Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde bireysel başvuru kural olarak iç hukuk yollarının tüketildiği ya da hak ihlalinin ortaya çıktığı tarihten itibaren 4 ay içinde yapılmalıdır. İnsan hakları mekanizmasına erişim sağlanabilmesi için temel hakların sözleşme veya ek protokoller kapsamında ihlal edilmiş olması ve usuli kabul edilebilirlik ölçütlerinin eksiksiz karşılanması gerekir.
İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi Koşulu
Sözleşme ihlali iddiası içeren uyuşmazlıklarda olağan yargı düzeninde kural olarak ilk derece mahkemesinin kararının ardından süresi içinde istinaf ve varsa Yargıtay yoluna başvurulması, nihayetinde de Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yolunun tüketilmesi gerekmektedir. Sistem içinde birden fazla iç hukuk yolu mevcut bulunuyorsa kural gereği bu yollardan herhangi birinin tüketilmiş olması yeterli sayılır.
Bireysel başvuru formunun sunulduğu tarihte iç hukuk mercileri henüz tamamlanmamış olsa dahi, mahkemenin başvuru hakkında karar verdiği tarihe kadar söz konusu iç hukuk yollarının tüketilmiş olması halinde de başvuru incelemeye alınır.
Başvuru Ehliyeti ve Temsil
Çocuklar adına yapılacak başvuruların, hukuksal durumu uygun olan anne veya babası tarafından yapılması şarttır. Hükümet dışı örgütler ile topluluklar ise yalnızca kendi tüzel kişiliklerinin veya grubun uğradığı zararlar nedeniyle başvuruda bulunabilirler; üyelerinin şahsi mağduriyetlerine dayanarak onları temsilen mahkemeye gidemezler.
Hayatta olmayan bir kimse adına bireysel başvuru tesis edilemez. Ancak vefat eden kişinin ölümü nedeniyle mirasçıları, uğradıkları haksızlığın giderilmesi amacıyla iç hukuk yollarını tükettikten sonra veya etkili bir iç hukuk yolunun bulunmadığı değerlendiriliyorsa mahkemeye başvurabilirler. Derdest bir bireysel başvuru sürerken başvurucunun vefatı durumunda ise mirasçılar mirasçılık belgesini ibraz ederek yargılamayı devam ettirebilirler.
Başvuru Usulü ve Kabul Edilebilirlik Ölçütleri
Mahkemeye ilk başvuru Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili olan Türkçe ile hazırlanmış form doldurularak yapılabilir; başvuru evrakına eklenecek belgelerin yabancı dile tercüme edilmesi zorunlu tutulmamaktadır. İlk müracaat anında avukat tutulması mecburi kılınmamış olmakla birlikte, kabul edilebilirlik kararının verilmesinden sonraki sürecin avukat aracılığıyla yürütülmesi aranmaktadır.
Başvurunun geçerlilik kazanması için mahkemenin resmi formatındaki başvuru formunun doldurulup imzalanması, temsilci bulunuyorsa yine mahkemenin hazırladığı yetki belgesinin başvurucu ve temsilci tarafından müştereken imzalanması ve ek belgeler ile mahkeme kararlarının tarih sırasına dizilerek numara verilmesi suretiyle posta yoluyla iadeli taahhütlü gönderilmesi gerekmektedir.
Mahkeme ilk incelemesinde başvuruyu süre yönünden, iç hukuk yollarının tüketilmemesi, konunun önemsiz görülmesi, açıkça dayanaktan yoksunluk veya saptanan diğer gerekçelerle kabul edilemez bulabilir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 34 ve 35. maddeleri uyarınca verilen kabul edilemezlik kararları kesin nitelik taşır.
Kabul edilebilir görülen başvurularda mahkeme, dosyanın niteliğine göre taraflara deklarasyon ileterek dostane çözüm konusundaki görüşlerini sorabilir. Başvurucu ile muhatap devlet hükümetinin mutabakat sağlaması durumunda uzlaşılan tazminatın ödenmesine hükmedilerek dosya kapatılır.
Sözleşme Kapsamındaki Haklar ve Protokollerin Hukuki Durumu
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2 ila 14. maddeleri; yaşam hakkı, işkence yasağı, kölelik ve zorla çalıştırma yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, adil yargılanma hakkı, suç ve cezaların kanuniliği, özel ve aile hayatına saygı, düşünce, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü, evlenme hakkı, etkili başvuru hakkı ve ayrımcılık yasağını düzenlemektedir. Ek protokollerle güvenceye bağlanan haklar ise yalnızca ilgili protokolleri imzalayan ve onaylayan taraf devletlere karşı ileri sürülebilir.
Ceza Muhakemesi Hukukunda Tazminat Talepleri
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca; kanun dışı yakalanan veya tutuklanan, tutukluluk süresi makul süreyi aşan, beraat eden tutuklular, gözaltı ve tutukluluğu mahkûmiyet süresini aşanlar, yakalanma gerekçesi bildirilmeyenler, yakınlarına haber verilmeyenler, ölçüsüz arama ve el koymaya maruz kalanlar ile adli kontrole tabi tutulup beraat eden veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen kişiler maddi ve manevi zararlarını Devletten talep edebilirler.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 141Kaynağı aç
Tutukluluğun makul süreyi aştığı değerlendiriliyorsa tutukluluk devam kararına ve üst mahkemeye yapılan itirazların reddinin ardından üç ay içinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141 ve 142. maddeleri çerçevesinde ilgilinin yerleşim yeri ağır ceza mahkemesinde tazminat davası açılması gerekir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2023/3988 Esas ve 2025/1657 Karar sayılı ilamına göre, asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler bakımından davanın esasıyla ilgili nihai kararın kesinleşmesi şart değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141/1-a ve 141/1-d bentlerinde yer alan tutuklama ve tutukluluk süresinin makul süreyi aşması nedenlerine dayanan tazminat taleplerinde asıl davada hüküm kurulmasının veya hükmün kesinleşmesinin beklenmesi gerekmez.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/3988, K. 2025/1657Kaynağı aç
Tazminat İsteminin Usulü ve Tazminat Komisyonu
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 142. maddesi kapsamında tazminat istemi, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içinde ileri sürülebilir. Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı veren merciler ilgililere tazminat hakları bulunduğunu bildirmek ve bu hususu karara geçirmekle yükümlüdür.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 142Kaynağı aç
İstem kural olarak zarara uğrayanın yerleşim yeri ağır ceza mahkemesinde, ilgili mahkemenin işlemle irtibatlı olması ve başka bir ağır ceza dairesi bulunmaması halinde ise en yakın yer ağır ceza mahkemesinde açılır. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki tazminat talepleri bakımından 6384 sayılı Kanun hükümleri tatbik olunur.
6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza mahkemesine yöneltilen istemler Komisyona gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren ve girmeyen istemlerin birlikte yapılması durumunda mahkeme görev alanı dışındaki kısımları ayırarak Komisyona iletir ve bu hallerde ağır ceza mahkemesine yapılan ilk başvuru tarihi geçerli sayılır.
6384 sayılı Kanun uyarınca Adalet Bakanlığı merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında görev yapan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanan dokuz kişilik Tazminat Komisyonu görev yapar. Komisyon iş yoğunluğuna göre üç kişilik heyetler halinde çalışabilir; sekretarya hizmetleri ve giderleri Adalet Bakanlığınca temin edilir.
6384 sayılı TAZMİNAT KOMİSYONUNUN GÖREVLERİ İLE ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Komisyon toplantılarını asgari yedi üyeyle, heyetler ise üye tam sayısıyla yürütür ve kararlarını salt çoğunlukla alır. İlgili Kanunun 9 uncu maddesi saklı kalmak kaydıyla, üyelere başvurular sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilemez. Komisyon inceleme esnasında lüzumlu araştırmaları yapmaya, üyesine yaptırmaya ya da Cumhuriyet başsavcılıklarından bilirkişi incelemesi istemeye yetkilidir.
Tazminat dilekçesinde açık kimlik ve adres, haksız işlemin ve zararın nitelik ile kapsamı yer almalı, dayanak evrak eklenmelidir. Mahkeme eksiklik halinde bir aylık tamamlama süresi tanır; süresinde tamamlanmayan istemler itiraz yolu açık olmak üzere reddedilir. Hükmedilen tazminat kararları kesinleşmeden ve idari başvuru aşaması bitmeden icraya konulamaz; kesinleşen tutar bildirilen banka hesabına bildirimden itibaren 30 gün içinde ödenir.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları gereği, soruşturma veya kovuşturma evresindeki işlemler nedeniyle hâkim ve savcılar aleyhine değil, yalnızca Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir. Görevini kötüye kullanarak zarara sebep olan hâkim ve savcılara ödenen bedel için Devletin bir yıl içinde rücu hakkı bulunmaktadır.
AİHM'e başvuru süresi ne zamandan itibaren işlemeye başlar?
AİHM'e başvuru süresi kural olarak iç hukuk yollarının tüketildiği veya ihlalin ortaya çıktığı tarihten itibaren 4 ay olarak düzenlenmekle birlikte, Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında bu sürenin 6 ay olduğuna yönelik farklı yaklaşımlar da bulunmaktadır.
AİHM başvurusunun kabul edilemez bulunması kararına itiraz edilebilir mi?
Mahkemenin ilk inceleme aşamasında verdiği kabul edilemezlik kararları kesin nitelikte olduğundan bu kararlara karşı başvurulabilecek bir itiraz yolu bulunmamaktadır.
Haksız tutuklama tazminatında asıl davanın sonuçlanması beklenmeli midir?
Tutukluluk süresinin makul süreyi aşması veya tutukluluğun haksızlığı iddialarında davanın esasını etkilemeyecek hallerde asıl ceza davasının kesinleşmesi aranmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

