Alkollü Araç Kullanmada Ceza ve İdari Sonuçlar

by Avukat Erdal Ersoy
Alkollü Araç Kullanmada Ceza ve İdari Sonuçlar

Alkollü araç kullanmanın cezai sonucu, alkolün veya başka bir nedenin etkisiyle emniyetli biçimde araç sevk ve idare edilemeyecek halde olunmasına rağmen aracın kullanılmasına bağlanır. Bu halde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 179/3, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörür; madde metninde promil eşiği yoktur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 48 ise alkollü sürücünün karayolunda araç sürmesini yasaklar ve 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücü hakkında ayrıca aynı ceza hükmünün uygulanacağını yazar. İdari yaptırım, fiil ayrıca suç oluştursa bile ayrı düzenlenir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 179Kaynağı aç
Madde 179- (1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının
güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek,
kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler
vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da
teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya
malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla
kadar hapis cezası verilir.
(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat,
sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare
eden kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[76]
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle
emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç
kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 48Kaynağı aç
Madde
48 – (Değişik: 24/5/2013 – 6487/19 md.)
Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış
olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp
kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar/test
kitleri kullanılır.[42]
Kişinin yaralanmalı veya ölümlü ya da
kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde, ikinci
fıkrada belirtilen muayeneye tabi tutulması zorunludur. Teknik cihaz ile yapılan
ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler,
en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık
kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak
üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır. Bu işlem bakımından
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 75 inci maddesi hükümleri,
beşinci fıkrası hariç olmak üzere uygulanır.
Trafik kazası sonucunda kişinin ölmesi
veya teknik cihaza üfleyemeyecek kadar yaralanmış olması hâlinde, üçüncü fıkra hükümlerine
göre bu kişilerden kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.
Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin
üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili
bir suç oluştursa bile, 25.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır. Hususi
otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil
alt sınırı 0.21 olarak uygulanır. Alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü
belgesi geri alınan kişiye, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru
beş yıl içinde; ikinci defasında 50.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri iki yıl süreyle, üç veya üçten
fazlasında ise, 150.000 Türk lirası idari
para cezası verilir ve sürücü belgeleri her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır.
Sürücü belgelerinin herhangi bir nedenle geçici olarak geri alınmış olması hâlinde
belirtilen süreler, geçici alma süresinin bitiminde başlar.[43]
Yapılan tespit sonucunda,
1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk
Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.
Hususi otomobil sürücüleri
bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde
alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk
Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
(Değişik sekizinci fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Uyuşturucu veya uyarıcı
madde aldığı tespit edilen sürücülere 150.000 Türk lirası idari para cezası
uygulanır ve sürücü belgesi iptal edilir. Bu kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza
Kanunu hükümleri uygulanır. Bu fıkra kapsamında sürücü belgesi iptal
edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için sürücü kurslarına devam
etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt sürücüsü
sertifikası almaları gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime
başlayabilmeleri için; belgenin iptal edildiği tarihten itibaren en az beş yıl
geçmiş olması, bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının
tahsil edilmiş olması, sürücülerin psiko-teknik değerlendirmeden geçmesi ve resmî
sağlık kurumlarından sürücülüğe engel hâli bulunmadığını gösteren sağlık kurulu
raporunun sürücü kursuna ibrazı zorunludur.
(Değişik dokuzuncu fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Uyuşturucu
veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığının ya da alkolün kandaki
miktarının kolluk tarafından tespit edilmesi için ölçüm yaptırmayan sürücülere
150.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle
geri alınır.
Sürücünün uyuşturucu veya uyarıcı madde
kullandığından şüphe edilmesi hâlinde 5271 sayılı Kanunun adli kolluğa ilişkin hükümleri
uygulanır.
Alkollü olarak araç
kullanması nedeniyle son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş
yıl içinde sürücü belgeleri ikinci defa geri alınan sürücüler Sağlık Bakanlığınca,
usul ve esasları İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte
gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine; üç veya üçten fazla geri
alınan sürücüler ise psiko-teknik değerlendirmeye ve psikiyatri uzmanının muayenesine
tabi tutulurlar.
(Değişik onikinci fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Sürücü belgelerinin geçici
geri alma ve iptal işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler
tarafından yapılır.
(Değişik onüçüncü fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Bu
madde hükümlerine göre geçici olarak geri alınan sürücü belgelerinin iade
edilebilmesi için ilgili kişi hakkında bu Kanun kapsamında verilen idari para
cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şarttır.
(Ek fıkra:12/2/2026-7574/12 md.) Beşinci veya dokuzuncu fıkraların
sürücülerce; 4925 sayılı Kanun, 5216 sayılı Kanun ve 5393 sayılı Kanun
kapsamında yük ve yolcu taşımacılığı yapılan araçları kullanırken son ihlalin
gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde toplamda üç defa
ihlal edilmesi halinde sürücünün sürücü belgesi iptal edilir. Bu fıkra kapsamında
sürücü belgesi iptal edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için sürücü
kurslarına devam etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt
sürücüsü sertifikası almaları gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime
başlayabilmeleri için; belgenin iptal edildiği tarihten itibaren iptal
nedenlerinde yer alan geri alma süreleri kadar zamanın geçmiş olması, bu Kanun
kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması,
sürücülerin psiko-teknik değerlendirmeden geçmesi ve resmî sağlık kurumlarından
sürücülüğe engel hâli bulunmadığını gösteren sağlık kurulu raporunun sürücü
kursuna ibrazı zorunludur.
Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin
tespiti için kullanılacak teknik cihazların/test kitlerinin sahip olacağı asgari koşullar ile diğer usul ve esaslar yönetmelikte
gösterilir.[44]
Taşıt
kullanma sürelerine uyma zorunluluğu:

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu

Türk Ceza Kanunu m. 179/3, alkolün, uyuşturucu maddenin veya başka bir nedenin etkisiyle emniyetli araç kullanılamayacak halde olunmasına rağmen araç kullanılmasını hapisle cezalandırır. Bu cezanın alt sınırı altı ay, üst sınırı iki yıldır. Cezanın doğması için maddede yazılı hal aranır. Hüküm, alkollü olmayı belirli bir promil rakamıyla tanımlamaz.

Aynı maddenin ikinci fıkrası farklı bir fiili düzenler. Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım aracını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fıkrada alkol veya uyuşturucu madde şartı yoktur. Tehlikeli sevk ve idare ile emniyetli kullanılamayacak halde araç kullanmak birbirinin yerine konamaz.

Suçun işlendiği tarih bakımından kararda yer alan m. 179/3 metni, aynı halde araç kullanan kişinin yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılacağını söyler. Madde kesitindeki metin ise üçüncü fıkra için altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörür. İki metin aynı ceza cümlesini taşımaz. Somut olayda hangi ceza cümlesinin uygulanacağı, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan hükme göre belirlenir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/971, K. 2019/653Kaynağı aç
Ceza Genel Kurulu         2017/971 E.  ,  2019/653 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 31-105
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık …'nın TCK'nın 179/2-3, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13.01.2015 tarihli ve 965-11 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 02.12.2015 tarih ve 5167-18798 sayı ile;
"1- Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması hâlinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği, sanığın idaresindeki araçla olaydan yaklaşık 4 saat sonraki ölçüme göre 0,09 promil alkollü hâlde seyir hâlinde iken olaya konu kavşak mahallinden geçtiği sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı yol bölümüne geçerek, yavaşlamakta olan araçlara çarpması şeklinde meydana gelen olayda, Adli Tıp Kurumu uygulamalarında kan alkol düzeyinin 1 saatte % 15 mg azaldığı kabul edildiğinde, olay anında yaklaşık 0,69 promil alkollü olduğu dikkate alınarak, olayın tek başına alkolden kaynaklandığına ve sanığın güvenli araç kullanamayacağına ilişkin herhangi bir tespit bulunmaması karşısında, sadece alkol kullanılmış olmasının trafik güvenliğinin tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyet için yeterli olmadığı ve sanığın unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı gerekçeyle mahkûmiyetine hükmedilmesi,
2- Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesi ise 18.02.2016 tarih ve 31-105 sayı ile;
"…Sanığın 0.50 promil ile 100 promil oranında alkollü iken maddi hasarlı veya bunu aşan kaza yapması hâli, kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiği hususunda somut bir tespitin yapılmasının zorunlu olduğu düşüncesinin, suç tarihi ve karar tarihi itibariyle yerinde olmadığı; zira, kanun koyucunun suç koyan, düzenleyen mevzuat hükümlerinin, lafzi yorumu aşan, çelişen yorumla, suç olmaktan çıkarılmasının, kanun koyucunun yasal düzenleme ile koyduğu amaçla çelişmektedir. 2918 s. Karayolları Trafik Kanunu'nun 24.05.2013-6487 S.K./19. maddesi ile değişik 48. maddesinin 6 ve 7. fıkralarında:
'Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanır.
Yapılan tespit sonucunda 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.'
Şeklindeki düzenleme, alkollü araç kullanma ile ilgili TCK'nın 179/3. maddesi nazara alındığında, sanık sürücünün 100 promilin üzerinde araç kullandığının anlaşılması ve durumun kollukça tespiti hâlinde, ortada soyut tehlike suçu bulunduğunda, suçun oluştuğunun kabulünün zorunlu olduğu; sanık sürücünün 50 ile 100 promil oranında alkollü iken kaza yapmadan yakalanması hâlinde, eylem suç teşkil etmeyecek ancak idari yaptırım verilecektir. Sanık sürücü, 50 ile 100 promil oranında alkollü iken kaza yapması hâlinde, dış alemde, maddi hasarlı ve/veya yaralamalı kaza meydana gelmiş ise sanık sürücünün alkolün etkisiyle kaza yaptığının kabulünün gerektiği; sanık sürücünün kazanın alkolün etkisiyle olmadığını, kendisinin dışında yolun özellikleri veya araçta meydana gelen bozukluklar sebebiyle kazanın meydana geldiğini ispat dışında suçtan kurtulması mümkün olmadığı; kanun koyucunun 2918 SK.m. 48/6. fıkradaki düzenlemesinin, sanığın 50 ile 100 promil alkollü iken kaza yaparak en az maddi hasarlı kazaya sebep olmuş ise, kazanın alkolün etkisiyle geldiğini karine olarak kabul ettiği; aksi düşüncenin kabulü hâlinde kanun koyucunun 24.05.2013-6487 S.K./19. madde ile değişik 2918 SK.m. 48. maddesinde yaptığı değişikliğin bir anlamı kalmayacağı zira bu maddede yapılan değişiklikten önce Yargıtay Özel Ceza Dairelerince TCK'nın 179/2-3. fıkralarındaki suçun oluşması için somut bir tehlikenin meydana gelerek, bu durumun tespiti ile ispat edilerek sübut bulması arandığından, bu maddedeki suçun soyut tehlike suçu olmadığı somut tehlike suçu olduğu belirtilerek uygulanmıştır. Bu çerçevede, sanığın sadece alkollü iken araç kullanırken yakalanması hâlinde veya aşırı hızla gitmesi, trafikte makas atarak, hatalı sollama yaparak gitmesi hâlinin bu maddedeki suçu oluşturmayacağı kabul edilmekte idi, mutlaka alkollü araç kullanmak suçunun oluşması için sanığın hem alkollü olması, hem de alkolün etkisinde iken alkol sebebiyle, kaza yapması, kazanın da alkol sebebiyle meydana geldiğinin tespiti ile ispatı aranmakta idi; kanun koyucu 24.05.2013-6487 S.K./19. madde ile değişik 2918 SK'nın 48. maddesinde yaptığı değişiklik sonrası, TCK'nın 179/3. maddesinin uygulamasını da değiştirerek, alkollü araç kullanmada, sanığın 50 ile 100 promil oranında alkollü iken kaza yapması hâlini, alkollü olarak kaza yapmasının karinesi, diğer bir ifade ile kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiğinin ispatı olarak kabul ettiği düşünüldüğünden, Yargıtay 12. CD.'sinin, bozma kararının yerinde olmadığı," şeklindeki gerekçeyle önceki hükümde direnilmesine karar vermiştir.
Direnme kararına konu olan bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2016 tarihli ve 136597 sayılı “Bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 604-925 sayı ile; 6763 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 17.05.2017 tarih ve 136-4101 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
26.09.2014 tarihli trafik tespit tutanağına göre; sanık …’nın 26.09.2014 tarihinde saat 21.20 sıralarında sevk ve idaresindeki 01 … 05 plaka sayılı aracıyla Mahfesığmaz Mahallesinde bulunan…Bulvarından Kenan Evren Bulvarı yönüne dönüş yaptığı sırada direksiyon hâkimiyetini kaybederek orta refüj üzerinden karşı yola geçip karşı yolda kırmızı ışıkta duran mağdur …’ın sevk ve idaresindeki 01 … 74 plaka sayılı aracın sol arka yan kısmına çarptığı, ardından sağa doğru savrularak kavşağa doğru yaklaşan ve durmak üzere olan mağdur …’nin sevk ve idaresindeki 01 .. 171 plaka sayılı aracın ön sağ kısmına çarptığı, sanığın Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 94/A-k maddesinde yer alan “Sürücülerin bölünmüş yollarda karşı yöndeki trafik için ayrılan yol bölümüne girmeleri yasaktır.” kuralını ihlal ettiği, olay nedeni ile sanığın aracında bulunan mağdurlar … ve …’in yaralandığı,
Kaza anından dört saat sonra düzenlenen alkolmetre ölçüm sonucuna göre, sanığın 0,09 promil alkollü olduğunun tespit edildiği,
Anlaşılmaktadır.
Mağdur …; olay tarihinde saat 21.30 sıralarında sevk ve idaresindeki araçla Kenan Evren Bulvarından Turgut Özal Bulvarına gitmek için…Bulvarına girdiğini, Hacı Nazım Turgut İlkokulu önünde kırmızı ışık yanması nedeniyle durduğunu, yolun karşı şeridinden ilerleyen sanığın sevk ve idaresindeki aracın hızla kayarak orta refüje çıktığını ve orta refüjden bulunduğu şeride geçerek aracının sol arka tekerine sağ ön tamponuyla çarptığını, çarpmanın etkisiyle aynı aracın kendi bulunduğu şeritte arkasından gelen başka bir aracın da ön tamponuna çarparak durduğunu,
Mağdur …; olay tarihinde saat 21.30 sıralarında sevk ve idaresindeki araçla Kenan Evren Bulvarından Turgut Özal Bulvarına gitmek için…Bulvarına girdiğini, Hacı Nazım Turgut İlkokulu önünde kırmızı ışık yandığı için yavaşladığı sırada yolun karşı şeridinden ilerleyen sanığın sevk ve idaresindeki aracın hızla kayarak orta refüje çıktığını ve orta refüjden bulunduğu şeride geçerek önündeki aracın sol arka tekerine sağ ön tamponuyla çarptığını, çarpmanın etkisiyle savrulan aracın kendi aracının ön tamponuna çarptığını,
Mağdur …; olay günü arkadaşı olan sanık ile evinde alkol aldıklarını, daha sonra sanığın kullandığı araçla dışarı çıktıklarını, arkadaşı mağdur …’i de aldıktan sonra seyir hâlindeyken Kenan Evren Bulvarından…Bulvarına girdiklerini, kendisinin sağ ön koltukta, mağdur …’in ise sağ arka koltukta oturduğunu, Damar Arıkoğlu Bulvarına girdikten sonra ilk ışıklardan tekrar Kenan Evren Bulvarına gitmek için dönüş yaptıkları sırada sağ taraftan bir araç geldiğini, sanığın hemen frene bastığını ancak direksiyon hâkimiyetini kaybederek orta refüje çıktığını, daha sonra da diğer şeritte bulunan araçla kafa kafaya çarpıştıklarını, kendisinin ve arkadaşı mağdur …’in yaralandığını,
Mağdur …; olay günü arkadaşı olan sanığın sevk ve idaresindeki araçta mağdur Armağan ile birlikte bulunduklarını, kendisinin sol arka koltukta mağdur Armağan’ın ise sağ ön koltukta oturduğu, Damar Arıkoğlu Bulvarına girdikten sonra ilk ışıklardan tekrar Kenan Evren Bulvarına gitmek için dönüş yaptıkları sırada sanığın direksiyon hâkimiyetini kaybederek orta refüje çıktığını, kafasını çarptığı için sonra ne olduğunu hatırlamadığını, kaza nedeniyle kendisinin ve arkadaşı mağdur Armağan'ın yaralandığını,
İfade etmişlerdir.
Sanık …; olay günü arkadaşları olan mağdurlar … ve Armağan ile birlikte bir miktar alkol aldığını, daha sonra birlikte kendisinin sevk ve idaresindeki araçla dışarı çıktıklarını, Kenan Evren Bulvarından Turgut Özal Bulvarına gitmek için…Bulvarına girdiğini, daha sonra ilk ışıklardan tekrar Kenan Evren Bulvarına dönüş yaptığı sırada sağ tarafından bir araç geldiğini gördüğünü, bu aracın kendi aracına çarpmaması için hızlanarak direksiyonu kırdığını ancak sonrasında direksiyon hâkimiyetini kaybederek refüje çıktığını, refüjden de diğer şeride geçip hareket hâlinde bulunan bir araca çarptığını, ardından bu aracın arkasından gelen araçla kafa kafaya çarpıştıklarını savunmuştur.
TCK’nın “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin suç tarihi (26.09.2014) itibarıyla yürürlükte bulunan ikinci ve üçüncü fıkraları;
“…
Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle TCK’nın 179. maddesinin ikinci fıkrasına “idare eden kişi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “üç aydan” ibaresi eklenerek madde son hâlini almıştır.
TCK’nın 179. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanma şartları ise madde gerekçesinde,; "Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarının, kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, aracın tehlikeli bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerekir. Aracın sevk ve idaresinin salt trafik düzenine aykırılığı bu suçun oluşumuna neden olmayacaktır. Bu suçun oluşabilmesi için, aracın trafik düzenine aykırı olarak ve ayrıca kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde kullanılması gerekir. Bu bakımdan söz konusu suç, somut tehlike suçu niteliği taşımaktadır.
Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişinin cezalandırılması öngörülmüştür. Bu bakımdan, örneğin, uzun süre araç kullanmak dolayısıyla yorgun ve uykusuz olan kişilerin araç kullanmaya devam etmesi hâlinde de bu suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir." şeklinde açıklanmıştır.
TCK'nın 179. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçun faili, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişidir. Suçun oluşması için tek başına alkol veya uyuşturucu madde etkisinde araç kullanmak yeterli olmayıp ayrıca kişinin alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edip edemeyeceğinin, diğer bir deyişle güvenli araç kullanıp kullanamayacağının tespit edilmesi gerekmektedir (Ömer Metehan Aynural, Soyut Tehlike Bağlamında Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu (TCK 179/3), On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, Mart 2018, s. 42-45).
TCK'nın 179 maddesinin üçüncü fıkrasında sözü edilen alkol, alkollü içki yapımında kullanılan alkol türü olan etanoldür (etil alkol). Promil ise, alınan alkolün 100 mililitre kandaki oranını miligram cinsinden gösteren ölçü birimidir. Alkolün ağırlığı, kanın ise hacmi dikkate alınarak kurulan orantı üzerinden kandaki alkolün promil cinsinden seviyesi belirlenir. Örneğin 0,40 promil, 100 mililitre kanda 40 miligram alkol bulunduğunu gösterir. Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunca vücuda alınan etil alkolün kandaki seviyesinin ortalama olarak saatte 0,15 promil azaldığının tıbben bilindiği belirtilmektedir.
Bu aşamada 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinin suç tarihinden önce yürürlükte bulunan hâli ile suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan hükümlerinin incelenmesinde fayda bulunmaktadır.
2918 sayılı Kanun'un suç tarihinden önce yürürlükte bulunan "Alkollü içki, uyuşturucu veya keyif verici maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı" başlıklı 48. maddesi;
"Uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin kara yolunda araç sürmeleri yasaktır.
Uyuşturucu veya keyif verici maddelerin cinsleri ile alkollü içkilerin etki dereceleri ve kandaki miktarlarını tespit amacıyla, trafik zabıtasınca teknik cihazlar kullanılır. Tespit usulleri ve muayene şartları, Sağlık Bakanlığının görüşüne uygun olarak hazırlanacak yönetmelikte düzenlenir.
Bu madde hükmüne uymayan sürücüler derhal araç kullanmaktan men olunur.
Toplu taşım araçlarında sigara içilemez. Sigara içenler hakkında 4207 sayılı Tütün Mamüllerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun hükümleri uygulanır.
Yönetmelik ile belirtilen miktarların üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerin, suçun işlendiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; birinci defasında sürücü belgeleri altı ay süreyle geri alınır ve haklarında 265 300 000 lira para cezası uygulanır. İkinci defasında sürücü belgeleri iki yıl süreyle geri alınır ve haklarında 332 600 000 lira para cezası uygulanır ve bu sürücüler Sağlık Bakanlığınca, esas ve usulleri Sağlık ve İçişleri Bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine tabi tutulurlar, eğitimi başarıyla tamamlayanların belgeleri süresi sonunda iade edilir. Üç veya üçten fazlasında ise, sürücü belgeleri beş yıl süreyle geri alınır ve altı aydan aşağı olmamak üzere hafif hapis cezası ile birlikte 532 600 000 lira hafif para cezası uygulanır. Ayrıca, psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesine tabi tutulurlar. Bu değerlendirme ve muayene sonrasında uygun görülenlere, geri alma süresi sonunda sürücü belgeleri iade edilir. Psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesinin yapılmasına dair esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.
Uyuşturucu ve keyif verici maddeleri alarak araç kullananlara, eylemi başka bir suç oluştursa bile ayrıca, altı ay hafif hapis cezası ile birlikte 532 600 000 lira hafif para cezası uygulanır ve sürücü belgeleri süresiz olarak geri alınır," şeklinde iken 11.06.2013 tarihli ve 28674 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile 2918 sayılı Kanun'un 48. maddesinin başlığı “Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı" olarak, metni de;
"Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılır.
Kişinin yaralanmak veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde, ikinci fıkrada belirtilen muayeneye tabi tutulması zorunludur. Teknik cihaz ile yapılan ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler, en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır. Bu işlem bakımından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 75 inci maddesi hükümleri, beşinci fıkrası hariç olmak üzere uygulanır.
Trafik kazası sonucunda kişinin ölmesi veya teknik cihaza üfleyemeyecek kadar yaralanmış olması hâlinde, üçüncü fıkra hükümlerine göre bu kişilerden kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.
Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile, 700 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır. Hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanır. Alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınan kişiye, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; ikinci defasında 877 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri iki yıl süreyle, üç veya üçten fazlasında ise, 1.407 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır. Sürücü belgelerinin herhangi bir nedenle geçici olarak geri alınmış olması hâlinde belirtilen süreler, geçici alma süresinin bitiminde başlar.
Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.
Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücülere 3.600 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır. Bu kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarım tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılmasını kabul etmeyen sürücülere 2000 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır.
Sürücünün uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığından şüphe edilmesi hâlinde 5271 sayılı Kanunun adli kolluğa ilişkin hükümleri uygulanır.
Alkollü olarak araç kullanması nedeniyle son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde sürücü belgeleri ikinci defa geri alınan sürücüler Sağlık Bakanlığınca, usul ve esasları İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine; üç veya üçten fazla geri alınan sürücüler ise psiko-teknik değerlendirmeye ve psikiyatri uzmanının muayenesine tabi tutulurlar.
Sürücü belgelerinin geçici geri alma işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler tarafından yapılır.
Bu madde hükümlerine göre geri alınan sürücü belgesinin iade edilebilmesi için; ilgili kişi hakkında trafik kurallarına aykırılık dolayısıyla bu Kanun hükümlerine göre verilmiş olan idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması; uyuşturucu veya uyarıcı madde alması nedeniyle sürücü belgesi geri alınanların ayrıca sürücü olmasında sakınca bulunmadığına dair resmi sağlık kurumlarından alınmış sağlık kurulu raporunun ibraz edilmesi şarttır.
Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin tespiti için kullanılacak teknik cihazların sahip olacağı asgari koşullar ile diğer usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.” şeklinde değiştirilmiş olup, maddenin altıncı fıkrasında, yapılan tespit sonucunda kandaki alkol miktarı 1,00 promilin üzerinde çıkan sürücüler hakkında TCK'nın 179. maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinin uygulanacağı, yedinci fıkrasında ise hususi otomobil sürücüleri bakımından 0,50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0,20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermeleri hâlinde, ayrıca TCK'nın ilgili hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.12.2018 tarihli ve 708-608 sayılı kararında da açıklandığı üzere 11.06.2013 tarihinde ve sonrasındaki dönemde gerçekleşen eylemler yönünden maddenin altıncı fıkrası uyarınca 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında her hâlükârda, yedinci fıkrası uyarınca da 0,50 promilin üzerinde alkollü olan otomobil sürücüleri ile 0,20 promilin üzerinde alkollü olan diğer araç sürücülerinin ise trafik kazasına sebebiyet vermeleri hâlinde TCK’nın 179. maddenin üçüncü fıkrası kapsamındaki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu oluşacaktır. 11.06.2013 tarihinden önceki dönemde gerçekleşen eylemlerde ise 0,30 promil ve altında alkollü olduğu tespit edilen sürücüler açısından aksi ispatlanmadığı sürece emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edecek durumda olduklarından suç oluşmayacak, 0,31-1,00 promil alkol tespit edilen kişilerin emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edip edemeyecek hâlde olup olmadıkları hususunun olaydan sonra en kısa sürede yapılacak ayrıntılı bir doktor muayenesiyle belirlenmesi gerekecek, bunun mümkün olmadığı hâllerde bu husus failin olay sırasındaki davranışları değerlendirilmek suretiyle belirlenebilecek, 1,01 promil ve üzerinde alkol tespit edilen kişilerin ise her koşulda emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde oldukları kabul edilecek ve bu kişiler açısından TCK’nın 179. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki suç oluşacaktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın, 26.09.2014 tarihinde saat 21.20 sıralarında sevk ve idaresindeki 01 … 05 plaka sayılı aracıyla Mahfesığmaz Mahallesinde bulunan…Bulvarından Kenan Evren Bulvarı yönüne doğru dönüş yaptığı sırada direksiyon hâkimiyetini kaybederek orta refüj üzerinden karşı yola geçip aracının sol ön kısmıyla karşı yolda kırmızı ışıkta duran mağdur …’ın sevk ve idaresindeki 01 … 74 plaka sayılı araca çarptığı, ardından sağa doğru savrulup kavşağa yaklaşan ve durmak üzere olan mağdur …’nin sevk ve idaresindeki 01 .. 171 plaka sayılı aracın ön sağ kısmına çarpmak suretiyle maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği, kazadan dört saat sonra yapılan ölçüme göre 0,09 promil alkollü olduğu anlaşılan olayda;
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 0,50 promilin üzerinde alkollü olan otomobil sürücülerinin trafik kazasına sebebiyet vermeleri hâlinde TCK'nın ilgili hükümlerinin uygulanacağının hüküm altına alınması, kazadan dört saat sonra yapılan ölçüme göre 0,09 promil alkollü olan, ancak adli tıp uygulamalarına göre alkolün kandaki seviyesinin ortalama olarak saatte 0,15 promil azaldığı gözetildiğinde sanığın kaza anında 0,69 promil alkollü olduğu sonucuna ulaşılması ve güvenli sürüş yeteneğini kaybetmiş olduğunu gösterir şekilde mağdurlar… ve…’ın araçlarına çarpmak suretiyle maddi hasarlı trafik kazasına neden olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığa isnat edilen, alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme gerekçesi isabetli olduğundan uygulamanın denetlenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçununun yasal unsurlarının oluşmadığı görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 31-105 sayılı hükmündeki direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,
2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE,
12.11.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

02.12.2016’da yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle m. 179/2’ye, idare eden kişi ibaresinden sonra gelmek üzere üç aydan ibaresinin eklendiği kararda açıklanır. Karar, bu değişikliğin somut cezaya uygulanmasına hükmetmemiştir. Madde kesitinde ikinci fıkranın cezası dört aydan iki yıla kadar hapis olarak yer alır. Üç aydan ibaresi ile dört aydan ibaresi aynı dönem kuralı gibi birleştirilemez.

Yasak, ölçüm ve örnek alma

Uyuşturucu veya uyarıcı madde almış sürücüler ile alkollü sürücülerin karayolunda araç sürmesi yasaktır. Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanılıp kullanılmadığını ya da alkolün kandaki miktarını tespit etmek için kolluk teknik cihaz veya test kiti kullanır. Cihazların asgari koşulları ve diğer usul esasları yönetmeliğe bırakılmıştır.

Kişinin yaralanmalı, ölümlü veya kolluğun müdahil olduğu maddi hasarlı trafik kazasına karışması halinde, ikinci fıkrada belirtilen muayeneye tabi tutulması zorunludur. Bu zorunluluk yalnız bu kaza halleri için düzenlenmiştir. Teknik cihazla yapılan ölçüme itiraz eden veya bu cihazla ölçüme müsaade etmeyen sürücüden, en yakın adli tıp kurumu, adli tabiplik veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşunda kan, tükürük veya idrar örneği alınır. Bu işlem bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 75, beşinci fıkrası hariç uygulanır.

Trafik kazası sonucunda kişinin ölmesi veya teknik cihaza üfleyemeyecek kadar yaralanması halinde de üçüncü fıkra hükümlerine göre kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.

Promil düzeyinin ceza ve idari sonuçları

2918 sayılı Kanun m. 48, 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu m. 179/3 hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Bu atıf, üçüncü fıkradaki emniyetli sürüş yeteneğinin kaybı hükmüne gider. 1,00 promilin altındaki her alkollü kullanım, bu fıkra nedeniyle kendiliğinden aynı sonuca bağlanmaz.

Hususi otomobil sürücüsü bakımından 0,50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0,20 promilin üzerinde alkollü olan sürücü trafik kazasına sebebiyet verirse, ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. Bu hüküm kaza haline bağlanmıştır. Hangi ceza hükmünün uygulanacağı bu fıkrada ayrıca sayılmaz.

Hususi otomobil dışındaki araçları alkollü kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı ayrıca 0,21 olarak uygulanır. Bu 0,21 sınırı, kazaya sebebiyet halinde diğer araç sürücüleri için yazılan 0,20 promil düzenlemesinden ayrıdır. İki rakam farklı sonuçlara bağlandığı için biri diğerinin yerine geçirilemez.

0,50 promilin üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücü hakkında, fiil bir suç oluştursa bile idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır. Metin bu sonucu birinci defa ibaresiyle sınırlamaz. İkinci ve sonraki ihlaller aynı maddenin devamında ayrıca düzenlenir.

Alkollü araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınan kişi bakımından, son ihlalin gerçekleştiği tarihten geriye doğru beş yıl içinde ikinci defada sürücü belgesi iki yıl geri alınır. Aynı beş yıllık dönemde üç veya üçten fazla ihlalde sürücü belgesi her seferinde beşer yıl geri alınır. Sürücü belgesi herhangi bir nedenle geçici olarak geri alınmışsa, belirtilen süreler geçici alma süresinin bitiminde başlar.

Alkol miktarının kollukça tespit edilmesi için ölçüm yaptırmayan sürücünün sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır. Bu sonuç, ölçüme itiraz üzerine örnek alınması usulünden ayrı bir fıkrada düzenlenmiştir.

Eğitim, belge iadesi ve taşımacılık istisnası

Son ihlalden geriye doğru beş yıl içinde alkollü araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi ikinci kez geri alınan sürücüler, sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine tabi tutulur. Eğitimin usul ve esasları İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte gösterilir. Üç veya üçten fazla kez belgesi geri alınan sürücüler ise psiko-teknik değerlendirmeye ve psikiyatri uzmanının muayenesine tabi tutulur.

Sürücü belgelerinin geçici geri alma ve iptal işlemleri, 2918 sayılı Kanun m. 48’de bu Kanunun 6. maddesinde sayılan görevlilere bırakılır. Geçici olarak geri alınan sürücü belgesinin iade edilebilmesi için, kişi hakkında bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şarttır.

4925, 5216 veya 5393 sayılı kanunlar kapsamında yük ve yolcu taşımacılığı yapılan araç kullanılırken, beşinci veya dokuzuncu fıkra ihlalinin son ihlalden geriye beş yıl içinde toplam üç kez işlenmesi halinde sürücü belgesi iptal edilir. Bu sonuç, belirtilen taşımacılık sırasında işlenen ihlaller içindir.

Bu iptal nedeniyle yeniden sürücü kursuna başlayıp sertifika alınabilmesi için, belgenin iptal edildiği tarihten itibaren iptal nedenlerindeki geri alma süreleri kadar zamanın geçmesi, bu Kanun kapsamındaki idari para cezalarının tamamının tahsil edilmesi, psiko-teknik değerlendirmeden geçilmesi ve sürücülüğe engel hal bulunmadığına dair sağlık kurulu raporunun sürücü kursuna ibrazı zorunludur.

11 Haziran 2013 sonrası ve öncesi ayrımı

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/971 esas ve 2019/653 karar sayılı hükmü, 11.06.2013 ve sonrasındaki eylemler için, yürürlükte bulduğu m. 48/6 uyarınca 1,00 promilin üzerinde alkollü sürücü hakkında her halde Türk Ceza Kanunu m. 179/3 kapsamındaki suçun oluşacağını açıklar. Aynı açıklamada, hususi otomobilde 0,50 promilin ve diğer araçlarda 0,20 promilin üzerinde alkollü olan sürücü bakımından suç, trafik kazasına sebebiyet verilmesi halinde oluşur. Bu ölçü, kararın suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulduğu metne dayanır.

Kararda aktarılan metin, hususi otomobil dışındaki araçları alkollü kullanan sürücüler için promil alt sınırını 0,21 olarak da yazar. Bu cümle idari yaptırım alt sınırına ilişkindir. Kazaya sebebiyet halinde diğer araçlar için yazılan 0,20 promil cümlesinden ayrıdır; iki rakam tek eşik haline getirilemez.

Aynı Kurul, 11.06.2013 öncesi eylemler için başka bir ayrım açıklar. Bu dönemde 0,30 promil ve altında alkollü olduğu tespit edilen sürücüler açısından, aksi ispatlanmadığı sürece emniyetli araç kullanabilecek durumda oldukları kabul edilir ve suç oluşmaz. 0,31 ile 1,00 promil arasında tespit edilen kişilerin emniyetli araç kullanıp kullanamayacak halde oldukları, olaydan sonra en kısa sürede yapılacak ayrıntılı doktor muayenesiyle belirlenir.

Yine 11.06.2013 öncesi için, 1,01 promil ve üzerinde alkol tespit edilen kişilerin her koşulda emniyetli araç sevk ve idare edemeyecek halde oldukları kabul edilir ve m. 179/3 kapsamındaki suç oluşur. Bu eşik, 11.06.2013 sonrası için açıklanan 1,00 promil kuralının yerine uygulanamaz. Suç tarihi hangi döneme giriyorsa o dönemin ayrımı kullanılır.

Bozma kararları ve somut kaza dosyası

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/5277 esas ve 2015/18434 karar sayılı hükmü, alkol veya uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olmasının suçun oluşması için yeterli olmadığını belirtir. Aynı kararda, 11.06.2013’te yürürlüğe giren değişik m. 48/6 uyarınca 1,00 promilin üzerinde alkol veya uyuşturucu madde alınması sonrası araç kullanmak atılı suç için yeterli görülür. Daire, 1,62 promil alkollü araç kullandığı tespit edilen sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet verilmesi gerektiği gerekçesiyle beraat hükmünü oybirliğiyle bozmuş, yeni bir hapis cezası kurmamıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/5277, K. 2015/18434Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2015/5277 E.  ,  2015/18434 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;
TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte … İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 1,00 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği, kaldı ki; olaydan önce, 11/06/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanuun’un “1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” şeklindeki 48/6. maddesine göre 1,00 promilin üzerinde alkol veya uyuşturucu madde alınması sonrası araç kullanılmasının atılı suçun oluşması için yeterli olduğu anlaşılmakla;
İncelenen dosyada; 1.62 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği halde, beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA; 27.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/5702 esas ve 2016/12737 karar sayılı hükmü, yol kontrolünde durdurulan ve 2,79 promil alkollü araç kullandığı tespit edilen sanık hakkında mahkûmiyet gerekirken beraat verilmesini hukuka aykırı bulmuş ve hükmü oybirliğiyle bozmuştur. Bu karar da yeni ceza tayin etmez. Karar, 1,00 promil düzenlemesiyle birlikte, yüz promilden yüksek saptanan alkol düzeyinin ayrıntılı muayene olmasa bile güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin bilimsel kabulünü de gerekçe yapar. Bu ifade, 1,00 promilden ayrı yeni bir eşik oluşturmaz.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/5702, K. 2016/12737Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2016/5702 E.  ,  2016/12737 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma
Uygulama : Beraat
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; mahalli Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği, kaldı ki; olaydan önce, 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” şeklindeki 48/6. maddesine göre 100 promilin üzerinde alkol veya uyuşturucu madde alınması sonrası araç kullanılmasının atılı suçun oluşması için yeterli olduğu anlaşılmakla;
İncelenen dosyada; trafik ekiplerince yapılan yol kontrolünde durdurulan ve 2.79 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve atılı suçu işlediği anlaşıldığından mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden,
yasal olmayan gerekçelerle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 16/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ceza Genel Kurulunun 2017/971 esas ve 2019/653 karar sayılı hükmü, somut dosyada kaza anındaki alkol düzeyinin 0,69 promil olarak hesaplanmasını maddi hasarlı kaza ile birlikte değerlendirmiştir. Sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğini gösterir şekilde mağdurların araçlarına çarparak maddi hasarlı kazaya neden olması karşısında, alkolün etkisiyle emniyetli araç kullanamayacak halde olmasına rağmen araç kullanmak suretiyle işlenen suçun unsurlarının oluştuğu kabul edilmiştir. Sonuç, bu dosyanın ölçüm, saat ve kaza verilerine bağlıdır.

Kurul, Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 31-105 sayılı direnme hükmünün gerekçesini isabetli bulmuştur. Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar vermiştir. Sonuç oy çokluğuyladır. Kurul, mahkûmiyetin infazını veya ceza miktarını yeniden kurmamış, uygulamayı özel dairenin denetimine bırakmıştır.

Kararda, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun vücuda alınan etil alkolün kandaki seviyesinin ortalama saatte 0,15 promil azaldığının tıbben bilindiğini belirttiği yer alır. Bu açıklama, ilgili dosyadaki geriye dönük hesabın tıbbi dayanağıdır. Ölçümün saati ve yöntemi her olayda ayrıca değerlendirilir; ortalama azalma hızı genel bir mahkûmiyet veya beraat sonucu üretmez.

Sık sorulan sorular

Alkollü araç kullanmanın hapis cezası nedir?

Türk Ceza Kanunu m. 179/3, alkol veya uyuşturucu etkisiyle ya da başka nedenle emniyetli araç kullanamayacak halde olunmasına rağmen araç kullanmayı altı aydan iki yıla kadar hapis ile cezalandırır. Madde metninde promil eşiği yazmaz.

1,00 promilin üstü hangi hükme bağlanır?

2918 sayılı Kanun m. 48, 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücü hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu m. 179/3 uygulanacağını düzenler. 11.06.2013 sonrası için Ceza Genel Kurulu da yürürlükte bulduğu metne göre her halde bu suçun oluşacağını açıklamıştır.

0,50 promilde kaza neden önemlidir?

Hususi otomobilde 0,50 promilin, diğer araçlarda 0,20 promilin üzerinde alkollü olan sürücü trafik kazasına sebebiyet verirse ayrıca ceza hükümleri uygulanır. Diğer araçlar için idari alt sınır ayrıca 0,21 promildir; bu iki rakam aynı sonuç değildir.

Suç oluşursa idari işlem uygulanır mı?

Evet. 0,50 promilin üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücü hakkında, fiil suç oluştursa bile idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay geri alınır.

Ölçüm yaptırmamanın belge sonucu nedir?

Alkol miktarının kollukça tespiti için ölçüm yaptırmayan sürücünün sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır.

Belge ne zaman iade edilir?

Geçici geri alınan sürücü belgesinin iadesi için, bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şarttır. Geçici geri alma varsa belirtilen süreler bu sürenin bitiminde başlar.

0,69 promil her dosyada mahkûmiyet midir?

Hayır. Ceza Genel Kurulu, kaza anında hesaplanan 0,69 promili maddi hasarlı kaza ile birlikte değerlendirerek o dosyada suçun unsurlarının oluştuğunu kabul etmiştir. Sonuç ölçüm, saat ve kaza verilerine bağlıdır.

Bozulan beraat yeni cezayı belirler mi?

Belirlemez. 12. Ceza Dairesi, 1,62 promil ve 2,79 promil tespitlerine ilişkin beraat hükümlerini mahkûmiyet verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuş, bu kararlarda yeni hapis cezası kurmamıştır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu