Alacağın Tahsilinde Tehdit, Yağma ve Görevli Mahkeme

by Avukat Erdal Ersoy
Alacağın Tahsilinde Tehdit, Yağma ve Görevli Mahkeme

Hukuki Alacağın Tahsili Amacıyla Tehdit veya Cebir Kullanılması

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, taraflar arasındaki hukuki bir alacağın tahsil edilmesi kastıyla cebir ya da tehdide başvurulduğunda, fail hakkında yalnızca tehdit veya kasten yaralama suçlarına ilişkin yaptırımlar tatbik edilir. Maddenin 2. fıkrasında ise suça konu malın değer azlığı durumunda tayin edilecek cezadan üçte birden yarıya kadar indirim yapılabileceği kabul edilmiştir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 150Kaynağı aç
Madde 150- (1) Kişinin bir hukuki ilişkiye
dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak
tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Yağma suçunun konusunu
oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya
kadar indirilebilir.[68]
Mala zarar verme

İddianamedeki Nitelendirme ve Ağır Ceza Mahkemesinin Görevi

İddianamedeki anlatımda failin hukuki bir ilişkiye dayalı alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullandığının ileri sürülmesi durumunda, eylemin yağma suçunu mu yoksa 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin 1. fıkrasındaki fiili mi oluşturacağına ilişkin delillerin takdir ve tartışması üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine aittir. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2019/2199 Esas ve 2019/4576 Karar sayılı ilamı uyarınca bu değerlendirmenin Ağır Ceza Mahkemesince yapılması gerektiğinden Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerekir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2019/2199, K. 2019/4576Kaynağı aç
6. Ceza Dairesi         2019/2199 E.  ,  2019/4576 K.
"İçtihat Metni"
Tehdit suçundan sanık …'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 106/1-2 cümle, 62, 52. maddeleri gereğince 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli ve 2016/88 Esas, 2017/469 sayılı kararının, temyiz edilmeksizin kesinleşerek infaz edildiği, sözkonusu hükümde sanık hakkında daha önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarını veren mahkemelere ihbarda bulunmasına karar verilmiş olması nedeniyle sanık savunmanı tarafından yargılamanın yenilenmesinin talep edildiği, yerel mahkemece yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilerek kanun yararına bozma hususunda takdiri için dosyanın Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi üzerine, Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 12.12.2018 tarihli yazısı ile kanun yararına bozma talebinin gereği için Adalet Bakanlığının 30/01/2018 gün ve 94660652-105-35-17434-2018-KYB sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/02/2019 gün ve KYB/2019/13269 sayılı ihbar yazısı ile;
"…Dosya kapsamına göre, sanığın 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 72. maddesi ile 5271 sayılı Kanunun 231/8. maddesine eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” biçimindeki düzenlemeden önce, Aydın (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 13/02/2013 tarihli ve 2012/1316 Esas, 2013/223 sayılı kararına konu suçu işlediği ve anılan mahkeme kararının 02/04/2013 tarihinde kesinleştiği, yine sanığın işlemiş olduğu Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli kararına konu yeni suçun ise 21/12/2015 tarihinde işlendiği anlaşılmakla, sonradan yapılan yasal değişikliğin sanık aleyhine yorumlanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 30/01/2019 gün ve 94660652-105-35-17434-2018- Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunur.'' denilerek kanun yararına bozma talebi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17.06.2109 tarih, 2019/1528 Esas, 2019/3526 sayılı kararı ile;
"…13.01.2016 tarihli iddianame anlatımında; suç tarihinden önce müştekinin … Mühendislik adlı şirketinde demirci kalfası olarak çalışan sanığın, maaşını alamadığı gerekçesiyle ihtilaflı olduğu müştekinin iş yerine giderek alacağını istediği,
alacağı olmadığını söyleyen müştekiye hitaben, "…ben yapacağımı bilirim, benim adamlarım bak nasıl alacak alacağını…" dediği ve akabinde de cep telefonu ile bir yeri arayıp, "…adamları topla, gelin alacağınızı alın" diyerek tehdit ettiğinin ileri sürülmesi karşısında, eylemin yağma ve/veya yağmada "daha az cezayı gerektiren hal" başlıklı 5237 sayılı TCK'nin 150/1. maddesindeki suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve tartışmasının üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğunun gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği ile ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nin 309 ve 310. maddeleri uyarınca kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılıp yapılmayacağının takdiri ve bunun sonucuna göre inceleme yapılmak üzere Dairemize iadesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine.." karar verildiği,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/09/2019 gün ve 2019/86855 sayılı ihbar yazısı ile;
"Tehdit suçundan sanık …'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 106/1-2. cümle, 62/2 ve 52. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli ve 2016/88 Esas, 2017/469 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre,
1- Sanığın 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 72. maddesi ile 5271 sayılı Kanunun 231/8. maddesine eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” biçimindeki düzenlemeden önce, Aydın (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 13/02/2013 tarihli ve 2012/1316 Esas, 2013/223 sayılı kararına konu suçu işlediği ve anılan Mahkeme kararının 02/04/2013 tarihinde kesinleştiği, yine sanığın işlemiş olduğu Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli kararına konu yeni suçun ise 21/12/2015 tarihinde işlendiği anlaşılmakla, sonradan yapılan yasal değişikliğin sanık aleyhine yorumlanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- 13/01/2016 tarihli iddianame anlatımında suç tarihinden önce müştekinin … Mühendislik adlı şirketinde demirci kalfası olarak çalışan sanığın, maaşını alamadığı gerekçesiyle ihtilaflı olduğu müştekinin iş yerine giderek alacağını istediği, alacağı olmadığını söyleyen müştekiye hitaben, "…ben yapacağımı bilirim, benim adamlarım bak nasıl alacak alacağını.." dediği ve akabinde de cep telefonu ile bir yeri arayıp, "…adamları topla, gelin alacağınızı alın" diyerek tehdit ettiğinin ileri sürülmesi karşısında, eylemin 5237 sayılı Kanunun 150/1. maddesindeki suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve tartışmasının üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 04/09/2019 gün ve 94660652- 105-35-17434-2018-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunur." denilerek 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması ” Dairemizden istenilmiştir.
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
1-) 5271 sayılı TCK'nin 231. maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, hukukumuzda ilk kez 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi ile çocuklar hakkında, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 23. maddesiyle 5271 sayılı Yasanın 231. maddesine eklenen 5-14. fıkralar ile de yetişkinler için kabul edilmiş, aynı Yasanın 40. maddesiyle 5395 sayılı Yasanın 23. maddesi değiştirilmek suretiyle denetim süresindeki farklılık hariç olmak koşuluyla, çocuklar ile yetişkinler hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı koşullara tabi kılınmıştır.
Yetişkin sanıklar yönünden başlangıçta şikayete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası için kabul edilen bu müessese, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 23.01.2008 gün ve 5728 sayılı Yasanın 562. maddesiyle 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklik ile hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları için uygulanabilir hale getirilmiş, böylece başlangıçta yetişkin sanıklar hakkında şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak uygulanan bu kurum Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Yasalarında yer alan suçlar ayrık olmak üzere tüm suçları kapsayacak şekle dönüştürülmüş, 25.07.2010 gün ve 27650 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 22.07.2010 gün ve 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile 231. maddenin 6. fıkrasına eklenen cümle ile, sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği esası getirilmiş, 28.06.2014 gün ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 72. maddesi ile de 231. maddenin 8. fıkrasına birinci cümleden sonra gelmek üzere eklenen cümle ile, denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği düzenlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY’nin 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşulları;
1-Suça ilişkin koşullar,
a)- Yargılama sonunda mahkumiyet hükmü tesis edilmesi ve 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası,
b)-Suç Anayasanın 174. maddesinde güvenceye alınan suçlardan bulunmaması,
2- Sanığa ilişkin koşullar,
a)-Sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması,
b)-Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi,
c)-Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine ulaşılması gerekmektedir. Bu koşulların bulunması halinde mahkeme hükmün açıklanmasını geri bırakmaya karar verebilir.
Somut dosyamıza gelince;
Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan Aydın (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 13/02/2013 tarihli ve 2012/1316 Esas, 2013/223 sayılı Kararı ile verilen 2.000 TL doğrudan adli para cezasına dair mahkumiyetiyle ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek, 5 yıl süre ile denetim süresi öngörüldüğü, sözkonusu bu hükmün 02/04/2013 tarihinde kesinleştiği; 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 72. Maddesi ile 5271 sayılı Kanunun 231/8. maddesine eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” biçimindeki düzenlemeden sonra sanığın 21.12.2015 tarihinde işlediği ileri sürülen basit tehdit suçuyla ilgili olarak Aliağa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli ve 2016/88 Esas, 2017/469 sayılı kararı ile; "…sanığın 3.000,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine, sanığın bu suçu hakkında verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde suç işlediği anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nin 231/8-2 maddesinin uygulanmasına yer olmadığı.." şeklinde hüküm kurulduğu; denetim süresi içerisinde suç işleyen sanık hakkında, yasal şartları oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uygulanmasına yer olmadığına hüküm bu yönden usul ve yasaya uygun olduğu, velev ki bir anlık gerekçenin yerinde ve yeterli olmadığı düşünülse bile, bu durum genel yargılamada temyiz davasının konusu olup, bu haliyle de sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu uygulanmamasına yönelik kararda takdir yetkisinin kullanımı yasa yararına bozmaya konu yapılamayacağından, bu yönden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısının 1 nolu maddesinde yer alan kanun yararına bozma talebinin REDDİNE,
2- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının söz konusu ihbar yazısının 2 nolu maddesinde yer alan diğer bozma talebine gelince;
Üst dereceli mahkemenin görev alanında bulunan bir suçtan alt dereceli görevsiz mahkemenin kendisini görevli sayarak hüküm vermesi, sözkonusu hükmün hem davanın easasını çözmeyen yönüne, hem de savunma hakkı ile ilgili usule aykırılığa ilişkin olup, 5271 sayılı Yasanın 309/4-b maddesi kapsamında bulunup, yasa yararına bozma nedenine göre yargılamanın tekrarı yasağı olmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2 nolu maddesinde yer alan yasa yararına bozma talebinin KABULÜNE,
Aliağa 2.Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 24/05/2017 tarihli ve 2016/88 Esas, 2017/469 sayılı kararın, 5271 sayılı CMK'nin 309/4-b maddesi gereğince BOZULMASINA, işlemlerin yerinde tamamlanmasına, sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkının korunmasına, 07.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Görevsizlik Nedeniyle Kanun Yararına Bozma ve Kazanılmış Hak

Üst dereceli mahkemenin görev alanına giren bir fiilde alt dereceli mahkemenin kendisini görevli sayarak mahkûmiyet hükmü kurması, davanın esasını çözmeyen yöne ve savunma hakkına ilişkin usul aykırılığı oluşturur. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2019/2199 Esas ve 2019/4576 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere bu durum, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi kapsamında kanun yararına bozma nedeni olup aleyhe yargılamanın tekrarı yasağı kapsamına girmez.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca mahkûmiyete ilişkin hükmün davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kısıtlayan usul işlemlerine ilişkin olması halinde, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yargılama yapılarak gereken hüküm verilir ve bu hüküm önceki cezadan daha ağır olamaz. Görev aykırılığı nedeniyle kanun yararına bozma yoluna gidildiğinde sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkı korunur.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 309Kaynağı aç
Madde 309 – (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf
veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka
aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca
bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.[144]
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya
hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine
verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse,
karar veya hükmü kanun yararına bozar.
(4) Bozma nedenleri:
a) 223 üncü maddede tanımlanan ve
davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya
mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.
b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya
savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine
ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama
sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan
cezadan daha ağır olamaz.
c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise,
aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını
gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini
gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.
(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına başvurması

Tehdit Suçu ve Cezai Yaptırımı

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinin 1. fıkrasına göre, bir kimsenin ya da yakınının yaşamına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelen bir saldırıda bulunulacağının bildirilmesi durumunda faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. Eylemin kadına yönelmesi halinde belirlenecek hapis cezasının asgari sınırı dokuz aydan az tayin edilemez. Malvarlığı yönünden ağır bir zarar verileceği veya başkaca bir kötülük yapılacağı yönündeki tehditlerde ise mağdurun şikâyeti aranmak suretiyle iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası öngörülmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 106Kaynağı aç
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya
yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı
gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun
kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.
Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük
edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para
cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak
bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından
birlikte,
d) Var olan
veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten
yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında
iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme,
kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca
bu suçlardan dolayı ceza verilir.
Şantaj

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Şartları ve Denetim Usulü

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilebilir. Kanunun 231. maddesindeki yasal şartlar çerçevesinde; Anayasa'nın 174. maddesinde koruma altına alınan inkılap kanunlarında düzenlenen fiillerin kapsam dışı kalması, failin daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunmaması, kamunun veya mağdurun zararının telafi edilmesi ve sanığın tekrar suç işlemeyeceği yönünde mahkemece kanaate varılması gerekir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 8. fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur ve bu denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. Denetim süresi içinde kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.

Alacağın tahsili iddiasında delilleri takdir etme görevi hangi mahkemeye aittir?

Eylemin yağma mı yoksa 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin 1. fıkrası kapsamında alacağın tahsili amacıyla tehdit veya cebir mi oluşturduğuna ilişkin delillerin takdiri üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine aittir.

Alt dereceli mahkemenin görevsizlik kararı vermemesi nasıl bozulur?

Görevli Ağır Ceza Mahkemesi yerine alt dereceli mahkemenin hüküm kurması 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi gereğince kanun yararına bozma nedenidir ve sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkı korunur.

Mahkemenin takdir yetkisine dayalı olarak hükmün açıklanmasını geri bırakmaması kanun yararına bozmaya konu edilir mi?

Mahkemenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına ilişkin gerekçeli takdir yetkisini kullanması olağan temyiz yolunun konusu olup Yargıtay 6. Ceza Dairesi kararı doğrultusunda kanun yararına bozmaya konu yapılamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu