805 Sayılı Kanun ve Tahkim Şartında Türkçe Zorunluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
805 Sayılı Kanun ve Tahkim Şartında Türkçe Zorunluluğu

805 Sayılı Kanun Kapsamında Türkçe Kullanma Yükümlülüğü

805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun'un 1. maddesi gereğince, Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müessese, Türkiye dâhilindeki her türlü muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmak mecburiyetindedir. Kanun'un 2. maddesi ise yabancı şirket ve müesseseler yönünden bu yükümlülüğü; Türk müesseseleri ve Türkiye uyruğundaki kişilerle yapacakları muhabere, muamele ve temaslar ile kamu kurumlarına ibraz etmek zorunda oldukları evrak ve defterlerle sınırlandırmıştır. Toplam dokuz maddeden oluşan Kanun, Türkiye sınırları dışında ifa edilecek veya uygulanacak sözleşmeleri kapsamamaktadır.

Yabancılık Unsuru İçeren Sözleşmelerde Tahkim Şartının Akıbeti

Tahkim şartını içeren bir sözleşmenin taraflarından birinin yabancı şirket olması durumunda 805 sayılı Kanun'un 1. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmamaktadır. Kanun'un 1. maddesinin uygulanabilmesi için sözleşmenin her iki tarafının da Türk tabiiyetinde yer alması gerekir. Taraflardan biri Türk tabiiyetinde bulunmadığında sözleşmenin ve dava dilinin yabancı dilde belirlenmesi 805 sayılı Kanun'a aykırılık teşkil etmez; bu nitelikteki sözleşmelerde yabancı dilde düzenlenen tahkim şartı geçerli kabul edilir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/3007, K. 2023/4212Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2023/3007 E.  ,  2023/4212 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1394 E., 2023/549 K. DAVA TARİHİ : 03.12.2018 HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1157 E., 2021/997 K. Taraflar arasında tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.. Belli edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.06.2012 tarihli kalsiyum amonyum nitrat ve amonyum nitrat ile nitrik asit tesisi üretimi için tesis inşasına ilişkin bir sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 21.1 maddesi uyarınca tarafların bu sözleşmeden ve bu sözleşme ile ilgili olarak aralarında çıkacak tüm anlaşmazlıkları öncelikle üst düzey yöneticilerinin karşılıklı görüşmeleri ile çözmeyi ve bir tarafın açık ve yazılı olarak sulh görüşmesi talep etmesinin üzerinden bir ay geçtiği halde taraflar arasında herhangi bir mutabakata varılmaması halinde sözleşmenin 21.2. maddesinde düzenlenen tahkim şartının geçerli olacağının, münhasıran ve kesin olarak Zürih şehrinde bulunan bir tahkim mahkemesi kanalıyla anlaşmazlık tarihinde geçerli ICC Tahkim Yönetmeliğine göre atanmış 3 (üç) adet tahkim hakimi tarafından ve anlaşmazlık tarihinde geçerli ICC Tahkim Yönetmeliği uyarınca çözümleneceğinin kararlaştırıldığını,müvekkilinin 11.05.2016 tarihinde davalıya karşı Milletlerarası Ticaret Odası nezdinde bir tahkim davası ikame ettiğini, tahkim davasının konusunun, sözleşme kapsamında tesisin devir tesliminin gerçekleştiğinin tespiti ile bunun sonucunda muaccel hale gelen son taksit tutarının ödenmesi, davalı tarafından gecikme iddiasıyla haksız biçimde paraya çevrilen banka teminatı tutarlarının iadesi, davalı tarafından ortak deneme çalışması kapsamında hak ettiğini iddia ettiği prim alacağı için haksız biçimde paraya çevrilen banka teminatı tutarının iadesi ve davalı tarafından davacıya ortak deneme çalışmasından doğan prim alacağının ödenmesi ile varlığı ikrar edilip de davacıya ödenmemiş tutarların ödenmesi talepleri olduğunu, davalı tarafta tahkim davası kapsamında müvekkiline karşı dava açtığını, hakem heyetinin 23.08.2018 tarihinde karar tesis ettiğini, davalının yasal süresi içerisinde karara karşı iptal davası açmaması sebebiyle kesinleştiğini, tahkim hakem kararının kesinleşmiş olması sebebiyle tarafları açısından bağlayıcı hale geldiğini, hakem kararının bir eda hükmü içermekte olduğunu ve davalının mal varlığının bulunduğu Türkiye'de hüküm doğurabilmesi için tenfiz edilmesi gerektiğini ileri sürerek, 23.08.2018 tarihli yabancı hakem heyeti kararının tenfizine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin tarafı olan şirketin dava konusu tahkim yargılamasının tarafı olmadığı gibi bu davanın davacısı da olmadığını, bu nedenle davacının sözleşmenin tarafı şirket ile arasındaki ilişkiyi açığa kavuşturması, eğer unvan değişimi ile davacı şirkete dönüştü ise bu durumu ispata yarar ve usulüne uygun bir şekilde tercüme edilmiş tüm resmi belgeleri, apostil şerhli ve noter onaylı olarak ibraz etmesi gerektiğini, davacının tenfiz talebinin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu hakem kararı yönünden New York Sözleşmesi ile MÖHUK'da düzenlenen yasal şartların oluşmadığını, hakem kararlarının tenfizini engelleyen hallerin New York Sözleşmesi'nin (V). maddesinde düzenlendiğini, sözleşmenin (V). maddesindeki tenfiz engellerinden bir kısmını tenfiz mahkemesinin re'sen dikkate almak zorunda olduğunu, diğer tenfiz engellerinin ise taraflarca iddia ve ispat edilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından re'sen dikkate alınacak tenfiz engellerinin, uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması, hakem kararının kamu düzenine aykırı olması olduğunu, 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun uyarınca yabancı dilde akdedilen tahkim şartının hukuken geçerliliğinin bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan ve ihtilafa konu sözleşmenin, davacı tarafın Almanya merkezli olması nedeniyle tamamen Almanca olarak düzenlendiğini ve bu şekilde imzalandığını, buna göre 805 Sayılı Kanun uyarınca tahkim şartı yabancı dilde düzenlendiği için hukuken geçersiz olduğunu, hakemlerin karar verirken yetkilerini aştıklarını, tahkim öncesi zorunlu olarak düzenlenen sulh görüşmesi yapma kuralını ihlal ederek kendilerini hukuka aykırı bir şekilde yetkili saydıklarını, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan tahkim düzenlemesi uyarınca tahkime başvuru öncesi mutlaka üst düzey yöneticilerin karşılıklı görüşme ile çözümü deneyecekleri ve bir tarafın açık ve yazılı sulh görüşmesi talep etmesinden itibaren 1 ay geçmesi kayıt ve şartı ile tahkime gidilebileceğini, tahkim yargılaması sırasında davalı şirketin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini ve bu sebeple tenfize konu hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, hakemlerin yargılama sırasında davalı şirketin bazı konuları ispat edebilmesi için gerekli delilleri sunmasını kısıtladığı gibi baştan usuli olarak karar verilmeyen son tarih uygulamasını dayattığını, hükme esas alınan rapor hazırlayan bilirkişinin dava konusu tesisi hiç görmemiş olmasına rağmen keşfe gerek duyulmaması nedenleriyle de bahse konu kararın tenfizinin mümkün olmadığını, hakem kararının başkaca birçok nedenle de kamu düzenine aykırı olduğunu, toz salınımının sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği ve bu sebeple kamu sağlığını tehdit etmekte olduğunu, hakem kararının birçok yönü ile kamu düzenine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yabancı hakem heyeti tarafından verilen kararda Türk kamu düzenine, Türk hukukunun temel prensiplerine, temel ahlaki kurallarına herhangi bir aykırılık bulunmadığı, davacı lehine hüküm altına alınan alacağın, taraflar arasındaki sözleşmeden doğmuş bir alacak olduğu, bu alacağın dayandığı sözleşmenin de Türk hukukuna ve kamu düzenine aykırı bir sözleşme olmadığı, mahkemelerinin dosya incelemenin içerik denetimi anlamına geleceği, tesiste bulunduğu tespit edilen eksiklik ve hataların içerik denetimine ilişkin olduğu ve bu eksiklik ve hatalar nedeniyle ileride kamu sağlığı ve tesiste çalışacak kişiler yönünden oluşacak risklerin verilen kararın kamu düzenine aykırı olması sonucunu doğurmayacağı, tenfiz şartlarının tamamının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin 21942/FS sayılı 23/08/2018 tarihli kararının tenfizine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yabancı hakem heyeti kararının noter veya konsolosluk onaylı tercümesinin dosyaya ibraz edilmediğini, mahkemece bu eksikliğin giderilmediğini, kararda aktif husumet ehliyeti itirazının yerinde olmadığının belirtildiğini, tahkim şartını da içerir sözleşme incelendiğinde, sözleşmenin tarafının davacı olmadığını, yabancı hakem heyeti kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, Türk Hukuku açısından Türk kamu düzenine aykırılığın hem usuli hem de esas yönünden gündeme gelebildiğini, tahkim yargılaması esnasında tarafların “adil yargılanma” haklarına ve bu suretle “silahların eşitliği” ilkelerine aykırı davranılması halinde tarafların savunma haklarının kısıtlanması suretiyle usuli anlamda kamu düzenine aykırılık söz konusu olduğunu, bunların yanında karara konu hukuki ilişki ve sözleşme, tahkime elverişli olmayıp bu hususun da kamu düzeni müdahalesini gerektirir bir başka husus olduğunu, hakem kararı kamu sağlığı, iş sağlığı ve güvenliği ile çevre ve yangın mevzuatı anlamında açıkça kamu düzenine aykırı olduğunu, tesiste çalışanların can güvenliğini tehdit eden sözleşmeye aykırılıkların kamu düzenini ilgilendirmediği yönündeki gerekçenin açıkça hukuka aykırı olduğunu, hakem kararı tesis edilirken eşitlik ve hakkaniyet kaidelerinin gözetilmediğini, davalı şirketin savunma hakkının açıkça kısıtlandığını ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, bu durumun tahkim kararının usuli anlamda kamu düzenine aykırı olduğunu, tahkim öncesi sulh görüşmelerinin yürütülmesi zorunluluğunun ihlal edildiğini, bu durum bir tenfizi ret sebebi olmasına rağmen kararda üst düzey yöneticiler arasında görüşme yapılması talebi olduğundan ve bu hususun tahkim davasında öne sürülmediğinden bahisle itirazın yerinde olmadığına kanaat getirilmesinin kabul edilemeyeceğini, tahkim şartının geçerliliği noktasında Türk Hukuku uygulanacağından, mahkemenin tahkim anlaşmasının 805 sayılı Kanuna aykırı olmasının tahkim anlaşmasının geçerliliğini etkilemeyeceği yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tenfizi talep edilen hakem kararı taraflar arasındaki 18.06.2012 tarihli sözleşmeye ilişkin olup, New York Sözleşmesine taraf olan İsviçre'de verilmiş olduğundan, uyuşmazlığa tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu “New York Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanması gerektiği, Newyork Sözleşmesinin V. maddesinde yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen hususların düzenlendiği, davalı taraf tahkim heyeti nezdinde ayrıca karşı dava açmak suretiyle haklarını kullandığı, tahkim yargılaması sırasında tarafların savunma haklarının kısıtlanmadığı, hakem mahkemesince alınan kararın Türk kamu düzenine aykırı olmadığı,davacı şirketin Türk tabiyetinde bulunmadığı uyuşmazlığın yabancılık unsuru içerdiği, 805 sayılı Kanunun 1. maddesine göre bu kanunun uygulanabilmesi için tarafların her ikisinin de Türk tabiyetinde bulunması gerektiği, dava konusu olayda davacı şirket Türk tabiyetinde bulunmadığından, sözleşmenin ve dava dilinin yabancı dilde olmasının 805 sayılı Kanuna aykırılık oluşturmayacağı, davacı tarafından dava dosyasına usulüne uygun tasdikli evrak ve belgelerin sunulmuş olduğu, davacı tarafça yeminli tercümesi sunulan sicil kaydı ve bu kayıtlar içerisinde bulunan Noter senedinin incelenmesinde, hakem kararına dayanak alınan sözleşme davalı ile Thyssen Krupp Uhde GmbH arasında akdedilmiş ise de, davacı şirketin Thyssen Krupp Uhde GmbH ile ThyssenKrupp Resource Technologies GmbH şirketlerinin birleşmesi ile kurulduğu, eski unvanının ThyssenKrupp Industrial Solutions GmbH olduğu, 15.01.2014 tarihinde unvanının değiştiği, tahkim yargılaması ve hakem kararının tarafı olduğu ve lehine karar verildiği, bu kararın tenfizini talep edebileceği, aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, 5718 sayılı MÖHUK'un 62. maddesi uyarınca tenfiz talebinin reddini gerektiren sebeplerin bulunmadığı, kamu düzenine aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde belirttikleri itirazlarını temyiz dilekçesinde de yinelemişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında başvurulan Uluslararası Tahkim Mahkemesinin 23.08.2018 tarihli kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90 ıncı maddesi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 50 ve devamı maddeleri, 08.05.1991 tarih ve 3731 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 10.06.1958 tarihli New York Sözleşmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yabancı şirketin taraf olduğu sözleşmede yer alan yabancı dildeki tahkim şartının geçerli sayılması neticesinde, adli yargıda açılan davalarda yasal süresi içinde tahkim ilk itirazında bulunulduğu takdirde mahkemece bu itiraz kabul edilerek dava usulden reddedilir.

Türk Şirketleri Arasındaki Sözleşmeler ve Kanuna Aykırılığın Yaptırımı

Her iki tarafı da Türk uyruklu olan şirketlerin Türkiye dâhilindeki ticari ilişkilerinde düzenledikleri çarterparti gibi sözleşmelerin yabancı dilde tanzim edilmesi halinde, 805 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki düzenlemeye dayanılmaktadır. İlgili maddede yer alan, kanuna aykırı düzenlenen evrak ve belgelerin dayanan taraf lehine dikkate alınmayacağı hükmü, yargı uygulamasında söz konusu sözleşme ve tahkim şartı yönünden geçersizlik yaptırımı olarak tatbik edilmekte ve yabancı dildeki tahkim şartına dayalı ilk itiraz reddedilmektedir.

Deniz Taşımacılığında Konişmento, Çarterparti ve Atıf Yoluyla Tahkim

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1228. maddesi uyarınca konişmento; bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve eşyanın ancak ibrazı karşılığında teslim edileceğini belgeleyen senettir. Türk Ticaret Kanunu'nun 1237. maddesi gereğince de taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkide konişmento esas alınır. Konişmentoda yolculuk çarteri sözleşmesine gönderme yapılması durumunda çarterpartinin bir suretinin hamile verilmesi şartıyla, çarterparti hükümleri nitelikleri elverdiği ölçüde konişmento hamiline karşı ileri sürülebilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/5125, K. 2022/6217Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2021/5125 E.  ,  2022/6217 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ(İLK DERECE SIFATIYLA) TÜRK MİLLETİ ADINA İstanbul Tahkim Komisyonu Hakem Heyetince verilen 03.12.2020 günlü kararın iptali istemi ile İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Bölge Adliye Mahkemesine açılan davanın yargılaması sonucunda davanın reddine ilişkin verilen 20.04.2021 gün ve 2020/8-2021/2 sayılı karar, yasal sürede duruşmalı olarak davacı vekilince temyiz edilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.09.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av….. ile davalılar vekili Av. ….. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıların sorumluluğunda taşınan emtianın hasarlanması üzerine sigortalıya ödenen sigorta bedelinin tahsili amacıyla başvurulan hakem heyeti tarafından geçerli bir tahkim anlaşması bulunmadığı gerekçesi ile hakem heyetinin uyuşmazlığın çözümünde yetkili olmadığına oy çokluğu ile karar verildiğini, oysa konişmentonun ön yüzünde yer alan "Çarter parti ile birlikte kullanılır" ve arka yüzünde yer alan "uygulanacak hukuk ve tahkim klozu dahil çarter partinin tüm hükmü konişmentoya dahil edilmiştir" klozları gereğince çarter partiye açıkça atıf yapılmış olduğundan, konişmento hamili Sheel Processing (Midlands) Ltd.'nin tahkim şartı ile bağlı olduğunu, bu nedenle aksi yöndeki hakem heyeti kararının iptali gerektiğini, tahkim şartının geçersizliğinin yalnızca konişmento hamili gönderilen Sheel Processing (Midlands) Ltd. tarafından ileri sürülebileceğini, tahkim yoluna konişmento hamilinin halefi sıfatıyla sigortacı başvurduğundan, çarter partiye atıf yapılıp yapılmadığının önemi olmadığını, TTK 1237/3 maddesi hükmünün konişmento hamilini korumak amacıyla düzenlendiğini, taşıyanın kendi imzaladığı çarter parti hükümlerinden kurtulması için gerekçe olamayacağını, taşıyanın kendi hazırladığı çarter partide yer verdiği tahkim şartının geçersizliğini iddia etmesinin dürüstlük kuralının düzenlendiği MK 2. maddeye aykırı olduğunu, hakem heyeti kararının bu sebeple iptali gerektiğini, davalı tarafın benzer carter partilerin kullanıldığı başka olaylarda hukuk mahkemeleri nezdinde açılan davalarda tahkim itirazında bulunduğunu, tahkim davası açıldığında ise tahkim şartının geçersizliğini ileri sürdüğünü, çelişkili davranış yasağına aykırı ve kötü niyetli itirazı dikkate alındığında tahkim şartının geçersiz olduğuna karar verilmesinin haksız olup iptali gerektiğini, dava konusu taşıma kapsamında tek bir çarter parti düzenlendiğinden konişmentoda çarter partinin tarihine atıf yapılmasının gerekmediğini, bu nedenle de hakem heyeti kararının iptali gerektiğini ileri sürerek hakem heyetinin 03/12/2020 tarihli kararının Milletlerarası Tahkim Kanununu 15/1-d maddesi uyarınca iptaline ve hakem heyetinin yetkili olduğuna karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, hakem kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini talep etmişitr. Bölge Adliye Mahkemesince (İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla) incelenen dayanak konişmentoya göre, konişmentoda "Carter partiler ile birlikte kullanılacaktır" kaydı mevcut olup carter parti refarans numarası veya tarih yazılmadığı, carter parti tercümesinden 21/09/2018 tarihli navlun sözleşmesinin davalı Adasun Denizcilik ile dava dışı gönderen Tosyalı Toyo Çelik A,Ş, arasında düzenlendiği uyuşmazlığa konu konişmentoda tahkim kaydı yer almadığından ve navlun sözleşmesinde yer verilen tahkim kaydına davacı dayanamayacağından, hakem heyetince verilen yetkisizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu tahkim kaydının yer aldığı navlun sözleşmesinin Türkçe yapılmadığı ve sözleşmede yer alan tahkim kaydının da geçerli olmadığı, geçerli olmayan tahkim kaydına dayanarak uyuşmazlığın çözümünde tahkime müracaat etmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle iptali talep edilen hakem heyeti kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının iptal talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, hakem kararının iptali istemine ilişkindir. Davacı, denizyolu ile davalıların sorumluluğunda taşınmakta olan emtianın hasarlanması üzerine dava dışı sigotalıya ödenen hasar bedelinin tahsili amacıyla tahkim yoluna başvurmuş olup, Tahkim Heyetince 4686 sayılı Milletlerası Tahkim Kanunu madde 4/2 anlamında geçerli bir tahkim anlaşması bulunmadığı, dolayısıyla hakem heyetinin uyuşmazlığın çözümünde yetkili olmadığı yönünde oyçokluğu ile karar verilmiştir. Uyuşmazlık taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşması bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK’nın 1228. maddesi gereği konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senet olup, konişmentonun hukuki ilişkiyi ispat işlevi bulunmaktadır. Nitekim TTK’nın 1237. maddesinde, taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkilerin ise navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı olduğu ve konişmentoda, yolculuk çarteri sözleşmesine gönderme varsa, konişmento devredilirken çarter partinin bir suretinin de yeni hamile ibraz edilmesi gerektiği, bu takdirde çarter partide yer alan hükümlerin, nitelikleri elverdiği ölçüde konişmento hamiline karşı da ileri sürülebileceği düzenlenmiştir. Çarter sözleşmesi ise, navlun sözleşmelerinin bir türü olup, yolculuk çarteri ve zaman çarteri olarak düzenlenebilmektedir. TTK’nın 1138. maddesinde yolculuk çarteri, taşıyanın, navlun karşılığında eşyayı, geminin tamamını veya bir kısmını ya da belli bir yerini taşıtana tahsis ederek denizde taşımayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta, 07.10.2018 tarihli konşimentonun ön yüzünde "çarter partiler ile birlikte kullanılacaktır" kaydının, arka yüzünde ise ''önyüzde tarihi belirtilmiş olan çarterpartinin tüm hüküm ve şartları, hak ve istisnaları, tabi olunan hukuk ve tahkim klozu da dahil olmak üzere bu suretle geçerli kılınmıştır'' ibaresinin yer aldığı görülmüştür. Dosyada mübrez çarter partide ‘’OWISE TEMİZ GENCON 94+YUKARIDAKİ HÜKÜMLER+TAHKİM YERİ İSTANBUL, TÜRK HUKUKU GEÇERLİ, MÜŞTEREK AVARYA İÇİN LONDRA’DAKİ İNGİLİZ HUKUKU GEÇERLİ ‘’ kaydı yer almaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın tahkimde görülmesi gerektiğine yönelik düzenlemenin bulunması halinde malın alıcısı konumunda olan dava dışı sigortalının da bu düzenleme ile bağlı olacağı tartışmasızdır. Tahkim heyetince görülmesi gereken bir uyuşmazlıkta mahkeme yargısında görülebilmesinin tek istisnası, yasal süre içerisinde “Tahkim İlk İtirazında” bulunulmamasıdır. Geçerli bir tahkim sözleşmesinin varlığı halinde atanan tahkim heyeti davanın esasına girmekten imtina edemez. Dava dışı sigortalı alıcı, konişmentoyu ciro ile alıp, bunu ibrazla yükü teslim almada kullandığı anda, konişmentonun şartları ile de bağlanmış olur ve tahkim şartının taşıyanla yükleten arasında akdedilen çarter sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu, sigortalının üçüncü şahıs durumunda bulunduğu ve bu nedenle konişmentoda kararlaştırılan tahkim şartı ile bağlı tutulamayacağı düşünülemez. Davacı sigorta şirketi davasını konişmentoya dayandırmış olup, sigortalı, taşınan malları teslim aldığına göre, konişmentoda yer alan tahkim şartı böylece gönderileni bağlayacağı gibi, TTK’nun 1472'nci maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca davacı sigorta şirketini de bağlar. Bir başka deyişle, konşimentonun arka yüzündeki atıf, taşıyanın konşimentodan doğan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümünü kabul ettiğini gösteren açık bir irade beyanıdır. Konşimento hamili/gönderilen sigortalı SPM ise davalı taşıyanın çarter partiye koyduğu ve konşimento ile açık atıf yaptığı tahkim şartını kabul ederek dava konusu tahkim yargılamasını başlatmıştır. Konşimentoya atıf yoluyla dahil edilen tahkim şartı ile bağlı olmadığını ileri sürme hakkını kanunkoyucu esas itibariyle konşimento hamiline tanımıştır. Konşimento hamili bu tahkim şartı ile kendisini bağlı gördüğü takdirde, artık taşıyanın bizzat tanzim ettiği çarter parti ve konşimento hükümlerinde yer alan tahkim şartının geçersizliğini iddia etmesi dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Öte yandan mahkemece 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun’un 1. ve 4. maddeleri nazara alınarak, uyuşmazlığa konu tahkim kaydının yer aldığı navlun sözleşmesinin Türkçe olarak yapılmadığı, bu nedenle navlun sözleşmesinde yer alan tahkim kaydının geçerli olmadığı yönündeki değerlendirmede de isabet bulunmamaktadır. Zira her ne kadar taraflar Türk tabiiyetinde ise de, yukarıda taraflar için bağlayıcı olduğu kabul edilen Konişmento arkasında “Türkçe” ifadelerle tahkim sözleşmesinin varlığı karşısında, atıf yapılan “Çarter Parti” sözleşmesinde aynı ifadelerin “İngilizce” olarak yer almasının sonuca etkisinin olmadığının kabulü ile hakem heyeti tarafından işin esasına girilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince hatalı değerlendirmeyle buna dair iptal davasının reddine karar verlmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Konişmentoda çarterpartiye atıf yapılması yoluyla tahkim şartı kurulabilmekte ve halefiyet gereği sigortalının kabul ettiği tahkim şartı sigortacıyı da bağlamaktadır. Bununla birlikte atıf yoluyla kurulan tahkim şartlarında Türkçe düzenleme zorunluluğunun konişmentoda değil, tahkim şartını ihtiva eden asıl çarterpartide aranması gerektiği kabul edilmektedir. İki Türk şirketi arasındaki çarterpartinin yabancı dilde düzenlenmiş olması, bu çarterpartiye atıf yapan tahkim itirazının geçersizlik gerekçesiyle reddi sonucunu doğurabilmektedir.

Konişmentodaki Türkçe Tahkim Kaydı ve Yargıtay'ın Esas İnceleme Kuralı

Konişmentoya atıf yoluyla dahil edilen tahkim şartıyla bağlı olmadığını ileri sürme yetkisi kural olarak konişmento hamiline tanınmıştır. Konişmento hamili tahkim şartıyla kendisini bağlı saydıktan sonra taşıyanın bizzat tanzim ettiği şartın geçersizliğini ileri sürmesi dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur. Tahkim heyetince görülmesi gereken bir uyuşmazlığın mahkeme yargısında incelenmesinin tek istisnası yasal süresi içinde tahkim ilk itirazının sunulmamasıdır; geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunurken hakem heyeti işin esasına girmekten kaçınamaz.

Nitekim taraflar Türk tabiiyetinde bulunsa dahi, taraflar için bağlayıcı olan konişmentonun arkasında Türkçe ifadelerle tahkim sözleşmesi bulunması durumunda, atıf yapılan çarterparti sözleşmesinde aynı kayıtların İngilizce yer alması sonuca etkili görülmemektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/5125 Esas, 2022/6217 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, konişmentodaki Türkçe tahkim şartına rağmen 805 sayılı Kanun'un 1. ve 4. maddeleri gerekçe gösterilerek tahkim şartının geçersiz sayılması ve hakem heyetinin yetkisizlik kararı vermesi isabetsiz bulunmuştur. Bozma kararına uyan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi hakem kararının iptaline karar vermiş ve bu hüküm Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/1463 Esas, 2024/3733 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1463, K. 2024/3733Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2023/1463 E.  ,  2024/3733 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi(İlk Derece) SAYISI : 2022/5 Esas, 2022/7 Karar HÜKÜM : Kabul Taraflar arasındaki hakem kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.05.2024 günü hazır bulunan davacı vekili vekili Av. …. ile davalılar vekili Av…..dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların sorumluluğunda taşınan emtianın hasarlanması üzerine sigortalıya ödenen sigorta bedelinin tahsili amacıyla başvurulan hakem heyeti tarafından geçerli bir tahkim anlaşması bulunmadığı gerekçesi ile hakem heyetinin uyuşmazlığın çözümünde yetkili olmadığına oy çokluğu ile karar verildiğini, oysa konişmentonun ön yüzünde yer alan "Çarter parti ile birlikte kullanılır" ve arka yüzünde yer alan "uygulanacak hukuk ve tahkim klozu dahil çarter partinin tüm hükmü konişmentoya dahil edilmiştir" klozları gereğince çarter partiye açıkça atıf yapılmış olduğundan, konişmento hamili …. Ltd.'nin tahkim şartı ile bağlı olduğunu, bu nedenle aksi yöndeki hakem heyeti kararının iptali gerektiğini, tahkim şartının geçersizliğinin yalnızca konişmento hamili gönderilen ….Ltd. tarafından ileri sürülebileceğini, tahkim yoluna konişmento hamilinin halefi sıfatıyla sigortacı başvurduğundan, çarter partiye atıf yapılıp yapılmadığının önemi olmadığını, taşıyanın kendi hazırladığı çarter partide yer verdiği tahkim şartının geçersizliğini iddia etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, hakem heyeti kararının bu sebeple iptali gerektiğini, davalı tarafın benzer carter partilerin kullanıldığı başka olaylarda hukuk mahkemeleri nezdinde açılan davalarda tahkim itirazında bulunduğunu, tahkim davası açıldığında ise tahkim şartının geçersizliğini ileri sürdüğünü, çelişkili davranış yasağına aykırı ve kötü niyetli itirazı dikkate alındığında tahkim şartının geçersiz olduğuna karar verilmesinin haksız olup iptali gerektiğini, dava konusu taşıma kapsamında tek bir çarter parti düzenlendiğinden konişmentoda çarter partinin tarihine atıf yapılmasının gerekmediğini, bu nedenle de hakem heyeti kararının iptali gerektiğini ileri sürerek hakem heyetinin 03.12.2020 tarihli kararının iptaline ve hakem heyetinin yetkili olduğuna karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iptal koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Bölge Adliye Mahkemesince (İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla) 20.04.2021 tarih, 2020/8 E. ve 2021/2 K. karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir. B. Birinci Bozma Kararı Dairemizin 22.09.2022 tarih, 2021/5125 E. ve 2022/6217 K. sayılı kararıyla 07.10.2018 tarihli konşimentonun ön yüzünde "çarter partiler ile birlikte kullanılacaktır" kaydının, arka yüzünde ise ''önyüzde tarihi belirtilmiş olan çarterpartinin tüm hüküm ve şartları, hak ve istisnaları, tabi olunan hukuk ve tahkim klozu da dahil olmak üzere bu suretle geçerli kılınmıştır'' ibaresinin yer aldığı görülmüştür. Dosyada mübrez çarter partide ‘’OWISE TEMİZ GENCON 94+YUKARIDAKİ HÜKÜMLER+TAHKİM YERİ İSTANBUL, TÜRK HUKUKU GEÇERLİ, MÜŞTEREK AVARYA İÇİN LONDRA’DAKİ İNGİLİZ HUKUKU GEÇERLİ‘’ kaydı bulunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tahkimde görülmesi gerektiğine yönelik düzenlemenin bulunması halinde malın alıcısı konumunda olan dava dışı sigortalının da bu düzenleme ile bağlı olacağı, tahkim heyetince görülmesi gereken bir uyuşmazlıkta mahkeme yargısında görülebilmesinin tek istisnasının, yasal süre içerisinde “Tahkim İlk İtirazında” bulunulmaması olduğu, geçerli bir tahkim sözleşmesinin varlığı halinde atanan tahkim heyetinin davanın esasına girmekten imtina edemeyeceği, dava dışı sigortalı alıcının, konişmentoyu ciro ile alıp, bunu ibrazla yükü teslim almada kullandığı anda, konişmentonun şartları ile de bağlanmış olduğu ve tahkim şartının taşıyanla yükleten arasında akdedilen çarter sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu, sigortalının üçüncü şahıs durumunda bulunduğu ve bu nedenle konişmentoda kararlaştırılan tahkim şartı ile bağlı tutulamayacağının düşünülemeyeceği, davacı sigorta şirketinin davasını konişmentoya dayandırdığı, sigortalının taşınan malları teslim aldığına göre, konişmentoda yer alan tahkim şartı böylece gönderileni bağlayacağı gibi, halefiyet ilkesi uyarınca davacı sigorta şirketini de bağlayacağı, bir başka deyişle, konşimentonun arka yüzündeki atfın, taşıyanın konşimentodan doğan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümünü kabul ettiğini gösteren açık bir irade beyanı olduğu, konşimento hamili/gönderilen sigortalı SPM'nin ise davalı taşıyanın çarter partiye koyduğu ve konşimento ile açık atıf yaptığı tahkim şartını kabul ederek dava konusu tahkim yargılamasını başlattığı, konşimentoya atıf yoluyla dahil edilen tahkim şartı ile bağlı olmadığını ileri sürme hakkını kanunkoyucunun esas itibariyle konşimento hamiline tanıdığı, konşimento hamilinin bu tahkim şartı ile kendisini bağlı gördüğü takdirde, artık taşıyanın bizzat tanzim ettiği çarter parti ve konşimento hükümlerinde yer alan tahkim şartının geçersizliğini iddia etmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, öte yandan mahkemece 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun’un 1 inci ve 4 ncü maddeleri nazara alınarak, uyuşmazlığa konu tahkim kaydının yer aldığı navlun sözleşmesinin Türkçe olarak yapılmadığı, bu nedenle navlun sözleşmesinde yer alan tahkim kaydının geçerli olmadığı yönündeki değerlendirmede de isabet bulunmadığı, zira her ne kadar taraflar Türk tabiiyetinde ise de, yukarıda taraflar için bağlayıcı olduğu kabul edilen Konişmento arkasında “Türkçe” ifadelerle tahkim sözleşmesinin varlığı karşısında, atıf yapılan “Çarter Parti” sözleşmesinde aynı ifadelerin “İngilizce” olarak yer almasının sonuca etkisinin olmadığının kabulü ile hakem heyeti tarafından işin esasına girilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince hatalı değerlendirmeyle buna dair iptal davasının reddine karar verlmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı ile dosya kapsamı ve uyma kararı verilen Yargıtay bozma ilamındaki gerekçeler dikkate alınarak, davalılar vekilinin bozma kararına uyulduktan sonra bilirkişi incelemesi yapılması talebi, tespiti istenilen hususların hukuki nitelikte olması ve uyma kararı ile davacı lehine kazanılmış hak oluşması gözetilerek reddi ile, bozma kararındaki gerekçeler doğrultusunda davanın kabulü ile davaya konu hakem heyeti kararının iptaline karar verilmiştir. IV.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hakem heyeti kararının isabetli olduğunu, iptal koşullarının oluşmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hakem kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4686 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama ve 4686 sayılı Kanun'un hakem kararlarının iptaline ilişkin 15 inci maddesi hükmü gözetildiğinde, verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yabancı şirketle yabancı dilde yapılan tahkim anlaşması geçerli midir?

Evet, taraflarından biri yabancı şirket olan sözleşmelerde 805 sayılı Kanun'un 1. maddesi uygulanmaz ve yabancı dilde düzenlenen tahkim şartı geçerli kabul edilerek süresinde yapılan itirazla dava usulden reddedilir.

İki Türk şirketinin yabancı dilde tahkim şartı kararlaştırması geçerli midir?

Hayır, her iki tarafı Türk tabiiyetinde bulunan şirketlerin Türkiye dâhilindeki sözleşmelerinde 805 sayılı Kanun m. 1 uyarınca Türkçe kullanması zorunlu olup, bu şarta aykırı yabancı dildeki tahkim kayıtları geçersiz sayılarak tahkim itirazı dinlenmez.

Konişmentoda Türkçe tahkim şartı varken çarterpartinin yabancı dilde olması tahkimi engeller mi?

Hayır, bağlayıcı konişmentonun arkasında Türkçe tahkim şartı bulunması halinde, atıf yapılan çarterpartideki hükümlerin İngilizce yer alması sonuca etkili görülmez ve hakem heyetinin uyuşmazlığın esasına girmesi gerekir.

Sigortacı sigortalısının taraf olduğu tahkim şartı ile bağlı mıdır?

Evet, deniz taşıma ilişkilerinde konişmentoda çarterpartiye atıfla tahkim şartı kurulduğunda halefiyet ilkesi gereğince sigortalının kabul ettiği tahkim şartı sigortacıyı da bağlar.

805 sayılı Kanun Türkiye dışındaki sözleşmeleri kapsar mı?

Hayır, dokuz maddeden oluşan 805 sayılı Kanun Türkiye sınırları dışında ifa edilecek veya uygulanacak sözleşmeleri kapsamamaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu