Yeniden Satış Fiyatı Tespiti Nedir ve Neden Yasaktır?
Yeniden satış fiyatı tespiti (YSFT), bir tedarikçinin dikey ilişki içinde bulunduğu alıcının kendi satış fiyatını bağımsız olarak belirlemesine engel olacak biçimde fiyatı doğrudan ya da dolaylı olarak saptamasıdır. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikteki teşebbüsler arası anlaşmaları, uyumlu eylemleri ve teşebbüs birliklerinin bu nitelikteki karar ve eylemlerini hukuka aykırı ve yasak saymaktadır. Aynı maddenin (a) bendi, mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet ve kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesini bu yasak kapsamında açıkça saymaktadır.
Danıştay 13. Daire, E. 2011/4560, K. 2017/2573Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire, E. 2021/969, K. 2021/2654Kaynağı aç
Sağlayıcı teşebbüsler sabit veya asgari satış fiyatını dikey anlaşmaya açık hüküm koyarak doğrudan belirleyebildiği gibi, aynı sonuca çeşitli dolaylı uygulamalar aracılığıyla da ulaşabilmektedir. Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'da dolaylı YSFT yöntemleri bu çerçevede değerlendirilmekte olup her iki gerçekleşme biçimi de yasak kapsamındadır.
Dolaylı YSFT: Hangi Uygulamalar İhlal Sayılır?
YSFT yalnızca sözleşmeye açık hüküm eklenmesiyle değil; çeşitli dolaylı yöntemlerle de gerçekleşebilir. Bu yöntemlerin başında alıcının kâr marjının belirlenmesi gelmektedir. Bunun yanı sıra tavsiye fiyat niteliğinde ilan edilmiş bir düzeyden alıcının uygulayabileceği indirim oranının üst sınırının belirlenmesi; alıcıya tavsiye edilen fiyatlara uyduğu oranda ilave indirim tanınması; bu fiyatlara uyulmaması hâlinde teslimatların geciktirilmesi, askıya alınması veya anlaşmanın sona erdirilmesi yoluyla alıcının tehdit edilmesi ya da bu yaptırımların fiilen uygulanması dolaylı YSFT örnekleri arasında sayılmaktadır. Danıştay 13. Daire'nin E. 2021/4683, K. 2022/1815 sayılı kararında onanan bölge idare mahkemesi değerlendirmesinde, YSFT uygulamalarının doğrudan ya da dolaylı gerçekleşmesinin ihlal tespiti bakımından bir fark yaratmadığı kabul edilmiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2021/4683, K. 2022/1815Kaynağı aç
Dolaylı YSFT iddiasında ihlal tespiti kendiliğinden gerçekleşmez. 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nde ve Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'da yer alan 'baskı veya teşvik etmek' kavramları çerçevesinde; tavsiye fiyatların sabit fiyata dönüştürülmesi, YSFT uygulanmasına yönelik zorlamalar ve teşebbüslerin fiyat takip sistemi kurması önemli kıstaslar olarak değerlendirilmektedir.
Tavsiye ve Azami Fiyatlar: İzin Verilen Sınır Nerede?
2002/2 sayılı Tebliğ'in 4. maddesi uyarınca sağlayıcının azami satış fiyatını belirlemesi veya tavsiye etmesi bütünüyle yasaklanmamıştır. Ancak bu fiyatların taraflardan herhangi birinin baskısı veya teşviki sonucunda sabit ya da asgari satış fiyatına dönüşmemesi şarttır. Azami veya tavsiye niteliğindeki fiyatların bu niteliğini koruyabilmesi için yayınlanan fiyat listelerinde ya da ürünün üzerinde açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
Dolaylı YSFT iddiasında değerlendirilen baskı veya teşvik unsurunun, alıcıların bağımsız bir iktisadi davranış olarak kendi satış fiyatını belirleme serbestisine etki edecek ağırlıkta olması gerekmektedir. Her teşebbüsün kendi kararını bağımsız aldığı bir konjonktürde rekabete aykırı bir davranıştan söz edilmesi mümkün değildir.
Fiyat İzleme ve Destekleyici Uygulamaların Hukuki Sınırı
Sağlayıcının piyasadaki fiyatlara ilişkin bilgi toplaması ve bu bilgileri kendi ticari ve promosyonel faaliyetlerini planlamak amacıyla kullanması, tek başına rekabet hukukuna aykırı bir eylem olarak değerlendirilmez. Danıştay 13. Daire bu tespiti hem E. 2021/4683, K. 2022/1815 hem de E. 2021/969, K. 2021/2654 sayılı kararlarında benimsemiştir.
Öte yandan en çok kayrılan müşteri koşulu ve benzeri destekleyici uygulamalar YSFT'nin etkinliğini pekiştirebilir nitelikte olsalar da Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'da bu uygulamalar tek başlarına yeniden satış fiyatı tespitine yol açan uygulamalar olarak nitelendirilmemektedir.
Hâkim Durum ve YSFT
4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi, bir veya birden fazla teşebbüsün piyasadaki hâkim durumunu tek başına ya da anlaşmalar veya birlikte davranışlarla kötüye kullanmasını hukuka aykırı ve yasak saymaktadır. Madde, kötüye kullanma hallerini sayarken 'özellikle' ifadesini kullanmakta olup liste sınırlı sayıda değildir. Kötüye kullanma halleri arasında rakiplerin piyasadaki faaliyetlerini zorlaştırmayı amaçlayan eylemler, piyasaya girişi doğrudan veya dolaylı olarak engelleme ve belirli bir fiyatın altında satışı yasaklama gibi yeniden satış koşullarına yönelik sınırlamalar yer almaktadır. Hâkim durumda olan bir teşebbüsün YSFT uygulamasının 4054 sayılı Kanun m. 4 ile birlikte m. 6 kapsamında da değerlendirileceği ileri sürülmekle birlikte, bu değerlendirmenin her somut olayın koşullarına göre ayrıca yapılması gerektiği göz ardı edilmemelidir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 6Kaynağı aç
Acentelik İlişkisi ve YSFT'nin Uygulama Sınırları
Rekabet Kurulu ve Danıştay içtihadında YSFT kurallarının uygulanıp uygulanamayacağı tartışılan ilişki türlerinden biri acenteliktir. Bir davada dijital kontörün stoklanamaz ve üzerinde mülkiyet tesis edilemez niteliği, satış noktasının üstlendiği ticari riskin bulunmaması ve ürünün satılana kadar sağlayıcıya ait olması gerekçesiyle ilgili ilişki acentelik olarak nitelendirilmiş; Rekabet Kurulu bu nitelendirme nedeniyle YSFT kurallarının o uyuşmazlıkta uygulanamayacağı değerlendirmesine ulaşmıştır. Bununla birlikte Danıştay 13. Daire, E. 2011/4560, K. 2017/2573 sayılı kararında aynı uyuşmazlıkta fiyat, dağıtım ve satış uygulamaları ile kontör fiyatlarının her düzeyde belirlenmesine ilişkin çok sayıda bulgu nedeniyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiği ve hâkim durumun kötüye kullanıldığı sonucuna varmıştır. Bu çelişkili tablo, acentelik nitelendirmesinin YSFT kurallarını kendiliğinden dışladığı biçiminde genel bir kural olarak benimsenmesini engellemektedir; ilişkinin niteliği her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
Rekabet Kurulu'nun Yetkisi ve İspat Standardı
4054 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca Rekabet Kurulu, yasaklanan faaliyetler hakkında başvuru üzerine veya re'sen inceleme, araştırma ve soruşturma yapmak; ihlal tespit edildiğinde ihlale son verilmesi için gerekli tedbirleri alarak sorumlu olanlara idari para cezası uygulamakla görevlidir. Kurul aynı zamanda muafiyet ve menfi tespit taleplerini değerlendirerek uygun anlaşmalara muafiyet veya menfi tespit belgesi vermeye de yetkilidir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 27Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire, E. 2021/969, K. 2021/2654 sayılı kararında bir teşebbüse yönelik YSFT ihlali iddiasının açık ve somut veri ile değerlendirmeler çerçevesinde ispat edilemediği sonucuna varmış ve dava konusu kararda hukuka uygunluk bulunmadığına hükmetmiştir. İlk derece mahkemesinin tespitine göre soruşturma sürecinde davacıya birden fazla kez yazılı ve sözlü savunma hakkı tanınmış olması usule uygunluk açısından değerlendirmeye alınmış; Danıştay ise kararı esas itibarıyla ispat yetersizliği gerekçesine dayandırmıştır.
İdari Para Cezası: Üst Sınır ve Belirleme Ölçütleri
4054 sayılı Kanun'un 4., 6. ve 7. maddelerindeki yasakları ihlal edenlere, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde onuna kadar idari para cezası verilebilmektedir. Mali yılın hesaplanamaması hâlinde nihai karar tarihine en yakın mali yıl esas alınır. İhlalde belirleyici etkisi saptanan yönetici veya çalışanlara ise teşebbüse verilen cezanın yüzde beşine kadar ayrıca idari para cezası uygulanabilmektedir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 16Kaynağı aç
Para cezasının belirlenmesinde ihlâlin tekerrürü, süresi, teşebbüsün piyasadaki gücü, ihlâlin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması ile gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı dikkate alınmaktadır. 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi, kanuna aykırılığın ortaya çıkarılması amacıyla Kurumla aktif işbirliği yapan teşebbüs ya da teşebbüs birliklerine veya bunların yönetici ve çalışanlarına, işbirliğinin niteliği, etkinliği ve zamanlaması dikkate alınarak ceza verilmeyebileceğini ya da cezada indirim yapılabileceğini öngörmektedir. Avrupa Komisyonu'nun Case AT.40428 sayılı Guess kararında (17.12.2018) soruşturmada işbirliği yapan ve davranışlarının rekabete aykırı olduğunu kabul eden teşebbüse para cezasında yüzde elli oranında indirim uygulandığı bilinmektedir; bu örnek, işbirliği ve ihlali kabulün ceza belirlenmesindeki etkisini somutlaştırmaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Tavsiye fiyat belirlemek YSFT sayılır mı?
Tavsiye veya azami satış fiyatı belirlemek, taraflardan herhangi birinin baskısı veya teşvikiyle bu fiyatın sabit ya da asgari fiyata dönüşmemesi koşuluyla ihlal oluşturmaz. Bu niteliğin korunması için söz konusu fiyatın fiyat listelerinde veya ürün üzerinde açıkça tavsiye ya da azami fiyat olarak belirtilmesi gerekmektedir. Baskı ya da teşvik unsurunun varlığı hâlinde aynı sonuç geçerli olmayabilir.
Sağlayıcı piyasa fiyatlarını takip edebilir mi?
Sağlayıcının ürünlerinin piyasadaki fiyatına ilişkin bilgi toplaması ve bu bilgileri kendi ticari veya promosyonel faaliyetlerini planlamakta kullanması, tek başına rekabet hukukuna aykırı bir eylem değildir. Ancak bu bilgilerin alıcı üzerinde baskı aracına dönüştürülmesi ya da fiyat takip sistemleriyle zorlama mekanizması kurulması, dolaylı YSFT değerlendirmesinde ayrıca ele alınacak bir unsur oluşturabilir.
Rekabet Kurulu ihlal tespiti için ne düzeyde kanıt aramalıdır?
YSFT iddiasının ihlal olarak tespiti, açık ve somut veri ile değerlendirmelere dayanmak zorundadır. Danıştay 13. Daire E. 2021/969, K. 2021/2654 sayılı kararında bu standardın karşılanamaması nedeniyle dava konusu kararda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varmıştır. Soruşturma raporunda ihlal tespit edilememesi, Kurul'un farklı karar vermesine mutlak engel değildir; ancak bu durumda kararın somut kanıtlarla desteklenmesi daha da belirleyici hale gelmektedir.
Dolaylı YSFT ile doğrudan YSFT arasında ihlal tespiti bakımından fark var mıdır?
İhlal tespiti bakımından doğrudan ya da dolaylı gerçekleşme arasında fark bulunmamaktadır. Her iki hâlde de 4054 sayılı Kanun m. 16/3 uyarınca yıllık gayrisafi gelirin yüzde onuna kadar idari para cezası uygulanabilir; ceza miktarının belirlenmesinde ihlâlin niteliği, süresi ve teşebbüsün incelemeye yardımı gibi ölçütler dikkate alınır.
Acentelik ilişkisi YSFT kurallarının dışında mıdır?
Bir ilişkinin acentelik olarak nitelendirildiği hâllerde, ürün üzerinde mülkiyet tesis edilememesi ve ticari risk üstlenilmemesi nedeniyle YSFT kurallarının uygulanamayacağı değerlendirmesi gündeme gelebilmektedir. Ancak Danıştay 13. Daire, acentelik argümanının ileri sürüldüğü somut bir uyuşmazlıkta fiyat belirlenmesine ilişkin bulgu ve belgeler nedeniyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında ihlal ve hâkim durumun kötüye kullanılması sonucuna varmıştır. Bu çelişkili tablo, acentelik nitelendirmesinin YSFT sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırdığı biçiminde genel bir kural olarak benimsenmesini engellemekte; değerlendirmenin her somut olayda ürünün niteliği, mülkiyet ve risk dağılımı gibi olgulara göre ayrıca yapılması gerekmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

