Zorunlu İpotek Halinde Meskeniyet İtirazı ve Haczedilmezlik

by Avukat Erdal Ersoy
Zorunlu İpotek Halinde Meskeniyet İtirazı ve Haczedilmezlik

Borçlunun haline münasip evi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 82/1-12 uyarınca haczedilemez. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 881/1 çerçevesinde mevcut veya ileride doğabilecek alacaklar için taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmiş olsa dahi, meskenin haciz tarihindeki değeri borçlunun barınma ihtiyacından fazla ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 82/2 gereği taşınmaz satılır; borçlunun haline uygun konut edinebilmesi için gereken miktar borçluya ayrılır ve kalan bedel alacaklıya ödenir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 82Kaynağı aç
Madde 82 – (Değişik: 18/2/1965-538/46 md.) Aşağıdaki şeyler haczolunamaz: 1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar, 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya, 3. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine ait kişisel eşya ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyası,[36] 4. Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri; değilse, sanat ve mesleki için lüzumlu olan alat ve edevat ve kitapları ve arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük nakliye erbabının geçimlerini temin eden nakil vasıtaları, 5. Borçlu ve ailesinin idareleri için lüzumlu ise borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları, 6. Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise gelecek mahsül için lazım olan tohumluğu, 7. Borçlu bağ, bahçe veya meyva veya sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan bağ bahçe ve bu sanat için lüzumlu bulunan alat ve edevat, Geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisi ve ailesinin maişetleri için zaruri olan miktarı ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları, 8. Borçlar Kanununun 510 uncu maddesi mucibince haczolunmamak üzere tesis edilmiş olan kaydı hayatla iratlar, 9. Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malül olanlara bağlanan emeklilik maaşları ile bu hizmetlerden birinin ifası sebebiyle ailelerine bağlanan maaşlar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış tazminat ve ikramiyeleri, Askeri malüllerle, şehit yetimlerine verilen terfi zammı ve 1485 numaralı kanun hükmüne göre verilen inhisar beyiye hisseleri, 10. Bir muavenet sandığı veya cemiyeti tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan maaşlar, 11. Vücut veya sıhhat üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak mutazarrırın kendisine veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi lazım gelen paralar, 12. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Borçlunun haline münasip evi, 13. (Ek: 2/7/2012-6352/16 md.) Öğrenci bursları. Medeni Kanunun 807 nci maddesi hükmü saklıdır. 2, 4, 5, 7 ve 12 numaralı bendlerdeki istisna, borcun bu eşya bedelinden doğmaması haline munhasırdır.[37] (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/16 md.) Birinci fıkranın (2), (4), (7) ve (12) numaralı bentlerinde sayılan malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden haline münasip bir kısmı, ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/16 md.) İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir. Kısmen haczi caiz olan şeyler:
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 881Kaynağı aç
Madde 881- Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir. İpoteğe konu olacak taşınmazın, borçlunun mülkiyetinde bulunması gerekmez. B. Kurulması ve sona ermesi I. Kuruluş

Meskeniyet Şikayetinde Yasal Süre ve Başvuru Mercii

İcra memurunun haciz işlemine karşı haczedilmezlik iddiası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 16 kapsamında şikayet yoluyla icra mahkemesine iletilir. İcra dairelerinin kanuna veya somut olayın gereklerine aykırı işlemlerine yönelik başvurunun, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılması gerekmektedir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir. Şikayet üzerine yapılacak muameleler:

Haline Münasip Konut Ölçütü ve Aile İhtiyaçları

Taşınmazın borçlunun haline uygunluğu, haciz tarihindeki sosyal vaziyetine ve borçlu ile birlikte aynı çatı altında ikamet eden, bakmakla yükümlü olduğu geniş anlamdaki aile fertlerinin barınma gereksinimlerine göre takdir edilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin E. 2016/22937, K. 2017/14928 sayılı kararında vurgulandığı üzere, borçlunun unvanı veya toplumsal konumu daha lüks ve görkemli bir meskende oturmasını zorunlu kılmaz; olağan oda ve salon ölçülerini aşan ya da yaşamsal ihtiyaçların ötesine geçen nitelikteki yerler haczedilmezlik korumasından yararlandırılmaz.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/22937, K. 2017/14928Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2016/22937 E.  ,  2017/14928 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : İİK’nun 82/1-12. maddesi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir. Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez. Somut olayda, hacze konu … İli, … İlçesi, … 1 Mahallesi'nde bulunan … Ada, … Parsel'de kayıtlı 18 nolu bağımsız bölüm ile … ili, … İlçesi, … Mahallesi'nde bulunan … Ada, … Parsel'de kayıtlı 6 nolu bağımsız bölümün borçlu adına kayıtlı tam hissesine 13.7.2015 tarihinde haciz konulduğu, borçlunun şikayet dilekçesinde; bu taşınmazlardan … Parsel'de kayıtlı olanında kendisinin ailesi ile birlikte ikamet ettiğini, … Parsel sayılı olanında ise anne ve babası ile kardeşlerinin ikamet ettiğini ve bu taşınmazların borçlu ve ailesi için hale münasip olduğunu ileri sürerek her iki taşınmaza konulan hacizlerin kaldırılmasını istediği, mahkemece, her iki taşınmaz üzerinde de ipotek bulunduğu ve ipoteklerin zorunlu ipoteklerden olmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmaz hakkında sonradan haczedilmezlik şikayetinde bulunabilmesi için ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Zira zorunlu olarak kurulan ipoteğin meskeniyet şikayetine engel teşkil etmeyeceği ilkesi, bu ipoteğin sosyal amaçlı olarak verilen kredinin teminatını oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunmasını engeller ise de, haciz tarihi itibariyle ipotek konusu borcun ödenmiş olması halinde, ipotekle yükümlü bulunmayan taşınmaz hakkında meskeniyet şikayetinde bulunulabilir. Dosyada mübrez tapu kayıtlarının incelenmesinde; şikayete konu taşınmazlardan … Parsel sayılı olanında, şikayete konu haciz tarihinden önce konulmuş ipotek bulunduğu, 17.12.2014 tarih ve 20711 yevmiye numaralı resmi senet örneğine göre ipoteğin zorunlu ipoteklerden olmadığı anlaşılmakta ise de; borçlu tarafından temyiz dilekçesine eklenen belgelerden ipotek konusu borcun ödendiği ve ilgili banka tarafından 01.7.2015 tarihinde kendi sistemlerinden ipoteğin fekkinin yapıldığının bildirildiği görülmüştür. Bu durumda, 13.7.2015 olan haciz tarihinden önce borcun ödenmiş olabileceği görüldüğünden mahkemece bu yönde araştırma yapılmadan karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, … Parsel'de kayıtlı olan taşınmazda bulunan ipoteğin, Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş.'nin 24.8.2015 tarihli cevabi yazısı ile konut kredisinden kaynaklandığı bildirilmekle mahkemenin bu hususta da araştırma yapmaksızın kararında ipoteğin zorunlu ipotek olmadığı gerekçesine dayanması da yerinde değildir. Öte yandan, borçlunun birden fazla taşınmazının bulunması meskeniyet şikayetine engel teşkil etmez ise de, bunlardan ancak biri yönünden meskeniyet şikayetinde bulunulabilir. Ancak bu durumda, mahkemece öncelikle borçluya tercih hakkı sorularak seçtiği taşınmaz açısından şikayetinin değerlendirilmesi gerekir. O halde mahkemece; öncelikle borçluya meskeniyet şikayeti yönünden seçimlik hakkını şikayete konu taşınmazlardan hangisi için kullandığı açıklattırılarak, şayet … Parsel'de kayıtlı taşınmaz için olduğu bildirlirse; bu taşınmazdaki ipotek konusu borcun, haciz tarihinden önce ödenip ödenmediği ipotek alacaklısı bankadan sorulup tespit edilerek, şayet … Parsel'de kayıtlı taşınmaz için olduğu bildirilirse de, tapudan ipotek akit tablosu getirtilerek ipoteğin mahiyeti ve veriliş nedeni araştırılıp zorunlu ipotek olup olmadığı, zorunlu ipotek değil ise haciz tarihinden önce ipoteğe konu borcun ödenip ödenmediği ipotek alacaklısı bankadan sorulup tespit edilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Sosyal Amaçlı Kredilerde Zorunlu İpotek İstisnası

Borçlu tarafından daha önce ipotek verilmiş bir taşınmaz hakkında meskeniyet şikayetinde bulunulabilmesi, ipoteğin niteliğine bağlı tutulmuştur. İpoteğin mesken kredisi, zirai kredi ya da esnaf kredisi gibi sosyal amaçlı tahsis edilen kredilerin güvencesi olarak zorunlu kurulmuş olması şarttır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin E. 2016/22937, K. 2017/14928 sayılı kararında belirtildiği üzere, zorunlu ipoteğin meskeniyet itirazına mani sayılmaması, ipoteğin sosyal amaçlı kredinin teminatını meydana getirmesi ilkesine dayanmaktadır.

Serbest İradeyle Kurulan İpotekler ve Borcun Kapanması

Borçlunun serbest iradesiyle tesis ettiği ve zorunlu kredi vasfı taşımayan ipotekler kural olarak sonradan meskeniyet iddiası ileri sürülmesine engel teşkil eder. Buna karşılık, haciz tarihi itibarıyla ipoteğe konu borcun tamamen ödenmiş bulunması durumunda taşınmaz ipotek yükümlülüğü taşımadığından borçlu tarafından haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilir.

İcra Mahkemesinin Tapu ve Banka Kayıtlarını İnceleme Usulü

Meskeniyet şikayetine konu ipotekli taşınmaza dair uyuşmazlıklarda mahkemece öncelikle tapu müdürlüğünden ipotek akit tablosu getirtilerek ipoteğin veriliş gayesi ve zorunlu nitelikte olup olmadığı saptanmalıdır. İpoteğin zorunlu kredi ipoteği olmadığının anlaşılması durumunda ise haciz tarihinden önce ipotek borcunun kapanıp kapanmadığı alacaklı bankadan sorulup netleştirildikten sonra hüküm tesis edilir.

Bilirkişi Kıymet Tespiti ve Satış Bedelinin Paylaştırılması

İcra mahkemesi, borçlunun ailesiyle barınması için gereken haline münasip mesken değerini bilirkişi incelemesiyle tespit ettirir. Haczedilen taşınmazın değeri bu tutarı aşıyorsa taşınmazın satışına karar verilir; satış bedelinden tespit edilen haline münasip konut bedeli borçluya terk edilir ve bakiye tutar icra dosyası alacaklısına tahsis edilir.

Birden Fazla Taşınmaz Varlığında Borçlunun Tercih Hakkı

Borçlunun mülkiyetinde birden fazla taşınmaz bulunması haczedilmezlik şikayetine engel değildir. Ancak borçlu bu taşınmazlar içerisinden sadece bir tanesi yönünden meskeniyet başvurusunda bulunabilir. Mahkemenin öncelikle borçluya tercih hakkını hatırlatarak seçtiği konut üzerinden inceleme yapması usul gereğidir.

Zorunlu ipotek meskeniyet şikayetine neden engel oluşturmaz?

Mesken kredisi, esnaf kredisi veya zirai kredi gibi sosyal gayelerle tesis edilen zorunlu ipotekler, borçlunun temel geçim ve barınma gereksinimlerini sağlamayı amaçladığından sonradan haczedilmezlik şikayetinde bulunulmasını engellemez.

Serbest iradeyle konulan ipotekte meskeniyet şikayeti yapılabilir mi?

Serbest iradeyle kurulan ipotekler kural olarak meskeniyet iddiasını önler; ancak haciz tarihi itibarıyla ipoteğe konu kredi veya borç tamamen ödenmişse taşınmaz için meskeniyet şikayeti ileri sürülebilir.

Meskeniyet şikayeti hangi süre içinde ve nereye yapılmalıdır?

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 82/12 kapsamındaki haczedilmezlik şikayeti, aynı Kanun'un 16/1. maddesi gereğince haczin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süre içinde icra mahkemesine yapılmalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1610, K. 2015/892Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2013/1610 E.  ,  2015/892 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 05/06/2013 NUMARASI : 2013/283-2013/532 Taraflar arasındaki “haczedilmezlik” şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin kabulüne dair verilen 12.10.2011 gün ve 2008/1480 Esas, 2011/1321 Karar sayılı kararın incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 01.11.2012 gün ve 2012/23456 Esas, 2012/31158 Karar sayılı ilamı ile; (…İİK.nun 82/12. maddesi gereğince haczedilmezlik şikayeti, aynı kanunun 16/1. maddesine göre 7 günlük süreye tabidir. Şikâyet süresi haczin öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Somut olayda borçlunun meskeniyet şikâyetinde bulunduğu taşınmazına, 31.07.2008 tarihinde tapuda haciz şerhi işlenmiştir. İİK.nun 103. maddesi uyarınca bu haciz borçluya 26.09.2008 tarihinde tebliğ edilmiş, kıymet takdirine yönelik keşif de 13.11.2008 tarihinde yapılmıştır. Borçlu vekili, 14.10.2009 tarihli duruşmadaki beyanında hacizden kıymet takdiri için gelindiği zaman haberleri olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda borçlunun taşınmazına konan haczi, en geç kıymet takdir keşfinin yapıldığı 13.11.2008 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerekir. O halde borçlu tarafından öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal süre içinde icra mahkemesine meskeniyet şikâyetinde bulunulmadığına göre mahkemece istemin süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken, şikâyetin esasının incelenip yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN: Alacaklı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Şikayet, meskeniyet iddiasına dayalı olarak yapılan haczedilmezlik şikâyetine ilişkindir. Şikâyetçi/borçlu vekili; başlatılan takip nedeniyle müvekkiline ait zemin kattaki taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, bu hacze ilişkin olarak müvekkiline hiçbir yasal bildirimde bulunulmadığını, haciz konulduğunu müvekkilinin haricen öğrendiğini, öğrenme tarihi itibariyle de bu davayı açtığını, hacizli gayrimenkulün müvekkilinin tek gayrimenkulü olup, müvekkilinin bu yeri mesken olarak kullandığını, İcra İflas Kanunu’nun 82. maddesi uyarınca borçlunun haline münasip evinin haczedilemeyeceğini, evin ise giriş katta 60 m2’lik bir daire olduğunu ileri sürerek şikâyetin kabulü ile müvekkiline ait ve mesken olarak kullanılan gayrimenkule ilişkin haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı vekili; taşınmaz üzerinde haciz işleminin 25.06.2008 tarihinde yapıldığını, borçlunun haczi kıymet takdiri esnasında öğrendiği iddiasının doğru olmadığını, yedi günlük şikâyet süresi geçtiği için talebin reddinin gerektiğini savunmuştur. Yerel Mahkemece; dava konusu meskenin yapılan incelemesinde borçlunun haline münasip evi olduğunun anlaşıldığı, haciz halinde sosyal durumuna uygun ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına cevap verecek haline münasip meskeni alabilmesi için gerekli bedelin 70.000,00 TL olduğu gerekçesiyle şikayetin kabulüne, borçlunun haline münasip evi edinebileceği değer olan 70.000,00 TL'den az olmamak kaydı ile taşınmazın satılmasına ve bu miktarın ayrılarak kendisine bırakılmasına karar verilmiştir. Alacaklı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur. Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize alacaklı vekili getirmiştir. Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık; borçlunun taşınmazına konan haczi hangi tarihte öğrendiği, varılacak sonuca göre borçlu tarafından öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal süre içinde icra mahkemesine meskeniyet şikâyetinde bulunulup bulunulmadığı noktasında toplanmaktadır. İcra İflas Hukukunda kural olarak borçlunun malvarlığını teşkil eden mal, alacak ve hakları, alacaklılarına karşı bir tür teminat oluşturur. Borçlunun malvarlığını oluşturan mal, alacak ve hakları borç için haczedilebilirse de borçlunun ve ailesinin yaşama ve ekonomik varlığını sürdürebilmesi için istisnai olarak bazı mal ve haklarının haczedilemeyeceği kabul edilmiştir. Haczedilemeyen mal ve hakları düzenleyen 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 82/12. maddesinde, borçlunun haline münasip evinin haczedilemeyeceği belirtilmiştir. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı, borçlunun haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Borçlunun sahip bulunduğu evin kıymeti, kendisinin ve ailesinin ihtiyacına cevap verecek normal bir evin bedelinden fazla ise o zaman icra müdürü, borçlunun evini haczeder ve satar. Satıştan elde edilen paradan, ilk önce borçluya haline uygun bir ev alabileceği kadar para bırakılır; artan para ise evi haczettirmiş olan alacaklıya ödenir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Kasım 2004, s. 446-447) Ancak bu uygulamanın yapılabilmesi için geçerli bir şikayetin bulunması gereklidir. Zira meskeniyet şikayeti, icra memurunca resen gözetilecek bir husus olmayıp, borçlunun şahsına bağlı bir şikayet nedenidir (HGK, 30/4/2003 gün ve 2003/12-313 E., 2003/310 K. sayılı ilamı). Şikayetin şartları ve süresi ise İİK’nun 16. maddesinde düzenlenmiş olup, yasa hükmü; “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir” şeklinde düzenleme içermektedir. Bu itibarla, şikâyetin süresinde olup olmadığının denetlenmesi gereklidir. Somut olayda; İcra Müdürlüğü tarafından 25.06.2008 tarihinde Gaziosmanpaşa Tapu sicil Müdürlüğüne yazı yazılarak gayrimenkul üzerinde haciz işlemi yapılması talep edilmiş, 26.06.2008 tarihinde tapu kaydına haciz şerhi verilmiştir. Her ne kadar bozma ilamında taşınmaz haczinin İİK’nun 103. maddesi uyarınca borçluya 26.09.2008 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmiş ise de; dosya içeriğinde yapılan incelemede, bahsi geçen bu tebligatın, taşınmaz haczine ilişkin olmadığı, icra dosyasında yer alan diğer borçlulardan Şahibe Armağan’a menkul haczinin tebliğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda taşınmaz haczinin şikayetçi/borçlu Ö.. A..’a tebliğine ilişkin delil bulunmadığından, bu işlemin borçlu tarafından öğrenme tarihinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi hükmü uyarınca muhatabın beyan ettiği tarih esas alınarak belirlenmesi gereklidir. Fakat bu konuda şikayetçi/borçlu tarafından yargılamanın farklı aşamalarında farklı açıklamalar yapıldığı görülmektedir. Borçlu vekili, şikayet dilekçesinde öğrenme tarihini net olarak belirtmemiştir. 14.10.2009 tarihli duruşmadaki beyanında ise; “Biz kıymet takdiri için gelindiği zaman haberimiz oldu dava süresi içindedir. Biz dava açtıktan sonra kıymet takdirine ilişkin rapor ibraz edildiği tarihten önce şikâyetimizi yapmıştık meskeniyet iddiamız süresindedir” şeklinde beyanda bulunmuştur. Borçlu vekili, havale tarihsiz cevaba cevap dilekçesindeki beyanında ise; “kıymet takdir raporu için eve 19.11.2009 tarihinde bilirkişi geldiğinde” gayrimenkul haczinden haberlerinin olduğunu belirtmiştir. Borçlu vekili, bozma sonrası 05.06.2013 tarihli oturumda ise; “14.10.2009 tarihli celsede kıymet takdiri için gelindiği zaman haberimiz olduğu derken tebliğ edildiği tarihte öğrendik demek istedim kesinlikle kıymet takdirinde gelindiği zaman bile haberimiz oldu ifadesi kıymet takdiri için yapılan keşifte hazır olduğumuzu ifade etmek istemedim sonuçta kıymet takdirinin tebliği ile durumda ve hacizden haberdar olundu, bu şekilde kabul edilsin kararda direnilsin” şeklinde beyanda bulunmuştur. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında bir kısım üyelerce; borçlunun lehe olan açıklamasının dikkate alınmasının gerektiği, kıymet takdir keşfi esnasında borçlunun hazır olduğu yönünde tutanakta bir açıklamanın yer almadığı, duruşmada vekil tarafından verilen beyanların da net olmaması nedeniyle şikayetin yedi günlük süresinde yapıldığının kabul edilmesinin gerektiği belirtilmiş ise de kurul çoğunluğu tarafından bu görüş benimsenmeyerek; birbirinden farklı beyanlarda bulunan şikayetçi vekilinin ilk beyanının esas alınmasının gerektiği, bu durumda, haciz işleminin kendi beyanı doğrultusunda kıymet takdir keşif tutanağının tanzim edildiği 13.11.2008 tarihinde borçlu tarafından öğrenildiği, şikayetin ise yedi günlük süre geçtikten sonra 24.11.2008 tarihinde yapıldığı, bu durumda haczedilmezlik şikayetinin süre yönünden reddedilmesinin gerektiğine karar verilmiştir. O halde, somut olayda taşınmaz haczi İİK’nun 103. maddesi uyarınca borçluya tebliğ edilmediğinden tebliğin yapıldığına ilişkin Özel Daire bozma ilamındaki ibare çıkartılmak suretiyle yedi günlük süresinde yapılmayan şikayetin reddi gerekirken yerel mahkemece kabul edilmesi yerinde görülmediğinden kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerekmiştir. Direnme kararı açıklanan bu değişik nedenlerle bozulmalıdır. S O N U Ç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, bozma ilamı metninden “İİK.nun 103. maddesi uyarınca bu haciz borçluya 26.09.2008 tarihinde tebliğ edilmiş” ibaresi çıkarılarak direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 04.03.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Borçlunun birden fazla evi varsa meskeniyet korumasından nasıl yararlanır?

Borçlunun birden fazla taşınmazının olması şikayet hakkını ortadan kaldırmaz; borçlu bunlardan sadece birini seçebilir ve icra mahkemesi borçlunun tercih ettiği taşınmaz üzerinden inceleme yürütür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu