7068 Sayılı Kanun Kapsamında Devlet Memurluğundan Çıkarma ve İptal Davası

by Avukat Erdal Ersoy
7068 Sayılı Kanun Kapsamında Devlet Memurluğundan Çıkarma ve İptal Davası

7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, 31 Ocak 2018'de kabul edilerek genel kolluğun disiplin düzenini yeniden düzenleyen bir kanundur. Kanun kapsamındaki personele verilebilecek disiplin yaptırımları arasında devlet memurluğundan çıkarma cezası yer almakta olup bu ceza kişinin bir daha kamu hizmetine alınmaması sonucunu doğurur.

7068 sayılı GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN m. 7Kaynağı aç
MADDE 7- (1) Personele verilecek disiplin cezaları şunlardır: a) Uyarma cezası: Personele görevinin icrasında veya hal ve hareketlerinde daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. b) Kınama cezası: Personele görevinin icrasında veya hal ve hareketlerinde kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. c) Aylıktan kesme cezası: Disiplin cezası verilen personelin, fiilin ağırlık derecesine göre zam ve tazminatlar hariç brüt aylığından onbeş günlüğe kadar kesinti yapılmasıdır. Ceza, aylığı tahakkuk ettiren birimce personelin aylığından kesilmek suretiyle yerine getirilir. Aylıktan kesme tam Türk Lirası üzerinden yapılır ve kuruşlar dikkate alınmaz. ç) Kısa süreli durdurma: Personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin dört, altı veya on ay süre ile durdurulmasıdır. d) Uzun süreli durdurma: Personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin oniki, onaltı, yirmi veya yirmidört ay süre ile durdurulmasıdır. e) Meslekten çıkarma: Personelin emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılmasıdır. f) Devlet memurluğundan çıkarma: Personelin bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılmasıdır. (2) Kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir. (3) Birinci fıkranın (c), (ç) ve (d) bentlerinin uygulanmasında, cezanın üst ve alt kademeleri ağır ya da hafif ceza sayılmaz. (4) Bu Kanun hükümleri sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay ve uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve sözleşmeli erlerin kendi kanunlarında düzenlenen meslekten ayırmayla ilgili hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez. (5) Devlet memurluğundan çıkarma ya da meslekten çıkarma cezalarından başka bir disiplin cezasına çarptırılmış olanlar, uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından başlayarak beş yıl, diğer cezaların uygulanmasından başlayarak on yıl geçtikten sonra, atamaya yetkili amire başvurarak verilmiş olan disiplin cezalarının özlük dosyasından silinmesini isteyebilir. İlgilinin bu süreler içerisindeki davranışları, bu isteğini haklı kılacak nitelikte görülürse söz konusu ceza özlük dosyasından silinir. Disiplin cezası verilecek fiiller

Kanunun Kapsadığı Personel

7068 sayılı Kanun, Emniyet Genel Müdürlüğü'nde çalışan memurları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı'nda görev yapan subay, astsubay, sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş, sözleşmeli er ve diğer sınıflardaki memurları kapsamaktadır. Kanunun öngördüğü disiplin cezaları ve bunların uygulanma usulü bu personel gruplarının tamamına uygulanır.

Devlet Memurluğundan Çıkarma ile Meslekten Çıkarmanın Farkı

7068 sayılı Kanun'un 7. maddesi bu iki yaptırımı ayrı bentlerde düzenlemektedir. Devlet memurluğundan çıkarma, personelin bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılmasıdır. Meslekten çıkarma ise personelin emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılmasıdır. Bu iki ceza türü birbirinden farklı sonuçlar doğurduğundan, hangi cezanın verildiğinin iptal davası açısından ayrıca belirlenmesi önem taşır.

Çıkarma Cezasını Gerektiren Fiiller

7068 sayılı Kanun'un 9. maddesi devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren fiilleri düzenlemektedir. Maddenin birinci fıkrası uyarınca, cezayı verme yetkisi ve çıkarmayı gerektiren fiiller bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri de uygulanır. 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin (E) fıkrasına göre memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak bu cezayı gerektiren fiiller arasında yer almaktadır.

7068 sayılı GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN m. 9Kaynağı aç
MADDE 9- (1) Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Ayrıca, aşağıdaki filleri işleyen personel de Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılır; a) Ülkenin bağımsızlığını zedelemeye, bütünlüğünü bozmaya ve milli güvenliği tehlikeye düşürmeye yönelik herhangi bir faaliyette bulunmak veya aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, vakıf, dernek ve benzeri teşekküle katılmak, bunlara yardım etmek veya bu yapılarla ilişki içerisinde bulunmak. b) İşkence yapmak. Ağırlaştırıcı nedenler
Danıştay 12. Daire, E. 2020/4926, K. 2021/2059Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2020/4926 E.  ,  2021/2059 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2020/4926 Karar No : 2021/2059 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda sözleşmeli infaz ve koruma memuru olarak görev yapan davacının, hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer verilen "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediği ve bu fiil karşılığında Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması gerektiğinden bahisle sözleşmeli olarak görev yapması nedeniyle 05/01/2018 tarihinde imzalanan 01/01/2018 – 31/12/2018 tarihleri arasında geçerli hizmet sözleşmesinin 05/10/2018 tarihi itibarıyla feshine ilişkin … tarih ve … sayılı İstanbul Anadolu Adalet Komisyonu Başkanlığı işleminin iptali ve işlem sebebiyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; dosyadaki mevcut bilgi, belge ve soruşturma kapsamında alınan ifadelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının, aynı Kurumda birlikte görev yaptığı A.S. ile arasında duygusal bir ilişki olduğu, kaldı ki Polis Memuru S.A'nın kasten öldürülmesi olayıyla ilgili olarak … Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan … sayılı soruşturma dosyası kapsamında A.S. ve davacının alınan ifadelerinde, aralarındaki ilişkiyi ikrar ettikleri, … E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda görevli bazı personel tarafından da, A.S. ve davacı arasındaki ilişkinin varlığının beyan edildiği, öte yandan, alınan ifadeler kapsamında, davacının, A.S. olan diyaloğunu kesmesi hususunda sözlü olarak uyarıldığı halde ilişkisini devam ettirdiği dikkate alındığında, bu durumun özel hayat sınırlarını aşarak aleniyet kazandığı, netice itibariyle yaşanan olaylar silsilesi kapsamında bir polis memurun öldüğü ve bir astsubayın yaralandığının anlaşıldığı, bu veriler ışığında, davacının görev yaptığı Kurumun güven ve itibarının zedelendiği, davacı ve davalı idare arasında sağlıklı bir işleyişin sürdürülemeyeceği kanaatine varıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığını iddia ettiği parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de yerinde görülmediği, gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hakkında tesis edilen işlemin haksız ve hukuka aykırı olduğu, kendisinden savunma istenilmediği, takdir edilen disiplin cezası ile eylemi arasında adil denge bulunmadığı, özel hayatındaki fiil ve eylemlerden dolayı disiplin cezası ile cezalandırılamayacağı, suçsuzluk karinesinin ihlal edildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen raporda; davacının kınama cezasıyla cezalandırılması teklif edilmiş ise de, yapılan incelemede, davacının 657 sayılı Yasa'nın 125/E-(g) maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasıyla cezalandırılması gerektiği; ancak, sözleşmeli personel olması nedeniyle Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilemeyeceğinden sözleşmesinin feshedildiği, tesis edilen işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; … E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda sözleşmeli infaz ve koruma memuru olarak görev yapan davacı hakkında, ''03.09.2018 günü, saat 07.35'te Çekmeköy İlçesi, Çamlık Mahallesi, … Sokakta vuku bulan olayda davacının eşi olan; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü … Müdürlüğü'nde görevli Polis Memuru S.A'nın, … Cezaevi Jandarma Komutanlığında görevli Astsubay Kıdemli Üstçavuş A.S ile arasında meydana gelen çatışma sonucu öldüğü, davacının da olayda yaralandığı, davacının S.A. İle evli olmasına rağmen A.S ile arasında duygusal anlamda bir ilişki olduğu'' şeklindeki iddialar üzerine başlatılan disiplin soruşturması neticesinde hazırlanan … tarih ve … sayılı soruşturma raporunda, davacının ve Kurumda görevli personelin ifadelerine başvurulduğu, yapılan değerlendirme neticesinde davacının ''Hizmet dışında Devlet Memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak'' eylemini gerçekleştirdiği, anılan eylem nedeniyle 657 sayılı Kanun'un 125/B-(d) maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerektiği hususunun teklif edildiği, disiplin cezası verilmek üzere dosyanın gönderildiği İstanbul Anadolu Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı'nca, davacının eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesi kapsamında kaldığı, dolayısıyla Devlet memurluğundan çıkarılma cezası ile cezalandırılması gerektiği kanaatine varıldığı, ancak davacının sözleşmeli olarak görev yapması nedeniyle 05/01/2018 tarihinde imzalanan 01/01/2018-31/12/2018 tarihleri arasında geçerli Hizmet Sözleşmesinin 05/10/2018 tarihi itibariyle feshine karar verildiği, anılan işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesinde; "Devlet memurluğundan çıkarma : Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır. Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: … g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak," … şeklinde düzenleme yapılmıştır. Anayasa’nın “Özel Hayatın Gizliliği” başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz" hükmüne yer verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve Aile Hayatına Saygı Hakkı” başlıklı 8. maddesinde de; “(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. (2) Bu hakların kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi; ancak, müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir" düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa Mahkemesi'nin 03/04/2014 tarihli ve 2013/1614 başvuru numaralı kararında özetle; "Özel hayat, geniş bir kavram olup kapsayıcı bir tanımının yapılması oldukça zordur. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlık olup, bu koruma herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak, kendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birlikte, özel hayat kavramının herkesin kişisel yaşamını istediği şekilde sürdürme ve dış dünyayı bu alandan uzak tutma kavramına indirgenemeyeceği açıktır. Özel hayat, öncelikle bireylerin kendi bireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahrem ilişkilere girebilecekleri kavramsal ve fiziksel bir alana işaret etmektedir. Bu mahremiyet alanı, Devletin müdahale edemeyeceği veya meşru amaçlarla asgari düzeyde müdahale edebileceği özel bir alanı kapsamaktadır. Bireyin mahremiyet hakkının mekânı, kural olarak özel alandır. Ancak özel yaşamın korunması hakkı bazı durumlarda kamusal alana da genişleyebilir. Zira meşru beklenti kavramı, bireylerin mahremiyetlerinin kamusal alanda da bazı koşullar altında korunmasını mümkün kılmaktadır. Anayasa’nın 20. maddesinde, herkesin özel hayatına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu ve özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağı belirtilmekte olup, bu düzenlemede yer verilen özel hayatın gizliliği hakkı, Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde özel yaşama saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan hakka karşılık gelmektedir. Bireyin mahremiyet alanının ve bu alanda cereyan eden eylem ve davranışlarının da kişinin özel yaşamı kapsamında olduğu açıktır. Mahremiyet hakkı ve bu alana ilişkin bilgilerin gizliliğinin korunması Anayasa Mahkemesi tarafından da, Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir. Zira, kişinin mahremiyet alanının gizliliği ve bu alana saygı gösterilmesi hakkı, bireyin kişisel güvenliği, varlığı ve kimliği için gerekli olan en temel haklardan biri olduğu'' yolunda değerlendirmelere yer verilmiştir. Olayda, dosya içerisinde bulunan soruşturma raporu ve eki belgelerin birlikte incelenmesi neticesinde, davacıya isnat edilen soruşturma konusu fiillerden bir kişiyle sürekli arkadaşlık ve birliktelik şeklinde gerçekleştiği iddia edilen soruşturma konusu fiillerin, davacının mesleki faaliyeti ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dahil özel yaşamı kapsamında kalan eylem ve davranışlar olduğu, öte yandan bir polis memurunun ölmesi ve bir astsubayın yaralanması olayında ise olayın iş ortamı ile ilgili olmadığı, işyeri dışında meydana geldiği, ayrıca eylemleri gerçekleştirenin davacı olmadığı, kaldı ki dosya kapsamından, davacının bu eylemin mağduru olduğu, eşi mütevaffa S.A tarafından kendisine bir kaç kez ateş edildiği anlaşıldığından söz konusu fiillerin disiplin suçu olarak değerlendirilerek dava konusu işlem ile cezalandırılmasının, Anayasa'nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi uyarınca 'özel hayata saygı hakkının' ihlali sonucunu da doğuracağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen karardan hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmışır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan ….- TL yürütmenin durdurulması harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 20/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

7068 sayılı Kanun m. 9/1 ayrıca bu Kanun'a özgü ek çıkarma nedenleri de öngörmektedir. Bu nedenler arasında ülkenin bağımsızlığını zedelemeye, toprak bütünlüğünü bozmaya veya millî güvenliği tehlikeye düşürmeye yönelik herhangi bir faaliyette bulunmak ya da aynı nitelikte faaliyet gösteren bir harekete, gruplaşmaya, vakıf, dernek veya benzeri yapıya katılmak, bunlara yardım etmek ya da bu yapılarla ilişki içinde bulunmak sayılmaktadır.

Yüksek Disiplin Kurulu ve Karar Yetkisi

Devlet memurluğundan çıkarma cezası ancak Yüksek Disiplin Kurulları tarafından verilebilir. Yüksek Disiplin Kurulu, ilgili cezanın personele verilmesi hususunda altı ay içinde karar vermek zorundadır.

Disiplin Soruşturmasının Yürütülmesi

Soruşturma aşamasında görevlendirilen soruşturmacılar bilgi ve belge toplama, ilgili personelden ifade alma, tanık dinleme, bilirkişi görevlendirme ve keşif yapma yetkisine sahiptir; hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme de yaptırılabilir. Soruşturma sürecinde ilgili personelin savunması alınır.

Takdir Hakkının Kullanımında Gözetilen Ölçütler

Disiplin amirlerinin takdir yetkisini kullanırken gözetmesi gereken ölçütler düzenlenmiştir. Bu ölçütler şunlardır: disiplinsizliğin işleniş biçimi, gerçekleştiği zaman ve yer, hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, personelin kast ya da taksire dayalı kusurunun ağırlığı, personelin daha önceki disiplin durumu ile samimi ikrar ve pişmanlık.

İtiraz Yolu ve Sonuçları

Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilen personel bu karara itiraz edebilir. İtiraz haklı görülürse iki sonuçtan biri ortaya çıkabilir: ceza daha hafif bir yaptırıma dönüştürülebilir ya da hiç ceza verilmeksizin tamamen kaldırılabilir.

İdare Mahkemesinde İptal Davası

Devlet memurluğundan çıkarma cezası kesinleştikten sonra idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. Süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

İptal davasında işlemin hukuka aykırılığı saptanırsa Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idare bu işlemden doğan zararı ödemekle yükümlü hâle gelir. Bu durumda hukuka aykırılık nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların her bir ödeme kalemi bakımından tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, Anayasa m. 125'e atıf yapan yargı kararlarında ortaya konmaktadır.

Hafifletici Koşullar ve Ceza Silinmesi

Kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı alan personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir. Kanun'da 'uygulanabilir' ifadesi kullanıldığından bu indirim otomatik değildir. Devlet memurluğundan çıkarma ve meslekten çıkarma cezaları özlük dosyasından silme hakkının kapsamı dışında kalmakta; bu cezalardan başka bir disiplin cezasına çarptırılanlar ise uyarma ve kınama cezaları için uygulamadan itibaren beş yıl, diğer cezalar için on yıl geçtikten sonra atamaya yetkili amire başvurarak cezanın silinmesini isteyebilmektedir. Silme işlemi, ilgilinin söz konusu süreler içindeki davranışlarının bu isteği haklı kılacak nitelikte görülmesi koşuluna bağlıdır.

Sık Sorulan Sorular

7068 sayılı Kanun hangi kurumların personelini kapsar?

Kanun; Emniyet Genel Müdürlüğü memurlarını ve Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesindeki subay, astsubay, sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş, sözleşmeli er ile diğer sınıflardaki memurları kapsamaktadır.

Devlet memurluğundan çıkarma cezası kim tarafından verilir?

Bu ceza yalnızca Yüksek Disiplin Kurulları tarafından verilebilir.

Çıkarma cezasına itiraz mümkün müdür?

Evet, itiraz yolu açıktır. İtiraz haklı görülürse ceza daha hafif bir yaptırıma dönüştürülebilir ya da tamamen kaldırılabilir.

İptal davası açmak için ne kadar süre vardır?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. Süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.

Devlet memurluğundan çıkarma ile meslekten çıkarma aynı şey midir?

Hayır. 7068 sayılı Kanun'un 7. maddesi bu iki yaptırımı ayrı bentlerde düzenlemiştir. Devlet memurluğundan çıkarma, personelin bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılmasını ifade eder. Meslekten çıkarma ise personelin emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılmasıdır.

İptal davası kazanılırsa ne olur?

İşlemin hukuka aykırılığı saptanırsa Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idare bu işlemden doğan zararı ödemekle yükümlü tutulur; yoksun kalınan parasal hakların her bir ödeme kalemi bakımından tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, bu ilkeye dayanan yargı kararlarında ortaya konmaktadır.

7068 kapsamındaki personele 657 sayılı Kanun da uygulanır mı?

7068 sayılı Kanun'un 9. maddesi, devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren fiiller ve bu cezayı verme yetkisi bakımından 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını öngörmektedir. Bu atıf yalnızca söz konusu iki konu ile sınırlıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu