Yurt Dışı Para Transferlerinin Takibi ve Hukuki Sorumluluk

by Avukat Erdal Ersoy
Yurt Dışı Para Transferlerinin Takibi ve Hukuki Sorumluluk

Uluslararası Para Transferleri ve Finansal Denetim Esasları

Yurt dışından Türkiye'ye fon aktarılması veya Türkiye'den yabancı ülkelere para gönderilmesi kendi başına hukuka aykırılık veya suç şüphesi doğurmaz. Ticari mal ve hizmet tedariki, gayrimenkul alım satımları, ivazlı ya da ivazsız borç tasfiyeleri, aile fertlerine yönelik yardımlar, maaş ve ücret ödemeleri, yatırım getirileri, miras paylaşımları ile danışmanlık bedelleri uluslararası bankacılık işlemlerinde meşru iktisadi dayanakları teşkil eder.

Mali Suçları Araştırma Kurulu mevzuatı uyarınca finansal kuruluşlar, müşterilerinin kimlik tespitini yapmak, işlemin gerçek faydalanıcılarını ve taraflarını belirlemek durumundadır. Sürekli iş ilişkisi yürütülen hesap sahiplerinin gerçekleştirdiği parasal hareketler; müşterinin beyan edilen mesleği, mali gücü, faaliyet konusu ve bilinen fon kaynaklarıyla uyumlu olup olmadığı bakımından izlenir. Ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşlarının yetkilendirilmesi ile gözetim ve denetim faaliyetleri ise 6493 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yürütülür.

Bankalar, yurt dışı transferlerin iktisadi amacını netleştirmek ve fon kaynağını teyit edebilmek amacıyla aktarım gerçekleşmeden önce ya da bedel hesaba geçtikten sonra müşteriden çeşitli tevsik edici evraklar isteyebilir. Bu kapsamda faturalar, sözleşme metinleri, borç ilişkisini gösteren belgeler, gayrimenkul veya motorlu araç satış sözleşmeleri, gümrük beyannameleri, ücret bordroları, mirasçılık belgeleri, vergi kayıtları, aile yardımı gerekçeleri veya şirket ortaklar kurulu kararları incelemeye tabi tutulabilir.

Şüpheli İşlem Bildirimi ve İdari Tedbirlerin Kapsamı

5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun m. 4/1 uyarınca yükümlüler nezdinde yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu değerlerin gayrimeşru yollarla temin edildiğine veya yasa dışı maksatlarla kullanılacağına dair herhangi bir bilgi veya şüphe bulunması halinde durumun Başkanlığa bildirilmesi zorunludur. Bildirimde herhangi bir asgari parasal tutar aranmaz; 5549 sayılı Kanun m. 4/3 gereğince yükümlülerin hangi faaliyetleri dolayısıyla ve hangi usuller dairesinde bildirimde bulunacağı çıkarılan yönetmeliklerle tespit edilir.

5549 sayılı SUÇ GELİRLERİNİN AKLANMASININ ÖNLENMESİ HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
MADDE 4 – (1) Yükümlüler nezdinde veya bunlar
aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu
malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla
kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir
hususun bulunması halinde bu işlemlerin yükümlüler tarafından Başkanlığa
bildirilmesi zorunludur.
(2) Yükümlüler, Başkanlığa şüpheli işlem bildiriminde
bulunulduğunu, yükümlülük denetimi ile görevlendirilen denetim elemanları ile
yargılama sırasında mahkemeler dışında, işleme taraf olanlar dahil hiç kimseye
açıklayamazlar.
(3) Yükümlülerin hangi faaliyetlerinden dolayı ve
hangi usûl ve esaslara göre şüpheli işlem bildiriminde bulunacağı yönetmelikle
belirlenir.
Eğitim, iç denetim, kontrol ve risk
yönetim sistemleri ile diğer tedbirler

Şüpheli işlem bildiriminde bulunulan bir müşteriyle bankanın ticari ilişkisini sürdürmesini doğrudan yasaklayan genel bir kanuni düzenleme yer almamaktadır; kuruluşlar kendi risk politikaları ve müşteri kabul ilkeleri çerçevesinde hesap yönetimini takdir eder. Bununla birlikte 5549 sayılı Kanun m. 4/2 hükmü, yükümlülere mutlak bir gizlilik yükümlülüğü getirmiştir. Yükümlü kuruluşlar, yükümlülük denetimiyle yetkilendirilmiş denetim elemanları ile yargılama yürüten mahkemeler dışındaki hiç kimseye, işleme taraf olan kişiler de dahil olmak üzere bildirim yapıldığı hususunu açıklayamaz.

Bakanlık, 5549 sayılı Kanun m. 5/1 çerçevesinde risk temelli bir yaklaşımla uyum programları hazırlanması, eğitim, iç denetim, risk kontrol sistemlerinin yapılandırılması ve gerekli yetkilerle donatılmış idari görevlilerin istihdamı dahil olmak üzere uyulması zorunlu usul ve esasları belirler. Finansal grup çatısı altındaki kuruluşlar, anılan Kanun m. 5/2 uyarınca grup düzeyinde tedbirlerin aksamadan yürütülebilmesi adına müşterinin tanınması ile işlem ve hesap verilerine ilişkin bilgileri grup içerisinde serbestçe paylaşabilir; özel yasalardaki sır saklama kuralları bu bilgi paylaşımına engel oluşturmaz.

5549 sayılı SUÇ GELİRLERİNİN AKLANMASININ ÖNLENMESİ HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
MADDE 5 – (1) Bakanlık;
bu Kanunun amacına uygun olarak risk temelli yaklaşımla, eğitim, iç denetim,
kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturulması ve bu Kanunla getirilen
yükümlülüklere, yükümlü ve finansal grup seviyesinde uyumu sağlamak üzere,
gerekli yetki ile donatılmış idarî düzeyde görevli tayin edilmesi de dahil,
gereken tedbirlerin alınması konusunda, işletme büyüklükleri ve iş hacimlerini
de dikkate alarak yükümlüleri ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasları
belirlemeye yetkilidir.[9]
(2) (Ek:27/12/2020-7262/22 md.) Finansal gruba
bağlı kuruluşlar, birinci fıkrada belirtilen tedbirlerin grup seviyesinde
alınmasını teminen müşterinin tanınmasıyla hesap ve işlemlere ilişkin olarak
grup içerisinde bilgi paylaşımında bulunabilir. Özel kanunlarda yer alan
hükümler ileri sürülerek bilgi paylaşımından kaçınılamaz. Bakanlık paylaşıma
konu bilgileri ve uygulamaya ilişkin esasları belirlemeye yetkilidir.
Devamlı bilgi verme

5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun uyarınca aklama veya terörün finansmanı suçu ile ilişkili şüphe barındıran işlemler; şüphenin teyidi, analizin yapılması veya neticelerin yetkili makamlara intikal ettirilmesi amacıyla Bakan tarafından yedi iş günü süreyle askıya alınabilir veya bu işlemlerin aynı süreyle gerçekleşmesine izin verilmeyebilir. Bakan bu yetkisini bakan yardımcısına devredebilir. Bu yetki, yabancı bir muadil kuruluşun gerekçeli talebinde yer alan işlemler hakkında da aklama veya terörün finansmanı suçu ile ilişkili şüphe görülmesi kaydıyla mütekabiliyet ilkesi gözetilerek kullanılabilir. Askıya alınan veya gerçekleşmesine izin verilmeyen işlemi alınan karara aykırı şekilde gerçekleştiren yükümlülere Başkanlıkça işlem tutarı kadar idari para cezası verilir ve bu ceza kanunda öngörülen asgari tutardan az olamaz.

5549 sayılı SUÇ GELİRLERİNİN AKLANMASININ ÖNLENMESİ HAKKINDA KANUN m. 19/AKaynağı aç
MADDE 19/A- (Ek: 14/4/2016 – 6704/20 md.)
(1) Yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla
yapılmaya teşebbüs edilen ya da hâlihazırda devam eden işlemleri, işleme konu
malvarlığının aklama veya terörün finansmanı suçu ile ilişkili olduğuna dair
şüphe bulunması üzerine; Başkanlıkça şüpheyi teyit etmek, işlemi analiz etmek
ya da gerekli görüldüğünde analiz sonuçlarını yetkili makamlara intikal
ettirmek amacıyla yedi iş günü süreyle askıya almaya veya bu işlemlerin aynı
süreyle gerçekleşmesine izin vermemeye Bakan yetkilidir. (Ek
cümle:27/12/2020-7262/25 md.) Bakan bu yetkisini bakan yardımcısına
devredebilir.
(2) Bu yetki, yabancı
bir muadil kuruluşun işlemin askıya alınması veya gerçekleşmesine izin
verilmemesi yönündeki gerekçeli talebinde yer alan işlemler hakkında da
Başkanlıkça aklama veya terörün finansmanı suçu ile ilişkili olduğuna dair
şüphe görülmesi şartıyla mütekabiliyet ilkesi gözetilerek kullanılabilir.
(3) (Ek:27/12/2020-7262/25
md.) Birinci fıkra kapsamında askıya alınan veya gerçekleşmesine izin
verilmeyen işlemi, alınan karara aykırı şekilde gerçekleştiren yükümlülere
işlem tutarı kadar Başkanlıkça idari para cezası verilir. Ancak verilecek idari
para cezası elli bin Türk lirasından az olamaz.
(4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve
esaslar Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
Koordinasyon Kurulu

MASAK, idari inceleme ve mali analiz yürüten bir kuruluş niteliğindedir; yargı mercii veya savcılık yetkilerine sahip değildir. İnceleme sürecinde suç emarelerinin tespit edilmesi halinde dosya adli makamlara intikal ettirilir. Suç isnadında bulunulması, ceza sorumluluğunun tayini, banka hesaplarının bloke edilmesi veya malvarlığına el konulması gibi adli nitelikteki koruma tedbirleri yalnızca cumhuriyet savcılıkları ve yetkili mahkemeler eliyle kararlaştırılır.

Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 282/1 hükmü gereğince, yasal alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini yurt dışına çıkaran veya gayrimeşru kaynağını saklamak ya da meşru bir şekilde kazanıldığı izlenimini oluşturmak maksadıyla çeşitli muamelelere tabi tutan kimse, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 282Kaynağı aç
Madde 282- (1) (Değişik: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Alt sınırı
altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı
değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek
veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla,
çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin
güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Birinci
fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan
malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran
veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bu suçun, kamu görevlisi tarafından veya belli bir meslek sahibi kişi
tarafından bu mesleğin icrası sırasında işlenmesi halinde, verilecek hapis
cezası yarı oranında artırılır.
(4) Bu suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti
çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(5) Bu suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü
güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(6) Bu suç nedeniyle kovuşturma başlamadan önce suç konusu malvarlığı
değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya bulunduğu yeri yetkili makamlara
haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında bu maddede
tanımlanan suç nedeniyle cezaya hükmolunmaz.
Suçluyu kayırma

TCK m. 282/2 düzenlemesi uyarınca, öncül suçun icrasına bizzat iştirak etmemiş bulunan bir kişinin, alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçtan kaynaklanan bir malvarlığı değerini bu niteliğini bilerek satın alması, kabul etmesi, uhdesinde bulundurması veya kullanması iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası sorumluluğu doğurur.

TCK m. 282/3 uyarınca aklama eyleminin bir kamu görevlisi veya meslek mensubu tarafından mesleğin ifası sırasında işlenmesi cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirir. Fiilin suç işlemek üzere teşkil edilen bir örgütün faaliyeti bünyesinde işlenmesi halinde ise TCK m. 282/4 gereğince yaptırım bir kat artırılır. Tüzel kişilerin mezkur suça iştiraki veya faaliyetlerinde suç gelirinin kullanılması halinde ise TCK m. 282/5 uyarınca tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri tatbik olunur.

Aklama fiilleri bakımından TCK m. 282/6 kapsamında etkin pişmanlık imkânı getirilmiştir. Hakkında henüz kovuşturma aşamasına geçilmeden evvel, suça konu malvarlığı değerlerinin fiilen ele geçirilmesini sağlayan yahut bunların bulunduğu yeri adli makamlara bildirerek ele geçirilmesine yardım eden fail hakkında bu madde kapsamında ceza tayinine yer olmadığına karar verilir.

Banka Hesabının Kullandırılması ve Terörizmin Finansmanı Riski

Ceza muhakemesinde kusur ve ceza sorumluluğunun şahsiliği kuralı geçerlidir. Bir şahsın banka hesabına suç isnadına konu bir kaynağın ulaşmış olması, ilgili kişinin transferin kaynağındaki suç niteliğini bildiği veya asıl eyleme iştirak ettiği somut delillerle ortaya konulmadıkça tek başına mahkûmiyet hükmü kurulması için hukuki gerekçe oluşturmaz.

Buna rağmen banka hesaplarının şahsi denetimden çıkarılarak başkalarının tasarrufuna terk edilmesi ağır cezai tehlikeler barındırır. Somut olayın vasfına göre bu tür eylemler; dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna yardım, suç gelirinin aklanması, suç örgütüne bilerek yardım etme, vergi kaçakçılığı fiillerine iştirak ya da yasa dışı bahis ve şans oyunlarından elde edilen paraların transferine aracılık etme savıyla yürütülen adli soruşturmalara dayanak teşkil edebilir.

Terörizmin finansmanı suçu aklama fiilinden yapısal olarak ayrışır. Bu suç tipinde fon kaynağının yasa dışı bir fiilden gelmesi zorunlu olmayıp; yasal yollardan kazanılmış fonların dahi terör eylemlerinde kullanılacağını bilerek ve isteyerek aktarılması cezai sorumluluk meydana getirir. Ayrıca 6415 sayılı Kanun çerçevesinde terörizmin finansmanıyla irtibatlı fonlar ve malvarlığı unsurları üzerinde idari ve adli dondurma mekanizmaları devreye sokulabilmektedir.

Yurt dışı para transferlerinde şüpheli işlem bildirimi için bir parasal alt sınır var mıdır?

Hayır, 5549 sayılı Kanun uyarınca şüpheli işlem bildirimi için herhangi bir parasal sınır aranmaz; paranın yasa dışı yollarla elde edildiğine ya da yasa dışı amaçla kullanılacağına yönelik makul bir şüphe veya bilginin bulunması bildirim için yeterlidir.

Banka şüpheli işlem bildiriminde bulunduğunu hesap sahibine haber verir mi?

Hayır, 5549 sayılı Kanun m. 4/2 hükmü uyarınca finansal yükümlüler denetim elemanları ve mahkemeler haricinde, işlemin tarafı olan müşteriler de dahil üçüncü kişilere bildirim hakkında bilgi veremez.

Şüpheli yurt dışı transferleri idari makamlarca geçici olarak durdurulabilir mi?

Evet, 5549 sayılı Kanun kapsamında aklama veya terörün finansmanı suçu ile ilişkili şüphe içeren işlemler Bakan veya yetkisini devrettiği bakan yardımcısı tarafından yedi iş günü süreyle askıya alınabilir ya da bu işlemlerin aynı süreyle gerçekleşmesine izin verilmeyebilir.

Hesabına bilgisi dışında suç geliri gelen kişi doğrudan cezalandırılır mı?

Hayır, ceza hukukunda şahsi kusur ve sorumluluk esas olduğundan, paranın kaynağının suç olduğunu bildiği veya suça iştirak ettiği ispatlanmadığı sürece sadece hesaba para transfer edilmiş olması tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu