Adi Ortaklığın Borcu Nedeniyle Haciz ve Takip Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
Adi Ortaklığın Borcu Nedeniyle Haciz ve Takip Usulü

Adi Ortaklığın Hukuki Niteliği ve Temsil Düzeni

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620. maddesi uyarınca adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha çok kişinin ortak bir amaca erişmek üzere emek ve mallarını birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir; kanunla düzenlenmiş şirketlerin ayırt edici niteliklerini taşımayan ortaklıklar da adi ortaklık hükümlerine tabi sayılır. Adi ortaklık tüzel kişiliği bulunmayan, ortakların ortaklık borçlarından şahsi malvarlıklarıyla sınırsız ve müteselsil olarak sorumlu oldukları bir kişi topluluğudur. Adi ortaklık ilişkisi Türk Borçlar Kanunu'nda özel borç ilişkileri kapsamında yer aldığından bu ortaklığa Türk Ticaret Kanunu hükümleri değil, anılan Borçlar Kanunu kuralları uygulanır. 6098 sayılı Kanun'un 621. maddesi gereğince her ortak para, alacak, başka bir mal veya emek olarak ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür; aksine sözleşme hükmü bulunmadıkça katılım paylarının ortaklığın amacının gerektirdiği nitelikte ve birbirine eşit olması gerekir. Ortağın katılım payı bir şeyin kullandırılmasından oluşuyorsa kira sözleşmesindeki, bir şeyin mülkiyetinden oluşuyorsa satış sözleşmesindeki hasara, ayıptan ve zapttan sorumluluk kuralları kıyasen tatbik edilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 621Kaynağı aç
MADDE 621- Her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa katılım payları, ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmak zorundadır. Bir ortağın katılım payı, bir şeyin kullandırılmasından oluşuyorsa kira sözleşmesindeki; bir şeyin mülkiyetinden oluşuyorsa satış sözleşmesindeki hasara, ayıptan ve zapttan sorumluluğa ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır. II. Kazanç ve zarar 1. Kazancın paylaşılması
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/787, K. 2025/367Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2024/787 E.  ,  2025/367 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/658 E., 2024/853 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 08.02.2024 tarihli ve 2023/1912 Esas, 2024/1092 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin reddine karar verilmiştir. Kararın borçlular vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlular vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı borçlular vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. TALEP Borçlular vekili; alacaklı vekilinin müvekkili şirketler ve müvekkili şirketlerin oluşturduğu … Yapı-… İş Ortaklığı aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlattığını, ödeme emrinde borçlu olarak iş ortaklığının da gösterildiğini ve iş ortaklığına da ödeme emri tebliğ edildiğini, takibe itiraz edilmesi üzerine alacaklı vekilinin sadece borçlu şirketler yönünden itirazın iptali davası açtığını, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/651 Esas sayılı kararıyla takibin devamına karar verildiğini, alacaklı vekilinin mahkeme kararını icra dosyasına ibraz ederek borçlu şirketler ve borçlu şirketleri oluşturan iş ortaklığı yönünden haciz talebinde bulunduğunu, icra müdürlüğünün bu talep doğrultusunda hem borçlu şirketler hem de iş ortaklığı yönünden üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına haciz konulması için haciz müzekkereleri ve haciz ihbarnameleri gönderdiğini, adi ortaklık olan iş ortaklığının tüzel kişiliği bulunmadığından iş ortaklığının taraf olarak kabul edilemeyeceğini, adi ortaklığa karşı icra takibi başlatılması hâlinde çıkartılan ödeme emrinin ve iş ortaklığına karşı yapılan diğer işlemlerin hukuken bir geçerliliği bulunmadığını, tüzel kişiliği olmayan iş ortaklığının üçüncü kişiler nezdinde bulunan hak ve alacaklarına haciz konulmayacağını ileri sürerek takibin iş ortaklığı yönünden iptaline, iş ortaklığının üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacaklarının haczi için gönderilen tüm haciz müzekkereleri ve haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı vekili; şikâyet dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi verilmemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2021 tarihli ve 2021/733 Esas, 2021/1046 Karar sayılı kararı ile; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmadığı, tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığa karşı açılacak davalarda adi ortaklığın taraf ehliyetinden bahsedilemeyeceği, itirazın iptaline ilişkin gerekçeli kararda davalı iş ortaklığının ismi yazılı olmakla birlikte davalı olarak iş ortaklığını temsilen … Yapı İnşaat Enerji Turizm ve Tic. Ltd. Şti. ile … İnşaat İthalat İhracat Hayvancılık Gıda Tic. Ltd. Şti.'nin isimlerinin belirtildiği, borçlu şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığının mallarına karşı takibe geçilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 15.12.2022 tarihli ve 2022/193 Esas, 2022/2455 Karar sayılı kararı ile; … Yapı – … İş Ortaklığının alacaklı tarafla ticari faaliyette bulunduğu, fatura alacağına dayalı olarak başlatılan genel haciz yoluyla başlatılan ilâmsız icra takibinde, takip talebi ve ödeme emrinde iş ortaklığı ile birlikte ortaklığı oluşturan şirketlerin ayrı ayrı gösterilerek takibe başlandığı, ödeme emrinin iş ortaklığı ile birlikte ortaklığı oluşturan şirketlere ayrı ayrı tebliğ edildiği, takibe konu borcun ortakların şahsi borcu olmayıp adi ortaklığın borcu olduğu, adi ortaklığın borcu nedeniyle ortaklar müteselsilen sorumlu olduklarından ve ortaklığın malvarlığı el birliğiyle idare edildiğinden ortaklığa ait mal veya alacağa haciz konulabileceği, bu yöndeki şikâyetin reddine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, ancak iş ortaklığının taraf ehliyeti bulunmadığından iş ortaklığı yönünden takibin iptali gerektiği gerekçesiyle borçlular vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin kısmen kabulüne, … Yapı – … İş Ortaklığı hakkında başlatılan takibin iptaline, İş Ortaklığının üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacaklarının haczi için gönderilen haciz müzekkereleri ve haciz ihbarnamelerinin iptali talebine ilişkin şikâyetin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “… TBK’nın 620. maddesine göre adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Madde hükmünde açıklandığı gibi adi ortaklık bir sözleşme türüdür. Bu sözleşmede başlıca beş unsur vardır. Bunlardan ilki sözleşme, ikincisi şahıslar, üçüncüsü ortakların katılma payları, dördüncüsü ortak amaç ve sonuncusu da bu ortak amacın gerçekleştirilmesi olup, temel unsur ortak bir amacı gerçekleştirmektir ve ortaklar sadece bu amaçla bir araya gelir. Bu nedenle sözleşmedeki amacı gerçekleştirebilmek için yapacakları işleri hep birlikte veya kararlaştırdıkları temsilci aracılığı ile yapabilirler. Ortaklık ilişkisinin kurulabilmesi için iki ya da daha çok kişinin iradelerinin birleşmesi gerekir. Gerçek ya da tüzel kişiler ortak olabilirler. Ortaklık, katılanların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulur ve bir borçlar hukuku sözleşmesidir. Ancak bu sözleşme ile tüzel kişiliği olmayan bir kişi birliği oluşmaktadır. Türk Hukuk sisteminde adi ortaklığa tüzel kişilik tanınmamış olup, adi ortaklık, ticari işlerle uğraşan bir yapı olmakla birlikte, bir ticaret ortaklığı değildir. Zira, adi ortaklık, ticaret ortaklıklarını düzenleyen Türk Ticaret Kanunu’nda değil, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Adi ortaklığın unsurlarından olan katılma payının çeşidini ve kapsamını belirlemede ortaklar serbest olup, katılma payına kısaca sermaye denir. Adi ortaklıkta, tüzel kişiliğe sahip olan ticaret ortaklıklarında olduğu gibi bir “ortaklık malvarlığı” yoktur. Katılım payı unsuruna ilişkin düzenlemenin yer aldığı TBK'nın 621. maddesinin 1. fıkrasına göre her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlü olup, anılan Kanun’un 638. maddesinin 1. fıkrasına göre de ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur. Bu düzenlemeler ışığında, adi ortaklık ilişkisi çerçevesinde doğan borçtan dolayı adi ortaklığın yaptığı işlerden doğan hakediş veya sair hak ve alacakların haczedilip haczedilemeyeceğinin değerlendirilmesi bakımından, haciz müessesesinin incelenmesi zorunludur. Bu cümleden olmak üzere; haciz yolu ile takip, borçluya ait mal varlığına haciz konulması ve haczedilen söz konusu mal varlığının paraya çevrilmesi yolu ile elde edilen bedelin alacaklıya ödenmesi sureti ile yapılır. Haciz, borçlunun temlik edilebilir ve paraya çevrilebilir mal varlığı üzerinde yapılabilir. Bir hak (alacak) özel bir düzenleme mevcut değilse ancak devredilebilir nitelikte ise haczedilebilir. Haciz, alacaklının alacağına kavuşması için paraya çevirmeye hazır bulundurmak amacı ile borçlunun tasarruf yetkisine sahip olduğu hak ve mallarına devletin cebri icra organları tarafından el konulması (veya haczin herhangi bir şekilde belli edilmesi) sureti ile yapılan devletin hakimiyet tasarrufudur (Topuz, Gökçen: Hisse Haczi ve Satışı, Ankara, 2009, s.46). İİK'da haczin özel hâlleri özel hükümlerle düzenlenmiş olup, 84. maddesinde yetişmemiş mamullerin, 88. maddesinde para, banknot, hamiline yazılı senet, poliçe, sair cirosu kabil senetlerle altın ve gümüş ile diğer kıymetli şeylerin, 89. maddesinde 3. şahıslardaki alacakların, 91. maddesinde taşınmazların, 94. maddesinde intifa hakkı, hisse, iştirak hâlinde mal hissesinin, 355. maddesinde ise maaş ve ücretlerin haczi gibi haciz türleri yer alır. Elbirliği mülkiyeti, TMK’nın 701. maddesinin birinci fıkrasındaki tanıma göre; Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısı ile mallara birlikte malik olanların mülkiyetidir. Aynı maddenin ikinci fıkrası “ Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır” hükmünü düzenler. Elbirliği mülkiyeti hissesinin haczedilebileceği ve paraya çevrilebileceği İİK’nın 94 ve 121. maddelerinde açıkça düzenlenmiştir. Buna göre elbirliği mülkiyeti haczi İİK’nın 94. maddesi hükmüne göre olur. Elbirliği mülkiyet hissesi üzerinde tasarrufta bulunulamayacağından haczin konusunu borçlunun hissesi değil, elbirliği mülkiyeti ilişkisinin son bulması hâlinde borçlu ortağın adi ortaklıktaki tasfiye sonundaki payı oluşturmaktadır. Alacaklı, borçlunun ortağı bulunduğu adi ortaklığın mallarına (borçlunun o mallardaki elbirliği mülkiyeti payı) haciz koyduramaz (Kuru, Baki; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s.454). Aslında adi şirketin tüzel kişiliği ve hak ehliyeti bulunmadığından şirkete ait bir mal varlığının bulunması da söz konusu olamaz. Bu nedenle şirket mal varlığı kavramı ile; ortakların kişisel mal varlıklarının dışında kalan şirketin amacına ulaşması için getirilmiş olan sermayeden, şirketin faaliyetleri sonucunda edinilen ve henüz dağıtılmamış olan kârdan veya bunların yerine geçen ikame değerlerden oluşan ve bütün ortakların üzerinde hep birlikte hak sahibi oldukları özel mal varlığı kastedilmektedir (Barlas, Nami; Adi Ortaklık Temeline Dayalı Sözleşme İlişkileri, İstanbul, 1998, s.323 dn.108). Nitekim, TBK’nın 638/1. maddesi “Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur.” hükmünü düzenlemiştir. Bu ilke ve kurallardan anlaşılacağı üzere tüzel kişiliği olmayan adi şirkete ait mal varlığı bulunmadığından, adi şirketin borcu veya alacağından da söz edilemez. Adi şirketi oluşturan ortaklar alacaklı veya borçlu olabilirler. Bu husus TBK’nın 637/2. maddesinde “Ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yapar ise diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olurlar.” şeklinde belirtilmiştir. TBK’nın 638/3. maddesine göre, ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile bir üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumludurlar. Bu durum esasında ortaklığın, ortaklık alacaklılarının alacaklarını garanti altında tutan gerçek anlamda bir mal varlığının olmamasından kaynaklanır. İİK’nın 94 ve 121. maddelerinde yazılı "hisse" kavramı mal varlığı hissesi anlamında olmayıp, ortağın ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve yükümlülüklerinin toplamını ifade eden “ortaklık anlamındaki hisse” olarak anlaşılmalıdır. Gerçekten de hisse kavramı mal varlığı hissesi anlamında kullanılsa idi alacak hakkı niteliğinde olan mal varlığı haklarının haczi İİK’nın 89. maddesine göre yapılabileceğinden kanun koyucunun İİK’nın 94. maddesini düzenlemesine gerek kalmazdı. Elbirliği ortaklığında ortakların belirlenmiş bir hissesi olmadığı için şirketin tasfiye edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle Türk Borçlar Kanunu’nun 638 ve devamı maddelerinde kullanılan “tasfiyedeki payın haczi” ifadesi İİK’nın 94. maddesi ile bir çelişki oluşturmamaktadır (Topuz, Gökçen; Hisse Haczi ve Satışı, s.75). Somut uyuşmazlıkta; Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/651 Esas sayılı dosyasında görülen itirazın iptali kararının incelenmesinden, takip konusu alacağın, adi ortaklık tarafından yapılan “İstanbul Seyrantepe 600 Yataklı Hastane İnşaatı ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İkmal İnşaatı İşi” nedeniyle, alacaklıdan satın alınan malların bedelinin ödenmemesinden kaynaklanan fatura alacağına ilişkin olduğu anlaşılmakla, söz konusu borçtan, ortaklığı oluşturan her iki şirketin de müteselsilen tüm mal varlığı ile sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle takip alacaklısının, şikayet konusu olan Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2019/13174 E. sayılı takip dosyasından gönderilen haciz müzekkeresi ile adi ortaklığın alacaklı olarak yer aldığı Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2019/15534 Esas sayılı takip dosyasındaki alacağı haczetmesi mümkün değildir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, takip konusu borcun adi ortaklığın borcu olması nedeniyle adi ortaklığa ait mal ve haklara haciz konulabileceği gerekçesine dayanılarak haczin kaldırılması talebinin reddine hükmedilmiş ise de; takip konusu borcun ortaklardan birinin üçüncü kişiye olan borcu olması ile borcun adi ortaklığın bizzat faaliyetinden kaynaklanması arasında bir fark olmayıp, kanunda da böyle bir ayrıma gidilmemiştir. Adi ortaklığı oluşturan her bir ortak ayrı ayrı takip borcunun tamamından tüm mal varlığı ile sorumlu olup, alacaklı, alacağının tahsili için ancak İİK’nın 94. maddesi çerçevesinde her bir borçlu ortağın ortaklıktaki hissesinin ayrı ayrı haczini isteyebilir. Ortaklığın malı (elbirliği hâlinde ortaklara ait olan mal) üzerine haciz konulmasını isteyemez. Özetle; adi şirket mal, hak ve alacakları ortaklarca birlikte tasarruf edilebildiğinden ve İİK’nın 94. maddesinde hisse haczi, TBK’nın 638/2. maddesinde ise tasfiye payı haczi düzenlenmiş olup, takip konusu borcun ortaklığın borcu olması hâlinde, ortaklığa ait mal, hak ve alacaklar üzerine münferiden haciz konulabileceğine ilişkin bir düzenleme öngörülmediğinden, adi ortaklığın yaptığı iş nedeniyle üçüncü kişi nezdindeki ya da başka bir takip dosyasındaki alacaklarına doğrudan müzekkere ile haciz konulamaz. Kaldı ki somut uyuşmazlıkta, adi şirket takipte borçlu gösterilerek, adi şirketin borcu için adi şirketin başka bir takip dosyasındaki alacağının haczi maksadıyla haciz müzekkeresi gönderilmiş ise de, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda adi şirket yönünden takip iptal edildiğinden, adi şirket adına diğer takip dosyasına gönderilen haciz müzekkeresinin de iptali gerekir. O halde Bölge Adliye Mahkemesince; şikayete konu haciz müzekkeresinin, taraf kısmına tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklık yazılmak suretiyle düzenlendiği ve bu nedenle şeklen de hukuka aykırı olduğu hususu da nazara alınarak, yukarıda yazılı gerekçelerle borçluların istinaf başvurularının tümünün kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…" gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde borçlular vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Borçlular vekili; tüzel kişiliği olmayan İş Ortaklığının üçüncü kişiler nezdinde bulunan hak ve alacaklarına haciz konulamayacağını, İş Ortaklığı yönünden takibin iptaline karar verilmesinin iş ortaklığının üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına yönelik haciz konulması için gönderilen haciz müzekkerelerini ve haciz ihbarnamelerini de ortadan kaldıracağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda … Yapı-… İnşaat İş Ortaklığının borcundan dolayı adi ortaklığa ait alacağın haczedilip haczedilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre taraf kısmına adi ortaklık yazılmak suretiyle gönderilen 12.08.2021 tarihli haciz müzekkeresiyle adi ortaklığın alacaklı olarak yer aldığı Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2019/15534 Esas sayılı takip dosyasındaki alacağın haczedilip haczedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 94 ve 121. maddeleri. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 637, 638. maddeleri. 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için konuya ilişkin yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. 2. Adi ortaklık TBK'nın 620-645. maddeleri arasında düzenlenmiştir. İki veya daha fazla kişinin ortak bir amaca erişmek için emek veya mallarını birleştirmeyi üstlendikleri, tüzel kişiliği bulunmayan, ortakların ortaklık borçlarından kendi mal varlıklarıyla sınırsız ve müteselsil olarak sorumlu oldukları kişi topluluğuna adi ortaklık denir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 7. Baskı, Ankara, 2019, s.841). 3. Adi ortaklık TBK'da özel borç ilişkileri kısmında düzenlenmiştir. Bu nedenle ticari ortaklık olmadığı için adi ortaklığa 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri değil TBK'daki hükümler uygulanır. 4. Türk Borçlar Kanunu'nun 620/1. maddesindeki tanıma göre adi ortaklık sözleşmesinin veya adi ortaklığın unsurları; kişi, sözleşme, katılım payı, amaç ve müşterek gayeye ulaşmak için birlikte çalışmak şeklindedir. 5. Türk Borçlar Kanunu'nun 621/1. maddesine göre her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığı için ortaklar TBK'nın 638/1. maddesine göre ortaklık bünyesindeki bu mallar üzerinde hep birlikte elbirliğiyle hak sahibidirler. Ancak bu hüküm düzenleyici (yedek) hüküm olduğundan ortaklar isterlerse ortaklık sözleşmesinde elbirliği mülkiyeti yerine paylı mülkiyeti seçebilirler. Böyle bir durumda da her ortak kendi payı üzerinde tasarruf etme imkânı bulur. Paylı hak sahipliği ve paylı mülkiyet öngörülürse ortakların alacaklıları alacaklarını alamadıkları takdirde ortakların paylarına dava ve takip konusu yapabilirler. Adi ortaklıkta ortaklar tarafından seçilen paylı hak sahipliğinin elbirliği hak sahipliğine oranla böyle bir sakıncası bulunmaktadır (Eren, s.852-853). 6. Ortaklar ortaklık sözleşmesinde paylı hak sahipliğini seçmedikleri takdirde düzenleyici nitelikteki TBK'nın 638/1. maddesine göre aralarında elbirliği hak sahipliği geçerli olacağından söz konusu mallar üzerinde ortakların hep birlikte oy birliği ve elbirliği ile tasarrufta bulunmaları gerekir. Çünkü elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları yoktur. Bu nedenle her bir ortağın hakkı ortaklığa giren malların tamamına yayılmış bulunmaktadır. Dolayısıyla kanun ve sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerekmektedir [4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 702/3] (Eren, s.853). 7. Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından adi ortaklık hak ve fiil ehliyetine sahip değildir. Hak ve fiil ehliyeti olmadığı için taraf, dava ve takip ehliyetine de sahip değildir. Bu nedenle ortaklar adi ortaklık sözleşmesindeki amacı gerçekleştirebilmek için yapacakları işleri hep birlikte veya kararlaştırdıkları temsilci aracılığıyla yapabilirler. Adi ortaklık bağımsız bir kişiliğe sahip olmadığı için ortaklığın alacaklısı bulunmadığı gibi adi ortaklığın kendisi de borçlu olamaz. Adi ortaklıkta ortakların birlikte ya da temsilci vasıtasıyla üstlendikleri borçlardan her bir ortak alacaklıya karşı tüm mal varlığıyla birinci derecede, sınırsız ve müteselsil olarak sorumludur. Oysa ticari ortaklıklarda örneğin bir anonim veya kollektif ortaklıkta bu ortaklıklar tüzel kişiliğe sahip oldukları için üçüncü kişilere karşı üstlenilen ortaklık borçlarından öncelikle ve birince derecede bizzat ortaklık sorumludur. Adi ortaklık aslında bir isimden ibarettir. Bunun nedeni kişiliğinin hukuki ehliyetinin ve ortaklığı temsil edecek organlarının bulunmamasıdır. Bundan dolayı da sonuçta adi ortaklık demek tek tek ortaklar toplamı, başka bir deyişle ortaklar topluluğu demektir. Dolayısıyla ortaklık borcu denildiği zaman bundan "tek tek tüm ortakların borcu" kastedildiği için ortaklar birinci derecede borçlu durumundadırlar (Eren, s.853-854). 8. Adi ortaklık tüzel kişiliğe sahip olmadığı için alacaklılar bu ortaklığa karşı dava açamaz, takipte bulunamazlar. Alacaklıların gerektiğinde başvurabilecekleri bir ortaklık mal varlığı da yoktur. Bu nedenle alacaklılar yalnız ortaklar aleyhine dava açıp, takipte bulunabilirler. Ancak dava ve takibin bütün ortaklara karşı yapılması gerekir. Çünkü adi ortaklıkta alacaklara karşı borçlardan yalnız ortaklar sorumlu oldukları için dava ve takip ehliyetine de yalnız ortakların tamamı sorumludur. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığı ve alacaklıların başvurabilecekleri bir kişi ve mal varlığı olmadığı için ilk olarak doğrudan doğruya ortaklara başvurulmaktadır (Eren, s.891-892). 9. Uyuşmazlığın çözümü için haciz müessesesinin açıklanması gerekmektedir. 10. Haciz, cebri icra organı tarafından yapılan devlete ilişkin bir hakimiyet tasarrufu olup icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için bu yolda istemde bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra memuru tarafından hukuken el konulmasıdır (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s.410). Haciz borçlunun temlik edilebilir ve paraya çevrilebilir mal varlığı üzerinde yapılabilir. Bir hak (alacak) haczedilemeyeceğine ilişkin özel bir düzenleme mevcut değilse ve devredilebilir nitelikte ise haczedilebilir. 11. Haczin konusu borçlunun taşınır ve taşınmaz malları, üçüncü kişilerdeki alacakları ve diğer mal varlığı haklarıdır. Diğer mal varlığı haklarının haczi kapsamına hisse hakkının haczi de girmektedir (Gökçen Topuz, Hisse Haczi ve Satışı, Ankara, 2009, s.50). Haczin konusunu teşkil eden mal, alacak ve hakların her birinin haczindeki özellikler İİK'da özel hükümlerle düzenlenmiştir. 12. İcra ve İflas Kanunu'nun 94/1. maddesinde "taksim edilmemiş bir miras hissesi ile iştirak halinde tasarruf edilen bir mal hissesi" denilmekte ise de bütün elbirliği mülkiyeti paylarının haczi İİK'nın 94/1. maddesine göre olur. Örneğin adi ortaklık payı da İİK'nın 94/1. maddesine göre haczedilir (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku, 6. Bası, Ankara, 2021, s.174). 13. Elbirliği mülkiyeti ise TMK'nın 701/1. maddesine göre kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısı ile mallara birlikte malik olanların mülkiyetidir. Aynı maddenin 2. fıkrası ise “ Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır” şeklindedir. 14. İcra ve İflas Kanunu'nun 94 ve 121. maddelerinde yazılı "hisse" kavramı mal varlığı hissesi anlamında olmayıp, ortağın ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve yükümlülüklerinin toplamını ifade eden “ortaklık anlamındaki hisse” olarak anlaşılmalıdır. Hisse kavramı mal varlığı hissesi anlamında kullanılmış olsaydı alacak hakkı niteliğinde olan mal varlığı haklarının haczi İİK’nın 89 maddesine göre yapılabileceğinden kanun koyucunun İİK’nın 94. maddesini düzenlemesine gerek kalmazdı. Elbirliği ortaklığında ortakların belirlenmiş bir hissesi olmadığı için şirketin tasfiye edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle TBK'nın 638 ve devamı maddelerinde kullanılan “tasfiyedeki payın haczi” ifadesi İİK’nın 94. maddesi ile bir çelişki oluşturmamaktadır (Topuz, s.75). 15. Alacaklı, borçlu ortağın elbirliği mülkiyeti payı üzerine haciz koyduramaz, ancak borçlu ortağın tasfiyedeki payına (borçlusunun âdi ortaklıktaki tasfiye sonundaki payına) haciz koydurabilir (TBK md. 638). Fakat, adi ortaklık ortağının alacaklısı, borçlunun adi ortaklıktaki (tasfiye sonundaki) payına haciz koydurmak zorunda değildir; alacaklı (TBK md. 630/3 uyarınca) en az yılda bir defa yapılacak hesap sonucu borçlu ortağa isabet edecek kâr payı üzerine de (İİK md. 89'a göre) haciz koydurabilir (Kuru, El Kitabı, s.454). 16. Adi ortaklıktaki elbirliği hâlinde mülkiyet söz konusu olduğundan ortakların dönem sonu kârı veya tasfiye payı gibi hakları haczedilebilir. Kâr payı üzerine haciz konulduğu şirketin diğer ortaklarına bildirilir ve haciz bildirilmiş olan ortaklar bundan sonraki gelirleri icra dairesine ödemekle yükümlüdür. Ayrıca adi ortaklığın tasfiye edilmesi hâlinde borçluya isabet eden tasfiye payı da haczedilebilir (Murat Atalı, İbrahim Ermenek, Ersin Erdoğan, İcra ve İflas Hukuku, 6. Baskı, Ankara, 2022, s.220; L. Şanal Görgün, Levent Börü, Mehmet Kodakoğlu, İcra ve İflâs Hukuku, Üçüncü Bası, Ankara, 2022, s.169). 17. Ortaklığın tasfiyesi hâlinde borçlu ortağa isabet edecek tasfiye payının belirlenmediği bir aşamada adi ortaklığın yaptığı işin karşılığında üçüncü kişideki alacağının haczi mümkün değildir. Ortaklık geliri henüz taksim edilmeden onun üzerinde bütün ortakların elbirliği hâlinde mülkiyet hakları vardır. Ortaklardan biri, diğerinin rızası olmadan bu alacağı başkasına devredemezler. Devredilemeyen hak ve alacaklar da haczedilemez. Nitekim bu ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 03.04.2013 tarihli ve 2012/12-863 Esas, 2013/432 Karar ile 10.12.2014 tarihli ve 2013/12-1233 Esas, 2014/1014 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir. 18. Somut olayda ise; alacaklı vekili tarafından … Yapı- … İnş. İş Ortaklığı, … İnş. İthalat ve İhracat Hayvancılık Gıda Tic. Ltd. Şti. ile … Yapı İnşaat Enerji Turizm ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılmış ve borçlular vekilinin takibe itirazı üzerine alacaklı vekili tarafından itirazın iptali davası açılmıştır. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.06.2021 tarihli ve 2019/651 Esas, 2021/472 Karar sayılı itirazın iptali kararının incelenmesinde takip konusu alacağın adi ortaklık tarafından yapılan iş nedeniyle alacaklıdan satın alınan malların bedelinin ödenmemesinden kaynaklanan fatura alacağına ilişkin olduğu görülmüştür. 19. Türk Borçlar Kanunu'nun 638/1. maddesi “Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur.” şeklinde olup tüzel kişiliği olmayan adi ortaklığa ait mal varlığı bulunmadığından, adi ortaklığın borcu veya alacağından da söz edilemez. TBK’nın 637/2. maddesine göre adi ortaklığı oluşturan ortaklar alacaklı veya borçlu olabilirler. TBK’nın 638/3. maddesine göre ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığıyla bir üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan müteselsilen sorumludurlar. 20. İcra ve İflas Kanunu'nun 94. maddesinde hisse haczi, TBK’nın 638/2. maddesinde ise tasfiye payı haczi düzenlenmiştir. Elbirliği mülkiyet hissesi üzerinde tasarrufta bulunulamayacağından haczin konusunu borçlunun hissesi değil, borçlu ortağın adi ortaklıktaki tasfiye sonundaki payı oluşturmaktadır. Takip konusu borcun ortaklığın borcu olması hâlinde, ortaklığa elbirliğiyle ait mal, hak ve alacaklar üzerine münferiden haciz konulabileceğine ilişkin bir düzenleme öngörülmediğinden, adi ortaklığın yaptığı iş nedeniyle üçüncü kişi nezdindeki ya da başka bir takip dosyasındaki alacaklarına doğrudan müzekkere ile haciz konulamaz. Takip konusu borcun ortaklardan birinin üçüncü kişiye olan borcu olması ile borcun adi ortaklığın bizzat faaliyetinden kaynaklanması arasında bir fark olmayıp, kanunda da böyle bir ayrıma gidilmemiştir. Adi ortaklıkta ortakların, elbirliği ile mal varlığını oluşturan mal ve haklar üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hisseleri bulunmadığından, ortakların birlikte tasarruf edebilecekleri üçüncü kişi de bulunan alacağa haciz koyulamaz. Her bir ortak diğer ortağın rızası olmadan bu alacak üzerinde tasarruf edemez ve alacağı başka bir kişiye devredemezler. Maddi hukuka göre devredilemeyen hak ve alacaklar haczedilemez. Dolayısıyla Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2019/13174 Esas sayılı takip dosyasından gönderilen haciz müzekkeresi ile Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2019/15534 Esas sayılı takip dosyasındaki alacağın haczedilmesi mümkün değildir. 21. Diğer taraftan somut olayda adi ortaklık takipte borçlu gösterilerek, adi ortaklığın borcu için adi ortaklığın başka bir takip dosyasındaki alacağının haczi maksadıyla haciz müzekkeresi gönderilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince adi ortaklık yönünden takip iptal edilmiştir. Dolayısıyla adi ortaklık adına gönderilen haciz müzekkeresinin de iptali gerekir. Haciz müzekkeresinin taraf kısmına tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklık yazılmak suretiyle düzenlenen müzekkere şeklen de usulsüzdür. 22. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, TBK'nın 638/2. maddesinde adi ortaklardan herhangi birinin şahsi borcu için doğrudan ortaklığın mal varlığına gitmeleri yasaklanmış ise de, ortaklığın kendi ticari borcu yönünden böyle bir yasak öngörülmediği, adi ortaklığın borcu nedeniyle ortaklar müteselsilen sorumlu oldukları ve ortaklığın mal varlığı elbirliğiyle idare edildiğine göre, birlikte sorumluluk gereği adi ortaklığın borcu nedeniyle adi ortaklığa ait mal veya alacağa haciz konulabileceği ve alacaklı tarafından ortaklığın mal varlığından tahsilat yapılabileceği gerekçesiyle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. 23. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 24. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, Dosyanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. ''K A R Ş I O Y'' İhtilaf, adi ortaklığın yapmış olduğu ticari faaliyet nedeniyle doğan borcun adi ortaklığın malvarlığından doğrudan tahsil edilip edilemeyeceği hususuna ilişkindir. Somut olayda, davalı alacaklı şirket … Ltd. adi ortaklığın faaliyetinden dolayı davacıların pay sahibi olduğu adi ortaklığa mal satmış, fatura bedeli ödenmediği için ortaklığı oluşturan adi ortaklık ve davacı şirketler aleyhine icra takibi başlatmıştır. Adi ortaklığın doğrudan bir tüzel kişiliği bulunmasa da, ayrı bir vergi kaydı ve muhasebesi bulunmaktadır. Adi ortaklığın üçüncü kişilerle olan aktif veya pasif husumetinde, adi ortaklığı oluşturan gerçek kişiler davacı veya davalı safında yer alır. İcra takiplerinde de durum böyledir. Adi ortaklık bir ticari faaliyet yürüttüğünde, ortaklardan biri ortaklık adına borçları öder ve alacakları da tahsil eder. Ancak malvarlığı aktif ve pasifiyle birlikte tasfiye anına kadar adi ortaklığa aittir. TBK’nın 638/2. maddesinde yer alan “Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler.” , adi ortaklardan her hangi birinin şahsi borcu için doğrudan ortaklığın malvarlığına gitmeleri yasaklanmış ise de, ortaklığın kendi ticari borcu yönünden böyle bir yasak öngörülmemiştir. Nitekim HGK’nın 26.03.2019 tarih ve 2017/763 Esas – 2019/344 Karar sayılı kararında da; “Adi ortaklığın ticari faaliyette bulunarak, mal tedarik ettiği ve sağladığı mallara karşılık temsilcisi aracılığıyla ortaklık adına çek keşide ettiği görülmektedir. Dolayısıyla bu borç, ortakların şahsi borcu olmayıp, adi ortaklığın borcudur. O hâlde adi ortaklığın borcu nedeniyle ortaklar müteselsilen sorumlu oldukları ve ortaklığın mal varlığı elbirliğiyle idare edildiğine göre, birlikte sorumluluk gereği adi ortaklığın borcu nedeniyle adi ortaklığa ait mal veya alacağa haciz konulabilir ve alacaklı tarafından ortaklığın mal varlığından tahsilat yapılabilir. Diğer yandan adi ortaklığın kuruluş sözleşmesine göre yaptığı ticari faaliyet sonucu doğan hak ve alacaklar ile borçlar adi ortaklığa aittir. Bu borçlardan bir kısmının nizasız ödenmesi, henüz ödenmemiş olan ve nizalı hâle gelen adi ortaklık borçları arasında eşitlik yaratır. Ayrıca nizasız ödeme, adi ortaklık tasfiye edilmeden yapıldığından adi ortaklığın borcunun ortakların şahsi borcu olarak nitelendirilmesine imkân vermez. TBK'nın 638. maddesindeki düzenleme ortakların, ortaklık dışında oluşan şahsi borçları için olup ortaklık borçları için uygulama olanağı bulunmamaktadır.” Şeklindeki kararında da açıkça adi ortaklığın borcu nedeniyle adi ortaklığa doğrudan müracaat olunabileceğine işaret edilmiştir. Somut olayda, adi ortaklığın borcu nedeniyle, ortaklığın üçüncü kişilerdeki alacakları üzerine haciz konulmasına karşı şikâyet başvurusunun reddine karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararını isabetli bulduğumuzdan direnme kararını bozan Hukuk Genel Kurulu Çoğunluk üyelerinin görüşlerine katılmıyoruz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 620Kaynağı aç
MADDE 620- Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır. B. Ortaklar arasındaki ilişki I. Katılım payı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 637. maddesi uyarınca, kendi adına ve ortaklık hesabına üçüncü bir kişi ile işlemde bulunan ortak bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur. Ortaklardan birinin ortaklık veya bütün ortaklar adına işlem yapması hâlinde ise diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca üçüncü kişinin alacaklısı veya borçlusu haline gelirler. Yönetim görevi verilen ortağın ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisine sahip olduğu kabul edilir; ancak temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin bütün ortakların oybirliğiyle verilmesi ve yetki belgesinde açıkça belirtilmesi şarttır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 637Kaynağı aç
MADDE 637- Kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortak, bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur. Ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yaparsa, diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olurlar. Kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılır. Ancak, temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması şarttır. II. Temsilin sonuçları

Adi Ortaklıkta Malvarlığı ve Elbirliği Mülkiyeti Esası

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 638. maddesinin birinci fıkrasına göre, ortaklık faaliyeti için edinilen veya ortaklığa devredilen malvarlığı değerleri, alacaklar ve ayni haklar sözleşme çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 701 ilâ 703. maddeleri kapsamında düzenlenen elbirliği mülkiyetinde, kanun veya sözleşme gereği oluşan topluluk nedeniyle mallara birlikte malik olunur. Bu mülkiyet türünde bağımsız bir tüzel kişilik bulunmadığı gibi ortakların ayrılmış münferit hisseleri de yoktur; ortakların mülkiyet hakkı bir bütün olarak ortaklığa giren değerlerin tamamını kapsar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 701Kaynağı aç
Madde 701- Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. 2. Hükümleri
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 638Kaynağı aç
MADDE 638- Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur. Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler. Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar. D. Ortaklığın sona ermesi I. Sona erme sebepleri 1. Genel olarak
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/164, K. 2021/613Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2018/164 E.  ,  2021/613 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “şikâyet” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Konya 2. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Borçlu İstemi: 4. Borçlu vekili şikâyet dilekçesinde; Selçuklu Belediye Başkanlığınca ihaleye çıkarılan “Selçuklu Kongre Merkezi yapım işi” konusunda… İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ile müvekkili … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından Ankara 54. Noterliğinin 17.10.2012 tarihli ve 16958 yevmiye no ile tasdik edilen sözleşmeyle "… İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve … İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Adi Ortaklığı” kurulduğunu, adi ortaklık ile Selçuklu Belediye Başkanlığı arasında Selçuklu Kongre Merkezi inşaatının yapımı konusunda sözleşme imzalandığını, alacaklı … tarafından adi ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine Konya 14. İcra Dairesinin 2014/8082 E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde alacaklının talebi üzerine adi ortaklığın Selçuklu Kongre Merkezi yapım işinden kaynaklanan hak ve alacakları üzerine haciz konulduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 638. maddesinin 2. fıkrasında "Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler" şeklindeki düzenleme ile Özel Dairenin bir çok kararında belirtilen “Adi ortaklıklarda, ortakların borçlarından dolayı takip yapılması halinde, ortağın kar payı veya tasfiye payına haciz konulması mümkün olup, alacaklı tüzel kişiliği bulunmayan ortaklığa ait bir mal veya alacak üzerine haciz koyduramaz” açıklamasına göre adi ortaklığın Selçuklu Belediye Başkanlığındaki hak ve alacakları üzerine haciz konulmasının kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin ortağı olduğu… İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve … İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Adi Ortaklığının Selçuklu Belediye Başkanlığına ait Selçuklu Kongre Merkezi Yapım işinden dolayı doğmuş ve doğacak hak ve alacakları üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı Cevabı: 5. Alacaklı cevap dilekçesinde; 13.10.2014 tarihli talepleri üzerine Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından 16.10.2014 tarihinde haciz işlemi gerçekleştirildiğini, bu nedenle şikâyet süresinin geçtiğini, öncelikle şikâyetin süreden reddinin gerektiğini, … İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile … İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin oluşturduğu adi ortaklığı dosyaya sunulan 17.10.2012 tarihli adi ortaklık anlaşmasına göre yönetime (temsile) Serkan … ve Serdar …’ın münferiden yetkilendirildiğini, oysa şikâyette bulunan … İnş. Ltd. Şti.’nin vekâletnamesinde şirket yetkilisinin Nursel … olduğunu, şikâyetçi tarafın şikâyette bulunma yetkisinin olmadığını, takibe konu senette görüleceği üzere müvekkiline adi ortaklığın borçlandığını, ortaklardan herhangi birinin değil bizzat adi ortaklığın borcu dolayısıyla icra takibi yapıldığını, borçlu olan adi ortaklığın bizzat kendisi olduğunu, şikâyete konu haczin ortakların değil adi ortaklığın hak edişi üzerine konulduğunu, şikâyet dilekçesinde belirtilen hususlar ve ek olarak sunulan Özel Daire kararının ortakların şahsi borcuyla ilgili olup bizzat adi ortaklığı ilgilendirmediğini, şikâyetçinin belediyedeki alacaklarının ve hak edişlerin adi ortaklığının değil de adi ortaklığı oluşturan şirketlerin herhangi birinin şahsi alacağı olduğunu iddia ediyorsa bu hususun istihkak (davasının) konusu olduğunu, adi ortaklılığın tüzel kişiliğinin olmadığını ve takipte taraf ehliyeti bulunmadığı için adi ortaklığı oluşturan… ve … İnşaat Limited Şirketlerine ödeme emri çıkarıldığını ve takibin kesinleştiğini belirterek şikâyetin reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. Konya 2. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 23.02.2015 tarihli ve 2015/43 E., 2015/167 K. sayılı kararı ile; adi ortaklığın hak edişine 16.10.2014 tarihinde konulan haczin davacı (şikâyetçi) tarafından öğrenildiği tarih dosya kapsamıyla ispat edilemediğinden ve davacıya (şikâyetçiye) yapılan herhangi bir tebligat bulunmadığından davanın (şikâyetin) süresinde olduğu, adi ortaklığın İsviçre hukukundan hukukumuza geçen joint venture sözleşmesi şeklinde değerlendirilmesi gerektiği, birden çok tüzel kişinin bir araya gelerek bir işi yüklenmek üzere sadece onun için bir araya geldiği konsorsiyum ortaklığı olduğu, ortakların (ortak tüzel kişilerin) şahsi borçlarından dolayı ancak ortaklığın tasfiye payına haciz konulabileceği, ancak borçlanan ortaklar değil de adi ortaklık olduğunda adi ortaklığın hak edişine haciz konulmasında yasal engel bulunmadığı, takip konusu kambiyo senedi imzalandığında adi ortaklık adına borçlanıldığı, ortaklığın hak edişine haciz konulmasına ilişkin işlemde yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile şikâyetin reddine dosya üzerinden karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Konya 2. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 22.06.2015 tarihli ve 2015/12015 E., 2015/17210 K. sayılı kararı ile; “…Alacaklı tarafından borçlular hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, adi ortaklığı oluşturan şirketlerden biri olan şikayetçi … … Ltd. Şti. icra mahkemesine başvurusunda; şikayetçi ile 3. kişi Akser … Ltd. Şti.'nin, Selçuklu Belediye Başkanlığı'nca ihaleye çıkarılan Selçuklu Kongre Merkezi yapım işi için adi ortaklık kurduklarını ve ihalenin bu ortaklıkça alındığını, alacağın tahsili için icra müdürlüğünce Konya Selçuklu Belediye Başkanlığı'na İİK'nun 89/1. maddesi kapsamında haciz ihbarnamesinin gönderildiğini ve adi ortaklığa ait hak ve alacaklara haciz konulduğunu, ancak adi ortaklığın tüzel kişiliği olmaması nedeniyle yapılan haciz işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek, haciz işleminin iptalini talep etmiş, mahkemece, takip konusu senette adi ortaklığın borçlu olması nedeniyle adi ortaklığın malvarlığına haciz konulabileceği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 622-623. maddeleri gereğince adi ortaklıkta her ortak, şirketin kârına iştirak hakkına sahip olduğundan ortağın kişisel alacaklıları, borçlu ortağın şirketteki kâr payını haczettirebilirler. Ayrıca, aynı Kanun'un 638. maddesine göre, adi ortaklığın tasfiye edilmesi halinde borçluya isabet edecek tasfiye payının da haczi mümkün bulunmaktadır. Ne var ki şirket sözleşmesinde bu kuralın aksi de kararlaştırılabilir. Açıklanan bu hükümlere aykırı olarak adi ortaklığın para ve malları üzerine haciz konulması halinde bu husus, ortaklardan her biri tarafından şikayet konusu yapılabilir. Somut olayda, alacaklı vekilinin istemi üzerine Konya Selçuklu Belediye Başkanlığı'na gönderilen haciz ihbarnamesinde, her ne kadar borçlu olarak adi ortaklığı oluşturan şirketler gösterilmiş ise de, alacağın Selçuklu Kongre Merkezi yapım işine ilişkin ihale alacağından kaynaklandığı belirtilmiş olup, haczedilen alacağın adi ortaklığa ait olduğu anlaşılmaktadır. Adi ortaklıklarda, ortakların borçlarından dolayı takip yapılması halinde, ortağın ancak kar payı veya tasfiye payına haciz konulması mümkün olup, tüzel kişiliği bulunmayan ortaklığa ait bir mal veya alacak üzerine haciz konulamaz. O halde mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi isabetsizdir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Konya 2. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli ve 2015/701 E., 2015/926 K. sayılı kararı ile; öncelikle takip dosyasında husumet sorununun çözülmesi gerektiği, takip borçlusu adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmadığı, dolayısıyla pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, ancak adi ortaklığı oluşturan ortakların adına takip yapılması hâlinde husumetin adi ortaklığa değil, adi ortaklığı oluşturan şeriklere yöneltildiğinden pasif takip ehliyetinin varlığını kabul etmek gerektiği, somut olayda kambiyo takibinde adi ortaklığı oluşturan… İnş. Turz. Ltd. Şti., … İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ve Serkan … adlı borçlulara takibin yöneltildiği, takipte zorunlu takip (dava) arkadaşlığı mucibince husumet ehliyetinin varlığının kabulünün gerekeceği, birden çok tüzel kişinin bir araya gelerek bir yapı sözleşmesi üstlenmesinin hukukumuzda karşılığı olmayan bir ortaklık olup, İsviçre hukukundan hukuk sistemimize kıyasen geçtiği ve joint venture sözleşmesi olarak adlandırıldığı Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu gereği bu sözleşmelere adi ortaklık hükümlerinin uygulandığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 622 ve 623. maddelerine göre adi ortaklıkta her ortağın şirketin kârına iştirak hakkına sahip olduğundan ortağın kişisel alacaklılarının borçlu ortağın şirketteki kâr payını haczettirebileceği, bunun için adi ortaklığın tasfiyesi ve borçlu ortağa isabet eden kâr payının tespitinin gerektiği, TBK’nın 638. maddesi gereğince ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni hakların ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olacağı, ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklılarının, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabileceği, ortaklar birlikte veya bir temsilci aracılığı ile bir üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan aksi kararlaştırılmamış ise müteselsilen sorumlu olacağı, yasa koyucunun amacının büyük sermaye ve iş gücü gerektiren işlerde birden çok tüzel kişinin bir araya gelerek bu işin yapımını üstlenmesi hâlinde, borçlu ortağa karşı diğer ortakları korumak, ayrıca işin idamesi ve tamamlanmasını sağlamak olduğu, bu nedenle ortaklardan birinin borcundan dolayı adi ortaklığın sahip olduğu mal ve hak edişlere tasfiye sağlanmadan gidilemediği, ancak TBK’nın 638. maddesinin 3. fıkrasına göre adi ortaklığın tayin etmiş olduğu pilot ortağın yapmış olduğu hukuki tasarruflara karşı tüm ortakların müteselsilen sorumlu olduğu, öyle ise ortaklığın borcunun ortaklardan birinin şahsi borcu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ortaklığın borcundan dolayı tüm ortakların müteselsil sorumluluğunun diğer ortakları borçtan kurtarmayacağı gibi, ortaklık mallarının da hacizden kurtulmasının mümkün olmadığı, adi ortaklığın malının elbirliği ile mülkiyet konusu olarak değerlendirilmekle nasıl ki murisin borcundan dolayı terekenin sorumluluğu söz konusu ise ve murisin borcunun ayrı ayrı mirasçıların borcu olarak değerlendirilmiyor ise, başka bir anlatımla terekenin mirasçılara karşı pozisyonu ile adi ortaklığın mal varlığının ortaklara karşı pozisyonunu aynı şekilde değerlendirmek gerektiği, nitekim mirasçının şahsi borcundan dolayı terekeye başvurulması hâlinde öncelikle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nın 121. maddesine göre terekenin tasfiyesi cihetine gidilerek mirasçıya isabet eden kısmın tespiti ve ondan sonra haciz uygulanması gerektiği gibi, adi ortaklıkta ortakların birinin şahsi borcundan dolayı ortaklık malına karşı takip yapılmasının aynı şekilde değerlendirilmesinin gerektiği, oysa murisin borcundan dolayı tereke hakkında takip yapılırken tereke tasfiye edilmeden tereke mallarına haciz konulmasının mümkün olduğu, günümüzde joint venture sözleşmelerinin yaygın bir şekilde uygulandığı, adi ortaklık olarak değerlendirilen bu yapıların hem bankada hesap açtığı ve çek karnesi aldığı, hem de üçüncü kişilere karşı borçlanarak haklarında takip başlatılınca da husumet itirazında bulundukları ve öncelikle tasfiye cihetine gidilmesi gerektiğini ileri sürdükleri, bu şekilde kanuna karşı hile yaparak hukuken korunamayacak şekilde kötü niyetli davrandıkları, yasa koyucunun amacının alacaklılara zarar vermek olmayacağına göre bu nevi oluşumların kötü niyetli yaklaşımlarının hakkın suistimali olduğu gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takip konusu borcun adi ortaklığa ait borç olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre adi ortaklığın hak ve alacaklarının haczedilip haczedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü için adi ortaklık sözleşmesinin ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde fayda vardır. 13. Türk Borçlar Kanunu’nun 620. maddesine göre adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Ortaklık ilişkisinin kurulabilmesi için iki ya da daha çok kişinin iradelerinin birleşmesi gerekir. Gerçek ya da tüzel kişiler ortak olabilirler. Ortaklık, katılanların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulur ve bir borçlar hukuku sözleşmesidir. Ancak bu sözleşme ile tüzel kişiliği olmayan bir kişi birliği oluşur. 14. Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2003 tarihli ve 2003/12-574 E., 2003/564 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, aktif ve pasif dava (takip) ehliyeti de yoktur. Bu nedenle takibin veya davanın bütün ortaklar aleyhinde açılması zorunludur. Taraf ehliyeti kamu düzeninden olup, mahkemece kendiliğinden göz önüne alınmalıdır. Ancak, gerçek ya da tüzel kişi olan adi ortaklığın ortaklarından her birinin, adi ortaklık hakkında yapılan takibe yönelik olarak şikâyet haklarının bulunduğu izahtan varestedir. 15. Türk Borçlar Kanunu’nun 638. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur. 16. Elbirliği (iştirak) hâlinde mülkiyet ise yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 701–703. maddelerinde düzenlenen elbirliği mülkiyetinin (ortaklığının) tüzel kişiliği olmadığı gibi, ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da bulunmamaktadır. Mülkiyet, bir bütün olarak ortakların hepsine aittir. Elbirliği (iştirak) hâlinde mülkiyet türünde malikler, mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu ilke TMK’nın 701. maddesinde “…Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır…” biçiminde yer almıştır. 17. Diğer taraftan adi ortakların, ortaklık çerçevesinde borçlanmaları TBK’nın 638. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenmiştir. Her bir ortak ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçtan şahsen, sınırsız ve müteselsilen sorumludur. Bunun aksi de kararlaştırılabilir. Müteselsil sorumluluğun bulunduğu durumda ise TBK'nın 163. maddesinin 1. fıkrası gereğince alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. 18. Uyuşmazlığın çözümü bakımından İİK’nın 89. maddesinde düzenlenen haciz ihbarnamesinin de açıklanması gerekmektedir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki bir kıymetli evraka bağlı olmayan maaş ve ücretler dışındaki alacakları İİK’nın 106. maddesinin 2. fıkrasına göre menkul hükmünde olduğundan menkul haczine ilişkin usule göre de haczedilebilir. Alacaklının borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczi talebi üzerine icra müdürü alacağı haczedip, icra tutanağına geçirip üçüncü kişiye bildirir. Böylece borçlunun üçüncü kişideki alacağı haczedilmiş olur. İİK’nın 89. maddesinde öngörülen usule göre üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi üçüncü kişideki borçlunun alacağının borçluya ödenmesini önleyen bir muhafaza tedbiridir. Üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamesinin hukukî sonuç doğurabilmesi için İİK'nın 89 ve İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 42. maddelerinde yazılı unsurları içermesi gereklidir. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 42. maddesine göre birinci haciz ihbarnamesi dosya numarasını, üçüncü kişinin adını, soyadını ve adresini, alacaklının, borçlunun, varsa vekillerinin adını, soyadını ve adreslerini, alacak tutarı ile faiz ve giderler, haczin neye ilişkin olduğu, haczin hangi miktar için yapıldığı hakkındaki bilgileri içerir. 19. Somut olayda; alacaklı tarafından… İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ve … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ile diğer borçlular hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe geçildiği, takip dayanağı bononun… İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve … İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adi ortaklığı kaşesi ile düzenlendiği, adi ortaklığı oluşturan şirketlere ayrı ayrı ödeme emri tebliğ edildiği, alacaklı vekilinin 13.10.2014 tarihinde “Borçlulardan 1-… İnşaat Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., 2-Serkan …’a hak ve alacakları üzerine haciz konulması için Selçuklu Belediye Başkanlığına müzekkere yazılmasını” şeklinde talepte bulunduğu, icra dairesince 13.10.2014 tarihinde talep gibi işlem yapılmasına karar verildiği, Selçuklu Belediye Başkanlığına gönderilen İİK’nın 89. maddesinin 1. fıkrasına göre düzenlenen haciz ihbarnamesinde borçluların adı kısmında “1- … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti., 2- Serkan …” gösterildiği, haczin neye ilişkin olduğu kısmında “borçlunun nezdinizdeki doğmuş ve doğacak hak ve alacaklar ile borca yeter miktarının” şeklinde belirtildiği, Selçuklu Belediye Başkanlığının 16.10.2014 tarihli cevabında … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ve … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ihale ile iş yaptığından hak edişlerinin belediye tarafından ödendiği, borçlu oldukları diğer icra dosyalarına yapılan ödemeler bittikten sonra ödeme yapılacağının bildirildiği anlaşılmaktadır. 20. Şikâyete konu haciz ihbarnamesi adi ortaklığı oluşturan tüm ortaklar hakkında olmayıp, sadece borçlu … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenmiştir. Haciz ihbarnamesinde haczedilen alacağın nevi de adi ortaklığın doğmuş ve doğacak hak edişi olarak gösterilmemiştir. Dolayısıyla adi ortaklığın hak edişi üzerine konulmuş bir haciz bulunmamaktadır. 21. Türk Borçlar Kanunu’nun 638. maddesinin 3. fıkrasına uyarınca her bir ortak ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçtan şahsen, sınırsız ve müteselsilen sorumlu ise de, sadece borçlu … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen haciz ihbarnamesi ile aynı Kanunun 638. maddesinin 1. fıkrasına göre elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olan hak ediş üzerine haciz konulamaz. 22. O hâlde haciz ihbarnamesi ortağın tek başına üçüncü kişide olan alacağının haczi ile ilgili olduğundan, bu haciz ihbarnamesi ile adi ortaklığın hak edişi üzerine haciz konulamaz. 23. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; takip konusu borç adi ortaklığa ait bir borç olduğundan, adi ortaklığın hak edişine haciz konulabileceği gerekçesi ile direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 24. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 25. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen Geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 25.05.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Adi ortaklık sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 620/1. maddede, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olarak tanımlanmıştır. Adi ortaklıkta elbirliği mülkiyeti hükümleri geçerlidir. Elbirliği mülkiyeti 4721 sayılı türk Medeni Kanunu (TMK) 701 vd. maddelerde düzenlenmiştir. TMK’nda elbirliği mülkiyeti; Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti (TMK 701/1) olarak tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde; ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olup (TMK 701/2), ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir (TMK 702/1). Elbirliği mülkiyetinde; Kanun veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerekir (TMK 702/2). Adi ortaklığın yönetimi TBK 625. maddede düzenlenmiştir. Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir (TBK 625/1). Ortaklık, ortakların tümü veya birkaçı tarafından yönetilmekte ise, bunlardan her biri, diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir; ancak ortaklığı yönetmeye yetkili olan her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, bu işlemin yapılmasını engelleyebilir (TBK 625/2). Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oybirliği gereklidir. Ancak, gecikmesinde sakınca olan hâllerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir (TBK 625/3). TBK’nın adi ortaklıkla ilgili bölümünde veya ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça, yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişkiler, vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlere tâbidir (TBK 630/1). Ortaklığı yönetme yetkisi bulunmayan bir ortağın, ortaklığın işlerini görmesi veya bu yetkiye sahip ortağın yetkisini aşması hâllerinde, vekâletsiz işgörmeye ilişkin hükümler uygulanır (TBK 630/2). Adi ortaklıkta ortakların üçüncü kişilerle ilişkisinde temsil, TBK 637. maddede, temsilin sonuçları ise 638. maddede düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre; Kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortak, bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur (TBK 637/1). Ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yaparsa, diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olurlar (TBK 637/2). Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur (TBK 638/1). Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar (TBK 638/3). Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler (TBK 638/2). Burada ortağın alacaklılarının durumu özel olarak düzenlenmiş ve bir ortağın alacaklılarının ortaklığa dahil mal varlığına doğrudan yönelmeleri yasaklanmıştır. Adi ortaklığın mal varlığı ortakların tüm mal varlığından değil ortaklığa koydukları mal varlığından oluştuğundan bir ortağın adi ortaklığa dahil olmayan iş ve işlemleri nedeniyle doğan borçlarından adi ortaklığa dahil olan ortakların değil ortaklık kapsamında olmaksızın borçlanan ortağın sorumlu olması nedeniyle ortağın alacaklısının haklarını borçlu ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanması adi ortaklığın hükümlerine de uygundur. Ortaklar, adi ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan ise müteselsilen sorumlu olduklarından bu çerçevede doğan borçlar nedeniyle alacaklıların haklarını adi ortaklığa dahil haklar üzerinde kullanmaları ve bu kapsamda adi ortaklığın üçüncü kişilerdeki alacakları üzerine de haciz koydurmaları mümkündür. Bu durumdaki alacaklılar bir ortağın alacaklısı olmayıp adi ortaklık nedeniyle ortakların hepsinin alacaklısı durumunda olduklarından haklarını sadece ortakların tasfiyedeki payı üzerinde kullanmak zorunda değillerdir. Adi ortaklığa dahil tüm haklara yönelebilecekleri gibi ayrıca ortakların ortaklık dışındaki mal varlıklarına da yönelebileceklerdir. Zira adi ortakların bu ortaklık çerçevesindeki borçlardan müteselsil sorumluluğu, adi ortaklığa koydukları mal varlığıyla sınırlı olmayıp ortaklığa dahil olmayan malvarlıkları ile de sorumlulukları mevcuttur.. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; şikâyete konu icra dosyasında adi ortaklığa dahil olan şirketler hakkında icra takibi yapılmış olup takibe konu bonoda adi ortaklığa dahil şirketlerin ismini de içeren adi ortaklık isimleri yazılı olan kaşe basılarak keşideci imzası atılmıştır. Yapılan icra takibinde adi ortaklığı oluşturan her iki ortak da borçlu olarak takip edilmiştir. İcra dosyasındaki borcun adi ortaklığa dahil olan ortaklardan birinin şahsi borcu olmayıp adi ortaklığın işleri nedeniyle doğan borç olduğu anlaşılmaktadır. Adi ortaklık adına yönetime yetkili ortaklık temsilcisi tarafından bono keşide edilmesi temsil hükümlerine göre diğer ortaklar hakkında da sonuç doğurur. Adi ortaklar, ortaklık çerçevesinde doğan borçlardan müteselsil sorumlu olduğundan adi ortaklığın hak ediş alacaklarına doğrudan haciz konulması mümkün olup alacaklılar haklarını yalnızca ortakların tasfiye payı üzerinde kullanmak zorunda değildir. Borçlu vekili de beyanlarında adi ortaklığın hak ve alacakları üzerine haciz konulduğunu belirtmiştir. Haciz ihbarnamesinde adi ortaklığa dahil şirketlerden biri ve adi ortaklık sözleşmesi ile yönetimle görevlendirilen kişinin isminin yazılması da adi ortaklığın belediyeden olan alacakları üzerine haciz konulmak istendiğini göstermektedir. Nitekim bu haciz ihbarnamesi ile bu adi ortaklık çerçevesinde doğan alacağa haciz konulmuş olduğundan yapılan haciz işlemi, takip kapsamına da aykırı değildir. Borcun adi ortaklık çerçevesinde doğması ve bir ortağın adi ortaklık dışındaki mal varlığı değeriyle ilgili bir şahsi borcu söz konusu olmadığından alacaklı, ortakların tasfiye payından doğan alacağına başvurmak zorunda değildir. Bu durumda adi ortaklığın alacaklarına haciz konulması mümkün ve geçerli olup şikâyetin reddine dair direnme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan kararın bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.

Türk Borçlar Kanunu'nun 638. maddesinin birinci fıkrası düzenleyici nitelikte olduğundan, ortaklar sözleşmeyle elbirliği mülkiyeti yerine paylı mülkiyeti seçebilirler. Ortaklık sözleşmesinde paylı hak sahipliği kararlaştırılmamışsa elbirliği mülkiyeti geçerli kalır ve mallar üzerinde ortakların elbirliğiyle ve oy birliği içinde tasarrufta bulunmaları gerekir.

Borçlardan Sorumluluk ve İcra Takibinde Taraf Ehliyeti

Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından hak ve fiil ehliyeti olmadığı gibi taraf, dava ve takip ehliyeti de yoktur. Taraf ehliyeti kamu düzeninden olup yargı mercilerince kendiliğinden göz önüne alınır. Tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığa karşı icra takibi yapılamaz ve dava açılamaz; bu nedenle alacaklıların dava ve takibi ortaklığı oluşturan bütün ortaklar aleyhine açmaları zorunludur.

Türk Borçlar Kanunu'nun 638. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile üçüncü bir kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar. Müteselsil borçluluk kuralını düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 163. maddesi gereğince alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden dilerse yalnız birinden isteyebilir; borçluların sorumluluğu ise borcun tamamı ödeninceye kadar sürer.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 163Kaynağı aç
MADDE 163- Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder. b. Borçluların savunmaları

Ortaklık Alacaklarının Haczinde Hukuki Yaklaşımlar

Adi ortaklığın faaliyetinden doğan borçlar dolayısıyla ortaklığa ait mal veya alacakların haczedilmesinde farklı yargısal değerlendirmeler bulunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/2453 Esas, 2021/522 Karar sayılı ilamında; adi ortaklığın borcu sebebiyle ortaklar müteselsilen sorumlu olduğundan ve ortaklık malvarlığı elbirliğiyle idare edildiğinden, adi ortaklığın borcu nedeniyle adi ortaklığa ait mal veya alacağa haciz konulabileceğini ve alacaklının tahsilatı ortaklığın malvarlığından yapabileceğini benimsemiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2453, K. 2021/522Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/2453 E.  ,  2021/522 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “şikâyet” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Antalya 4. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Borçlu İstemi: 4. Borçlu vekili şikâyet dilekçesinde; … Belediye Başkanlığınca ihaleye çıkarılan “… Kongre Merkezi yapım işi” konusunda … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ile müvekkili … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından Ankara 54. Noterliğinin 17.10.2012 tarihli ve 16958 yevmiye no ile tasdik edilen sözleşmeyle “… İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve … İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Adi Ortaklığı” kurulduğunu, adi ortaklık ile … Belediye Başkanlığı arasında … Kongre Merkezi inşaatının yapımı konusunda sözleşme imzalandığını, alacaklı… İnşaat Turizm Ltd. Şti. tarafından adi ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine Antalya 1. İcra Dairesinin 2014/10529 E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde alacaklının talebi üzerine adi ortaklığın … Kongre Merkezi yapım işinden kaynaklanan hak ve alacakları üzerine haciz konulduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 638. maddesinin 2. fıkrasında “Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler“ şeklindeki düzenleme ile Özel Dairenin bir çok kararında belirtilen “adi ortaklıklarda, ortakların borçlarından dolayı takip yapılması hâlinde, ortağın kar payı veya tasfiye payına haciz konulması mümkün olup, alacaklı tüzel kişiliği bulunmayan ortaklığa ait bir mal veya alacak üzerine haciz koyduramaz.” açıklamasına göre adi ortaklığın … Belediye Başkanlığındaki hak ve alacakları üzerine haciz konulmasının kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin ortağı olduğu … İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve … İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Adi Ortaklığı’nın … Belediye Başkanlığına ait … Kongre Merkezi Yapım işinden dolayı doğmuş ve doğacak hak ve alacakları üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme Kararı: 5. Antalya 4. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 16.02.2015 tarihli ve 2015/41 E., 2015/185 K. sayılı kararı ile; borçlu adi ortaklığın borcu nedeniyle takip yapıldığı ve istihkakına haciz konulduğu, bu durumda haczin ortağın borcu nedeniyle değil, bizzat adi ortaklığın borcu nedeniyle konulduğu gerekçesi ile şikâyetin reddine dosya üzerinden karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 6. Antalya 4. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 7. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 05.11.2015 tarihli ve 2015/14198 E., 2015/26940 K. sayılı kararı ile; “…Alacaklı tarafından borçlular hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, adi ortaklığı oluşturan şirketlerden biri olan şikayetçi … … Ltd. Şti.'nin icra mahkemesine yaptığı başvuruda, şikayetçi ile 3. kişi Akser … Ltd. Şti.'nin, … Belediye Başkanlığı'nca ihaleye çıkarılan … Kongre Merkezi yapım işi için adi ortaklık kurduklarını ve ihalenin bu ortaklıkça alındığını, alacağın tahsili için icra müdürlüğünce Konya … Belediye Başkanlığı'na İİK'nun 89/1. maddesi kapsamında haciz ihbarnamesinin gönderildiğini ve adi ortaklığa ait hak ve alacaklara haciz konulduğunu, ancak adi ortaklığın tüzel kişiliği olmaması nedeniyle yapılan haciz işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek, haciz işleminin iptalini talep ettiği, mahkemece, takip konusu senette adi ortaklığın borçlu olması nedeniyle adi ortaklığın malvarlığına haciz konulabileceği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 622-623. maddeleri gereğince adi ortaklıkta her ortak, şirketin kârına iştirak hakkına sahip olduğundan ortağın kişisel alacaklıları, borçlu ortağın şirketteki kâr payını haczettirebilirler. Ayrıca, aynı Kanun'un 638. maddesine göre, adi ortaklığın tasfiye edilmesi halinde borçluya isabet edecek tasfiye payının da haczi mümkün bulunmaktadır. Ne var ki şirket sözleşmesinde bu kuralın aksi de kararlaştırılabilir. Açıklanan bu hükümlere aykırı olarak adi ortaklığın para ve malları üzerine haciz konulması halinde bu husus, ortaklardan her biri tarafından şikayet konusu yapılabilir. Somut olayda, alacaklı vekilinin istemi üzerine Konya … Belediye Başkanlığı'na gönderilen haciz ihbarnamesinde, her ne kadar borçlu olarak adi ortaklığı oluşturan şirketler gösterilmiş ise de, alacağın … Kongre Merkezi yapım işine ilişkin ihale alacağından kaynaklandığı belirtilmiş olup, haczedilen alacağın adi ortaklığa ait olduğu anlaşılmaktadır. Adi ortaklıklarda, ortakların borçlarından dolayı takip yapılması halinde, ortağın ancak kar payı veya tasfiye payına haciz konulması mümkün olup, tüzel kişiliği bulunmayan ortaklığa ait bir mal veya alacak üzerine haciz konulamaz. O halde mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi isabetsizdir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 8. Antalya 4. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 10.03.2016 tarihli ve 2016/77 E., 2016/213 K. sayılı kararı ile; Özel Dairenin bozma kararında belirtildiği gibi takibin adi ortaklığın ortaklarından birinin şahsi borcu nedeniyle yapılmış ve haciz konulmuş olmadığı, bu durumda adi ortaklığın borcu nedeniyle yapılan takipte yine borçlu adi ortaklığın üçüncü kişideki hak ve alacağının haczini engelleyecek yasal düzenleme bulunmadığından haczin yasaya uygun olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 9. Direnme kararı süresi içinde borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 10. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takip konusu borcun adi ortaklığa ait borç olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre adi ortaklığın hak ve alacaklarının haczedilip haczedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 11. Uyuşmazlığın çözümü için adi ortaklık sözleşmesinin ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde fayda vardır. 12. TBK’nın 620. maddesine göre adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Madde hükmünde açıklandığı gibi adi ortaklık bir sözleşme türüdür. Bu sözleşmede başlıca beş unsur vardır. Bunlardan ilki sözleşme, ikincisi şahıslar, üçüncüsü ortakların katılma payları, dördüncüsü ortak amaç ve sonuncusu da bu ortak amacın gerçekleştirilmesidir (Yalman, M./ Taylan, E.: Adi Ortaklık, Ankara 1976, s. 18). 13. Ortaklık ilişkisinin kurulabilmesi için iki ya da daha çok kişinin iradelerinin birleşmesi gerekir. Gerçek ya da tüzel kişiler ortak olabilirler. Ortaklık, katılanların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulur ve bir borçlar hukuku sözleşmesidir. Ancak bu sözleşme ile tüzel kişiliği olmayan bir kişi birliği oluşmaktadır. 14. Adi ortaklığın unsurlarından olan katılma payının çeşidini ve kapsamını belirlemede ortaklar serbest olup, katılma payına kısaca sermaye denir. 15. Katılım payı unsuruna ilişkin düzenlemenin yer aldığı TBK'nın 621. maddesinin 1. fıkrasına göre her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlü olup, anılan Kanunun 638. maddesinin 1. fıkrasına göre de ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde el birliği hâlinde bütün ortaklara ait olur. Dikkat edilirse bu durumda ortakların kendi mal varlıklarından bağımsız, el birliğiyle malik oldukları özel bir mamelek olarak ortaklık mameleki ile karşılaşıyoruz. Kaldı ki 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun 534 c. 2. (6098 sayılı TBK'nın 638/1. m.) gereğince, ortağın şahsi alacaklısının ortaklık mal varlığına değil de, ortağın ancak tasfiye payına yönelebilmesi de ortaklığın aslında bir mal varlığı olduğunu göstermektedir. Yine böyle bir ortaklık mamelekinin mevcut olduğu BK'nın 538 vd. (6098 sayılı TBK'nın 642 vd) düzenlenen tasfiyeye ilişkin ilkelerden de açıkça ortaya çıkmaktadır (Şener, O.H.: Adi Ortaklık, Ankara 2008, s. 179). 16. Yeri gelmişken el birliği mülkiyetinin niteliği ve özelliği üzerinde de durmak gerekir. 17. El birliği (iştirak) hâlinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 701–703. maddelerinde düzenlenen el birliği mülkiyetinin (ortaklığının) tüzel kişiliği olmadığı gibi ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da bulunmamaktadır. Mülkiyet, bir bütün olarak ortakların hepsine aittir. El birliği (iştirak) hâlinde mülkiyet türünde malikler, mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu ilke TMK’nın 701. maddesinde “…Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır…” biçiminde yer almıştır. 18. Adi ortaklıkta ortakların sorumluluğu ise TBK’nın 638. maddesinde düzenlenmiş olup, maddede ikili bir ayrım yapılmıştır. Adi ortaklığın alacaklısı ile ortaklardan birinin kişisel alacaklısı farklı olduğundan bu durum kanunda da ayrı ayrı düzenlenmiştir. TBK'nın 638. maddesinin 2. fıkrası "Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler", 3. fıkrası ise "Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar" hükmünü içermektedir. 19. Adi ortakların, ortaklık çerçevesinde borçlanmaları TBK’nın 638. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenmiştir. Her bir ortak ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçtan şahsen, sınırsız ve müteselsilen sorumludur. Bunun aksi de kararlaştırılabilir. Müteselsil sorumluluğun bulunduğu durumda ise TBK'nın 163. maddesinin 1. fıkrası gereğince alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Bunun sonucu olarak adi ortaklığın alacaklısı alacağını doğrudan ortaklardan da isteyebilir. Bu durumda adi ortaklığın alacaklısının sadece ortağın tasfiye payına gidebileceği anlamı çıkmamaktadır. Aksinin kabulü müteselsil sorumluluk hükümlerine aykırı olur. 20. TBK’nın 638. maddesinin 2. fıkrasında ise adi ortağın şahsi alacaklısının haklarını ancak o ortağın tasfiye payı üzerinden kullanabileceği hükme bağlanmıştır. Bu hükümle ortaklardan birinin şahsi alacaklısı ile adi ortaklığın alacaklısının durumunun ayrıldığı anlaşılmaktadır. 21. TBK’nın 638. maddesinin 3. fıkrasındaki düzenleme gereği ortaklığın borçlarından her ortak müteselsil sorumlu ise de müteselsil sorumluluk sadece ortaklık borçlarıyla ilgilidir. TBK’nın 638. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemenin amacı, adi ortağın şahsi borcunun diğer ortağın da el birliğiyle malik olduğu adi ortaklık mal varlığından ödenmemesi, ortaklık mallarının korunmasıdır. Bu durumda borcun adi ortaklığa ait olması hâlinde TBK’nın 638. maddesinin 2. fıkrası uygulanmaz. 22. Ortaklar, ortaklığa ait bütün kâr ve zararlara el birliği ile birlikte sahiptir. Buradan hareketle ortaklığın ticari faaliyette bulunduğu ve üçüncü kişiler ile gelir elde edeceği işlemler yaptığı anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle adi ortaklık gelir elde etmek için borçlanmakta ve ürettiği mal veya hizmeti satmaktadır. Bu durumda kâr elde eden ortaklığın, borçları mevcut olduğunda bunların da ödenmesi tabiidir. 23. Diğer yandan adi ortaklığın kuruluş sözleşmesine göre yaptığı ticari faaliyet sonucu doğan hak ve alacaklar ile borçlar adi ortaklığa aittir. Bu borçlardan bir kısmının nizasız ödenmesi, henüz ödenmemiş olan ve nizalı hâle gelen adi ortaklık borçları arasında eşitsizlik yaratır. Ayrıca nizasız ödeme, adi ortaklık tasfiye edilmeden yapıldığından adi ortaklığın borcunun ortakların şahsi borcu olarak nitelendirilmesine imkân vermez. TBK'nın 638. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme ortakların, ortaklık dışında oluşan şahsi borçları için olup, ortaklık borçları için uygulama olanağı bulunmamaktadır. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 26.03.2019 tarihli ve 2017/12-763 E., 2019/344 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. 24. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; alacaklı tarafından … İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve … İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adi ortaklığını oluşturan … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ve … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ile Serdar … hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe geçildiği, adi ortaklığı oluşturan şirketlere ayrı ayrı ödeme emri tebliğ edildiği, takip dayanağının alacaklı ile adi ortaklık arasında düzenlenen 13.06.2014 tarihli iskele kira ve şarta bağlı satış sözleşmesi ve bu sözleşme kapsamında adi ortaklık kaşesi ile düzenlenen bonolar olduğu, alacaklı vekilinin talebi üzerine Konya … Belediye Başkanlığına gönderilen İİK’nın 89. maddesinin 1. fıkrası uyarınca düzenlenen birinci haciz ihbarnamesi ile adi ortaklığın ihale ile yaptığı işten kaynaklanan hak ediş alacağına haciz konulduğu, Ankara 54. Noterliğinin 17.10.2012 tarihli ve 16958 yevmiye no ile tasdik edilen adi ortaklık sözleşmesinde müteselsil sorumluluğun aksinin kararlaştırılmadığı görülmektedir. 25. Adi ortaklığın ticari faaliyette bulunarak temsilcisi aracılığıyla ortaklık adına iskele kira ve şarta bağlı satış sözleşmesi ve bono düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda takip konusu borç, ortağın şahsi borcu olmayıp, adi ortaklığın borcudur. 26. O hâlde adi ortaklığın borcu nedeniyle ortaklar müteselsilen sorumlu oldukları ve ortaklığın mal varlığı el birliğiyle idare edildiğine göre, birlikte sorumluluk gereği adi ortaklığın borcu nedeniyle adi ortaklığa ait mal veya alacağa haciz konulabilir ve alacaklı tarafından ortaklığın mal varlığından tahsilat yapılabilir. 27. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığı için adi ortaklığın alacaklısı bulunmadığı gibi, adi ortaklığın kendisinin borçlu olmayacağı, adi ortaklıkta ortakların birlikte ya da temsilci vasıtasıyla üstlendikleri borçlardan her bir ortağın alacaklıya karşı tüm mal varlığıyla birinci derecede, sınırsız ve müteselsil olarak sorumlu olduğu, adi ortaklığın değil TBK’nın 637. maddesinin 2. fıkrası uyarınca adi ortaklığın ortaklarının alacaklı veya borçlu olup, TBK 638. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bir ortağın alacaklısının haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilecekleri, adi ortaklığın yaptığı iş nedeniyle üçüncü kişi nezdindeki alacaklarına doğrudan müzekkere ile haciz konulamayacağı, adi ortaklığın mal, hak ve alacakları ortaklarca birlikte tasarruf edilebildiğinden İİK’nın 94. maddesinde hisse haczi, TBK’nın 638. maddesinin 2. fıkrasında ise tasfiye payı haczi düzenlenmiş olup, takip konusu borcun ortaklığın borcu olması hâlinde ortaklığa ait mal, hak ve alacaklar üzerine münferiden haciz konulabileceğine ilişkin bir aykırı hüküm öngörülmediği, direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 28. Hâl böyle olunca mahkemenin direnme kararının açıklanan nedenlerle onanması gerekmiştir. 29. Ayrıca; mahkemece direnmeye ilişkin kısa karar ile gerekçeli kararın hem gerekçe hem de hüküm fıkrasında açıkça direnildiği belirtilmesine karşın, gerekçeli kararının ikinci paragrafında "…bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur…" şeklinde açıklamaya yer verilmiş ise de bu hususun mahallinde düzeltilebilir maddi hata teşkil ettiği değerlendirilmiş ve işin esasına etkili görülmemiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 27.04.2021 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, takip konusu borcun adi ortaklığa ait borç olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre adi ortaklığın hak ve alacaklarının haczedilip haczedilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, borçlu adi ortaklığın borcu nedeniyle takip yapıldığı ve istihkanına haciz konulduğu, haciz ortağın borcu nedeniyle değil, bizzat adi ortaklığın borcu nedeniyle konulduğundan şikâyetin reddine dair karar davacının temyizi üzerine; Özel Daire tarafından “Haczedilen alacağın adi ortaklığa ait olduğu, adi ortaklıklarda, ortakların borçlarından dolayı takip yapılması halinde, ortağın ancak kar payı veya tasfiye payına haciz konulması mümkün olup, tüzel kişiliği bulunmayan ortaklığa ait bir mal veya alacak üzerine haciz konulmayacağı, bu nedenle şikâyetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, adi ortaklığın borcu nedeniyle yapılan takiple, yine borçlu adi ortaklığın 3. kişideki hak ve alacağının haczini engelleyecek yasal düzenleme bulunmadığından yapılan haciz yasaya uygun olduğu gerekçesi ile direnme kararı verilmiş, direnme kararının çoğunluk görüşü ile onanmasına karar verilmiştir. Çoğunluk görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılınmamıştır. Zira; İki veya daha fazla kişinin ortak bir amaca erişmek için emek veya mallarını birleştirmeyi üstlendikleri tüzel kişiliği bulunmayan, ortakların ortaklık borçlarından kendi malvarlıklarıyla sınırsız ve müteselsil olarak sorumlu oldukları kişi topluluğuna adi ortaklık denir (Prof. Dr. Fikret Eren Borçlar Hukuku Özel Hükümler 5. Baskı sayfa 829). Adi ortaklıkta her ortak ortaklığa, ortak amacı gerçekleştirmek için belirli bir mal veya emekten oluşan bir ortaklık payı koymayı üstlenir. Ortaklık payı, adi ortaklığın zorunlu unsurudur. Aynı türden katılım payı koyma zorunlulukları yoktur. Ortaklar, koymayı üstlendikleri katılım payının nitelik ve miktarını, adi ortaklık sözleşmesinde hukuk düzeninin sınırları içinde serbestçe kararlaştırılabilir (Eren s. 834-835). Adi ortaklığa Türk Hukuk sistemi tüzel kişilik tanımamıştır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre de, adi ortaklıkların tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Adi ortaklık ticari işlerle uğraşan bir kuruluş olmakla birlikte, bir ticaret ortaklığı değildir. Çünkü ticaret ortaklıklarını düzenleyen TT' da değil, TBK’da yer almıştır. Tüzel kişilere tanınan hak ve yetkiler; doğum, ölüm, mal varlığı edinme, davalarda aktif ve pasif husumet ehliyeti hukuki eylem ve işlemleri yapabilme yetki ve sorumluluğu, temsil edebilme ve diğerleri gibi gerçek kişilerin kullanma olanağına sahip oldukları hak ve yetkilerdir. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, bu hak ve yetkilerden yararlanamayacaktır (Uygulamada Adi Ortaklık ve neden olduğu davalar Soysal Özenli sy.5). Adi ortaklık, hukuksal işlemlerde taraf olamaz. İşlemin tarafı ortakların tamamıdır. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığı için aktif ve pasif dava ehliyeti yoktur. Aktif dava ehliyeti tüm ortaklara ait olup, ortaklar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Tüzel kişiliğe haiz olmayan adi ortaklıkta, bir hukuki işlem söz konusu olduğunda, taraf olarak ortakların tümü karşımıza çıkmaktadır. Ortakların yapılacak hukuki işleme bizzat katılmaları mümkün olduğu gibi, temsilci vasıtasıyla da katılmaları mümkündür. Burada temsil olunan ortaklardır. İşlem bir ortak tarafından, kendi adına diğer tüm ortaklar adına yapılırsa doğrudan temsil oluşmaktadır. Ancak ortak işlemi kendi adına gerçekleştirirken, diğer ortaklar adına yetkisiz ise, bu durumda genel hükümlerden farklı olarak kendi adına işlem de yapmış olduğu için doğrudan sorumluluk ona ait olacaktır. Ortaklığa getirilmiş sermayelerden ve ortaklık faaliyetlerinden elde edilen diğer değerlerden oluşan ortaklık mal varlığı üzerinde bütün ortaklar el birliği hâlinde hak sahibidirler. Ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, onun herhangi bir hak sahipliği söz konusu değildir. Bunun sonucu olarak, adi ortaklığa ait taşınmaz mallar, ortaklık adına tapuya tescil edilemez. Tescil bütün ortaklar adına yapılmalıdır. Tapu Sicil Tüzüğünün 28/V. hükmü de, el birliği mülkiyette el birliğini doğuran neden, malik olmasının ortak paranteze alınmasından sonra belirtilir şeklindedir. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından Ticaret Siciline tesciline de imkân bulunmamaktadır. Ticari işletmeyi bir adi ortaklık olarak işleten gerçek kişiler tacir sıfatına sahip olacağından (TTK 12/3 ve TTK 40/1) gereğince her adi ortaklık ortağının ticari işletmeyi kendi adına ayrı ayrı ticaret siciline tescil ettirmesi gerekir (Bkz. Adi Ortaklık Doç. Dr. Oruç Hami Şener Loof sy. 155 ve devamı). Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 44. maddesine göre Katma Değer Vergisi gerçek veya tüzel kişi mükellefler adına tarh olunur. Eş söyleyişle, vergi mükellefiyetliği açısından tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklıkta her bir ortağın ayrı olarak vergi mükellefliği bulunmaktadır. Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından, ortakların şirket borçlarından dolayı sorumluluğu 1. derecede sınırsız ve kural olarak müteselsildir. Ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından getirilen sermaye ortakların hepsine aittir (BK 638/1. TMK 701. md). Ortaklık payları da ayırt edilmiş değildir (TMK 702 md), (Bkz. Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar Ortaklıklar Hukuku 15. Baskı sy. 32 ve devamı). Ortaklık faaliyetleri kapsamındaki bir hukuksal işlemde adi ortaklık taraf olarak yer alamaz. İşlemin tarafı ortakların tümüdür. Bu bakımdan işleme ya tüm ortaklar bizzat katılmalı veya temsile ilişkin genel borçlar hukuku ilkeleri çerçevesinde temsil olunmalıdır (TBK 537 md.). Temsil hâlinde “ortaklık değil”, ortaklar temsil olunur. Ortaklığa tahsis edilmiş katılma paylarından ve ortaklık faaliyetlerinden elde edilen diğer değerlerden, surragatlardan oluşan ortaklık mal varlığı üzerinde, ortaklığın kendisi değil, iştirak hâlinde mülkiyet esasına dayalı olarak (el birliğiyle) tüm ortaklar hak sahibidirler. Esasen hak sahibinin “ortaklar” olduğu TBK 638 /f. 1 madde açıkça belirtilmiştir. Ortaklık işlemlerinden doğan borçlar da ortaklığın değil, ortakların borcu olur. Nitekim 19.10.2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun (Resmî bozafe 1.11.2005 s. 25983-1 mükerrer). 54. md. nin 1. fıkrasının 4. cümlesinde “Bir adi ortaklığa verilen krediler, sorumlulukları oranında ortaklara kullandırılmış sayılır” denilmiştir. Gerçekten tüm ortakları bağlayıcı biçimde gerçekleştirilen hukuksal işlemler sonucunda sadece ve de şahsen ortaklar borç altına girerler. Bu borçtan dolayı ortaklar, birinci derecede, sınırsız ve müteselsilen sorumlu olurlar (TBK 683/f. 3 EBK 534/c), (Bkz. Adi ortaklık Temeline Dayalı Sözleşme İlişkileri Prof. Dr. Nami Barlas. sy 88 ve devamı). Ortaklık mal varlığı üzerinde ortaklığın kendisi değil, iştirak hâlinde mülkiyet esasına dayalı olarak (el birliğiyle) tüm ortaklar hak sahibi olduklarından TMK 701/2 fıkrası hükmüne göre “Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır”. El birliği mülkiyeti haczi de İİK 94. md hükmüne göre olur. El birliği mülkiyeti hissesi üzerinde tasarrufta bulunulamayacağından haczin konusunu borçlunun hissesi değil, el birliği mülkiyeti ilişkisinin son bulması hâlinde (mesela paylaşma sonunda) hissesine oluşacak olan paydır, TBK 638/2 (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı syf. 391 ve devamı). Somut olayımızda … Belediye Başkanlığınca ihaleye çıkarılan “… Kongre Merkezi Yapım” konusunda … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ile … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti arasında adi ortaklık kurulmuş, adi ortaklık sözleşmesi ile adi ortaklığı temsil ve ilzama Serkan … ve Serdar … münferiden yetkili kılınmıştır. Adi ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine Antalya 1. İcra Dairesinin 2014/10529 Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde alacaklının talebi üzerine adi ortaklığın doğmuş ve doğacak tüm hak ediş hak ve istihkak alacaklarına haciz konmuştur. Adi ortaklığın takipte taraf ehliyeti olmadığı için, alacaklı ortaklık adına veya adi ortaklığa karşı takip başlatmamış, doğrudan doğruya, adi ortaklığı oluşturan ortak şirketler aleyhine icra takibine girmiştir. Takip arkadaşlığı kurallarına göre icra takip işlemlerinin ve taraf takip işlemlerinin muhatabı ortaklardır. Adi ortaklık adına haciz müzekkeresi veya İİK 89. md göre haciz ihbarnamesi düzenlenemez. Üçüncü kişilerin adi ortaklıktaki alacakları için gönderilmek istenen haciz müzekkeresinin veya haciz ihbarnamesinin ortaklar adına düzenlenmesi gerekir (Bkz. İcra Hukukunda Adi ortaklığın ve Ortakların Taraf Durumu, Dr. Vildan Peksöz, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fak. Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Ana Bilim Dalı). Tüm bu açıklanan nedenlerle, adi şirketi oluşturan ortakların ortaklık geliri henüz taksim edilmeden onun üzerinde iştirak hâlinde mülkiyet hakları vardır. Ortakların, haciz konulan hak edişler üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hisseleri bulunmadığından, alacaklının ortaklığa ait hak edişler üzerine haciz koyması mümkün değildir. Bu gerekçelerle mahkemenin direnme kararı isabetsiz olup, direnme kararının belirtilen değişik gerekçe ile bozulması görüşünde olduğumuzdan kararın onanması yönündeki çoğunluğun görüşüne katılamamaktayız. KARŞI OY Şikâyet icra müdürünün usulsüz haciz işleminin iptaline ilişkindir. İcra takibi, adi ortaklığı münferiden temsil eden … tarafından adi ortaklık adına keşide edilen bonolar nedeniyle Lehtar… Ltd. Şti. tarafından başlatılmıştır. Adi ortaklığı oluşturan … İnş. Tur.San.Tic. Ltd. Şti. … İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. ve imza koyan Serdar … takipte borçlu gösterilmiştir. Takip sırasında alınan ihtiyati haciz kararı dayanak yapılıp, borçlu olarak ortaklığı oluşturan iki şirket ve imzası nedeniyle Serdar … gösterilmek suretiyle adi ortaklığın … Kongre Merkezi işi yapımı nedeniyle Konya … Belediye Başkanlığı’nda doğmuş, doğacak tüm hakediş hak ve istihkak alacaklarına haciz konulmuştur. Hakkında 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilen borçlulardan .. İnş.Tur. San. Tic. Ltd. Şti. ortakların borcu nedeniyle ortaklığın yaptığı işten kaynaklı hak edişlerin haczedilemeyeceğini belirterek haczin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece adi ortaklığın borcu nedeniyle takip yapıldığını, bu durumda haczin, ortağın borcu nedeniyle değil, bizzat adi ortaklığın borcu nedeniyle konulduğu gerekçesiyle şikâyet reddedilmiş, Özel Daire adi ortaklıkta, ortakların şahsi borçlarından dolayı takip yapılması hâlinde, ortağın ancak kar payı ve tasfiye payına haciz konulması mümkün olup, tüzel kişiliği bulunmayan ortaklığa ait mal veya alacak üzerine haciz konulamayacağı gerekçesi ile hükmü bozmuş yerel mahkeme takibin, ortağın şahsi borcu nedeniyle yapılmadığını, adi ortaklığın borcu nedeniyle, adi ortaklığın üçüncü kişideki hak ve alacağının haczini engelleyen yasa hükmü bulunmadığı gerekçesi ile önceki kararında direnmiştir. Uyuşmazlık, ortaklık ilişkisi çerçevesinde doğan borcun kime ait olduğu, bu borç nedeniyle adi ortaklık sözleşmesi çerçevesinde adi ortaklığın yaptığı işlerden doğan hak edişin 89/1 haciz ihbarnamesi çıkarılmak suretiyle haczinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 620. maddesinde, adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olarak tanımlanmıştır. Yasada bir sözleşme olarak tanımlanan adi ortaklıkta temel unsur bir ortak amacı gerçekleştirmektedir. Ortaklar sadece bu amaçla sözleşme koşullarında bir araya gelmektedir. Ortaklığın tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu nedenle sözleşmedeki amacı gerçekleştirebilmek için yapacakları işleri hep birlikte veya kararlaştırdıkları temsilci aracılığı ile yapabilirler. Açtıkları ve kendilerine karşı açılacak dava ve takiplerde de tüm ortaklar ayrı ayrı taraf gösterilmelidir. Adi ortaklık bakımından önem taşıyan bir başka husus da mal varlığıdır. Adi ortaklıkta, tüzel kişiliğe sahip olan ticaret ortaklıklarında olduğu gibi bir "ortaklık malvarlığı" yoktur. Adi ortaklığın mal varlığı, bütün ortakların sadece birlikte tasarruf edebilecekleri, bir ortağın tek başına tasarruf edemeyeceği, kendi kişisel mal varlıklarından ayrı özel bir mal varlığı şeklinde kabul edilmektedir. Ortakların temsil yoluyla ve birlikte hareket ederek yaptıkları hukuki işlemlerden dolayı ortaya çıkan hak ve borçlar bu özel mal varlığına dahil olur. Ortaklar söz konusu bu ortaklık mal varlığı üzerinde el birliği hâlinde hak sahibidirler (TBK 638/1), (HGK 10.4.1991 T. 1991/13- 76 E. 1991/199 K. ). Böylelikle TMK madde 701 – 703 de düzenlenen el birliği, adi ortaklığa uygulanacaktır. Adi ortaklıkta el birliği mülkiyeti hükümleri nedeniyle hiç bir ortak için tasarruf edebileceği bir pay söz konusu değildir. Mülkiyet hakkı el birliği ortaklara aittir (TBK 638/1). Bir diğer konu ise adi ortaklıkta, ortakların ortaklık borçlarından müteselsilen borçlu olmalarıdır. Bu durum esasında ortaklığın, ortaklık alacaklılarının alacaklarını garanti altında tutan gerçek anlamda bir mal varlığının olmamasından kaynaklanmaktadır. Bu sebeple, ortakların kişisel olarak (ortaklığın tüzel kişiliği olmadığı için) birinci derecede, münhasıran, sınırsız ve müteselsilen sorumlu oldukları (TBK 638/3) bir denge oluşturulmaya çalışılmıştır (Mustafa Melih Kuyucu–Yüksek Lisans Tezi). Tüm ortakları bağlayıcı biçimde gerçekleştirilen (ortakların birlikte veya temsilcileri aracılığı ile) hukuki işlemler sonucunda sadece ve de kişisel olarak ortaklar borç altına girerler (… Adi Ortaklık Sözleşmesinde İç ve Dış İlişkiler Doktora Tezi – 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu 54. madde ). Haciz borçlunun temlik edilebilir ve paraya çevrilebilir mal varlığı üzerinde yapılabilir. Bu hak (alacak) özel bir düzenleme mevcut değilse ancak devredilebilir nitelikte ise haczedilebilir. Haciz borçlunun tasarruf yetkisine sahip olduğu hak ve mallarına devletin cebri icra organları tarafından el konulması sureti ile yapılan devletin hakimiyet tasarrufudur (Topuz, Gökçe Hisse Haczi ve Satışı Ankara 2009 s.46). İİK'da haczin özel hâlleri özel hükümlerle düzenlenmiştir. Haczedilen taşınır mallar para, banknot, hamiline yazılı senet, poliçe, sair cirosu, kabil senetlerle altın ve gümüş ve diğer kıymetli şeylerden ise bunların haczinden sonra bizzat icra dairesi tarafından muhafaza altına alınması gerekir (İİK 88 ). Taşınmazların haczedildiği ne miktar için haciz konulduğu ve alacaklının adı, adresi tapu sicil müdürlüğüne bildirilir (İİK 91). Yetişmemiş mamullerin haczi (İİK 84) maaş ve ücretlerin haczi (İİK 355) 3. şahıslardaki alacaklar (İİK 89) intifa hakkı, hisse haczi, iştirak hâlinde mal hissesi haczi (İİK 94) gibi. Borçlunun (gerçek ve tüzel) üçüncü kişilerdeki malları ve alacakları alacaklının bunu iddia etmesi (haciz istemesi) üzerine haczedilir (İİK 85). Üçüncü kişilerdeki, bir kıymetli evrakla bağlı olmayan, maaş ve ücret dışındaki alacak ve hakları İİK 89/1 maddesi hükmüne göre haczedilir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarına ve haklarına bazı misaller; Borçlunun bir bankadaki parası, üçüncü kişiye ödünç vermiş olduğu para, satmış olduğu malın satış bedeli, kiraladığı taşınmazın kirası, borçlunun bir şirketteki kar veya tasfiye payı, adi ortaklıklar kar payı ………………vs (Prof. Dr. Baki Kuru İ.İ.Hukuk El Kitabı Sayfa 460). El birliği mülkiyeti haczi İİK 94. maddesi hükmüne göre yapılır. İcra dairesi borçluya ait el birliği mülkiyeti payını haczedince bunu adresleri bilinen diğer bütün paydaşlara bildirir. Bu bildiri ile paydaşlara bundan böyle gelecek gelirlerden borçlunun payına düşecek kısmın icra dairesine verilmesi, borçluya payı ile ilgili yapılacak her türlü tebligatın bundan böyle icra dairesine yapılması ve borçlunun izninin alınması gereken bütün ortak tasarruflar için bundan sonra icra dairesinin izninin alınması gerektiği bildirilir ve böylece borçlunun payı üzerinde tasarruf yetkisi kısıtlanmış olur (m. 86). Paydaşlar bu bildiriye rağmen gelirleri icra dairesine değil de borçluya verirlerse bunu icra dairesine yeniden ödemek zorunda kalırlar (Prof. Dr. Ramazan Aslan. Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Prof. Dr. Sema Taşpınar Ayvan İcra İflas Hukuku Sayfa 248). TBK 638/1 maddesinde "Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde el birliği hâlinde bütün ortaklara ait olur"’ düzenlemesine yer verilmiştir. İİK 94. maddesinde yer verilen hisse haczi borçlunun tüm hak ve yükümlülüklerini ifade eder. Hisse haczinin kapsamına hisse gelirleri de dahildir. Adi şirket hissesinin haczedilmesi hâlinde, haciz borçlu dışındaki diğer şirket ortaklarına bildirilmelidir (Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay İcra İflas Hukuku Sayfa 307). Adi şirket hissesinin satışı İİK 121. maddeye göre yapılır. Açıklanan bu bilgiler ve yasal düzenlemeler ışığında; somut olayımızda adi ortaklık temsilcisi tarafından ortaklık adına imzalanan bonolardan kaynaklı borçtan adi ortaklığı oluşturan her iki şirket müteselsilen tüm mal varlıkları ile sorumludurlar. Alacaklının adi ortaklığı oluşturan her iki şirketin müstakilen sahip olduğu tüm mal varlığı değerlerinden istediğini haczettirip istediği şirket mal varlığından veya her ikisinin müstakil mal varlıklarından alacağını tahsil imkânı bulunmaktadır (TBK 638/3) (HGK 18.10.2013 gün 2013/12 – 574 E. 2013/564 K). Adi ortaklık adına ortaklığın Belediyeye yaptığı iş nedeniyle doğan istihkak alacağı (ortaklık geliri) ortaklığın tüzel kişiliği ve mal varlığı bulunmadığından ortaklığa konulan değerler gibi ortaklar arasında el birliği mülkiyeti hükümlerine tabi olacaktır (TBK 638/1). Bu durumda takipte ve çıkarılan haciz ihbarnamesinde olması gerektiği veçhilemüstakilen borçlu gösterilen adi ortaklığı oluşturan şirketler adına doğmuş el birliği ile malik oldukları alacak İİK 94. maddesi hükmüne göre haczolunabilir. Ortaklık geliri henüz tahsil edilmediğinden kar payına dönüşmediğinden haklarında 89/1 haciz ihbarnamesi çıkarılan ortakların bu aşamada 3. şahıs belediyede haczi kabil (müstakilen tasarruf edebileceği devredilebilir) bir alacağının (payının) varlığından söz edilemez (HGK 3.4.2013 gün 2012/12 – 863 E., 2013/432 K.). İİK 638/3 maddesine göre temsilci aracılığı ile ortaklık ilişkisi çerçevesinde müteselsil olarak borçlanan ortaklar, 638/1. maddeye göre tüm malları ile el birliği hâlinde malik oldukları ortaklık gelirinden el birliği haczi koşullarında sorumlu olup kendilerine bu gelir nedeniyle 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilemez. Ortakların adi ortaklık ilişkisi dışındaki tüm malları ve adi ortaklıkla ilgili kar payı ve tasfiye payı müstakil hak ve alacak olarak haczedilebilir. Ortakların tamamının tasfiye payı yerine ortakların el birliği ile sahip olduğu mal varlığı değerlerinin haczedilebileceğine dair Türk hukukunda hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca adi ortaklığın mal varlığı bulunduğuna ve borçlardan da sorumlu olduğuna dair açık bir yasa hükmüde olmadığından paranın ortaklığın alacağı olarak nitelendirilip İİK 89. maddesi kapsamında haczi de mümkün değildir. Nitekim çıkarılan 89/1 haciz ihbarnamesinde de, hukuken olması gerektiği gibi, tek tek ortaklığı oluşturan şirketler borçlu gösterilmiştir. Bu nedenlerle Özel Dairenin, ortağın şahsi borcu nitelemesi ve buna dair yasal gerekçeler yerinden değil ise de haczin kaldırılması yönündeki bozma kararı yukarıdaki gerekçelerle yerindedir. Açıklanan değişik gerekçelerle direnme hükmünün bozulması kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına katılamıyorum.

Buna karşılık Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2024/787 Esas, 2025/367 Karar sayılı ilamında farklı bir çerçeve çizmiştir. Bu değerlendirmeye göre; borcun adi ortaklığın bizzat faaliyetinden kaynaklanması ile ortaklardan birinin üçüncü kişiye olan şahsi borcu olması arasında haciz yönünden kanuni bir ayrım öngörülmemiştir. Takip konusu borç ortaklığın borcu olsa dahi, elbirliğiyle ortaklara ait mal, hak ve alacaklar üzerine münferiden haciz konulabileceğine dair yasal düzenleme bulunmadığından, adi ortaklığın üçüncü kişi nezdindeki alacaklarına müzekkere ile haciz konulamaz; alacaklı ancak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca borçlu ortakların hisselerinin haczini talep edebilir. Ayrıca haciz müzekkeresinin taraf kısmına tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığın ismi yazılması işlemi şeklen usulsüz kılar.

Adi ortaklıkta ortakların elbirliği mülkiyetindeki mal ve alacaklar üzerinde münferiden serbestçe tasarruf edebilecekleri ayrılmış payları bulunmamaktadır. Ortaklar diğer ortağın rızası olmaksızın bu alacak üzerinde tasarruf edemez ve alacağı başkasına devredemezler; maddi hukuka göre devredilemeyen hak ve alacaklar haczedilemez. Nitekim ortaklığın tasfiyesi halinde borçlu ortağa düşecek tasfiye payı belirlenmedikçe, ortaklığın üçüncü kişilerdeki alacağının haczi mümkün olmamaktadır.

Ortağın Şahsi Borcu ve Haciz İhbarnamesi Usulü

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 638. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça bir ortağın şahsi alacaklıları haklarını ancak borçlu ortağın tasfiyedeki payı üzerinde ileri sürebilirler. Alacaklı elbirliği mülkiyetindeki pay üzerine doğrudan haciz koyduramaz; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca tasfiye sonundaki hissenin haczini isteyebilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 94 ve 121. maddelerinde düzenlenen hisse kavramı münferit bir malvarlığı hissesini değil, ortağın ortaklık sıfatından doğan hak ve yükümlülüklerinin bütününü ifade eden ortaklık hissesini kapsar. Türk Borçlar Kanunu'nun 630. maddesi gereğince yönetici ortaklar yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ödemekle yükümlü olup hesap döneminin uzatılmasına dair sözleşmeler hükümsüz sayıldığından, alacaklı tasfiye payına başvurmak zorunda kalmaksızın hesap sonucu borçluya isabet edecek kâr payı üzerine de İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi çerçevesinde haciz işletme imkanına sahiptir. Taksim edilmemiş bir miras veya iştirak hâlinde tasarruf edilen mal hissesi haczedildiğinde icra dairesi yerleşim yerleri bilinen ilgili üçüncü kişilere keyfiyeti ihbar eder; borçlunun taşınmazdaki tasfiye hissesi haczedilmişse tapu siciline bildirim yapılır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 94Kaynağı aç
Madde 94 – (Değişik: 18/2/1965-538/52 md.) Bir intıfa hakkı veya taksim edilmemiş bir miras veya bir şirket yahut iştirak halinde tasarruf edilen bir mal hissesi haczedilirse icra dairesi, yerleşim yerleri bilinen ilgili üçüncü şahıslara keyfiyeti ihbar eder. Bu suretle borçlunun muayyen bir taşınmazdaki tasfiye sonundaki hissesi haczedilmiş olursa icra memuru haciz şerhinin taşınmazın kaydına işlenmesi için tapu sicil muhafızlığına tebligat yapar. (Ek cümleler: 17/7/2003-4949/25 md.) Anonim şirketlerde paylar için pay senedi veya pay ilmühaberi çıkarılmamışsa, borçlunun şirketteki payı icra dairesi tarafından şirkete tebliğ olunarak haczedilir. Bu haczin şirket pay defterine işlenmesi zorunludur; ancak haciz, şirket pay defterine işlenmemiş olsa bile şirkete tebliğ tarihinde yapılmış sayılır. Haciz, icra dairesi tarafından tescil edilmek üzere Ticaret Siciline bildirilir. Bu durumda haczedilen payların devri, alacaklının haklarını ihlâl ettiği oranda batıldır. Haczedilen payların satışı, taşınır malların satışı usulüne tâbidir. Diğer taşınırlarda icra dairesi başkasına devre mâni tedbirleri alır. (Mülga üçüncü cümle: 17/7/2003-4949/25 md.) Borçlunun reddetmediği miras veya başka bir sebeple iktisap eyleyip henüz tapuya veya gemi siciline tescil ettirmediği mülkiyet veya diğer aynı hakların borçlu namına tescili alacaklı tarafından istenebilir. Bu talep üzerine icra dairesi alacaklının bu muameleyi takip edebileceğini tapu veya gemi sicili dairesine ve icabında mahkemeye bildirir. Borçlunun zilyed bulunduğu bir taşınmaz üzerindeki fevkalade zamanaşımı ile iktisabını istemek hakkının haczedilmesi halinde, icra dairesi zilyedliğin başkasına devrine mani olacak tedbirleri alır ve alacaklıya bir ay içinde taşınmazın borçlusu adına tescili için dava açması yetkisini verir. Mahkemenin tescil kararı ile taşınmaz bu alacaklı lehine mahcuz sayılır. İkinci fıkra hükmü, almaya hak kazandığı veya almakta bulunduğu emekli veya yetim maaşını istifa için icap eden yoklama muamelesini yaptırmıyanlar hakkında yetkili makama bildirmek suretiyle tatbik olunur. Alacaklının bu sebeple yapacağı kanuni masraflar ayrıca takip ve hükme hacet kalmaksızın dairece borçludan tahsil olunur. Mahcuz malların muhafazası masrafları:
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 630Kaynağı aç
MADDE 630- Kanunun bu bölümünde veya ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça, yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişkiler, vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlere tabidir. Ortaklığı yönetme yetkisi bulunmayan bir ortağın, ortaklığın işlerini görmesi veya bu yetkiye sahip ortağın yetkisini aşması hâllerinde, vekâletsiz işgörmeye ilişkin hükümler uygulanır. Yönetici ortaklar, yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ortaklara ödemekle yükümlüdürler. Hesap döneminin uzatılmasına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Ortaklığı yönetenin ortaklardan birisi olmaması durumunda da aynı kural uygulanır. 2. Ortaklık işlerini inceleme

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca, borçlunun üçüncü şahıs elindeki alacağı veya taşınır malı haczedildiğinde icra memuru üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderir. Ortaklar ortaklık borçlarından müteselsilen sorumlu bulunsalar dahi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/164 Esas, 2021/613 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, sadece tek bir ortak hakkında düzenlenen haciz ihbarnamesi ile elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olan hak ediş üzerine haciz konulamaz. Haciz ihbarnamesi ortağın tek başına üçüncü kişide olan alacağının haczine yönelik olduğundan, bu ihbarname ile adi ortaklığın elbirliği mülkiyetindeki alacağı haczedilemez.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 89Kaynağı aç
Madde 89 – (Değişik: 18/2/1965-538/49 md.) Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi   içinde    itiraz etmeyen    ve zimmetinde sayılan   borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa   onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.[40] Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338 inci maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahküm edilmesini istiyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder. Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır. (Değişik son cümle: 17/7/2003-4949/22 md.) Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir. Malın teslimi mümkün olmazsa, alacaklı icra mahkemesine müracaatla değerini üçüncü şahsa ödetmek hakkını haizdir. (Değişik yedinci fıkra: 2/7/2012-6352/18 md.) Haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür. Üçüncü şahsın beyanı hiçbir harc ve resme tabi değildir. Bu madde hükmü, memuriyeti hasebiyle hakikate muhalif beyanda bulunan memurlar hakkında da uygulanır. (Ek fıkra:6/12/2018-7155/12 md.) Bu madde uyarınca haciz ihbarnamelerinin bildirimi ve bu ihbarnamelere verilecek cevaplar, güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ve bu sisteme entegre bilişim sistemleri üzerinden de yapılabilir. Bu usulle yapılan bildirim tebliğ yerine geçer. 3 – Diğer haklar için:

İstihkak İddiası ve İcra Mahkemesinde Şikâyet Başvurusu

İcra ve İflas Kanunu'nun 96. maddesi gereğince borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği ya da üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde icra dairesi durumu tutanağa geçirir ve taraflara bildirir. İcra dairesi istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya üç günlük mühlet verir; ilgililerin sessiz kalması istihkak iddiasının kabulü sonucunu doğurur. Malın haczini öğrenen borçlu veya üçüncü kişi öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmalıdır; aksi halde aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkı düşer. İstihkak davası açıldığı tarihte davacı ile birlikte oturanlar veya bu kişilerin iş ortakları haczi davanın açıldığı tarihte öğrenmiş sayılırlar.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 96Kaynağı aç
Madde 96 – (Değişik: 18/2/1965-538/53 md.) Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir. İcra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya üç günlük mühlet verir. Sükütları halinde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar. Malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmadığı takdirde, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. İstihkak iddiasının yapıldığı veya istihkak davasının açıldığı tarihte istihkak müddeisi ile birlikte oturan kimseler yahut bu şahısların iş ortakları, iddianın yapıldığı tarihte veya istihkak davası 97 nci maddenin 9 uncu fıkrası gereğince açılmışsa davanın açıldığı tarihte malın haczine ıttıla kesbetmiş sayılırlar. 2 – Üçüncü şahsın istihkak iddiası:

Adi ortaklığın ortaklarından her biri, adi ortaklık hakkında yürütülen takibe yönelik hukuka aykırılıklara karşı icra mahkemesinde şikâyet yoluna başvurma hakkına sahiptir.

Adi ortaklığa karşı icra takibi nasıl açılır?

Adi ortaklığın tüzel kişiliği ile taraf ve takip ehliyeti bulunmadığından ortaklık adına takip yapılamaz; takibin ortaklığı oluşturan bütün ortaklara karşı açılması zorunludur.

Adi ortaklığın borcundan dolayı ortaklardan yalnızca biri takip edilebilir mi?

Aksine sözleşme hükmü yoksa ortaklar borçlardan müteselsilen sorumlu olduğundan, alacaklı borcun ifasını borçluların hepsinden isteyebileceği gibi yalnız birinden de talep edebilir.

Borçlu ortağın adi ortaklıktaki payı nasıl haczedilir?

Alacaklı, borçlu ortağın elbirliği mülkiyeti payı üzerine haciz koyduramaz; yalnızca İcra ve İflas Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca tasfiyedeki payına veya hesap sonucu isabet edecek kâr payına haciz koydurabilir.

Tek bir ortak adına düzenlenen haciz ihbarnamesi ortaklık alacağını kapsar mı?

Yalnızca borçlu ortak adına çıkarılan haciz ihbarnamesi ile elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olan adi ortaklık alacağı veya hak edişi üzerine haciz konulamaz.

Ortakların adi ortaklığa yönelik takibe karşı şikâyet hakkı var mıdır?

Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından, ortaklardan her birinin adi ortaklık hakkında yapılan icra takibine yönelik şikâyet yoluna başvurma hakkı mevcuttur.

Haciz işlemine karşı istihkak iddiası ne kadar sürede bildirilmelidir?

Haczi öğrenen borçlu veya üçüncü kişi, öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmak zorundadır; aksi takdirde aynı takipte bu hakkı kaybeder.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu