Aldatıcı Reklam ve Yanıltıcı Satış Yöntemleri: Hukuki Çerçeve

by Avukat Erdal Ersoy
Aldatıcı Reklam ve Yanıltıcı Satış Yöntemleri: Hukuki Çerçeve

Aldatıcı reklam ve yanıltıcı satış yöntemleri, Türk ticaret hukukunda haksız rekabet olarak tanımlanır ve hem hukuki hem de cezai yaptırımlara konu olabilir. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54. maddesi bu alanda temel çerçeveyi çizer: haksız rekabet hükümlerinin amacı bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır (TTK m. 54/1). Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı ya da dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar ise TTK m. 54/2 uyarınca açıkça haksız ve hukuka aykırı sayılmaktadır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55- (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, 3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak, 4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, 5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, 6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur, 7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak, 8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak, 9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak, 10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek, 11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak, 12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak. b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; 1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, 2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, 3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek, 4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek. c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; 1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, 2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak, 3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak. d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur. e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine; 1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya 2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. B) Hukuki sorumluluk I – Çeşitli davalar

Haksız Rekabet Oluşturan Aldatıcı Davranışlar

TTK m. 55/1-a, aldatıcı nitelikteki ticari davranışları ayrı ayrı saymaktadır. Bu kapsamda kendi ticari işletmesi, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları veya satış kampanyaları hakkında gerçek dışı ya da yanıltıcı açıklamalarda bulunmak haksız rekabet oluşturur (TTK m. 55/1-a/2). Kendisini veya mallarını başkalarıyla gerçeğe aykırı, yanıltıcı ya da rakibini gereksiz yere kötüleyici biçimde karşılaştırmak da aynı kapsamda değerlendirilir (TTK m. 55/1-a/5). Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak (TTK m. 55/1-a/7) ile malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizleyerek müşteriyi yanıltmak (TTK m. 55/1-a/9) da bu maddede sayılan haksız rekabet halleri arasındadır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 389Kaynağı aç
MADDE 389- (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. İhtiyati tedbir talebi

Müşterinin karar verme özgürlüğünün özellikle saldırgan satış yöntemleriyle sınırlanması da aynı madde kapsamında haksız rekabet oluşturur (TTK m. 55/1-a/8). Bu hüküm, tüketiciyi baskı altına alan çeşitli satış uygulamalarını kapsayabilecek nitelikte geniş bir çerçeve çizmektedir.

Taksitli Satış ve Tüketici Kredisi İlanlarında Şeffaflık Yükümlülüğü

TTK m. 55/1-a/10 ve 11, tüketiciye yönelik finansal ilanları ayrıca düzenlemektedir. Taksitle satım sözleşmelerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanın açıkça belirtilmemesi, peşin veya toplam satış fiyatının ya da taksitli satımdan kaynaklanan ek maliyetin Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden gösterilmemesi haksız rekabet oluşturur (TTK m. 55/1-a/10). Benzer biçimde tüketici kredisi ilanlarında kredinin net tutarı, toplam giderleri ve efektif yıllık faiz oranı açıkça belirtilmek zorundadır; bunların belirtilmemesi de aynı kapsamda değerlendirilir (TTK m. 55/1-a/11).

Sözleşme aşamasına gelindiğinde de şeffaflık yükümlülüğü devam eder. Taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmelerinde; sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma ya da fesih hakkı veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik ya da yanlış bilgiler içeren sözleşme formüllerinin kullanılması TTK m. 55/1-a/12 uyarınca haksız rekabet oluşturur.

Dürüstlüğe Aykırı Genel İşlem Şartları

TTK m. 55/1-f, önceden hazırlanmış standart sözleşme koşullarına yönelik özel bir hüküm içermektedir. Yanıltıcı biçimde diğer taraf aleyhine, doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan ya da sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı bir hak ve borç dağılımı öngören önceden yazılmış genel işlem şartlarının kullanılması dürüstlüğe aykırı davranış sayılır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 54Kaynağı aç
MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. II – Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar

Kimler Dava Açabilir

TTK m. 56, dava açma hakkını oldukça geniş bir çevreye tanımıştır. Haksız rekabet sebebiyle zarara uğrayan veya tehlikeyle karşılaşabilecek kişilerin yanı sıra, ekonomik çıkarları zarar gören ya da tehlikeye giren müşteriler de TTK m. 56/1'deki davaları açabilir; TTK m. 56/2 uyarınca müşteriler için öngörülen tek sınırlama, araçların ve malların imhasını talep edememeleridir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/531, K. 2020/749Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2019/531 E.  ,  2020/749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/03/2017 tarih ve 2014/616 E- 2017/215 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 08/11/2018 tarih ve 2017/462 E- 2018/1385 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalı şirket ile yapılan anlaşmaya istinaden, davalının jet fan, eksenel duman egzost fanı, indüksiyon jet fanı ve hücreli duman egzost fanı imalatı yapması ve satışın müvekkil Teknolojik Tesisat Malz. şirketi tarafından yapılacağı hususunda mutabakata varıldığını, İngiliz menşeli BSRIA firması ile de imalatçı Pitsan ve müşteri Pitsan-Aironn olarak başvuru yapılarak belgelerin alınmış olduğunu, Pitsan Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti belgeler için ödemenin yarısının gerçekleştirildiğini fakat Pitsan Makine Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, ihtarnamenin gerçeği yansıtmadığını, sözleşmeye aykırı olarak müvekkili şirketin müşterilerine teklif verildiğini, kataloglarda sadece Pitsan Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. adının kullanıldığını, müvekkil şirket müşterilerinin kendi müşterileri gibi gösterildiğini, yapılan reklamlardan haksız yararlandıklarını, sona ermiş olan BSRIA sözleşmesinin güncel gibi kullanıldığını, Gamak marka motorları uygun kullanmadıklarını ve tüm bunların haksız rekabet yaratan unsurlar olduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti, ilanı ve men’ini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile sözleşmeye aykırılık sebebiyle cezai şart olarak 20.000-TL, üretilen sahte motorlar sebebiyle davalının elde ettiği haksız kazanç olan 10.000-TL ve mahrum kalınan 10.000 TL kar olmak üzere toplam 40.000 TL’nin davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesiyle sözleşmeye aykırı yapılan satışlar nedeniyle 26.168,74-TL kar kaybının her iki davacıya ödenmesine, 20.000-TL cezai şartın, 10.000-TL sahte motor üretimi nedeniyle kar kaybının davacı TTM şirketine ve 20.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiliyle her iki davacıya ödenmesini talep ederek eksik harç tutarını ikmal etmiştir. Davalı vekili, davacı ile aralarında "fason imalat sözleşmesi" başlığı altında ancak "bayilik sözleşmesi" niteliğinde bir sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşmeyle davalının ürettiği havalandırma sistemleri ile ilgili olarak yerli yangın fanları için gerekli sertifikaların Pitsan-Aironn alınacağını, imalat ve etiketlemesinin Pitsan-Aironn olarak yapılacağını, bu ürünlerin satışının TTM tarafından yapılacağını, davacı ve davalı şirketlerin iştigal konularının ve iş alanlarının farklı olması nedeniyle davalının haksız rekabette bulunamayacağını, aksine haksız rekabet fiilini, davalının ürünlerini başka firmalara yaptırarak satan davacının işlediğini zira davacının piyasada belge üzerinde tahribat yaparak Pitsan yazısını sildiğini ve sahte eylem ve aldatıcı faaliyetlerde bulunduğunu, davalının davacının bu sahtecilik faaliyeti üzerine Bsria onaylı yangın dumanı egzos fanlarına ait sertifikayı "Aironn" ismi olmaksızın yenilediğini , davacı tarafın, dergi ve katalog ilanlarında "Aironn" olarak kullandığı tüm ürünlerinin resimlerini ve sayfa düzenini davalı ile iltibas yaratacak şekilde ilan verdiğini, davacının "Pitsan/Aironn" olarak kullanılan ürünlerin sadece "Aironn" olarak kataloglarına yerleştirdiğini, davacının, davalının markasını gerçek dışı beyanlarla piyasada da kötülediğini belirterek müvekkili aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı şirketlerin eylemlerine ve sözleşmeye aykırılıklara ilişkin olarak yoksun kalınan kar, maddi ve manevi tazminat alacak talepleri ile tüm haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketler ve davalı şirketin benzer müşterilere hitap ettikleri, aynı sektörde satış yapmaya çalıştıkları ve birbirlerinin ticari faaliyetlerinden karşılıklı olarak etkilendikleri, davalının tanıtımlarında kullanmış olduğu uluslararası sertifikanın normlarına aykırı biçimde üretim yapmış olduğu, bu hususun her iki davacı açısından da haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle, davalının tanıtımında kullandığı Uluslararası Sertifikanın normlarına aykırı biçimde üretim yapmasının haksız rekabet oluşturduğunun tesbiti ve menine, haksız rekabet eylemi nedeniyle haksız eylem tarihinde davalının bu haksız eylem nedeniyle elde etmesi mümkün menfaatin belirlenememesi nedeniyle, TBK'nun 50 ve 51.maddeleri göz önüne alınarak takdiren 5.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine, davacı …nin davalı aleyhine sözleşmenin 7-9 maddesine dayalı açtığı maddi tazminat davası ile ilgili olarak ise, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerlilik arz ettiği tarih olan 05/11/2010- 24/07/2012 tarihleri arasında her iki tarafın da sözleşmeye aykırı davranmış olduğu, zararın doğmasında ve artmasında davacının müterafik kusurunun bulunduğu, bu nedenle belirlenen tazminatta TBK'nın 52. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle, belirlenen tazminattan takdiren 1/4 indirim yapılmak suretiyle 5.189,44 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacı …ne verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine ,diğer davacı şirketin ise sözleşmeye taraf olmadığı bu nedenle davalının sözleşmeye aykırılık nedeniyle oluşan kâr kaybını talep edemeyeceğinden talebinin reddine, davacılar vekilinin dava dilekçesinde manevi tazminat talebini dava sırasında belirleyerek yöneltme hakkını saklı tuttuğu, manevi tazminat için değer bildirmediği bu nedenle manevi tazminat ile ilgili açılmış bir davanın bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbu Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacının 08.03.2013 tarihinde delil tespiti talep ederek davadışı 3. kişi olan müşteri Akdeniz şirketinin otoparkına takilan 2 adet fan motorunda inceleme yaptırıp bu motorların BSRIA tarafından sertifika verilen özellikleri taşımadığını tespit ettirmesinin taraflar arasında fiilen ilişkinin kesildiği tarih 18.6.2011 olması nazara alındığında motorlar ile davalı arasında illiyet bağının kurulamayacağı, bu haliyle davalının haksız rekabette bulunduğu iddialarının sübut bulmadığı, taraflar arasındaki 5.11.2010 tarihli işbirliği anlaşması ile davalının ürettiği duman egzoz ve jet fanlarını BSRIA sertifikasıyla Aironn-Pitsan markası altında satacak olan davacı şirketin sözleşmenin imzasından 2 ay sonra, Ocak 2011 tarihli dergide davalının adından hiç söz etmeden davalıya ürettirdiği ürünleri sertifikaya ve sözleşmeye aykırı şekilde Aironn markası adı altında satışa arz ettiği, tanıtımlarını Aironn olarak yaptığı, müştereken alınan sertifikayı kullandığı ve şirket yetkilisinin beyanına göre de üretici olmak amacıyla yola çıktıkları beyanları karşısında davacının sözleşmeyi ihlale çok önceden başladığı, sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat talep edilebilmesi için davacının sözleşmeye bağlı kalması gerektiği fakat bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle, gerek haksız rekabetin tespiti ve tazminata hükmedilmesi, gerekse sözleşmeye aykırılık nedeniyle maddi tazminata ilişkin ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve hükmün kesinleşen yönleri de dikkate alınarak davanın tümüyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz davacılardan alınmasına, 23/01/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bunların ötesinde ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar, tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili mesleki ve ekonomik birlikler ile tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşları ve kamusal nitelikteki kurumlar; TTK m. 56/1'in (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı tespit, men ve maddi durumun ortadan kaldırılması davalarını açabilir (TTK m. 56/3). Bu kuruluşlar için (d) ve (e) bentlerindeki tazminat talepleri bu kapsam dışındadır.

Açılabilecek Dava Türleri ve Talep Kalemleri

TTK m. 56, haksız rekabetten zarar görenlere birden fazla talep hakkı tanımaktadır. Fiilin haksız olup olmadığının tespiti (TTK m. 56/1-a) ileride açılacak davaların zeminini oluşturur. Haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla gerçekleştirilmişse bu beyanların düzeltilmesi talep edilebilir; bu talep yalnızca yanıltıcı beyan yoluyla gerçekleştirilen haksız rekabete özgüdür (TTK m. 56/1-c). Aynı madde kapsamında yanıltıcı beyanlarla yapılan haksız rekabette, tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası da talep edilebilir (TTK m. 56/1-c). Kusur bulunduğu hâllerde zarar ve zıyanın tazminini istemek mümkündür (TTK m. 56/1-d). Hâkim ayrıca davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da tazminat olarak hükmedebilir; bu, hâkime tanınan takdir yetkisi niteliğindedir (TTK m. 56/1 son cümle). TBK m. 58'de öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesi de talep edilebilir (TTK m. 56/1-e). Men ve maddi durumun ortadan kaldırılmasına ilişkin mahkeme kararı, haksız rekabete konu malları doğrudan veya dolaylı biçimde ticari amaçla elde etmiş üçüncü kişiler hakkında da icra olunur (TTK m. 56/4).

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- (1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. (2) Ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler de birinci fıkradaki davaları açabilirler, ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler. (3) Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumlar da birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları açabilirler. (4) Bir kimse aleyhine birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri gereğince verilmiş olan hüküm, haksız rekabete konu malları, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla elde etmiş olan kişiler hakkında da icra olunur. II – Çalıştıranın sorumluluğu

İhtiyati Tedbir

Haksız rekabet davalarında zararın büyümesini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir yoluna başvurulabilir. HMK m. 389/1 uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın ya da ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâlinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

Zamanaşımı

Haksız rekabetten doğan davalar zamanaşımına tabidir. TTK m. 60/1 uyarınca kısa zamanaşımı süresi, hak sahibinin hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıldır; her hâlde hakların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle talep zamanaşımına uğrar. Haksız rekabet fiili aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi ceza gerektiren bir fiil niteliğinde ise bu uzun süre hukuk davaları için de geçerli olur (TTK m. 60/1). Bu istisnanın hangi suç tipleri bakımından uygulanacağı somut olaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 62Kaynağı aç
MADDE 62- (1) a) 55 inci maddede yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler, b) Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi verenler, c) Çalışanları, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar, d) Çalıştıranlar veya müvekkillerden, işçilerinin veya çalışanlarının ya da vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar. II – Tüzel kişilerin cezai sorumluluğu

Cezai Sorumluluk

TTK m. 62, belirli haksız rekabet eylemlerini cezai yaptırıma bağlamaktadır. Bu kapsamdaki fiiller iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla sonuçlanabilir (TTK m. 62/1). TTK m. 55'te yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler bu kapsamda değerlendirilir (TTK m. 62/1-a); kast unsurunun varlığı zorunludur. Bunun yanı sıra kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi veren kişi de cezai yaptırımla karşılaşır (TTK m. 62/1-b). Çalışanları, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim ya da ticaret sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatmak da aynı madde kapsamında suç oluşturur (TTK m. 62/1-c).

Çalıştıranlar veya müvekkiller; işçilerinin ya da vekillerinin işlerini görürken ceza gerektiren bir haksız rekabet fiili işlediğini öğrenip bu fiili önlemezlerse veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmezlerse kendileri de cezai sorumlulukla karşılaşır (TTK m. 62/1-d). Fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturması hâlinde TTK m. 62 cezası uygulanmaz; o suça ilişkin daha ağır ceza geçerli olur (TTK m. 62/1).

Cezai soruşturma şikâyete bağlıdır; şikâyet hakkı TTK m. 56 uyarınca hukuk davası açma hakkına sahip olanlara tanınmıştır (TTK m. 62/1). Şikâyet süresine ve diğer usul koşullarına ilişkin hükümler bu maddede ayrıca düzenlenmemiştir.

Diğer Hukuki Düzenlemelerle İlişki

Aldatıcı reklam ve yanıltıcı satış yöntemleri yalnızca TTK çerçevesiyle sınırlı değildir. Elektronik ticaret alanında 6563 sayılı Elektronik Ticaret Kanunu ticari iletişimde şeffaflık ve onay rejimi getirmekte olup ilgili hükümlerin kapsamı ve uygulama koşulları bu kanun çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. Hedefli reklamcılık uygulamalarında ise 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu veri işleme meşruiyeti ve aydınlatma yükümlülüğü açısından devreye girebilir. Reklam Kurulu nezdinde başvuru yapılması; durdurma, düzeltme ve idari para cezası gibi sonuçlar doğurabilecek idari bir yol sunmaktadır. Bu düzenlemelerin usul kuralları ve uygulama esasları TTK m. 54-62 kapsamının ötesinde ayrı bir inceleme gerektirir.

Sık Sorulan Sorular

Yanıltıcı reklam yalnızca rakipleri mi yoksa tüketicileri de mi etkiler?

TTK m. 54/2 ve m. 55/1-a, hem rakipler arasındaki hem de tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı davranışları haksız rekabet saymaktadır. Ekonomik çıkarları zarar gören tüketiciler de TTK m. 56/2 uyarınca dava açabilir; yalnızca araç ve malların imhasını talep etme hakları yoktur.

Saldırgan satış yöntemleri hukuki olarak ne zaman sorun oluşturur?

TTK m. 55/1-a/8, müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleriyle sınırlamayı haksız rekabet olarak tanımlamaktadır. Bu hüküm, müşteri üzerinde baskı uygulayarak karar sürecini kısıtlayan satış uygulamalarına karşı bir yaptırım zemini oluşturmaktadır.

Taksitli satış veya kredi reklamlarında hangi bilgilerin yer alması zorunludur?

TTK m. 55/1-a/10 uyarınca taksitli satış ilanlarında unvan, peşin veya toplam satış fiyatı ile taksitli satımdan kaynaklanan ek maliyet Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden açıkça gösterilmelidir. Tüketici kredisi ilanlarında ise TTK m. 55/1-a/11 gereği kredinin net tutarı, toplam giderleri ve efektif yıllık faiz oranı belirtilmek zorundadır. Bu bilgilerin eksik bırakılması haksız rekabet oluşturur.

Haksız rekabetten kaynaklanan tazminat nasıl belirlenir?

Tazminat talebi kusur şartına bağlıdır (TTK m. 56/1-d). Hâkim ayrıca davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da tazminata hükmedebilir; bu, hâkime tanınan takdir yetkisi niteliğindedir (TTK m. 56/1 son cümle).

Haksız rekabette cezai şikâyet için ayrı bir süre var mı?

TTK m. 62/1, cezai soruşturmanın şikâyete bağlı olduğunu ve şikâyet hakkının TTK m. 56 kapsamında hukuk davası açma hakkına sahip olanlara tanındığını düzenlemektedir. Şikâyet süresi TTK m. 62'de ayrıca belirlenmemiştir.

Standart sözleşmelerdeki haksız şartlar da haksız rekabet sayılabilir mi?

TTK m. 55/1-f uyarınca, yanıltıcı biçimde diğer taraf aleyhine kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan ya da sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı hak ve borç dağılımı öngören önceden yazılmış genel işlem şartlarının kullanılması dürüstlüğe aykırı davranış sayılır ve haksız rekabet hükümlerine tabi olur.

Haksız rekabet davalarında zamanaşımı ne zaman başlar?

TTK m. 60/1 uyarınca kısa zamanaşımı süresi hak sahibinin hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıldır; her hâlde hakların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle talep zamanaşımına uğrar. Haksız rekabet fiili aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında daha uzun zamanaşımı süresine tabi ceza gerektiren bir nitelik taşıyorsa bu uzun süre hukuk davaları bakımından da uygulanır.

Tüketici dernekleri ve ticaret odaları haksız rekabet davası açabilir mi?

TTK m. 56/3 uyarınca ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar, üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili mesleki ve ekonomik birlikler ile tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşları ve kamusal nitelikteki kurumlar; tespit, men ve maddi durumun ortadan kaldırılması davalarını (TTK m. 56/1-a, b ve c bentleri) açabilir. Bu kuruluşlar için (d) ve (e) bentlerindeki tazminat talepleri madde kapsamına girmemektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu