsız denetçi seçilmesi, şirket için "önemli karar" olmaktan ziyade kanuni bir zorunluluk olduğu, bu zorunluluğun yerine getirilmesinin tüm paydaşların yararına olduğu, davalı şirketin davacı şirkete ulaşma çabaları da dikkate alındığında, kararın hukuka uygun olduğunun kabulü gerektiğini, Birleşen 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/544 E. sayılı dosyasında iptali istenen 16.02.2018 tarihli genel kurulda seçilen yeni yönetim kurulunun 07.03.2018 tarihli yönetim kurulu toplantısında aldığı temsil ve ilzama ilişkin 3 no.lu yönetim kurulu kararının iptali talebi bakımından yapılan değerlendirmede; kararı veren yönetim kurulunun seçimine dair kararın usulüne uygun olarak tescil ve ilan edildiği, mahkemece asıl davada yönetim kurulunun seçimine dair genel kurul kararının uygulanmasının geriye bırakılması yönünde verilen bir tedbir kararı da olmadığı göz önüne alınarak söz konusu kararın iptalin gerektirecek koşulların gerçekleşmediğini, meydana gelişi ve içeriği bakımından geçerli olan bir kararın ancak hüküm doğurması internet sitesinde yayınlanmasına bağlı olabileceği, ancak bu durumda da hükümsüzlüğün askıda hükümsüzlük olabileceğinin değerlendirilmediği, bu durumda dahi bu askıda hükümsüzlük halinin kanunda düzenlenmiş olması gerektiği 6102 sayılı Kanun'unda böyle bir askıda hükümsüzlük hali düzenlenmediği düzenlenme amacı itibariyle belli ortaklıklara internet sitesi açmak yükümlülüğü doğuran 1524 üncü maddenin alınan kararların geçerliliği ile ilişkilendirilmesi ve kanunun anonim şirket genel kurul ve yönetim kurulu kararların geçerliliğine ilişkin tüm düzenlemelerinin önüne geçeceğinin kabulünün genel hukuk mantığı ile bağdaşmadığı, açıklanan tüm bu sebeplerle, asıl dava ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili asıl dava yönünden istinaf dilekçesinde özetle; genel kurul kararı ile müvekkili şirketin esas sözleşmede yer alan hakları kullandırılmadığını, esas sözleşmenin 9/6-vi bendine göre bağımsız denetçi seçilmesinin önemli kararlardan olduğunu, mutlaka B grubu pay sahiplerinin olumlu oyu gerektiğini, müvekkili şirketin esas sözleşmeden doğan bağımsız denetçiyi veto hakkının kullandırılmadığını, bağımsız denetçi seçimine ilişkin genel kurul tarihi ve gündeminin müvekkili şirkete iletilmediğini, yine esas sözleşmenin 9 uncu maddesine göre davalı şirket yönetim kurulu üyelerinden 2 kişinin B grubu tarafından gösterilecek adaylar arasından seçileceğini, yönetim kurulu üyelerinin ikisini belirleme hakkını müvekkili şirkete kullandırılmadığını, çağrı tebliğinin toplantı tarihinden 7 gün sonra 23.02.2018 tarihinde ulaştığını, mahkemenin bildirimin yapılmasından ziyade gönderilmesinin yeterli olduğu yönündeki gerekçenin yerinde olmadığını, toplantı tutanağına çağrının ulaştığının yazılmasının doğru olmadığını, bu konuda suç duyurusunda bulunduklarını, bu dosyanın incelenmediğini, mahkemece yapılan çağrının iyi niyetli ve usulüne uygun olduğu değerlendirmenin yerinde olmadığını, elektronik posta ile de haber verilebilecek iken verilmediğini, mahkemenin müvekkili şirkete ve müvekkili şirketin seçtiği yönetim kurulu üyelerine ulaşamadığı şeklindeki değerlendirmesinin kesinlikle yerinde olmadığını, bu gerekçenin dayanağının gerekçeli kararda açıklanmadığını, 16.02.2018 günlü 2 ve 3 numaralı kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi uyarınca batıl olduğunu, asıl dava yönünden verilen kararın hukuken yerinde olmadığını, Birleşen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/536 E. sayılı dosyası yönünden; mahkemenin 19.01.2018 tarihli genel kurula çağrı kararının alındığı, yönetim kurulu kararı hakkında yaptığı değerlendirmenin yerinde olmadığını, kararın alınış usulü ile ilgili bir değerlendirme yapılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 390 uncu maddesinin dördüncü fıkrası ve esas sözleşmenin 9 uncu maddesinin beşinci fıkrası çerçevesinde söz konusu kararının tüm üyelerce imzalanması gerektiğini, dolayısıyla 390/4 maddede yer alan nisapta esas sözleşmenin 9 uncu maddesi ile ağırlaştırıldığını, dava konusu 19.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararının 9 uncu maddede belirtilen usule göre alınmadığını, toplantıdan 14 gün önce B grubu yönetim kurulu üyelerine Türkçe ve İngilizce olarak toplantı yapılacağına ilişkin davet yapılmadığını, toplantıdan 7 gün önce B grubu üyelerine toplantı gündemi gönderilmediğini, toplantı ve karar nisabı olan dört yönetim kurulu üyesinin mevcudiyeti ve oy koşulunun da yerine getirilmediğini, 3 yönetim kurulu üyesi ile toplantı yapıldığını, tüm üyelerin imzası bulunmadığından yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ve bağımsız denetçi seçiminin önemli kararlardan olduğunu, 19.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararında B grubu yönetim kurulu üyelerinden herhangi birinin olumlu oyu bulunmadığını, davalı firmanın denetçi atanan firmanın bağımsız beyanını sunamadığı için genel kurulda alınan kararların halen tescil ve ilan edilemediğini, bağımsız denetçi vasfını taşımayan şirketin, bağımsız denetçi olarak atanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/544 E. sayılı dosyası yönünden; 6102 sayılı Kanun ve esas sözleşmeye uygun oluşturulmayan ve uygun olmadığı idare tarafından tespit edilen davalı şirket yönetim kurulu tarafından alınan temsil ve ilzam kararının daha baştan sakat ve hukuka aykırı olduğunun açık olduğunu, yönetim kurulu seçiminin yapıldığı genel kurul tutanağının sahte olduğunu, genel kurul toplantı tutanaklarının, genel kurulun toplantıya çağrı ilanının, genel kurul tarafından seçilen denetçilerin, şirketin internet sitesinde ilan edilmesinin zorunlu olduğunu, ama ilan edilmediğini, bu nedenlerle mahkemenin her üç dava açısından da verdiği kararın kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde belirttiği, bağımsız denetime tabi olan ve yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin bitmesi nedeniyle olağanüstü genel kurul yapılması zorunlu olmakla birlikte, zorunluluk olmasının kanuna aykırılığı gidermeyeceği, esas sözleşmeye uygun şekilde seçilen yönetim kurulu üyelerinin haberdar edildikleri halde toplantıya katılmadığı ispat edilemediğinden davanın kabulü gerektiği halde reddine karar verilmesi doğru olmadığı, ancak yapılan hata eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile asıl ve birleşen davalarda kararın kaldırılarak yeniden hüküm verilmesine asıl ve birleşen davalarda davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dairesinin tespitinin aksine yönetim kurulu kararı alınması için 2 yönetim kurulu üyesine de öneri yapıldığını, istinaf dairesi üç kişi ile karar alınmasının mümkün olduğunu belirtmiş ancak önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılması gerektiğini, b grubu yönetim kurulu üyelerinin haberdar edildiğine dair bir delil sunulmadığını iddia etmekte olduğunu, Mahkemenin bu tespitinin yanlış olduğunu zira b grubu yönetim kurulu üyelerinin haberdar edildiğine, yönetim kurulu karar metninin b grubu yönetim kurulu üyelerine de önerildiğine dair delillerinin Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/440 E. sayılı dosyasında mevcut olduğunu, İstinaf Dairesince batıl olduğuna karar verilen yönetim kurulu karar metni b grubu yönetim kurulu üyelerine ve davacı şirkete yetkililerine gönderildiğini, Beyoğlu 7. Noterliğinin 21.01.2018 tarih ve 01249-01250- 01251 yevmiye numaralı ihtarnameler bu hususu açıkça kanıtladığını, bilirkişi raporunda da isabetle tespit edildiği üzere, yönetim kurulu kararının alınması için b grubu yönetim kurulu üyelerinin imza atmaları için uzun süre beklendiğini, ekte tekrar sunduğu e-mail yazışmaları ve eki yönetim kurulu kararı görüleceği üzere johanna eyles'a ve davacı şirket yetkilisi killian mcmahon'a gönderildiğini, diğer mail yazışmaları dosyada delil olarak zaten mevcut olduğunu, bu kapsamda istinaf incelemesinin eksik yapıldığının açık olduğunu, 2018/440 E. sayılı dosyaya sundukları ihtarnameler ve mail yazışmaları genel kurul toplantısına çağrı kararı alabilmek için neredeyse 1 yıl süre ile b grubu üyelerin imza atmalarının beklendiğini, bu beklemeye rağmen imzalı metin iletilmediğinden, a grubu yönetim kurulu üyelerinin imzaladığı karar metninin b grubu üyelere gönderildiği ve imzalarının beklendiğini, dolayısıyla b grubu yönetim kurulu üyelerine öneri yapılmadığından bahsedilemeyeceğini, bu nedenle istinaf dairesinde 19.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararının batıl olduğuna karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, istinaf ilamının bozulmasına karar verilmesi gerektiğini, 19.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararı usule uygun alınmış olup 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesine aykırı bir yönü bulunmadığını, 19.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararı incelendiğinde bu kararın 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasına uygun olarak alınmış olduğunun görüleceğini, davacı şirketin bahsetmiş olduğu ağırlaştırılmış nisap maddesi 19.01.2018 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararlar açısından geçerli olmadığını, zira esas sözleşmede öngörülen "önemli karar" niteliğinde bir karar alınmadığını, bu sebeple 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı hükmüne uygun alınan 19.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararının ana sözleşmenin 9 uncu maddesine aykırı olduğu iddiası dayanaktan yoksun olduğunu, hem 1 yıl süre ile iletilen mailler hem de son olarak gönderilen Beyoğlu 7. noterliğinin 21.01.2018 tarih ve 01249-01250-01251 yevmiye numaralı ihtarnameleri, istinaf dairesinin aradığı "geçerlilik şartı"nın işbu dosyada mevcut olduğunu göstermekte olup bu nedenle 19.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararının batıl olduğu tespitine dayalı olarak hem asıl hem de birleşen davaların kabulüne karar veren İstinaf Dairesinin hukuka aykırı kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, 6102 sayılı Kanun'un 410 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre genel kurul, görev süresi dolmuş olsa bile yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabileceğini, müvekkili şirketin önceki yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolmuş olsa da kanunun hükmü uyarınca genel kurulun toplantıya çağrılması hukuka uygun olduğunu ancak istinaf incelemesinde bu husus göz ardı edilmiş ve 3 üye ile karar alınması hukuka aykırı bulunduğunu, yönetim kurulu kararının imzalanması için atılan tüm maillere ve gönderilen ihtarlara rağmen b grubu yönetim kurulu üyelerin eylemsiz kaldığı açıkken, 19.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararının geçersiz olduğuna karar verilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada; 16.02.2018 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan yönetim kurulu seçimine ilişkin 2 numaralı, bağımsız denetçi seçimine ilişkin 3 numaralı genel kurul kararlarının mutlak butlanla batıl olması sebebiyle iptaline, Birleşen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/536 E. sayılı davada, 19.01.2018 günlü olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı konulu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, Birleşen davada; 2018/544 E. sayılı dosyasıyla, 07.03.2018 tarihli 3 numaralı yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 2.6102 sayılı Kanun'un 390, 391, 410, 419 ve 420 nci maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/23, K. 2022/2524Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2021/23 E.  ,  2022/2524 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 01.10.2020 tarih ve 2019/547 E. – 2020/291 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin 03/09/2014 tarihinde olağan genel kurul toplatısı yaptığını, genel kurul çağrısının usulüne uygun olmadığını, müvekkiline yapılan tebligatın "aynı konutta yakınına/hizmetçisine" ibaresi işaretlenerek …'nun imzasına yapıldığını, …'nun müvekkilinin hizmetçisi ya da aynı konutta yaşadığı biri olmadığını, genel kurulda murakıplığa seçilen denetçinin davalı şirketin defterlerini tutan muhasebecinin yanında çalışan şahıs olduğunu, şirketin muhasebe işlerinde bizzat faaliyette bulunduğunu, denetçi seçiminin TTK’nın 440. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek 03/09/2014 tarihinde yapılan olağan genel kurulun iptali ile genel kuruldaki kararların geçersizliğine ve tedbiren şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, yapılan genel kurul toplantı nisabında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, TTK’nın 445. maddesinde 446. maddede belirtilen kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren 3 ay içinde iptal davası açabileceğinin hükme bağlandığı, TTK’nın 446/1-b maddesinde ise toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin iptal davası açabilecekleri hükmüne yer verildiği, davalı şirket ana sözleşmesinin "Toplantı Ve Karar Nisabı" başlıklı 20. maddesinde, genel kurul toplantılarında, toplantı ve karar nisabı için 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, Kanun’un "Toplantı ve Karar Nisabı" başlıklı 418. maddesinde, genel kurulun, TTK’da veya esas sözleşmede, daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanabileceği ve bu nisabın toplantı süresince korunmasının şart olduğu, kararların ise toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile alınabileceği hükmünün getirildiği, davalı şirketin sermayesinin toplam 50.000,00 TL itibari değere sahip paydan ibaret olduğu,dava konusu genel kurul toplantısına toplam 33.400,00 TL itibarı paya sahip hissedarların katıldığı, TTK'da öngörülen toplantı nisabının sağlandığı, kararların oybirliği ile alınarak karar nisabının da sağlandığı, iptali talep edilen olağan genel kurul toplantısının 03/09/2014 tarihli olduğu, davanın açıldığı 18/12/2014 tarihi itibariyle TTK’nın 445. maddesinde öngörülen 3 aylık dava açma süresinin dolduğu, davacının davalı şirketin temsil edilmediği iddiası ile şirkete tedbiren kayyum atanmasını da talep ettiği ancak sermaye şirketlerine yönetim kayyumu atanabilmesi şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davacının şirkete tedbiren kayyum atanması talebinin ve süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28/03/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 1- Dava, genel kurul kararıyla şirkete denetçi seçilmesine dair anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 2- Mahkemece, davacının genel kurul kararının iptali davasını üç aylık yasal süre içerisinde açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. 3- Anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davasının, pay sahiplerine usulüne uygun tebligat yapılsın veya yapılmasın, toplantı tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde açılması gerektiği, kendilerine usulüne uygun toplantı tarihi tebliğ edilmeyen pay sahiplerinin ise toplantıda muhalif oy kullanma ve muhalefet gerekçesini tutanağa geçirme şartı olmaksızın bu süre içerisinde dava açabilecekleri konusunda Daire üyeleri arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Keza, yokluk ve butlan sebeplerinin varlığı halinde ise, hukuki yararı olmak koşuluyla, belirli bir süreye bağlı olmaksızın genel kurul toplantısında alınan kararların iptalinin talep edilebileceği hususunda da bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. 4- Anonim şirket genel kurul kararlarının butlan sebepleri konusunda 6102 sayılı TTK’nın 447. Maddesinde “a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan” kararların butlanının talep edilebileceği düzenlenmiştir. 5- 6762 sayılı eTTK’da anonim şirketlerin organları; idare meclisi (yönetim kurulu), murakıplar (denetim kurulu) ve umumi heyet (genel kurul) olarak sayılmış iken, 6102 sayılı TTK’da denetim kurulu anonim şirketin organı olmaktan çıkartılmış ve anonim şirket organları yönetim kurulu ile genel kurul olarak düzenlenmiştir. Yeni düzenlemede, anonim şirketlerin kendi yönetim organının oluşturduğu iç denetim yanında, yönetim organını denetleyen bağımsız bir dış denetim, diğer bir anlatımla organ vasfı olmayan bir denetim mekanizması öngörmüş ve gerek kanunun genel gerekçesinde, gerekse TTK’nın 397 vd. maddelerinin gerekçesinde bağımsız denetimin esaslarına özel bir önem ve anlam verilmiştir. Diğer bir anlatımla, bir anonim şirkette, kanunun öngördüğü organların dışında, 6762 sayılı eTTK’da olduğu gibi bir denetim organı veya başka bir organ oluşturulması mümkün değildir. Bu husus anonim şirketlerin temel yapısına ilişkin bir husus olup, şirket genel kurulunda aksine karar alınması TTK’nın 447/1-c maddesi uyarınca açık bir butlan sebebi teşkil edeceği konusunda Daire heyeti üyeleri arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. 6- Anonim şirketlerde bağımsız denetimin ne surette sağlanacağı ise TTK’nın 397 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK’nın yasalaştığı ilk halinde, tüm anonim şirketler için öngörülen zorunlu bağımsız denetim esasları, yasa henüz yürürlüğe girmeden önce 26.06.2012 tarih ve 6335 sayılı K. ile kısmen değiştirilmiş ve 398.maddedeki denetleme mekanizmasının tüm şirketler yönünden değil, 397/4 maddesi uyarınca, kapsamı Cumhurbaşkanınca (daha önce BK tarafından) belirlenecek şirketler yönünden uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu şirketler, niteliklerine, işçi sayılarına ve sermaye büyüklüklerine göre göre son olarak 26.03.2018 tarih ve 2018/11597 sayılı BKK ile belirlenmiştir (bkz. https://turmob.org.tr/). 7- Kanun’a 28.03.2013 tarih ve 6455 sayılı K. ile eklenen 397/5. Maddesi uyarınca, 4. Fıkra kapsamı dışında kalan diğer şirketlerin denetimine ilişkin usul ve esasları ile denetim yapacak denetçilerin niteliklerine, uyacakları etik ilkelere, görev ve yetkilerine, seçilmelerine, görevden alınmalarına veya ayrılmalarına; denetimin ve denetim raporlarının içeriğine ve raporun genel kurula sunulmasına ilişkin hususların Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği kabul edilmiş ise de bu Yönetmelik bu zamana kadar henüz çıkartılmamıştır. Mevcut durumda, kapsam dışında bulunan şirketlerin denetim ve denetçilere ilişkin esaslar henüz belirlenmemiş ve bu konuda Kanun (mevzuat) boşluğu bulunsa da, Kanun’un kapsam dışı şirketler yönünden bağımsız denetim anlayışından vazgeçtiği söylenemez. Esasen bu hususta da Daire heyet üyeleri arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. 8- Keza kapsam dışı şirketlerin genel kurul kararıyla kendilerine haricen dış denetçi atayabilecekleri konusunda da bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. 9- Daire çoğunluğu, somut olayda kapsam dışı davalı Martar A.Ş.’nin sadece şirkete denetçi seçtiği ve bu denetçinin seçimine ve niteliklerine ilişkin hususların ancak TTK’nın 445 ve 446. Maddeleri uyarınca üç aylık yasal süre içerisinde açılacak iptal davasına konu olacağını kabul etmektedir. Oysa, dosyada bulunan davalı şirketin genel kurul toplantısının duyurulmasına ilişkin ilanda “Denetim Kurulu üyelerinin seçimi” gündem maddesinin yer alması ve genel kurul toplantı tutanağının 8. Maddesinde “… Denetim kurulu üye seçimine geçildi. … Murakıplığa … seçildi”, 9. Maddesinde ise “… Denetim kurulu üyelerine ücret ödenmemesine oybirliğiyle karar verildi” ifadelerinden, davalı şirketin, 6102 sayılı TTK ile kaldırıldığı halde “ORGAN” olarak murakıp seçtiği ve böylelikle, anonim şirketler için artık Kanun’da olmayan bir organ oluşturulduğundan bu kararın anonim şirketlerin temel yapısını bozan ve “butlan” ile batıl olan bir karar olduğu ve dava açmanın belirli bir süreye tabi olmadığı kararın bu nedenle bozulması gerektiği düşüncesindeyiz. Dairemizin her ikisi de oybirliğiyle alınan, 28.09.2020 tarih ve 2019/1802 E. – 2020/3601 K. sayılı kararı ile bu kararın karar düzeltme isteminin reddine dair 09.03.2022 T. ve 2021/418 E. – 2022/1674 sayılı kararı da tamamen bu doğrultudadır. Bu nedenle, yapılan seçimi şirkete organ oluşturulması değil de basit bir denetçi seçimi olarak görün Daire çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 10- Öte yandan, her ne kadar kapsam dışı şirketler yönünden TTK’nın 398 vd. maddeleri doğrudan uygulanacak kurallar değil ise de, mevcut kanun (mevzuat) boşluğunda, denetçilerin “bağımsız” nitelikte olması yeni dönemde yapılacak şirket dış denetiminde aranan zorunlu bir unsur olduğunu, mevzuattaki boşluğun Cumhurbaşkanlığınca doldurulmasına kadar kapsam içi şirketler için geçerli denetim esaslarının, kapsam dışı şirketler yönünden de uygulanması ve TMK’nın 1/2. Maddesi uyarınca mevcut boşluğun bu şekilde doldurulması gerektiğini düşünmekteyiz. Yukarıda zikredilen bu husus Dairemizin oybirliği ile alınan kararında da bu şekilde zikredilmiştir. Somut olayda, davalı şirketin murakıbı olarak seçilen şahsın, şirket muhasebecisinin yanında çalışan bir kişi olması hasebiyle, yapılan seçimin TTK’nın 400/1-e-f-g. Maddesinde aranan “e) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının düzenlenmesinde denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunmuşsa, f) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının çıkarılmasında denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunduğu için (e) bendine göre denetçi olamayacak gerçek veya tüzel kişinin veya onun ortaklarından birinin kanuni temsilcisi, temsilcisi, çalışanı, yönetim kurulu üyesi, ortağı, sahibi ya da gerçek kişi olarak bizzat kendisi ise, g) (a) ila (f) bentlerinde yer alan şartları taşıdığı için denetçi olamayan bir denetçinin nezdinde çalışıyorsa,” temel kurala ve anonim şirketlerin temel yapısına aykırı ve nedenle de mutlak butlanla batıl olduğu, dava açmanın süreye tabi olmadığını düşündüğümüzden Daire çoğunluğunun konuyu iptal davası olarak gören aksi yöndeki görüşüne katılmıyoruz.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 445Kaynağı aç
MADDE 445- (1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler. II – İptal davası açabilecek kişiler
Finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesi denetçi seçimini erteler mi?

Hayır, ertelemez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2023/1051, K. 2024/4921 sayılı ilamında ifade edildiği üzere, genel kurulda bağımsız denetçi seçilmesine ilişkin karar finansal tabloların müzakeresi kapsamında kabul edilemez; bu sebeple azlığın talebiyle finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesi denetçi seçimini etkilemez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1051, K. 2024/4921Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2023/1051 E.  ,  2024/4921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1403 Esas, 2022/1952 Karar BİRLEŞEN DAVADA : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/679 E., 2020/210 K. HÜKÜM : Asıl ve birleşen davaların reddi (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/676 E., 2020/398 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin asıl ve birleşen davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden, birleşen davanın ise esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davanın davacıları vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. ASIL VE DAVA 1.Davacılar vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalı Şirket'in 2017 yılı olağan genel kurulunun 19.03.2018 tarihinde şirketin tüm pay sahiplerinin katılımıyla yapıldığını, genel kurul toplantı gündeminin sırasıyla; (1) açılış ve toplantı başkanlığının oluşturulması, (2) yönetim kurulu faaliyet raporu ile bağımsız denetim raporunun okunması ve müzakere edilmesi, (3) 2017 yılma ait bilanço ve kâr/zarar hesaplarının okunması müzakeresi ve onaylanması, (4) yönetim kurulunun ayrı ayrı ibra edilmesi, (5) yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve görev sürelerinin belirlenmesi, (6) yeni seçilen yönetim kurulu ücret, prim ve diğer sosyal haklarının belirlenmesi, (7) kâr dağıtımı ile ilgili karar alınması, (8) Türk Ticaret Kanunu gereğince Bağımsız Dış Denetleme Kuruluşu'nun seçimi ve onaylanması, (9) yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 395 inci ve 396 ncı maddeleri gereğince müsaade edilmesi, (10) dilekler ve kapanış maddelerinden oluştuğunu, genel kurul toplantısının açılmasıyla birlikte, ilk gündem maddesi uyarınca divan heyeti seçilmiş ancak diğer maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce azınlık pay sahipleri sıfatıyla müvekkillerini vekaleten temsil eden vekillerin 6102 sayılı Kanun'un 420 inci maddesi uyarınca finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunması üzerine, genel kurul toplantısı gündeminin (2), (3), (4), (6) ve (7) inci maddelerinin görüşülmesinin, toplantı başkanınca ertelendiğini, ne var ki aynı Yasa hükmü uyarınca finansal tabloların müzakeresine bağlı konulardan olan ve genel kurul toplantısı gündeminin yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve görev sürelerinin belirlenmesine ilişkin 5 inci Türk Ticaret Kanunu gereğince bağımsız dış denetleme kuruluşunun seçimi ve onaylanmasına ilişkin 8 inci ve yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine müsaade edilmesine ilişkin 9 uncu maddelerinin görüşülmesinin, müvekkillerinin iradesine aykırı ve hukuka aykırı olarak ertelenmediğini ve bu hukuka aykırılığa müvekkillerinin ve diğer azınlık pay sahipleri vekillerinin itiraz etmelerine ve bu itirazlarını genel kurul toplantısı tutanağına geçirmiş olmalarına rağmen oyçokluğu ile süz konusu kararların alındığını, müvekkili …'nin şirket sermayesinin 5.427.231,66 TL'lik kısmına tekabül eden 542.723.166 adet payın sahibi ve % 22.6'lık oranda pay sahibi olarak ve …'nin şirket sermayesinin 206.900,00 TL'lık kısmına tekabül eden 20.690.000 adet payın sahibi ve % 0,86'lık oranda pay sahibi olarak anılan kararlara karşı itiraz ettiklerini, muhalif oldukları kararlarda dileklerini tutanağa geçirdiklerini ileri sürerek davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacılar vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalı şirketin 19.03.2018 tarihinde 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısının yapıldığını, müvekkillerinin davalı şirkette %23,48 hisse sahibi olduğunu, genel kurul toplantısında; finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların görüşülmesi, yönetim kurulu faaliyet raporu ile bağımsız denetim raporunun okunup müzakere edilmesi, 2017 yılına ait bilanço ve kâr zarar hesaplarının okunması ve onaylanması, yönetim kurulunun ayrı ayrı ibra edilmesi, yeni seçilen yönetim kurulu üyelerinin ücret, prim ve diğer sosyal haklarının belirlenmesi ve kâr dağıtımı ile ilgili karar alınmasına ilişkin 2, 3, 4, 6, 7 numaralı gündem maddelerinin görüşülmesinin 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi gereği ertelendiğini, ancak bu ertelemenin doğal sonucu olarak yönetim kurulu üyelerinin seçiminin de ertelenmesi gerekir iken bunun yapılmadığını, çoğunluk hissedarlarının isteği ile yönetim kurulu üyelerinin seçimi maddesine geçidiğini, müvekkillerinin ve diğer hissedar …'nin buna itiraz ettiğini, bu konudaki muhalefetin tutanağa geçirildiğini, yapılan itirazlara rağmen divan başkanlığının yeni yönetim seçimine girdiğini, çoğunluk hissedarlarının oyları ile …, ….., Soyak Holding A.Ş. ve Soyak İnşaat ve Tic. A.Ş.'nin yönetim kuruluna seçildiğini, yeni yönetimin eski yönetim ile aynı olmasının hukuka ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, yönetim kurulunun görevden alınması ve seçilmesinin finansal tabloların müzakeresi ile ilgili olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince finansal tabloların müzakeresinin ertelendiği hallerde yeni yönetim kurulu üyelerinin seçiminin de ertelenmesinin kanun gereği olduğunu, buna bağlı olarak gündemin 5 inci maddesinin iptalinin gerektiğini, genel kurulda bağımsız denetçi seçilmesi hakkındaki 8 numaralı gündem maddesine geçilmesine ve buna maddenin görüşülerek karara bağlanmasına da müvekkillerince itiraz edildiğini, zira bağımsız denetçi seçiminin de finansal tabloların müzakeresi sonradı alınabilecek bir karar olduğunu, müvekkillerinin bu konuda da muhalefet şerhini zapta geçirdiğini, yine yeni seçilen yönetim kurulu üyelerine şirket konusu işler ile iştigal etme izin verilmesine de aynı gerekçeler ile itiraz edilerek muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiğini ileri sürerek davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleşen davalara ilişkin cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ertelenen genel kurul toplantısının 28.06.2018 tarihinde yapıldığını ve yeni bir yönetim kurulu seçildiğini, davada 19.03.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulunun seçimine ilişkin iptal isteminin konusuz kaldığını, bu ne davacıların huzurdaki davaya konu husumeti sürdürmelerinde hiçbir meşru menfaatlerinin kalmadığını, davacıların genel kurulu erteleme taleplerinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, gündemin 5 inci maddesinin iptal talebine ilişkin yeni yönetimin seçilmesinin zorunluluk olduğunu, şirketin organsız kalmaması için yönetim kurulu oylamasına geçildiğini, yeni yönetim ile eski yönetimin aynı olmasının tek başına iptal nedeni olmadığını, yönetim kurulunun seçilmesinin finansal tablolarla ilgili olduğu gerekçesiyle seçimin de ertelenmesi itirazlarının haksız olduğunu, gündemin 8 inci maddesi olan bağımsız denetçi seçimine ilişkin kararın iptal talebinin, bağımsız denetçinin seçimi konusunun 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi maddesinde yer alan finansal tabloların ertelenmesine ilişkin konu ile bir ilgisinin bulunmadığını, denetçinin zorunlu organ olmadığını, müvekkili şirket ile arasında sözleşmesel ilişki bulunduğunu ve bir yıl için görevlendirildiğini, göndemin 9 uncu maddesi olan şirket konusu işlere iştigale izin verilmesine ilişkin kararın iptal talebinin, 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddelerine göre verilen izinlerin grup dışı şirketlerle faaliyet izni olarak verilmemekte olduğunu ve finansal tabloların ertelenmesine bağlı olmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen dosya davacılarının iptalini istedikleri genel kurul kararlarına usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koydukları, davaya konu genel kurulda, mevcut yönetim kurulunun ibra edilmesinin ve finansal tabloların onaylanmasının 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi gereğince 28.06.2018 tarihinde yapılacak ikinci genel kurul toplantısına ertelendiği, davaya konu genel kurulda alınan (5) ve (9) kararların yeni yönetim kurulunun seçilmesi ve yönetim kuruluna yönetim konusunda yetki verilmesine ilişkin olduğu, erteleme kararı gereğince finansal tablolar onaylanmadığı ve mevcut yönetim kurulunun da ibra edilmediği, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince (5) ve (9) numaralı kararların kanuna aykırı olduğu, taraf vekillerinin beyanlarına göre, davalı şirkette, bağımsız denetçi şirketin denetim görevini üstlendiği, yapılan genel kurul toplantısında bağımsız denetçi olarak atanan şirket işlemlerinin finansal tablolar onaylanmadığı için ibra edilmediği, bağımsız denetçi şirketin ibra edilmeden yeniden aynı göreve seçildiği, bu durumun esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulü ile davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların (5) numaralı kararın iptalini istemekte hukuki yararları bulunmadığını, davaya konu genel kurul toplantısında alınan kararların kanunda sayılan iptal sebeplerinden hiçbiri ile sakat olmadığını, davacıların finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesine yönelik taleplerinin kötü niyetli olduğunu, Mahkeme gerekçesinin aksine davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların finansal tabloların görüşülmesiyle bir bağlantılarının bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dosya davacılarının iptalini istedikleri genel kurul kararlarına usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymadıkları, İlk Derece Mahkemesince bu husus gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilmesinin doğru olmadığı, davalı vekilinin birleşen davaya ilişkin olarak ileri sürdüğü istinaf itirazlarına gelince; davalı tarafça iddia edildiğinin aksine, davacıların 5 numaralı kararın iptalini istemekte hukuki yararları bulunduğu gibi talebin konusuz da kalmadığı, davalı şirketin 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında, toplantı başkanınca 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi uyarınca finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesine karar verildiği, aynı Yasa'nın 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının, "…yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi yılsonu finansal tablolarının müzakeresi maddesiyle ilgili sayılır." hükmünü haiz olduğu, madde gerekçesinde; "…bu madde genel kurula yönetim kurulu üyelerini her olağan genel kurul toplantısında görevden alabilme olanağı vermektedir. Hükmün temelindeki mantık şudur. Genel kurul yılsonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun ortaya koyduğu sonuçlardan memnun kalmamışsa yönetim kurulu değiştirilebilmelidir. İcraatı beğenilmeyen yönetim kurulu süre endişesi ile görevde tutulmamalıdır." şeklinde ifadelere yer verildiği, buna göre madde hükmünün, yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolmadan genel kurulca görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi halinde, buna ilişkin gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesine ilişkin gündem maddesi ile bağlantılı olmasını öngördüğü, aksi halde, yani dava konusu genel kurulda olduğu gibi görev süresi dolan yönetim kurulu üyeleri yerine yenilerinin seçimi halinde, bu gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesi ile bağlantılı kabul edilmesinin söz konusu olmadığı, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 16.02.2021 tarihli, 2020/1589 E., 2021/1257 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu, bu nedenle Mahkemece, genel kurulun 5 inci maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine dair karar ile, bu madde ile bağlantılı olarak 9 uncu maddesi ile alınan seçilen yeni yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddeleri uyarınca faaliyet izni verilmesine dair kararın iptaline karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, bağımsız denetim şirketinin, anonim şirketin bir organı olmadığı ve bir faaliyet dönemi için seçildiği, 6102 sayılı Kanun'un 399 uncu maddesi hükmü uyarınca, yönetim kurulu üyeleri ile sermayenin en az yüzde onunu temsil eden pay sahiplerinin bağımsız denetçinin değiştirilmesini talep etme hakkı bulunduğu, bağımsız denetçi atanmasının finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular kapsamında olduğuna dair yasal bir düzenleme de bulunmadığı, bu nedenle Mahkemece genel kurulun 8 inci maddesi ile alınan bağımsız denetim şirketi atanmasına dair kararın iptaline karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden, birleşen davanın ise esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacıları vekili ve birleşen dava davacıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Asıl dava davacıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin iptalini istedikleri kararlara karşı usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koyduklarını, aksi yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin isabetli olmadığını, bunun yanında, bir genel kurul kararının butlan veyahut yoklukla sakat olması halinde hukuki yararı bulunan herkesin butlan veya yokluğun tespiti talebinde bulunabileceklerini, esasen her üç kararının da yoklukla malul olduğunu, zira davaya konu genel kurulda yönetim kuruluna seçilen ve kendilerine 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddelerine göre izin verilen şirketlerin, davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan …'ın hakim hissedar oldukları şirketler olduğunu, bu nedenle adı geçenin bu şirketlere ilişkin oylamalarda oydan yoksun olduğunu, …'ın oyu düşüldüğünde davaya konu genel kurulda alınan kararların alınamayacağını, Bölge Adliye Mahkemesince bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin birleşen davaya ilişkin gerekçesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Birleşen dosya davacıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesine göre, davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların finansal tabloların müzakeresiyle ilgili olduğunu, bu nedenle davaya konu genel kurulda görüşülmelerinin ertelenmesi gerektiğini, aksi yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin isabetli olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin kararda atıf yaptığı Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 16.02.2021 tarihli, 2020/1589 E., 2021/1257 K. sayılı kararına yanlış anlam verdiğini, anılan karardaki olayla iş bu davadaki olayın farklı olup emsal teşkil etmesinin mümkün olmadığını, esasen iptalini talep ettikleri kararlarının yoklukla da malul olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 445 inci, 446 ncı ve 447 nci maddeleri ile aynı Kanun'un 395 inci, 396 ncı, 413 üncü, 420 nci ve 436 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve davaya konu genel kurulda alınan (5) numaralı kararla, görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerinin seçilmiş olmasına, Dairemizin 16.02.2021 tarihli 2020/1589 E., 2021/1257 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolmadan genel kurulca görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi halinde buna ilişkin gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesine ilişkin gündem maddesi ile bağlantılı olmasını öngörmesine, aksi halde, yani dava konusu genel kurulda olduğu gibi görev süresi dolan yönetim kurulu üyeleri yerine yenilerinin seçimi halinde, bu gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesi ile bağlantılı kabul edilmesinin mümkün olmamasına, bu itibarla, davacılarca iptali istenilen yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin (5) numaralı, bağımsız denetçi seçilmesine ilişkin (8) numaralı ve yönetim kurulu üyelerine şirket konusu işlerle iştigal etmelerine ilişkin (9) numaralı kararların finansal tabloların görüşülmesiyle ilgili hususlar olarak kabul edilemeyecek olmasına göre asıl ve birleşen dosya davacıları vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince, asıl dosya davacılarının iptalini talep ettikleri (5) numaralı karara usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymadıkları belirtilmiş ise de genel kurula asıl dosya davacıları adına katılan vekillerin, oylamanın yapılmasından sonra söz alarak ilgili kararın görüşülmesi sırasında belirttikleri gerekçelerle dava açma haklarını saklı tuttuklarını beyan ettikleri ve bu beyanlarını tutanağa geçirttikleri anlaşılmaktadır. Bu hale göre asıl dosya davacılarının (5) numaralı karara usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koyduklarının kabulü zorunlu olup Bölge Adliye Mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada (5) numaralı karara ilişkin ileri sürülen iptal sebebinin yukarıdaki (1) numaralı bentte belirtilen gerekçeler doğrultusunda esastan karara bağlanması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. 3. Bölge Adliye Mahkemesince, asıl ve birleşen davalarda, (9) numaralı karara ilişkin iptal talebi yazılı olduğu şekilde reddedilmiş ise de kararın yoklukla malul olup olmadığı resen araştırılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. Zira Dairemizin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Mahkemece yokluk hususunun resen gözetilmesi gerekmektedir. Yokluk halinde asıl dosya davacılarının, (9) numaralı karara usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymamalarının da bir önemi bulunmamaktadır. 4. Anılan kararın yoklukla malul olup olmadığının değerlendirmesine gelince, davaya konu genel kurulda alınan (5) numaralı kararla, …, ….Holding A.Ş. ve Soyak İnş. Tic..A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmelerine karar verilmiş, (9) numaralı kararla ise yeni seçilen yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddelerine göre şirket konusu işlerle iştigal etmeleri hususunda izin verilmiştir. Aynı zamanda şirket ortağı sıfatları da bulunan … ve Hasan Arif Bengü'nün (9) numaralı karara ilişkin oylamaya katıldıkları, gerek kendileri gerekse de diğer yönetim kurulu üyeleri için olumlu oy kullandıkları anlaşılmaktadır. 5. Dairemizin 27.04.2017 tarihli, 2016/3815 E., 2017/2497 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, yönetim kurulu üyesi, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, kendisine aynı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddelerine göre izin verilmesine ilişkin oylamada oydan yoksundur. Ancak diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada (6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen haller dışında) oy kullanmasında bir engel bulunmamaktadır. 6. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönülecek olursa, (9) numaralı karar, 1.174.941,332 adet ret oyuna karşılık 1.225.058,668 kabul oyuyla alınmış olup, …'ın şirkette 629.098,668 adet payı bulunmaktadır. …'ın kendisine izin verilmesine ilişkin oylamada oydan yoksun olduğu gözetildiğinde adı geçene izin verilmesine ilişkin kararın alınamayacağı ve yok hükmünde olduğu açıktır. Hasan Arif Bengü'nün ise şirkette 6 adet paya sahip olduğu görülmekte olup, adı geçenin kendi lehine yapılan oylamaya katılmasının sonuca bir etkisi bulanmayıp karar geçerlidir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, …'a şirket konusu işlerle iştigal etmesine izin verilmesine ilişkin (9) numaralı kararın karar nisabı oluşmadığından yok hükmünde olduğu gözetilmeden karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 7. Öte yandan, asıl ve birleşen dosya davacıları, …'ın davaya konu genel kurulda yönetim kurulu üyesi olarak seçilen Soyak Holding A.Ş. ve Soyak İnş. Tic..A.Ş.'nin hakim hissedarı olduğunu belirterek, bu şirketlere izin verilmesine ilişkin kararda da oydan yoksun olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince, …'ın adı geçen şirketlerin hakim hissedarı olup olmadığı araştırılmadığı gibi hakim hissedarı olması halinde de 6102 sayılı Kanun'un 436 ıncı maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince bu şirketlere izin verilmesine ilişkin oylamada oydan yoksun olup olmadığı da değerlendirilmemiştir. Bu itibarla Bölge Bölge Adliye Mahkemesince, bu bentte belirtilen hususlar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Asıl ve birleşen dosya davacıları vekillerinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Asıl ve birleşen dosya davacıları vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bağımsız denetim yaptırmayan anonim şirketin finansal tablolarının akıbeti nedir?

Bağımsız denetime tabi olduğu hâlde denetlettirilmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, 6102 sayılı Kanun m. 397/2 gereğince hukuken düzenlenmemiş sayılır.

Denetçinin taraflı davrandığı gerekçesiyle açılacak dava hangi sürede açılmalıdır?

Seçilen denetçinin taraflı davrandığı kuşkusuyla açılacak görevden alma ve yeni denetçi atama davası, 6102 sayılı Kanun m. 399/5 uyarınca denetçi seçiminin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren üç haftalık hak düşürücü süre içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılmalıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu