Yenileme Kadastrosunda Sınırlara İtiraz ve Husumet

by Avukat Erdal Ersoy
Yenileme Kadastrosunda Sınırlara İtiraz ve Husumet

Yenileme Kadastrosunun Şartları ve İdari Kapsamı

Yenileme kadastrosu, teknik nedenlerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az bir mevki ya da ada biriminde zemindeki sınırları gerçeğe uygun biçimde göstermediği saptanan tapulama ve kadastro paftalarının güncellenmesini ifade eder. 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesi uyarınca bu işlem, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün teklifi ve ilgili bakanın onayı ile yürütülür ve sonuçta tapu sicilinde gerekli düzeltmeler yapılır.

2859 sayılı TAPULAMA VE KADASTRO PAFTALARININ YENİLENMESİ HAKKINDA KANUN m. 1Kaynağı aç
Madde 1 – Teknik nedenlerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az bir mevki veya ada biriminde zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermediği tespit edilen tapulama ve kadastro paftaları, bu Kanun hükümlerine göre Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün teklifi ve ilgili bakanın onayı ile yenilenir. Buna göre tapu sicilinde gerekli düzeltmeler yapılır. İlan

Paftaların yenilenme biçimi ve takip edilecek teknik usuller kanun koyucu tarafından müstakil bir idari çerçeveye bağlanmıştır. 2859 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince yenilemenin yapılış biçimi ile uygulanacak teknik yöntemler yönetmelikle düzenlenir.

2859 sayılı TAPULAMA VE KADASTRO PAFTALARININ YENİLENMESİ HAKKINDA KANUN m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Yenilemenin yapılış biçimi ve uygulanacak teknik yöntemler bu Kanunun yayımından itibaren üç ay içerisinde hazırlanıp Resmi Gazetede yayımlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.

Uygulama Kadastrosunun Amacı ve Hukuki Niteliği

Uygulama kadastrosunun temel amacı, tesis kadastrosuyla belirlenmiş olan sınırların en doğru biçimde paftasına aktarılmasıdır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi kapsamında yürütülen bu faaliyet sınırların teknik açıdan sıhhatini hedefler; bu sebeple aynı bölgede birden fazla uygulama kadastrosu yapılması ikinci kadastro niteliği taşımaz ve yapılan işlem yok hükmünde sayılmaz.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/1403, K. 2022/5697Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2022/1403 E.  ,  2022/5697 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine ilişkin hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.10.2021 tarihli ve 2021/11598 Esas, 2021/10227 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş olup, davalı … tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sırasında, Kurtalan ilçesi … Köyü çalışma alanında ve tapuda davacı … … adına kayıtlı bulunan eski 57 parsel sayılı 55.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 106 ada 43 parsel numarasıyla 60.828,85 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı … …, taşınmazının uygulama kadastrosu ile sınırlarının ve yüzölçümünün değiştirildiğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli eski 57 parsel, yeni 106 ada 43 parsel sayılı taşınmazın geometrik şekil, yüzölçümü ve sınırlarının 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi çerçevesinde yapılan uygulama çalışmalarındaki komisyon yenileme tutanağı gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı … … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 11.10.2021 tarih ve 2021/11598 Esas, 2021/10227 Karar sayılı ilamıyla özetle; Mahkemece, uygulama kadastrosunun yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yapıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmadığı, dava konusu taşınmaza ilişkin karar tarihinden sonra tanzim edilen kadastro güncelleme tutanak aslının geri çevirme kararında da belirtilmesine rağmen getirtilmediği, yine taşınmazların tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli … fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları ile bölgede yapılan DSİ'ye ait kamulaştırma çalışmasına ilişkin evraklar getirtilerek dosya arasına alınmadığı, diğer taraftan dosya arasında bulunan teknik bilirkişi raporu, taşınmazın tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlarda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde hazırlanmadığı, bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemeyeceği öncelikle anılan belgelerin getirtilmesi, daha sonra; Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılması, keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmesi, fotoğrafları çekilmesi, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmesi, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmesi, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınması, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmesi, teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınması, açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağının göz önünde bulundurulması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiş ve bozma ilamına karşı davalı … vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre aşağıda belirtilen nedenler dışındaki sair karar düzeltme talepleri yerinde değildir. Yerel mahkemece temyiz ve karar düzeltmeye konu hükmün verilmesinden sonra, bölgede 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosunda 105 ve 106 adalarda bulunan taşınmazların sınırlarının belirlenmesinde hatalarının yapıldığının Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünce saptanması nedeniyle verilen talimat gereği, bu adalarda “güncelleme tutanağı” adı altında 2019 tarihinde ikinci bir uygulama kadastrosunun yapıldığı (uygulama kadastrosunun amacı tesis kadastrosu ile belirlenen sınırların en doğru şekilde paftasına aktarılması olması nedeniyle, birden fazla uygulama kadastrosunun yapılması halinde ikinci kadastro sayılmayacağından yok hükmünde bulunmadığı) ve tutanağın, yüzölçüm hanesinin boş bırakılarak yerel Mahkemeye gönderildiği anlaşılmaktadır. Bundan ayrı olarak; kadastro davalarına bakmakla görevli gerek Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin ve bilahare bu görevi devralan Dairemizin yerleşik uygulamasıyla; uygulama kadastrosuna itiraz davalarında davacı tarafından yüzölçümünün eksildiği iddiasıyla dava açılması halinde Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilmesinin yeterli olduğu, yargılama sırasında yapılacak keşif ve alınacak raporlar sonucunda yüzölçüm eksikliğinin komşu taşınmazlarda kaldığının anlaşılması halinde davacı tarafa komşu taşınmaz maliklerini davaya dahil etmesi için süre ve imkan tanınması, bu şekilde 6100 sayılı HMK'nın 124. maddesi uyarınca yöntemince taraf koşulu sağlandıktan sonra komşu taşınmazlara ait uygulama tutanak aslının davalı hale getirilerek dosyaya istenilmesi, bu yolla davaya dahil edilen komşu taşınmaz maliklerinin de davaya diyeceklerinin ve delillerinin sorulup saptanması ve sonucuna göre dava hakkında bir karar verilmesi gerektiği benimsenmiştir. Hal böyle olunca; eldeki dava yönüyle, bozma ilamında gösterilen eksikliklerin tamamlanması ve belirtilen şekilde keşif yapılması, keşif sonucunda düzenlenecek bilirkişi raporunun davacı tarafa tebliğ edildikten sonra, davasını yöneltmek istediği davalı … dışında varsa komşu taşınmaz maliklerinin de davaya dahil edilmesi ve dava konusu edilen komşu taşınmazların uygulama ve bilahare yapılan güncelleme tutanaklarının "davalıdır" şerhi verilerek Tapu Müdürlüğünden istenilmesi, hüküm verilirken davacılara ait taşınmazın sonradan düzenlenen “güncelleme tutanağı”nda yüzölçüm hanesinin açık bırakıldığı da gözetilerek yüzölçüm hanesinin doldurularak tescil hükmünün kurulması, davacıya ait taşınmazdaki eksikliğin komşu taşınmazlarda kaldığının anlaşılması halinde, davalı …’ne karşı açılan davanın husumet nedeni ile reddinin gerekip gerekmediğinin tartışılması hususlarının da bozma ilamına eklenmesi gerekirken, temyiz incelemesi sırasında sehven unutulduğu anlaşıldığından, davalı … vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 11.10.2021 tarih ve 2021/11598 Esas, 2021/10227 Karar sayılı bozma ilamının kısmen kaldırılmasına ve hükmün, yukarıda belirtilen bozma nedenlerinin de eklenmesi suretiyle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Uygulama kadastrosu mülkiyet çekişmelerini karara bağlama gayesi gütmez. Bu doğrultuda, mülkiyete dayalı iddia ve uyuşmazlıklar uygulama kadastrosuna itiraz davalarında tartışma konusu yapılamaz.

Sınırlara İtiraz Davalarında Husumet ve Taraf Teşkili

Uygulama kadastrosu çalışmalarına karşı açılan davaların kural olarak çekişme konusu edilen taşınmazın tapu maliklerine yöneltilmesi gerekir. Kadastro davaları hakları çatışan ilgililer arasında görülür. Bu nedenle dava konusu taşınmazda tespit veya kayıt maliki sıfatı bulunmayan kişilerin ve Hazinenin pasif taraf sıfatı bulunmamaktadır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/3524, K. 2024/5556Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2022/3524 E.  ,  2024/5556 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/105 E., 2022/284 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/12 E., 2019/81 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sonucu, Sakarya ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan eski 1428 parsel sayılı 1.442,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 232 ada 16 parsel numarasıyla 1.783,55 metrekare yüzölçümlü olarak, tarla vasfıyla, malikhanesi “tapu kütüğünde olduğu gibidir” şeklinde tespit edilmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 17.04.1979 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulamaları ile 1987 yılında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde çalışmaları bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu çalışmaları 1969 yılında gerçekleştirilmiş, 2014 yılında ise 22/2-a madde çalışmaları yapılmıştır. Davacı Orman İdaresi vekili Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Sakarya ili … ilçesi … Mahallesinde orman kadastrosunun 1987 yılında yapılıp kesinleştiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan çalışmalar sırasında 232 ada 16 nolu parselin davalılar adına tespit edildiğini, bu çalışma sonucu devlet ormanlarında daraltma yapıldığını ileri sürerek uygulama kadastrosu tespitinin iptali ile 232 ada 16 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısımlarının orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Orman İdaresinin talebinin uygulama kadastrosuna itiraz yanında tescil isteğini de içerdiğinden tescil isteğine ilişkin talebi tefrik edilmiş, yargılama sonucunda 22/2-a çalışmalarına itiraza ilişkin isteği yönünden, "3402 sayılı Kadastro Kanun'un (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sırasında dava konusu 232 ada 16 parselin yüzölçümü ve sınırlarında yanlışlık yapıldığı, davacı Orman İdaresinin hak talep ettiği 232 ada 16 nolu parselde fen bilirkişisinin 31.10.2019 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın ilk tesis ölçü krokisine, kadastro paftasına ve orman sınır noktalarına göre orman sınırları içerisinde olduğu, 16 nolu parselde A harfi ile gösterilen kısmın orman parseline eklenmesi gerektiğinin yapılan keşif, alınan bilirkişi raporu, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları, gelen müzekkere cevapları ile sabit olduğu, ne var ki kadastro davalarının hakları çatışanlar arasında görülebileceği, davalılardan Hazine tespit maliki olmadığından pasif taraf sıfatının da bulunmadığı, bu nedenle davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceği" gerekçesiyle şahıslara yönelen 22/2-a çalışmalarına itiraza ilişkin davanın kabulüne, davalı Hazineye karşı açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş, hükme karşı, davacı Orman İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince;" keşif sonucu düzenlenen 01.11.2019 havale tarihli bilirkişi rapor ekindeki haritalarda tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının aynı ölçekte çakıştırıldığı ve raporda (A) harfi ile gösterilen kısmın tesis kadastro çalışmalarında yol boşluğu olarak bırakıldığı, yenileme kadastro çalışmalarında ise davalıya ait 16 parsele eklendiğinin anlaşıldığı, mahkemecede bilirkişi raporu doğrultusunda (A) harfi ile gösterilen 406,91m²'lik kısma ilişkin uygulama tespitinin iptali ile bu kısmın tescil harici olarak bırakılmasına karar verildiği, öte yandan uygulama kadastro çalışmalarında dava konusu edilen taşınmazın tapu maliklerine yöneltilmesi gerekmekte olup, dava konusu 232 ada 16 parsel sayılı taşınmaz Hazine adına kayıtlı olmadığından, Hazineye karşı açılan davanın da husumetten reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu " gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı Orman İdaresi vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Uygulama kadastrosuna itiraz davalarında davacı tarafından taşınmazın yüzölçümünün eksildiği iddiasıyla dava açılması halinde, başlangıçta Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilmesi yeterli görülmektedir. Yargılama sırasında keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde yüzölçüm eksikliğinin komşu taşınmazlarda kaldığı belirlenirse, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesi gereğince davacı tarafa komşu taşınmaz maliklerini davaya dahil etmesi için süre ve imkan tanınır. Bu yolla taraf koşulu sağlandıktan sonra komşu taşınmazlara ait uygulama tutanak asılları davalı hale getirilerek dosyaya celbedilir ve dahil edilen maliklerin beyan ve delilleri alınarak karar verilir.

Mülkiyet Talepleri ve İdareye Karşı Açılan Davalar

Taşınmazda kayıt maliki olmayan tapu kadastro idaresine karşı mülkiyet aktarımı veya tescil talebiyle dava açılması halinde, idare yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi çerçevesinde yapılan denetimlerde, kayıt maliki olmayan idareye husumet yöneltilemeyeceği gözetilir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/5770, K. 2024/516Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2023/5770 E.  ,  2024/516 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kamu düzeni nedeniyle kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davalı idare yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı … yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sırasında, … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı adına kayıtlı olan eski 312 parsel … 1.925 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 130 ada 7 parsel numarasıyla 1.735,27 m2 yüzölçümlü olarak; tapuda davalı adına kayıtlı bulunan eski 311 parsel … 2.350 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, 130 ada 6 parsel numarasıyla 2.235,51 m2 yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacı … vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının adına kayıtlı bulunan taşınmazın uygulama kadastrosu ile yüzölçümünün eksildiğini, bu durumdan sonradan haberdar olduğunu açıklayarak, davacıya ait taşınmazın usulsüz tescil ile eksilen kısmı açısından tapunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; somut olayda davacının maliki olduğu, 130 ada 7 parsel … taşınmazın 1971 yılında yapılan tapulama çalışmalarında 1.925,00 m² olarak, davalının maliki olduğu 130 ada 6 parsel … taşınmazın 2350 m² olarak olarak tescil edildiği, 06.09.2013 ve 24.07.2013 tarihli uygulama tutanakları ile davacının taşınmazı 1735,27 m² yüzölçümü ile, davalının taşınmazı 2235,51 m² yüzölçümü ile tespit edildiği, askı ilan süresi içerisinde itiraz edilmemesi üzerine taşınmazların tescillerinin uygulama kadastrosundaki tespit gibi yapıldığı, uygulama tutanaklarında taşınmazların eski yüzölçümü ile yeni yüzölçümleri arasındaki farkın tesis kadastrosu zamanındaki ölçü sisteminde teknolojik eksiklik ve yüzölçüm hesap sistemindeki yetersizlikten kaynaklanmış olabileceğinin, mülkiyete yönelik herhangi bir sınır tecavüzü ve değişikliğin bulunmadığının, taşınmazlarda değişmediği beyan edilen çekişmesiz ve sabit sınırların bulunduğunun belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince keşif mahallinde dinlenen tanıkların, dava konusu taşınmazların uzun yıllardan beri zeminde mevcut fiili sınırlar dahilinde kullanıldığını, sabit sınırların değişmediğini beyan ettikleri, heyet raporunda davacı … davalıya ait taşınmazları birbirinden ayıran sabit sınırların bulunduğu, tesis kadastrosu çalışmalarının 1/5000 ölçekli standart topografik fotogrametrik paftaların parsel sınırları tek tek belirlenmek ve arazide ölçüm yapılarak pafta bütünlemesi ve kontrolü yapılmak suretiyle yapıldığı, ölçüm ve hesaplama tekniğinin mevzuat ve tekniğe uygun olduğu, uygulama kadastrosunda sayısallaştırma çalışmaları ile oluşturulan parsel cephelerinin ve parsel köşe koordinatlarının tapulama paftasında görülen cephe ve sınırlara uygun olduğu, tapulama paftasında yeşil renk ile gösterilen hat ve köşe noktalarının sabit hatlar ve noktalar olarak esas alınmasıyla mücavirinde bulunan parsel sınırlarıyla uyumlu olduğu, herhangi bir hata ve uyuşmazlığın bulunmadığı, 130 ada 7 parsel … taşınmazın tapulama paftasında 47,50 metre olan kuzey cephesinin yenileme çalışmaları sonucunda oluşturulan ölçü krokisinde gösterildiği ve koordineli alan hesap cetvelinde görüldüğü üzere kuzey cephesinin toplam uzunluğunun 47,46 metre olduğu, 48 metre olan güney cephesinin yenileme çalışmaları sonunda oluşturulan ölçü krokisinde gösterildiği ve koordineli alan hesap cetvelinde görüldüğü üzere güney cephesi uzunluğunun 48,05 metre olduğu, cepheler arasındaki farklılığın pafta ölçüleri ve konum belirleme tecviz sınırları içinde bulunduğu, bu cephelere göre dava konusu parsellerin sınırlandırma ve ölçüm işlemlerinde herhangi bir hatanın bulunmadığı, tesis kadastrosunda taşınmazlar arasında ölçülen ve tescil edilen sınırın paftasına uygun olduğu, fakat zemindeki fiili kullanılan sınır ile uyumlu olmadığı, yenileme çalışmaları neticesinde ortaya çıkan alan farkının tapulama esnasında parsellerin alanlarının pafta üzerinde planimetre ve thomson yöntemiyle hesaplanmasından kaynaklandığı, uygulama kadastrosundaki işlemlerin teknik yönden uygun olduğu, tapulama çalışmaları sonrasında davacının taşınmazına inşa edilmiş depo ve tuvaletin davalının taşınmazına tecavüzlü olduğu, hava fotoğtaflarından taşınmazlar arasındaki sabit sınırların değişmediğinin tespit edildiği, tapulama sınırı ve tapulama paftası esas alınarak oluşturulan sınır ile zeminde fiilen kullanılan sınır arasında kalan 279 m2' ik alanın bahçe halinde olduğu ve davacı tarafından kullanıldığı, fakat bu alanın davalıya ait parsel içerisinde kaldığının belirtildiği, ilk derece mahkemesince keşif zaptına geçirilen gözlem, tanık beyanları ve bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere, dava konusu taşınmazların yıllardır mevcut sınırlar dahilinde kullanıldığı, tesis kadastrosunda kullanılan ölçüm tekniği dolayısıyla ölçüm ve sınırlandırma hatasının yapıldığı, 3402 … Kadastro Kanunu' nun (3402 … Kanun) 22-a maddesi uygulaması ile bu ölçüm ve sınırlandırma hatasının düzeltildiği, taşınmazların yüzölçümündeki değişikliklerin de bundan kaynaklandığı, uygulama kadastrosu çalışmasının Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 2 nci maddesinde belirtilen sınırlandırma ve ölçüm hatasını gidermeye yönelik yapıldığı, bu haliyle yapılan çalışmanın mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulası üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, dosya içeriği ve toplanan delillere göre tesis kadastrosuna yakın tarihli 1968 tarihli hava fotoğrafında bilirkişilerce de belirtildiği üzere davacıya ait yapılar kullanım sınırı davalıya ait parselde gözükse de tesis kadastrosunun fotogrametrik yöntemle yapıldığı, zeminde ölçüme dair ölçü ve sınırlandırma krokisinin bulunmadığı, bu haliyle 3402 … Kanun' un 22-a maddesi çalışmalarında davacı … davalıya ait parsellerin ortak sınırının geçerli sınır tipinde ve tesis kadastro sınırları esas alınarak belirlenmesinde hukuka aykırı yön görülmediği, bu haliyle davanın mülkiyete ilişkin olduğunun ve 3402 … Kadastro Kanunu'nun (3402 … Kanun) 12/3 üncü maddesi gereğince hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun anlaşıldığı, kayıt maliki olmayan tapu kadastro müdürlüğüne ilişkin davasının husumet nedeniyle reddine karar verilmemesinin doğru olmadığı açıklanarak, davacı vekilinin istinaf isteminin kamu düzenine ilişkin nedenlerle kısmen kabulü ile 6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 … Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca anılan mahkeme kararının kaldırılarak, kaldırılan kararın yerine yeniden hüküm tesisine; davalı … yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine, davalı … yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 … Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 … HMK' nın 370/1 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 157,75 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Davanın özünün uygulama kadastrosundaki teknik sınırlara itirazı aşarak tesis kadastrosuna dayalı bir mülkiyet iddiası barındırması durumunda, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen hak düşürücü sürenin geçip geçmediği mahkemece incelenir.

Uygulama kadastrosuna itiraz davası kime karşı açılır?

Dava kural olarak çekişme konusu taşınmazın tapu maliklerine yöneltilir; taşınmazda tespit veya kayıt maliki olmayan Hazinenin ya da üçüncü kişilerin pasif husumet ehliyeti bulunmaz.

Yüzölçümü eksilen malik davada komşu parselleri nasıl dahil eder?

Yüzölçüm eksikliği iddiasıyla Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek dava açılabilir; keşif ve bilirkişi raporuyla eksikliğin komşu taşınmazda kaldığı saptanırsa mahkemece 6100 sayılı HMK m. 124 uyarınca davacıya komşu malikleri davaya dahil etmesi için süre verilir.

Uygulama kadastrosu davasında mülkiyet hakkı tartışılabilir mi?

Uygulama kadastrosunun amacı mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığından bu davalarda mülkiyet iddiaları tartışılamaz; tesis kadastrosuna dayanan taleplerde ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 12/3 uyarınca tutanakların kesinleşmesinden itibaren on yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği incelenir.

3402 sayılı KADASTRO KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12 – 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir. Kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir. Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. (Ek cümle: 25/2/2009-5841/2 md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 12/5/2011 tarihli ve E.: 2009/31, K.: 2011/77 sayılı Kararı ile.) Kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler. Bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamaz. Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişse, iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tescil tarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanuni halefleri açılmış ve açılacak olan davalarda medeni kanunun tapuya itimat prensibinden yararlanırlar. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Mülkiyet Hakkının Tespitine İlişkin Esaslar Tapuda kayıtlı taşınmaz malların tespiti:
Tapu idaresine mülkiyet aktarımı talebiyle dava açılabilir mi?

Kayıt maliki olmayan tapu kadastro idaresine karşı mülkiyet aktarımı veya tescil talebiyle açılan davalar idare yönünden husumet yokluğu sebebiyle usulden reddedilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu