Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi ve Dolaylı Bilgi Değişimi

by Avukat Erdal Ersoy
Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi ve Dolaylı Bilgi Değişimi

Rekabet hukuku, sağlayıcının dağıtım kanalındaki fiyat kontrolüne belirli sınırlar çizer. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi, belirli bir mal veya hizmet piyasasında rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikteki teşebbüsler arası anlaşmaları, uyumlu eylemleri ve teşebbüs birliği kararlarını hukuka aykırı ve yasak saymaktadır. Bu maddenin (a) bendi uyarınca mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet ve kâr gibi unsurlar ile her türlü alım veya satım şartlarının teşebbüsler arası anlaşmayla tespit edilmesi yasaklanan haller arasında sayılmaktadır. Rekabet Kurulu'nun 05.01.2023 tarih ve 23-01/12-7 sayılı kararı, yeniden satış fiyatının belirlenmesi ile dolaylı bilgi değişimini birlikte ele almasıyla bu alandaki değerlendirme çerçevesini örneklemektedir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. Bu haller, özellikle şunlardır: a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi, b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü, c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi, d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi, e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması, f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi, Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Muafiyet

Yeniden Satış Fiyatında İzin Verilen ve Yasaklanan Uygulamalar

Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (Tebliğ No: 2002/2) m. 4/1(a) ve Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz m. 17 uyarınca sağlayıcı, alıcıya azami satış fiyatı belirleyebilir ya da tavsiye satış fiyatı önerebilir. Bu belirleme veya tavsiyenin uygulamada sabit ya da asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşul olarak öngörülmüştür.

İnternet Satışı Kısıtlamasının Fiyat Tespiti İhlaliyle Birlikte Değerlendirilmesi

Rekabet Kurulu'nun 05.01.2023 tarih ve 23-01/12-7 sayılı kararında, yeniden satıcının internet üzerinden gerçekleştirdiği satışlara yönelik kısıtlamalar ele alınmıştır. Kısıtlamaların ürün fiyatının belirli bir seviyede tutulması amacıyla yapıldığı saptanmış ve bu davranış yeniden satış fiyatının belirlenmesi ihlalinin bir parçası olarak tek bir eylem kapsamında incelenmiştir.

Dolaylı Bilgi Değişimi: Topla-Dağıt Karteli Değerlendirmesi

Rekabet hukukunda dolaylı bilgi değişimi, birbirinin rakibi olan iki alıcının ortak bir sağlayıcı aracılığıyla birbirinin rekabete duyarlı bilgisine ulaşması durumunu kapsar. Bu yapının topla-dağıt karteli unsurları taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesinde, bilgiyi alan alıcının kendisine iletilen bilginin kaynağını ve iletiliş amacını bilebilecek konumda olup olmadığı önemli bir ölçüt olarak öne çıkmaktadır. Rekabet Kurulu'nun 05.01.2023 tarih ve 23-01/12-7 sayılı kararında ise söz konusu yazışmaların topla-dağıt türündeki bilgi değişiminden ziyade yeniden satış fiyatının tespiti ihlalini oluşturduğu sonucuna varılmıştır.

İdari Para Cezası Hesabında İhracat Gelirlerine İlişkin Görüş Ayrılığı

Rekabet Kurulu'nun 05.01.2023 tarih ve 23-01/12-7 sayılı kararında idari para cezasının hesaplanma yöntemi bakımından Kurul içinde görüş ayrılığı ortaya çıkmıştır. Karşı oy yazısında, 4054 sayılı Kanun ve ikincil düzenlemelerin ihracat gelirlerinin ceza hesabının dışında bırakılmasına imkân tanıyan herhangi bir düzenleme içermediği ileri sürülmüş; teşebbüsün toplam ekonomik gücü esas alınarak yıllık gayri safi gelirler üzerinden ceza belirlenmesi gerektiği savunulmuştur. Aynı yazıda, net satışlardan brüt satış kalemi altındaki yurt dışı satışların çıkarılmasının, net bir rakamdan brüt bir rakamın düşülmesi sonucunu doğuracağı ve bunun rekabet hukukunun teşebbüsün pazar gücünü esas alan yaklaşımıyla çeliştiği de belirtilmiştir. Bu görüşler karşı oy yazısına aittir; çoğunluk kararının bu konudaki tutumu mevcut belgelerden belirlenememektedir.

4054 Sayılı Kanun Kapsamında Muafiyet: Koşullar ve Grup Muafiyeti

4054 sayılı Kanun'un 5. maddesi, belirli koşulların tamamının bir arada bulunması halinde m. 4 kapsamındaki anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarına muafiyet tanımaktadır. Bu koşullar şunlardır: malların üretim veya dağıtımında ya da hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşme sağlanması ya da ekonomik veya teknik gelişme elde edilmesi; tüketicinin bu iyileşmeden yararlanması; ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması; rekabetin, söz konusu amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması. Teşebbüs veya teşebbüs birlikleri, bir anlaşmanın bu koşulları taşıdığının tespiti için Rekabet Kurumu'na başvurabilir; m. 5/2 bu başvuru hakkını teşebbüslere tanımaktadır. Muafiyet belirli bir süre için verilebileceği gibi koşul veya yükümlülüklere de bağlanabilir; karar, anlaşmanın ya da uyumlu eylemin yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı ya da koşula bağlanmışsa koşulun yerine getirildiği tarihten itibaren hüküm doğurur. Kanun'un 5. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Kurul, birinci fıkradaki şartların gerçekleşmesi halinde belirli konulardaki anlaşma türlerine grup muafiyeti tanıyan ve bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkarabilir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – (Değişik birinci fıkra:16/6/2020-7246/1 md.) Aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı halinde, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları 4 üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaftır: a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması, b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması, c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması, d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması. (Ek ikinci fıkra:16/6/2020-7246/1 md.) İlgili teşebbüs veya teşebbüs birlikleri, 4 üncü madde kapsamındaki anlaşma, uyumlu eylem veya teşebbüs birliği kararının muafiyet şartlarını taşıdığının Kurul tarafından tespit edilmesi amacıyla Kuruma başvuruda bulunabilir. (Değişik fıkra: 2/7/2005-5388/1 md.) Muafiyet belirli bir süre için verilebileceği gibi, muafiyetin verilmesi belirli şartların ve/veya belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlanabilir. Muafiyet kararları anlaşmanın ya da uyumlu eylemin yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı yahut bir koşula bağlanmışsa koşulun yerine getirildiği tarihten itibaren geçerlidir. Kurul, birinci fıkrada gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde, belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkarabilir. Hakim Durumun Kötüye Kullanılması

Soruşturma Süreci: Bildirim, Taahhüt ve Uzlaşma

4054 sayılı Kanun m. 43 uyarınca rekabet soruşturması en geç altı ay içinde tamamlanır; gerekli hallerde bir defaya mahsus olmak üzere altı aya kadar ek süre verilebilir. Kurul, soruşturma başlangıcından itibaren on beş gün içinde ilgili taraflara bildirimde bulunmak ve iddiaların türü ile niteliği hakkında yeterli bilgi vermekle yükümlüdür. Bu bildirim yükümlülüğünü düzenleyen hüküm 23/5/2024 tarihli değişiklikle güncellenmiş olup bu tarihten önce başlatılan soruşturmalarda uygulanabilirlik ayrıca değerlendirilmelidir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 43Kaynağı aç
Madde 43 – (Değişik birinci cümle : 2/7/2005-5388/5 md.) Soruşturma yapılmasına karar verildiği takdirde Kurul ilgili daire başkanının gözetiminde soruşturmayı yürütecek raportör veya raportörleri belirler. Soruşturma en geç 6 ay içinde tamamlanır. Gerekli görüldüğü hallerde bir defaya mahsus olmak üzere Kurul tarafından 6 aya kadar ek süre verilebilir. (Değişik ikinci fıkra:23/5/2024-7511/4 md.) Kurul, başlattığı soruşturmaları soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirir. Kurul, bu bildirim yazısı ile birlikte, iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara gönderir. (Değişik üçüncü fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Yürütülmekte olan bir önaraştırma ya da soruşturma sürecinde 4 üncü veya 6 ncı madde kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birliklerince taahhüt sunulabilir. Kurul söz konusu taahhütler yoluyla rekabet sorunlarının giderilebileceğine kanaat getirirse bu taahhütleri ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri açısından bağlayıcı hale getirerek soruşturma açılmamasına veya açılmış bulunan soruşturmaya son verilmesine karar verebilir. Rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ya da arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlallerle ilgili olarak taahhüt kabul edilmez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından çıkarılan tebliğ ile belirlenir. (Ek fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Kurul, üçüncü fıkraya göre bir karar verdikten sonra aşağıdaki hallerde tekrar soruşturma açabilir: a) Kararın alınmasına temel teşkil eden herhangi bir unsurda esaslı değişiklik olması, b) İlgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin verdikleri taahhütlere aykırı davranmaları, c) Kararın taraflarca sunulan eksik, yanlış veya yanıltıcı bilgiye dayanılarak verilmiş olması. (Ek fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Soruşturmaya başlanmasından sonra Kurul, ilgililerin talebi üzerine veya resen, soruşturma sürecinin hızlı bitirilmesinden doğacak usuli faydaları ve ihlalin varlığına veya kapsamına ilişkin görüş farklılıklarını göz önüne alarak uzlaşma usulünü başlatabilir. Kurul, hakkında soruşturma başlatılan ve ihlalin varlığı ile kapsamını kabul eden teşebbüs veya teşebbüs birlikleri ile soruşturma raporunun tebliğine kadar uzlaşabilir. (Ek fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Bu çerçevede Kurul, hakkında soruşturma açılan taraflara, ihlalin varlığını ve kapsamını kabul ettikleri bir uzlaşma metni sunmaları için kesin bir süre verir. Verilen süre geçirildikten sonra yapılan bildirimler dikkate alınmaz. İhlal tespitinin ve idari para cezasının yer aldığı bir nihai kararla soruşturma sonlandırılır. (Ek fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Uzlaşma usulü sonucunda idari para cezasında yüzde yirmi beşe kadar indirim uygulanabilir. Bu madde uyarınca idari para cezası tutarlarında indirim uygulanmış olması 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında indirim yapılmasına engel teşkil etmez. (Ek fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Sürecin uzlaşma ile neticelenmesi halinde, idari para cezası ve uzlaşma metninde yer alan hususlar uzlaşmanın taraflarınca dava konusu yapılamaz. (Ek fıkra:16/6/2020-7246/9 md.) Uzlaşmaya ilişkin diğer usul ve esaslar Kurul tarafından çıkarılan yönetmelik ile belirlenir. Delillerin Toplanması ve Tarafların Bilgilendirilmesi

Yürütülmekte olan bir önaraştırma ya da soruşturma sürecinde m. 4 veya m. 6 kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarını gidermek amacıyla teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri taahhüt sunabilir. Kurul, söz konusu taahhütler yoluyla rekabet sorunlarının giderilebileceğine kanaat getirirse bu taahhütleri bağlayıcı hale getirerek soruşturma açılmamasına veya açılmış bulunan soruşturmaya son verilmesine karar verebilir. Bununla birlikte rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ya da arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlallerde bu mekanizma işletilemez; kanun bu tür ihlallerde taahhüt kabulünü açıkça dışlamıştır. Yeniden satış fiyatı belirlenmesinin dikey bir ilişkide bu istisna kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ise mevcut düzenlemede açıkça ele alınmamıştır.

Kanun'un 43. maddesi kapsamında bir diğer önemli mekanizma uzlaşmadır. Uzlaşma usulü sonucunda idari para cezasında yüzde yirmi beşe kadar indirim uygulanabilir. Sürecin uzlaşmayla sonuçlanması halinde belirlenen idari para cezası ve uzlaşma metnindeki hususlar taraflarca dava konusu yapılamaz.

Rekabet İhlalinde Tazminat Davası ve Usul Koşulu

4054 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca Kanun'a aykırı eylem, karar, sözleşme veya anlaşmayla rekabeti engelleyen, bozan ya da kısıtlayan ya da hakim durumunu kötüye kullanan her kişi, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazminle yükümlüdür. Zararın birden fazla kişinin davranışı sonucu ortaya çıkması halinde bu kişiler müteselsilen sorumludur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/4553, K. 2017/6833 sayılı kararında bu davanın usul boyutu ele alınmıştır: Rekabet Kurumu tarafından idari soruşturma yapılması ve eylemin sabit görülerek idari yaptırım kararının verilmesi öngörülmüş; bu prosedürler tamamlanmadan açılan davada mahkemece usulden ret yerine esastan ret kararı verilmesinin doğru olmadığı saptanmıştır. Yargıtay, bu usul eleştirisini yapmakla birlikte hükmü sonucu itibarıyla doğru bularak temyiz istemini reddetmiş ve hükmü onamıştır. Ayrıca aynı kararda, 4054 sayılı Kanun'a aykırı eylemler nedeniyle TTK'daki haksız rekabet hükümlerinin uygulanamayacağı; bu eylemler için RKHK'nın ayrı yaptırım mekanizmaları öngördüğü vurgulanmıştır. Söz konusu karar, hakim durumun kötüye kullanılması iddiasına ilişkin somut bir olayda verilmiş olmakla birlikte usul koşuluna dair değerlendirmeler m. 57 çerçevesinde genel bir önem taşımaktadır.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 57Kaynağı aç
Madde 57 – Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur. Zararın Tazmini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/4553, K. 2017/6833Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/4553 E.  ,  2017/6833 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/12/2015 tarih ve 2014/1001-2015/1085 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 2010 yılından başlayan ve davalı şirkete ait Cafe Crown markalı ürünlerin dağıtımı konusunda taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, taraflar arasında 2011'de yeni sözleşme imzalandığını, davalının kahve piyasasında %40'ın üzerinde pazar payına sahip şirket olduğunu, davalının sözleşmelere uygun yükümlülüklerini yerine getirmediğini, satış fiyatlarının davalı tarafından belirlenmesinin 4054 s. Rekabet Kanunu m. 6 uyarınca kesinlikle yasak olduğunu, müvekkilinin bedelli ürünü satabilmek için bedelsiz ürünleri dağıtmaya zorlanmasına ilişkin sözleşme hükmünün kanuna aykırı olduğunu, davalının, müvekkilinin bedelsiz olarak dağıtıcı ürünü ilk ayda, bedelli olarak dağıtacağı ürünü ikinci ayda yollayarak davalı şirketin hakim durumunu kötüye kullandığını, davalının yükümlülüklerine aykırı davranarak müvekkilimin kâr kaybına neden olduğunu iddia ederek bedeli ödenerek alınan ürünlerin bedelsiz olarak dağıtmasına yönelik sözleşme hükmünün geçersiz olduğunun tespitine, sözleşmede yer alan 78.750 koli ürün ile piyasa ve askeriyeye satışı yapılacak 76.500 koli (aylık ortalama 8.500 koli) ürünün taraflar arasında belirlenen rakamlarda fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 50.000,00. TL'lik kısmının ödenmesine, bu isteklerin kabul edilmediği takdirde 155.250 ( 78.750 + 76.500) koli ürünün tüketiciye satış fiyatı ile davacıya satıldığı fiyat arasındaki farkın fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 50.000,00. TL'nin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat talebine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle ilgili maddesinin geçersizlik ile 50.000 TL tutarındaki ürün teslimine yönelik talepler bakımından davacının korunmaya değer bir hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle reddi gerektiği, yine davacı şirketin davalı şirketten satın aldığı ürünleri tiyatro ve kültürel faaliyetlerde bedelsiz olarak satacağı yönündeki sözleşme hükmünün en fazla azami fiyat tespiti olarak kabul edilmesi gerektiği, 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyet Tebliği'nin 4(a) maddesinde sadece sağlayıcı tarafından yeniden satıcının asgari veya sabit fiyatının belirlememesinin yasaklandığı, azami fiyat tespitinin bu anlamda grup muafiyet tebliği kapsamında olduğu ve genel olarak azami fiyat tespitinin rekabeti kısıtlayıcı sayılmadığı için RKHK m. 4'ü hlal etmediği, davacı tarafından davalı şirketin hakim durumda bulunduğuna ilişkin dikkate değer hiçbir delilin sunulmadığı, bir an için davalının hakim durumda bulunduğu kabul edilse dahi azami fiyat tespitinin tek başına hakim durumun kötüye kullanması sayılamayacağı, bedelsiz ürün dağıtımının zorunlu kılınmasına ilişkin sözleşme hükümleri rekabet hukuk anlamında haksız ve sömürücü uygulama sayılamayacağından RKHK m.6 anlamında bir kötüye kullanma durumundan bahsedilemeyeceği, davacı şirket tarafından tazminat talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davacı şirketin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, piyasadaki hakim durumun kötüye kullanılması sebebiyle, Rekabet Hukukuna aykırı sözleşme hükmünün geçersizliğinin tespiti ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 4054 s. Rekabet Korunması Hakkında Kanun'da düzenleme yeri bulan rekabet hukukunun amacı; mal ve hizmet piyasalarında, rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları, ile piyasada hakim durumda olan teşebbüslerin bu durumlarını kötüye kullanmalarını önlemektir. Bu amaçla 4054 sayılı Kanun'da gerekli düzenleme ve denetleyici hükümler konulmuştur. TTK 54 vd. ve TBK m. 57'de düzenlenen haksız rekabet kurallarının temel amacı ise; tacirler arasında dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır (Hamdi Pınar, "Rekabet Hukuku ile Haksız Rekabet Hukuku ilişkisi" Rekabet Dergisi 2014, 15(2), 59-8). Gerek 4054 sayılı Kanun'daki piyasadaki rekabeti bozan tavır davranış ve uygulamalar, gerekse TTK 54 vd. ve TBK m. 57'deki rakip tacirler arasındaki dürüst rekabeti engelleyici tavır ve davranışlara aykırı eylemler herbir kanunda ayrı ayrı gösterilmiş olup, 4054 sayılı Kanun'a aykırı eylemler nedeniyle, TTK'daki haksız rekabete ilişkin kuralların uygulanması doğru olmayıp, söz konusu eylemler için 4054 sayılı Kanun'da ayrı müeyyideler öngörülmüştür. Somut olayda, davacı tarafça ileri sürülen piyasadaki hakim durumu kötüye kullanılması iddiası yönünden, Rekabet Kurumu tarafından idari soruşturma yapılması ve eylemin sabit görülerek idari yaptırım kararının verilmesi uygulanması bundan zarar görenlerin ise ancak idari soruşturmanın kesinleşmesinden sonra 4054 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca zararlarının tazminini isteme hakları öngörülmüş olup, dava şartı niteliğindeki anılan prosedürler tamamlanmadan mahkemece, davanın usulden reddi yerine davanın esastan reddine karar verilmesi doğru değil ise de hükmün sonucu itibariyle doğru olması nedeniyle davacı tarafın temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının davacı tarafın temyiz isteminin reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Uyumlu Eylem Karinesi ve İspat Yükü

4054 sayılı Kanun m. 4 uyarınca bir anlaşmanın varlığının ispatlanamaması durumunda, piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine oluşturmaktadır. Bu karineyi çürütmek isteyen taraf, ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Sık Sorulan Sorular

Sağlayıcı bayi satış fiyatını tamamen belirleyebilir mi?

Hayır. 2002/2 sayılı Tebliğ m. 4/1(a) ve Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz m. 17 uyarınca sağlayıcı yalnızca azami satış fiyatı belirleyebilir ya da tavsiye fiyat önerebilir. Bu belirleme veya tavsiyenin uygulamada sabit ya da asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşul olarak öngörülmüştür.

İnternet satışı kısıtlaması ayrı bir rekabet ihlali midir?

Rekabet Kurulu'nun 05.01.2023 tarih ve 23-01/12-7 sayılı kararında bu soruya koşula bağlı bir yanıt verilmiştir: kısıtlamanın amacı ürünün fiyatını belirli bir seviyede tutmaksa, internet satışı kısıtlaması yeniden satış fiyatının belirlenmesi ihlalinin bir parçası sayılarak tek davranış kapsamında ele alınır.

Dolaylı bilgi değişimi her zaman kartel sayılır mı?

Hayır. Rekabet Kurulu'nun 05.01.2023 tarih ve 23-01/12-7 sayılı kararında söz konusu yazışmalar topla-dağıt türünde bir kartel yapısı olarak nitelendirilmemiş; bunların yeniden satış fiyatı tespiti ihlalini oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Dolaylı bilgi değişiminin kartel niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesinde, bilgiyi alan tarafın kendisine iletilen bilginin kaynağını ve iletiliş amacını bilebilecek konumda olup olmadığı önemli bir ölçüt olarak öne çıkmaktadır.

Rekabet soruşturmasında taahhüt mekanizması her davada işletilebilir mi?

Hayır. 4054 sayılı Kanun m. 43/3 uyarınca rakipler arasındaki fiyat tespiti, bölge ya da müşteri paylaşımı ve arz kısıtlaması gibi açık ve ağır ihlallerde taahhüt kabul edilmez. Yeniden satış fiyatı belirlenmesinin dikey bir ilişkide bu istisna kapsamına girip girmediği mevcut düzenlemede açıkça ele alınmamıştır.

Rekabet ihlalinden zarar görenler doğrudan mahkemeye başvurabilir mi?

4054 sayılı Kanun m. 57 kapsamında tazminat davası açılabilmesi için önce Rekabet Kurumu'nun soruşturma yürütmesi ve idari yaptırım kararının verilmesi öngörülmüştür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/4553, K. 2017/6833 sayılı kararında bu prosedürün tamamlanmadan açılan davada mahkemece usulden ret yerine esastan ret verilmesinin hatalı olduğu saptanmış; bununla birlikte Yargıtay hükmü sonucu itibarıyla doğru bularak onamıştır.

Muafiyet başvurusu yapıldığında yaptırımdan otomatik olarak kurtulunur mu?

Hayır. Muafiyet, 4054 sayılı Kanun m. 5/1'deki dört koşulun tamamının gerçekleşmesine bağlıdır: üretim veya dağıtımda yeni gelişme ya da ekonomik veya teknik gelişme sağlanması, tüketicinin bu iyileşmeden yararlanması, ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması ve rekabetin zorunlu olandan fazla sınırlanmaması. Başvuru hakkı m. 5/2 ile teşebbüslere tanınmıştır; Kurul'un bu başvuruyu olumlu sonuçlandırması ise dört koşulun bir arada gerçekleşmesine bağlıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu