2B arazileri, orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkarılan ve çoğunlukla Hazine mülkiyetinde bulunan taşınmazlardır. Orman sınırları dışına çıkarılma işlemi taşınmazın kendiliğinden özel mülkiyete geçtiği sonucunu doğurmaz ve taşınmaz çoğu durumda Hazine adına kayıtlı kalmaya devam eder. Bu alanlarda hak sahipliği doğrudan tapu malikliği niteliğinde olmayıp 6292 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde aranan şartları taşıyan kişilere tanınan özel bir hukuki statüdür.
Kullanıcı Tespiti ve Taşınmaz Üzerindeki Muhdesat
Kullanıcı tespiti yapılırken taşınmazı fiilen kimin kullandığı, kullanımın hangi tarihten itibaren devam ettiği, kullanım şekli, taşınmaz üzerindeki yapı ve muhdesatlar ile geçmiş kullanım durumu gibi hususlar dikkate alınır. Bu tespit çalışmaları kadastro kayıtları, hava fotoğrafları, bilirkişi incelemeleri, tanık beyanları ile belediye ve idare kayıtları vasıtasıyla yürütülebilmektedir.
2B taşınmazı üzerindeki muhdesatın sahibi olunması, tek başına taşınmazın mülkiyet hakkını sağlamamaktadır.
Hak Sahipliğinin Devri, Noter Muvafakatnamesi ve Akdî Halefiyet
2B arazilerinde hak sahipliği doğrudan tapulu mülkiyet hakkı oluşturmadığından, devir süreçlerinde devredilen unsur taşınmazın resmi mülkiyeti değil; fiili kullanım, kullanıcı sıfatı ve hak sahipliği beklentisidir. Yapılan harici satış ve adi yazılı sözleşmeler resmi tapu devri niteliğinde değildir, doğrudan mülkiyet aktarımı sağlamaz ve çoğu zaman fiili kullanımın devri sonucunu doğurur. Fiili kullanımın devralınması da tek başına taşınmaz üzerinde ayni hak kazanılması neticesini doğurmaz.
Noter huzurunda işlem veya muvafakatname yapılması, tek başına taşınmaz mülkiyetinin resmi olarak devredildiği anlamına gelmez. Bu tür noter işlemleri taraf iradesinin ispatı, fiili kullanımın devri ve muhdesatın devredildiğinin gösterilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Taraflar arasında harici devir yapılmış olması, her durumda idare bakımından otomatik olarak hak sahipliğinin kabul edildiği anlamına gelmez. Nitekim idarenin yapacağı hak sahipliği değerlendirmesi taraflar arasındaki harici işlemlerden bağımsız şekilde sonuç doğurabilmektedir.
6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 10. fıkrasına göre hak sahibi olunmasında kanuni halefiyet geçerli olduğu gibi, hak sahibinin veya mirasçılarının Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra noter tarafından düzenlenecek muvafakatname vermeleri hâlinde akdî halefiyet hükümleri uygulanır. Öte yandan 2B taşınmazlarına ilişkin muvazaalı devir uyuşmazlıklarında tarafların gerçek iradesi ile fiili kullanım durumu birlikte değerlendirilir.
6292 sayılı ORMAN KÖYLÜLERİNİN KALKINMALARININ DESTEKLENMESİ VE HAZİNE ADINA ORMAN SINIRLARI DIŞINA ÇIKARILAN YERLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ İLE HAZİNEYE AİT TARIM ARAZİLERİNİN SATIŞI HAKKINDA KANUN m. 6Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2024/2139 Esas ve 2025/2779 Karar sayılı ilamına konu somut uyuşmazlıkta, taşınmaz devrine ilişkin ek protokol resmi şekilde yapılmadığından geçerli bir sözleşme sayılmamış ve bu geçersiz sözleşmeye bağlanan cezai şart talebinin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2139, K. 2025/2779Kaynağı aç
Hak Sahipliğinin Miras Yoluyla İntikali ve Kanuni Halefiyet
2B kullanıcısının veya hak sahibinin ölümü halinde mirasçılara geçen husus doğrudan tapulu mülkiyet hakkı değil; kullanıcı sıfatı, fiili kullanım durumu ve hak sahipliği beklentisidir. Hak sahipliğinde 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 10. fıkrası uyarınca kanuni halefiyet kuralları uygulanır.
Bununla birlikte yalnızca mirasçı olmak tek başına hak sahipliği için yeterli kabul edilmemekte, fiili kullanım durumu ile somut olayın özellikleri ayrıca incelenmektedir. Hak sahibinin mirasçılarının kimler olduğunun belirlenmesi bakımından veraset belgesi idari hak sahipliği başvurularında ve dava süreçlerinde kullanılan temel bir ispat aracıdır.
Doğrudan Satış Başvurusu, Bedel Hesabı ve Kısıtlamalar
6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen listelere veya tutanaklara göre 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcı veya muhdesat sahibi sayılan hak sahipleri yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde; yürürlük tarihinden sonraki güncelleme listeleri veya kadastro tutanakları kapsamındakiler ise tescil ya da kesinleşmeden itibaren sekiz ay içinde idareye başvurarak doğrudan satış isteyebilir. Cumhurbaşkanının bu başvuru ve sonuçlandırma sürelerini iki katına kadar artırma yetkisi bulunmaktadır.
Hak sahiplerine doğrudan satılacak taşınmazların satış bedeli, 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrasına göre dört yüz metrekareye kadar olan kısım için rayiç bedelin yüzde ellisi, fazlası için rayiç bedelin yüzde yetmişi üzerinden hesaplanır. Bir taşınmazdaki hak sahipliğinin devredilmesi hâlinde ise yüzde elli satış bedeli hesaplaması sadece dört yüz metrekare için ve hak sahiplerinin hisselerine oranlanarak tatbik edilir. Bunun yanında, tamamen ve münhasıran bilfiil tarımsal amaçlı olarak kullanılan ve üzerinde mandıra, sera, ağıl, kümes gibi tarımsal amaçlı yapılar ile sürekli ikamet amacıyla kullanılan konut hariç yapı bulunmayan taşınmazlarda satış bedeli rayiç bedelin yüzde ellisi üzerinden belirlenir.
İdarece yapılan ve taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan satış sözleşmeleri ile kanuni ipotek sözleşmelerinde resmi şekil şartı aranmaz. Hak sahipliği belgelerinin idare tarafından tapu idaresine yazılı bildirilmesiyle devir ve Hazine lehine kanuni ipotek sicile resen tescil olunur; ipotekli devredilen taşınmazın üçüncü kişilere satışı hâlinde borcun kalan kısmından alıcılar sorumlu olur.
Hak sahibi olunsa dahi ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan, Maliye Bakanlığınca belirlenen ya da kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç üç ay içinde ilgili idarelerce bildirilmek kaydıyla özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken yerler ile içme ve kullanma suyu havzalarında maksimum su seviyesinden itibaren üç yüz metrelik bant içinde kalan taşınmazlar hak sahiplerine satılmaz. Bu alanlar yerine hak sahiplerine talep etmeleri hâlinde, hak sahibi oldukları taşınmazın rayiç değerine eşdeğer ve öncelikle aynı il sınırları içindeki 2/B alanlarından, Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrasına göre hesaplanacak satış bedeli üzerinden doğrudan satış yapılabilir.
2B arazisindeki muhdesat sahibi olmak doğrudan mülkiyet kazandırır mı?
Muhdesat sahibi olunması tek başına taşınmazın mülkiyet hakkını sağlamaz; 2B taşınmazları çoğu durumda Hazine mülkiyetinde kalmaya devam eder ve hak sahipliği kanuni şartlara bağlı özel bir statü oluşturur.
Noter muvafakatnamesi ile 2B hak sahipliği devralınabilir mi?
6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 10. fıkrası uyarınca, hak sahibinin veya mirasçılarının Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra noter tarafından düzenlenecek muvafakatname vermeleri hâlinde akdî halefiyet hükümleri geçerlidir; ancak noter huzurunda işlem yapılması tek başına taşınmaz mülkiyetinin resmi olarak devredildiği anlamına gelmemektedir.
Mirasçılık belgesi 2B hak sahipliği kazanmak için tek başına yeterli midir?
Mirasçılık belgesi mirasçıları belirleyen temel bir ispat aracı olmakla birlikte, hak sahipliğinde yalnızca mirasçı olmak tek başına yeterli görülmemekte ve fiili kullanım durumu da dikkate alınmaktadır.
Geçersiz 2B devir protokolündeki cezai şart talep edilebilir mi?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2024/2139 Esas ve 2025/2779 Karar sayılı ilamında, taşınmaz devrine ilişkin ek protokol resmi şekilde yapılmadığından geçerli bir sözleşme olmadığı ve bu nedenle cezai şartın da geçersiz olduğu gerekçesiyle verilen onama kararı doğrultusunda somut uyuşmazlıktaki talep geçersiz sayılmıştır.
Satış kısıtlaması bulunan 2B arazisi yerine başka taşınmaz verilebilir mi?
Kamu hizmetine ayrılan, havza koruma bandında kalan veya ilgili idarelerce kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç üç ay içinde bildirilmesi şartıyla özel kanunlar gereğince değerlendirilecek yerler hak sahiplerine satılmaz; ancak hak sahibinin istemesi hâlinde öncelikle aynı ilde eşdeğer rayiç değerdeki bir başka 2/B arazisi kanuni bedelle satılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

