Yetersiz Araç Değer Kaybı Ödemesinde Hukuki Haklar

by Avukat Erdal Ersoy
Yetersiz Araç Değer Kaybı Ödemesinde Hukuki Haklar

Sigorta şirketinin motorlu araç kazası sonrasında araç değer kaybına yönelik yaptığı ödemenin gerçek zararı karşılamaması hâlinde, zarar gören araç maliki aradaki farkı bakiye araç değer kaybı tazminatı olarak talep edebilir. Sigorta kuruluşunun kendi belirlediği tutar kesin ve bağlayıcı bir nitelik taşımadığı gibi, taraflar arasında geçerli bir anlaşma bulunmadıkça yapılan ödeme borcu tamamen sona erdirmez.

Kısmi Ödemenin Hukuki Niteliği ve Mahsup Kuralı

Sigorta şirketinin kendi görevlendirdiği eksper veya kendi hesaplama sistemi üzerinden belirlediği tazminat miktarı tartışılmaz bir borç tasfiyesi oluşturmaz. Sigorta kuruluşunun hasar dosyasını kendi iç kayıtlarında kapatmış olması da hak sahibinin maddi hukuktan kaynaklanan bakiye tazminat talep hakkını tek başına sona erdirmez.

Hak sahibinin banka hesabına tek taraflı olarak yatırılan ödeme, taraflar arasında usulüne uygun bir sulh veya ibra sözleşmesi kurulmadığı sürece yalnızca fiilen ödenen miktar kadar borcu söndürür ve bakiye zarar talep edilebilir. Yargıtay uygulamasında, önceden gerçekleştirilen bu ödemenin gerçek zarardan mahsup edilmesi ve ödeme tarihi ile nihai hesap tarihi arasındaki ekonomik etkinin dikkate alınarak güncellenmesi kabul edilmektedir.

Araç değer kaybının tespitine ilişkin olarak SEDDK'nın 2026/11 sayılı Genelgesi kapsamında, sigorta ekspertiz raporlarında piyasa analizi yönteminin kullanılması ve aracın kaza öncesindeki ikinci el piyasa değeri ile onarım sonrasındaki ikinci el piyasa satış değeri arasındaki farkın esas alınması öngörülmüştür.

İbranamenin Geçersizliği ve İki Yıllık Hak Düşürücü Süre

Karayolları Trafik Kanunu m. 111 f. 1 uyarınca, kanunda düzenlenen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Karayolları Trafik Kanunu m. 111 f. 2 hükmü ise tazminat miktarına ilişkin olup yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli bulunan anlaşma ve uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebileceğini düzenler. Açıkça yetersiz ödeme karşılığı düzenlenen ibra belgeleri Yargıtay uygulamasında borcu bütünüyle sona erdiren işlem yerine kısmi ödeme veya makbuz niteliğinde sayılmaktadır.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 111Kaynağı aç
Madde 111 – Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. DOKUZUNCU KISIM Adli Kovuşturma ve Cezaların Uygulanması BİRİNCİ BÖLÜM Adli Kovuşturma Sürücü belgelerinin geri alınmasında ve iptalinde yetki:[80]
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/2327, K. 2020/3156Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2019/2327 E.  ,  2020/3156 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki hakem kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, 28.10.2008 günü davalıya zorunlu karayolu taşımacılık sigorta poliçesi ile sigortalı araçta bulunan davacının meydana gelen çift taraflı trafik kazasında yaralandığını, müvekkiline eksik maluliyet tazminat ödemesi yapıldığını, bu başvurunun sadece eksik ödenen sürekli maluliyete ilişkin olmayıp müvekkilinin bakıcı ve tedavi giderlerini de kapsadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 40.100,00 TL bakıcı ve tedavi gideri, 900,00 TL sürekli sakatlık tazminatı olmak üzere toplam 41.000,00 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 175.331,16 TL’ye artırmıştır. Davalı … vekili, başvurunun reddini savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; KTK'nın 111. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesi ile başvurunun reddine karar verilmiş; karara, davacı vekili tarafından itiraz edilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince, davacı vekilin itirazının kabulü ile hakem heyeti kararının kaldırılmasına, başvuru sahibinin 175.331,16 TL tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş; itirazın kabulüne dair karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazının reddi gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan daimi maluliyet ve bakıcı gideri zararı nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. Dava dayanağı zorunlu karayolu taşımacılık sigorta poliçesi limiti kişi başına ölüm/sakatlanma bakımından 125.000,00 TL, tedavi gideri bakımından 125.000,00 TL olup dava dayanağı sigorta poliçesinde tedavi gideri ve sakatlık olarak iki ayrı teminat limiti bulunmaktadır. Kazanın gerçekleştiği tarih itibari ile bakıcı gideri, tedavi gideri limiti kapsamında karşılanması gereken bir zarar kalemidir. Davacı … tarafından imzalanan tarihsiz fakat ibraname içeriğinde bahsedilen ödemenin yapıldığı 05.10.2011 tarihli dekont ile sabit olduğu üzere davalı tarafından davacıya 74.668,84 TL ödenmiş bunun karşılığında davacı, maluliyet tazminatına ilişkin olan alacağından dolayı davalı … şirketini gayri kabili rücu, şartsız ve kesin olarak ibra etmiştir. KTK'nın 111. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesi ile başvurunun reddine dair Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince her ne kadar dava konusu olay için uzamış ceza zaman aşımının uygulanması gerektiği gerekçesi ile kaldırılmasına karar verilmiş ise de; KTK'nın 111. maddesinde düzenlenen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup uzun ceza zaman aşımı süresinin dava konusu olayda uygulanması mümkün değildir. Ancak, İtiraz Hakem Heyetince bakıcı gideri yönünden gerekçesi itibari yanlış karar verilmiş ise de; davacı tarafından verilen ibranemenin daimi maluliyete ilişkin olduğu, bakıcı giderini kapsamadığı, dava dayanağı poliçede tedavi gideri ve daimi maluliyet olmak üzere iki ayrı limitinin bulunduğu, bakıcı giderinin tedavi gideri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; İtiraz Hakem Heyetince, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin bakıcı gideri yönünden hak düşürücü süreden red kararının yanlış olduğuna dair verilen karar sonuç itibari ile doğrudur. İtiraz Hakem Heyetince, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin daimi maluliyet tazminatı yönünden hak düşürücü süreden red kararının kaldırılmasına dair karar yönünden davalı temyiz itirazlarının incelemesine gelince; KTK'nun 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkeme hakimince re’sen dikkate alınması gerekir. Somut olaya bakıldığında; davacı …’a poliçe hükümleri gereğince davadan önce 05.10.2011 tarihinde 74.668,84 TL ödeme yapıldığı, taraflar arasında tarihsiz (05.10.2011 ödeme dekontu) ibraname imzalandığı anlaşılmaktadır. Bu husus davacının da kabulündedir. Aksi davacı tarafından ispat edilememiştir. Bu itibarla, davacı tarafından imzalı ibraname bulunmasına ve eldeki başvurunun 19.01.2015 tarihinde yapılmış olmasına göre, KTK'nın 111. maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin daimi maluliyet tazminatı bakımından geçirildiği gözetilmek suretiyle davacının daimi maluliyet tazminat talebinin, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde Uyuşmazlık Hakem Heyetinin daimi maluliyet bakımından hak düşürücü süreden red kararının kaldırılmasına dair hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3-Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlal etmesi hali BK m. 46/I’de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince “Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir”. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu'nun 46. maddesinde belirtilen “bütün masraflar” deyimi çok geniş kapsamlıdır. Bu giderlere zarara uğrayanın katlanmak zorunda kaldığı bütün giderler dahildir. Bu bakımdan zarara uğrayan, işlerini görememesi nedeniyle tutmak zorunda kaldığı yardımcı ya da hasta bakıcı için ödemek zorunda kaldığı giderleri de isteyebilir. Somut olayda; dosya kapsamındaki Malatya üniversitesi Tıp Fakültesi Engelli Sağlık Kurulunun 10.08.2011 gün 1444 sayılı raporuyla davacı …'ın beden gücü kayıp oranı % 76 olarak belirlenmiş; ayrıca anılan sağlık kurulu raporunda “ağır özürlü” ve “sürekli” ibarelerine yer verilmiştir. Böylece, davacının ömür boyu bakıma muhtaç olup olmadığı değerlendirilmeksizin davacı lehine bakıcı giderine hükmedilmiştir. Kaza, 28.10.2008 tarihinde gerçekleşmiş olup maluliyet oranının tespiti açısından "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" yürürlüktedir. Bu durumda, trafik kazası nedeniyle işgücü kaybı oranının kesin olarak belirlenmesi için kaza tarihinde yürürlükte bulunan söz konusu Yönetmelik hükümlerine göre mahkemece Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden rapor aldırılarak; davacının işgücü kaybı oranının, davacının maluliyeti ile dava konusu kaza arasındaki illiyet bağının, kaza ile davacının maluliyeti nedeniyle bakıcı hizmetine ihtiyaç duyup duymayacağı, duyacaksa süresinin net olarak tespiti istenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozma nedeni yapılmıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 03/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karayolları Trafik Kanunu m. 111 çerçevesindeki iki yıllık süre hak düşürücü süre niteliğinde olup yargı organlarınca kendiliğinden dikkate alınır. Bu yasal olanaktan yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin ayrıca ve açıkça dava konusu yapılması zorunlu bulunmayıp, dava sırasında ileri sürülmesi ya da iki yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine yönelik bir irade açıklaması yapılması yeterlidir. İki yıllık hak düşürücü sürede işlem yapılmaması durumunda ibraname bağlayıcı hâle gelir ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2023/4911, K. 2023/8524 sayılı kararında da belirtildiği üzere açılan bakiye tazminat davası hak düşürücü süreden reddedilir. Bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan uzamış ceza zamanaşımı süresi bu süreye uygulanamaz.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/18267, K. 2014/15490Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2014/18267 E.  ,  2014/15490 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 05/06/2014 NUMARASI : 2013/516-2014/352 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada müvekkilinin yaralandığını ve malul olduğunu açıklayıp ıslah ile artırılan 28.864,59 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere göre davacının davadan önce davalı sigorta şirketine Karayolları Trafik Kanunun 111.maddesi uyarınca iki yıllık süre içerisinde ibranamenin yetersiz olduğu düşüncesi ile yeniden tazminat istenmesi mümkün olduğu gibi, aynı süre içerisinde ibranamenin iptalinin de dava edilmesinin mümkün olduğu, somut olayda dava açılmadan önce yapılan ödeme sonrası davalı şirketten yeniden tazminat talep edildiğine ilişkin belge sunulmadığı gibi ibranamenin düzenlendiği 29.07.2010 tarihinden itibaren 2918 Sayılı Yasanın 111.maddesinde belirlenen 2 yıllık süre tamamlandıktan sonra 28.06.2013 tarihinde bu davanın açıldığı, öngörülen iki yıllık süre içerisinde ibranamenin yetersiz ödemeyi içerdiği belirtilip iptali istenmediği gibi aynı süre içerisinde yeniden tazminat talebini içeren bir dava da açılmadığı, bu hali ile ibranamenin taraflar için bağlayıcı ve davalı yönünden kalan tazminat var ise bu miktar yönünden de Sorumluluğunu sona erdiren belge niteliğine büründüğü gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazası nedeni ile cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinin davaya konu trafik kazası nedeni ile taraflar arasından imzalanan ibranamenin geçerliliğinin bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı açıktır. Somut olayda davacı tarafından davaya konu kaza nedeni ile davalı sigorta şirketine başvuru üzerine 29.07.2010 tarihinde 3.675,00 TL'lik ödeme nedeni ile ibraname düzenlenmiş, mahkemece düzenlenen bu ibranamenin üzerinden 2 yıldan fazla zaman geçtikten sonra davanın açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Bazı hallerde, zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir. Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için KTK 111. maddesinde düzenlenen 2 yıllık süre bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. (HGK, 15.11.2000 gün ve: 2000/21-1609 K: 2000/1699, 4.HD 13.05.1980 gün ve 1980/3493-6206 sayılı; 26.01.1987 gün, 1986/7532 esas, 1987/485 karar sayılı kararı). Dava konusu olay yönünden taraflar arasında düzenlenen ibranameden sonra 2 yıllık süre dolmuştur. Ancak gelişen durumun varlığı halinde gelişen durumun sona ermesinden itibaren 2918 sayılı yasanın 111. maddesinde belirtilen 2 yıl içinde dava açılması gerekir. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Yargılama sırasında alınan Çukurova Üniversitesi Adli Tıp A.B.D. Başkanlığı'nca düzenlenen 19.02.2014 tarihli raporda özet olarak; 15.06.2010 tarihinde meydana gelen dava konusu trafik kazası nedeniyle dosyada mevcut olan ve incelenen tedavi evrakına göre, davacının 15.04.2012 tarihli ve 23.07.2013 tarihli muayene tedavi ve epikriz raporlarına göre davacıya cerrahi müdahalede bulunulduğunun bildirildiği görülmekte, raporda davacının %15.2 oranında maluliyetinin bulunduğu belirtilmiş olup raporlardan yaralamanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceği anlaşılamamaktadır. Mahkemece dosya tümü ile Adli Tıp Kurumuna gönderilerek; davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, tedavilerinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konusunda rapor alınmalıdır. Mahkemece bu hususta gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerli olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 07.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4911, K. 2023/8524Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2023/4911 E.  ,  2023/8524 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/150 E.- 2023/150 K. SAYISI : 2023/KIT-232 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Reddi SAYISI : 2019/38051 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda … tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekilinin temyiz başvurusu sonucunda, Dairece … kararının bozulmasına karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; başvurunun reddine karar verilmiştir. … kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.10.2010 tarihinde davalıya trafik sigortalı araç ile seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu gerçekleşen tek taraflı kazada yolcu olan davacının yaralanarak malul kaldığını, davalı tarafından ödeme yapıldığı tarihteki maluliyet oranında sonradan artış meydana gelmesi sebebiyle ödemenin eksik kaldığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik ve 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 100,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, dava değerini 84.377,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ibranamenin iptaline ilişkin 2 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacıya zararını karşılayacak şekilde ödeme yapıldığını, bu nedenle davacının bakiye alacak talebinin yerinde olmadığını, davacının talebinin kötüniyetli olduğunu, zamanaşımının dolduğunu, zamanaşımı nedeniyle red kararı verilmesi gerektiğini, davalının sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun düzenlenmediğini, yeni alınacak maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumundan alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından davalının sorumlu olmadığını, davacıya rücuya esas bir ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilerek yapılmış olması halinde mahsubunun gerektiğini, dolaylı zararların teminat dışı olduğunu, davalı temerrüde düşmediğinden davacının avans faiz talebinin reddi gerektiğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirtmiştir. III. … KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "…davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, hesap raporunun açık, anlaşılır ve denetime elverişli olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, 84.377,00 TL tazminatın 18.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin 26.09.2019 tarihli 2019/İHK-12360 … kararı ile; "…maluliyet ve hesap raporunun usule ve yasaya uygun olduğu, davalıca sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun kabulü gerektiği" gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 30.03.2022 tarihli 2021/13218 esas ve 2022/6310 karar … kararı ile; " …Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 2918 … KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa'nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup re'sen dikkate alınması gerekir. Davalı vekili tarafından 28/03/2016 tarihinde davacıya tazminat ödemesi yapıldığı ve KTK'nın 111.maddesindeki 2 yıllık sürede davanın açılmadığı savunulmuştur. Davaya konu olay, 28/10/2010 günü meydana gelmiş, davacının başvurusu üzerine davalı … şirketince hesaplanan tazminat miktarı davacı tarafa 28/03/2016 günü ödenmiş ve davacıdan ibraname alınmıştır. Davacının sigorta tahkim komisyonuna başvuru tarihi ise 27/12/2018 günü olup, 31/08/2018 tarihli Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi ABD Başkanlığı Adli Tıp raporuna göre davacının 30/10/2010 tarihinden sonra tedavisinin devam ettiğine, gelişen bir durumun varlığına dair bir bulguya rastlanmadığı anlaşılmakla; KTK madde 111/2 gereği ibradan sonraki 2 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmamış olmasına göre ibraname geçerli hale gelmiş olup davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum … kararının bozulmasını gerektirmiştir. Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. " gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "…bozma ilamı doğrultusunda 2918 … Karayolları Trafik Kanunu'nun 111 inci maddesinin 2 inci fıkrası gereği hak düşürücü süre nedeniyle başvurunun reddi gerektiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; zararın öğrenilme tarihinin maluliyet rapor tarihi ile başlaması gerektiğini, bu nedenle 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin henüz dolmadığını, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının yolcu olduğu davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan aracın karıştığı 28.10.2010 tarihli tek taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 … Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 … Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 … Kanun'un 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 … Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 … Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen … kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan … kararının ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı 179,90 TL Temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin E. 2014/18267, K. 2014/15490 sayılı kararında ifade edildiği üzere, zararın öğrenilmiş sayılması için kapsamının tam tespiti şart olmayıp, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında dava açmaya elverişli şartların öğrenilmesi yeterlidir. Ancak zararın niteliğinde veya kapsamında sonradan bir değişiklik ortaya çıkarsa gelişen durum söz konusu olur; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2021/4440, K. 2021/6037 sayılı kararında açıklandığı gibi düzenlenen ibraname sonradan ortaya çıkan gelişen durumları kapsamaz ve iki yıllık süre bu gelişen durumun durduğunun öğrenilmesiyle işlemeye başlar.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/4440, K. 2021/6037Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2021/4440 E.  ,  2021/6037 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Davacı … vekili Av. … tarafından, davalı … … Sigorta A.Ş aleyhine 14/06/2018 tarihli dilekçe ile trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan inceleme sonucunda; başvurunun reddine dair verilen kararın davacı vekilinin itiraz başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve hak düşürücü süre nedeniyle başvurunun reddine dair verilen 27/02/2019 tarih ve 2019/İHK-2217 sayılı kararın davacı vekilince süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü: KARAR Davacı vekili; 26/10/2010 tarihinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusuruyla davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralanarak ayağını kaybettiğini, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 14/06/2017 tarihli raporuna göre sol bacağını diz altından kaybetmesi nedeniyle % 47.2 oranında malul kaldığını, protez giderleri için … 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/658 esas sayılı dosyasında açtıkları davanın derdest olduğunu, zaman içinde meydana gelen maluliyet artışının eldeki davanın konusu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL sürekli … göremezlik, 200,00 TL geçici … göremezlik olmak üzere toplam 5.200,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş; 04/10/2018 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini toplam 53.328,53 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili; aynı taleple açılan ve sulh ile sonuçlanan bir dava bulunması nedeniyle başvurunun usulden reddi gerektiği, kaza nedeniyle 29/03/2011 tarihinde 41.741,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödeme sonrasında davacı tarafından … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/306 esas sayılı dosyasında açtığı davada sulh olunduğunu ve 09/05/2012 tarihli ibraname gereğince 64.000 TL asıl alacak ve ferileriyle birlikte toplam 78.078,00 TL 21/05/2012 tarihinde ödeme yapıldığını, ibraname tarihi üzerinden 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, … 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/658 esas sayılı dosyasında alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, davacının talebi üzerine … 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/282 D. … sayılı dosyasında alınan raporda davacıya % 20 kusur atfedildiğini, bu nedenle kusur oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini belirterek başvurunun reddi gerektiğini savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince; 29/08/2018 tarihli bilirkişi raporu uyarınca bakiye maluliyet tazminatı alacağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekilince yapılan itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince; 21/05/2012 tarihli ibraname üzerinden 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı kaldırılarak hak düşürücü süre yönünden başvurunun reddine karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekilince … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/306 esas sayılı dosyasında karşılıklı anlaşılmış ise de bu anlaşmadan sonra davacının maluliyetinin artarak yeni zararların ortaya çıktığı, ibranamenin konusunun maluliyet artışıyla ilgili olmadığı, ödemenin güncellenmiş değerinin poliçe limitinden düşülmesi halinde limit kapsamında 58.868,53 TL alacağın bulunduğu, alınan hesap raporunun hatalı olduğunu belirterek temyiz edilmiştir. 1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacıya trafik kazası nedeniyle hasar dosyasından 41.741,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin eksik ödeme olduğu iddiasıyla davacı tarafından … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/306 esas sayılı dosyasında … Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesinden alınan % 32 oranında maluliyet raporu uyarınca açılan davada tarafların uzlaşarak sulh oldukları ve düzenlenen 09/05/2012 tarihli ibraname uyarınca 21/05/2012 tarihinde davalı tarafından 64.000,00 TL asıl alacak ve ferileriyle birlikte toplam 70.078,00 TL ödeme yapıldığı, davacı vekilince eldeki davada protez giderleri için … 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/658 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan 14/06/2017 tarihli raporda sol diz altı ampütasyon nedeniyle % 47.2 oranında maluliyet tespit edildiğini ve artan maluliyetinin bulunduğunu belirterek geçici ve sürekli … göremezlik tazminatı talep edilmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince, alınan bilirkişi raporu uyarınca bakiye maluliyet tazminat alacağı bulunmadığından talebin reddine karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyetince de davacının itirazı üzerine davacının 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesine göre iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde bakiye maluliyet tazminatı talep etmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Dosya kapsamından davacının başvuru dilekçesinde trafik kazası nedeniyle … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/306 esas sayılı dosyasında %32 maluliyet nedeniyle açtıkları davada davalıyla yapılan anlaşma sonucu sulh olunduğunu, daha sonra protez gideri için … 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/658 esas sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan 14/06/2017 tarihli ve % 47.2 oranlı rapor uyarınca maluliyetinin arttığını beyanla, artan maluliyet iddiası ile tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. a)818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. 818 sayılı Kanun’un 60. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağanüstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir. Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün ayrı bir zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında 818 sayılı Kanun’un 60. maddesi uygulanmaz. 2918 sayılı Kanun’un 109. maddesinin 1. fıkrasında “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar” hükmüne, yine aynı Kanun’un 2. fıkrasında ise “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir” hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Kanun’un 111. maddesinin 2. fıkrası ise yapılan ödemenin yetersiz kaldığı iddası karşısında önem arz etmektedir. Artan maluliyet oranı ve gelişen yeni durum nedeniyle zamanaşımı süresinin başlangıcı ise bu yeni durumun ortaya çıktığı tarih olup davacı vekilince de artan maluliyet oranına ilişkin tazminat talep edildiğine ve sigorta şirketince yapılan ödemenin ilk kalıcı sakatlığa ilişkin olduğu da gözetildiğinde, düzenlenen ibranamenin artan maluliyet oranını kapsamadığı ve her halükarda bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda 2918 sayılı Kanun’un 109. maddesinde düzenlenen 10 yıllık uzun zamanaşımı ve ceza (uzamış) zamanaşımı süresinin de dolmadığı gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. b)Davacının artan maluliyete ilişkin talebi bulunmasına ve bu talebin yanında geçici … göremezlik ve başvuru formunda geçici … göremezlik ve tedavi süresince bakıcı gideri talebi bulunması karşısında; davalı … nezdinde açılan hasar dosyasının (ödeme dekontlarıyla birlikte davalı tarafça yapılan ödemelerin hangi taleplere ilişkin olduğu, ödemelere dayanak maluliyet raporları ile hesap raporlarının) eksiksiz olarak getirtilmesi, daha sonra dosyada bulunmayan %32 oranında olduğu belirtilen maluliyet raporu ile davacının eldeki dosyaya sunduğu 14/06/2017 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun %47.2 oranındaki maluliyet raporu irdelenmek suretiyle davacının kaza nedeniyle artan maluliyetinin bulunup bulunmadığının, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti için Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıklarından olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu değerlendirme yapılmadan 2918 sayılı Kanun’un 111. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 2 yıllık hak düşürücü süresinin geçtiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte gösterilen nedenle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 04/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Zorunlu Başvuru Prosedürü ve Dava Şartı Arabuluculuk

Karayolları Trafik Kanunu m. 97 uyarınca, zarar gören kişinin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması yasal zorunluluktur. Sigorta şirketinin başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermemesi veya verilen cevabın talebi karşılamadığı hususunda uyuşmazlık çıkması hâlinde zarar gören dava açabilir veya tahkim yoluna başvurabilir.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 97Kaynağı aç
Madde 97 – (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir. Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi:[73]

Karayolları Trafik Kanunu m. 99 uyarınca gerekli bilgi ve belgeler iletilmesine karşın sigorta şirketince ödeme yapılmaması temerrüt oluşturur ve Yargıtay kararlarında sekiz iş günlük ödeme süresinin bitimi temerrüt başlangıcı kabul edilir. Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davaları kural olarak ticari dava vasfı taşıdığından, konusu para olan alacak ve tazminat taleplerinde dava öncesinde arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır.

Sigorta Tahkim Komisyonu Yolu ve İtiraz Usulü

Sigorta kuruluşuna yapılan yazılı başvurunun 15 gün içinde cevapsız kalması veya ödemenin yetersiz olması hâlinde, uyuşmazlık 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde Sigorta Tahkim Komisyonuna taşınabilir. 5684 sayılı Kanun sistemi uyarınca mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklar hakkında Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulması sınırlandırılmıştır.

Sigorta Tahkim Komisyonunda uygulanan parasal sınırlara göre 35.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarda hakem kararlarına karşı kararın bildiriminden itibaren 10 gün içinde Komisyon nezdinde itiraz yoluna gidilebilir. Uyuşmazlık tutarının 122.000 TL ve üzerinde olması hâlinde en az üç kişilik hakem heyeti oluşturulması zorunludur. Tutarın 383.000 TL'yi aşması durumunda ise itiraz hakem heyeti kararına karşı Yargıtay nezdinde temyiz kanun yoluna başvurulabilir.

Poliçe Teminat Sınırı ve Diğer Sorumlulara Başvuru

Sigorta şirketinin tazminat ödeme sorumluluğu kazanın gerçekleştiği tarihteki poliçe teminat limitiyle sınırlıdır. Kazadan doğan toplam maddi zararların sigorta teminat limitini aşması durumunda sigortacıdan limit üzerinde tahsilat yapılamaz; bu takdirde teminat limitini aşan bakiye zarar kısmı için kazaya neden olan sürücü veya işleten gibi diğer sorumlulara başvurulabilir.

Zamanaşımı Süreleri ve Aracın Devri

Karayolları Trafik Kanunu m. 109 f. 1 uyarınca motorlu araç kazalarından kaynaklanan maddi zararların tazmini talepleri, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Tazminat davası cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa ve ceza kanununda bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı öngörülmüşse, Karayolları Trafik Kanunu m. 109 f. 2 uyarınca uzamış ceza zamanaşımı süresi maddi tazminat taleplerinde de geçerli olur.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 109Kaynağı aç
Madde 109 – Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır. Görevli ve Yetkili Mahkeme:[78]

Karayolları Trafik Kanunu m. 109 f. 3 gereğince zamanaşımının tazminat yükümlüsüne karşı kesilmesi sigorta şirketine karşı da kesilmiş sayılır; aynı şekilde sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı tazminat yükümlüsü açısından da kesilmiş olur. Tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları ise Karayolları Trafik Kanunu m. 109 f. 4 gereğince kendi edimlerini tam olarak ifa ettikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir.

Aracın kazadan ve onarımdan sonra satılmış olması, kaza anında doğmuş bulunan araç değer kaybı tazminatı talep hakkını ortadan kaldırmaz. Maddi zarar kaza ve onarımın araç üzerindeki ekonomik değer eksiltmesiyle vücut bulduğundan, aracın daha sonra elden çıkarılması doğmuş bakiye alacağı kendiliğinden sona erdirmez.

Sigorta şirketinin hasar dosyasını kapatması dava açmayı engeller mi?

Hayır, sigorta şirketinin hasar dosyasını kendi iç sisteminde kapalı göstermesi hak sahibinin tazminat hakkını tek başına sona erdirmez. Geçerli bir ibra veya sulh belgesi bulunmadıkça yapılan ödeme yalnızca ödendiği miktar kadar borcu söndürür ve kalan tutar talep edilebilir.

Bakiye değer kaybı davası öncesinde arabuluculuk şart mıdır?

Evet, sigorta şirketine karşı açılacak tazminat davaları kural olarak ticari dava sayıldığından, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bu uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması yasal dava şartıdır.

Aracın onarıldıktan sonra satılması tazminat hakkını etkiler mi?

Hayır, aracın kazadan ve onarımdan sonra satılmış olması doğmuş bulunan araç değer kaybı tazminatı talep hakkını kendiliğinden sona erdirmez. Zarar, kaza ve onarımın aracın piyasa değeri üzerindeki etkisiyle kaza anında doğmaktadır.

Yetersiz değer kaybı ödemesinde genel zamanaşımı süresi ne kadardır?

Karayolları Trafik Kanunu m. 109 f. 1 uyarınca zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren on yıldır. Kaza cezayı gerektiren bir eylemden doğmuşsa ve ceza kanunu daha uzun süre öngörmüşse bu uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu