Yeniden Satış Fiyatı Tespiti: Kural, İstisna ve Yaptırım

by Avukat Erdal Ersoy
Yeniden Satış Fiyatı Tespiti: Kural, İstisna ve Yaptırım

Yeniden Satış Fiyatı Tespiti Nedir ve Neden Yasaktır?

Yeniden satış fiyatı tespiti (YSFT), bir tedarikçinin dikey ilişki içinde bulunduğu alıcının kendi satış fiyatını bağımsız olarak belirlemesine engel olacak biçimde fiyatı doğrudan ya da dolaylı olarak saptamasıdır. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikteki teşebbüsler arası anlaşmaları, uyumlu eylemleri ve teşebbüs birliklerinin bu nitelikteki karar ve eylemlerini hukuka aykırı ve yasak saymaktadır. Aynı maddenin (a) bendi, mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet ve kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesini bu yasak kapsamında açıkça saymaktadır.

Danıştay 13. Daire, E. 2011/4560, K. 2017/2573Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2011/4560 E.  ,  2017/2573 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2011/4560 Karar No : 2017/2573 Davacı : … Vekilleri : … Davalı : Rekabet Kurumu Vekilleri:… Davalı Yanında Müdahil : … Vekilleri : … Davanın Özeti : 06.06.2011 tarih ve 11-34/742-… sayılı Rekabet Kurulu kararının 2. maddesinin; … 'in yeniden satış fiyatı uygulamasının açık biçimde tespit edildiği, … 'in bu suçlamayı çürütmek için incelemenin başlamasından sonra gerçekleşmiş işlemlere yönelik faturaları ibraz ettiği, yeniden satış işlemi bakımından dijital kontörlerle fiziksel kontörler arasında bir fark olmadığı, dijital kontör satışları bakımından "acentelik ilişkisi bulunduğu" tespitinin yeniden satış fiyatı uygulamasını genelleştireceği, … teşebbüsüne haksız bir muafiyet diğer teşebbüslere adaletsiz bir sınırlama olacağı, yeniden satış fiyatı uygulaması ile ilgili yeterli inceleme yapılmadığı ileri sürülerek iptali istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Davanın öncelikle ehliyet yönünden reddi gerektiği; … 'in yeniden satış fiyatı belirlemesine ilişkin uygulamasının marka içi rekabete zarar vereceği, … 'in dikey anlaşmalar yoluyla etkinlik kazanımı için yeniden satış fiyatı belirlemesine ilişkin uygulamaya ihtiyacının olmadığı, dijital kontörün stoklanamayan ve satış noktası tarafından üzerinde mülkiyet tesis edilemeyen bir ürün olduğu, bu özelliği sebebiyle satış noktasının dijital kontör satışı bağlamında üstlendiği bir risk bulunmadığı, ürünün satıldığı ana kadar … ’e ait olduğu, ancak satıştan sonra satış noktası ile … arasında faturalaşmaktan ibaret bir ilişki olduğu, dijital kontör satış işleminin … ile yeniden satıcılar arasındaki bayilik ilişkisi olarak değil acentelik ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı İdare Yanında Müdahilin Savunmasının Özeti : Davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hâkimi … 'nin Düşüncesi : Dava konusu kararın iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı … 'nın Düşüncesi : 06.06.2011 tarih ve 11-34/742-… sayılı Rekabet Kurulu Kararının 2. maddesinin iptali istenilmektedir. Davalı yanındaki müdahilin, davacı şirketin dava açma ehliyetine yönelik itirazı yerinde görülmediğinden işin esasına geçilmiştir: Uyuşmazlıkta, … İletişim Hizmetleri A.Ş'nin distribütörlerine ve bayilerine yönelik uygulamalarının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. ve 6. maddelerini ihlal ettiği iddiasıyla yapılan 24.7.2009, 3.8.2009, 21.8.2009, 24.8.2009, 28.8.2009 tarihli ihbarlar üzerine ön araştırma yapıldığı, 4054 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca açılan soruşturma sonucunda da 06.06.2011 tarih ve 11-34/742-…sayılı Rekabet Kurulu Kararının alındığı ve … 'in yeniden satış fiyatını belirlemesi iddiasına yönelik olarak 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edilmediğine karar verildiği görülmüş, davacı tarafından da … 'in dağıtım ağı içinde bulunan yeniden satıcıların satış fiyatını belirlediğine ilişkin açık deliller olduğu, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiği, dijital kontör satışları bakımından … ile alıcıları arasındaki acentelik ilişkisine ilişkin tespitin doğru olmadığı, dijital kontör ile fiziksel kontörlerin satışı bakımından 4054 sayılı Kanun yönünden bir fark bulunmadığı iddiasıyla Kurul Kararının 2. maddesinin iptali istenmiştir. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar ile uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerin hukuka aykırı ve yasak olduğu kuralına yer verilmiş, (a) bendinde de mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi bu eylemler arasında sayılmıştır. Olayda, … 'in sözleşme ve uygulamaları ile yeniden satış fiyatını belirlemesi yoluyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. ve 6. maddelerini ihlal ettiğinden bahisle yapılan şikâyetler üzerine açılan soruşturmaya ilişkin dosya kapsamındaki mevcut belge ve bilgilerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; … 'in ana ürünleri arasındaki kontör satışının fiziki kontör kartları aracılığıyla ya da dijital olarak yapıldığı, dijital kontör satışına ilişkin olarak dijital kontörün stoklanamayan ve satış noktası tarafından üzerinde mülkiyet tesis edilemeyen ürün niteliğinde olduğu, satış noktasının üstlendiği bir risk bulunmadığı, … ile dağıtım sisteminde yer alan teşebbüsler arasındaki acentelik ilişkisi niteliğini taşıdığı, yeniden satış fiyatı belirlenmesi uygulamasına konu olamayacağı, dijital kontör haricindeki fiziksel kontör satış fiyatına ilişkin olarak da …’in dağıtımda yer alan tüm teşebbüslere tavsiye edilen fiyatı bildirmenin ötesinde yeniden satış fiyatı belirlediğine ve tavsiye edilen fiyattaki sapmaları da cezalandırdığına yönelik aktif iradesini gösterir bir delilin bulunmadığı, GSM hizmetleri pazarındaki dışlayıcı etkilerinin de saptanamadığı ve bu hususların mevzuata uygun şekilde, hukuken geçerli ve yeterli ispat vasıtalarıyla davalı Kurum tarafından belirlendiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, …’in yeniden satış fiyatı belirlediği iddiasına yönelik olarak davaya konu soruşturmanın yapıldığı dönemde 4054 sayılı Yasanın 4. maddesinin ihlal edilmediği anlaşıldığından, 06.06.2011 tarih ve 11-34/742-… sayılı Rekabet Kurulu Kararının 2. maddesinin iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, duruşma için önceden belirlenen 08.03.2016 tarihinde davacı vekili … 'in, davalı idareyi temsilen Baş Hukuk Müşaviri … 'in ve davalı idare yanında müdahil vekilleri ile Av. … 'in geldikleri, Danıştay Savcısının hazır bulunduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun söz verilip dinlendikten ve Danıştay Savcısı'nın düşüncesi alındıktan sonra, taraflara son kez söz verilip duruşma tamamlandı. Dairemizce aynı gün verilen ara kararı üzerine gönderilen cevap değerlendirilerek dava dosyası incelenip, gereği görüşüldü: Davalı idare ve davalı yanında müdahilin, davacı şirketin dava açma ehliyetine yönelik itirazı yerinde görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi. Dava, 06.06.2011 tarih ve 11-34/742-…sayılı Rekabet Kurulu kararının 2. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde "Bu Kanun'un amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır." kuralı yer almış; 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarının ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukukî işlem ve davranışların, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemlerin bu Kanun kapsamına gireceği kurala bağlanmış; 3. maddesinde hâkim durum, belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü olarak tanımlanmıştır. 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinde, "Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasak olduğu kurala bağlanmıştır. Anılan maddede bu hâller özellikle şunlardır: a. Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi, b. Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü, c. Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi, d. Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi, e. Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması, f. Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi, Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir." kuralına yer verilmiştir. Bu kuralla, belirli bir mal ve hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı bulunarak yasaklanmıştır. Diğer yandan, Kanun'un "İdarî Para Cezası" başlıklı 16. maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanun'un 4., 6. ve 7. maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verileceği belirtilmiş; aynı maddenin beşinci fıkrasında, Kurul'un, üçüncü fıkraya göre idari para cezasına karar verirken, 5326 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 2. fıkrası bağlamında, ihlâlin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlâlin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alacağı kurala bağlanmış; son fıkrasında, idari para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususların, Kurul tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği düzenlenmiş; 27. maddesinde ise, bu Kanun'da yasaklanan faaliyetler ve hukuki işlemler hakkında, başvuru üzerine veya re'sen inceleme, araştırma ve soruşturma yapmak; bu Kanun'da düzenlenen hükümlerin ihlâl edildiğinin tespit edilmesi üzerine, bu ihlâllere son verilmesi için gerekli tedbirleri alıp bundan sorumlu olanlara idari para cezaları uygulamak Rekabet Kurulu'nun görevleri arasında sayılmış, Kurul'a, Kanun'un uygulanması ile ilgili olarak tebliğler çıkarmak ve gerekli düzenlemeleri yapmak görev ve yetkisi verilmiştir. Anılan hükümler doğrultusunda, Kanun'un 4. ve 6. maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ve teşebbüs birlikleri ile bunların yönetici ve çalışanlarına, Kanun'un 16. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca verilecek para cezalarının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemek üzere, ceza yönetmeliği niteliğindeki ''Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Hâlinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik" çıkarılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, …’in distribütörlerine ve bayilerine yönelik uygulamalarının 4054 sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddelerini ihlâl ettiği iddiası üzerine başlatılan soruşturma sonucunda …’in yeniden satış fiyatını belirlemesi iddiasına yönelik olarak 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlâl edilmediğine karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yeniden satış fiyatının belirlenmesi; sağlayıcının, alıcının kendi satış fiyatını belirleme serbestisinin önüne geçerek, yeniden satış fiyatını belirlemesidir. Sağlayıcı teşebbüsler akdetmiş oldukları dikey anlaşmalara açık hüküm koymak suretiyle alıcının satış fiyatını doğrudan belirlemelerinin yanı sıra, aynı sonuca değişik uygulamalar vasıtasıyla dolaylı yollarla da ulaşabilmektedirler. Alıcının kâr marjının belirlenmesi, tavsiye fiyat niteliğinde ilan edilmiş bir fiyat seviyesinden alıcının uygulayabileceği indirim oranının en üst seviyesinin belirlenmesi, alıcıya tavsiye edilen fiyatlara uyduğu oranda kendisine ilave indirimler uygulanması ya da bu fiyatlara uymaması durumunda teslimatların geciktirilmesi, askıya alınması veya anlaşmanın sona erdirilmesi şeklinde alıcının tehdit edilmesi ya da fiilen bu tür cezai yaptırımların uygulanması yeniden satış fiyatının dolaylı yoldan belirlenmesine örnek olarak verilebilir. Yeniden satış fiyatının belirlenmesine (YSFB) yönelik doğrudan veya dolaylı yöntemler, alıcıların uyguladığı fiyatların sağlayıcı tarafından izlenebildiği ve kontrol edilebildiği durumlarda daha etkili olmaktadır. (Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz, “2.1. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi”) Yeniden Satış Koşullarının ve Fiyatının Belirlenmesi (YSFB) Teorisi 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklanan karar ve eylemlere verilen örnekler arasında, (a) bendinde, “Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi” şeklinde sayılmaktadır. Müdahil şirketin 4054 sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddelerini ihlâl ettiği iddiasıyla yapılan şikâyetler üzerine açılan soruşturmaya ilişkin dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; Kurul tarafından, ilgili ürün pazarının, "GSM hizmetleri pazarı" ve "SIM kart, kontör kart, djijtal kontör, aktivasyon ve diğer abonelik hizmetlerinin toptan ve perakende satışı pazarı" olarak belirlendiği, bahse konu ürün ve hizmetlerin tüm ülke çapında sunuluyor olmasından dolayı ilgili coğrafi pazarın “Türkiye” olarak kabul edildiği, davacı şirketin GSM hizmetleri pazarında alt yapıya ve 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesinde yer verilen hâkim durum tanımına uygun olarak, "rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek" GSM hizmetleri piyasasında talep üzerinde belirleyici rol oynayan değişkenleri büyük ölçüde kendi stratejileri doğrultusunda belirleme gücüne sahip olduğu, 2008 ve 2009 yıllarından itibaren rakip teşebbüslerle karşılaştırıldığında, ciro ve abone sayısı bazında yüksek bir pazar payına sahip ve 4054 sayılı Kanun çerçevesinde hâkim durumda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. …’in SIM kart ve kontör kart satışı, … tarafından öncelikle aralarında distribütörlük sözleşmesi bulunan distribütörlerine yapılmaktadır. …’in distribütörleri dışında herhangi bir satış noktasına ya da kanalına doğrudan satışı bulunmamaktadır. Distribütörler tarafından alınan bu ürünler, … Dağıtım Merkezlerine (..), … İletişim Merkezlerine (…) toptancılara, münhasır nitelik taşımayan bayiler olan … Satış Noktalarına (…) satılmaktadır. Uyuşmazlık konusu, …’in sözleşme ve uygulamaları ile distribütörlerin, …’lerin ve bayi olarak nitelendirilebilecek …, … ve Yetkili … Satış Noktaları (YTSN) gibi noktaların yeniden satış fiyatını belirlemesi yoluyla Kanun’un 4. maddesinin (a) bendini ihlâl edip etmediğidir. Dava konusu Kurul kararına esas soruşturma raporunun ekinde yer alan EK 24/1-2-12-13-14-15, EK 24/4-5-6-7-9-10 sayılı belgeler ile soruşturma heyeti tarafından yapılan ön araştırma aşamasında …’in esas ürünlerinden kontör satışının, fiziki kontör kartları vasıtasıyla ya da dijital olarak yapıldığı, söz konusu teşebbüsün gerek fiziki kontörlerin ve gerekse dijital kontörlerin satış fiyatını yeniden belirlediği, dosyada mevcut konuya ilişkin başka belgelerden 2006 yılına ait fiziksel ve dijital kontör fiyatlarının … satış fiyatı, distribütör satış fiyatı, bayi satış fiyatı ve son kullanıcı fiyatına kadar ayrıntılı olarak yer aldığı tabloların bulunduğu, ayrıca ürünün zincir marketler vasıtasıyla satıldığında bu marketlerin de kâr oranlarını belirlemek suretiyle yeniden satış fiyatının tespit edildiğini gösteren belgelerin yanı sıra, fiziksel ve dijital kontör gibi SIM kartların da distribütör satış fiyatının belirlendiği tabloların bulunduğu, zincir marketlerin ve benzinliklerin sattığı ürünlerin hangi distribütör ve hangi bayi kanalıyla ulaştığını ve distribütör, bayi, alt bayi kanalının tek tek kâr marjlarının belirlendiği tabloların söz konusu belgeler arasında yer aldığı, bunların dışında … çalışanlarının e-posta yazışmaları ve …’in alt seviyedeki … ve bayilerinden bazı yetkililerin iddiayı doğrular yöndeki beyanlarının da dosyada mevcut olduğu, diğer taraftan soruşturma raporunda, ön araştırma döneminden önce POS cihazları ve internet üzerinden yapılan dijital kontör satışlarında sabit fiyat uygulaması yapıldığı, Kurum tarafından başlatılan inceleme öncesinde “Mavi Nokta” tabir olunan bayilere bu fiyatların değiştirilmesine imkân verilmediğine ilişkin tespit ve değerlendirmeler yapıldığı, yeniden satış fiyatının belirlenmesi (…) uygulamasını yapan teşebbüsün, ilgili pazarda yüzde altmışın üzerinde pazar gücüne sahip ve hâkim durumda olduğu, hâkim durumda olan teşebbüslerin yeniden satış fiyatının belirlenmesi (YSFB) uygulamasının rekabete aykırılık oluşturduğu ve buna izin verilmemesi gerektiği açıktır. Bu durumda, hâkim durumdaki teşebbüsün fiyat, dağıtım ve satışa ilişkin politika ve uygulamaları çerçevesinde, özellikle kontör fiyatlarının her düzeyde belirlenmesi yönündeki çok sayıda bulgu ve belge dikkate alındığında, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlâl ettiği ve hâkim durumunu kötüye kullandığı sonucuna varıldığından, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlâl edilmediği ve bu teşebbüs hakkında idarî para cezası verilmesine gerek olmadığı yönünde verilen dava konusu Rekabet Kurulu kararında hukuka uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu … tarih ve … sayılı Rekabet Kurulu kararının 2. maddesinin İPTALİNE, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacı şirkete verilmesine, …TL yargılama giderinin müdahil şirket üzerinde bırakılmasına, posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacı şirkete iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 13. Daire, E. 2021/969, K. 2021/2654Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/969 E.  ,  2021/2654 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2021/969 Karar No:2021/2654 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, ürünlerinin yeniden satış fiyatını tespit etmek suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlâl ettiğinden bahisle 6.944.931,02-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirketin, satış yaptığı ürünlerin fiyatlarını yakından takip ettiği, davacı şirketin satış yaptığı ürünlerin fiyatlarını takip etmekle kalmayıp bu ürünlerin fiyatlarının şirket tarafından belirlenen tavsiye fiyatın altında veya üzerinde olup olmadığının da izlendiği ve raporlandığı, ilgili alıcının satış fiyatının şirketin aksiyon fiyatının altında gerçekleştiğinin anlaşıldığı hallerde, fiyatların artırılması için davacı şirket tarafından çeşitli girişimlerde bulunulduğu, dosya kapsamında bulunan 5, 7, 9, 13, 14, 20, 21, 25 ve 27 numaralı delillerden de anlaşılacağı üzere davacı şirketin, ürünlerinin piyasadaki fiyatının takip edilmesinin ve yeniden satış fiyatının tavsiye edilmesinin ötesinde, alıcıların bağımsız ticari kararları neticesinde belirlemeleri gereken perakende satış fiyatına doğrudan müdahalede bulunduğu ve yeniden satış fiyatının serbest rekabet koşulları çerçevesinde belirlenmesini engellediği anlaşıldığından davacı şirketin ürünlerinin perakende satışını yapan teşebbüslerin yeniden satış fiyatını belirleyerek 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendini ihlâl ettiği anlaşıldığından, davacı şirkete 6.944.931,02-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, önaraştırma ve soruşturma sürelerinin aşılmadığı, soruşturma sürecinde davacı şirkete 3 defa yazılı, 1 defa sözlü savunma hakkı tanındığı, bu süreçte isnat olunan eylemde bir değişiklik olmadığı, Raportörlerin görüşünün aksine bir Kurul kararı verilmesi durumunun yeni bir savunma hakkı tanımayacağı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkeme kararının yeteri kadar gerekçeli olmadığı, soruşturma sürecinde ek savunma hakkı tanınmamasının hukuka aykırı olduğu, soruşturma sürecinde yasal sürelere uyulmadığı, soruşturma raporunda yeniden satış fiyatının tespit edildiğine dair herhangi bir tespitin bulunmadığının ifade edildiği, sağlayıcının dışındaki faktörler, perakende sektörünün mevcut yapısı ve alıcıların gücü dikkate alınmadan ceza tayin edilmesinin hatalı olduğu, "aksiyon almak" ifadesiyle kastedilenin yeniden satış fiyatının tespit edilmesi olmadığı, fiyat farkı faturalarının önüne geçmek adına gerçekleştirilen davranışların ihlâl sonucunu doğurmayacağı, Kurum raportörlerinin toplanan bilgiler çerçevesinde ceza tayin edilmemesi yönünde kanaat bildirmesine rağmen Kurul tarafından ceza tayin edildiği, bunun ise hatalı değerlendirmelere dayandığı, sağlayıcının ihlâl iradesinin alıcıların rekabet karşı davranışlarından kaynaklandığı, ihlâlin her türlü şüpheden uzak ve kesin olarak ispatlanamadığı, etki bazlı değerlendirme yapılmadan ihlâl sonucuna varılmasının yerinde olmadığı, mehaz uygulamalarına ve geçmiş tarihli Kurul kararıyla çelişkili karar verildiği, öngörülemez içtihat değişikliğinin adil yargılanma hakkını ihlâl ettiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının usule ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, davacının yargılamanın önceki aşamalarında da ileri sürdüğü iddiaların yerinde olmadığı, dava konusu Kurul kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 20/01/2017 tarihinde alınan ve gizlilik talebi bulunan başvuruda özetle, “… Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (…) ürünlerinin yeniden satış fiyatını tespit etmek suretiyle 4054 sayılı Kanunu ihlâl ettiği” iddiasına yer verilmiş, Kurul tarafından, önaraştırma sonucunda, …'in “güzellik ve kişisel bakım ürünleri” ile “çamaşır ve ev bakımı ürünleri” pazarında yeniden satış fiyatını tespit edip etmediğinin tespiti amacıyla, hakkında soruşturma açılmasına karar verilmiştir. Soruşturma heyetince hazırlanan … tarihli ve … sayılı Soruşturma Raporunda, …’in ürünlerinin yeniden satış fiyatını tespit etmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlâl ettiği iddiasına yönelik herhangi bir tespit yapılamadığı, bu nedenle söz konusu teşebbüs hakkında idari para cezası uygulanmasına yer olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir. Dava konusu Kurul kararında özetle; … tarafından Saha Kontrol Servisleri (SKS) adı verilen bilgisayar programı ile satılan her türlü ürünün son nokta fiyatlarının resimleri ile birlikte kullanıcının önüne getirilebildiği, buna ek olarak sahada çalışan elemanlar tarafından … ürünlerinin insert fiyatları, teşhir koşulları vb. birçok detayın incelendiği, ürünlerin fotoğrafları çekilmek suretiyle bu bilgisayar programına yüklendiği, … (…) adı verilen bir iç raporlama da yapıldığı ve böylece …’in satış yaptığı ürünlerin fiyatlarını yakinen takip ettiği, bununla birlikte …’in satış yaptığı ürünlerin fiyatlarını takip etmekle kalmadığı, bu ürünlerin fiyatlarının … tarafından belirlenen tavsiye fiyatın altında veya üzerinde olup olmadığını da izlediği ve raporladığı, bu çerçevede, ilgili alıcının satış fiyatının …’in tavsiye fiyatının altında gerçekleştiğinin anlaşıldığı hallerde, fiyatların artırılması için … tarafından çeşitli girişimlerde bulunulduğunun tespit edildiği ifade edilmiştir. Söz konusu tespitler çerçevesinde, dava konusu Kurul kararıyla, …’in ürünlerinin yeniden satış fiyatını tespit etmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlâl ettiğinden bahisle, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in (Ceza Yönetmeliği) 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası uyarınca 30/06/2017 tarihinde biten mali dönemi sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirleri üzerinden 6.944.931,02 TL idari para cezası verilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un (Kanun) 4. maddesinin birinci fıkrasında, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasak olduğu, mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesinin özellikle bu hallerden olduğu; 16. maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanun'un 4, 6 ve 7. maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihaî karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihaî karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verileceği; aynı maddenin beşinci fıkrasında, Kurul'un, üçüncü fıkraya göre para cezasına karar verirken, 5326 sayılı Kanun'un 17. maddesinin ikinci fıkrası bağlamında, ihlâlin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlâlin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alacağı; son fıkrasında ise para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususların, Kurul tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği kurala bağlanmış; Kanun'un 27. maddesinde de bu Kanun'un uygulanması ile ilgili olarak tebliğler çıkarmak ve gerekli düzenlemeleri yapmak Kurul'un görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin (2002/2 sayılı Tebliğ) 4. maddesinde, anlaşmaları ilgili Tebliğ ile sağlanan muafiyet kapsamı dışına çıkaran sınırlamalara yer verildiği, bu sınırlamalar arasında “Alıcının kendi satış fiyatını belirleme serbestisinin engellenmesi” halinin sayıldığı ve “Tarafların herhangi birisinin baskısı veya teşvik etmesi sonucu sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla, sağlayıcının azami satış fiyatını belirlemesi veya tavsiye etmesi mümkündür.” düzenlemesine yer verilmiştir. Rekabet Kurulu tarafından kabul edilen Dikey Anlaşmalara İlişkin Klavuz'un “Anlaşmaları Grup Muafiyeti Kapsamı Dışına Çıkaran Sınırlamalar” başlıklı bölümünde : (16) Tebliğ’in 4. maddesinde yer alan sınırlamalardan herhangi birini içeren dikey anlaşmalar grup muafiyetinden yararlanamamakta ve dolayısıyla Kanun’un 4. maddesindeki yasaklama kapsamına girmektedir. 2.1. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi (17) Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, alıcı teşebbüsün kendi satış fiyatını belirleme serbestisinin engellenmesine ilişkindir. Buna göre, alıcının sabit veya asgari satış fiyatının belirlenmesi kesinlikle yasaktır. Ancak, sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla sağlayıcının, alıcının azami satış fiyatını belirlemesi veya alıcıya satış fiyatını tavsiye etmesi mümkündür. Alıcıya bildirilen azami veya tavsiye nitelikteki satış fiyatlarının asgari veya sabit fiyata dönüşmemesi için, söz konusu fiyatların azami veya tavsiye niteliğinde olduğunun yayınlanan fiyat listelerinde ya da ürünün üzerinde açıkça belirtilmesi gerekmektedir. (18) Sağlayıcı teşebbüsler akdetmiş oldukları dikey anlaşmalara açık hüküm koymak suretiyle alıcının satış fiyatını doğrudan belirlemelerinin yanı sıra, aynı ihlali değişik uygulamalar vasıtasıyla dolaylı yollarla da gerçekleştirebilmektedirler. Alıcının kâr marjının belirlenmesi, tavsiye fiyat niteliğinde ilan edilmiş bir fiyat seviyesinden alıcının uygulayabileceği indirim oranının en üst seviyesinin belirlenmesi, alıcıya tavsiye edilen fiyatlara uyduğu oranda kendisine ilave indirimler uygulanması ya da bu fiyatlara uymaması durumunda teslimatların geciktirilmesi, askıya alınması veya anlaşmanın sona erdirilmesi şeklinde alıcının tehdit edilmesi ya da fiilen bu tür cezai yaptırımların uygulanması yeniden satış fiyatının dolaylı yoldan belirlenmesine örnek olarak verilebilir. Bu tür yeniden satış fiyatının dolaylı yoldan belirlenmesi uygulamaları da Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındadır. (19) Yeniden satış fiyatının belirlenmesine yönelik doğrudan veya dolaylı yöntemler, alıcıların uyguladığı fiyatların sağlayıcı tarafından izlenebildiği ve kontrol edilebildiği durumlarda daha etkili olacaktır. Örneğin, standart fiyat listelerinden farklı fiyatlardan satış yapan alıcıları rapor etme konusunda tüm alıcılara getirilecek bir yükümlülük sağlayıcının pazarda uygulanan fiyatları kontrol etmesini önemli ölçüde kolaylaştıracaktır. Yine teşebbüsler arasındaki sözleşmelerde yer alan ve sağlayıcının, kayrılan alıcı dışındaki alıcılara daha uygun fiyat ve koşullarda ürün temin etme güdüsünü azaltabilen en çok kayrılan müşteri koşulu, yeniden satış fiyatının belirlenmesine yönelik doğrudan veya dolaylı yöntemlerin etkisini daha da pekiştirebilecektir. Ancak en çok kayrılan müşteri koşulu ve benzeri yeniden satış fiyatı tespitinin etkinliğini pekiştiren destekleyici uygulamalar, tek başına yeniden satış fiyatının tespitine yol açan uygulamalar olarak değerlendirilmemelidir." açıklamalarına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bir dikey ilişkide, satıcı tarafından alıcının sabit veya asgari satış fiyatının belirlenmesi 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (a) bendi kapsamında yasaktır. Bununla birlikte, Kanun'un 5. maddesinde, Kurul'a, belirli koşulları taşıyan anlaşma türlerine grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve söz konusu koşulları belirleyen tebliğler çıkarma yetkisi verilmiş, bu çerçevede, 2002/2 sayılı Tebliğ yürürlüğe konulmuştur. Anılan Tebliğin 4. maddesinde, anlaşmaları ilgili Tebliğ ile sağlanan muafiyet kapsamı dışına çıkaran sınırlamalara yer verilmiş, bu sınırlamalar arasında "alıcının kendi satış fiyatını belirleme serbestisinin engellenmesi" de sayılmış, bununla birlikte Tebliğ'de "tarafların herhangi birisinin baskısı veya teşvik etmesi sonucu sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla, sağlayıcının azami satış fiyatını belirlemesi veya tavsiye etmesinin mümkün olduğu" istisnasına yer verilmiştir. Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuzda da ifade edildiği üzere, sağlayıcı teşebbüsler, akdetmiş oldukları dikey anlaşmalara açık hüküm koymak suretiyle alıcının satış fiyatını doğrudan belirleyebileceği gibi sağlayıcının, aynı ihlâli değişik uygulamalar vasıtasıyla dolaylı yollardan da gerçekleştirebilmeleri mümkündür. Örneğin; alıcının kâr marjının belirlenmesi, tavsiye fiyat niteliğinde ilan edilmiş bir fiyat seviyesinden alıcının uygulayabileceği indirim oranının en üst seviyesinin belirlenmesi, alıcıya tavsiye edilen fiyatlara uyduğu oranda kendisine ilave indirimler uygulanması ya da bu fiyatlara uymaması durumunda teslimatların geciktirilmesi, askıya alınması veya anlaşmanın sona erdirilmesi şeklinde alıcının tehdit edilmesi ya da fiilen bu tür cezai yaptırımların uygulanması gibi yeniden satış fiyatının dolaylı yoldan belirlenmesi uygulamaları da Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında değerlendirilmelidir. Bu çerçevede, amacı itibariyle rekabet karşıtı bir davranış olarak nitelendirilebilecek olan yeniden satış fiyatı tespiti (YSFT) uygulamalarının doğrudan veya dolaylı gerçekleşmesinin ihlâl tespiti açısından bir farkı bulunmamaktadır. Bunun yanında, her somut olayın kendi özellikleri içerisinde değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, dolaylı olarak YSFT edilmesi durumunda ihlâlin belirlenmesi için, 2002/2 sayılı Tebliğ'de ve Kılavuzda yer verilen "baskı veya teşvik etmek" kavramları çerçevesinde, tavsiye fiyatların sabit fiyatlara dönüştürülmesi, YSFT uygulanmasına yönelik zorlamaların olması ve teşebbüslerin fiyat takip sistemleri kurmasının önemli kıstaslar olduğu açıktır. Dava dosyasının incelenmesinden, …'in “güzellik ve kişisel bakım ürünleri” ile “çamaşır ve ev bakımı ürünleri” pazarında, ürünlerinin satış ve dağıtımını büyük hacimli perakendeciler (BHP) ve distribütörler vasıtasıyla yaptığı, … ile BHP’ler ve distribütörler arasında akdedilen sözleşmelerde yeniden satış fiyatının tespit edildiğine yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığı açık olduğundan, uyuşmazlığın, …'in satışını yaptığı ürünlerin yeniden satış fiyatını dolaylı olarak tespit edip etmediğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Dava konusu Kurul kararında, yaklaşık 6 aylık bir döneme ilişkin olarak elde edilen ve şirket çalışanları arasında gerçekleşen şirket içi yazışmalardan, …'in “güzellik ve kişisel bakım ürünleri” ile “çamaşır ve ev bakımı ürünleri” pazarında SKS programı ile satılan her türlü ürünün son nokta fiyatlarının resimleri ile birlikte kullanıcının önüne getirilebildiği, buna ek olarak sahada çalışan elemanlar tarafından … ürünlerinin insert fiyatları, teşhir koşulları vb. birçok detayın incelendiği, ürünlerin fotoğrafları çekilmek suretiyle bu bilgisayar programına yüklendiği, SS raporlarıyla da …’in satış yaptığı ürünlerin fiyatlarını yakinen takip ettiği, bununla birlikte …’in satış yaptığı ürünlerin fiyatlarını takip etmekle kalmadığı, bu ürünlerin fiyatlarının … tarafından belirlenen tavsiye fiyatın altında veya üzerinde olup olmadığını da izlendiği ve raporlandığı, bu çerçevede, ilgili alıcının satış fiyatının …’in aksiyon fiyatının altında gerçekleştiğinin anlaşıldığı hallerde, fiyatların artırılması için … tarafından çeşitli girişimlerde bulunulduğunun da tespit edildiği, … tarafından SS raporunda yer verilen fiyatlar, bir … çalışanı tarafından SKS bilgisayar programı vasıtasıyla alıcının gerçekleşen satış fiyatları ile karşılaştırıldığı, farklı fiyat çıkması durumunda … çalışanının, ilgili alıcıdan sorumlu saha çalışanına e-posta yoluyla ulaşarak, bu durum hakkındaki açıklamalarını ve bu durumu düzeltmek için ne gibi “aksiyonlar alacağını” sorduğu, bu çerçevede fiyatların artırılması için … tarafından çeşitli girişimlerde bulunulduğunun tespit edildiği ifade edilmiştir. Dava konusu Kurul kararına dayanak yazışmalar incelendiğinde …'in fiyatını takip ettiği müşterilerinin tavsiye edilen fiyatın altında olması halinde fiyatın yukarı çekilmesi için ilgili alıcılarla görüşmeler yapma iradesinde olduğu ve bu iradenin şirket çalışanları arasında "aksiyon almak" deyimiyle karşılık bulduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten, şirket çalışanları arasında geçen yazışmalardaki gibi ilgili alıcılarla görüşme yapılıp yapılmadığının da tespiti amacıyla, e-postalarda hakkında yazışma yapılan ilgili alıcı teşebbüslerden, kendileriyle alakalı ve kendi özelinde gerçekleşen yazışmalarla ilgili bilgi talep edilmiştir. Alıcıların, söz konusu e-postalarla ilgili açıklamalarından bazılarını burada aktarmakta yarar bulunmaktadır: "…'de bulunan … ilişkin olarak, herhangi bir uyarı aldığımızı hatırlamıyorum. … yetkilileri en fazla 'bu fiyatlar bizi rahatsız ediyor' demiş olabilir. …kayıtlarımızda … maliyetimiz … idi, dolayısıyla bizim o ürünü …'ten satmamız doğaldır… Ama daha önce belirttiğim gibi …'in herhangi bir müdahalesi olmamıştır. En fazla rahatsızlıklarını belirtmişlerdir", "İlgili belgede "aksiyon alma" olarak geçen ibare, satışlara doğrudan ve dolaylı olarak müdahale etme amacı taşımamaktadır. Sadece rahatsızlıkları belirtmenin ötesine geçen herhangi bir anlam bulunmamaktadır.", "…'in önerdiği tavsiye satış fiyatlarına uymuyoruz zira bizim kendi fiyatlandırma stratejimiz var…Görüşmede gösterilen belgelerde geçen ifadelerde … bizlere pazarda geçerli fiyatları bildirmiştir. Ancak geçilmesi istenilen fiyatlar temel olarak belirlediğimiz kâr marjına uymadığı için kabul edilmemiştir.", "İlgili belgede yer alan '…' ifadesine ilişkin olarak, ilgili konuşmalardan şimdi haberdar oldum, böyle bir şeyi yapmaları mümkün değil. Böyle bir şey bana söylenmiş olsa benden istenenin tam tersini yaparım. …benim fiyatlarıma ya da satış koşullarıma ilişkin bir müdahalede bulunmadılar, böyle bir imada bulunsalar ben bunun tam tersini yaparım." . Söz konusu ifadeler ve dosyada bulunan diğer belgeler incelendiğinde, alıcı konumundaki teşebbüslerin tamamı söz konusu yazışmalardan ve satış temsilcilerinin kendileriyle ilgili ne gibi bir aksiyon aldığı hakkında bilgisinin olmadığını, ancak … yetkililerinin kendilerine bir serzenişte bulunabileceğini, kendi satış fiyatlarını kendilerinin iktisadi değerlendirmeler neticesinde kendilerince belirlediğini ifade etmiştir. Yukarıda da ifade edildiği üzere Tebliğ ve Kılavuzda yeniden satış fiyatının tespitinin dolaylı olarak gerçekleştirilmesinde "tarafların herhangi birisinin baskısı veya teşvik etmesi" unsurunun ortaya konulması gerekmektedir. Söz konusu "baskı ve teşvikin" alıcıların bağımsız bir iktisadi davranış olarak kendi satış fiyatını belirleme serbestliğine etki edecek değerde olması gerektiği, aksi takdirde her teşebbüsün kendi bağımsız kararını kendisinin aldığı bir durumda rekabete aykırı bir davranıştan ve sağlayıcının YSFT ettiğinden söz etmeye olanak bulunmadığı açıktır. Bu kapsamda, baskı ve teşvike ilişkin, Kılavuzda örnek olarak, alıcıya tavsiye edilen fiyatlara uyduğu oranda kendisine ilave indirimler uygulanması ya da bu fiyatlara uymaması durumunda teslimatların geciktirilmesi, askıya alınması veya anlaşmanın sona erdirilmesinin sayıldığı görülmektedir. Bununla birlikte, yukarıda anılan söz konusu alıcı teşebbüslerin açıklamaları incelendiğinde, …'in "fiyat bozan" olarak nitelendirilen ve tavsiye edilen satış fiyatının altında satış yapan teşebbüslere serzenişte bulunmanın ötesinde, baskı veya teşvik edici bir davranışının ortaya konulamadığı, aksine ilgili teşebbüslerin …'in kendilerine "müdahale olarak algılanabilecek herhangi bir ifadesinin dahi bulunmadığının" teyit edildiği görülmektedir. Her ne kadar dava konusu Kurul kararında "bu müdahalelerin sonucunda fiyatların yükseltildiği" ifade edilmişse de söz konusu fiyat düzeltmesinin şirket çalışanlarının bir baskısı veya teşviki ile yapılıp yapılmadığı hususunda bir açıklık bulunmadığı, yukarıda anılan alıcı teşebbüslerin beyanları dikkate alındığında; verilen münferit örneğin gerçekte yaygın bir biçimde gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde bir değerlendirmenin Kurul kararında yer almadığı, ilgili alıcıların kendi bağımsız kararlarını aldığının da dosya kapsamında birden fazla teşebbüs ile görüşülmek suretiyle teyit edildiği anlaşıldığından, söz konusu değerlendirmelerin somut ve ciddi verilere dayalı olarak olarak ortaya konulamadığı sonucuna varılmaktadır. Bunlarla birlikte, Kurul kararına dayanak soruşturma raporu ve ekleri incelendiğinde (söz konusu tespitlerde ticari sır niteliğinde bilgiler bulunduğundan, somut veriler paylaşılmaksızın genel değerlendirmeler aktarılmaktadır); …'in faaliyet gösterdiği pazarlarda uluslararası büyük teşebbüslerin rakip olarak bulunduğu, incelemeye konu pazarlar bakımından hiçbir teşebbüsün 2015-2017 yılları arasında ortalama pazar payının % 20-25'i geçmediği, …'in pazar payının üçüncü sırada olduğunun tahmin edildiği, söz konusu pazarlarda markalar arası güçlü bir ikâme etkisinin bulunduğu ve tüketici tercihlerinin fiyattan hızlı etkilenmesinin olası olduğu, …'in ürünlerini alan BHP'lerin çok ciddi bir gücünün bulunduğu, distribütörlerin ise münhasırlık şartı olmaksızın … markalı ürünlerin dağıtımını yaptığı anlaşıldığından, …'in alıcılarının yeniden satış fiyatını tespit etmesini ve sürdürmesini zorlaştıracak şartların da somut olayda bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu Kurul kararında da ifade edildiği üzere, …'in ürünlerinin piyasadaki fiyatına ilişkin bilgi toplaması ve bu bilgileri kendi ticari ve promosyonel aktivitelerini planlamakta kullanması, tek başına rekabet hukukuna aykırı bir eylem olarak değerlendirilmemektedir. Öte yandan, … tarafından soruşturma sürecinde, SS raporunda kullandığı fiyat kriterini tamamen kaldırdığını da ifade ettiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, …'in yürütülen soruşturma neticesinde ürünlerinin yeniden satış fiyatını tespit etmek suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlâl ettiği iddiasının açık ve somut veri ve değerlendirmeler çerçevesinde ispat edilemediği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 06/07/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Sağlayıcı teşebbüsler sabit veya asgari satış fiyatını dikey anlaşmaya açık hüküm koyarak doğrudan belirleyebildiği gibi, aynı sonuca çeşitli dolaylı uygulamalar aracılığıyla da ulaşabilmektedir. Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'da dolaylı YSFT yöntemleri bu çerçevede değerlendirilmekte olup her iki gerçekleşme biçimi de yasak kapsamındadır.

Dolaylı YSFT: Hangi Uygulamalar İhlal Sayılır?

YSFT yalnızca sözleşmeye açık hüküm eklenmesiyle değil; çeşitli dolaylı yöntemlerle de gerçekleşebilir. Bu yöntemlerin başında alıcının kâr marjının belirlenmesi gelmektedir. Bunun yanı sıra tavsiye fiyat niteliğinde ilan edilmiş bir düzeyden alıcının uygulayabileceği indirim oranının üst sınırının belirlenmesi; alıcıya tavsiye edilen fiyatlara uyduğu oranda ilave indirim tanınması; bu fiyatlara uyulmaması hâlinde teslimatların geciktirilmesi, askıya alınması veya anlaşmanın sona erdirilmesi yoluyla alıcının tehdit edilmesi ya da bu yaptırımların fiilen uygulanması dolaylı YSFT örnekleri arasında sayılmaktadır. Danıştay 13. Daire'nin E. 2021/4683, K. 2022/1815 sayılı kararında onanan bölge idare mahkemesi değerlendirmesinde, YSFT uygulamalarının doğrudan ya da dolaylı gerçekleşmesinin ihlal tespiti bakımından bir fark yaratmadığı kabul edilmiştir.

Danıştay 13. Daire, E. 2021/4683, K. 2022/1815Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2021/4683 E.  ,  2022/1815 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2021/4683 Karar No:2022/1815 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurumu Başkanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri V. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, ürünlerinin yeniden satış fiyatını tespit etmek (YSFT) suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlâl ettiğinden bahisle 6.944.931,02-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirketin, satış yaptığı ürünlerin fiyatlarını yakından takip ettiği, davacı şirketin satış yaptığı ürünlerin fiyatlarını takip etmekle kalmayıp bu ürünlerin fiyatlarının şirket tarafından belirlenen tavsiye fiyatın altında veya üzerinde olup olmadığının da izlendiği ve raporlandığı, ilgili alıcının satış fiyatının şirketin aksiyon fiyatının altında gerçekleştiğinin anlaşıldığı hallerde, fiyatların artırılması için davacı şirket tarafından çeşitli girişimlerde bulunulduğu, dosya kapsamında bulunan 5, 7, 9, 13, 14, 20, 21, 25 ve 27 numaralı delillerden de anlaşılacağı üzere davacı şirketin, ürünlerinin piyasadaki fiyatının takip edilmesinin ve yeniden satış fiyatının tavsiye edilmesinin ötesinde, alıcıların bağımsız ticari kararları neticesinde belirlemeleri gereken perakende satış fiyatına doğrudan müdahalede bulunduğu ve yeniden satış fiyatının serbest rekabet koşulları çerçevesinde belirlenmesini engellediği anlaşıldığından davacı şirketin ürünlerinin perakende satışını yapan teşebbüslerin yeniden satış fiyatını belirleyerek 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendini ihlâl ettiği anlaşıldığından, davacı şirkete 6.944.931,02-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, önaraştırma ve soruşturma sürelerinin aşılmadığı, soruşturma sürecinde davacı şirkete 3 defa yazılı, 1 defa sözlü savunma hakkı tanındığı, bu süreçte isnat olunan eylemde bir değişiklik olmadığı, Raportörlerin görüşünün aksine bir Kurul kararı verilmesi durumunun yeni bir savunma hakkı tanımayacağı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nce, Dairemizin 06/07/2021 tarih ve E:2021/969, K:2021/2654 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin 4. maddesinde, anlaşmaları ilgili Tebliğ ile sağlanan muafiyet kapsamı dışına çıkaran sınırlamalara yer verildiği, bu sınırlamalar arasında "alıcının kendi satış fiyatını belirleme serbestisinin engellenmesinin" de sayıldığı, bununla birlikte Tebliğ'de "tarafların herhangi birisinin baskısı veya teşvik etmesi sonucu sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla, sağlayıcının azami satış fiyatını belirlemesi veya tavsiye etmesinin mümkün olduğu" istisnasına yer verildiği, Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuzda da ifade edildiği üzere, alıcının kâr marjının belirlenmesi, tavsiye fiyat niteliğinde ilan edilmiş bir fiyat seviyesinden alıcının uygulayabileceği indirim oranının en üst seviyesinin belirlenmesi, alıcıya tavsiye edilen fiyatlara uyduğu oranda kendisine ilave indirimler uygulanması ya da bu fiyatlara uymaması durumunda teslimatların geciktirilmesi, askıya alınması veya anlaşmanın sona erdirilmesi şeklinde alıcının tehdit edilmesi ya da fiilen bu tür cezai yaptırımların uygulanması gibi yeniden satış fiyatının dolaylı yoldan belirlenmesi uygulamalarının da Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, amacı itibariyle rekabet karşıtı bir davranış olarak nitelendirilebilecek olan YSFT uygulamalarının doğrudan veya dolaylı gerçekleşmesinin ihlâl tespiti açısından bir farkı bulunmadığı, her somut olayın kendi özellikleri içerisinde değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, dolaylı olarak YSFT edilmesi durumunda ihlâlin belirlenmesi için, 2002/2 sayılı Tebliğ'de ve Kılavuzda yer verilen "baskı veya teşvik etmek" kavramları çerçevesinde, tavsiye fiyatların sabit fiyatlara dönüştürülmesi, YSFT uygulanmasına yönelik zorlamaların olması ve teşebbüslerin fiyat takip sistemleri kurmasının önemli kıstaslar olduğu; Dava dosyasının incelenmesinden, Henkel'in “güzellik ve kişisel bakım ürünleri” ile “çamaşır ve ev bakımı ürünleri” pazarında, ürünlerinin satış ve dağıtımını büyük hacimli perakendeciler (BHP) ve distribütörler vasıtasıyla yaptığı, Henkel ile BHP’ler ve distribütörler arasında akdedilen sözleşmelerde yeniden satış fiyatının tespit edildiğine yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığı açık olduğundan, uyuşmazlığın, Henkel'in satışını yaptığı ürünlerin yeniden satış fiyatını dolaylı olarak tespit edip etmediğinden kaynaklandığı, yaklaşık 6 aylık bir döneme ilişkin olarak elde edilen ve şirket çalışanları arasında gerçekleşen şirket içi yazışmalardan, Henkel'in “güzellik ve kişisel bakım ürünleri” ile “çamaşır ve ev bakımı ürünleri” pazarında SKS programı ile satılan her türlü ürünün son nokta fiyatlarının resimleri ile birlikte kullanıcının önüne getirilebildiği, bu ürünlerin fiyatlarının Henkel tarafından belirlenen tavsiye fiyatın altında veya üzerinde olup olmadığını da izlendiği ve raporlandığı, bu çerçevede, ilgili alıcının satış fiyatının Henkel’in aksiyon fiyatının altında gerçekleştiğinin anlaşıldığı hallerde, sorumlu saha çalışanına e-posta yoluyla ulaşılarak, bu durum hakkındaki açıklamalarını ve bu durumu düzeltmek için ne gibi “aksiyonlar alacağının” sorulduğu; Dava konusu Kurul kararına dayanak yazışmalar incelendiğinde Henkel'in fiyatını takip ettiği müşterilerinin tavsiye edilen fiyatın altında olması halinde fiyatın yukarı çekilmesi için ilgili alıcılarla görüşmeler yapma iradesinde olduğu ve bu iradenin şirket çalışanları arasında "aksiyon almak" deyimiyle karşılık bulduğunun anlaşıldığı, gerçekten, şirket çalışanları arasında geçen yazışmalardaki gibi ilgili alıcılarla görüşme yapılıp yapılmadığının da tespiti amacıyla, e-postalarda hakkında yazışma yapılan ilgili alıcı teşebbüslerden, kendileriyle alakalı ve kendi özelinde gerçekleşen yazışmalarla ilgili bilgi talep edildiği, ilgili teşebbüsler tarafından verilen ifadeler incelendiğinde, alıcı konumundaki teşebbüslerin tamamının söz konusu yazışmalardan ve satış temsilcilerinin kendileriyle ilgili ne gibi bir aksiyon aldığı hakkında bilgisinin olmadığını, ancak Henkel yetkililerinin kendilerine bir serzenişte bulunabileceğini, kendi satış fiyatlarını kendilerinin iktisadi değerlendirmeler neticesinde kendilerince belirlediğini ifade ettiği, YSFT dolaylı olarak gerçekleştirilmesinde "tarafların herhangi birisinin baskısı veya teşvik etmesi" unsurunun ortaya konulması gerektiği ve "baskı ve teşvikin" alıcıların bağımsız bir iktisadi davranış olarak kendi satış fiyatını belirleme serbestliğine etki edecek değerde olması gerektiği, aksi takdirde her teşebbüsün kendi bağımsız kararını kendisinin aldığı bir durumda rekabete aykırı bir davranıştan ve sağlayıcının YSFT ettiğinden söz etmeye olanak bulunmadığı, alıcı teşebbüslerin açıklamaları incelendiğinde, Henkel'in "fiyat bozan" olarak nitelendirilen ve tavsiye edilen satış fiyatının altında satış yapan teşebbüslere serzenişte bulunmanın ötesinde, baskı veya teşvik edici bir davranışının ortaya konulamadığı, aksine ilgili teşebbüslerin Henkel'in kendilerine "müdahale olarak algılanabilecek herhangi bir ifadesinin dahi bulunmadığının" teyit edildiği, belgede geçen fiyat düzeltmesinin şirket çalışanlarının bir baskısı veya teşviki ile yapılıp yapılmadığı hususunda bir açıklık bulunmadığı, dosyadaki deliller göz önüne alındığında, alıcıların kendi bağımsız kararlarını kendilerinin aldığının da dosya kapsamında birden fazla teşebbüs ile görüşülmek suretiyle teyit edildiği anlaşıldığından, söz konusu değerlendirmelerin somut ve ciddi verilere dayalı olarak olarak ortaya konulamadığı, öte yandan, Henkel'in faaliyet gösterdiği pazarlarda uluslararası büyük teşebbüslerin rakip olarak bulunduğu, incelemeye konu pazarlar bakımından hiçbir teşebbüsün 2015-2017 yılları arasında ortalama pazar payının % 20-25'i geçmediği, Henkel'in pazar payının üçüncü sırada olduğunun tahmin edildiği, söz konusu pazarlarda markalar arası güçlü bir ikâme etkisinin bulunduğu ve tüketici tercihlerinin fiyattan hızlı etkilenmesinin olası olduğu, …'in ürünlerini alan BHP'lerin çok ciddi bir gücünün bulunduğu, distribütörlerin ise münhasırlık şartı olmaksızın … markalı ürünlerin dağıtımını yaptığı anlaşıldığından, …'in alıcılarının yeniden satış fiyatını tespit etmesini ve sürdürmesini zorlaştıracak şartların da somut olayda bulunduğu, dava konusu Kurul kararında da ifade edildiği üzere, …'in ürünlerinin piyasadaki fiyatına ilişkin bilgi toplaması ve bu bilgileri kendi ticari ve promosyonel aktivitelerini planlamakta kullanması, tek başına rekabet hukukuna aykırı bir eylem olarak değerlendirilmediği gibi … tarafından soruşturma sürecinde, SS raporunda kullandığı fiyat kriterini tamamen kaldırdığını da ifade ettiği, bu bağlamda, …'in yürütülen soruşturma neticesinde ürünlerinin yeniden satış fiyatını tespit etmek suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlâl ettiği iddiasının açık ve somut veri ile değerlendirmeler çerçevesinde ispat edilemediği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanun’un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı teşebbüsün basit bir fiyat izleme içinde olmadığı, bilakis düşük fiyat/ bozuk fiyat olarak nitelediği fiyatları yükseltmek için “girişimde” bulunduğu ve bunu başardığı, hatta teşebbüs içindeki yazışmalarda “kasa fişlerini dolaştırarak” eyleminin sonucunu bizzat kendisi ispatlayacak kadar ileri gittiğini gösterdiği, soruşturma sürecinde elde edilen delillerden …'in alıcıların fiyatlarını belirlediği ve bu fiyatlara müdahale ettiğinin açıkça anlaşıldığı, davacı teşebbüsün tanımına göre bile fiyat artışı sağlanması anlamına geldiği açık olan “aksiyon almak” ifadesinin basit bir fiyat izleme durumu olmadığı, dava konusu olayda davacı teşebbüsün fiyatlara müdahalesinin ikincil mevzuatta örnek olarak sayılan uygulamalarla örtüştüğü, davacı teşebbüsle ticari ilişkilerini bozmak riski altında olan satış noktalarının beyanlarına dayanarak hüküm kurmanın hukuken anlamlı olmayacağı, rekabeti sınırlayıcı amacın varlığı rekabete aykırılık için yeterli iken ve bu husus tespit edilmişken ihlâl bulunmadığı sonucuna varabilmenin çelişkili olduğu, bir uygulamanın yaygın biçimde gerçekleşip gerçekleşmediğinin ancak ihlâlin ağırlığı tartışılırken önemli olabileceği, ancak ihlâlin var olup olmadığı araştırılırken anlamlı olmadığı, ihlâlin varlığının tespiti için "yaygın olması" gerektiği şeklinde bir kriterin bugüne kadar bir kararda yer almadığı, bunun ortaya konmasında da tek başına satış noktasının beyanlarının, menfi ya da müspet yönde, tek başına yeterli olacağına ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmediği, bu çerçevede yerleşik yargı kararına aykırı temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay'ın bozma kararına uyulduğu takdirde, kararların temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı, buna göre dava konusu kararın bozulmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 21/04/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Dolaylı YSFT iddiasında ihlal tespiti kendiliğinden gerçekleşmez. 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nde ve Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'da yer alan 'baskı veya teşvik etmek' kavramları çerçevesinde; tavsiye fiyatların sabit fiyata dönüştürülmesi, YSFT uygulanmasına yönelik zorlamalar ve teşebbüslerin fiyat takip sistemi kurması önemli kıstaslar olarak değerlendirilmektedir.

Tavsiye ve Azami Fiyatlar: İzin Verilen Sınır Nerede?

2002/2 sayılı Tebliğ'in 4. maddesi uyarınca sağlayıcının azami satış fiyatını belirlemesi veya tavsiye etmesi bütünüyle yasaklanmamıştır. Ancak bu fiyatların taraflardan herhangi birinin baskısı veya teşviki sonucunda sabit ya da asgari satış fiyatına dönüşmemesi şarttır. Azami veya tavsiye niteliğindeki fiyatların bu niteliğini koruyabilmesi için yayınlanan fiyat listelerinde ya da ürünün üzerinde açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

Dolaylı YSFT iddiasında değerlendirilen baskı veya teşvik unsurunun, alıcıların bağımsız bir iktisadi davranış olarak kendi satış fiyatını belirleme serbestisine etki edecek ağırlıkta olması gerekmektedir. Her teşebbüsün kendi kararını bağımsız aldığı bir konjonktürde rekabete aykırı bir davranıştan söz edilmesi mümkün değildir.

Fiyat İzleme ve Destekleyici Uygulamaların Hukuki Sınırı

Sağlayıcının piyasadaki fiyatlara ilişkin bilgi toplaması ve bu bilgileri kendi ticari ve promosyonel faaliyetlerini planlamak amacıyla kullanması, tek başına rekabet hukukuna aykırı bir eylem olarak değerlendirilmez. Danıştay 13. Daire bu tespiti hem E. 2021/4683, K. 2022/1815 hem de E. 2021/969, K. 2021/2654 sayılı kararlarında benimsemiştir.

Öte yandan en çok kayrılan müşteri koşulu ve benzeri destekleyici uygulamalar YSFT'nin etkinliğini pekiştirebilir nitelikte olsalar da Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'da bu uygulamalar tek başlarına yeniden satış fiyatı tespitine yol açan uygulamalar olarak nitelendirilmemektedir.

Hâkim Durum ve YSFT

4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi, bir veya birden fazla teşebbüsün piyasadaki hâkim durumunu tek başına ya da anlaşmalar veya birlikte davranışlarla kötüye kullanmasını hukuka aykırı ve yasak saymaktadır. Madde, kötüye kullanma hallerini sayarken 'özellikle' ifadesini kullanmakta olup liste sınırlı sayıda değildir. Kötüye kullanma halleri arasında rakiplerin piyasadaki faaliyetlerini zorlaştırmayı amaçlayan eylemler, piyasaya girişi doğrudan veya dolaylı olarak engelleme ve belirli bir fiyatın altında satışı yasaklama gibi yeniden satış koşullarına yönelik sınırlamalar yer almaktadır. Hâkim durumda olan bir teşebbüsün YSFT uygulamasının 4054 sayılı Kanun m. 4 ile birlikte m. 6 kapsamında da değerlendirileceği ileri sürülmekle birlikte, bu değerlendirmenin her somut olayın koşullarına göre ayrıca yapılması gerektiği göz ardı edilmemelidir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. Kötüye kullanma halleri özellikle şunlardır: a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler, b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması, c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi, d) Belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler, e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması. Birleşme veya Devralma

Acentelik İlişkisi ve YSFT'nin Uygulama Sınırları

Rekabet Kurulu ve Danıştay içtihadında YSFT kurallarının uygulanıp uygulanamayacağı tartışılan ilişki türlerinden biri acenteliktir. Bir davada dijital kontörün stoklanamaz ve üzerinde mülkiyet tesis edilemez niteliği, satış noktasının üstlendiği ticari riskin bulunmaması ve ürünün satılana kadar sağlayıcıya ait olması gerekçesiyle ilgili ilişki acentelik olarak nitelendirilmiş; Rekabet Kurulu bu nitelendirme nedeniyle YSFT kurallarının o uyuşmazlıkta uygulanamayacağı değerlendirmesine ulaşmıştır. Bununla birlikte Danıştay 13. Daire, E. 2011/4560, K. 2017/2573 sayılı kararında aynı uyuşmazlıkta fiyat, dağıtım ve satış uygulamaları ile kontör fiyatlarının her düzeyde belirlenmesine ilişkin çok sayıda bulgu nedeniyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiği ve hâkim durumun kötüye kullanıldığı sonucuna varmıştır. Bu çelişkili tablo, acentelik nitelendirmesinin YSFT kurallarını kendiliğinden dışladığı biçiminde genel bir kural olarak benimsenmesini engellemektedir; ilişkinin niteliği her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

Rekabet Kurulu'nun Yetkisi ve İspat Standardı

4054 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca Rekabet Kurulu, yasaklanan faaliyetler hakkında başvuru üzerine veya re'sen inceleme, araştırma ve soruşturma yapmak; ihlal tespit edildiğinde ihlale son verilmesi için gerekli tedbirleri alarak sorumlu olanlara idari para cezası uygulamakla görevlidir. Kurul aynı zamanda muafiyet ve menfi tespit taleplerini değerlendirerek uygun anlaşmalara muafiyet veya menfi tespit belgesi vermeye de yetkilidir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – Kurulun görev ve yetkileri şunlardır: a) Bu Kanunda yasaklanan faaliyetler ve hukuki işlemler hakkında, başvuru üzerine veya resen inceleme, araştırma ve soruşturma yapmak; bu Kanunda düzenlenen hükümlerin ihlal edildiğinin tespit edilmesi üzerine, bu ihlallere son verilmesi için gerekli tedbirleri alıp bundan sorumlu olanlara idari para cezaları uygulamak, b) İlgililerin muafiyet ve menfi tespit taleplerini değerlendirerek, uygun olan anlaşmalara muafiyet ve menfi tespit belgesi vermek, c) Verilen muafiyet kararları ve menfi tespit belgelerinin ilgili olduğu piyasaları sürekli takip ederek, bu piyasalarda ya da tarafların durumlarında değişiklikler tespit edilmesi halinde ilgililerin başvurularını yeniden değerlendirmek, d) Birleşme ve devralmalara izin vermek, e) (Değişik: 24/10/2011-KHK-661/55 md.) Başkan Yardımcıları ve Baş Hukuk Müşavirini Başkanın teklifi üzerine atamak, f) Bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak tebliğler çıkarmak ve gerekli düzenlemeleri yapmak, g) Rekabet hukuku ile ilgili mevzuatta yapılması gerekli değişiklikler konusunda doğrudan veya Bakanlığın talebi üzerine görüş bildirmek, h) Rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve kararlarla ilgili olarak diğer ülkelerin mevzuat, uygulama, politika ve tedbirlerini izlemek, ı) Kurumun personel politikasını saptamak, uygulamasını izlemek, personelin atama işlemlerini yapmak, Başkanlıkça hazırlanan Kurumun yıllık bütçesi, gelir gider kesin hesabı ve yıllık çalışma programlarını onamak, gerekirse bütçede hesaplar arasında aktarma yapmaya karar vermek, j) (Mülga: 24/10/2011-KHK-661/55 md.) k) Yılda bir, çalışmaları ve görev alanlarındaki durum ve gelişmelerle ilgili bir rapor yayınlamak, l) Menkul ve gayrimenkul eşya ve demirbaş alımı gibi satınalma, satma, kiralama konularındaki önerileri görüşüp karara bağlamak, bu konuda gerekli düzenlemeleri yapmak, m) Kurumun üçüncü kişilerle olan alacak, hak ve borçları hakkında her türlü işleme karar vermek, n) Kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek. Kurulun Çalışma Esasları

Danıştay 13. Daire, E. 2021/969, K. 2021/2654 sayılı kararında bir teşebbüse yönelik YSFT ihlali iddiasının açık ve somut veri ile değerlendirmeler çerçevesinde ispat edilemediği sonucuna varmış ve dava konusu kararda hukuka uygunluk bulunmadığına hükmetmiştir. İlk derece mahkemesinin tespitine göre soruşturma sürecinde davacıya birden fazla kez yazılı ve sözlü savunma hakkı tanınmış olması usule uygunluk açısından değerlendirmeye alınmış; Danıştay ise kararı esas itibarıyla ispat yetersizliği gerekçesine dayandırmıştır.

İdari Para Cezası: Üst Sınır ve Belirleme Ölçütleri

4054 sayılı Kanun'un 4., 6. ve 7. maddelerindeki yasakları ihlal edenlere, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde onuna kadar idari para cezası verilebilmektedir. Mali yılın hesaplanamaması hâlinde nihai karar tarihine en yakın mali yıl esas alınır. İhlalde belirleyici etkisi saptanan yönetici veya çalışanlara ise teşebbüse verilen cezanın yüzde beşine kadar ayrıca idari para cezası uygulanabilmektedir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – (Değişik: 23/1/2008-5728/472 md.) Kurul, teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerine; a) Muafiyet ve menfi tespit başvuruları ile birleşme ve devralmalar için izin başvurularında yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi, b) İzne tabi birleşme ve devralmaların Kurul izni olmaksızın gerçekleştirilmesi, c) Kanunun 14 ve 15 inci maddelerinin uygulanmasında eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi ya da bilgi veya belgenin belirlenen süre içinde ya da hiç verilmemesi, d) Yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması, hallerinden (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilenler için teşebbüsler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin binde biri oranında, (d) bendinde belirtilenler için ise aynı şekilde saptanacak olan gayri safi gelirlerinin binde beşi oranında idarî para cezası verir. Ancak bu esasa göre belirlenecek ceza onbin Türk Lirasından az olamaz. Bu fıkranın (b) bendine göre idarî para cezası birleşme işlemlerinde tarafların herbirine, devralma işlemlerinde ise sadece devralana verilir. Yerinde incelemenin mahkeme kararı ile gerçekleştirilmesi, yerinde incelemenin engellenmesi ve zorlaştırılmasına ilişkin olarak bu Kanunda öngörülen idarî para cezasının uygulanmasını engellemez. Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir. Teşebbüs veya teşebbüs birliklerine üçüncü fıkrada belirtilen idarî para cezaları verilmesi halinde, ihlalde belirleyici etkisi saptanan teşebbüs veya teşebbüs birliği yöneticilerine ya da çalışanlarına teşebbüs veya teşebbüs birliğine verilen cezanın yüzde beşine kadar idarî para cezası verilir. Kurul, üçüncü fıkraya göre idarî para cezasına karar verirken, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alır. Kanuna aykırılığın ortaya çıkarılması amacıyla Kurumla aktif işbirliği yapan teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri veya bunların yöneticileri ve çalışanlarına, işbirliğinin niteliği, etkinliği ve zamanlaması dikkate alınarak ve gerekçesi açık bir şekilde gösterilmek suretiyle üçüncü ve dördüncü fıkralarda belirtilen cezalar verilmeyebilir veya bu fıkralara göre verilecek cezalarda indirim yapılabilir. Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde para cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir. Nispi İdarî Para Cezası[5]

Para cezasının belirlenmesinde ihlâlin tekerrürü, süresi, teşebbüsün piyasadaki gücü, ihlâlin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması ile gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı dikkate alınmaktadır. 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi, kanuna aykırılığın ortaya çıkarılması amacıyla Kurumla aktif işbirliği yapan teşebbüs ya da teşebbüs birliklerine veya bunların yönetici ve çalışanlarına, işbirliğinin niteliği, etkinliği ve zamanlaması dikkate alınarak ceza verilmeyebileceğini ya da cezada indirim yapılabileceğini öngörmektedir. Avrupa Komisyonu'nun Case AT.40428 sayılı Guess kararında (17.12.2018) soruşturmada işbirliği yapan ve davranışlarının rekabete aykırı olduğunu kabul eden teşebbüse para cezasında yüzde elli oranında indirim uygulandığı bilinmektedir; bu örnek, işbirliği ve ihlali kabulün ceza belirlenmesindeki etkisini somutlaştırmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Tavsiye fiyat belirlemek YSFT sayılır mı?

Tavsiye veya azami satış fiyatı belirlemek, taraflardan herhangi birinin baskısı veya teşvikiyle bu fiyatın sabit ya da asgari fiyata dönüşmemesi koşuluyla ihlal oluşturmaz. Bu niteliğin korunması için söz konusu fiyatın fiyat listelerinde veya ürün üzerinde açıkça tavsiye ya da azami fiyat olarak belirtilmesi gerekmektedir. Baskı ya da teşvik unsurunun varlığı hâlinde aynı sonuç geçerli olmayabilir.

Sağlayıcı piyasa fiyatlarını takip edebilir mi?

Sağlayıcının ürünlerinin piyasadaki fiyatına ilişkin bilgi toplaması ve bu bilgileri kendi ticari veya promosyonel faaliyetlerini planlamakta kullanması, tek başına rekabet hukukuna aykırı bir eylem değildir. Ancak bu bilgilerin alıcı üzerinde baskı aracına dönüştürülmesi ya da fiyat takip sistemleriyle zorlama mekanizması kurulması, dolaylı YSFT değerlendirmesinde ayrıca ele alınacak bir unsur oluşturabilir.

Rekabet Kurulu ihlal tespiti için ne düzeyde kanıt aramalıdır?

YSFT iddiasının ihlal olarak tespiti, açık ve somut veri ile değerlendirmelere dayanmak zorundadır. Danıştay 13. Daire E. 2021/969, K. 2021/2654 sayılı kararında bu standardın karşılanamaması nedeniyle dava konusu kararda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varmıştır. Soruşturma raporunda ihlal tespit edilememesi, Kurul'un farklı karar vermesine mutlak engel değildir; ancak bu durumda kararın somut kanıtlarla desteklenmesi daha da belirleyici hale gelmektedir.

Dolaylı YSFT ile doğrudan YSFT arasında ihlal tespiti bakımından fark var mıdır?

İhlal tespiti bakımından doğrudan ya da dolaylı gerçekleşme arasında fark bulunmamaktadır. Her iki hâlde de 4054 sayılı Kanun m. 16/3 uyarınca yıllık gayrisafi gelirin yüzde onuna kadar idari para cezası uygulanabilir; ceza miktarının belirlenmesinde ihlâlin niteliği, süresi ve teşebbüsün incelemeye yardımı gibi ölçütler dikkate alınır.

Acentelik ilişkisi YSFT kurallarının dışında mıdır?

Bir ilişkinin acentelik olarak nitelendirildiği hâllerde, ürün üzerinde mülkiyet tesis edilememesi ve ticari risk üstlenilmemesi nedeniyle YSFT kurallarının uygulanamayacağı değerlendirmesi gündeme gelebilmektedir. Ancak Danıştay 13. Daire, acentelik argümanının ileri sürüldüğü somut bir uyuşmazlıkta fiyat belirlenmesine ilişkin bulgu ve belgeler nedeniyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında ihlal ve hâkim durumun kötüye kullanılması sonucuna varmıştır. Bu çelişkili tablo, acentelik nitelendirmesinin YSFT sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırdığı biçiminde genel bir kural olarak benimsenmesini engellemekte; değerlendirmenin her somut olayda ürünün niteliği, mülkiyet ve risk dağılımı gibi olgulara göre ayrıca yapılması gerekmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu