Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Bireysel Başvuru Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Bireysel Başvuru Esasları

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde bireysel başvuru kural olarak iç hukuk yollarının tüketildiği ya da hak ihlalinin ortaya çıktığı tarihten itibaren 4 ay içinde yapılmalıdır. İnsan hakları mekanizmasına erişim sağlanabilmesi için temel hakların sözleşme veya ek protokoller kapsamında ihlal edilmiş olması ve usuli kabul edilebilirlik ölçütlerinin eksiksiz karşılanması gerekir.

İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi Koşulu

Sözleşme ihlali iddiası içeren uyuşmazlıklarda olağan yargı düzeninde kural olarak ilk derece mahkemesinin kararının ardından süresi içinde istinaf ve varsa Yargıtay yoluna başvurulması, nihayetinde de Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yolunun tüketilmesi gerekmektedir. Sistem içinde birden fazla iç hukuk yolu mevcut bulunuyorsa kural gereği bu yollardan herhangi birinin tüketilmiş olması yeterli sayılır.

Bireysel başvuru formunun sunulduğu tarihte iç hukuk mercileri henüz tamamlanmamış olsa dahi, mahkemenin başvuru hakkında karar verdiği tarihe kadar söz konusu iç hukuk yollarının tüketilmiş olması halinde de başvuru incelemeye alınır.

Başvuru Ehliyeti ve Temsil

Çocuklar adına yapılacak başvuruların, hukuksal durumu uygun olan anne veya babası tarafından yapılması şarttır. Hükümet dışı örgütler ile topluluklar ise yalnızca kendi tüzel kişiliklerinin veya grubun uğradığı zararlar nedeniyle başvuruda bulunabilirler; üyelerinin şahsi mağduriyetlerine dayanarak onları temsilen mahkemeye gidemezler.

Hayatta olmayan bir kimse adına bireysel başvuru tesis edilemez. Ancak vefat eden kişinin ölümü nedeniyle mirasçıları, uğradıkları haksızlığın giderilmesi amacıyla iç hukuk yollarını tükettikten sonra veya etkili bir iç hukuk yolunun bulunmadığı değerlendiriliyorsa mahkemeye başvurabilirler. Derdest bir bireysel başvuru sürerken başvurucunun vefatı durumunda ise mirasçılar mirasçılık belgesini ibraz ederek yargılamayı devam ettirebilirler.

Başvuru Usulü ve Kabul Edilebilirlik Ölçütleri

Mahkemeye ilk başvuru Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili olan Türkçe ile hazırlanmış form doldurularak yapılabilir; başvuru evrakına eklenecek belgelerin yabancı dile tercüme edilmesi zorunlu tutulmamaktadır. İlk müracaat anında avukat tutulması mecburi kılınmamış olmakla birlikte, kabul edilebilirlik kararının verilmesinden sonraki sürecin avukat aracılığıyla yürütülmesi aranmaktadır.

Başvurunun geçerlilik kazanması için mahkemenin resmi formatındaki başvuru formunun doldurulup imzalanması, temsilci bulunuyorsa yine mahkemenin hazırladığı yetki belgesinin başvurucu ve temsilci tarafından müştereken imzalanması ve ek belgeler ile mahkeme kararlarının tarih sırasına dizilerek numara verilmesi suretiyle posta yoluyla iadeli taahhütlü gönderilmesi gerekmektedir.

Mahkeme ilk incelemesinde başvuruyu süre yönünden, iç hukuk yollarının tüketilmemesi, konunun önemsiz görülmesi, açıkça dayanaktan yoksunluk veya saptanan diğer gerekçelerle kabul edilemez bulabilir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 34 ve 35. maddeleri uyarınca verilen kabul edilemezlik kararları kesin nitelik taşır.

Kabul edilebilir görülen başvurularda mahkeme, dosyanın niteliğine göre taraflara deklarasyon ileterek dostane çözüm konusundaki görüşlerini sorabilir. Başvurucu ile muhatap devlet hükümetinin mutabakat sağlaması durumunda uzlaşılan tazminatın ödenmesine hükmedilerek dosya kapatılır.

Sözleşme Kapsamındaki Haklar ve Protokollerin Hukuki Durumu

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2 ila 14. maddeleri; yaşam hakkı, işkence yasağı, kölelik ve zorla çalıştırma yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, adil yargılanma hakkı, suç ve cezaların kanuniliği, özel ve aile hayatına saygı, düşünce, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü, evlenme hakkı, etkili başvuru hakkı ve ayrımcılık yasağını düzenlemektedir. Ek protokollerle güvenceye bağlanan haklar ise yalnızca ilgili protokolleri imzalayan ve onaylayan taraf devletlere karşı ileri sürülebilir.

Ceza Muhakemesi Hukukunda Tazminat Talepleri

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca; kanun dışı yakalanan veya tutuklanan, tutukluluk süresi makul süreyi aşan, beraat eden tutuklular, gözaltı ve tutukluluğu mahkûmiyet süresini aşanlar, yakalanma gerekçesi bildirilmeyenler, yakınlarına haber verilmeyenler, ölçüsüz arama ve el koymaya maruz kalanlar ile adli kontrole tabi tutulup beraat eden veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen kişiler maddi ve manevi zararlarını Devletten talep edebilirler.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 141Kaynağı aç
Madde 141 – (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan, d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen, e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan, g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen, j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,50 l) (Ek:2/3/2024-7499/12 md.) Konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler. (2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (l) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.50 (3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir. (4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder. Tazminat isteminin koşulları

Tutukluluğun makul süreyi aştığı değerlendiriliyorsa tutukluluk devam kararına ve üst mahkemeye yapılan itirazların reddinin ardından üç ay içinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141 ve 142. maddeleri çerçevesinde ilgilinin yerleşim yeri ağır ceza mahkemesinde tazminat davası açılması gerekir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2023/3988 Esas ve 2025/1657 Karar sayılı ilamına göre, asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler bakımından davanın esasıyla ilgili nihai kararın kesinleşmesi şart değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141/1-a ve 141/1-d bentlerinde yer alan tutuklama ve tutukluluk süresinin makul süreyi aşması nedenlerine dayanan tazminat taleplerinde asıl davada hüküm kurulmasının veya hükmün kesinleşmesinin beklenmesi gerekmez.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/3988, K. 2025/1657Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2023/3988 E.  ,  2025/1657 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/122 E., 2023/463 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk kararı verilmesi, tutukluluk devam kararlarının gerekçesiz olması, bu bağlamda tutukluluk süresinin makul süreyi aştığı gerekçesiyle 150.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin henüz davacı hakkında hükmedilen mahkumiyet kararının kesinleşmediği, dosyanın derdest olduğu, bu aşamada tazminat isteme koşullarının oluşmadığından bahisle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacının haksız olarak gözaltına alındığı ve tutuklandığı, tutukluluk devam kararlarına yapılan itirazların matbu gerekçelerle reddedildiği, bu bağlamda tutuklu kalınan uzun süre bakımından maddi ve manevi tazminat isteme koşulları oluşmasına karşın davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, Tazminat talebinin dayanağı olan Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/228 Esas – 2018/47 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında; davacının silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından 13.08.2016 tarihinde gözaltına alındığı, 15.08.2016 tarihinde tutuklandığı, yapılan yargılama sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10 yıl hapis, terör örgütü propagandası yapma suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, mahkumiyet hükmüne ilişkin yargılama dosyasının Yargıtay incelemesinde olduğu, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ancak kanunda öngörülen yasal şartların oluşmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 5271 sayılı Kanunun tazminat istemenin koşulları başlığını taşıyan 142. maddesinde; “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde” bulunulabileceği hükme bağlanmıştır. Ancak asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler yönünden mutlaka davanın esasıyla ilgili verilen karar veya hükmün kesinleşmesi zorunlu değildir. Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dosyasında davacının kanunda belirtilen koşullar dışında haksız olarak tutuklanması ve tutukluluğunun devamına karar verilmesi, tutukluluk devam kararlarının gerekçesiz olması ve tutukluluk süresinin makul süreyi aşması nedeniyle CMK 141/1-a-d nedenlerine dayanarak tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının tazminat talebi ile ilgili olarak asıl davada hüküm verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, zira bu hususa ilişkin tazminat taleplerinin asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl davanın sonucuna bağlı olmadığından davacının talebinin 5271 sayılı Kanun'un 141/1-a-d kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmadan, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2025 tarihinde karar verildi.

Tazminat İsteminin Usulü ve Tazminat Komisyonu

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 142. maddesi kapsamında tazminat istemi, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içinde ileri sürülebilir. Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı veren merciler ilgililere tazminat hakları bulunduğunu bildirmek ve bu hususu karara geçirmekle yükümlüdür.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 142Kaynağı aç
Madde 142 – (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. (2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.) Ancak, 141 inci maddenin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu fıkra uyarınca 6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza mahkemesine yapılan istemler, Komisyona gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise ağır ceza mahkemesi görev alanına girmeyen istemleri ayırmak suretiyle Komisyona gönderir. Bu hâllerde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır. (3) Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir. (4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur. (5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmesini ister.[51] (6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir. (7) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir. (8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.) Karar yerinde görülmezse bölge adliye mahkemesince işin esası hakkında karar verilir. Bölge adliye mahkemelerince bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir. (9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.) Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz. (10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.) Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. Tazminatın geri alınması

İstem kural olarak zarara uğrayanın yerleşim yeri ağır ceza mahkemesinde, ilgili mahkemenin işlemle irtibatlı olması ve başka bir ağır ceza dairesi bulunmaması halinde ise en yakın yer ağır ceza mahkemesinde açılır. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki tazminat talepleri bakımından 6384 sayılı Kanun hükümleri tatbik olunur.

6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza mahkemesine yöneltilen istemler Komisyona gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren ve girmeyen istemlerin birlikte yapılması durumunda mahkeme görev alanı dışındaki kısımları ayırarak Komisyona iletir ve bu hallerde ağır ceza mahkemesine yapılan ilk başvuru tarihi geçerli sayılır.

6384 sayılı Kanun uyarınca Adalet Bakanlığı merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında görev yapan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanan dokuz kişilik Tazminat Komisyonu görev yapar. Komisyon iş yoğunluğuna göre üç kişilik heyetler halinde çalışabilir; sekretarya hizmetleri ve giderleri Adalet Bakanlığınca temin edilir.

6384 sayılı TAZMİNAT KOMİSYONUNUN GÖREVLERİ İLE ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
MADDE 4 – (1) (Değişik:28/3/2023-7445/39 md.) Bu Kanun kapsamında yapılacak müracaatlar hakkında karar vermek üzere Bakanlığın merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dokuz kişiden oluşan bir Komisyon kurulur. Komisyon Başkanı bu üyeler arasından Adalet Bakanı tarafından belirlenir. Komisyon, iş durumuna göre üç üyeden oluşan heyetler halinde de çalışabilir. Heyetlerin başkanları Adalet Bakanı tarafından; heyetlerin oluşumu ve yokluklarında birbirlerinin yerine bakacak üyeler ile iş bölümü Başkan tarafından belirlenir. Başkan, Komisyonun ve heyetlerin verimli ve uyumlu şekilde çalışmasından sorumludur. (2) 9 uncu madde hükmü saklı kalmak üzere Komisyon üyelerine, müracaatlar sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilmez. (3) (Değişik:28/3/2023-7445/39 md.) Komisyon asgari yedi üyeyle, heyetler üye tam sayısıyla toplanır; kararlar üye tam sayılarının salt çoğunluğuyla verilir. (4) Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafından yürütülür. (5) Kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri, Komisyonun görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyi gecikmeksizin Komisyona göndermek zorundadır. (6) (Ek:2/3/2024-7499/26 md.) Müracaatın ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve verilecek tazminat miktarının saptanmasında Komisyon, gerekli gördüğü araştırmaları yapmaya veya üyelerden birine yaptırmaya ya da Cumhuriyet başsavcılıklarından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmeye yetkilidir. (7) (Ek:2/3/2024-7499/26 md.) Komisyonun giderleri, Bakanlık bütçesinden karşılanır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuş olanların Komisyona yapacağı müracaatın şekli ve süresi [6]

Komisyon toplantılarını asgari yedi üyeyle, heyetler ise üye tam sayısıyla yürütür ve kararlarını salt çoğunlukla alır. İlgili Kanunun 9 uncu maddesi saklı kalmak kaydıyla, üyelere başvurular sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilemez. Komisyon inceleme esnasında lüzumlu araştırmaları yapmaya, üyesine yaptırmaya ya da Cumhuriyet başsavcılıklarından bilirkişi incelemesi istemeye yetkilidir.

Tazminat dilekçesinde açık kimlik ve adres, haksız işlemin ve zararın nitelik ile kapsamı yer almalı, dayanak evrak eklenmelidir. Mahkeme eksiklik halinde bir aylık tamamlama süresi tanır; süresinde tamamlanmayan istemler itiraz yolu açık olmak üzere reddedilir. Hükmedilen tazminat kararları kesinleşmeden ve idari başvuru aşaması bitmeden icraya konulamaz; kesinleşen tutar bildirilen banka hesabına bildirimden itibaren 30 gün içinde ödenir.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları gereği, soruşturma veya kovuşturma evresindeki işlemler nedeniyle hâkim ve savcılar aleyhine değil, yalnızca Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir. Görevini kötüye kullanarak zarara sebep olan hâkim ve savcılara ödenen bedel için Devletin bir yıl içinde rücu hakkı bulunmaktadır.

AİHM'e başvuru süresi ne zamandan itibaren işlemeye başlar?

AİHM'e başvuru süresi kural olarak iç hukuk yollarının tüketildiği veya ihlalin ortaya çıktığı tarihten itibaren 4 ay olarak düzenlenmekle birlikte, Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında bu sürenin 6 ay olduğuna yönelik farklı yaklaşımlar da bulunmaktadır.

AİHM başvurusunun kabul edilemez bulunması kararına itiraz edilebilir mi?

Mahkemenin ilk inceleme aşamasında verdiği kabul edilemezlik kararları kesin nitelikte olduğundan bu kararlara karşı başvurulabilecek bir itiraz yolu bulunmamaktadır.

Haksız tutuklama tazminatında asıl davanın sonuçlanması beklenmeli midir?

Tutukluluk süresinin makul süreyi aşması veya tutukluluğun haksızlığı iddialarında davanın esasını etkilemeyecek hallerde asıl ceza davasının kesinleşmesi aranmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu