Borçlular veya failler tarafından malvarlığının başka bir ülkeye aktarılması, hak sahiplerinin alacak ve mülkiyet haklarını sona erdirmez. Ancak malvarlığının yabancı bir devletin egemenlik sahasına dahil olması, Türkiye mahkemelerinden verilen kararların o ülkede doğrudan icra edilmesini engeller. Bu nedenle sınır ötesine çıkarılan değerlerin geri alınabilmesi; malvarlığının bulunduğu hedef devletin iç mevzuatı, adli yardımlaşma kuralları ve uygulanabilir milletlerarası sözleşmeler dairesinde takip edilir.
Uluslararası Malvarlığı Geri Kazanımının Temel Aşamaları
Sınır ötesine çıkarılan ekonomik değerlerin geri kazanılması süreci Birleşmiş Milletler prensiplerine göre dört temel aşamada yapılandırılmıştır. İlk aşamada malvarlığının izlenmesi ve delillerin toplanması gerçekleştirilir; ikinci aşamada varlığın kaçırılmasını veya el değiştirmesini önlemek amacıyla dondurma işlemi uygulanır. Üçüncü basamakta yetkili adli mercilerce müsadere veya nihai geri alma kararı tesis edilir; son aşamada ise güvence altına alınan varlığın hak sahibine iadesi sağlanır.
Özel hukuk kişisi olan alacaklıların yabancı ülkelerdeki banka kayıtlarına doğrudan erişme yetkisi bulunmamaktadır. Banka gizliliği, kişisel verilerin korunması ve ticari sır kuralları sebebiyle bu bilgilere; mahkeme kararı, icra takibi işlemleri, delil tespiti, iflas idaresi incelemesi, ceza soruşturması veya uluslararası adli yardımlaşma talepleri ile ulaşılabilir.
Dönüştürülen Değerler ve İkame Malvarlığına Yönelme
Yurt dışına transfer edilen nakit paranın ilk haliyle tutulmayıp taşınmaza, şirket sermayesine, kripto varlıklara veya yatırım fonlarına dönüştürülmesi alacaklının hak arama imkanını ortadan kaldırmaz. Para transferi hareketleri ile sonradan edinilen ekonomik değer arasındaki illiyet bağı banka kayıtları, sözleşmeler, transfer zamanlaması ve bedel hareketleri gibi somut delillerle ortaya konulduğunda, paranın yerine geçen ikame malvarlığı değerine yönelmek mümkündür.
Borçlunun yurt dışına çıkardığı malvarlığını üçüncü kişilere devretmesi durumunda alacaklılar, Türk hukuku kapsamında tasarrufun iptali veya muvazaa yollarına başvurabileceği gibi; malvarlığının bulunduğu yabancı ülkede de o devletin ayni haklar, iflas ve kanunlar ihtilafı kuralları çerçevesinde hileli devrin iptalini talep edebilir.
Ceza Muhakemesinde Malvarlığına Elkoyma ve Usul Şartları
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 128/1 uyarınca, soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve malvarlığının bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması halinde; şüpheli veya sanığa ait taşınmazlara, kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına, banka veya diğer mali kurumlardaki her türlü hesaba, hak ve alacaklara, kıymetli evraka, şirket ortaklık paylarına, kiralık kasa mevcutlarına ve diğer malvarlığı değerlerine elkonulabilir. Söz konusu değerlerin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması dahi elkoyma işlemine engel teşkil etmez.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 128Kaynağı aç
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 128 uyarınca malvarlığı değerlerine elkoyma kararı verilmesi ve yönetim amacıyla kayyım atanması yetkisi münhasıran hâkime aittir.
Aynı madde uyarınca taşınmaz, hak ve alacaklara elkoyma kararı verilebilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı veya Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınması zorunludur. Kanuni düzenlemeye göre bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır; özel sebeplerin zorunlu kıldığı hallerde ise talep üzerine iki ay uzatılabilir.
Ceza Hukukunda Müsadere ve İade Önceliği
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 54/1 ve m. 54/2 uyarınca kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan, tahsis edilen veya suçtan meydana gelen eşya, iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla müsadere edilir. Müsadere konusu eşyanın elden çıkarılması veya tüketilmesi halinde ise eşyanın karşılığını oluşturan değer tutarında paranın müsaderesine karar verilir. Ancak TCK m. 54/3 gereğince, suçta kullanılan eşyanın müsaderesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı düşeceği anlaşıldığında eşyanın müsaderesine hükmedilmeyebilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 54Kaynağı aç
Suçun işlenmesiyle elde edilen veya suçun konusunu oluşturan maddi menfaatler ile bunların dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançlar hakkında Türk Ceza Kanunu m. 55/1 uyarınca müsadere kararı verilebilmesi için, söz konusu menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi şarttır. Müsadere konusu eşya veya menfaatlere elkonulamadığı ya da bunlar teslim edilmediği takdirde TCK m. 55/2 uyarınca karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine karar verilir. TCK m. 55/3 hükmüne göre ise kazanç müsaderesi kapsamındaki eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan edinen üçüncü kişinin 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 55Kaynağı aç
Uluslararası Adli Yardımlaşma ve Soruşturmanın Devri
Türkiye mahkemelerince verilen ihtiyati haciz veya elkoyma kararları yabancı ülkedeki malvarlığını kendiliğinden dondurmaz; tedbirin hedef ülkede uygulanabilmesi o ülkenin iç hukukuna uygun karar alınmasını veya adli yardımlaşma sürecini gerektirir. Yabancı devlet makamlarına iletilecek adli yardımlaşma taleplerinde genel ve soyut nitelemeler yerine soruşturulan suç, olay kronolojisi, banka hesap ve şirket bilgileri, transfer tarihleri ve malvarlığı ile suç arasındaki bağlantı somut delillerle ortaya konulmalıdır.
6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu m. 23/1 uyarınca, işlenen suçlarla ilgili Türkiye'de yürütülen soruşturma veya kovuşturmalar yabancı devletlere devredilebileceği gibi, yabancı devletlerde yürütülen soruşturma veya kovuşturmalar da devralınabilir. 6706 sayılı Kanun m. 23/2 gereğince milletlerarası andlaşma bulunmaması halinde bu süreç mütekabiliyet ilkesi esas alınarak yürütülür.
6706 sayılı CEZAÎ KONULARDA ULUSLARARASI ADLÎ İŞ BİRLİĞİ KANUNU m. 23Kaynağı aç
Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi'nin 51 ila 59. maddeleri arasındaki V. Bölümü, yolsuzluk gelirlerinin sınır ötesinde araştırılması, dondurulması, müsaderesi ve hak sahiplerine iadesine ilişkin devletler arası özel bir rejim öngörmektedir. Bu mekanizma devletler arası iş birliğine dayandığından, özel bir kişinin sıradan ticari alacağı sözleşme kapsamına girmez.
Yabancı İlamların Tenfizi ve Tahkim Kararlarının İcrası
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 50/1 uyarınca, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. 5718 sayılı Kanun m. 50/2 hükmü uyarınca yabancı mahkemelerin ceza ilamlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz talep edilebilir.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
5718 sayılı Kanun m. 54 uyarınca tenfiz kararı verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma ya da kanun hükmü veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi koşuluyla uyuşmazlıkla gerçek ilişkisi bulunmayan bir devlet mahkemesince verilmemiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması ve davalının savunma hakkına riayet edilmiş olması şarttır. Tenfiz talebinde yabancı kararın onaylı örneği ile kesinleşme belgesinin sunulması gerekir; tenfiz mahkemesi kural olarak yabancı mahkemenin uyuşmazlığın esasına ilişkin sübut ve maddi hukuk değerlendirmesini yeniden denetleyemez.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 54Kaynağı aç
Uyuşmazlığın tahkim organları önünde çözülmesi neticesinde hakem kararı alınması da doğrudan tahsilat yetkisi sağlamaz. Hakem kararının borçlunun malvarlığının yer aldığı ülkede tenfiz edilmesi ve ilgili devletin yerel icra organları aracılığıyla takibe konulması zorunludur.
Türkiye'de verilen ihtiyati haciz yabancı ülkedeki hesabı doğrudan bloke eder mi?
Hayır, Türkiye'de verilen ihtiyati haciz veya tedbir kararları yabancı ülkedeki malvarlığını kendiliğinden dondurmaz; tedbirin hedef devlette uygulanabilmesi o ülkenin iç hukukuna uygun ayrı bir karar alınmasını veya adli yardımlaşma sürecinin işletilmesini gerektirir.
Yurt dışına aktarılan para başka bir yatırıma dönüştürülmüşse geri alınabilir mi?
Evet, para akışı ile sonradan edinilen taşınmaz, şirket ortaklığı, kripto varlık veya fon arasındaki illiyet bağı somut delillerle ortaya konulduğunda yerine geçen ikame malvarlığı değerine yönelmek mümkündür.
Ceza yargılamasında suçtan elde edilen menfaat derhal müsadere edilir mi?
Hayır, Türk Ceza Kanunu m. 55/1 uyarınca kazanç müsaderesine hükmedilebilmesi için suçun işlenmesiyle elde edilen maddi menfaatin öncelikle suçun mağduruna iade edilememiş olması şarttır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

