Acele Kamulaştırma Nedir ve Kamulaştırmadan Farkı Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
Acele Kamulaştırma Nedir ve Kamulaştırmadan Farkı Nelerdir?

Acele kamulaştırma; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında, aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere idareye taşınmaza önceden el koyma imkanı tanıyan istisnai bir kamulaştırma usulüdür.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2025/745, K. 2025/1277Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/745 E.  ,  2025/1277 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/745 Karar No : 2025/1277 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-… 2-… Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … 3-…Başkanlığı İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2024 tarih ve E:2024/284, K:2024/5633 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Kayseri Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 12/12/2023 tarih ve 32397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/12/2023 tarih ve 7925 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, … Mahallesi, … ada … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2024 tarih ve E:2024/284, K:2024/5633 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 6. ve 27. maddelerine yer verilerek, Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurabilmelerinin mümkün olduğu, Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmadığı, Acele kamulaştırma usulünün ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörüldüğü, Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerektiği, Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu, Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, Kocasinan ilçesi … Mahallesi … mevkii, sırasıyla 84°C ve 80°C sıcaklık, 45 lt/sn ve 60 lt/sn debisinde jeotermal kuyular bulunduğu; bu kuyuların, bölgede kurulması planlanan Kayseri-Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinde kullanılarak yılın 11 ayı boyunca ortalama 35.000 ton tarımsal üretim gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, böylelikle tarımsal üretimde verimlilik ile istihdamın artırılması, jeotermal kaynakların etkin biçimde değerlendirilmesi ve bölgesel ekonomik kalkınmaya katkı sağlanmasının amaçlandığının görüldüğü, Bu bakımdan, jeotermal kaynakların etkin değerlendirilmesi neticesinde tarımsal üretimin sürdürülebilir biçimde artırılması, bölgesel ekonomik kalkınmanın hızlandırılması ve istihdamın genişletilmesi hususlarında somut kazanımlar elde edilebileceği, bu durumun da kamu yararına uygun olacağı sonucuna varıldığı, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma yolunun, kamu yararına ek olarak “acelelik” halinin varlığı hâlinde uygulanabileceği, olağan kamulaştırma yöntemi uygulanması halinde kamulaştırma sürecinin uzayarak jeotermal kaynakların süratle ve verimli şekilde kullanılamamasına, tarımsal üretimde beklenen katma değerin düşmesine ve yatırımın gecikmesine yol açılacağı; bu durumun, hem ilgili kurumlar hem de bölgede oluşturulacak istihdam ve üretim kapasitesinden yararlanacak yerel halk ile ülke ekonomisi bakımından kayıplara sebep olacağı, Dolayısıyla kamu yararının gecikmeksizin temini; tarımsal verimliliğin artırılması, jeotermal kaynakların atıl kalmasının önlenmesi, bölgesel kalkınmanın hızlandırılması ve istihdam olanaklarının yaratılması amaçlarının, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi çerçevesinde acele kamulaştırmayı gerektiren “acelelik” unsurunu doğurduğu kanaatine varıldığından, dava konusu taşınmazın ivedilikle ediniminin sağlanması, projenin hayata geçirilmesi açısından zorunlu nitelik taşıdığından 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan acelelik durumunun ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Türkiye'de üretilen tüm şekerin %27'sinin üretildiği Kayseri ekim bölgesinde şeker pancarı tarımı ve buğday tarımı yapıldığı, pancar ve buğday tarımından elde ettikleri gelirlerinden mahrum olmaları nedeniyle yaşayacakları mağduriyet bir yana, kamunun da stratejik bir ürün olan şekerin üretiminden mahrum kalacağı, ülke ekonomisine sağlanan fayda göz ardı edilerek tarım arazilerinin acelece kamulaştırılmasında kamu yararının bulunmadığı; tarıma dayalı ihtisas (jeotermal kaynaklı sera) organize sanayi bölgesi projesi yapılacak olmasının söz konusu bölgede bulunan taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararların neler olduğunun açıkça ortaya konmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Kayseri Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmuş, Cumhurbaşkanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ise savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ…'UN DÜŞÜNCESİ : 30/06/2022 tarihinde yer seçimi kesinleştirilen Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesi (TDİOSB) alanındaki özel mülkiyete konu taşınmazların kamulaştırma yoluyla iktisap edilmeleri mümkün ise de, jeotermal kaynaklı sera projesinin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi nedeninin tek başına alanda yer alan taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesi için acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulmasının gerekmesine karşın, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanmasını gerektiren nedenler somut olarak ortaya konulamadığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü; "Kamulaştırma" başlıklı 46. maddesinde, "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 6. maddesinin 3. fıkrasında; onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek olmadığı, bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınacağı; "Satın alma usulü" başlıklı 8. maddesinde; idarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10. maddesine göre işlem yapılacağı, "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlıklı 10. maddesinde de; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin, 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle, 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat ederek, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma, 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 4. maddesinde; "(…) Seçilen alanda özel mülkiyette olan araziler bulunması hâlinde bu araziler rızaen satın alma veya kamulaştırma yoluyla iktisap edilir. Bu nitelikte taşınmazlar hakkında 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri uygulanır. (Ek cümleler:4/4/2023-7451/5 md.) Yönetmelikte belirtilen şart ve sürelerde yatırım yapmayı taahhüt eden parsel maliklerine, kamulaştırma yapılmadan seçilen alanda OSB tarafından yer verilebilir. Taahhüdü yerine getirmeyenlerin taşınmazları kamulaştırılır. (…) (Ek fıkra:4/4/2023-7451/5 md.) Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, acele kamulaştırma kararına istinaden Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi kapsamında mahkemece takdir edilen taşınmaz bedelinin banka hesabına yatırılması ve acele el koyma kararı verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen, OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsis yapılabilir, yatırımlar için ruhsat ve izinler verilebilir. Bedel tespitine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesinin üçüncü fıkra hükmü saklıdır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir…" hükmü bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "Kamu Yararı" ve "Acelelik Hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda; acele kamulaştırma kararının, Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu uyarınca, tarım ve sanayi sektörünün entegrasyonunu sağlamaya yönelik tarıma dayalı sanayi girdisini oluşturan bitkisel ve hayvansal üretimin ve bunların işlenmesine yönelik sanayi tesislerinin yer alabileceği ve ilgili mevzuatı uyarınca öngörülen biyogüvenlik tedbirlerine uyulması şartıyla tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi oluşturulmasında ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır. Cumhurbaşkanı Kararının acelelik hali yönünden değerlendirmesine gelince; organize sanayi bölgesi alanındaki özel mülkiyete konu taşınmazların kamulaştırma yoluyla iktisap edilmeleri mümkün olup, organize sanayi bölgesindeki kamulaştırmalarda; projenin niteliği ile yatırımın ülke ekonomisine sağlayacağı katkı, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususların değerlendirilerek, Kanun'da öngörülen acele kamulaştırma koşullarının varlığı halinde, taşınmazların bir an önce kullanılmasına duyulan ihtiyaç nedeniyle, kamulaştırmanın acele usulle yapılması da söz konusu olabilmektedir. Nitekim, 04/04/2023 tarih ve 7451 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile 4562 sayılı Kanun'un 4. maddesine eklenen 16. fıkra ile Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, acele kamulaştırma kararına istinaden 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi kapsamında mahkemece takdir edilen taşınmaz bedelinin banka hesabına yatırılması ve acele elkoyma kararı verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen, OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsisin yapılabileceği, yatırımlar için ruhsat ve izinlerin verilebileceği hususu düzenlenerek, OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda acele kamulaştırma kararı alınmasına imkân tanınmış, anılan hükmün Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali istemyle yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 08/11/2023 tarih ve E:2023/97, K:2023/192 sayılı kararıyla; "…69. Kuralla Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda bulunan özel mülkiyete konu taşınmazlar hakkında acele kamulaştırma yapılabileceği öngörülmektedir. Bu bağlamda Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda her durumda acele kamulaştırma yapılmayacağından, elkoyma kararının verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen, OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsis yapılabilmesi ile yatırımlar için ruhsat ve izinler verilebilmesi yoluyla yatırımların hızlandırılması ihtiyacının aciliyeti gözetilmek suretiyle bu yola başvurulacağında kuşku yoktur. Söz konusu aciliyet koşulunun bulunmadığının iddia edilmesi durumunda da idari yargıya başvurulabilmesi mümkündür. .." değerlendirmesiyle, kuralın Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiştir. Aktarılan hususlar çerçevesinde, kanun koyucu tarafından, OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, yatırımların gecikmemesinin temini ile yatırımın hızlandırılması ihtiyacının aciliyeti, acele kamulaştırma gerekçesi olarak kabul edilebilecek haller arasında değerlendirilmiştir. Ancak, bu hükmün uygulanması, 2942 sayılı Kanun'da öngörülen olağanüstü durumların bulunması koşuluna bağlı olup, OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda yapılacak kamulaştırmaların tamamında, her durumda acelelik halinin bulunduğu kabul edilemeyeceğinden, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin niteliği, yatırımın aciliyeti, ulusal ve bölgesel ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerektiğinde de kuşku bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesince de, aciliyet koşulunun bulunmadığının iddia edilmesi durumunda idari yargıya başvurulabilmesinin mümkün olduğu belirtilerek, bu husus vurgulanmıştır. Bu kapsamda, somut olayda, Kocasinan ilçesi, … Mahallesi … mevkiinde, sırasıyla 84°C ve 80°C sıcaklık, 45 lt/sn ve 60 lt/sn debisinde jeotermal kuyular bulunduğu; bu kuyuların, bölgede kurulması planlanan Kayseri-Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinde kullanılarak yılın 11 ayı boyunca ortalama 35.000 ton tarımsal üretim gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, böylelikle tarımsal üretimde verimlilik ile istihdamın artırılması, jeotermal kaynakların etkin biçimde değerlendirilmesi ve bölgesel ekonomik kalkınmaya katkı sağlanmasının amaçlandığı görülmektedir. Bu bakımdan, jeotermal kaynakların etkin değerlendirilmesi neticesinde tarımsal üretimin sürdürülebilir biçimde artırılması, bölgesel ekonomik kalkınmanın hızlandırılması ve istihdamın genişletilmesi hususlarında somut kazanımlar elde edilebileceği bu durumun da kamu yararına uygun olacağı gibi sürecin uzaması, jeotermal kaynakların süratle ve verimli şekilde kullanılamamasına, tarımsal üretimde beklenen katma değerin düşmesine ve yatırımın gecikmesine neden olacak, bu durum hem ilgili kurumlar hem de bölgede oluşturulacak istihdam ve üretim kapasitesinden yararlanacak yerel halk ile ülke ekonomisi bakımından kayıplara sebep olacaktır. Dolayısıyla kamu yararının gecikmeksizin temini; tarımsal verimliliğin artırılması, jeotermal kaynakların atıl kalmasının önlenmesi, bölgesel kalkınmanın hızlandırılması ve istihdam olanaklarının yaratılması amaçları dikkate alındığında somut olayda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan acelelik halinin ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu sonucuna varılmış olup, uyuşmazlık konusu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının anılan taşınmaza ilişkin kısmında ve davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 21/10/2024 tarih ve E:2024/284, K:2024/5633 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 12/06/2025 tarihinde, esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılınmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediği her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmelidir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Uyuşmazlık konusu olayda; acele kamulaştırma kararının, Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu uyarınca, tarım ve sanayi sektörünün entegrasyonunu sağlamaya yönelik tarıma dayalı sanayi girdisini oluşturan bitkisel ve hayvansal üretimin ve bunların işlenmesine yönelik sanayi tesislerinin yer alabileceği ve ilgili mevzuatı uyarınca öngörülen biyogüvenlik tedbirlerine uyulması şartıyla tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi oluşturulmasında ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır. 30/06/2022 tarihinde yer seçimi kesinleştirilen Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesi (TDİOSB) alanındaki özel mülkiyete konu taşınmazların kamulaştırma yoluyla iktisap edilmeleri mümkün ise de, jeotermal kaynaklı sera projesinin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi nedeninin tek başına alanda yer alan taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesi için acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulmasının gerekmesine karşın, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanmasını gerektiren nedenlerin somut olarak ortaya konulamadığı anlaşılmakla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX-Organize sanayi bölgelerinin kuruluş, yapım ve işletilmesi esaslarını düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun "Yer seçimi, kuruluş ve planlama" başlıklı 4. maddesinde; "(…) Seçilen alanda özel mülkiyette olan araziler bulunması hâlinde bu araziler rızaen satın alma veya kamulaştırma yoluyla iktisap edilir. Bu nitelikte taşınmazlar hakkında 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri uygulanır. Yönetmelikte belirtilen şart ve sürelerde yatırım yapmayı taahhüt eden parsel maliklerine, kamulaştırma yapılmadan seçilen alanda OSB tarafından yer verilebilir. Taahhüdü yerine getirmeyenlerin taşınmazları kamulaştırılır… Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, acele kamulaştırma kararına istinaden Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi kapsamında mahkemece takdir edilen taşınmaz bedelinin banka hesabına yatırılması ve acele el koyma kararı verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen, OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsis yapılabilir, yatırımlar için ruhsat ve izinler verilebilir. Bedel tespitine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesinin üçüncü fıkra hükmü saklıdır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir…" hükmü yer almakta olup, uyuşmazlık konusu olayda acele kamulaştırma kararının, 30/06/2022 tarihinde yer seçimi kesinleştirilen Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. 4562 sayılı Kanun'da açıkça OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, acele kamulaştırma yapılabileceğinin düzenlenmiş olması nedeniyle, bu durumlarda acelelik halinin varlığı kanun hükmü ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu durumda, OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda yapılacak kamulaştırmalarda acelelik hali kanun hükmü ile kabul edilmiş olup, uyuşmazlıkta acelelik halinin bulunup bulunmadığı hususuna yönelik bir değerlendirme yapılamayacağı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin hukuka uygunluk denetiminin; acele kamulaştırma işleminin kamu yararı amacına hizmet edip etmediği ve kamu yararı ile davacıların kişisel çıkarları arasında adil bir dengenin bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Bu bakımdan, jeotermal kaynakların etkin değerlendirilmesi neticesinde tarımsal üretimin sürdürülebilir biçimde artırılması, bölgesel ekonomik kalkınmanın hızlandırılması ve istihdamın genişletilmesi hususlarında somut kazanımlar elde edilebileceği, bu durumun da kamu yararına uygun olacağı dikkate alındığında somut olayda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlık konusu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının anılan taşınmaza ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamakta olup, Daire kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2025/743, K. 2025/1275Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/743 E.  ,  2025/1275 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/743 Karar No : 2025/1275 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-… 2-… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-… 2-… Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … 3-… Başkanlığı İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2024 tarih ve E:2024/285, K:2024/5634 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Kayseri Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 12/12/2023 tarih ve 32397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/12/2023 tarih ve 7925 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, … Mahallesi, … ada … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2024 tarih ve E:2024/285, K:2024/5634 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 6. ve 27. maddelerine yer verilerek, Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurabilmelerinin mümkün olduğu, Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmadığı, Acele kamulaştırma usulünün ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörüldüğü, Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerektiği, Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu, Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, Kocasinan ilçesi … Mahallesi … mevkii, sırasıyla 84°C ve 80°C sıcaklık, 45 lt/sn ve 60 lt/sn debisinde jeotermal kuyular bulunduğu; bu kuyuların, bölgede kurulması planlanan Kayseri-Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinde kullanılarak yılın 11 ayı boyunca ortalama 35.000 ton tarımsal üretim gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, böylelikle tarımsal üretimde verimlilik ile istihdamın artırılması, jeotermal kaynakların etkin biçimde değerlendirilmesi ve bölgesel ekonomik kalkınmaya katkı sağlanmasının amaçlandığının görüldüğü, Bu bakımdan, jeotermal kaynakların etkin değerlendirilmesi neticesinde tarımsal üretimin sürdürülebilir biçimde artırılması, bölgesel ekonomik kalkınmanın hızlandırılması ve istihdamın genişletilmesi hususlarında somut kazanımlar elde edilebileceği, bu durumun da kamu yararına uygun olacağı sonucuna varıldığı, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma yolunun, kamu yararına ek olarak “acelelik” halinin varlığı hâlinde uygulanabileceği, olağan kamulaştırma yöntemi uygulanması halinde kamulaştırma sürecinin uzayarak jeotermal kaynakların süratle ve verimli şekilde kullanılamamasına, tarımsal üretimde beklenen katma değerin düşmesine ve yatırımın gecikmesine yol açılacağı; bu durumun, hem ilgili kurumlar hem de bölgede oluşturulacak istihdam ve üretim kapasitesinden yararlanacak yerel halk ile ülke ekonomisi bakımından kayıplara sebep olacağı, Dolayısıyla kamu yararının gecikmeksizin temini; tarımsal verimliliğin artırılması, jeotermal kaynakların atıl kalmasının önlenmesi, bölgesel kalkınmanın hızlandırılması ve istihdam olanaklarının yaratılması amaçlarının, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi çerçevesinde acele kamulaştırmayı gerektiren “acelelik” unsurunu doğurduğu kanaatine varıldığından, dava konusu taşınmazın ivedilikle ediniminin sağlanması, projenin hayata geçirilmesi açısından zorunlu nitelik taşıdığından 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan acelelik durumunun ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Türkiye'de üretilen tüm şekerin %27'sinin üretildiği Kayseri ekim bölgesinde şeker pancarı tarımı ve buğday tarımı yapıldığı, pancar ve buğday tarımından elde ettikleri gelirlerinden mahrum olmaları nedeniyle yaşayacakları mağduriyet bir yana, kamunun da stratejik bir ürün olan şekerin üretiminden mahrum kalacağı, ülke ekonomisine sağlanan fayda göz ardı edilerek tarım arazilerinin acelece kamulaştırılmasında kamu yararının bulunmadığı; tarıma dayalı ihtisas (jeotermal kaynaklı sera) organize sanayi bölgesi projesi yapılacak olmasının söz konusu bölgede bulunan taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararların neler olduğunun açıkça ortaya konmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Kayseri Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmuş, Cumhurbaşkanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ise savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : 30/06/2022 tarihinde yer seçimi kesinleştirilen Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesi (TDİOSB) alanındaki özel mülkiyete konu taşınmazların kamulaştırma yoluyla iktisap edilmeleri mümkün ise de, jeotermal kaynaklı sera projesinin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi nedeninin tek başına alanda yer alan taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesi için acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulmasının gerekmesine karşın, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanmasını gerektiren nedenler somut olarak ortaya konulamadığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü; "Kamulaştırma" başlıklı 46. maddesinde, "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 6. maddesinin 3. fıkrasında; onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek olmadığı, bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınacağı; "Satın alma usulü" başlıklı 8. maddesinde; idarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10. maddesine göre işlem yapılacağı, "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlıklı 10. maddesinde de; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin, 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle, 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat ederek, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma, 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 4. maddesinde; "(…) Seçilen alanda özel mülkiyette olan araziler bulunması hâlinde bu araziler rızaen satın alma veya kamulaştırma yoluyla iktisap edilir. Bu nitelikte taşınmazlar hakkında 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri uygulanır. (Ek cümleler:4/4/2023-7451/5 md.) Yönetmelikte belirtilen şart ve sürelerde yatırım yapmayı taahhüt eden parsel maliklerine, kamulaştırma yapılmadan seçilen alanda OSB tarafından yer verilebilir. Taahhüdü yerine getirmeyenlerin taşınmazları kamulaştırılır. (…) (Ek fıkra:4/4/2023-7451/5 md.) Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, acele kamulaştırma kararına istinaden Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi kapsamında mahkemece takdir edilen taşınmaz bedelinin banka hesabına yatırılması ve acele el koyma kararı verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen, OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsis yapılabilir, yatırımlar için ruhsat ve izinler verilebilir. Bedel tespitine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesinin üçüncü fıkra hükmü saklıdır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir…" hükmü bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "Kamu Yararı" ve "Acelelik Hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda; acele kamulaştırma kararının, Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu uyarınca, tarım ve sanayi sektörünün entegrasyonunu sağlamaya yönelik tarıma dayalı sanayi girdisini oluşturan bitkisel ve hayvansal üretimin ve bunların işlenmesine yönelik sanayi tesislerinin yer alabileceği ve ilgili mevzuatı uyarınca öngörülen biyogüvenlik tedbirlerine uyulması şartıyla tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi oluşturulmasında ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır. Cumhurbaşkanı Kararının acelelik hali yönünden değerlendirmesine gelince; organize sanayi bölgesi alanındaki özel mülkiyete konu taşınmazların kamulaştırma yoluyla iktisap edilmeleri mümkün olup, organize sanayi bölgesindeki kamulaştırmalarda; projenin niteliği ile yatırımın ülke ekonomisine sağlayacağı katkı, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususların değerlendirilerek, Kanun'da öngörülen acele kamulaştırma koşullarının varlığı halinde, taşınmazların bir an önce kullanılmasına duyulan ihtiyaç nedeniyle, kamulaştırmanın acele usulle yapılması da söz konusu olabilmektedir. Nitekim, 04/04/2023 tarih ve 7451 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile 4562 sayılı Kanun'un 4. maddesine eklenen 16. fıkra ile Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, acele kamulaştırma kararına istinaden 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi kapsamında mahkemece takdir edilen taşınmaz bedelinin banka hesabına yatırılması ve acele elkoyma kararı verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen, OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsisin yapılabileceği, yatırımlar için ruhsat ve izinlerin verilebileceği hususu düzenlenerek, OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda acele kamulaştırma kararı alınmasına imkân tanınmış, anılan hükmün Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali istemyle yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 08/11/2023 tarih ve E:2023/97, K:2023/192 sayılı kararıyla; "…69. Kuralla Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda bulunan özel mülkiyete konu taşınmazlar hakkında acele kamulaştırma yapılabileceği öngörülmektedir. Bu bağlamda Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda her durumda acele kamulaştırma yapılmayacağından, elkoyma kararının verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen, OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsis yapılabilmesi ile yatırımlar için ruhsat ve izinler verilebilmesi yoluyla yatırımların hızlandırılması ihtiyacının aciliyeti gözetilmek suretiyle bu yola başvurulacağında kuşku yoktur. Söz konusu aciliyet koşulunun bulunmadığının iddia edilmesi durumunda da idari yargıya başvurulabilmesi mümkündür. .." değerlendirmesiyle, kuralın Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiştir. Aktarılan hususlar çerçevesinde, kanun koyucu tarafından, OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, yatırımların gecikmemesinin temini ile yatırımın hızlandırılması ihtiyacının aciliyeti, acele kamulaştırma gerekçesi olarak kabul edilebilecek haller arasında değerlendirilmiştir. Ancak, bu hükmün uygulanması, 2942 sayılı Kanun'da öngörülen olağanüstü durumların bulunması koşuluna bağlı olup, OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda yapılacak kamulaştırmaların tamamında, her durumda acelelik halinin bulunduğu kabul edilemeyeceğinden, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin niteliği, yatırımın aciliyeti, ulusal ve bölgesel ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerektiğinde de kuşku bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesince de, aciliyet koşulunun bulunmadığının iddia edilmesi durumunda idari yargıya başvurulabilmesinin mümkün olduğu belirtilerek, bu husus vurgulanmıştır. Bu kapsamda, somut olayda, Kocasinan ilçesi, … Mahallesi … mevkiinde, sırasıyla 84°C ve 80°C sıcaklık, 45 lt/sn ve 60 lt/sn debisinde jeotermal kuyular bulunduğu; bu kuyuların, bölgede kurulması planlanan Kayseri-Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinde kullanılarak yılın 11 ayı boyunca ortalama 35.000 ton tarımsal üretim gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, böylelikle tarımsal üretimde verimlilik ile istihdamın artırılması, jeotermal kaynakların etkin biçimde değerlendirilmesi ve bölgesel ekonomik kalkınmaya katkı sağlanmasının amaçlandığı görülmektedir. Bu bakımdan, jeotermal kaynakların etkin değerlendirilmesi neticesinde tarımsal üretimin sürdürülebilir biçimde artırılması, bölgesel ekonomik kalkınmanın hızlandırılması ve istihdamın genişletilmesi hususlarında somut kazanımlar elde edilebileceği bu durumun da kamu yararına uygun olacağı gibi sürecin uzaması, jeotermal kaynakların süratle ve verimli şekilde kullanılamamasına, tarımsal üretimde beklenen katma değerin düşmesine ve yatırımın gecikmesine neden olacak, bu durum hem ilgili kurumlar hem de bölgede oluşturulacak istihdam ve üretim kapasitesinden yararlanacak yerel halk ile ülke ekonomisi bakımından kayıplara sebep olacaktır. Dolayısıyla kamu yararının gecikmeksizin temini; tarımsal verimliliğin artırılması, jeotermal kaynakların atıl kalmasının önlenmesi, bölgesel kalkınmanın hızlandırılması ve istihdam olanaklarının yaratılması amaçları dikkate alındığında somut olayda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan acelelik halinin ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu sonucuna varılmış olup, uyuşmazlık konusu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının anılan taşınmaza ilişkin kısmında ve davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 21/10/2024 tarih ve E:2024/285, K:2024/5634 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 12/06/2025 tarihinde, esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılınmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediği her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmelidir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Uyuşmazlık konusu olayda; acele kamulaştırma kararının, Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu uyarınca, tarım ve sanayi sektörünün entegrasyonunu sağlamaya yönelik tarıma dayalı sanayi girdisini oluşturan bitkisel ve hayvansal üretimin ve bunların işlenmesine yönelik sanayi tesislerinin yer alabileceği ve ilgili mevzuatı uyarınca öngörülen biyogüvenlik tedbirlerine uyulması şartıyla tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi oluşturulmasında ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır. 30/06/2022 tarihinde yer seçimi kesinleştirilen Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesi (TDİOSB) alanındaki özel mülkiyete konu taşınmazların kamulaştırma yoluyla iktisap edilmeleri mümkün ise de, jeotermal kaynaklı sera projesinin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi nedeninin tek başına alanda yer alan taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesi için acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulmasının gerekmesine karşın, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanmasını gerektiren nedenlerin somut olarak ortaya konulamadığı anlaşılmakla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX-Organize sanayi bölgelerinin kuruluş, yapım ve işletilmesi esaslarını düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun "Yer seçimi, kuruluş ve planlama" başlıklı 4. maddesinde; "(…) Seçilen alanda özel mülkiyette olan araziler bulunması hâlinde bu araziler rızaen satın alma veya kamulaştırma yoluyla iktisap edilir. Bu nitelikte taşınmazlar hakkında 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri uygulanır. Yönetmelikte belirtilen şart ve sürelerde yatırım yapmayı taahhüt eden parsel maliklerine, kamulaştırma yapılmadan seçilen alanda OSB tarafından yer verilebilir. Taahhüdü yerine getirmeyenlerin taşınmazları kamulaştırılır… Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, acele kamulaştırma kararına istinaden Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi kapsamında mahkemece takdir edilen taşınmaz bedelinin banka hesabına yatırılması ve acele el koyma kararı verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen, OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsis yapılabilir, yatırımlar için ruhsat ve izinler verilebilir. Bedel tespitine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesinin üçüncü fıkra hükmü saklıdır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir…" hükmü yer almakta olup, uyuşmazlık konusu olayda acele kamulaştırma kararının, 30/06/2022 tarihinde yer seçimi kesinleştirilen Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. 4562 sayılı Kanun'da açıkça OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, acele kamulaştırma yapılabileceğinin düzenlenmiş olması nedeniyle, bu durumlarda acelelik halinin varlığı kanun hükmü ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu durumda, OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda yapılacak kamulaştırmalarda acelelik hali kanun hükmü ile kabul edilmiş olup, uyuşmazlıkta acelelik halinin bulunup bulunmadığı hususuna yönelik bir değerlendirme yapılamayacağı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin hukuka uygunluk denetiminin; acele kamulaştırma işleminin kamu yararı amacına hizmet edip etmediği ve kamu yararı ile davacıların kişisel çıkarları arasında adil bir dengenin bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Bu bakımdan, jeotermal kaynakların etkin değerlendirilmesi neticesinde tarımsal üretimin sürdürülebilir biçimde artırılması, bölgesel ekonomik kalkınmanın hızlandırılması ve istihdamın genişletilmesi hususlarında somut kazanımlar elde edilebileceği, bu durumun da kamu yararına uygun olacağı dikkate alındığında somut olayda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlık konusu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının anılan taşınmaza ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamakta olup, Daire kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2025/744, K. 2025/1276Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/744 E.  ,  2025/1276 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/744 Karar No : 2025/1276 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-… 2-… 3-… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-… 2-… Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … 3-… Başkanlığı İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2024 tarih ve E:2024/286, K:2024/5635 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Kayseri Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 12/12/2023 tarih ve 32397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/12/2023 tarih ve 7925 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, … Mahallesi, … ada … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2024 tarih ve E:2024/286, K:2024/5635 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 6. ve 27. maddelerine yer verilerek, Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurabilmelerinin mümkün olduğu, Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmadığı, Acele kamulaştırma usulünün ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörüldüğü, Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerektiği, Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu, Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, Kocasinan ilçesi … Mahallesi … mevkii, sırasıyla 84°C ve 80°C sıcaklık, 45 lt/sn ve 60 lt/sn debisinde jeotermal kuyular bulunduğu; bu kuyuların, bölgede kurulması planlanan Kayseri-Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinde kullanılarak yılın 11 ayı boyunca ortalama 35.000 ton tarımsal üretim gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, böylelikle tarımsal üretimde verimlilik ile istihdamın artırılması, jeotermal kaynakların etkin biçimde değerlendirilmesi ve bölgesel ekonomik kalkınmaya katkı sağlanmasının amaçlandığının görüldüğü, Bu bakımdan, jeotermal kaynakların etkin değerlendirilmesi neticesinde tarımsal üretimin sürdürülebilir biçimde artırılması, bölgesel ekonomik kalkınmanın hızlandırılması ve istihdamın genişletilmesi hususlarında somut kazanımlar elde edilebileceği, bu durumun da kamu yararına uygun olacağı sonucuna varıldığı, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma yolunun, kamu yararına ek olarak “acelelik” halinin varlığı hâlinde uygulanabileceği, olağan kamulaştırma yöntemi uygulanması halinde kamulaştırma sürecinin uzayarak jeotermal kaynakların süratle ve verimli şekilde kullanılamamasına, tarımsal üretimde beklenen katma değerin düşmesine ve yatırımın gecikmesine yol açılacağı; bu durumun, hem ilgili kurumlar hem de bölgede oluşturulacak istihdam ve üretim kapasitesinden yararlanacak yerel halk ile ülke ekonomisi bakımından kayıplara sebep olacağı, Dolayısıyla kamu yararının gecikmeksizin temini; tarımsal verimliliğin artırılması, jeotermal kaynakların atıl kalmasının önlenmesi, bölgesel kalkınmanın hızlandırılması ve istihdam olanaklarının yaratılması amaçlarının, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi çerçevesinde acele kamulaştırmayı gerektiren “acelelik” unsurunu doğurduğu kanaatine varıldığından, dava konusu taşınmazın ivedilikle ediniminin sağlanması, projenin hayata geçirilmesi açısından zorunlu nitelik taşıdığından 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan acelelik durumunun ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Türkiye'de üretilen tüm şekerin %27'sinin üretildiği Kayseri ekim bölgesinde şeker pancarı tarımı ve buğday tarımı yapıldığı, pancar ve buğday tarımından elde ettikleri gelirlerinden mahrum olmaları nedeniyle yaşayacakları mağduriyet bir yana, kamunun da stratejik bir ürün olan şekerin üretiminden mahrum kalacağı, ülke ekonomisine sağlanan fayda göz ardı edilerek tarım arazilerinin acelece kamulaştırılmasında kamu yararının bulunmadığı; tarıma dayalı ihtisas (jeotermal kaynaklı sera) organize sanayi bölgesi projesi yapılacak olmasının söz konusu bölgede bulunan taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararların neler olduğunun açıkça ortaya konmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Kayseri Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmuş, Cumhurbaşkanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ise savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : 30/06/2022 tarihinde yer seçimi kesinleştirilen Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesi (TDİOSB) alanındaki özel mülkiyete konu taşınmazların kamulaştırma yoluyla iktisap edilmeleri mümkün ise de, jeotermal kaynaklı sera projesinin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi nedeninin tek başına alanda yer alan taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesi için acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulmasının gerekmesine karşın, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanmasını gerektiren nedenler somut olarak ortaya konulamadığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü; "Kamulaştırma" başlıklı 46. maddesinde, "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 6. maddesinin 3. fıkrasında; onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek olmadığı, bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınacağı; "Satın alma usulü" başlıklı 8. maddesinde; idarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10. maddesine göre işlem yapılacağı, "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlıklı 10. maddesinde de; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin, 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle, 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat ederek, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma, 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 4. maddesinde; "(…) Seçilen alanda özel mülkiyette olan araziler bulunması hâlinde bu araziler rızaen satın alma veya kamulaştırma yoluyla iktisap edilir. Bu nitelikte taşınmazlar hakkında 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri uygulanır. (Ek cümleler:4/4/2023-7451/5 md.) Yönetmelikte belirtilen şart ve sürelerde yatırım yapmayı taahhüt eden parsel maliklerine, kamulaştırma yapılmadan seçilen alanda OSB tarafından yer verilebilir. Taahhüdü yerine getirmeyenlerin taşınmazları kamulaştırılır. (…) (Ek fıkra:4/4/2023-7451/5 md.) Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, acele kamulaştırma kararına istinaden Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi kapsamında mahkemece takdir edilen taşınmaz bedelinin banka hesabına yatırılması ve acele el koyma kararı verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen, OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsis yapılabilir, yatırımlar için ruhsat ve izinler verilebilir. Bedel tespitine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesinin üçüncü fıkra hükmü saklıdır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir…" hükmü bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "Kamu Yararı" ve "Acelelik Hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda; acele kamulaştırma kararının, Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu uyarınca, tarım ve sanayi sektörünün entegrasyonunu sağlamaya yönelik tarıma dayalı sanayi girdisini oluşturan bitkisel ve hayvansal üretimin ve bunların işlenmesine yönelik sanayi tesislerinin yer alabileceği ve ilgili mevzuatı uyarınca öngörülen biyogüvenlik tedbirlerine uyulması şartıyla tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi oluşturulmasında ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır. Cumhurbaşkanı Kararının acelelik hali yönünden değerlendirmesine gelince; organize sanayi bölgesi alanındaki özel mülkiyete konu taşınmazların kamulaştırma yoluyla iktisap edilmeleri mümkün olup, organize sanayi bölgesindeki kamulaştırmalarda; projenin niteliği ile yatırımın ülke ekonomisine sağlayacağı katkı, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususların değerlendirilerek, Kanun'da öngörülen acele kamulaştırma koşullarının varlığı halinde, taşınmazların bir an önce kullanılmasına duyulan ihtiyaç nedeniyle, kamulaştırmanın acele usulle yapılması da söz konusu olabilmektedir. Nitekim, 04/04/2023 tarih ve 7451 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile 4562 sayılı Kanun'un 4. maddesine eklenen 16. fıkra ile Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, acele kamulaştırma kararına istinaden 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi kapsamında mahkemece takdir edilen taşınmaz bedelinin banka hesabına yatırılması ve acele elkoyma kararı verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen, OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsisin yapılabileceği, yatırımlar için ruhsat ve izinlerin verilebileceği hususu düzenlenerek, OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda acele kamulaştırma kararı alınmasına imkân tanınmış, anılan hükmün Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali istemyle yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 08/11/2023 tarih ve E:2023/97, K:2023/192 sayılı kararıyla; "…69. Kuralla Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda bulunan özel mülkiyete konu taşınmazlar hakkında acele kamulaştırma yapılabileceği öngörülmektedir. Bu bağlamda Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda her durumda acele kamulaştırma yapılmayacağından, elkoyma kararının verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen, OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsis yapılabilmesi ile yatırımlar için ruhsat ve izinler verilebilmesi yoluyla yatırımların hızlandırılması ihtiyacının aciliyeti gözetilmek suretiyle bu yola başvurulacağında kuşku yoktur. Söz konusu aciliyet koşulunun bulunmadığının iddia edilmesi durumunda da idari yargıya başvurulabilmesi mümkündür. .." değerlendirmesiyle, kuralın Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiştir. Aktarılan hususlar çerçevesinde, kanun koyucu tarafından, OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, yatırımların gecikmemesinin temini ile yatırımın hızlandırılması ihtiyacının aciliyeti, acele kamulaştırma gerekçesi olarak kabul edilebilecek haller arasında değerlendirilmiştir. Ancak, bu hükmün uygulanması, 2942 sayılı Kanun'da öngörülen olağanüstü durumların bulunması koşuluna bağlı olup, OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda yapılacak kamulaştırmaların tamamında, her durumda acelelik halinin bulunduğu kabul edilemeyeceğinden, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin niteliği, yatırımın aciliyeti, ulusal ve bölgesel ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerektiğinde de kuşku bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesince de, aciliyet koşulunun bulunmadığının iddia edilmesi durumunda idari yargıya başvurulabilmesinin mümkün olduğu belirtilerek, bu husus vurgulanmıştır. Bu kapsamda, somut olayda, Kocasinan ilçesi, … Mahallesi … mevkiinde, sırasıyla 84°C ve 80°C sıcaklık, 45 lt/sn ve 60 lt/sn debisinde jeotermal kuyular bulunduğu; bu kuyuların, bölgede kurulması planlanan Kayseri-Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinde kullanılarak yılın 11 ayı boyunca ortalama 35.000 ton tarımsal üretim gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, böylelikle tarımsal üretimde verimlilik ile istihdamın artırılması, jeotermal kaynakların etkin biçimde değerlendirilmesi ve bölgesel ekonomik kalkınmaya katkı sağlanmasının amaçlandığı görülmektedir. Bu bakımdan, jeotermal kaynakların etkin değerlendirilmesi neticesinde tarımsal üretimin sürdürülebilir biçimde artırılması, bölgesel ekonomik kalkınmanın hızlandırılması ve istihdamın genişletilmesi hususlarında somut kazanımlar elde edilebileceği bu durumun da kamu yararına uygun olacağı gibi sürecin uzaması, jeotermal kaynakların süratle ve verimli şekilde kullanılamamasına, tarımsal üretimde beklenen katma değerin düşmesine ve yatırımın gecikmesine neden olacak, bu durum hem ilgili kurumlar hem de bölgede oluşturulacak istihdam ve üretim kapasitesinden yararlanacak yerel halk ile ülke ekonomisi bakımından kayıplara sebep olacaktır. Dolayısıyla kamu yararının gecikmeksizin temini; tarımsal verimliliğin artırılması, jeotermal kaynakların atıl kalmasının önlenmesi, bölgesel kalkınmanın hızlandırılması ve istihdam olanaklarının yaratılması amaçları dikkate alındığında somut olayda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan acelelik halinin ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu sonucuna varılmış olup, uyuşmazlık konusu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının anılan taşınmaza ilişkin kısmında ve davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 21/10/2024 tarih ve E:2024/286, K:2024/5635 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 12/06/2025 tarihinde, esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılınmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediği her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmelidir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Uyuşmazlık konusu olayda; acele kamulaştırma kararının, Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu uyarınca, tarım ve sanayi sektörünün entegrasyonunu sağlamaya yönelik tarıma dayalı sanayi girdisini oluşturan bitkisel ve hayvansal üretimin ve bunların işlenmesine yönelik sanayi tesislerinin yer alabileceği ve ilgili mevzuatı uyarınca öngörülen biyogüvenlik tedbirlerine uyulması şartıyla tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi oluşturulmasında ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır. 30/06/2022 tarihinde yer seçimi kesinleştirilen Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesi (TDİOSB) alanındaki özel mülkiyete konu taşınmazların kamulaştırma yoluyla iktisap edilmeleri mümkün ise de, jeotermal kaynaklı sera projesinin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi nedeninin tek başına alanda yer alan taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesi için acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulmasının gerekmesine karşın, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanmasını gerektiren nedenlerin somut olarak ortaya konulamadığı anlaşılmakla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX-Organize sanayi bölgelerinin kuruluş, yapım ve işletilmesi esaslarını düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun "Yer seçimi, kuruluş ve planlama" başlıklı 4. maddesinde; "(…) Seçilen alanda özel mülkiyette olan araziler bulunması hâlinde bu araziler rızaen satın alma veya kamulaştırma yoluyla iktisap edilir. Bu nitelikte taşınmazlar hakkında 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri uygulanır. Yönetmelikte belirtilen şart ve sürelerde yatırım yapmayı taahhüt eden parsel maliklerine, kamulaştırma yapılmadan seçilen alanda OSB tarafından yer verilebilir. Taahhüdü yerine getirmeyenlerin taşınmazları kamulaştırılır… Bakanlık tarafından OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, acele kamulaştırma kararına istinaden Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesi kapsamında mahkemece takdir edilen taşınmaz bedelinin banka hesabına yatırılması ve acele el koyma kararı verilmesini takiben yatırımların gecikmemesini teminen, OSB tarafından altyapı inşaatı ve tahsis yapılabilir, yatırımlar için ruhsat ve izinler verilebilir. Bedel tespitine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesinin üçüncü fıkra hükmü saklıdır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir…" hükmü yer almakta olup, uyuşmazlık konusu olayda acele kamulaştırma kararının, 30/06/2022 tarihinde yer seçimi kesinleştirilen Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. 4562 sayılı Kanun'da açıkça OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda, acele kamulaştırma yapılabileceğinin düzenlenmiş olması nedeniyle, bu durumlarda acelelik halinin varlığı kanun hükmü ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu durumda, OSB olarak sınırları kesinleştirilen alanlarda yapılacak kamulaştırmalarda acelelik hali kanun hükmü ile kabul edilmiş olup, uyuşmazlıkta acelelik halinin bulunup bulunmadığı hususuna yönelik bir değerlendirme yapılamayacağı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin hukuka uygunluk denetiminin; acele kamulaştırma işleminin kamu yararı amacına hizmet edip etmediği ve kamu yararı ile davacıların kişisel çıkarları arasında adil bir dengenin bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Bu bakımdan, jeotermal kaynakların etkin değerlendirilmesi neticesinde tarımsal üretimin sürdürülebilir biçimde artırılması, bölgesel ekonomik kalkınmanın hızlandırılması ve istihdamın genişletilmesi hususlarında somut kazanımlar elde edilebileceği, bu durumun da kamu yararına uygun olacağı dikkate alındığında somut olayda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlık konusu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının anılan taşınmaza ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamakta olup, Daire kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.) 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.) 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.[28][29] (Ek fıkra: 19/4/2018-7139/29 md.) Mahkemece verilen taşınmaz mala el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir. Taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. El koyma kararından sonra taşınmaz mal 20 nci madde uyarınca boşaltılır. Bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir. ALTINCI KISIM Bedelsiz Kullanma, Giderlerin Ödenmesi ve İdareler Arasında Taşınmaz Mal Devri BİRİNCİ BÖLÜM Bedelsiz Kullanma ve Giderler Bedelsiz kullanma yetkisi

Kamulaştırmada Ön Koşullar ve İrtifak Hakkı

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 4. maddesi kapsamında, taşınmaz mülkiyetinin kamulaştırılması yerine kamu hizmeti amacına yetmesi kaydıyla taşınmazın belirli bir kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynağı üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulabilir. Kanun ayrıca idarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanamayacağını öngörmektedir.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Taşınmaz malın mülkiyetinin kamulaştırılması yerine, amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulabilir. (Ek fıkra : 10/9/2014 – 6552/99 md.) Ancak, maliklerinin mülkiyet hakkının kullanılmasının engellenmemesi, can ve mal güvenliği bakımından gerekli önlemlerin alınması kaydıyla, kamu yararına dayalı olarak taşınmazların üstünde teleferik ve benzeri ulaşım hatları ile her türlü köprü, taşınmazların altında metro ve benzeri raylı taşıma sistemleri ile tünel yapılabilir. Taşınmazların mülkiyet hakkının kullanımının engellenmemesi hâlinde, taşınmazlara ilişkin herhangi bir kamulaştırma yapılmaz. (İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 14/5/2015 tarihli ve E.: 2014/177, K.: 2015/49 sayılı Kararı ile.) (…) Yapılan yatırım nedeniyle taşınmaz maliklerinden değer artış bedeli alınamaz.[3] Kamu yararı kararı verecek merciler

2942 sayılı Kanun'un 6. maddesinin üçüncü fıkrasına göre onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanan hizmetlerde ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek bulunmaz; bu durumlarda yetkili organın kamulaştırmaya başlama kararı alması yeterlidir.

Acele Kamulaştırmanın Hukuki Şartları ve El Koyma Süreci

Acele kamulaştırma yoluna 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yalnızca 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında, aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda başvurulabilir. İdarenin istemi üzerine mahkemece yedi gün içinde taşınmazın bilirkişilerce belirlenen değeri mal sahibi adına bankaya yatırıldığında taşınmaz mala el konulabilir.

2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mahkemece verilen el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir, taşınmazın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı tapu kütüğüne şerh edilir ve taşınmaz Kanun'un 20. maddesi uyarınca boşaltılır. Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasında taksitle ödeme öngörülen hallerde bankaya depo edilecek miktar ilk taksit tutarıdır.

Acele kamulaştırma işleminde tapuya işlenen kayıt yalnızca el koyma kararı olup mülkiyet bu kararla idareye geçmez. Satın alma, bedel tespiti ve tescil davaları ile bilirkişi incelemesi süreçleri sonradan tamamlandığında taşınmaz idare adına tescil edilir ve el koyma şerhi terkin edilir.

Olağan Kamulaştırma ile Acele Kamulaştırma Arasındaki Temel Farklar

Olağan kamulaştırma usulünde idarelerin 2942 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca öncelikle satın alma usulünü işletmesi esastır. Uzlaşma sağlanamaması veya ferağ verilmemesi halinde asliye hukuk mahkemesinden 10. madde kapsamında bedel tespiti ve tescil talep edilir. Asliye hukuk mahkemesi idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece idarenin taşınmaza el atma ve üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi doğmaz.

Acele kamulaştırmada ise prosedürün tamamlanması beklenmeksizin kıymet takdiri dışındaki işlemler sonraya bırakılır ve mahkemece yedi gün içinde tespit edilen değer bankaya yatırılarak taşınmaz mala el konulabilir. Bu usulde taşınmaz mülkiyeti idareye geçmemekte, mülkiyetin intikali sonraki tescil aşamasında gerçekleşmektedir.

Acele Kamulaştırma Kararlarının Yargısal Denetimi

Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında kamu düzenine ilişkin acelelik koşulunun bulunması ve bu yöntemi zorunlu kılan somut bir kamu yararının ortaya konulması gerekir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarında belirtildiği üzere, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararları yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden idari yargı denetimine tabidir ve yargı yerince kamu yararı ile acelelik hali ölçütleri incelenir.

4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca sınırları kesinleştirilen OSB alanlarında acele el koyma kararının ardından altyapı inşaatı, tahsis, ruhsat ve izin işlemleri yürütülebilmektedir. Buna karşılık Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarına göre, sınırları kesinleşen her OSB alanı için kendiliğinden acelelik hali var sayılamaz; yatırımın aciliyeti ve ivedi ihtiyaç her somut olayda yargı denetimine tabidir.

Tescil Aşaması, Mahsup ve İdarenin Hareketsiz Kalması

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca açılan bedel tespiti ve tescil davasında mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinden, acele el koyma dosyasında ödenen bedel mahsup edilir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2016/15557 Esas, 2017/18330 Karar sayılı ilamına göre, faiz yürütülürken daha önce ödenen bedel düşüldükten sonra kalan fark bedele faiz işletilmelidir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2017/4030, K. 2017/15362Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2017/4030 E.  ,  2017/15362 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu taşınmaz bedelinin bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü. – K A R A R – Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu taşınmaz bedelinin bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Arsa niteliğindeki … Mahallesi 219 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak; 1)Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinden acele el koyma dosyasında ödenen bedelin mahsubuyla ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 2)Kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi, Doğru değilse de; bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Gerekçeli kararın; a) Hüküm fıkrasının 3 nolu bendinin çıkartılmasına, yerine (Tespit edilen kamulaştırma bedelinden acele kamulaştırmada ödenen 23.586,62-TL'nin mahsubuyla bakiye 215.155,08-TL'nin davalı tarafa ödenmesine, kararın infazı için ilgili banka şubesine müzekkere yazılmasına,) cümlesinin yazılmasına, b) Hüküm fıkrasına yeni bir bent olarak (Kendilerini vekille temsil ettiren davalılar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesaplanan 1.500,00TL maktu vekalet ücretinin davacı idareden alınarak davalılara verilmesine,) cümlesinin yazılmasına, Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 07/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2016/15557, K. 2017/18330Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2016/15557 E.  ,  2017/18330 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu taşınmaz bedelinin tespiti ve taşınmazın davacı idare adına tescili davasının kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca ONANMASI hakkında Daireden çıkan kararı kapsayan 22/03/2016 gün ve 2015/27592 Esas – 2016/5813 Karar sayılı ilama karşı taraf vekillerince verilen dilekçeler ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü: -K A R A R- 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu taşınmaz bedelinin tespiti ve taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkin davanın, uyulan bozma kararı sonrası kabulüne dair mahkemece verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin 2015/27592 Esas – 2016/5813 Karar sayılı kararı ile onanmış, bu karara karşı taraf vekillerince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. 1-Acele kamulaştırma nedeniyle ödenen bedel, tespit edilen bedelden düşüldükten sonra bulunan fark bedele faiz yürütülmesi gerekirken infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulduğu, 2- Davalıların kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmediği bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından, Dairemizin 2015/27592 Esas – 2016/5813 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede; Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu taşınmaz bedelinin tespiti ve taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma kararı gereğince hüküm kurulmuş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Davaya konu teşkil eden arsa niteliğindeki Bahçelievler ilçesi, Kocasinan mahallesi, … parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir . Ancak ; 1-Acele kamulaştırma nedeniyle ödenen bedel, tespit edilen bedelden düşüldükten sonra bulunan fark bedele faiz yürütülmesi gerekirken infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulması, 2-Davalıların kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmediği Doğru değil ise de: bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, a)Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının; 2 nolu parafrafındaki (geçtikten sonra) kelimesinden sonra gelmek üzere, (83.136,94 TL fark bedele) rakam ve kelimesinin yazılmasına, b)Gerekçeli karara yeni bir bent eklemek suretiyle, (Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.500,00 TL. maktu ücreti vekaletin davacı idareden alınıp kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine,) Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, taraflardan peşin alınan karar düzeltme harcı ile temyiz harcının istenildiğinde iade edilmesine, temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 11/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin yatırıldığına dair makbuz mahkemeye ibraz edildiğinde taşınmazın idare adına tesciline karar verilir. Kanun gereğince verilen tescil hükmü kesin olup tarafların tescil edilen bedele ilişkin kanun yollarına başvurma hakları saklıdır.

İncelenen somut uyuşmazlıkta, acele el koyma kararından sonra altı aylık makul süre içinde idare tarafından 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca dava açılmaması durumunda taşınmaz malikinin kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açma hakkının doğduğu kabul edilmiştir.

Acele kamulaştırma kararı taşınmaz mülkiyetini idareye geçirir mi?

Hayır, acele kamulaştırma kararı mülkiyeti idareye geçirmez; tapu kütüğüne yalnızca devir ve ferağı engelleyen el koyma şerhi işlenir ve mülkiyet ancak sonraki bedel tespiti ve tescil süreci tamamlandığında idareye geçer.

Olağan kamulaştırma ile acele kamulaştırma arasındaki temel fark nedir?

Olağan kamulaştırmada mahkemece idare adına tescil hükmü kurulmadıkça taşınmaza el atılamaz; acele kamulaştırmada ise işlemler sonradan tamamlanmak üzere bilirkişilerce belirlenen bedelin depo edilmesiyle taşınmaza önceden el konulabilir.

Acele kamulaştırmada ödenen tutar kesin bedelden düşülür mü?

Evet, 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca yürütülen davada nihai kamulaştırma bedelinden acele kamulaştırma dosyasında ödenen miktar mahsup edilir ve faiz işletilecekse mahsup sonrası kalan fark bedel üzerinden faiz yürütülür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu