Adi Ortaklığın Sona Ermesi ve Tasfiye Usulü
Adi ortaklık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 639. maddesi gereğince sözleşmede öngörülen amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesiyle sona erer. Sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça ortaklardan birinin ölümü, kısıtlanması, iflası veya payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi de ortaklığı sonlandırır. Ayrıca bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesi, kararlaştırılan sürenin dolması, fesih bildiriminde bulunma hakkı saklı tutulmuşsa veya ortaklık belirsiz bir süre için ya da bir ortağın ömrü boyunca kurulmuşsa fesih bildirimi yapılması ve haklı sebeplerin varlığı halinde mahkeme kararı verilmesiyle ortaklık sona erer.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 639Kaynağı aç
Tasfiye; ortaklığın tüm malvarlığının belirlenerek ortakların birbiriyle olan alacak, borç ve ortaklıktan doğan ilişkilerinin kesilmesi, malların paylaştırılması ya da paraya çevrilmesi suretiyle aktif ve pasif farkının bilanço ile ortaya konulmasıdır. Türk Borçlar Kanunu'nun 644. maddesinin birinci fıkrasına göre tasfiye kural olarak yönetici olmayanlar dahil bütün ortakların elbirliğiyle icra edilir; ancak sözleşmede bir ortağın kendi adına ve ortaklık hesabına belirli işlemleri yapması kararlaştırılmışsa, bu ortak sona ermeden sonra da ilgili işlemleri tek başına yürütmek ve hesap vermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 644Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/13639, K. 2015/1168Kaynağı aç
Tasfiye Davasında Taraf Teşkili ve Dava Kapsamı
Adi ortaklığın tüzel kişiliği ve bağımsız taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle ortaklığın fesih ve tasfiyesine yönelik davanın bütün ortaklara karşı yöneltilmesi zorunludur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/11009 Esas ve 2014/15095 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin sermaye payının, faaliyetten doğan zararın veya kâr payının talep edilmesi aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyesini de kapsar. Taraflar arasındaki ortaklığa konu inşaatların fiilen bitirilmiş olması durumunda da davacı ortağın talebinin ortaklığın fesih ve tasfiyesini içerdiği kabul edilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/11009, K. 2014/15095Kaynağı aç
Ortaklar tasfiye işlerini yürütmek üzere kendi aralarında tasfiye görevlisi tayin edebilirler. Türk Borçlar Kanunu'nun 644. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu hususta anlaşma sağlanamaması halinde, ortaklardan her biri hâkimden tasfiye görevlisi atanmasını isteyebilir. Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin uyuşmazlıklar ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme kavuşturulur. Yargıtay kararlarına göre mahkeme tasfiyede öncelikle sözleşmede tasfiye usulü hükmü bulunup bulunmadığını inceler; hüküm yoksa ortaklardan anlaşarak belirlemelerini ister, ortakların anlaşamaması halinde ise faaliyet alanına göre uzman bir veya üç kişiyi re'sen tasfiye memuru olarak görevlendirir.
Yargıtay Kararlarında Üç Aşamalı Tasfiye Süreci
Tasfiye işlemleri, hâkim tarafından öngörülecek ve uyuşmazlığın mahiyetine göre uzatılıp kısaltılabilecek üçer aylık dönemler halinde, tasfiye memuru tarafından üç aşamada yürütülür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/10535, K. 2014/15088Kaynağı aç
Birinci aşamada, ortaklığın sona erdiği tarih itibarıyla ortaklığın aktif ve pasifiyle birlikte tüm malvarlığı tespit edilir. Yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir döküm istenir; hesap listesinin verilmemesi yönetici ortağın hesap vermekten kaçındığı anlamına gelir. Verilen hesapta uyuşmazlık çıkarsa tarafların delilleri toplanır, uzman bilirkişi incelemesiyle kayıtların imalat ve belgelerle uyumu denetlenir ve düzenlenen malvarlığı bilançosu itirazların incelenmesi amacıyla taraflara tebliğ edilir.
İkinci aşamada, ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemleri icra edilir. Bu işlemler Türk Medenî Kanunu'nun 634 ve devamı maddelerinde düzenlenen resmî tasfiye hükümleri kıyasen uygulanmak suretiyle gerçekleştirilir; ortaklık malları fiilen mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenir.
Üçüncü aşamada, tasfiye işlemleri sonucu oluşan değerden öncelikle ortaklığın borçları karşılanır. Ardından ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar, ortaklık için yaptığı giderler ve koyduğu katılım payı iade edilir. Bakiye bir miktar kalırsa kazanç, varlıkların borç ve giderler ödendikten sonra katılım paylarını karşılamaya yetmemesi halinde ise zarar saptanarak son bilanço düzenlenir. Hâkim, bu sonuç bilançosunu esas alarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine uygun biçimde hüküm kurar.
Ortakların Özen, Hesap Verme ve Kusur Sorumluluğu
Türk Borçlar Kanunu'nun 628. maddesinin birinci fıkrası uyarınca her ortak, ortaklık işlerinde kendi işlerinde olduğu ölçüde çaba ve özen göstermekle yükümlüdür. Ortaklık işlerini bir ücret karşılığı yürüten ortak ise vekâlet hükümlerine göre sorumlu tutulur. Kanunda veya ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişkiler vekâlet sözleşmesi hükümlerine tabidir. Yönetici ortaklar yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ortaklara ödemekle yükümlü olup, hesap döneminin uzatılmasına yönelik sözleşme hükümleri kesin hükümsüzdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 628Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 630Kaynağı aç
Her ortak diğer ortaklara karşı kendi kusuruyla verdiği zararları gidermekle yükümlüdür; bu zararları başka işlerde ortaklığa sağladığı menfaatlerle mahsup ettirme hakkı bulunmamaktadır. Kusuru nedeniyle ortaklık işinin aksamasına veya feshedilmesine yol açan ortak, ortaklığa verdiği zarardan sorumlu olur.
Ortaklık geliri taksim edilmeden önce bu gelir üzerinde tüm ortakların elbirliği mülkiyeti bulunur. Ortaklığı yönetme yetkisi bulunmayan ortağın iş görmesi veya yönetici ortağın yetkisini aşarak ortaklık gelirini paylaştırmadan kendi adına tasarrufta bulunması ya da kiraları toplaması, Türk Borçlar Kanunu'nun 630 ve 530. maddeleri uyarınca vekâletsiz iş görme hükümlerine tabidir. İşsahibi konumundaki diğer ortaklar işgörmeden doğan faydaları edinme hakkına sahiptir; bu kapsamdaki ecrimisil ve müdahalenin men'i istemleri tasfiye sonucuna göre karara bağlanır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 530Kaynağı aç
Adi ortaklıkta ortaklardan birinin taahhüt ettiği sermaye koyma borcunu yerine getirmemiş olması veya harcamalara katılmaması ortaklığın tasfiyesine engel oluşturmaz; bu durum tasfiye hesabı sırasında gözetilir.
İnşaat Ortaklıklarında Değerleme ve Usuli İlkeler
İnşaat yapımına özgülenen adi ortaklıklarda masraflar ve bağımsız bölümlerin satışı hususunda uyuşmazlık bulunması halinde inşaat maliyeti, idari birim fiyatlarına göre değil, yapıldığı tarihteki olağan rayice göre belirlenir. Ortaklık bünyesinde kalıp satılmayan bağımsız bölümlerin değerlemesinde ise karar tarihine en yakın tarihteki piyasa rayici esas alınır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/13639 Esas ve 2015/1168 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, ilk derece mahkemesi kararının davacı tarafından temyiz edilmeyip yalnızca davalı tarafından temyiz edilmesi durumunda, bozulan tutarla sınırlı olarak davalı lehine usuli kazanılmış hak doğar. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra usuli kazanılmış hak nazara alınmadan davalı aleyhine ilk hükümdeki tutarın üzerinde tahsile karar verilemez.
Adi ortaklıkta kâr payı veya zarar talep edilmesi ortaklığın tasfiyesini gerektirir mi?
Evet, bir ortağın sermaye payını, ortaklık faaliyetinden doğan kâr payını veya uğranılan zararı talep etmesi aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyesini de kapsar; mahkemece uyuşmazlık bu çerçevede çözümlenir.
Sermaye borcunu ödemeyen ortağın varlığı tasfiye yapılmasına engel midir?
Hayır, ortaklardan birinin sermaye koyma borcunu ifa etmemesi veya masraflara katılmaması tasfiyeye engel oluşturmaz; bu husus tasfiye memurunca düzenlenen hesap cetvelinde gözetilir.
Tasfiye görevlisine ödenecek ücret nasıl tespit edilir?
Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede hüküm veya ortakların oybirliği kararı yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ve ortaklık malvarlığının geliri gözetilerek hâkim tarafından belirlenir; ücret ortaklık malvarlığından, yetersiz kalırsa ortaklardan müteselsilen tahsil edilir.
Ortaklar tasfiye usulünde anlaşamazsa mahkeme tasfiye memurunu nasıl atar?
Mahkeme tasfiyede öncelikle sözleşme hükmü arar; hüküm bulunmadığında ortaklara anlaşarak belirleme imkânı verir, ortakların anlaşamaması durumunda ise faaliyet alanına göre uzman bir veya üç kişiyi re'sen tasfiye memuru olarak atar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

