Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçunun Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
Amire veya Üste Fiilen Taarruz Suçunun Cezası

Amire veya mafevka fiilen taarruz ve bu taarruza teşebbüs, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun 91. maddesinde hapis cezasıyla düzenlenir. Temel halde alt sınır üç yıl, az vahim hallerde altı aydır. Silah, hizmet, toplu asker veya tehlikeli alet; vücutta tahribat ya da ölüm; ayrıca seferberlik, cezayı ayrı ayrı ağırlaştırır.

1632 sayılı ASKERİ CEZA KANUNU m. 91Kaynağı aç
Madde 91 – 1. Amire veya mafevka fiilen taaruz
eden veya fiilen taarruza teşebbüs eden üç seneden, az vahim hallerde altı
aydan aşağı olmamak üzere hapsolunur.
2. Taarruz veya taarruza
teşebbüs silahlı olarak veya bir hizmet esnasında veya toplu asker karşısında
veyahut silah ve tehlikeli bir alet ile yapılmış ise beş seneden, az vahim
hallerde bir seneden aşağı olmamak üzere suçluya hapis cezası verilir.
3. (Değişik:
22/1/2004–5078/1 md.) Taarruz, amirin veya mafevkin vücudunda tahribatı
mucip olmuşsa onbeş seneden az olmamak üzere ağır hapis, eğer ölümü mucip
olmuşsa müebbet ağır hapis, az vahim hâllerde yirmidört seneden otuz seneye
kadar ağır hapis cezası verilir.
4. (Değişik:
22/1/2004–5078/1 md.) Taarruz veya taarruza teşebbüs seferberlikte yapılmışsa
yirmi seneden, az vahim hâllerde onbeş seneden az olmamak üzere ağır hapis,
eylem amir veya mafevkin vücudunda tahribatı mucip olmuşsa müebbet ağır hapis,
ölümü mucip olmuş ise ölüm cezası verilir.
Tahrik suretiyle
madunun yaptığı suçlar hakkındaki cezaların nasıl indirileceği:

Fiilin yöneldiği kişi ve hareket

91. madde, cezalandırdığı hareketi amire veya mafevka yönelik fiilî taarruz ve fiilî taarruza teşebbüs olarak kurar. Hareket, ast konumundaki askerin amirinin veya üstünün vücut bütünlüğüne yönelttiği fiilî saldırıyla açıklanır. Saldırı vücuttaki bir uzuvla yapılabileceği gibi zarar verici başka bir cisimle de yapılabilir.

Saldırı niteliği taşımayan ve şaka mahiyetinde kalan el şakaları bu suçu oluşturmaz. Böyle bir davranış, yerine göre disiplin suçu oluşturabilir.

Amir, üst ve ast

211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 9. maddesine göre amir, makam ve memuriyet itibarıyla emretme yetkisini haiz kişidir. Emri altındakilere maiyet denir.

211 sayılı TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET KANUNU m. 9Kaynağı aç
Madde
9 –
Amir: Makam ve memuriyet itibariyle emretmek salahiyetini haiz kimsedir. Bunun
emri altındakilere maiyet denir.

Aynı kanunun 10. maddesindeki tanıma göre üst tabiri rütbe veya kıdem büyüklüğünü gösterir. Ast, üstün rütbe veya kıdem bakımından aşağısında bulunan kişidir. 91. madde ise mağduru amir veya mafevk olarak ifade eder.

211 sayılı TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET KANUNU m. 10 (1/2)Kaynağı aç
Madde
10 – Üst tabiri, rütbe veya kıdem büyüklüğünü gösterir.
Ast,
üstün rütbece veya kıdemce aşağısında bulunan kimsedir.

Temel ceza

91. maddenin birinci fıkrası, amire veya mafevka fiilen taarruz edeni ve fiilen taarruza teşebbüs edeni aynı ceza çerçevesine bağlar. Ceza üç yıldan, az vahim hallerde altı aydan aşağı olmamak üzere hapistir.

Silah, hizmet, topluluk ve tehlikeli alet

İkinci fıkraya göre taarruz veya taarruza teşebbüs silahlı olarak, bir hizmet sırasında, toplu asker karşısında yahut silah ve tehlikeli bir alet ile yapılmışsa ceza beş yıldan, az vahim hallerde bir yıldan aşağı olmamak üzere hapistir. Fıkra bu koşulları birlikte değil, ayrı ayrı öngörür.

Vücutta tahribat ve ölüm

91. maddenin üçüncü fıkrası, taarruzun amirin veya mafevkin vücudunda tahribat meydana getirmesi halinde on beş seneden az olmamak üzere ağır hapis cezası öngörür. Ölüm meydana gelmişse müebbet ağır hapis cezası öngörülür. Az vahim hâllerde ceza yirmi dört seneden otuz seneye kadar ağır hapistir.

Yargıtay 19. Ceza Dairesinin E. 2019/30028, K. 2020/7595 sayılı kararında, incelenen yaranın vücutta tahribat niteliğinde olmadığı kabul edilmiştir. Kararda tahribat, vücudun harap olan kısmının biyolojik görevlerini yapamaması, başka deyişle harap olan noktanın doğal görevini yapamaması hali olarak açıklanmıştır.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2019/30028, K. 2020/7595Kaynağı aç
19. Ceza Dairesi         2019/30028 E.  ,  2020/7595 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 1632 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suç tarihinin 24/01/2011 olduğu, katılan …'in yaralanması hakkında düzenlenen Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün raporunun ise 18/02/2011 tarihli olduğu ve 2011/2839 sayılı bu raporda, "söz konusu yaralanmanın, mağdurun yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğu, her ne kadar söz konusu yaralanma üzerinden 6 ay geçmemiş olmasına karşın mağdurun sağ yanağındaki yara izinin boyutunun büyüklüğü ve derinliği dikkate alındığında bu yara izinin yüzde sabit iz nitelikte olduğu" hususları belirtilmesine rağmen Mahkemece katılan … yeniden adli tıp kurumuna sevk edilmeden sanık hakkında ASCK'nin 91/3. Maddesi uyarınca hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında;
Olay tarihinden 6 ay geçmeden katılan … hakkında alınan 18/02/2011 tarihli raporun hükme esas alınarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Dosya kapsamına göre sanık erin, üstü konumundaki katılan çavuşa taarruz ederek yüzünde sabit iz bırakacak şekilde yaraladığı anlaşılmakta ise de; işbu yaranın vücutta tahribat niteliğinde olmadığı, tahribatın vücudun harap olan kısmının biyolojik görevlerini yapamamayı bir başka deyişle vücudun harap olan noktasının doğal görevini yapamaması halini kapsadığı, katılan çavuşun yüzündeki yara sabit iz niteliğinde olmakla birlikte tahribat olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, sanığın eyleminin tehlikeli bir aletle (falçata) üste fiilen taarruz suçunu oluşturmakta olup, ASCK'nin 91/2. maddesi gereğince uygulama yapılması gerektiği halde ASCK'nin 91/3. maddesi gereğince sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 19/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Seferberlikte işlenen taarruz

Aynı değişiklik kaydını taşıyan dördüncü fıkraya göre taarruz veya taarruza teşebbüs seferberlikte yapılmışsa ceza yirmi yıldan, az vahim hallerde on beş yıldan az olmamak üzere ağır hapistir. Eylem amirin veya mafevkin vücudunda tahribat meydana getirmişse müebbet ağır hapis cezası öngörülür. Ölüm meydana gelmişse madde metni ölüm cezası öngörür.

Askerî şahıs sayılanlar

1632 sayılı Kanun'un 3. maddesi askerî şahıslar arasında, mareşal rütbesinden asteğmen rütbesine kadar subayları sayar. Sayım ayrıca astsubayları, Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personeli, uzman jandarmayı, uzman erbaşı, sözleşmeli erbaş ve eri, erbaş ve erleri ve askerî öğrencileri kapsar.

1632 sayılı ASKERİ CEZA KANUNU m. 3Kaynağı aç
Madde 3 – (Değişik: 22/3/2000 –
4551/1 md.)
Askerî şahıslar;
Mareşalden asteğmene kadar subaylar, astsubaylar, Millî Savunma Bakanlığı ile
Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel, uzman
jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er, erbaş ve erler ile askerî
öğrencilerdir.
Milli Savunma Bakanlığı
ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarının
asker kişi sıfatları, 4.1.1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç
Hizmet Kanununun 115 inci maddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlıdır.
İhtiyat askeri
şahıslar:

Aynı madde, Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarının asker kişi sıfatını, 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Kanun'un 115. maddesinde belirtilen yükümlülüklerle sınırlar.

Fıkraların somut olaylarda ele alınması

Yargıtay 19. Ceza Dairesinin E. 2019/30028, K. 2020/7595 sayılı kararında, olaydan altı ay geçmeden alınan 18/02/2011 tarihli raporun hükme esas alınması eksik inceleme sayılmıştır. Sanık erin falçatayla üstü olan çavuşa saldırısının tehlikeli bir aletle üste fiilen taarruz oluşturduğu ve 91. maddenin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Yerel mahkemenin üçüncü fıkra üzerinden kurduğu mahkûmiyet bozulmuştur.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi hükmü, kararında gösterilen 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi yoluyla uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca oybirliğiyle bozmuştur. Yargılamanın bozmadan önceki aşamadan devam edip sonuçlanması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine 19/06/2020 tarihinde karar verilmiştir.

Yargıtay 7. Ceza Dairesinin E. 2021/27009, K. 2021/16001 sayılı kararında inceleme, yerel ağır ceza mahkemesinin maktule yönelik ölüme mucip olacak şekilde üste fiilen taarruz ve katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs hükümlerine ilişkin sanık müdafiinin temyiz istemine yönelmiştir.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/27009, K. 2021/16001Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2021/27009 E.  ,  2021/16001 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık hakkında maktul …'a yönelik "ölüme mucip olacak şekilde üste fiilen taarruz etmek (1632 sayılı Yasaya muhalefet)" ve "katılan …' a yönelik "kasten öldürmeye teşebbüs" suçlarından kurulan hükümlere ilişkin sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 05.05.2000 yerine 15.09.2000 olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 29.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 05.05.2000 yerine 15.09.2000 yazılmasını mahallinde düzeltilebilecek bir yazım hatası kabul etmiştir.

Sık sorulan sorular

Temel cezanın alt sınırı nedir?

Temel halde alt sınır üç yıldır. Az vahim hallerde alt sınır altı aydır ve ceza hapistir.

Teşebbüs daha hafif bir çerçeveye mi girer?

Birinci fıkra, fiilen taarruz eden ile fiilen taarruza teşebbüs edene aynı hapis çerçevesini uygular. İkinci ve dördüncü fıkralar da teşebbüsü kendi ağırlaştırıcı koşulları içinde düzenler.

Tehlikeli alet hangi fıkraya girer?

Silah ve tehlikeli bir alet ile yapılan taarruz veya teşebbüs, ikinci fıkrada beş seneden, az vahim hallerde bir seneden aşağı olmamak üzere hapis cezasına bağlanır. Vücutta tahribat ve ölüm üçüncü fıkrada düzenlenir; seferberlikte yapılan taarruzda tahribat ve ölüm dördüncü fıkrada da düzenlenir.

Ölüm halinde metin hangi cezayı yazar?

Üçüncü fıkrada ölüm halinde müebbet ağır hapis cezası öngörülür. Aynı fıkra az vahim hâllerde yirmi dört seneden otuz seneye kadar ağır hapis cezası da öngörür. Seferberlikte ölüm meydana gelmişse dördüncü fıkra ölüm cezası öngörür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu