Vatandaşlık Başvurusunun Reddi ve İptal Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Vatandaşlık Başvurusunun Reddi ve İptal Davası

Türk vatandaşlığı başvurusunun reddedilmesi durumunda ilgililer, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren altmış gün içinde yetkili idare mahkemesinde iptal davası açabilir. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca kanunda aranan şartları taşımak kişiye vatandaşlığın kazanılmasında mutlak bir hak sağlamaz. İdarenin bu konuda takdir yetkisi bulunmakla birlikte kabul veya ret kararları sınırsız takdir yetkisiyle tesis edilemez ve idari yargı denetimine tabidir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/2016, K. 2021/2025Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/2016 E.  ,  2021/2025 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/2016 Karar No : 2021/2025 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … VEKİLİ : … 2- … Bakanlığı VEKİLİ : … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 15/10/2020 tarih ve E:2015/1612, K:2020/3837 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yapılan başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca reddedilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile söz konusu işlemin dayanağı olan 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 15/10/2020 tarih ve E:2015/1612, K:2020/3837 sayılı kararıyla; 5901 sayılı Kanun'da evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması için başvuru sahiplerinin taşıması gereken şartların belirlendiği, söz konusu Kanun'un uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılan iptale konu Yönetmeliğin dava konusu edilen hükmü ile de Türk vatandaşlığına alınma hususunda Devletin hükümranlık yetkisi gözetilerek millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından vatandaşlığa alınmada engel teşkil edecek suç ve cezalara ilişkin kriterlerin belirlendiği ve bu kriterlerin dayanak Kanun'da belirtilen "millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmaması koşulunun" açıklanması niteliğinde olduğu, açıklanan nedenlerle anılan madde hükmünde kamu yararı ve dayanağı Kanun hükmüne aykırılık görülmediği açık olduğundan, Yönetmeliğin iptali istenilen kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, Uyuşmazlıkta, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, Türk vatandaşlığına alınabilmek için milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halin bulunmaması koşulu ile anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasında, "hükmün açıklanması geriye bırakılmış olsa da 6 aydan fazla hapis cezası alanların Türk vatandaşlığına alınamayacağı" yolundaki düzenleme karşısında, ''Etkili Eylem (yaralama)'' suçundan dolayı … Asliye Ceza Mahkemesince açıklanması geri bırakılan 6 ay 20 günlük hüküm dikkate alındığında ve Türk vatandaşlığına alınma hususunda Devletin hükümranlık yetkisi de gözetildiğinde davacının Türk vatandaşlığına alınmaması yolunda tesis edilen işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Türk vatandaşı eşiyle 07/08/2010 tarihinde evlendiği, müşterek çocuklarının 02/01/2014 tarihinde doğduğu, temyize konu kararda iddialarının karşılanmadığı, düzenleyici işleme ilişkin gerekçenin son cümlesinin yetersiz olduğu, gerekçeli karar hakkını ihlal eder nitelikte olduğu, söz konusu hükümde işlemin kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı olmama sebebine ve dayanak Kanun'un gerekçesinde belirtilen amacına değinilmediği, adil yargılanma hakkı kapsamındaki masumiyet karinesinin ihlal edildiği, düzenleyici işlemin Anayasa'nın 7, 8 ve 66. maddelerine, Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine aykırılık teşkil ettiği ve anılan Kanun'un 46. maddesinde verilen yetkiyi aştığı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenleyen 231. maddesinin 5. fıkrasına aykırı olduğu, yaralama suçundan yargılandığı olayın vatandaşlık talebini kamu düzenine ve milli güvenliğe aykırı kılmadığı, Kanun'da aranan "millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama" şartının belli ciddiyetteki suçlar ile irtibatı bulunan kişilere yönelik bir düzenleme olduğu, idarenin takdir yetkisine dayalı işlemlerini hukukun belirlediği sınırlar içinde objektif, makul ve geçerli neden ve gerekçelere dayalı olarak tesis etmesi gerektiği, Anayasa'nın 41. maddesi uyarınca ailenin Türk toplumunun temeli olduğu, Devletin, ailenin huzur ve refahını temin etmek, özellikle annenin ve çocukların korunmasını sağlamak, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri almak zorunda olduğu, ailede tek vatandaşlık prensibince ana, baba ve çocukların vatandaşlığının müşterek olmasının müşterek hayatın tabi olacağı hukuk bakımından kolaylık sağlayacağı, Ukrayna pasaportu taşımasına rağmen Kırım Özerk Cumhuriyeti vatandaşı olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Kırım Özerk Cumhuriyeti uyruklu davacı, 07/08/2010 tarihinde Türk vatandaşı ile evlenmiş ve 02/01/2014 tarihinde müşterek çocukları doğmuştur. Davacı hakkında yaralama suçu nedeniyle yapılan ceza yargılaması sonucu, … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile ''Etkili Eylem (yaralama)'' suçunu işlediği sabit görülerek yaralanan kişilerden biri yönünden 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, diğer yaralanan yönünden ise 1.500,00 TL adli para cezasına karar verilmiş, anılan kararlar kesinleşmiştir. Daha sonra, davacı tarafından Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yapılan başvurunun 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ve Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasında sayılan şartı sağlamadığından bahisle reddedilmesi üzerine, anılan işlemin ve Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresinin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılması halleri" başlıklı 5. maddesinde; "Türk vatandaşlığı, doğumla veya sonradan kazanılır." hükmü, "Sonradan kazanılan vatandaşlık" başlıklı 9. maddesinde; "Sonradan kazanılan Türk vatandaşlığı, yetkili makam kararı veya evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması ile gerçekleşir." hükmü, "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması" başlıklı 10. maddesinde; "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz." hükmü, "Başvuru için aranan şartlar" başlıklı 11. maddesinde; "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda; (a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, (b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, (c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, (ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, (d) İyi ahlak sahibi olmak, (e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, (f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, (g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır." hükmü, "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması" başlıklı 16. maddesinde; "(1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; (a) Aile birliği içinde yaşama, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, (c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır. (2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz. (3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler." hükmü yer almış; dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle "Yönetmelik" başlıklı 46. maddesinde, bu Kanun'un uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirlenmiştir. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılmasında il emniyet müdürlüğünce yapılacak soruşturmaya ilişkin usul ve esaslar" başlıklı 28. maddesinde, "(1) İl emniyet müdürlüğünce evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının; (a) Aile birliği içinde yaşayıp yaşamadığı, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak şekilde fuhuş yapmak ve fuhuşa aracılık etmek gibi davranışlarının olup olmadığı, (c) Türk vatandaşlığını kazanmasında millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmadığı, hususları araştırılır ve oluşan olumlu veya olumsuz kanaat soruşturma formuna açık bir şekilde yazılır. Soruşturma formuna soruşturmaya ilişkin tutanaklar da eklenir. (2) Soruşturması tamamlanan yabancının dosyası il müdürlüğüne iade edilir. Dosya gerekli inceleme ve araştırma yapılmak üzere il müdürlüğünce komisyona gönderilir." düzenlemesine yer verilerek; "Araştırma, soruşturma ve geçerlilik süresi" başlıklı 72. maddesinde, "(1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince soruşturma, Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğünce de arşiv araştırması yapılır. Komisyon tarafından gerekli görülmesi halinde kamu görevlileri aracılığı ile soruşturma yaptırılabilir. (2) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında 28 inci madde uyarınca yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince yapılan soruşturma sonucunda evliliğin Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla yapılıp yapılmadığına dair olumlu veya olumsuz bir kanaate varılamaması halinde Türk vatandaşı eşin yakınlarının ifadelerine de başvurulmak suretiyle kanaat oluşuncaya kadar periyodik olarak soruşturma işlemine devam edilir. (3) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının usulleri ilgili kurumlarla birlikte Bakanlıkça belirlenir. (4) Türk vatandaşlığını kazanmak veya kaybetmek isteyen kişi hakkında yapılan araştırma ve soruşturma bir yıl geçerlidir, ancak gerekli görülen hallerde bu süre beklenmeksizin yeniden araştırma ve soruşturma yaptırılabilir. (5) İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz." kuralı düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresi yönünden; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın düzenleyici işleme ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bireysel işlem yönünden ise; Her ne kadar, Kurulumuzca, Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 15/10/2020 tarih ve E:2015/1612, K:2020/3837 sayılı kararının, davacının Türk vatandaşlığına alınma başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemin dayanağı olan Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresi yönünden davanın reddine ilişkin kısmı hukuka uygun bulunarak onanmış ve böylelikle düzenleme yürürlükte kalmış ise de, bireysel işlem yönünden inceleme yaparken işleme konu suçun niteliği göz önünde bulundurularak suçun söz konusu hüküm kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin incelenmesi gerekmektedir. Anılan Yönetmelik hükmünün dayanağı olan ve yukarıda metnine yer verilen 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin gerekçesi; "Maddenin (g) bendine göre; milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartı aranmaktadır. Bu şartın konulması ile milli güvenlik bakımından tehlike teşkil eden ve milli menfaatler ve ülke bütünlüğü aleyhine faaliyet gösterenlerle bu faaliyetleri destekleyenlerin, bu gibi kişi veya kuruluşlarla ilişki içerisinde bulunanların ve herhangi bir isyan, sabotaj, casusluk, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, evrakta sahtecilik gibi kamu düzenini bozan faaliyetlerde bulunanların Türk vatandaşlığını kazanmaları engellenmektedir." şeklinde; 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin gerekçesi; "Madde ile; evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin şartlar ve esaslar belirlenmiştir. Buna göre; bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmayacaktır. Ancak yabancı üç yıldan beri bir Türk vatandaşı ile evli ise ve evlilik devam ediyorsa Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilecektir. Başvuranlarda; aile birliği içinde yaşamak, evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmamak, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartları aranacaktır. Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde diğer şartların taşınması kaydıyla Türk vatandaşlığı kazanılabilecektir. Ayrıca yabancıya, vatandaşlık kazandıran evliliğin butlanına karar verilmesi halinde akitte hüsnüniyetli olan kadın ya da erkek Türk vatandaşlığını muhafaza etmeye devam edecektir." şeklinde olup; 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin gerekçesinde yer alan isyan, sabotaj, casusluk, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, evrakta sahtecilik gibi kamu düzenini bozduğu belirtilen suçların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar, devletin güvenliğine karşı suçlar, kamu güvenine karşı suçlar bölüm başlıklarının içerisinde bulunduğu görülmüştür. Dayanak kanun maddeleri gerekçeleriyle birlikte dikkate alındığında, Türk vatandaşlığına alınma talebiyle başvuruda bulunacak kişilerin milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmaması noktasında kişilerce işlenen suçların değerlendirilmesi aşamasında kanun koyucunun iradesinin, devletin varlığına ve işleyişine yönelik olarak kamu düzenini ciddi düzeyde bozan suçları işleyenlerin Türk vatandaşı olmasının engellenmesi yönünde olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmalıkta, davacının yargılandığı … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, şikayetçilerin anne, kız oldukları, olay günü davacının sokak köpeklerine kötü davrandığı iddiasıyla şikayetçiler ile davacı arasında tartışma yaşandığı, şikayetçilerin hakaretvari konuşması üzerine davacının her iki müştekiyi doktor raporlarında belirtildiği şekilde darp ettiği, bu şekilde atılı etkili eylem suçlarını işlediğinin, savunma, doktor raporu, tanık beyanları ve dosya kapsamından anlaşıldığı, TCK'nın 61. maddesi gereğince davacıya cezanın takdiren alt sınırdan tayin edildiği, CMK 231. maddesi kapsamında ortada tazmin edilmeyi gerektirir bir zararın bulunmadığı ve iddia edilmediği, sabıkasız kişiliğe sahip olan davacının yeniden suç işlemeyeceği hususunda hakkında olumlu kanaate varıldığı gerekçesiyle, yaralanan kişilerden biri yönünden 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, diğer yaralanan yönünden ise 1.500,00 TL adli para cezasına karar verildiği görülmektedir. Bu durumda, davacı hakkında yapılan yargılama sonucu işlediği sabit görülen yaralama suçunun niteliği ve yukarıda bahsedilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, anılan suçun davacının Türk vatandaşı olmasına engel teşkil edecek mahiyette olmadığı, bu nedenle davacının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunduğundan bahisle Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki Daire kararının bu kısmında da hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 15/10/2020 tarih ve E:2015/1612, K:2020/3837 sayılı kararının düzenleyici işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, bireysel işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 25/10/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın bireysel işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının bireysel işlem yönünden temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının onanması gerektiği oyuyla, karara bu kısım yönünden katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Davacının, yargılandığı … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile ''Etkili Eylem (yaralama)'' suçunu işlediği sabit görülerek yaralanan kişilerden biri yönünden 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, diğer yaralanan yönünden ise 1.500,00 TL adli para cezasına karar verilmiş, Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yapılan başvurunun 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasında sayılan şartı sağlamadığından bahisle reddedilmesi üzerine, anılan işlemin ve dayanağı Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresinin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Anayasa'nın 66. maddesinde; "(1) Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. (2) Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. (3) Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir. (4) Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz. (5) Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz. " hükmüne yer verilmiştir. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinde, "(1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; (a) Aile birliği içinde yaşama, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, (c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır. (2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz. (3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler." hükmü yer almıştır. 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasında, "İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz." kuralı düzenlenmiştir. Yine, Anayasa'nın 124. maddesinde, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır. İdarenin düzenleme yetkisinin aslında ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda bugün için bir duraksama bulunmamaktadır. Anayasa'ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanması gereklidir. Ayrıca, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında; dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 5901 sayılı Kanun'da, Türk vatandaşlığına alınma şartları arasında, kamu düzeni ve milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir halin bulunmaması şartının yer aldığı ve Kanun'un gerekçesinde de kamu düzeni ve milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek hallerin belirtildiği, Yönetmeliğin iptali istenilen kısmında ise taksirli suçlar hariç olmak üzere altı aydan fazla hapis cezası alınmasını sağlayacak her türlü suçun Türk vatandaşlığının kazanılmasına engel teşkil edeceği yönünde düzenleme yapıldığı görülmüştür. Bu haliyle, iptali istenilen düzenleme ile, dayanak Kanun'da belirtilen şartların kanun koyucunun iradesine aykırı olacak şekilde genişletildiği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemenin normlar hiyerarşisine ve vatandaşlığın ancak kanunla kazanılabileceği yolundaki Anayasa hükmüne aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay Onuncu Dairesinin düzenleyici işlem yönünden davanın reddine yönelik kararının usul ve hukuka uygun bulunmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bu kısmının da bozulması gerektiği oyuyla, kararın düzenleyici işleme yönelik kısmına katılmıyoruz.

Türk Vatandaşlığının Kazanılması ve Başvuru Şartları

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca doğumla vatandaşlık kazanımında, Türkiye içinde veya dışında Türk vatandaşı ana veya babadan evlilik birliği içinde doğan çocuk Türk vatandaşıdır. Türk vatandaşı ana ve yabancı babadan evlilik birliği dışında doğan çocuk da Türk vatandaşı sayılır; Türk vatandaşı baba ve yabancı anadan evlilik birliği dışında doğan çocuk ise soy bağı kurulmasını sağlayan usul ve esasların yerine getirilmesi halinde Türk vatandaşlığını kazanır. Bunun yanında gayrimenkul yatırımı veya istihdam sağlama gibi belirli miktarda ekonomik katkıda bulunan yabancılara yatırım yoluyla vatandaşlık imkanı tanınabilmektedir.

5901 sayılı TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU m. 7Kaynağı aç
MADDE 7 – (1) Türkiye içinde veya dışında Türk vatandaşı ana veya babadan evlilik birliği içinde doğan çocuk Türk vatandaşıdır. (2) Türk vatandaşı ana ve yabancı babadan evlilik birliği dışında doğan çocuk Türk vatandaşıdır. (3) Türk vatandaşı baba ve yabancı anadan evlilik birliği dışında doğan çocuk ise soy bağı kurulmasını sağlayan usul ve esasların yerine getirilmesi halinde Türk vatandaşlığını kazanır. Doğum yeri

5901 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında genel yoldan Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda belirli şartlar aranır. Başvuru sahibinin kendi millî kanununa veya vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olması, başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmesi ve Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışlarıyla teyit etmesi gerekir. Ayrıca genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmama, iyi ahlak sahibi olma, yeteri kadar Türkçe konuşabilme, geçimini temin edecek gelire veya mesleğe sahip olma ile millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama koşulları aranır.

5901 sayılı TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU m. 11Kaynağı aç
MADDE 11 – (1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda; a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, d) İyi ahlak sahibi olmak, e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır. (2) (Mülga: 19/10/2017-7039/34 md.) Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller
Danıştay 10. Daire, E. 2023/5620, K. 2025/4552Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/5620 E.  ,  2025/4552 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/5620 Karar No : 2025/4552 DAVACI : … DAVALILAR : 1- … / … 2- … Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Huk. Müş. … DAVANIN KONUSU : Kırgızistan uyruklu davacı tarafından; 1- Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak üzere yaptığı başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca reddedilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün …tarih ve … sayılı işleminin, 2- Bu işlemin dayanağı olan, 06/04/2010 tarih ve 27554 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "…ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Aslen 1944 yılında ana yurdundan Özbekistan’a sürgün edilen Ahıska Türkü bir ailenin ferdi olduğu, Kırgızistan’da liseden mezun olduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı bursu ile Türk üniversitelerinde eğitim alma hakkı kazandığı, 2003 yılından beri Türkiye’de ikamet ettiği, lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladığı, yüksek lisansını da aynı yerde tamamladığı, 2019 yılında İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünden doktora derecesi aldığı, 2020 yılının Kasım ayında Rus dış politikası ile ilgili kitabını yayımladığı, 2016-2021 yılları arasında Türkiye’nin önde gelen araştırma merkezlerinden biri olan ve Türk devlet kurumlarına bağlı olarak çalışan İran Araştırmaları Merkezinde kıdemli uzman ve dış politika koordinatörü olarak görev yaptığı, 2021-2022 yılları arasında Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezinde kıdemli Avrasya uzmanı olarak görev yaptığı, yaklaşık on yılda çok sayıda makalesinin yayımlandığı, birçok radyo ve televizyon programında uluslararası konular ve Rusya ile ilgili yorumlar yaptığı, 2022 yılının Ağustos ayında yaptığı başvurunun, kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunduğundan bahisle reddedildiği, ilgili mevzuat hükümleri incelendiğinde Türk vatandaşlığına alınma talebiyle başvuruda bulunacak kişilerin milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâlinin bulunup bulunmaması noktasında kişilerce işlenen suçların değerlendirilmesi aşamasında kanun koyucunun iradesinin, Devletin varlığına ve işleyişine yönelik olarak kamu düzenini ciddi düzeyde bozan suçları işleyenlerin Türk vatandaşı olmasının engellenmesi yönünde olduğunun anlaşıldığı, başvurusunun reddine gerekçe gösterilen mahkeme kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, nitekim …Asliye Ceza Mahkemesinin 05/12/2018 tarihli kararı ile geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürüldüğü, bu durumda hakkında yapılan yargılama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve 5 yıllık denetim süresi sonunda davanın düşürülmesi, kasten yaralama suçunun niteliği ve mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, anılan suçun Türk vatandaşı olmasına engel teşkil edecek mahiyette olmadığı, nitekim benzer durumda Danıştay tarafından verilmiş emsal kararların bulunduğu ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI : Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması gibi hukuki durumlardan yararlanılması suretiyle adli anlamda ülkemizde herhangi bir yaptırıma uğramayan yabancının, vatandaşlık kazanmak için yeterli ve gereken şartları sağlamadığını tanımlamak üzere Yönetmelik’in iptali istenilen kısmının tesis edildiği, Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen “milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmama” koşulunu açıklamaya yönelik olarak suç ve cezalara ilişkin kriterlerin belirlendiği, Devletin hükümranlık yetkisi gözetilerek, kamu yararına aykırı olmayacak şekilde ve dayanağı Kanun maddesinin açıklanması niteliğinde Yönetmelik'in iptali istenilen kısımlarının tesis edildiği, vatandaşlık başvurusunun reddine ilişkin işlemin de hukuka uygun olan Yönetmelik uyarınca tesis edildiği, bu nedenle, dava konusu düzenleyici işlem ve bireysel işlemin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :… DÜŞÜNCESİ : 06/04/2010 tarih ve 27554 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "…ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresi yönünden davanın reddine, davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak üzere yaptığı başvurunun reddedilmesine ilişkin …tarih ve … sayılı İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak üzere yaptığı başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca reddedilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan, 06/04/2010 tarih ve 27554 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "…ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresinin iptali istenilmektedir. Olayda, Kırgızistan uyruklu davacının, eğitim görmek amacıyla 25/09/2003 tarihinde Türkiye’ye geldiği, 27/06/2016 tarihinde -04/09/2018 tarihinde Türk vatandaşı olan- … ile evlenen ve bu evliliğinden bir çocuk sahibi olan davacı tarafından, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmak amacıyla yapılan başvuru üzerine Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan tahkikat sonucunda; yabancının "kemiklerin kırılmasına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama" suçundan kaydı olduğunun tespit edildiği, 03/06/2005 tarihinde Ö.M. adlı kişi ile yaşadığı tartışmadan dolayı “kemiklerin kırılmasına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama” suçundan sanık olarak yargılandığı bu davada, …Asliye Ceza Mahkemesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, beş yıl denetim süresi uygulanmasına, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına yer olmadığına, beş yıl içinde başka suç işlemediği takdirde hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürülmesine karar verilmesine hükmedildiği ve bu kararın itiraz edilmeden 21/10/2013 tarihinde kesinleştiği, …Asliye Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı ek kararı ile de geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürüldüğü, daha sonra davacının 2017 yılında 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesi, 2020 yılında ise 12. maddesi üzerinden yaptığı başvurularının da reddedildiği ve Yönetmelik'in 72. maddesinin 5. fıkrasına göre sakıncasının bulunduğunun bildirildiği, davacının aile birliği içinde yaşadığının, evlenme tarihinden önce veya sonra evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmadığının, uzun dönem ikamet izni ile kalmaya devam ettiğinin tespit edildiği, söz konusu suç kaydından dolayı Komisyonca olumsuz görüş verildiği ve İl emniyet tahkikat sonucu olumlu, Emniyet Genel Müdürlüğü arşiv sonucu olumlu, Milli İstihbarat Başkanlığı arşiv sonucu olumlu ve Komisyon görüşü olumsuz olan davacının evlenme yoluyla Türk Vatandaşlığını kazanmak için yaptığı başvurusunun İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve …sayılı işlemiyle reddedildiği görülmekte olup, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün bu işlemi ile işlemin dayanağı olan, 06/04/2010 tarih ve 27554 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesindeki "…ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresinin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır. T.C Anayasası’nın 66/3 maddesinde, “Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.” hükmü bulunmaktadır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılması halleri" başlıklı 5. maddesinde, "Türk vatandaşlığı, doğumla veya sonradan kazanılır." hükmüne yer verilmiş, "Sonradan kazanılan vatandaşlık" başlıklı 9. maddesinde, "Sonradan kazanılan Türk vatandaşlığı, yetkili makam kararı veya evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması ile gerçekleşir." kuralı getirilmiş, "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması" başlıklı 10. maddesinde de, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz." kuralı yer almaktadır. 5901 sayılı Kanun'un "Başvuru için aranan şartlar" başlıklı 11. maddesinde, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda; (a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, (b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, (c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, (ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, (d) İyi ahlak sahibi olmak, (e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, (f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, (g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır." hükmü; "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması" başlıklı 16. maddesinde, "(1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; (a) Aile birliği içinde yaşama, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, (c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır. (2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz. (3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler." hükmü bulunmaktadır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanmış Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin "Araştırma, soruşturma ve geçerlilik süresi" başlıklı 72. maddesinin 5. bendinde ise, “İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz." kuralına yer verilmiştir. T.C Anayasası’nın 66/3 maddesinde, “Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.” hükmü bulunmaktadır. 5901 sayılı Vatandaşlık Kanunu gereğince Türk vatandaşlığının nasıl, hangi şartlarda ve sürede kazanılacağı ya da kaybedileceği hususlarının, kanunilik ilkesi gereğince yasa ile düzenlenmiş olması gerekmektedir. Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması" başlıklı 16. Maddesinin 1. bendinin (c) fıkrasında da, Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır.” hükmüne yer verilmek suretiyle yasa koyucu tarafından Türk vatandaşlığının sonradan kazanılmasında milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halin bulunmaması şartı aranmış ve Kanunun gerekçesinde de, kamu düzeni ve milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek haller açıklanmıştır. Her ne kadar Türk vatandaşlığının sonradan kazanılmasında Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama şartının açıklamasına, dava konusu Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. bendinde yer verilmişse de, bu bendin iptali istenen son cümlesinde; taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası gerektiren suçlar sayılmak suretiyle Türk Vatandaşlık Kanunu ve gerekçesinde yer almayan ilave şartlar getirilmiş ve Kanun koyucunun iradesine ve normlar hiyerarşisine aykırı olacak şekilde ve kanunun amacını aşar nitelikte düzenleme yapılmıştır. Bu itibarla, Türk Vatandaşlık Kanununda aranmayan ilave şartların dava konusu Yönetmeliğin 72/5 maddesinin son cümlesindeki düzenleme ile getirildiği ve vatandaşlığın ancak kanunla kazanabileceği yolundaki Anayasa hükmünü ihlal eder nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, kanunilik ilkesine aykırılık taşıyan dava konusu Yönetmelik hükmünün hukuka aykırı olduğu ve bu hükme dayalı olarak tesis edilen ve davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak üzere yaptığı başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca reddedilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi de hukuka aykırı hale geldiği için, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Kırgızistan uyruklu davacı, eğitim görmek amacıyla ilk olarak 25/09/2003 tarihinde Türkiye’ye giriş yapmıştır. 03/06/2005 tarihinde Ö.M. adlı kişi ile yaşadığı tartışmadan dolayı “kemiklerin kırılmasına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama” suçundan sanık olarak yargılandığı dava sonucunda … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, beş yıl denetim süresi uygulanmasına, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına yer olmadığına, beş yıl içinde başka suç işlemediği takdirde hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürülmesine karar verilmesine hükmolunmuştur. Anılan karar itiraz edilmeden 21/10/2013 tarihinde kesinleşmiştir. … Asliye Ceza Mahkemesinin…tarih ve E:…, K:… sayılı ek kararı ile geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürülmesine karar verilmiştir. 27/06/2016 tarihinde -04/09/2018 tarihinde Türk vatandaşı olan- … ile evlenen ve bu evliliğinden bir çocuk sahibi olan davacı tarafından, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmak amacıyla yapılan başvuru üzerine davacı ile 21/12/2022 tarihinde mülakat yapılmıştır. Mülakat formu incelendiğinde, Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan tahkikat sonucunda; yabancının "kemiklerin kırılmasına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama" suçundan kaydının bulunduğu, 2017 yılında 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesi, 2020 yılında ise 12. maddesi üzerinden başvurularının reddedildiği ve Yönetmelik'in 72. maddesinin 5. fıkrasına göre sakıncasının bulunduğunun bildirildiği, davacının aile birliği içinde yaşadığının, evlenme tarihinden önce veya sonra evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmadığının, uzun dönem ikamet izni ile kalmaya devam ettiğinin tespit edildiği, söz konusu suç kaydından dolayı Komisyonca olumsuz görüş verildiği anlaşılmıştır. İl emniyet tahkikat sonucu olumlu, Emniyet Genel Müdürlüğü arşiv sonucu olumlu, Milli İstihbarat Başkanlığı arşiv sonucu olumlu ve Komisyon görüşü olumsuz olan davacının başvurusu İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün …tarih ve… sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine 12/10/2023 tarihinde kayda giren dilekçe ile İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün …tarih ve … sayılı işleminin ve bu işlemin dayanağı olan, 06/04/2010 tarih ve 27554 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "…ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun; "Türk vatandaşlığının kazanılması halleri" başlıklı 5. maddesinde, "Türk vatandaşlığı, doğumla veya sonradan kazanılır." hükmü; "Sonradan kazanılan vatandaşlık" başlıklı 9. maddesinde, "Sonradan kazanılan Türk vatandaşlığı, yetkili makam kararı veya evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması ile gerçekleşir." hükmü; "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması" başlıklı 10. maddesinde, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz." hükmü; "Başvuru için aranan şartlar" başlıklı 11. maddesinde, "(1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda; (a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, (b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, (c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, (ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, (d) İyi ahlak sahibi olmak, (e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, (f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, (g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır." hükmü; "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması" başlıklı 16. maddesinde, "(1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; (a) Aile birliği içinde yaşama, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, (c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır. (2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz. (3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler." hükmü; "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasında usul ve esaslar" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında, "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılardan başvuru için gerekli şartları taşıyanların adına vatandaşlık dosyası düzenlenir ve karar verilmek üzere Bakanlığa gönderilir. Bakanlıkça yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda durumu uygun bulunanlar Bakanlık kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilirler, uygun görülmeyenlerin talepleri ise Bakanlıkça reddedilir." hükmü; "Yönetmelik" başlıklı 46. maddesinde, "(1) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almaktadır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına ilişkin Yönetmelik'in; "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması ve müracaat makamlarınca başvurunun işleme alınmasında uygulanacak esaslar" başlıklı 25. maddesinde, "(1) Kanunun 16 ncı maddesinde sayılan şartları taşıyanlar evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. (2) Başvuruda bulunan yabancı hakkında müracaat makamlarınca araştırma yapılır. Araştırma sonucunda yabancının; a) Bir Türk vatandaşı ile üç yıldan beri evli olmadığı, b) Evliliğin boşanma veya müracaat tarihinden önce ölüm gibi nedenlerle son bulduğu, c) Herhangi bir suçtan dolayı yargılamasının devam ettiği veya hükümlü ya da tutuklu olduğu, ç) 26 ncı madde uyarınca istenen belgeleri ibraz edemediği, anlaşıldığı takdirde başvurusu kabul edilmez ve bu hususta ilgilisine gerekli tebligat yapılır. (3) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının eşi, sonradan Türk vatandaşlığını kazanmış ise evlilikte geçen sürenin hesaplanmasında Türk vatandaşlığını kazanma tarihi esas alınır." düzenlemesine; "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılmasında başvuru için gerekli belgeler" başlıklı 26. maddesinde, (1) Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunan yabancı adına müracaat makamlarınca aşağıda belirtilen belgelerden oluşan dosya düzenlenir: a) İsteği belirten form dilekçe. b) Türk vatandaşı eşe ait müracaat makamlarınca sistemden alınan nüfus kayıt örneği. c) Kişinin hangi devlet vatandaşı olduğunu gösteren pasaport veya benzeri belge, vatansız ise temininin mümkün olması halinde buna ilişkin belge. ç) Kişinin kimlik bilgilerini gösteren doğum belgesi veya nüfus kayıt örneği gibi belge. d) Yerleşim yeri Türkiye’de bulunuyor ise en son tarihli ikamet tezkeresi. e) Herhangi bir suç nedeniyle hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunuyor ise onaylı bir örneği. f) Kişinin doğum tarihinin ay ve günü bulunmuyorsa, doğum tarihinin tamamlanması için ülkesinin yetkili makamlarından alınmış belge, belgenin temin edilememesi halinde ise 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 39 uncu maddesi gereğince işlem yapılmasını kabul ettiğine dair imzalı beyanı. g) Hizmet bedelinin Maliye veznesine yatırıldığını gösteren makbuz." düzenlemesine; "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılmasında il emniyet müdürlüğünce yapılacak soruşturmaya ilişkin usul ve esaslar" başlıklı 28. maddesinde, "(1) İl emniyet müdürlüğünce evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının; (a) Aile birliği içinde yaşayıp yaşamadığı, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak şekilde fuhuş yapmak ve fuhuşa aracılık etmek gibi davranışlarının olup olmadığı, (c) Türk vatandaşlığını kazanmasında millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmadığı, hususları araştırılır ve oluşan olumlu veya olumsuz kanaat soruşturma formuna açık bir şekilde yazılır. Soruşturma formuna soruşturmaya ilişkin tutanaklar da eklenir. (2) Soruşturması tamamlanan yabancının dosyası il müdürlüğüne iade edilir. Dosya gerekli inceleme ve araştırma yapılmak üzere il müdürlüğünce komisyona gönderilir." düzenlemesine; "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılmasında komisyon tarafından yapılacak işlemler ve uygulanacak esaslar" başlıklı 29. maddesinde, "(1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı ve eşi, komisyon tarafından ayrı ayrı ve birlikte mülakata tabi tutulmak suretiyle evliliğin gerçek bir evlilik ya da Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla yapılmış bir evlilik olup olmadığı araştırılır. (2) Mülakat sonucunda oluşan kanaat evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin mülakat formuna yazılır. İl müdürlüğünce dosya karar alınmak üzere Bakanlığa gönderilir." düzenlemesine; "Araştırma, soruşturma ve geçerlilik süresi" başlıklı 72. maddesinde, "(1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince soruşturma, Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğünce de arşiv araştırması yapılır. Komisyon tarafından gerekli görülmesi halinde kamu görevlileri aracılığı ile soruşturma yaptırılabilir. (2) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında 28 inci madde uyarınca yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince yapılan soruşturma sonucunda evliliğin Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla yapılıp yapılmadığına dair olumlu veya olumsuz bir kanaate varılamaması halinde Türk vatandaşı eşin yakınlarının ifadelerine de başvurulmak suretiyle kanaat oluşuncaya kadar periyodik olarak soruşturma işlemine devam edilir. (3) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının usulleri ilgili kurumlarla birlikte Bakanlıkça belirlenir. (4) Türk vatandaşlığını kazanmak veya kaybetmek isteyen kişi hakkında yapılan araştırma ve soruşturma bir yıl geçerlidir, ancak gerekli görülen hallerde bu süre beklenmeksizin yeniden araştırma ve soruşturma yaptırılabilir. (5) İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz." düzenlemesine yer verilmiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun; "Duruşmanın sona ermesi ve hüküm" başlıklı 223. maddesinde, "(1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür. … (8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." hükümleri; "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesinde, "… (5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. … (8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. … (10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. …" hükümleri yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1- Dava Konusu Yönetmelik Kuralı Yönünden: Anayasanın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik dışında, yönerge, tebliğ, genelge talimat gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabilmektedirler. Ancak bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu nitelikleri gereği, dayandıkları üst hukuk normlarına uygun hükümler ihtiva etmeleri gerekmektedir. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir. İdarenin düzenleyici idari işlem tesis etme yetkisinin "yasama yetkisinin asliliği ve devredilmezliği" ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında; söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanması zorunludur. Bu bağlamda kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması, ayrıca normlar hiyerarşisinde yönetmeliğe göre daha alt düzeyde yer alan düzenleyici işlemlerin yönetmelikle çizilen sınırı aşmaması ve yönetmeliğe uygun olması bir diğer zorunluluktur. Vatandaşlık, gerçek kişileri devlete bağlayan hukuki bağı ifade etmekte olup; kişinin hak (kamu hizmetine girme, milletvekili seçilme hakkı vb.) ve yükümlülüklerini (askerlik, vergi vb.) belirleme, yabancı ve vatansızlardan ayırma bakımından temel bir işleve sahiptir. Aynı zamanda, belirtilen niteliğine bağlı olarak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Vatandaşlığın, kişi ile devlet arasındaki bahse konu karşılıklı hak ve yükümlülükleri doğurması, kamu düzeni ve milli güvenlik ile doğrudan ilgili olması nedeniyle, üzerinde hiçbir ihtilaf bulunmayan devletler hukuku anlayışına göre her devlet, hangi fertlerin kendi vatandaşı olduğunu ve olabileceğini kanunlarıyla belirleme serbestisine sahiptir (Ergin Nomer, Vatandaşlık Hukuku, Filiz Kitabevi, 2002, s. 5). Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 66. maddesinde, "Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir." hükmü yer almaktadır. Bununla birlikte, Devletin bu konuda, hükümranlık (egemenlik) hakkına dayanan geniş takdir yetkisinin bulunduğu açık olup, kanunda aranan şartları taşısa dahi bu durum, vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamamaktadır. Esasen bu husus, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 10. maddesinin 1. fıkrasında da açıkça hükme bağlanmıştır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 11. maddesinde Türk vatandaşlığının "genel olarak kazanılması", 16. maddesinde ise "evlenme yoluyla kazanılması" için başvuru sahiplerinin taşıması gereken şartlar belirlenmiş, her iki maddede de Türk vatandaşlığına alınma hususunda Devletin hükümranlık yetkisi gözetilerek "millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama", şartlar arasında sayılmıştır. Buna göre, 5901 sayılı Kanun'un uygulamasını göstermek ve uygulamada yeknesaklığı sağlamak üzere çıkarılan dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen kuralıyla, Kanun'un 16. maddesinde evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması için başvuru sahiplerinin taşıması gereken şartlar arasında sayılan "millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama" şeklindeki yasal koşulun anlam ve kapsamına açıklık getirilmek suretiyle millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından vatandaşlığa alınmada engel teşkil edecek suç ve cezalara ilişkin kriterler belirlendiği, belirlenen bu kapsamın milli güvenlik ve kamu düzenine uygunluk kiterlerini karşıladığı, dolayısıyla Devletin bu konudaki hükümranlık (egemenlik) hakkına dayanan geniş takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığı anlaşıldığından, davalı Cumhurbaşkanlığınca yasal yetki çerçevesinde çıkarılan dava konusu kuralda dayanak Kanun'a ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim; aynı düzenlemenin ve bu düzenlemeye istinaden tesis edilen bireysel işlemin iptali istemiyle başka bir davacı tarafından açılan dava sonucunda, dava konusu düzenleme bakımından Danıştay Onuncu Dairesinin 15/10/2020 tarih ve E:2015/1612, K:2020/3837 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın bu kısmı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2021 tarih ve E:2021/2016, K:2021/2025 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. 2- Dava Konusu Uygulama İşlemi Yönünden: Yukarıda aktarıldığı üzere, her ne kadar davacının Türk vatandaşlığına alınma başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemin dayanağı olan Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresi yönünden davanın reddine karar verilmişse de, bireysel işlemin hukuka uygunluk denetiminin ayrıca yapılması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, 03/06/2005 tarihinde müşteki Ö.M. adlı kişi ile yaşadığı tartışmadan dolayı “kemiklerin kırılmasına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama” suçundan davacının sanık olarak yargılandığı dava sonucunda; müştekinin iddiası, Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 28/10/2010 tarihli raporu, müştekinin ve sanığın ifadelerine göre sanığın müştekinin kız arkadaşına baktığı iddiası üzerine taraflar arasında başlayan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, kavga sırasında müştekide parmak çıkığı ve yumuşak doku yaralanmaları oluştuğu göz önüne alınarak … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davacının 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, beş yıl denetim süresi uygulanmasına, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına yer olmadığına, beş yıl içinde başka suç işlemediği takdirde hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürülmesine karar verilmesine hükmolunduğu, anılan kararın itiraz edilmeden 21/10/2013 tarihinde kesinleştiği, … Asliye Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı ek kararı ile geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürülmesine karar verildiği ve davacının bahse konu ek karardan sonra evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuru yaptığı anlaşılmaktadır. Buna göre, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için, öncelikle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun çerçevesi ile HAGB hükmünün hukuki anlam ve sonuçlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin 01/06/2023 tarih ve E:2022/120, K:2023/107 sayılı kararında belirtildiği üzere; HAGB kurumu, Avrupa ülkelerinin bir kısmının ceza mevzuatında da yer almaktadır. İlk olarak Anglo-Sakson hukukunda ortaya çıkan, ardından özellikle 1950'li yıllardan sonra Kıta Avrupası ceza hukukuna girmiş olan bu kurum, ceza yargılaması sonunda sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün belirli şartlar altında hukuki sonuç doğurmaması esasına dayanmaktadır. Hâkim, sanığın mahkûmiyetine karar vermekle birlikte mahkûmiyet hükmünün açıklanmasını belirli bir süreyle ertelemekte ve sanığı bu süre içinde denetim altında tutmaktadır. Tâbi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir suç işlemeyen ve yükümlülüklere uygun davranan sanık hakkındaki mahkûmiyet kararı ortadan kaldırılmaktadır. Böylece deneme süresini başarıyla geçirmiş olan sanık, hükümlü olma süreci dışına çıkarılmaktadır. Sanıkların toplumda suçlu olarak damgalanmaması ve topluma normal bireyler olarak tekrar kazandırılması, kurumun temel amaçlarındandır. Bu kurumu düzenleyen ulusal mevzuat hükmü olan, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan bu özelliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Dolayısıyla kişi hakkında verilen HAGB kararı, ceza niteliğinde olmayıp kişiyi ceza tehdidi altında bırakmaktan ibarettir. Yine Anayasa Mahkemesinin 25/02/2021 tarih ve 2018/23214 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan maddeye adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır. Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır. Güvencenin ilk yönü; kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu yönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesi ilkesine özen gösterilmesi gerekir. Güvencenin ikinci yönü ise, ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir. Yukarıda alıntılanan ilkeler uyarınca, ceza gerektiren herhangi bir suç isnat edilen ancak kesin olarak mahkûm edilmemiş bulunan bir kişiye yönelik hukuki kararın kişinin suçlu olduğu yönünde bir görüşü yansıtması hâlinde masumiyet karinesinin ihlal edilmiş olacağı açıktır. Uyuşmazlıkta, davalı idarenin savunma dilekçesinden, davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak üzere yaptığı başvurunun reddine yönelik dava konusu işlemin dayanağını, davacı hakkında “kemiklerin kırılmasına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama” suçuna ilişkin olarak … Asliye Ceza Mahkemesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının oluşturduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu işleme dayanak alınan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, davacının başvurusundan ve dava konusu işlemin tesis edilmesinden önce … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı ek kararı ile davacının denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemediği, tedbirlere ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı, hakkında başkaca bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün bulunmadığı gerekçeleriyle kaldırılmış ve davanın düşürülmesine karar verilmiştir. Dolayısıyla, davacının “kemiklerin kırılmasına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama” suçunu işlediği iddiasıyla yürütülen ceza kovuşturması sonucunda davanın düşmesine karar verilmesi ile sanık (davacı) ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişki sona ermiş, davacının üzerine atılı suçu işlediğine yönelik ceza mahkemesi kararı ortadan kalkmıştır. Bu haliyle davacının başvurduğu ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla ortada herhangi bir ceza mahkemesi hükmü bulunmadığı hususunda duraksamaya yer yoktur. Davacının sanık sıfatıyla yargılandığı kovuşturma sonucunda davanın düşürülmesine kararı verildiği dikkate alındığında, düşme kararından önce verilen ve düşme kararı sonucu hukuken ortadan kalkan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının idari işlemlere esas alınmasının, masumiyet karinesinin ihlali niteliğinde olacağı açıktır. Bu durumda; davacı hakkında yürütülen kovuşturma sonucunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, … Asliye Ceza Mahkemesinin…tarih ve E:…, K:… sayılı ek kararı ile kaldırılarak davanın düşürülmesine karar verilmiş olması nedeniyle, masumiyet karinesi de gözetildiğinde, davacının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hâli bulunduğundan bahisle Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan; dava konusu uygulama işleminin yukarıda belirtilen gerekçeyle iptal edilmesinin, davacının doğrudan Türk vatandaşlığına alınması sonucuna doğurmayacağı, davalı idare tarafından mevzuatın aradığı diğer hususlar yönünden ve takdir yetkisi çerçevesinde yeniden bir değerlendirme yapılarak sonucunda olumlu veya olumsuz yeni bir işlem tesis edilebileceği muhakkaktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 06/04/2010 tarih ve 27554 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "…ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak üzere yaptığı başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca reddedilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün …tarih ve … sayılı işleminin İPTALİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 1/2'si olan … TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 1/2'si olan… TL'nin ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 15/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

5901 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca bir Türk vatandaşı ile evlenmek doğrudan Türk vatandaşlığı kazandırmaz. En az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar vatandaşlık kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Bu başvurularda aile birliği içinde yaşama, evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama ve millî güvenlik ile kamu düzeni bakımından engel hali bulunmama koşulları incelenir. Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin vefatı durumunda aile birliği şartı aranmazken, evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli olan yabancı Türk vatandaşlığını muhafaza eder. Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 25. maddesi doğrultusunda eş sonradan Türk vatandaşı olmuşsa üç yıllık sürenin hesabında eşin vatandaşlığı kazandığı tarih esas alınır; yabancının üç yıldır evli olmadığının, evliliğin boşanma veya başvuru öncesi ölümle sona erdiğinin, herhangi bir suçtan yargılamanın sürdüğünün veya hükümlü ya da tutuklu olunduğunun anlaşılması durumunda başvuru kabul edilmez.

5901 sayılı TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU m. 16Kaynağı aç
MADDE 16 – (1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; a) Aile birliği içinde yaşama, b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır. (2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz. (3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler. Türk vatandaşlığının evlat edinilme ile kazanılması
Danıştay 10. Daire, E. 2015/1612, K. 2020/3837Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2015/1612 E.  ,  2020/3837 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2015/1612 Karar No : 2020/3837 DAVACI: … VEKİLİ: Av. … DAVALILAR : 1- …/ … VEKİLİ : Av. … / 2- …Bakanlığı / … VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … DAVANIN KONUSU: Davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yapmış olduğu başvurusunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca reddedilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile söz konusu işlemin dayanağı olan Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dayanak Kanun’un gerekçesine bakıldığında, milli güvenlik için milli menfaatler ve ülke bütünlüğü aleyhine faaliyet gösterenlerle bu faaliyetleri destekleyenler açıklaması ile kamu düzeni için herhangi bir isyan, sabotaj, casusluk, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, evrakta sahtecilik gibi kamu düzenini bozan faaliyetlerde bulunanlar açıklamalarının yapıldığı, Kanun’un gerekçesi açısından yasa koyucunun milli güvenlik ve kamu düzeni şartı için yapmış olduğu belirlemenin açık olduğu ve düzenleyici işlemin iptali istenilen kısmının, yasa koyucunun iradesi dışına çıkılmak ve Kanun ile belirlenmiş olan şartlar genişletilmek suretiyle, yetkili idarenin takdir hakkı kısıtlanarak, Anayasanın 66. maddesinde belirtilmiş olan kanunilik ilkesi ihlal edilerek tesis edildiği; Yönetmeliğin iptali istenilen kısmının Ceza Muhakemesi Kanunu’na da aykırı olduğu, belirtilen Kanun’un 231/5. maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceğinin düzenlenmiş olması nedeniyle, amaçlananın hükmün hukuken varlık kazanmaması ve kişilere lekelenmeme hakkı tanınması olduğu, bu uygulamaya tabi olan sanığın herhangi bir şekilde işbu suçlama nedeniyle mağdur edilmemesinin amaçlandığı, iptali istenilen düzenleme ile hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkeleri ihlal edilerek bir nevi davacının cezalandırılması yoluna gidildiği; hukuka aykırı olan düzenleyici işlem uyarınca tesis edilen bireysel işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. DAVALILARIN SAVUNMALARI : Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması gibi hukuki durumlardan yararlanılmış olunsa dahi adli anlamda ülkemizde herhangi bir yaptırıma uğramayan yabancının, vatandaşlık kazanmak için yeterli ve gereken şartları sağlamadığını tanımlamak üzere Yönetmeliğin iptali istenilen kısmının tesis edildiği; Kanun’un 16/1-c maddesinde belirtilen “milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama” koşulunu açıklamaya yönelik olarak suç ve cezalara ilişkin kriterlerin belirlendiği; Devletin hükümranlık yetkisi gözetilerek, kamu yararına aykırı olmayacak şekilde ve dayanağı Kanun maddesinin açıklanması niteliğinde Yönetmeliğin iptali istenilen kısımlarının tesis edildiği; vatandaşlık başvurusunun reddine ilişkin işlemin de hukuka uygun olan Yönetmelik uyarınca tesis edildiği; bu nedenle, dava konusu düzenleyici işlem ve bireysel işlemin hukuka uygun olduğu savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Dayanak Kanun'da kamu düzeni ve milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir halin bulunmamasının düzenlendiği ve Kanun'un gerekçesinde de kamu düzeni ve milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek hallerin açıklandığı, Yönetmeliğin iptali istenilen kısmında ise taksirli suçlar hariç olmak üzere altı aydan fazla hapis cezası alınmasını sağlayacak her türlü suçun Türk vatandaşlığının kazanılmasına engel teşkil edeceği yönünde bir düzenleme yapıldığı görüldüğünden, iptali istenilen düzenleme ile dayanak Kanun'da belirtilen şartları Kanun koyucunun iradesine aykırı olacak şekilde genişlettiği ve bu nedenle, iptali istenilen düzenlemenin normlar hiyerarşisine aykırı olacak şekilde, vatandaşlığın ancak kanunla kazanılabileceği yolundaki Anayasa hükmü de ihlal edilmek suretiyle tesis edildiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, hukuka aykırı olan düzenlemenin ve anılan düzenleme uyarınca tesis edilen vatandaşlığa alınmamaya yönelik bireysel işlemin iptal edilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava; davacının Türk vatandaşlığının evlilik yoluyla kazanılmasına ilişkin başvurusunun reddine yönelik işlem ile anılan işlemin dayanağı 6/4/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasında yer alan, "… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz." kuralının iptali istemiyle açılmıştır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması" başlıklı 10. maddesinde; "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.", "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması" başlıklı 16. maddesinde, "Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; a) Aile birliği içinde yaşama, b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır." hükmüne yer verilmiştir. 6/4/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılmasında il emniyet müdürlüğünce yapılacak soruşturmaya ilişkin usul ve esaslar" başlıklı 28. Maddesinde, ''1- İl emniyet müdürlüğünce evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının, a) Aile birliği içinde yaşayıp yaşamadığı, b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak şekilde fuhuş yapmak ve fuhuşa aracılık etmek gibi davranışlarının olup olmadığı, c) Türk vatandaşlığını kazanmasında millî güvenlik kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmadığı, hususları araştırılır ve oluşan olumlu veya olumsuz kanaat soruşturma formuna açık bir şekilde yazılır. Soruşturma formuna soruşturmaya ilişkin tutanaklar da eklenir. 2- Soruşturması tamamlanan yabancının dosyası il müdürlüğüne iade edilir. Dosya gerekli inceleme ve araştırma yapılmak üzere il müdürlüğünce komisyona gönderilir.'' hükmüne; Aynı Yönetmeliğin ''Araştırma, soruşturma ve geçerlilik süresi'' başlıklı 72. maddesinin 5. fıkrasında ise, "İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz." kuralına yer verilmiştir. 5901 sayılı Yasa'da evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması için başvuru sahiplerinin taşıması gereken şartların belirlendiği, söz konusu yasanın uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılan iptale konu yönetmeliğin dava konusu edilen hükmü ile de Türk vatandaşlığına alınma hususunda Devletin hükümranlık yetkisi gözetilerek millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından vatandaşlığa alınmada engel teşkil edecek suç ve cezalara ilişkin kriterler belirlenmiş olup, anılan madde hükmünde kamu yararı ve dayanağı yasa hükmüne aykırılık bulunmamaktadır. Dava konusu işleme gelince, Dosyanın incelenmesinden, Ukrayna uyruklu davacının 07.08.2010 tarihinde Türk vatandaşı ile evlendiği, Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yaptığı başvurusunun 5901 sayılı Kanunun 16/1-(c) ve uygulama yönetmeliğinin 72/5. Maddede sayılan şartı sağlamadığı ileri sürülerek reddi yolunda tesis edilen işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile ''Etkili Eylem (yaralama)'' suçunu işlediği sabit görülerek davacının 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı, anılan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16/1-(c) maddesinde, Türk vatandaşlığına alınabilmek için millî güvenlik kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmama koşulu ile anılan Kanuna dayanılarak çıkarılan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72/5 maddesinde hükmün açıklanması geriye bırakılmış olsa da 6 aydan fazla hapis cezası alanların Türk vatandaşlığına alınamayacağı yolundaki düzenleme karşısında, ''Etkili Eylem (yaralama)'' suçundan dolayı … Asliye Ceza Mahkemesince açıklanması geri bırakılan 6 ay 20 günlük hüküm dikkate alındığında ve Türk vatandaşlığına alınma hususunda Devletin hükümranlık yetkisi de gözetildiğinde davacının Türk vatandaşlığına alınmaması yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 15/10/2020 tarihinde, davacı vekili Av. …'ın ve davalı … vekili Av. … ile davalı … Bakanlığı vekili Hukuk Müşaviri …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Ukrayna uyruklu davacı, 07/08/2010 tarihinde Türk vatandaşı ile evlenmiştir. Davacının, 30/03/2013 tarihinde karışmış olduğu olayda, … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile ''Etkili Eylem (yaralama)'' suçunu işlediği sabit görülerek 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yapılan başvurunun 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ve uygulama Yönetmeliğinin 72. maddesinin 5. fıkrasında sayılan şartı sağlamadığı ileri sürülerek reddedilmesi üzerine, anılan işlemin ve Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : İlgili Mevzuat; 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılması halleri" başlıklı 5. maddesinde, "Türk vatandaşlığı, doğumla veya sonradan kazanılır." hükmü; "Sonradan kazanılan vatandaşlık" başlıklı 9. maddesinde, "Sonradan kazanılan Türk vatandaşlığı, yetkili makam kararı veya evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması ile gerçekleşir." hükmü; "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması" başlıklı 10. maddesinde, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un "Başvuru için aranan şartlar" başlıklı 11. maddesinde, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda; (a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, (b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, (c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, (ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, (d) İyi ahlak sahibi olmak, (e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, (f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, (g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır." hükmü; "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması" başlıklı 16. maddesinde, "(1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; (a) Aile birliği içinde yaşama, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, (c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır. (2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz. (3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler." hükmü bulunmaktadır. Ayrıca, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Yönetmelik" başlıklı 46. maddesinde, bu Kanun'un uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirlenmiştir. 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin 2. maddesinde, bu Yönetmeliğin, 29/05/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlandığı belirtilmiştir. Anılan Yönetmeliğin "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılmasında il emniyet müdürlüğünce yapılacak soruşturmaya ilişkin usul ve esaslar" başlıklı 28. maddesinde, "(1) İl emniyet müdürlüğünce evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının; (a) Aile birliği içinde yaşayıp yaşamadığı, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak şekilde fuhuş yapmak ve fuhuşa aracılık etmek gibi davranışlarının olup olmadığı, (c) Türk vatandaşlığını kazanmasında millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmadığı, hususları araştırılır ve oluşan olumlu veya olumsuz kanaat soruşturma formuna açık bir şekilde yazılır. Soruşturma formuna soruşturmaya ilişkin tutanaklar da eklenir. (2) Soruşturması tamamlanan yabancının dosyası il müdürlüğüne iade edilir. Dosya gerekli inceleme ve araştırma yapılmak üzere il müdürlüğünce komisyona gönderilir." kuralının bulunduğu; "Araştırma, soruşturma ve geçerlilik süresi" başlıklı 72. maddesinde, "(1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince soruşturma, Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğünce de arşiv araştırması yapılır. Komisyon tarafından gerekli görülmesi halinde kamu görevlileri aracılığı ile soruşturma yaptırılabilir. (2) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında 28 inci madde uyarınca yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince yapılan soruşturma sonucunda evliliğin Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla yapılıp yapılmadığına dair olumlu veya olumsuz bir kanaate varılamaması halinde Türk vatandaşı eşin yakınlarının ifadelerine de başvurulmak suretiyle kanaat oluşuncaya kadar periyodik olarak soruşturma işlemine devam edilir. (3) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının usulleri ilgili kurumlarla birlikte Bakanlıkça belirlenir. (4) Türk vatandaşlığını kazanmak veya kaybetmek isteyen kişi hakkında yapılan araştırma ve soruşturma bir yıl geçerlidir, ancak gerekli görülen hallerde bu süre beklenmeksizin yeniden araştırma ve soruşturma yaptırılabilir. (5) İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz." kuralını düzenlendiği görülmektedir. Öte yandan, Yönetmeliğin 90. maddesinde ise, bu Yönetmelik hükümlerini Bakanlar Kurulunun yöneteceği düzenlenmiştir. Hukuki Değerlendirme; Anayasanın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak tüzük ve yönetmelik dışında, yönerge, tebliğ, genelge talimat gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabilmektedirler. Ancak bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu nitelikleri gereği, dayandıkları üst hukuk normlarına uygun hükümler ihtiva etmeleri gerekmektedir. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir. İdarenin düzenleyici idari işlem tesis etme yetkisinin "Yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında; söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanması zorunludur. Bu bağlamda kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması, ayrıca normlar hiyerarşisinde yönetmeliğe göre daha alt düzeyde yer alan düzenleyici işlemlerin yönetmelikle çizilen sınırı aşmaması ve yönetmeliğe uygun olması bir diğer zorunluluktur. 5901 sayılı Kanun'da evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması için başvuru sahiplerinin taşıması gereken şartların belirlendiği, söz konusu yasanın uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılan iptale konu Yönetmeliğin dava konusu edilen hükmü ile de Türk vatandaşlığına alınma hususunda Devletin hükümranlık yetkisi gözetilerek millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından vatandaşlığa alınmada engel teşkil edecek suç ve cezalara ilişkin kriterler belirlenmiş olup, belirlenmiş olan bu kriterlerin dayanak Kanun'da belirtilen "millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmaması koşulunun" açıklanması niteliğinde olduğu ve açıklanan nedenlerle anılan madde hükmünde kamu yararı ve dayanağı Kanun hükmüne aykırılık görülmediği açık olduğundan, Yönetmeliğin iptali istenilen kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Uyuşmazlıkta, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, Türk vatandaşlığına alınabilmek için millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halin bulunmaması koşulu ile anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasında, "hükmün açıklanması geriye bırakılmış olsa da 6 aydan fazla hapis cezası alanların Türk vatandaşlığına alınamayacağı" yolundaki düzenleme karşısında, ''Etkili Eylem (yaralama)'' suçundan dolayı … Asliye Ceza Mahkemesince açıklanması geri bırakılan 6 ay 20 günlük hüküm dikkate alındığında ve Türk vatandaşlığına alınma hususunda Devletin hükümranlık yetkisi de gözetildiğinde davacının Türk vatandaşlığına alınmaması yolunda tesis edilen işlemde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 4.950,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/10/2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY: Davacının, 30/03/2013 tarihinde karışmış olduğu olayda, … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile ''Etkili Eylem (yaralama)'' suçunu işlediği sabit görülerek 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yapılan başvurunun 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ve uygulama Yönetmeliğinin 72. maddesinin 5. fıkrasında sayılan şartı sağlamadığı ileri sürülerek reddedilmesi üzerine, anılan işlemin ve Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…" ibaresinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinde, "(1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; (a) Aile birliği içinde yaşama, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, (c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır. (2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz. (3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler." hükmü bulunmaktadır. Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasında, "İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz." kuralı düzenlenmiştir. Dayanak Kanun'da kamu düzeni ve milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir halin bulunmamasının düzenlendiği ve Kanun'un gerekçesinde de kamu düzeni ve milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek hallerin açıklandığı, Yönetmeliğin iptali istenilen kısmında ise taksirli suçlar hariç olmak üzere altı aydan fazla hapis cezası alınmasını sağlayacak her türlü suçun Türk vatandaşlığının kazanılmasına engel teşkil edeceği yönünde bir düzenleme yapıldığı görüldüğünden, iptali istenilen düzenleme ile dayanak Kanun'da belirtilen şartları Kanun koyucunun iradesine aykırı olacak şekilde genişlettiği ve bu nedenle, iptali istenilen düzenlemenin normlar hiyerarşisine aykırı olacak şekilde, vatandaşlığın ancak kanunla kazanılabileceği yolundaki Anayasa hükmü de ihlal edilmek suretiyle tesis edildiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, hukuka aykırı olan düzenlemenin ve anılan düzenleme uyarınca tesis edilen vatandaşlığa alınmamaya yönelik bireysel işlemin iptal edilmesi gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.

Başvuru Süreci ve Güvenlik Araştırması

Vatandaşlık başvuruları genellikle ilgili valiliklere, yurt dışında yaşayanlar için ise Türkiye Cumhuriyeti büyükelçilikleri veya konsolosluklarına yapılır; başvuru makamı ikamet yerine ve başvurunun türüne bağlı olarak değişebilir. Başvuru sahiplerinin aranan kanuni şartları taşıyıp taşımadığı ve evlenme yoluyla yapılan talepler Vatandaşlık Başvuru İnceleme Komisyonu tarafından değerlendirilir. Evlenme yoluyla vatandaşlık başvurusunda il emniyet müdürlüğü; aile birliği içinde yaşanıp yaşanmadığını, fuhuş yapmak veya fuhuşa aracılık etmek gibi evlilik birliğiyle bağdaşmayacak davranışların bulunup bulunmadığını ve millî güvenlik ile kamu düzeni bakımından engel bir hal olup olmadığını araştırır. Yönetmelik hükümleri gereğince araştırma ve soruşturma işlemleri bir yıl geçerli olup gerekli hallerde süre beklenmeksizin yenilenebilir; evliliğin amacına dair kanaat oluşmaması durumunda Türk vatandaşı eşin yakınlarının ifadelerine başvurularak periyodik soruşturmaya devam edilir.

Ret Sebepleri ve Ceza Mahkûmiyetlerinin Değerlendirilmesi

Mevzuatta yer alan koşulların sağlanmış olması kişiye mutlak bir hak tanımaz; idarenin ret kararları yargı denetimine tabidir. 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesinin gerekçesinde millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel hallerin, devletin varlığına ve işleyişine yönelik olarak kamu düzenini ciddi düzeyde bozan isyan, casusluk, sabotaj, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi fiilleri kapsadığı ifade edilmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun E. 2021/2016, K. 2021/2025 sayılı kararına göre, bireysel işlem yönünden inceleme yapılırken işleme konu suçun niteliği göz önünde bulundurularak suçun ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin incelenmesi gerekmektedir.

Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 72. maddesinin 5. fıkrasında; taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geri bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi altı aydan fazla hapis cezası alanların Türk vatandaşlığını kazanamayacağı düzenlenmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun E. 2021/2016, K. 2021/2025 sayılı kararında söz konusu yönetmelik hükmünün iptali istemi oy çokluğuyla reddedilmiş olmakla birlikte, bireysel işlem yönünden suçun niteliğinin ayrıca irdelenmesi gerektiği belirtilerek ret kararı bozulmuştur. Bunun yanında Danıştay 10. Dairesi'nin E. 2023/5620, K. 2025/4552 sayılı kararında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca denetim süresinin kasten yeni suç işlenmeksizin ve yükümlülüklere uygun tamamlanması halinde hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilmesi durumunda cezai ilişkinin sona ereceği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ceza niteliğinde olmadığı değerlendirilmiştir.

Vatandaşlık Ret Kararına Karşı İdari İtiraz

Vatandaşlık başvurusu reddedilen kimseler, karara karşı hukuki ve maddi gerekçelerini belirterek idareye yazılı itiraz yöneltebilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca dava açma süresi içinde kalmak kaydıyla işlemin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi ya da yeni bir işlem tesisi öncelikle üst makamdan, böyle bir makam bulunmuyorsa işlemi kuran merciden talep edilebilir. Yapılan bu idari başvuru, işlemekte olan genel dava açma süresini durdurur.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.[8] 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. 4. (Mülga: 10/6/1994-4001/6 md.) İptal ve tam yargı davaları:

İdareye yapılan itiraz başvurusuna otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin idarece açıkça reddedilmesi veya otuz günlük sürenin geçmesiyle reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve idareye başvurma tarihine kadar geçmiş olan süre hesaba katılır.

Ret Kararının İptali Davası ve Mahkeme Kararının Sonuçları

2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür ve bu süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlar. 2577 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince idari yargıda yetki kamu düzenine ilişkin olup, özel bir kural bulunmadığında yetkili mahkeme işlemi tesis eden idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Ret bildiriminin usulüne uygun yapılmaması da işlemin hukuka aykırılığı kapsamında iptal gerekçesi olarak ileri sürülebilir. İlk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay dava dairelerinde açılan davalarda verilen kararlara karşı tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyize başvurulabilir; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca görev ve yetki aşımı, hukuka aykırılık veya usul kurallarındaki esaslı hatalar temyizen bozma sebepleri arasında yer alır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. 2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir. (Mülga ikinci cümle: 10/6/1994-4001/15 md.) (…) Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki:

İdare mahkemesi tarafından verilen iptal kararı, hukuka aykırı görülen ret işlemini geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. Danıştay 10. Dairesi'nin E. 2023/5620, K. 2025/4552 sayılı kararında vurgulandığı üzere ret işleminin idari yargı yerince iptal edilmesi, davacının doğrudan Türk vatandaşlığına kabulü sonucunu doğurmaz. İdare, mevzuatta aranan diğer koşullar ve sahip olduğu takdir yetkisi kapsamında dosyayı yeniden değerlendirerek olumlu ya da olumsuz yeni bir işlem tesis edebilir. Bununla birlikte vatandaşlık başvurusu reddedilen kişi, ret kararının iptali istemiyle dava açmış olsa dahi aranan koşulları sağlayarak idareye yeniden başvuruda bulunabilir.

Vatandaşlık başvurusunun reddi kararına karşı dava açma süresi ne kadardır?

Özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde 2577 sayılı Kanun uyarınca dava açma süresi altmış gün olup, ret kararının yazılı olarak tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren başlar.

Ret kararına karşı yapılan itiraz dava açma süresini durdurur mu?

2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereğince yetkili makama yapılan itiraz dava açma süresini durdurur; otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.

İdare mahkemesinin iptal kararı doğrudan vatandaşlık hakkı sağlar mı?

İptal kararı hukuka aykırı işlemi geçmişe etkili ortadan kaldırır ancak kişiye doğrudan vatandaşlık kazandırmaz; idare mevzuattaki şartlar ve takdir yetkisi kapsamında başvuruyu yeniden değerlendirir.

Vatandaşlık başvurusu reddedilen kişi iptal davası sürerken yeni başvuru yapabilir mi?

Vatandaşlık başvurusu reddedilen kişi, ret kararının iptali için idare mahkemesinde dava açmış olsa dahi aynı zamanda idareye yeni bir başvuru yapabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu