Acele Kamulaştırma Nedir? Kanuni Şartları Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
Acele Kamulaştırma Nedir? Kanuni Şartları Nelerdir?

Acele Kamulaştırma Kavramı ve Kanuni Dayanağı

Acele kamulaştırma, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde düzenlenen ve kamu idarelerine kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmasını beklemeden taşınmaza el koyma imkânı tanıyan istisnai bir kamulaştırma usulüdür. Bu yönteme; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu uygulamasında yurt savunması ihtiyacında, aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilecek hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda başvurulabilir. Usulün ana kuralı, kıymet takdiri dışındaki kamulaştırma işlemlerinin sonradan tamamlanmak üzere ertelenmesidir. İlgili idarenin talebi üzerine asliye hukuk mahkemesi yedi gün içinde bilirkişiler marifetiyle değer tespiti yapar ve belirlenen bedel ilgilisi adına bankaya yatırılarak taşınmaza el konulur.

Danıştay 6. Daire, E. 2022/1208, K. 2023/1562Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/1208 E.  ,  2023/1562 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/1208 Karar No : 2023/1562 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … 2- … Genel Müdürlüğü – ANKARA VEKİLLERİ : Av. … MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA) : … Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Kütahya İlinde … numaralı (altın) ve … numaralı (altın+gümüş) IV. grup maden işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimlerine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazların, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/10/2021 tarih ve 31642 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/10/2021 tarih ve 4644 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Kütahya İli, Simav İlçesi, … Köyü, … ada, … parsel ile … ada, … parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : 2577 Sayılı Kanun'un 27. maddesiyle düzenlenen acele kamulaştırmanın şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediği, somut olayda acelecilik halinin ve olağan dışı bir durumun mevcut olmadığı, dava konusu işleme konu taşınmazların tarım arazileri olduğu, bölgede müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Altın/Gümüş Madeni Açık Ocak Kapasite Artırımı, Yığın Liçi ve Adr Tesisi" projesi ile ilgili olarak alınan "ÇED Olumlu Kararı"nın iptali için Kütahya İdare Mahkemesi'nin … esasına kayıtlı iptal davasının açıldığı ve ÇED kararının iptali için açılan davanın, bakılmakta olan davada bekletici mesele yapılması gerektiği, anılan projenin hayata geçirilmesinin bölgedeki tarım arazilerine, hayvancılık faaliyetlerine, yaban hayvanlarının hayatına, bölgenin flora ve faunasına zarar vereceği belirtilerek dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALI … İLE … GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NÜN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür. Esasa ilişkin olarak, müdahil şirket tarafından yürütülecek Altın/Gümüş çıkarma faaliyetinin, ülke ekonomisine tarım arazilerinden elde edilecek katkıdan çok daha fazlasını sağlayacağı, yörede yaşayanlara iş istihdam alanı açacağı, madencilik faaliyetlerinin devamı açısından olumlu katkılarının olacağına ilişkin hususlar belirtilerek, kamu yararının bulunduğu, acelecilik halinin gerçekleştiği ileri sürülerek dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DAVALILAR YANINDA MÜDAHİLİN SAVUNMASININ ÖZETİ: Davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, Kütahya ilinde … numaralı (altın) ve … numaralı (altın+gümüş) IV. grup maden işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimlerine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazların, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/10/2021 tarih ve 31642 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/10/2021 tarih ve 4644 sayılı Cumhurbaşkanı kararının, Simav ilçesi, … Köyü, … ada, … ve … ada, … parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Anayasanın 168.maddesinde; "Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, Kanun'un açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir.” hükmü yer almaktadır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 46.maddesine, işletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılacağı, kamulaştırma işlemlerinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılacağı, bu husustaki masraflar ve kamulaştırma bedelinin işletme ruhsatı sahibi tarafından ödeneceği, kamulaştırılan taşınmazın, tapuya Hazine adına tescil edilip ruhsat hukuku devam ettiği sürece madencilik faaliyetlerinde kullanılmak üzere ruhsat sahibi adına tahsis edileceği, kamulaştırılan taşınmazın, maden işletme faaliyetleri için lüzum kalmadığının Bakanlıkça tespiti halinde, Kamulaştırma Kanun'unda öngörülen usul ve esaslara göre belirlenecek rayiç bedeli ödenmek kaydıyla kamulaştırılan yerin eski sahibine iade edileceği hususunun, ruhsat sahibi ve taşınmazın eski sahibine tebliğ edileceği, eski sahibinin taşınmazı altı ay içerisinde almak istememesi durumunda taşınmazın Hazineye kalacağı, tapu siciline konulan şerhlerin Bakanlığın müracaatı üzerine ayrıca mahkeme kararına gerek kalmadan silineceği hükme bağlanmıştır. Anılan hükümler ile, işletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılmasına olanak tanınmış olup, Maden Yasası ile kamulaştırma işlemleri konusunda 2942 sayılı Yasaya gönderme yapılmakla yetinilerek, bu hususa ilişkin ayrıca özel bir düzenleme yapılmamış olması nedeniyle özel şahıs lehine yapılacak olan kamulaştırmalarda acele kamulaştırmayı içeren 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinin de uygulanabileceği açıktır. Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usül ve şartları düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 27. maddesinde ise "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. Anayasanın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerektiği açıktır. Nitekim anılan maddenin gerekçesinde de, acele ve istisnai hallerde, Kanun'un önceki hükümlerine uyulmasının çeşitli sakıncalar yaratabileceği gibi, kamunun büyük zararlara uğramasının da muhtemel olabileceği belirtilerek maddede belirtilen şartların varlığına bağlı olarak kıymet takdiri dışındaki bazı kanuni işlemlerin sonraya bırakılarak, maddede öngörülen süre ve şekilde taşınmaza el konulması düzenlenmiştir. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri açısından bakıldığında, özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Bu açıdan, kamu gücü kullanılarak özel mülkiyetteki taşınmazların kamu eline geçirilmesini ifade etmesi anlamında kamulaştırmanın yargısal incelemesinde, mülkiyet hakkına söz konusu müdahalede yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde kamu yararının varlığının, kanuni düzenleme gereğinin ve orantılılık noktasında adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca yapılacak olan kamulaştırma işlemlerinde acele kamulaştırma yoluna başvurulabilmesi için, işletme sahibi özel girişimcinin yararının değil, belli süreli maden işletme çalışmaları konusunda gerçekleşecek olan kamu yararının karşılanması gereksiniminin, taşınmaz malikinin yararından üstün olması ve acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerekmektedir. Değinilen kamu yararının ise, genel kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Olağanüstü bir kamulaştırma usulü olarak öngörülen acele kamulaştırma usulü istisnai durumlarda uygulanacak bir yöntem olduğundan uygulanmasının gerekçesi olarak olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına işaret eden kamulaştırma şartlarının ortaya konulması gerektiği açıktır. İstisnai bir yöntem olan, acele kamulaştırmada, kamu düzenine ilişkin olan acelelik koşulunun bulunup bulunmadığının tespitinin ise, ancak, acele kamulaştırma yoluna gidilmediği takdirde kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konulmasına bağlıdır. Olağan kamulaştırma işlemi, Anayasada güvence altına alınan mülkiyet hakkının istisnası iken; olağan kamulaştırma işleminin istisnası olarak Kamulaştırma Kanun'un 27'nci maddesinde düzenlenen ve uygulanması sıkı şartlara bağlanan acele kamulaştırma yönteminin hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını zedeleyecek ölçüde geniş yorumlanamayacağı açıktır. Taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi olduğundan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında istisnai bir yöntem olarak tesis edilen dava konusu acele kamulaştırma işleminde aceleliğin varlığına dair koşulların değerlendirilmesi zorunludur. Dosyanın incelenmesinden; davalı idarelerce dava konusu taşınmazların bulunduğu proje alanında, tarım yapılmasına göre maden çıkarılmasında üstün kamu yararı bulunduğu savunulmuş; Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne verilen kamulaştırma projesinde ve gerekçeli kararda: Sicil:… ve Sicil:… sayılı sahalarda yapılan çalışmalar neticesinde kamulaştırılması planlanan Örencik ve Avcılar köylerindeki 1.988.328,06 m2 alanda firesiz ürün yetiştirilmesi halinde toplam 499,25 ton buğday üretileceği, üretim giderlerinin düşülmesiyle tarım faaliyetleri ile 407.144,68 TL gelir elde edileceği, yapılması planlanan madencilik faaliyetlerine ilişkin olarak, kurulacak tesislerin inşaat aşamasında 250 kişinin istihdam edileceği, tesislerin işletme aşamasına geçmesi halinde 350 kişinin istihdam edileceği, sağlanacak doğrudan ve dolaylı istihdamın bölgedeki işsizliğin azaltılmasında katkı sağlayacağı, Kütahya Tavşanlı Altın-Gümüş Madeni Projesi kapsamında 30.494,31 ons/yıl dore altın ve 37.037,63 ons/yıl dore gümüş üretileceği, 377.856.601,36 TL/yıl gelir elde edileceği, 22.830.095,71 TL/yıl Devlet hakkı ve 51.573.717,40 TL/yıl vergi ödeneceği beyan edildiği belirtilmiştir. Üllkenin doğal kaynaklarından olan madenlerin işletilmesinin ve bu amaçla gerekli olan taşınmazların kamulaştırılmasının kamu yararına olduğu ve kamulaştırmanın yapılabileceği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, ancak, üstün kamu yararının olduğunun kabul edilmesi halinde; acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğu açıkça ortaya konmadığı gibi, idarece belirtilen gerekçelerin söz konusu kamu yararının sağlanması için, özel koşulları oluşmaya yeterli olmadığı sonucuna ulaşıldığından acele kamulaştırmanın uygulanmayacağı dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Müdahil şirket tarafından, Kütahya ili, Simav ilçesi sınırlarında bulunan Sicil:… (altın) ve Sicil:… (altın+gümüş) sayılı IV. grup işletme ruhsatlı sahalar ile ilgili olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nden, ruhsatlara konu maden üretimlerine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazların, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırılması kararı ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13'üncü maddesine istinaden Kamu Yararı Kararı verilmesi talep edilmesi üzerine, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yerinde gerçekleştirilen incelemeler sonucunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlık Makamı'ndan alınan 31/08/2021 tarihli ve 51 sayılı 'Makam Oluru'na istinaden, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca, ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların, 27/11/2021 tarih ve 4644 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bakılan dava, ruhsat alanı içerisinde kalan parsellerin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/10/2021 tarih ve 31642 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/10/2021 tarih ve 4644 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla, davacının mülkiyetinde olan, Kütahya ili, Simav ilçesi, … Köyü, … ada, … parsel ile … ada, … parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No'lu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanun'un 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı kararı ile Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarihli, K:2021/2, E:2022/1 sayılı kararı da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılara tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacılar tarafından öğrenme tarihi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda, acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde, Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu acele kamulaştırma kararının dayanağı olan ve müdahil şirket tarafından Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne sunulan kamulaştırma projesinde; … ve … sicil sayılı IV. Grup işletme ruhsatlı sahalarda yapılan çalışmalar neticesinde, … ve … Köylerinde kamulaştırılması planlanan 1.988.328,06 m2'lik alanda firesiz ürün yetiştirilmesi halinde 499,25 ton buğday üretileceği, üretim giderlerinin düşülmesiyle birlikte tarımsal faaliyetlerden toplamda 407.144,68 TL gelir elde edileceği, oysa yapılması planlanan madencilik faaliyetlerine ilişkin olarak ise, kurulacak tesislerin inşaat aşamasında 250 kişinin, işletme aşamasında 350 kişinin istihdam edileceği, sağlanacak doğrudan ve dolaylı istihdam imkanıyla bölgedeki işsizliğin azaltılmasında katkıda bulunulacağı, Kütahya Tavşanlı Altın-Gümüş Madeni Projesi kapsamında 30.494,31 ons/yıl dore altın ve 37.037,63 ons/yıl dore gümüş üretileceği, 377.856.601,36 TL/yıl gelir elde edileceği, 22.830.095,71 TL/yıl Devlet hakkı ve 51.573.717,40 TL/yıl vergi ödeneceği hususları beyan edilerek, halihazırdaki tarımsal faaliyetlere oranla, anılan projenin ülke ekonomisine katkısının çok daha fazla olduğunun ileri sürüldüğü görülmekte, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda madencilik faaliyeti yürütülmesinde, tarımsal faaliyetlere kıyasla üstün kamu yararı olduğu düşüncesiyle kamu yararı kararının alındığı ve dava konusu acele kamulaştırmaya karar verildiği anlaşılmaktadır. Anılan projenin ülke ekonomisine katkısının tarımsal faaliyetlere oranla daha fazla olduğu şüphe götürmemekle birlikte, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan acelelik halinin somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının dava konusu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan …- TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (Aynı tarifenin 22. maddesi uygulanmak suretiyle) …-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4.Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 5. Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan …-TL tamamlama harcının istemi halinde davacıya iadesine, 6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/02/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X) : 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi ile düzenlenen ve istisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, kamu düzenine ilişkin olan acelelik koşulunun bulunup bulunmadığının tespiti, acele kamulaştırma yoluna gidilmediği takdirde kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konulmasına bağlıdır. Davaya konu işlemin dayanağı olan kamulaştırma projesinde; … ve … sicil sayılı IV. Grup işletme ruhsatlı sahalarda yapılan çalışmalar neticesinde, … ve … Köylerinde kamulaştırılması planlanan 1.988.328,06 m2'lik alanda firesiz ürün yetiştirilmesi halinde 499,25 ton buğday üretileceği, üretim giderlerinin düşülmesiyle birlikte tarımsal faaliyetlerden toplamda 407.144,68 TL gelir elde edileceği, oysa yapılması planlanan madencilik faaliyetlerine ilişkin olarak ise, kurulacak tesislerin inşaat aşamasında 250 kişinin, işletme aşamasında 350 kişinin istihdam edileceği, sağlanacak doğrudan ve dolaylı istihdam imkanıyla bölgedeki işsizliğin azaltılmasında katkıda bulunulacağı, Kütahya Tavşanlı Altın-Gümüş Madeni Projesi kapsamında 30.494,31 ons/yıl dore altın ve 37.037,63 ons/yıl dore gümüş üretileceği, 377.856.601,36 TL/yıl gelir elde edileceği, 22.830.095,71 TL/yıl Devlet hakkı ve 51.573.717,40 TL/yıl vergi ödeneceğinin beyan edildiği dikkate alındığında; madencilik faaliyetlerine sağlayacağı katkı, bu alanda yapılacak yatırımları teşvik, ülke ekonomisine gerek gelir olarak gerek istihdam açısından sağlayacağı katkılar dikkate alındığında, söz konusu projenin bir an evvel hayata geçirilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemde 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesinin şartlarından olan acelelik halinin bulunduğu gerekçesiyle dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/1485, K. 2023/1417Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/1485 E.  ,  2023/1417 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1485 Karar No : 2023/1417 TEMYİZ EDENLER : I-(DAVALILAR): 1-… 2-… Genel Müdürlüğü VEKİLİ : … II-(DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL) : … Madencilik Sanayi ve Ticaret AŞ. VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 15/02/2023 tarih ve E:2022/1190, K:2023/1546 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kütahya ilinde … numaralı (altın) ve … numaralı (altın+gümüş) IV. grup maden işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimlerine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazların, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/10/2021 tarih ve 31642 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/10/2021 tarih ve 4644 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, Kütahya ili, Simav ilçesi, … Köyü, … ada … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 15/02/2023 tarih ve E:2022/1190, K:2023/1546 sayılı kararıyla; Dava konusu acele kamulaştırma kararının dayanağı olan ve müdahil şirket tarafından Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne sunulan kamulaştırma projesinde; … ve … sicil sayılı IV. Grup işletme ruhsatlı sahalarda yapılan çalışmalar neticesinde, Örencik ve Avcılar Köylerinde kamulaştırılması planlanan 1.988.328,06 m2'lik alanda firesiz ürün yetiştirilmesi halinde 499,25 ton buğday üretileceği, üretim giderlerinin düşülmesiyle birlikte tarımsal faaliyetlerden toplamda 407.144,68-TL gelir elde edileceği, yapılması planlanan madencilik faaliyetlerine ilişkin olarak ise, kurulacak tesislerin inşaat aşamasında 250 kişinin, işletme aşamasında 350 kişinin istihdam edileceği, sağlanacak doğrudan ve dolaylı istihdam imkanıyla bölgedeki işsizliğin azaltılmasında katkıda bulunulacağı, Kütahya Tavşanlı Altın-Gümüş Madeni Projesi kapsamında 30.494,31 ons/yıl dore altın ve 37.037,63 ons/yıl dore gümüş üretileceği, 377.856.601,36-TL/yıl gelir elde edileceği, 22.830.095,71-TL/yıl Devlet hakkı ve 51.573.717,40-TL/yıl vergi ödeneceği hususları beyan edilerek, halihazırdaki tarımsal faaliyetlere oranla, anılan projenin ülke ekonomisine katkısının çok daha fazla olduğunun ileri sürüldüğü görülmekte, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda madencilik faaliyeti yürütülmesinde, tarımsal faaliyetlere kıyasla üstün kamu yararı olduğu düşüncesiyle kamu yararı kararının alındığı ve dava konusu acele kamulaştırmaya karar verildiğinin anlaşıldığı, Anılan projenin ülke ekonomisine katkısının tarımsal faaliyetlere oranla daha fazla olduğu şüphe götürmemekle birlikte, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan acelelik halinin somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın dava konusu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler ile davalılar yanında müdahil tarafından, müdahil şirket tarafından yürütülecek altın/gümüş çıkarma faaliyetinin, ülke ekonomisine tarım arazilerinden elde edilecek katkıdan çok daha fazlasını sağlayacağı, yörede yaşayanlara istihdam alanı açacağı, madencilik faaliyetlerinin devamı açısından olumlu katkılarının olacağı, işlemde kamu yararı bulunmasının yanında acelelik halinin de gerçekleştiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekliliği karşısında, davalı idarelerce ileri sürülen yapılması planlanan madencilik faaliyetinden elde edilecek gelir, ödenecek Devlet hakkı ve vergi miktarlarına yönelik verilerin, acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceği ve uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin bulunmaması karşısında, taşınmazların acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın, uyuşmazlık konusu parsele ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmediğinden, temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Müdahil şirket tarafından, Kütahya ili, Simav ilçesi sınırlarında bulunan Sicil:… (altın) ve Sicil:…. (altın+gümüş) sayılı IV. grup işletme ruhsatlı sahalar ile ilgili olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden, ruhsatlara konu maden üretimlerine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazların, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırılması kararı ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13. maddesine istinaden kamu yararı kararı verilmesi talep edilmesi üzerine, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yerinde gerçekleştirilen incelemeler sonucunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlık Makamından alınan … tarihli ve … sayılı 'Makam Oluru'na istinaden, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca, ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların, 27/11/2021 tarih ve 4644 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Ruhsat alanı içerisinde kalan parsellerin acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/10/2021 tarih ve 31642 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'nın, davacının mülkiyetinde olan, Kütahya ili, Simav ilçesi, … Köyü, … ada … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 No'lu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanun'un 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 46. maddesinde "…İşletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılır…" hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Dava konusu acele kamulaştırma kararının dayanağı olan ve müdahil şirket tarafından Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne sunulan kamulaştırma projesinde; … ve … sicil sayılı IV. Grup işletme ruhsatlı sahalarda yapılan çalışmalar neticesinde, Örencik ve Avcılar Köylerinde kamulaştırılması planlanan 1.988.328,06 m2'lik alanda firesiz ürün yetiştirilmesi halinde 499,25 ton buğday üretileceği, üretim giderlerinin düşülmesiyle birlikte tarımsal faaliyetlerden toplamda 407.144,68-TL gelir elde edileceği, yapılması planlanan madencilik faaliyetlerine ilişkin olarak ise, kurulacak tesislerin inşaat aşamasında 250 kişinin, işletme aşamasında 350 kişinin istihdam edileceği, sağlanacak doğrudan ve dolaylı istihdam imkanıyla bölgedeki işsizliğin azaltılmasında katkıda bulunulacağı, Kütahya Tavşanlı Altın-Gümüş Madeni Projesi kapsamında 30.494,31 ons/yıl dore altın ve 37.037,63 ons/yıl dore gümüş üretileceği, 377.856.601,36-TL/yıl gelir elde edileceği, 22.830.095,71-TL/yıl Devlet hakkı ve 51.573.717,40-TL/yıl vergi ödeneceği hususları beyan edilerek, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda madencilik faaliyeti yürütülmesine yönelik kamu yararı kararının alındığı ve dava konusu acele kamulaştırma işleminin tesis edildiği görülmektedir. Aktarılan gerekçeler, maden üretimlerine devam edilebilmesi için dava konusu taşınmazların kamulaştırılmasına duyulan ihtiyacı ortaya koyan nedenler olarak kabul edilebilirse de, bu hususların, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumları ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararını ortaya koyan nedenler olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır. İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekliliği karşısında, davalı idarelerce ileri sürülen yapılması planlanan madencilik faaliyetinden elde edilecek gelir, ödenecek Devlet hakkı ve vergi miktarlarına yönelik verilerin, acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceğinden, uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin bulunmaması karşısında, taşınmazların acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın, uyuşmazlık konusu parsele ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idareler ile müdahilin temyiz istemlerinin reddine, 2.Dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parsele ilişkin kısmının iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 15/02/2023 tarih ve E:2022/1190, K:2023/1546 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 15/06/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Buna göre, acele kamulaştırma usulünde, satın alma usulü denenmeden ve tescil hükmünün kurulması da beklenilmeden, tek şart olarak taşınmaz malın Mahkemece tespit edilen değerinin, malik adına depo edilmesi sonrasında, ancak yine Mahkeme kararıyla, idareye taşınmaza el koyma izni verilebilmektedir. Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, dayandığı plan/projenin hayata geçirilmesini ivedilikle temin etme amacıyla, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır. Bu haliyle, acele kamulaştırmaya ilişkin usul, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte ve olağan kamulaştırmaya göre ölçüsüz/orantısız bir müdahale getirmemektedir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi ile düzenlenen ve istisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, kamu düzenine ilişkin olan acelelik koşulunun bulunup bulunmadığının tespiti, acele kamulaştırma yoluna gidilmediği takdirde kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konulmasına bağlıdır. Davaya konu işlemin dayanağı olan kamulaştırma projesinde; … ve … sicil sayılı IV. Grup işletme ruhsatlı sahalarda yapılan çalışmalar neticesinde, Örencik ve Avcılar Köylerinde kamulaştırılması planlanan 1.988.328,06 m2'lik alanda firesiz ürün yetiştirilmesi halinde 499,25 ton buğday üretileceği, üretim giderlerinin düşülmesiyle birlikte tarımsal faaliyetlerden toplamda 407.144,68-TL gelir elde edileceği, oysa yapılması planlanan madencilik faaliyetlerine ilişkin olarak ise, kurulacak tesislerin inşaat aşamasında 250 kişinin, işletme aşamasında 350 kişinin istihdam edileceği, sağlanacak doğrudan ve dolaylı istihdam imkanıyla bölgedeki işsizliğin azaltılmasında katkıda bulunulacağı, Kütahya Tavşanlı Altın-Gümüş Madeni Projesi kapsamında 30.494,31 ons/yıl dore altın ve 37.037,63 ons/yıl dore gümüş üretileceği, 377.856.601,36-TL/yıl gelir elde edileceği, 22.830.095,71-TL/yıl Devlet hakkı ve 51.573.717,40-TL/yıl vergi ödeneceğinin beyan edildiği dikkate alındığında; madencilik faaliyetlerine sağlayacağı katkı, bu alanda yapılacak yatırımları teşvik, ülke ekonomisine gerek gelir olarak gerek istihdam açısından sağlayacağı katkılar dikkate alındığında, söz konusu projenin bir an evvel hayata geçirilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemde 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesinin şartlarından olan acelelik halinin bulunduğu ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davalı idareler ile müdahilin temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX-Müdahil şirket tarafından, Kütahya ili, Simav ilçesi sınırlarında bulunan Sicil:… (altın) ve Sicil:… (altın+gümüş) sayılı IV. grup işletme ruhsatlı sahalar ile ilgili olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden, ruhsatlara konu maden üretimlerine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazların, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırılması kararı ile taşınmazların tarım arazisi niteliğinde olması nedeniyle 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13. maddesine istinaden kamu yararı kararı verilmesi talep edilmesi üzerine, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yerinde gerçekleştirilen incelemeler sonucunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlık Makamından alınan … tarihli ve … sayılı 'Makam Oluru'na istinaden, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca, ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların, 27/11/2021 tarih ve 4644 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde tarım arazilerinin, tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; …ilgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebileceği hükmü yer almaktadır. Davaya konu işlemin dayanağı olan kamulaştırma projesinde; … ve … sicil sayılı IV. Grup işletme ruhsatlı sahalarda yapılan çalışmalar neticesinde, Örencik ve Avcılar Köylerinde kamulaştırılması planlanan 1.988.328,06 m2'lik alanda firesiz ürün yetiştirilmesi halinde 499,25 ton buğday üretileceği, üretim giderlerinin düşülmesiyle birlikte tarımsal faaliyetlerden toplamda 407.144,68-TL gelir elde edileceği, oysa yapılması planlanan madencilik faaliyetlerine ilişkin olarak ise, kurulacak tesislerin inşaat aşamasında 250 kişinin, işletme aşamasında 350 kişinin istihdam edileceği, sağlanacak doğrudan ve dolaylı istihdam imkanıyla bölgedeki işsizliğin azaltılmasında katkıda bulunulacağı, Kütahya Tavşanlı Altın-Gümüş Madeni Projesi kapsamında 30.494,31 ons/yıl dore altın ve 37.037,63 ons/yıl dore gümüş üretileceği, 377.856.601,36-TL/yıl gelir elde edileceği, 22.830.095,71-TL/yıl Devlet hakkı ve 51.573.717,40-TL/yıl vergi ödeneceğinin beyan edildiği dikkate alındığında; madencilik faaliyetlerine sağlayacağı katkı, bu alanda yapılacak yatırımları teşvik, ülke ekonomisine gerek gelir olarak gerek istihdam açısından sağlayacağı katkılar dikkate alındığında, söz konusu projenin bir an evvel hayata geçirilmesinde acelelik hali bulunmaktaysa da, bu durumun, acele kamulaştırma kararından önce alınması gereken izinlerin alınmaksızın işlem tesisine imkan tanımadığı da açıktır. Bu durumda, ruhsat alanı içerisinde kalan tarım arazilerinin madencilik faaliyeti kapsamında tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olup, gerekli izin/tahsis işlemleri sonrasında acele kamulaştırma kararı alınması gerekirken, tarım dışı amaçla kullanım izni başvurusu sonuçlanmadan alınan acele kamulaştırma kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Dava konusu işlemin tesisinden sonra 07/07/2022 tarihli olur ile tarım dışı kullanım izni alınmışsa da, iptali istenilen acele kamulaştırma kararının tesis edildiği tarihte dava konusu taşınmazın tarım dışı kullanımı için gerekli iznin alınmamış olduğu, dolayısıyla acele kamulaştırma kararının tesis edildiği tarihte dayanağının bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiş olup, temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/1488, K. 2023/1420Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/1488 E.  ,  2023/1420 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1488 Karar No : 2023/1420 TEMYİZ EDENLER : I-(DAVALILAR): 1-… 2-… Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av… II-(DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL) : … Madencilik Sanayi ve Ticaret AŞ. VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 15/02/2023 tarih ve E:2022/1207, K:2023/1561 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kütahya ilinde S:… numaralı (altın) ve S:… numaralı (altın+gümüş) IV. grup maden işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimlerine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazların, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/10/2021 tarih ve 31642 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/10/2021 tarih ve 4644 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, Kütahya ili, Simav ilçesi, … Köyü, … ada … ve … parsel ile … ada … ve … parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 15/02/2023 tarih ve E:2022/1207, K:2023/1561 sayılı kararıyla; Dava konusu acele kamulaştırma kararının dayanağı olan ve müdahil şirket tarafından Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne sunulan kamulaştırma projesinde; … ve … sicil sayılı IV. Grup işletme ruhsatlı sahalarda yapılan çalışmalar neticesinde, Örencik ve Avcılar Köylerinde kamulaştırılması planlanan 1.988.328,06 m2'lik alanda firesiz ürün yetiştirilmesi halinde 499,25 ton buğday üretileceği, üretim giderlerinin düşülmesiyle birlikte tarımsal faaliyetlerden toplamda 407.144,68-TL gelir elde edileceği, yapılması planlanan madencilik faaliyetlerine ilişkin olarak ise, kurulacak tesislerin inşaat aşamasında 250 kişinin, işletme aşamasında 350 kişinin istihdam edileceği, sağlanacak doğrudan ve dolaylı istihdam imkanıyla bölgedeki işsizliğin azaltılmasında katkıda bulunulacağı, Kütahya Tavşanlı Altın-Gümüş Madeni Projesi kapsamında 30.494,31 ons/yıl dore altın ve 37.037,63 ons/yıl dore gümüş üretileceği, 377.856.601,36-TL/yıl gelir elde edileceği, 22.830.095,71-TL/yıl Devlet hakkı ve 51.573.717,40-TL/yıl vergi ödeneceği hususları beyan edilerek, halihazırdaki tarımsal faaliyetlere oranla, anılan projenin ülke ekonomisine katkısının çok daha fazla olduğunun ileri sürüldüğü görülmekte, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda madencilik faaliyeti yürütülmesinde, tarımsal faaliyetlere kıyasla üstün kamu yararı olduğu düşüncesiyle kamu yararı kararının alındığı ve dava konusu acele kamulaştırmaya karar verildiğinin anlaşıldığı, Anılan projenin ülke ekonomisine katkısının tarımsal faaliyetlere oranla daha fazla olduğu şüphe götürmemekle birlikte, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan acelelik halinin somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın dava konusu parsellere ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazlara ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler ile davalılar yanında müdahil tarafından, müdahil şirket tarafından yürütülecek altın/gümüş çıkarma faaliyetinin, ülke ekonomisine tarım arazilerinden elde edilecek katkıdan çok daha fazlasını sağlayacağı, yörede yaşayanlara istihdam alanı açacağı, madencilik faaliyetlerinin devamı açısından olumlu katkılarının olacağı, işlemde kamu yararı bulunmasının yanında acelelik halinin de gerçekleştiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'UN DÜŞÜNCESİ : İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekliliği karşısında, davalı idarelerce ileri sürülen yapılması planlanan madencilik faaliyetinden elde edilecek gelir, ödenecek Devlet hakkı ve vergi miktarlarına yönelik verilerin, acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceği ve uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin bulunmaması karşısında, taşınmazların acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın, uyuşmazlık konusu parsellere ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmediğinden, temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Müdahil şirket tarafından, Kütahya ili, Simav ilçesi sınırlarında bulunan Sicil:… (altın) ve Sicil:… (altın+gümüş) sayılı IV. grup işletme ruhsatlı sahalar ile ilgili olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden, ruhsatlara konu maden üretimlerine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazların, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırılması kararı ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13. maddesine istinaden kamu yararı kararı verilmesi talep edilmesi üzerine, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yerinde gerçekleştirilen incelemeler sonucunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlık Makamından alınan … tarihli ve … sayılı 'Makam Oluru'na istinaden, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca, ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların, 27/11/2021 tarih ve 4644 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Ruhsat alanı içerisinde kalan parsellerin acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/10/2021 tarih ve 31642 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'nın, davacının mülkiyetinde olan, Kütahya ili, Simav ilçesi, Örencik Köyü, … ada … ve … parsel ile … ada … ve … parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 No'lu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanun'un 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 46. maddesinde "…İşletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılır…" hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Dava konusu acele kamulaştırma kararının dayanağı olan ve müdahil şirket tarafından Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne sunulan kamulaştırma projesinde; … ve … sicil sayılı IV. Grup işletme ruhsatlı sahalarda yapılan çalışmalar neticesinde, Örencik ve Avcılar Köylerinde kamulaştırılması planlanan 1.988.328,06 m2'lik alanda firesiz ürün yetiştirilmesi halinde 499,25 ton buğday üretileceği, üretim giderlerinin düşülmesiyle birlikte tarımsal faaliyetlerden toplamda 407.144,68-TL gelir elde edileceği, yapılması planlanan madencilik faaliyetlerine ilişkin olarak ise, kurulacak tesislerin inşaat aşamasında 250 kişinin, işletme aşamasında 350 kişinin istihdam edileceği, sağlanacak doğrudan ve dolaylı istihdam imkanıyla bölgedeki işsizliğin azaltılmasında katkıda bulunulacağı, Kütahya Tavşanlı Altın-Gümüş Madeni Projesi kapsamında 30.494,31 ons/yıl dore altın ve 37.037,63 ons/yıl dore gümüş üretileceği, 377.856.601,36-TL/yıl gelir elde edileceği, 22.830.095,71-TL/yıl Devlet hakkı ve 51.573.717,40-TL/yıl vergi ödeneceği hususları beyan edilerek, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda madencilik faaliyeti yürütülmesine yönelik kamu yararı kararının alındığı ve dava konusu acele kamulaştırma işleminin tesis edildiği görülmektedir. Aktarılan gerekçeler, maden üretimlerine devam edilebilmesi için dava konusu taşınmazların kamulaştırılmasına duyulan ihtiyacı ortaya koyan nedenler olarak kabul edilebilirse de, bu hususların, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumları ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararını ortaya koyan nedenler olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır. İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekliliği karşısında, davalı idarelerce ileri sürülen yapılması planlanan madencilik faaliyetinden elde edilecek gelir, ödenecek Devlet hakkı ve vergi miktarlarına yönelik verilerin, acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceğinden, uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin bulunmaması karşısında, taşınmazların acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın, uyuşmazlık konusu parsellere ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idareler ile müdahilin temyiz istemlerinin reddine, 2.Dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parsellere ilişkin kısmının iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 15/02/2023 tarih ve E:2022/1207, K:2023/1561 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 15/06/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Buna göre, acele kamulaştırma usulünde, satın alma usulü denenmeden ve tescil hükmünün kurulması da beklenilmeden, tek şart olarak taşınmaz malın Mahkemece tespit edilen değerinin, malik adına depo edilmesi sonrasında, ancak yine Mahkeme kararıyla, idareye taşınmaza el koyma izni verilebilmektedir. Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, dayandığı plan/projenin hayata geçirilmesini ivedilikle temin etme amacıyla, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır. Bu haliyle, acele kamulaştırmaya ilişkin usul, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte ve olağan kamulaştırmaya göre ölçüsüz/orantısız bir müdahale getirmemektedir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi ile düzenlenen ve istisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, kamu düzenine ilişkin olan acelelik koşulunun bulunup bulunmadığının tespiti, acele kamulaştırma yoluna gidilmediği takdirde kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konulmasına bağlıdır. Davaya konu işlemin dayanağı olan kamulaştırma projesinde; … ve … sicil sayılı IV. Grup işletme ruhsatlı sahalarda yapılan çalışmalar neticesinde, Örencik ve Avcılar Köylerinde kamulaştırılması planlanan 1.988.328,06 m2'lik alanda firesiz ürün yetiştirilmesi halinde 499,25 ton buğday üretileceği, üretim giderlerinin düşülmesiyle birlikte tarımsal faaliyetlerden toplamda 407.144,68-TL gelir elde edileceği, oysa yapılması planlanan madencilik faaliyetlerine ilişkin olarak ise, kurulacak tesislerin inşaat aşamasında 250 kişinin, işletme aşamasında 350 kişinin istihdam edileceği, sağlanacak doğrudan ve dolaylı istihdam imkanıyla bölgedeki işsizliğin azaltılmasında katkıda bulunulacağı, Kütahya Tavşanlı Altın-Gümüş Madeni Projesi kapsamında 30.494,31 ons/yıl dore altın ve 37.037,63 ons/yıl dore gümüş üretileceği, 377.856.601,36-TL/yıl gelir elde edileceği, 22.830.095,71-TL/yıl Devlet hakkı ve 51.573.717,40-TL/yıl vergi ödeneceğinin beyan edildiği dikkate alındığında; madencilik faaliyetlerine sağlayacağı katkı, bu alanda yapılacak yatırımları teşvik, ülke ekonomisine gerek gelir olarak gerek istihdam açısından sağlayacağı katkılar dikkate alındığında, söz konusu projenin bir an evvel hayata geçirilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemde 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesinin şartlarından olan acelelik halinin bulunduğu ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davalı idareler ile müdahilin temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX-Müdahil şirket tarafından, Kütahya ili, Simav ilçesi sınırlarında bulunan Sicil:… (altın) ve Sicil:… (altın+gümüş) sayılı IV. grup işletme ruhsatlı sahalar ile ilgili olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden, ruhsatlara konu maden üretimlerine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazların, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırılması kararı ile taşınmazların tarım arazisi niteliğinde olması nedeniyle 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13. maddesine istinaden kamu yararı kararı verilmesi talep edilmesi üzerine, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yerinde gerçekleştirilen incelemeler sonucunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlık Makamından alınan … tarihli ve … sayılı 'Makam Oluru'na istinaden, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca, ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların, 27/11/2021 tarih ve 4644 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde tarım arazilerinin, tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; …ilgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebileceği hükmü yer almaktadır. Davaya konu işlemin dayanağı olan kamulaştırma projesinde; … ve … sicil sayılı IV. Grup işletme ruhsatlı sahalarda yapılan çalışmalar neticesinde, Örencik ve Avcılar Köylerinde kamulaştırılması planlanan 1.988.328,06 m2'lik alanda firesiz ürün yetiştirilmesi halinde 499,25 ton buğday üretileceği, üretim giderlerinin düşülmesiyle birlikte tarımsal faaliyetlerden toplamda 407.144,68-TL gelir elde edileceği, oysa yapılması planlanan madencilik faaliyetlerine ilişkin olarak ise, kurulacak tesislerin inşaat aşamasında 250 kişinin, işletme aşamasında 350 kişinin istihdam edileceği, sağlanacak doğrudan ve dolaylı istihdam imkanıyla bölgedeki işsizliğin azaltılmasında katkıda bulunulacağı, Kütahya Tavşanlı Altın-Gümüş Madeni Projesi kapsamında 30.494,31 ons/yıl dore altın ve 37.037,63 ons/yıl dore gümüş üretileceği, 377.856.601,36-TL/yıl gelir elde edileceği, 22.830.095,71-TL/yıl Devlet hakkı ve 51.573.717,40-TL/yıl vergi ödeneceğinin beyan edildiği dikkate alındığında; madencilik faaliyetlerine sağlayacağı katkı, bu alanda yapılacak yatırımları teşvik, ülke ekonomisine gerek gelir olarak gerek istihdam açısından sağlayacağı katkılar dikkate alındığında, söz konusu projenin bir an evvel hayata geçirilmesinde acelelik hali bulunmaktaysa da, bu durumun, acele kamulaştırma kararından önce alınması gereken izinlerin alınmaksızın işlem tesisine imkan tanımadığı da açıktır. Bu durumda, ruhsat alanı içerisinde kalan tarım arazilerinin madencilik faaliyeti kapsamında tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olup, gerekli izin/tahsis işlemleri sonrasında acele kamulaştırma kararı alınması gerekirken, tarım dışı amaçla kullanım izni başvurusu sonuçlanmadan alınan acele kamulaştırma kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Dava konusu işlemin tesisinden sonra 07/07/2022 tarihli olur ile tarım dışı kullanım izni alınmışsa da, iptali istenilen acele kamulaştırma kararının tesis edildiği tarihte dava konusu taşınmazın tarım dışı kullanımı için gerekli iznin alınmamış olduğu, dolayısıyla acele kamulaştırma kararının tesis edildiği tarihte dayanağının bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiş olup, temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.

Olağan Kamulaştırma ile Acele Kamulaştırma Arasındaki Farklar

Anayasa'nın 35. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı temel bir hak olup ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabilir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca idareler kanunla yapmakla yükümlü oldukları hizmetler için bedelini ödeyerek kamulaştırma yapabilirler; onaylı plan veya projelere göre yapılacak hizmetlerde ise Kanun'un 6. maddesi gereğince kamu yararı kararı aranmaksızın işlem başlatma kararı yeterli sayılmaktadır. Olağan kamulaştırma usulünde idarece öncelikle satın alma yoluna gidilir, anlaşılamazsa asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılır. Olağan usulde mahkeme idare lehine tescil hükmü kurmadığı müddetçe idarenin taşınmaza fiilen el atma veya tasarrufta bulunma yetkisi bulunmaz. Acele kamulaştırma ise mülkiyet hakkı güvencelerini tamamen ortadan kaldırmamakla birlikte, henüz tescil hükmü verilmeden sürecin başında idareye taşınmaza el koyma yetkisi vermesi yönüyle ayrılır.

Acele Kamulaştırmanın Hukuki Şartları ve Acelelik Kriteri

Acele kamulaştırma yöntemi olağan kamulaştırmanın bir istisnası niteliğinde bulunduğundan, mülkiyet hakkını ve hukuki güvenlik ilkesini zedeleyecek biçimde geniş yorumlanamaz. İdarenin bu yola gidebilmesi için olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında acelelik durumunun varlığını somut olarak ortaya koyması zorunludur. Cumhurbaşkanınca acelelik kararı alınabilmesi için aranan acelelik koşulu kamu düzenine ilişkindir. Buradaki kamu yararı, olağan kamulaştırma usulüyle güdülen kamu yararından farklı olup sürecin ivedilikle yürütülmesini zorunlu kılan özel bir yarardır. Nitekim bu yola başvurulmadığı takdirde kamunun karşılaşacağı muhtemel zararların açıkça ortaya konulamadığı durumlarda acelelik şartı gerçekleşmiş sayılmaz.

Maden İşletme Faaliyetlerinde Acele Kamulaştırma

3213 sayılı Maden Kanunu'nun 46. maddesi uyarınca işletme ruhsatı safhasında gerekli özel mülkiyete konu taşınmazlar için anlaşma sağlanamaması ve talep üzerine Bakanlıkça kamu yararı kararı verilmesi halinde kamulaştırma yapılabilmektedir. 3213 sayılı Kanun kamulaştırma usulü bakımından 2942 sayılı Kanun'a atıf yaptığından özel şahıslar lehine yürütülen madencilik faaliyetlerinde de şartları varsa acele kamulaştırma gündeme gelebilir. Bununla birlikte doğal kaynak ve madenlerin işletilmesinde kamu yararı bulunması, acele kamulaştırmanın özel koşulları oluşmadıkça bu istisnai yönteme başvurulmasını haklı kılmaz. Somut olayda aceleliğin gerekçesi ortaya konulamadığında Cumhurbaşkanı kararlarının iptali yönünde yargısal denetim yapılmaktadır.

Mahkemece Belirlenen El Koyma Bedelinin Niteliği

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesince belirlenen ve bankaya yatırılan değer, taşınmazın kesin veya nihai kamulaştırma bedeli değildir. Bu aşamada kıymet takdiri dışındaki işlemler sonraya bırakıldığından tespit edilen meblağ yalnızca idarenin taşınmaza el koyabilmesine zemin oluşturur. Taşınmazın gerçek kamulaştırma bedeli, el koyma sonrasında açılacak bedel tespiti ve tescil davasında bilirkişilerce yapılacak inceleme neticesinde belirlenir.

Satın Alma Usulü ve Bedel Tespiti ile Tescil Davası

Acele kamulaştırma usulü olağan kamulaştırmada malik lehine tanınan usuli güvenceleri ortadan kaldırmaz; yalnızca bu işlemlerin işletilmesinden önce idareye el koyma yetkisi tanır. Taşınmaza el konulmasının ardından idare tarafından öncelikle Kanun'un 8. maddesinde düzenlenen satın alma usulü işletilmelidir. Taraflarca anlaşma sağlanması halinde taşınmaz maliki en fazla kırk beş gün içinde tapudan ve taşınmaz üzerindeki tüm haklarından feragat ettiğini bildirerek idare adına tescili sağlar. Taşınmazın satın alma usulüyle kamulaştırılamaması halinde ise idarece 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması zorunludur.

Kamulaştırma Şerhinin Tapu Siciline İşlenmesi ve Terkini

Kamulaştırma kararı alınmasının ardından durum taşınmazın kayıtlı bulunduğu tapu dairesine bildirilir ve tapu siciline kamulaştırma şerhi işlenir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca kamulaştırma işlemlerinin altı ay içinde bitirilmesi gerekmektedir. Belirtilen bu altı aylık süre zarfında kamulaştırma işlemleri tamamlanmadığı takdirde şerh tapu dairesi tarafından resen silinir.

İdari Yargıda Dava Açma Ehliyeti, Görevli Mahkeme ve Süreler

Cumhurbaşkanı tarafından tesis edilen acele kamulaştırma kararlarının iptali istemiyle açılan davalar ilk derece mahkemesi olarak doğrudan Danıştay'da görülür. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmî Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde sayılmadığından, mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikteki bu bireysel işlemlere karşı usulüne uygun yazılı bildirim üzerine otuz gün veya öğrenme tarihinden itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içinde Danıştay'da dava açılması mümkündür. İdari yargıda iptal davası açılabilmesi için meşru ve güncel menfaat bağı arandığından, taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı bulunmayan kiracıların ve kendi mülkiyetinde yer almayan alanlara yönelik meslek kuruluşlarının acele kamulaştırma kararlarına karşı dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı kabul edilmektedir.

Acele kamulaştırmada mahkemenin belirlediği bedel nihai kamulaştırma bedeli midir?

Hayır, asliye hukuk mahkemesince belirlenen el koyma bedeli nihai kamulaştırma bedeli olmayıp taşınmazın gerçek değeri bilahare açılacak bedel tespiti ve tescil davasında karara bağlanır.

Kamulaştırma şerhi tapu sicilinden ne zaman silinir?

Kamulaştırma işlemlerinin altı ay içinde bitirilmemesi halinde tapu kütüğüne konulan kamulaştırma şerhi tapu idaresi tarafından resen terkin edilir.

Kiracılar acele kamulaştırma kararına karşı dava açabilir mi?

Hayır, güncel ve meşru menfaatlerinin bulunmadığı kabul edildiğinden kiracıların acele kamulaştırma işlemine karşı dava açma ehliyeti bulunmaz.

Cumhurbaşkanınca alınan acele kamulaştırma kararlarına karşı hangi mahkemede dava açılır?

Cumhurbaşkanı tarafından tesis edilen acele kamulaştırma kararlarının iptali istemiyle açılan davalar ilk derece mahkemesi olarak doğrudan Danıştay'da açılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu