Acil Durum Hakemi Kararlarının İcrası ve Geçerliliği

by Avukat Erdal Ersoy
Acil Durum Hakemi Kararlarının İcrası ve Geçerliliği

Acil durum hakemliği, kurumsal tahkim usulünde hakem kurulu teşekkül etmeden önceki aşamada tarafların ivedi geçici hukuki koruma tedbirlerine ulaşmasını temin etmek gayesiyle düzenlenmiş bir kurumdur. Uyuşmazlığın esasına bakacak asıl hakem heyeti oluşturuluncaya kadar doğabilecek telafisi güç zararların bertaraf edilmesi bu mekanizmanın temel işlevidir. Türkiye'de İstanbul Tahkim Merkezi ile İstanbul Ticaret Odası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi bünyesindeki tahkim kurallarında acil durum hakemi prosedürüne ve usul kurallarına yer verilmektedir.

Kurumsal Tahkimde Acil Durum Hakemi Usulü ve Karar Alma Takvimi

Kurumsal tahkim mekanizmaları acil durum hakemi yargılamasının süratle sonuçlanması için özel işlem takvimleri benimsemektedir. Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Kuralları kapsamında acil durum hakemi iki gün içinde atanmakta ve talep edilen geçici hukuki korumaya ilişkin kararını on beş gün içinde vermektedir. Tahkim kurallarında acil durum hakemi tarafından verilen kararların hakem heyeti kararlarıyla eşdeğer etkiye sahip kılındığı hallerde, acil durum hakeminin tam yetkili bir hakem olarak mütalaa edilmesi ve verdiği kararların da hakem kararı niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği yönünde yaklaşımlar ileri sürülmektedir.

Milli Tahkimde Hakem Tedbirlerinin İcrası ve Mahkemenin Rolü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 414/1 uyarınca, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı müddetçe tahkim yargılaması sırasında hakem veya hakem kurulu, taraflardan birinin talebi üzerine uygun bir teminata bağlayarak ihtiyati tedbir kararı veya delil tespiti kararı verebilir. Aynı Kanun'un 414. maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda, geçerli bir tahkim sözleşmesinin bulunması kaydıyla, hakem veya hakem kurulunca tesis edilen tedbir kararının icra edilebilirliğine taraf talebiyle mahkemece karar verilir. Bu hükümle iç tahkimde hakemlerce tesis edilen geçici korumaların devlet yargısı eliyle icra edilebilirliği açık bir yasal güvenceye kavuşturulmuştur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 414Kaynağı aç
MADDE 414- (1) Aksi kararlaştırılmadıkça, tahkim yargılaması sırasında hakem veya hakem kurulu, taraflardan birinin talebi üzerine, bir ihtiyati tedbirin alınmasına veya delil tespitine karar verebilir. Hakem veya hakem kurulu, ihtiyati tedbir kararı vermeyi, uygun bir teminat verilmesine bağlı kılabilir. (2) Mahkeme hakem veya hakem kurulunca verilen tedbir kararının, geçerli bir tahkim sözleşmesinin var olması kaydıyla taraflardan birinin talebi üzerine icra edilebilirliğine karar verir. (3) Hakem veya hakem kurulunun ya da taraflarca görevlendirilecek bir başka kişinin zamanında veya etkin olarak hareket edemeyecek olduğu hâllerde, taraflardan biri ihtiyati tedbir veya delil tespiti için mahkemeye başvurabilir. Bu hâller mevcut değil ise mahkemeye başvuru, sadece hakem veya hakem kurulundan alınacak izne veya tarafların bu konudaki yazılı sözleşmesine dayanılarak yapılır. (4) Tahkim yargılaması öncesi veya tahkim yargılaması sırasında taraflardan birinin talebi üzerine mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı, aksine karar verilmedikçe, hakem veya hakem kurulu kararının icra edilebilir hâle gelmesiyle ya da davanın hakem veya hakem kurulu tarafından reddedilmesi hâlinde kendiliğinden ortadan kalkar. (5) Mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir kararı, hakem veya hakem kurulu tarafından değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir. Hakem sayısı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 414/4 ve m. 414/5 hükümleri mahkeme kararı ile hakem heyeti yetkisi arasındaki karşılıklı ilişkiyi düzenler. Tahkim yargılaması öncesinde yahut tahkim sürerken mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararı, aksine hüküm kurulmadıkça hakem kararının icra edilebilir hale gelmesiyle yahut davanın hakem veya hakem kurulu tarafından reddedilmesi halinde kendiliğinden ortadan kalkar. Mahkemece verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarının tahkim aşamasında hakem veya hakem kurulu tarafından değiştirilmesi ya da tamamen ortadan kaldırılması da kanunen mümkündür.

Milletlerarası Tahkim Kanunu Kapsamında İhtiyati Tedbirler ve Mahkeme Desteği

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 6/1 gereğince, tahkim yargılamasından önce veya yargılama esnasında taraflardan birinin mahkemeden ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz talep etmesi ve mahkemenin tedbir tesis etmesi tahkim sözleşmesine aykırılık oluşturmaz. Kanun'un 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre aksi kararlaştırılmadıkça hakem veya hakem kurulu, tahkim esnasında taraf istemiyle ihtiyati tedbir veya hacze karar verebilir ve bunu uygun bir teminata bağlayabilir; ancak cebri icra organlarınca icrası gereken, resmi makamlarca ifası zorunlu bulunan ya da üçüncü kişileri bağlayan tedbir kararları hakemlerce tesis edilemez.

4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Taraflardan birinin, tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz istemesi ve mahkemenin böyle bir tedbire veya hacze karar vermesi, tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez. Aksi kararlaştırılmadıkça, tahkim yargılaması sırasında hakem veya hakem kurulu, taraflardan birinin istemi üzerine, ihtiyatî tedbire veya ihtiyatî hacze karar verebilir. Hakem veya hakem kurulu, ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı vermeyi, uygun bir güvence verilmesine bağlı kılabilir. Hakem veya hakem kurulu, cebrî icra organları tarafından icrası ya da diğer resmî makamlar tarafından yerine getirilmesi gereken ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı veremeyeceği gibi, üçüncü kişileri bağlayan ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı da veremez. Taraflardan biri, hakem veya hakem kurulunun verdiği ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararını yerine getirmezse; karşı taraf, ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı verilmesi istemiyle yetkili mahkemenin yardımını isteyebilir. Yetkili mahkeme gerekirse başka bir mahkemeyi istinabe edebilir. Tarafların, Hukuk  Usulü Muhakemeleri Kanunu ile İcra ve İflas Kanununa göre istemde bulunma hakları saklıdır. Tahkim yargılaması öncesi veya tahkim yargılaması sırasında taraflardan birinin istemi üzerine mahkemece verilen ihtiyatî tedbir ya da ihtiyatî haciz kararı, hakem veya hakem kurulu kararının icra edilebilir hale gelmesiyle ya da davanın hakem veya hakem kurulu tarafından reddedilmesi halinde kendiliğinden ortadan kalkar. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Hakem veya Hakem Kurulunun Seçimi, Reddi, Sorumluluğu, Görevinin Sona Ermesi ve Yetkisi Hakem sayısı, seçimi, reddi, sorumluluğu, görevinin sona ermesi  ve yetkisi

4686 sayılı Kanun m. 6/3 uyarınca hakem veya hakem kurulunun vermiş olduğu ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı taraflarca yerine getirilmezse, karşı taraf tedbir kararı verilmesi amacıyla yetkili mahkemenin yardımını talep edebilir ve mahkeme icap ettiğinde istinabe yoluna gidebilir. Hakemlerce ihdas edilen geçici hukuki koruma tedbirleri kendiliğinden icra gücüne sahip bulunmadığından cebri icra kabiliyeti mahkemenin müdahalesiyle sağlanır. Kanun'un 6. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, mahkemenin tahkim öncesinde veya esnasında verdiği tedbirler, hakem kararının icra edilebilir hale gelmesiyle veya davanın hakem veya hakem kurulu tarafından reddedilmesi halinde kendiliğinden ortadan kalkar.

6100 sayılı Kanun iç tahkimde hakem tedbir kararlarının mahkemece doğrudan icra edilebilir kılınmasına açıkça izin verirken, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu bünyesinde mahkemenin hakem tedbirini doğrudan icra etme görevi açık biçimde kaleme alınmamıştır. 4686 sayılı Kanun m. 6 uyarınca mahkemenin yapacağı denetimin yalnızca ilk görünüş (prima facie) temelinde mi sınırlı kalacağı yoksa bağımsız bir tedbir incelemesi mi yürüteceği hükme bağlanmamıştır. Bir yaklaşıma göre söz konusu maddedeki mahkeme yardımı mahkemenin yeni bir tedbir yargılaması yapması değil, hakemce verilen koruma kararına mahkeme tarafından icrai etki ve icra gücü kazandırılmasıdır.

New York Sözleşmesi ve MÖHUK Uyarınca Tanıma ve Tenfiz Rejimi

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 63 uyarınca yabancı hakem kararlarının tanınması tenfiz hükümlerine tabidir; tanıma işlemi yabancı karara kesin hüküm itirazı ve kesin delil etkisi bağışlar. Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi için aranan koşullar ve ret nedenleri New York Sözleşmesi'nin V. maddesi ile 5718 sayılı Kanun m. 62'de tahdidi olarak sayılmıştır. Uyuşmazlığın Türk kanunlarına göre tahkime elverişli bulunmaması veya kararın genel ahlaka yahut kamu düzenine aykırı düşmesi hallerinde tenfiz istemi reddedilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2017/3469, K. 2019/4259Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2017/3469 E.  ,  2019/4259 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/01/2017 tarih ve 2016/662 E- 2017/76 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 01/06/2017 tarih ve 2017/284 E- 2017/309 K. sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 26.03.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında bir ön anlaşma imzalandığını, bu anlaşma ile belli koşulların yerine gelmesine bağlı olarak ileride Turkcell Holding A.Ş.’nin hisselerinin satışına ilişkin yazılı şekil şartına tabi bir pay devri sözleşmesi yapma konusunda taahhütte bulunulduğunu, bu bağlamda hisse alım sözleşmesi taslak sözleşmesinin hazırlanarak ön anlaşmaya ek yapıldığını, hem ön anlaşmada hem de taslak hisse alım sözleşmesinde ayrı ayrı tahkim şartının bulunduğunu, her iki tahkim şartı da taraflar arasında ilgili metinle bağlantılı uyuşmazlık çıkması halinde tahkime gidileceğinin öngörüldüğünü, davalının ön anlaşmadaki tahkim şartına dayanarak müvekkili aleyhine hisselerin kendisine devri bunun mümkün olmaması halinde hisse bedeline hükmolunması talebini içeren tahkim davası açtığını, bu davada hem ön anlaşmaya hem de hisse alım sözleşmesine dayalı taleplerde bulunulduğunu, ön anlaşmaya istinaden karar vermesi gereken hakem heyeti kendisini ön anlaşma ve hisse alım sözleşmesi kapsamındaki talepler bakımından yetkili görerek münhasıran hisse alım sözleşmesine dayalı olarak müvekkili aleyhine tazminata hükmettiğini, oysaki ön anlaşmadaki tahkim şartına istinaden yetkilendirilen hakemlerin hisse alım sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkları karara bağlama yetkisinin bulunmadığını, bunun üzerine müvekkili şirketin hisse alım sözleşmesindeki tahkim şartına dayanarak hakem heyetine başvurduğunu, hisse alım sözleşmesinin yürürlüğe hiç girmemiş olduğunun ve davalının hisse alım sözleşmesindeki tahkim şartını ihlal etmiş olduğunun tespitini ve bunun için müvekkiline tazminat ödemesine hükmedilmesini talep ettiğini, davalının bu davada önceki tahkim kararın kesin hüküm teşkil ettiğinden itirazda bulunduğunu, ancak ICC Hakem Mahkemesinin 12/05/2014 tarihli ve 18628/GZ/GFG sayılı hükmünde, ön anlaşma hakem heyetinin hisse alım sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıklar hakkında karar vermek suretiyle yetkisini aştığını tespit ederek ayrıca hisse alım sözleşmesi ile ilgili uyuşmazlıklar bakımından münhasıran kendisinin yetkili olduğunu hükme bağladığını, davalının lehine verilen ve hatalı olan hekem kararını her an Türkiye'de icra ve infazına teşebbüs edilebileceğini ileri sürerek, tanınma şartlarına haiz ICC Hakem Mahkemesinin 12/05/2014 tarihli ve 18628/GZ/GFG sayılı kararının tanınmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu hakem kararının sadece hakem heyetinin kendi yetkisine dair vermiş olduğu bir karar olup, bu karar taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasına dair bir hüküm içermediğinden kesin delil veya hüküm etkisi yaratacak ve dolayısıyla tanımaya konu olabilecek bir karar olmadığını, başka bir ifadeyle kararın ara kararı niteliğinde olup, nihai karar olmadığı, davacının davada hukuki yararının bulunmadığını, tahkim incelemesinin sona ermeyip devam ettiğini ve tahkim yargılaması sonucunda davacının tüm taleplerinin reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu hakem kararı nihai bir karar olmayıp, ara karar niteliğinde olduğu, nitekim tahkimin bu ara karardan sonra devam ettiği, ara kararların tanınamayacağı, davacının nihai amacının birinci tahkim yargılaması sonunda verilen kararın icra edilmesini önlemek olduğu, oysa birinci tahkim kararının ülkemizde uygulanabilmesi için de tenfizinin gerektiği, tenfizi için karşı taraf dava açtığında, davacı tarafça ara kararlardaki tespitlere dayanılarak davaya karşı konabileceği, ilk tahkim kararının Türkiye'de tanınması ya da tenfizi için bir dava açılmadığı, herhangi bir şekilde işleme konulmadığı, bu haliyle hukuki menfaatin bulunmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114. m. uyarınca, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'un 60. m. göre kesinlemiş ve icra kabiliyetini kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararlarının tenfizinin istenebileceği, bunun dava şartı olduğu, hakem kararında kesinleşme şerhi mevcut olmadığı gibi kesinleşmeden infaz edilebilecek hakem kararı da olmadığı, bu durumda dava konusu yabancı hakem kararının tanıma ve tenfize konu yapılamayacağı gibi, mahiyeti itibariyle tahkikatın devamına yönelik tespitlere yer verilen ara kararın icra ve infaz edilebilir kabiliyetinin de olmadığı dikkate alındığında davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, isitnaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, Milletlerarası Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin 12.5.2014 tarihli, ''19.04.2005 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi Taslağı'ndan (DSPA) kaynaklanan ve Tahkim Heyetinin kuruluşuna dayanak teşkil eden DSPA'nın tahkim şartı kapsamında kalan uyuşmazlıkların tamamı üzerinde heyetin münhasır yargı yetkisi bulunmaktadır.” tespitini içeren kısmi kararının tanınması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince ara kararların tanınamayacağı ve davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, kararda kesinleşme şerhi bulunmadığı gibi kesinleşmeden infaz edilebilecek hakem kararı mahiyetinde olmadığı, tahkikatın devamına yönelik tespitlere yer verilen ara kararın icra ve infaz edilebilir de olmadığı, davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasında 2005 yılında bir Ön Anlaşma ve Hisse Alım Anlaşması akdedildiği, her iki sözleşmede de ayrı ayrı tahkim şartı bulunduğu, davalının Ön Anlaşmadaki tahkim şartına dayanarak Uluslararası Ticaret Odası (ICC) tahkimine başvurduğu, tahkim yerinin Cenevre olduğu, ilk tahkim yargılamasının yapıldığı, daha sonra davacı tarafından Hisse Alım Sözleşmesindeki tahkim şartına dayanarak ICC Tahkimine başvurulduğu, tahkim yerinin yine Cenevre olduğu ikinci tahkim yargılamasının başlatıldığı ve bu heyetçe 12.05.2014 tarihli karar ile Hisse Alım Sözleşmesi ile ilgili uyuşmazlıklar bakımından münhasıran kendisinin yetkili olduğunun hükme bağlandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Somut olayda uyuşmazlık, hakem heyetinin kendisini yetkili gördüğüne ilişkin işbu kısmi kararın, mahiyeti itibariyle tanımaya elverişli bir karar olup olmadığı ve kararın tanınması için gerekli olan şartların gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. Yabancı Hakem kararlarının tenfizi konusu New York Sözleşmesi'nde ve MÖHUK'un 60-62. maddelerinde düzenlenmiştir. Bununla beraber, MÖHUK'un 60-62. maddeleri sadece yabancı hakem kararının tenfizini düzenlemekte, tanıma ile ilgili herhangi bir düzenleme içermemektedir. New York Sözleşmesi, sözleşmenin konusu ve başlığı ''Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası'' olmakla birlikte tanıma için özel bir düzenleme getirmemiştir. Tanıma, yabancı bir karara dayanarak kesin hüküm itirazında bulunma ve kesin delil olarak kullanılma olanağı vermektedir. Sözleşmede yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi için farklı hükümler öngörülmemiştir. Hakem kararlarının tanınması ve tenfizi arasında bir fark olmadığı hususu MÖHUK'da açıkça ifade edilmiştir. MÖHUK'un 63. maddesi uyarınca ''yabancı hakem kararlarının tanınması da tenfizine ilişkin hükümlere tabidir.'' ( Prof. Dr. Ziya Akıncı, Milletlerarası Tahkim, İstanbul 2016) Bu durumda gerek New York Anlaşması ve gerekse MÖHUK uyarınca tenfiz şartlarının mevcudiyeti tespit edildiğinde, yabancı hakem kararı tanınabilecektir. Yabancı Hakem kararlarının tanınması için gerekli şartlar New York Sözleşmesi'nin V. maddesinde ve MÖHUK'un 62. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. New York Sözleşmesi'nin V.1.e. maddesinde ''Hakem kararı taraflar için henüz vacibürriaye olmamış olur veya bunun verildiği memleket kanunu yahut tabi olduğu kanun bakımından salahiyetli bir makam tarafından iptal veya hükmünün icrası geri bırakılmamış bulunursa'' şartı bulunmaktadır. Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Tahkim Kuralları'nın (2012 Kuralları ) '' Kararın Tebliği, Tevdii ve İcra Edilebilirliği'' başlıklı 34/6.maddesinde de '' Her karar taraflar için bağlayıcıdır. Taraflar, uyuşmazlığı Kurallar uyarınca tahkime sunmakla verilecek kararı derhal icra etmeyi kabul ederler ve bu tür bir feragat geçerli olarak yapılabildiği ölçüde kanuni yollara başvurma haklarından feragat etmiş sayılırlar.'' hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, taraflar arasında akdedilen tahkim şartında ''Tahkim heyetinin tüm kararları kesin ve taraflar üzerinde bağlayıcı olacaktır. Taraflar mahkemeler önünde herhangi bir tahkim kararını temyiz etme, tahkim süresince ortaya çıkan herhangi bir hukuki meselenin tartışılmasını/değerlendirilmesini talep etme haklarından feragat etmektedir.'' hükmü mevcut olup, dava konusu tahkim kararının bağlayıcı olduğuna ilişkin ICC Milletlerarası Tahkim Divanı tarafından verilen 14.4.2016 tarihli yazı da dosyaya ibraz edilmiştir. Bu itibarla, kararın taraflar için bağlayıcı olduğu anlaşılmaktadır. Burada ayrıca diğer bir uyuşmazlık konusu olan dava konusu kısmi kararın tanınıp tanınamayacağı hususu üzerinde de durulması gerekmektedir. Tahkim yargılaması sürerken, nihai karar verilmeden önce, hakemlerce belli meselelerin karara bağlanması halinde, bu karar ara kararı veya kısmi karar niteliğinde hatta talimat/emir niteliğinde olabilir. Belirleyici olan husus, verilen kararın ne şekilde adlandırıldığından çok, nihai karar verilmeden önce, muhakeme sürerken belli konuların hükme bağlanmış olmasıdır. Hukuki himaye ve tedbir içerikli bir ara kararı veya kısmi karar belirli bir zaman dilimi ile sınırlı olarak, konusu olan mesele hakkında nihai hüküm içerir. Burada, kararın belli bir süre için hüküm doğurması ile nihai karakteri arasında bir çatışma yoktur. Zira, karar ilişkin olduğu uyuşmazlık konusu bakımından nihai niteliktedir. Türk usul hukukunda, mahkeme kararları bakımından kabul edilen nihai karar-ara kararı ayrımının, hakem kararları bakımından da esas alınmasına herhangi bir engel bulunmamaktadır. Mahalli bir usul hukuku sistemine tabi olsun olmasın, tahkim muhakemesi sürerken hakemlerce, özellikle usule ilişkin konularda ara kararı niteliğinde kararlar verilebileceği kuşkusuzdur. Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 14/a maddesinde taraflarca aksi kararlaştırılmamış ise, hakemlerin kısmi karar verme yetkilerinin bulunduğu ifade edilmiş, böylece milletlerarası tahkim hukuku bakımından ''kısmi karar'' kavramı Türk Hukukuna da girmiştir. Kısmi hakem kararlarının ilişkin olduğu meselenin, bağımsız bir mesele olması halinde ve karar, hüküm formunda tesis edilmişse, aynı Kanun'un 15/B maddesine göre icra kabiliyeti kazanmasına bir engel bulunmadığı kabul edilmelidir. Kısmi kararın ilişkin olduğu konu bakımından nihai olduğunun kabul edilmesi için, uyuşmazlığın kısmi karar ile hükme bağlanan yönünün ayrılabilir ve bağımsız bir mesele olması yeterli sayılmalıdır. Kısmi karar verildikten sonra yargılamanın devam etmesi bu kararın icra edilmesi için uyuşmazlığın bütünüyle hallinin ve tahkimin sona ermesinin beklenmesini zorunlu kılmamalıdır. Özellikle kısmi kararın bir an önce icra edilmesinde menfaati olan taraf bakımından kararın nihailik niteliğinin tanınması büyük önem taşır. Ayrıca, New York Sözleşmesi'nin uygulanmasında önemli olan hakem kararlarının nihai olması değil, taraflar için bağlayıcı olmasıdır. Türk hukukunda MÖHUK 45/i maddesinde öngörülen kesinleşme veya icra kabiliyeti kazanma şartının, Türkiye'nin New York Sözleşmesi'ne taraf olmasından sonra bağlayıcılık şartı olarak yorumlanması, kısmi hakem kararlarının tenfizinde de geçerli olmalıdır. New York Sözleşmesi'nin kesinleşme yerine bağlayıcılık niteliğini öne çıkarmış olması da ilgili tahkim kurumunun kurallarına uygun olarak tesis edilen kararların bağlayıcılığının bu kurallar çerçevesinde değerlendirilmesini gerekli kılması nedeniyle, geçici nitelikte, fakat kısmi karar olarak verilen hakem kararlarının tenfizi bakımından olumlu bir etkendir. Ancak, sözleşmenin bu olumlu yönünün etkili olabilmesi için MÖHUK 45/i maddesinde öngörülen kesinleşme şartının bağlayıcılık olarak değerlendirilmesi gerekir (Dr. Banu Şit, Kurumsal Tahkim ve Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, Ankara 2005). Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde ise, dava konusu kısmi hakem kararı mahiyeti itibariyle tanınabilecek bir karar olduğu gibi, verildiği anda kesin ve bağlayıcı bir karar olduğundan ve ayrıca, New York Sözleşmesi’nin 5. maddesi uyarınca kararın vacibürriaye olması gerektiği belirtildiğinden, işbu kısmi hakem kararının tanıma şartlarının oluştuğu ve davacının da kararın tanınmasını istemekte hukuki yararı bulunduğu nazara alınarak hüküm tesisi cihetine gidilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 62Kaynağı aç
MADDE 62 – (1) Mahkeme, a) Tahkim sözleşmesi yapılmamış veya esas sözleşmeye tahkim şartı konulmamış ise, b) Hakem kararı genel ahlâka veya kamu düzenine aykırı ise, c) Hakem kararına konu olan uyuşmazlığın Türk kanunlarına göre tahkim yoluyla çözümü mümkün değilse, ç) Taraflardan biri hakemler önünde usulüne göre temsil edilmemiş ve yapılan işlemleri sonradan açıkça kabul etmemiş ise, d) Hakkında hakem kararının tenfizi istenen taraf, hakem seçiminden usulen haberdar edilmemiş yahut iddia ve savunma imkânından yoksun bırakılmış ise, e) Tahkim sözleşmesi veya şartı taraflarca tâbi kılındığı kanuna, bu konuda bir anlaşma yoksa hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna göre hükümsüz ise, f) Hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usul, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna aykırı ise, g) Hakem kararı, hakem sözleşmesinde veya şartında yer almayan bir hususa ilişkin ise veya sözleşme veya şartın sınırlarını aşıyor ise bu kısım hakkında, h) Hakem kararı tâbi olduğu veya verildiği ülke hukuku hükümlerine veya tâbi olduğu usule göre kesinleşmemiş yahut icra kabiliyeti veya bağlayıcılık kazanmamış veya verildiği yerin yetkili mercii tarafından iptal edilmiş ise, yabancı hakem kararının tenfizi istemini reddeder. (2) Birinci fıkranın (ç), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yazılı hususların ispat yükü, hakkında tenfiz istenen tarafa aittir. Yabancı hakem kararlarının tanınması

5718 sayılı Kanun m. 62/1-h uyarınca hakem kararının tabi olduğu veya verildiği ülke hukuku hükümlerine veya tabi olduğu usule göre kesinleşmemiş yahut icra kabiliyeti veya bağlayıcılık kazanmamış olması ya da yetkili mercii tarafından iptal edilmiş bulunması tenfizin reddini gerektirir. Anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca, temsil noksanlığı, tahkim sözleşmesinin geçersizliği, usul kurallarına aykırılık ve kararın bağlayıcılık kazanmamış olması gibi ret sebeplerinin varlığını ispat yükü hakkında tenfiz istenen tarafa aittir.

Acil Durum Hakemi Kararlarının Niteliği ve Tenfiz Edilebilirliği Tartışması

New York Sözleşmesi uyarınca bir kararın tenfize konu hakem kararı niteliği taşıması için hakemlerce tesis edilmiş olması, taraflar bakımından bağlayıcılık arz etmesi ve uyuşmazlığı tamamen veya kısmen nihai surette karara bağlaması aranır. Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Kuralları m. 34/6 hükmünde kararların taraflar için bağlayıcı olduğu ve tarafların tahkime müracaatla kararı derhal icra etmeyi kabul ettikleri düzenlenmiştir. New York Sözleşmesi m. V/1-e metninde kesinleşme şartı yerine kararın taraflar için bağlayıcı (vacibürriaye) olması aranmaktadır. Bu düzenlemeye dayanan görüşe göre, şekli nihailikten ziyade bağlayıcılık esas olduğundan tarafları bağlayan acil durum hakemi kararlarının tenfizi mümkündür. Buna karşın, asıl hakem kurulu oluştuktan sonra acil durum hakemi kararının değiştirilebilmesi veya kaldırılabilecek olması gerekçesiyle bu kararların nihai sayılamayacağını ve dolayısıyla New York Sözleşmesi kapsamında tenfiz edilemeyeceğini savunan karşıt görüş de mevcuttur.

Kısmi Hakem Kararları ve Yargıtay İçtihadının Acil Durum Hakemliğine Etkisi

4686 sayılı Kanun m. 14/A gereğince aksine sözleşme bulunmadıkça hakemlerin kısmi karar verme yetkisi bulunmaktadır; hüküm fıkrası formunda tesis edilen ve bağımsız bir meseleyi çözen kısmi kararlar m. 15/B uyarınca icra kabiliyeti taşır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.06.2019 tarihli, E. 2017/3469 ve K. 2019/4259 sayılı kararı uyarınca, tahkim yargılaması devam ederken tesis edilen hukuki koruma ve tedbir mahiyetindeki ara karar veya kısmi kararlar, belirli bir zaman dilimi ile sınırlı olsa dahi uyuşmazlık konusu mesele hakkında nihai nitelik taşır; kararın geçici süreyle hüküm doğurması ile nihai vasfı arasında çelişki bulunmamaktadır.

4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – A) Hakem kararlarında; 1. Tarafların ve varsa temsilcileri ile vekillerinin ad ve soyadları, unvanları ve adresleri, 2. Kararın dayandığı hukukî sebepler ile gerekçesi ve tazminata ilişkin istemlerde hükmedilen tazminatın miktarı, 3. Tahkim yeri ve kararın tarihi, 4. Kararı veren hakem veya hakem kurulunun ad ve soyadları, imzaları ve karşı oyları, 5. Karara karşı iptal davası açılabileceği, Belirtilir. Aksi kararlaştırılmadıkça, hakem veya hakem kurulu kısmî kararlar verebilir. Hakem kararı, hakem veya hakem kurulu başkanı tarafından taraflara bildirilir. Taraflar, giderini ödemek koşuluyla hakem kararının asliye hukuk mahkemesine gönderilmesini isteyebilir. Bu durumda karar ve dava dosyası, hakem veya hakem kurulu başkanı tarafından asliye hukuk mahkemesine sunulur ve mahkemece kalemde saklanır. B) Taraflardan her biri, hakem kararının kendisine bildirilmesinden itibaren otuz gün içinde, karşı tarafa da bilgi vermek kaydıyla, hakem veya hakem kuruluna başvurarak; 1. Hakem kararında bulunan hesap, yazı ve benzeri maddî hataların düzeltilmesini, 2. Kararın tümünün veya bazı bölümlerinin yorumlanmasını, İsteyebilir. Karşı tarafın görüşünü alan hakem veya hakem kurulu, bu istemi haklı bulursa, istem tarihinden itibaren otuz gün içinde kararındaki maddî hatayı düzeltir veya kararın yorumunu yapar. Hakem veya hakem kurulu, karardaki maddî hataları karar tarihini izleyen otuz gün içinde kendiliğinden de düzeltebilir. Taraflardan her biri, hakem kararının kendilerine bildirilmesinden itibaren otuz gün içinde, karşı tarafa da bilgi vermek kaydıyla, yargılama sırasında ileri sürülmüş olmasına rağmen karara bağlanmamış konularda tamamlayıcı hakem kararı verilmesini isteyebilir. Hakem veya hakem kurulu, istemi haklı bulursa, tamamlayıcı hakem kararını altmış gün içinde verir. Düzeltme, yorum ve tamamlama kararları, taraflara bildirilir ve hakem kararının bir parçasını oluşturur. C) Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça herhangi bir yazılı bildirim, bizzat gönderilene ya da gönderilenin yerleşim yerine, olağan oturma yerine, iş yerine veya posta adresine teslim edildiği takdirde alınmış sayılır. Gerekli araştırma yapılmasına rağmen yukarıdaki bildirim yerlerinden hiçbirinin bulunamaması hâlinde, gönderilenin bilinen son yerleşim yerine, olağan oturma yerine, iş yerine veya posta adresine taahhütlü mektupla veya teslim teşebbüsünün belgelendiği herhangi bir başka vasıta ile gönderilen yazılı bildirimler alınmış sayılır. Yazılı bildirim, öngörülen şekillerde teslim edildiği tarihte alınmış sayılır. Bu fıkra hükümleri mahkemelerce yapılan tebligata uygulanmaz. BEŞİNCİ BÖLÜM Hakem Kararlarına Karşı Kanun Yolu İptal davası ve hakem kararlarının icra edilebilir hâle gelmesi
4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – A) Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. (Değişik ikinci cümle: 28/2/2018-7101/53 md.) İptal davası, 3 üncü madde uyarınca yetkili asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yer yönünden yetkili bölge adliye mahkemesinde açılır, öncelikle ve ivedilikle görülür. Hakem kararları aşağıdaki hallerde iptal edilebilir: 1. Başvuruyu yapan taraf; a) Tahkim anlaşmasının taraflarından birinin ehliyetsiz ya da tahkim anlaşmasının, tarafların anlaşmayı tâbi kıldıkları hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna göre geçersiz olduğunu, b) Hakem veya hakem kurulunun seçiminde, tarafların anlaşmasında belirlenen veya bu Kanunda öngörülen usule uyulmadığını, c) Kararın, tahkim süresi içinde verilmediğini, d) Hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiğini, e) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar verdiğini veya istemin tamamı hakkında karar vermediğini  ya da yetkisini aştığını, f) Tahkim yargılamasının, usul açısından tarafların anlaşmalarına veya bu yönde bir anlaşma bulunmaması halinde, bu Kanun hükümlerine uygun olarak yürütülmediğini ve bu durumun kararın esasına etkili olduğunu, g) Tarafların eşitliği ilkesinin gözetilmediğini, İspat ederse veya, 2. Bölge adliye mahkemesince;[1] a) Hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığı, b) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu, Tespit edilirse. Hakem veya hakem kurulunun, tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar verdiği iddiasıyla açılan iptal davasında, tahkim anlaşması kapsamında olan konuların, tahkim anlaşması kapsamında olmayan konulardan ayrılması mümkün olduğu takdirde, hakem kararının sadece tahkim anlaşması kapsamında olmayan konuları içeren bölümü iptal edilebilir. İptal davası, otuz gün içinde açılabilir. Bu süre, hakem kararının veya düzeltme, yorum ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İptal davasının açılması, kendiliğinden hakem kararının icrasını durdurur. Taraflar, iptal davası açma hakkından kısmen veya tamamen feragat edebilirler. Yerleşim yerleri veya olağan oturma yerleri Türkiye dışında bulunan taraflar, tahkim anlaşmasına koyacakları açık bir beyanla veya sonradan yazılı şekilde anlaşmak suretiyle iptal davası açma hakkından tamamen feragat edebilecekleri gibi; yukarıda sayılan bir veya bir kaç sebepten dolayı iptal davası açmak hakkından da feragat edebilirler. İptal istemi, davaya bakan bölge adliye mahkemesi aksine karar vermedikçe, dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır.[2] (Değişik birinci cümle: 28/2/2018-7101/53 md.) İptal davası hakkında verilen kararlara karşı 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi, bu maddede yer alan iptal sebepleriyle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır. İptal davasının kabulü halinde, kabul kararı temyiz edilmezse veya 1 inci bendin (b), (d), (e), (f), (g) alt bentleri ile 2 nci bendinin (b) alt bendindeki hallerin varlığı sebebiyle kabulü halinde taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa hakemleri ve tahkim süresini yeniden belirleyebilirler. Taraflar isterlerse eski hakemleri tayin edebilirler. B) İptal davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra asliye hukuk mahkemesi, hakem kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin bir belgeyi istemde bulunan tarafa verir. Bu belgenin verilmesi harca tâbi değildir. Hakem kararının icraya konulması hâlinde Harçlar Kanunu hükümleri uygulanır. İptal davası için öngörülen sürenin geçtiği veya tarafların iptal davası açmaktan feragat ettiği hâllerde, hakem kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin belgenin verilmesi sırasında (A) fıkrasının 2 nci bendinin (a) ve (b) alt bent hükümleri mahkemece re’sen dikkate alınır. Bu hâlde mahkemece aksine karar verilmedikçe, inceleme dosya üzerinden yapılır. ALTINCI BÖLÜM Tahkim Giderleri Hakem ücreti, yargılama giderleri, avans yatırılması ve giderlerin ödenmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2017/3469 ve K. 2019/4259 sayılı kararında tahkim heyetinin kendi yetkisine dair kesin ve bağlayıcı nitelikteki kısmi kararının tanınabileceğini ve davacının tanımada hukuki yararı bulunduğunu tespit etmiştir. İlgili içtihatta, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinde New York Sözleşmesi'nin şekli kesinlik yerine bağlayıcılık ölçütünü aradığı, hükme bağlanan konunun bağımsız ve ayrılabilir olmasının nihailik için yeterli sayılacağı ve yargılamanın sürmesinin kararın icrası için tahkimin tamamen sona ermesini bekleme zorunluluğu doğurmadığı vurgulanmıştır. Acil durum hakemi kararlarının bağlayıcılığı ve icrası tartışmalarında kısmi kararlara ilişkin bu içtihadın ilkeleri kıyasen değerlendirilmektedir.

Acil durum hakemi kararları kendiliğinden icra edilebilir mi?

Acil durum hakemi ve hakem heyeti kararları kendiliğinden cebri icra gücüne sahip değildir. Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 6/3 uyarınca karara uyulmaması durumunda yetkili mahkemenin yardımının talep edilmesi ve icra kabiliyetinin mahkeme desteğiyle temin edilmesi gerekir.

İç tahkimde hakem tedbir kararlarının icrası nasıl sağlanır?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 414/2 gereğince, geçerli bir tahkim sözleşmesinin mevcudiyeti şartıyla, hakem veya hakem kurulu tarafından verilen tedbir kararının icra edilebilirliğine taraflardan birinin talebi üzerine mahkemece karar verilir.

Acil durum hakemi kararları New York Sözleşmesi uyarınca tenfiz edilebilir mi?

New York Sözleşmesi uyarınca tenfiz için kararın hakemlerce verilmiş olması, bağlayıcı olması ve uyuşmazlığı nihai biçimde çözmesi koşulları aranmaktadır. Sözleşme'nin V. maddesi lafzına dayanan görüş bağlayıcılığı yeterli sayarak tenfizin mümkün olduğunu savunurken; heyet oluştuktan sonra tedbirin değiştirilebilmesi sebebiyle kararın nihai olmadığını ve tenfiz edilemeyeceğini kabul eden karşıt doktrin görüşü de bulunmaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu