Borçluların alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla varlıklarını sınır ötesine aktarması durumunda Türk icra ve iflas hukuku, alacaklılara birden fazla hukuki yol sunar. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinin 1. fıkrası uyarınca rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun elinde ya da üçüncü kişide bulunan taşınır ve taşınmaz malları ile alacak ve diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 257Kaynağı aç
Borcun henüz vadesi gelmemiş olsa dahi kanun koyucu mal kaçırma ihtimaline karşı ihtiyati haciz yolunu açık tutmuştur. İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinin 2. fıkrasına göre; borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye ya da kaçırmaya hazırlanması, kaçması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması hâllerinde vadesi gelmemiş para borçları için de ihtiyati haciz istenebilir.
Tasarrufun İptali Davası ile Mal Kaçırma İşlemlerinin İptali
Borçlunun malvarlığını alacaklılarından kaçırmak amacıyla gerçekleştirdiği devir işlemleri tasarrufun iptali davasına konu edilebilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesi gereğince bu dava; elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklılar, iflas idaresi ya da kanunun 245. maddesi ile 255. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen hâllerde alacaklıların kendileri tarafından açılabilir. Davanın amacı, kanunun 278, 279 ve 280. maddelerinde gösterilen tasarrufların butlanına hükmettirmektir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 277Kaynağı aç
Karşılıksız devirler bakımından İcra ve İflas Kanunu'nun 278. maddesinin 1. fıkrası düzenleme getirir. Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği veya iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 278Kaynağı aç
Aynı madde belirli yakınlar arasında gerçekleşen tasarruflar bakımından özel bir karine getirir. Gerçek değerine uygun ivazlı olduğu ispatlanmadığı sürece; altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eş, üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinenle evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar bağışlama sayılır. Aynı madde kapsamında, aksi ispatlanmadıkça, sözleşme yapılırken borçlunun kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre pek düşük bir bedel kabul ettiği sözleşmeler de bağışlama sayılmaktadır. Bunlara ek olarak uygun bir karşılık sağlandığı ispatlanmadıkça, borçlunun kendisi veya üçüncü kişi yararına ömür boyu gelir ya da intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler ile ölünceye kadar bakma sözleşmeleri de aynı kapsam içinde değerlendirilir.
Karşılıklı işlemler dahil tüm işlemlerde alacaklıya zarar verme kastının bulunması hâlinde İcra ve İflas Kanunu'nun 280. maddesinin 1. fıkrası uygulanır. Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemler; borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Bu sebebe dayalı iptal istenebilmesi için işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olması şarttır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 280Kaynağı aç
İcra ve İflas Kanunu'nun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, üçüncü kişinin borçlunun eşi, altsoyu, üstsoyu ile üçüncü derece dâhil kan ve kayın hısımları, evlat edineni veya evlatlığı olması durumunda, borçlunun mali durumunu ve zarar verme kastını bildiği farz olunur. Kanun koyucu bu karineyi kesin tutmamış; üçüncü kişinin karinenin aksini İcra ve İflas Kanunu'nun 279. maddesinin son fıkrasına göre ispat edebileceğini düzenlemiştir.
Borçlar Hukuku ve Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğu
Malvarlığının danışıklı işlemlerle üçüncü kişilere devredilmesi durumunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi devreye girer. Bir sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların yanlışlıkla ya da gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere değil, gerçek ve ortak iradelerine bakılır. Öte yandan, borçlu yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı işlemin muvazaalı olduğunu öne süremez.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 19Kaynağı aç
Varlıkların tüzel kişilikler üzerinden kaçırılması durumunda şirket yöneticilerinin hukuki sorumluluğu gündeme gelir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesinin 1. fıkrası gereğince kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları; kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına verdikleri zarardan sorumlu olurlar. Madde, anonim şirket organları yanı sıra bu sayılan konumdaki diğer kişilere de uygulanmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi ya da yetkiyi kanuna dayanarak başkasına devreden organlar veya kişiler, devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli dışında bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu tutulamaz. Maddenin 3. fıkrası gereğince ise hiç kimse kontrolü dışında kalan kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar ya da yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu durum gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek ortadan kaldırılamaz.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 553Kaynağı aç
Ceza Muhakemesi Tedbirleri ve Suç Teşkil Eden Fiiller
Malvarlığını eksiltmeye yönelik eylemler ceza hukuku yaptırımlarını da beraberinde getirir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 161. maddesinin 1. fıkrası uyarınca malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşabilir. Hileli iflas kapsamında; alacaklıların teminatını oluşturan malların kaçırılması veya gizlenmesi, ticari defterlerin yok edilmesi, gerçek dışı borç belgesi düzenlenmesi ile aktifin gerçeğe aykırı biçimde az gösterilmesi sayılan hareketler arasındadır; suçun oluşması için bu hareketlerden birinin bulunması aranır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 161Kaynağı aç
Malvarlığı değerlerinin suçtan kaynaklanması durumunda Türk Ceza Kanunu'nun 282. maddesinin 1. fıkrası işletilir. Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini yurt dışına çıkaran ya da gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla çeşitli işlemlere tabi tutan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezasıyla karşı karşıya kalır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 282Kaynağı aç
Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesi kapsamında koruma tedbirlerine başvurulabilir. Kanunda sayılan katalog suçların işlendiğine ve malvarlığı değerlerinin bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunması hâlinde şüpheli veya sanığa ait taşınmazlara, ulaşım araçlarına, banka hesaplarına, hak ve alacaklara, kıymetli evraka, şirket ortaklık paylarına ve diğer malvarlığı değerlerine el konulabilir. Bu değerlerin şüpheli ya da sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması hâlinde dahi tedbir uygulanabilir; ayrıca ilgisine göre yetkili kurumlardan rapor alınması zorunludur. Bu madde kapsamındaki elkoyma işlemlerine ve yönetim amacıyla kayyım atanmasına yalnızca hâkim karar verebilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 128Kaynağı aç
Sınır Ötesi Takip, İstinabe ve Yabancı İlamların Tenfizi
Görülmekte olan bir hukuk davası kapsamında yurt dışındaki banka kayıtları, şirket belgeleri veya ticari muhasebe kayıtlarının temini amacıyla uluslararası hukuk istinabe mekanizması kullanılabilir. Türk mahkemesinin hazırladığı istinabe talepleri yabancı bankaları veya kurumları bağlamaz; talep ilgili ülkenin iç mevzuatına ve adli yardımlaşma kurallarına tabi olarak yerine getirilir.
Türkiye mahkemelerinde alınan ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararları, yabancı ülkedeki banka hesabı, taşınmaz veya şirket payı üzerinde kendiliğinden uygulanma imkânı taşımaz. Malvarlığının bulunduğu ülkede yerel mahkemelerden dondurma, el koyma ya da benzer koruma tedbirlerinin talep edilmesi gerekebilir.
Türkiye'de alacak, tazminat, muvazaa veya tasarrufun iptali davası sonucunda elde edilen ilamın yabancı ülkedeki mal üzerinde icra edilebilmesi için o ülkede tanıma ve tenfiz prosedürünün yürütülmesi gerekir. Tenfiz şartları ilamın icra edileceği devletin iç hukukuna ve uluslararası sözleşmelere göre tayin edilir.
Suçla bağlantılı olarak yurt dışına çıkarılan malvarlığına ilişkin delil temini, elkoyma ve müsadere kararlarının infazı ise 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu, çok taraflı ve ikili sözleşmeler ile karşılıklılık ilkesi çerçevesinde yürütülür. Bu adli iş birliği işlemlerinde merkezi makam görevini Adalet Bakanlığı yerine getirir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 54. maddesi yabancı mahkeme ilamlarının Türkiye'deki tenfiz şartlarını belirler. Tenfiz kararı verilebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma ya da o devlette Türk mahkemesi ilamlarının tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya fiilî uygulamanın bulunması gerekir. İlamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması ya da davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek ilişkisi bulunmadığı hâlde yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmemiş olması da aranır. Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması ve ilgili kişinin usulüne uygun çağrılmış, temsil edilmiş ya da gıyabında hüküm verilmemişse bu hususlara dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması da tenfiz için zorunlu koşullar arasındadır.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 54Kaynağı aç
Vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz talep edilebilir mi?
Evet; İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinin 2. fıkrası uyarınca borçlunun belirli bir yerleşim yeri yoksa ya da taahhütlerinden kurtulmak için mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanırsa ya da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş borçlar için de ihtiyati haciz istenebilir.
Borçlunun yakın akrabalarına yaptığı devirlerde zarar verme kastı nasıl belirlenir?
İcra ve İflas Kanunu'nun 280. maddesinin 2. fıkrası gereğince borçlunun eşi, altsoyu, üstsoyu ile üçüncü derece dâhil kan ve kayın hısımları, evlat edineni veya evlatlığının borçlunun mali durumunu ve zarar verme kastını bildiği farz olunur. Bu karine kesin değildir; üçüncü kişi aksini aynı kanunun 279. maddesinin son fıkrasına göre ispat edebilir.
Türkiye mahkemesinden alınan ihtiyati haciz yurt dışındaki hesaplara uygulanır mı?
Hayır; Türkiye'de verilen ihtiyati haciz veya tedbir kararları yabancı ülkedeki banka hesabı, taşınmaz veya şirket payı üzerinde kendiliğinden uygulanma imkânı taşımaz. Koruma tedbirinin etkili olabilmesi için malın bulunduğu ülkede ayrıca yerel bir tedbir kararı alınması gerekebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

