Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığının Kazanılması ve Hukuki Niteliği
Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması, mevzuatta aranan koşulların karşılanması sonucunda yürütülen idari süreçle tamamlanır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında 400.000 Amerikan Doları tutarında yatırım yapılması suretiyle tesis edilen vatandaşlığa kabul işlemi, Cumhurbaşkanı kararıyla kurulan kurucu bir idari işlem niteliğindedir. Bu çerçevede gerçekleşen istisnai vatandaşlık kazanımında, asgari yatırım şartını sağlayan yabancı yatırımcının yanı sıra ilgilinin eşi ve 18 yaşından küçük çocukları da Türk vatandaşlığı elde edebilmektedir.
Taşınmaz yatırımı üzerinden başvuru işlemlerinin başlatılabilmesi için başvuru sahibinin 400.000 Amerikan Doları tutarında yatırım gerçekleştirdiğinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından tanzim edilen Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesi ile tevsik edilmesi zorunludur. Vatandaşlığa esas gayrimenkulün değerlemesinde alım tarihine göre ikili bir ayrım bulunmaktadır. İlgili gayrimenkul 4 Mart 2024 tarihinden önce edinilmişse Sermaye Piyasası Kurulu ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği lisansına sahip herhangi bir değerleme şirketi; 4 Mart 2024 tarihinden sonra edinilmişse yalnızca GEDAŞ Gayrimenkul Değerleme A.Ş. tarafından değerleme raporu hazırlanmaktadır.
Vatandaşlığın İptali Şartları ve Yalan Beyan Kavramı
Vatandaşlık statüsünün idari kararla tesis edilmesinden sonra belirli sakatlıkların tespiti halinde bu statünün ortadan kaldırılması mümkündür. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 31. maddesinin birinci fıkrası uyarınca vatandaşlığa kabul kararı; ilgilinin gerçeğe aykırı beyanı yahut vatandaşlığın kazanılmasında belirleyici olan önemli hususları saklaması neticesinde verilmişse kararı alan makam tarafından iptal edilir. İdari işlem teorisi bakımından vatandaşlık kararının geri alınması işlemin tesisindeki hukuka aykırılıkların ve başlangıçtaki sakatlıkların giderilmesine yönelirken; vatandaşlığın iptali ise mevcut statüyü sona erdiren ve kanundaki özel şartların oluşmasına bağlı kılınan ayrı bir işlem niteliği taşır.
5901 sayılı TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU m. 31Kaynağı aç
Yatırım yoluyla kazanılan vatandaşlıkta aldatma veya hile olgusu; fiilen yapılmamış bir yatırımın gerçekleşmiş gibi yansıtılması, yatırım miktarının kanuni eşiklerin altında kalmasına rağmen yüksek gösterilmesi, sahte ve gerçeğe uymayan evrak sunulması, muvazaalı hukuki işlemlerle koşulların tamamlandığı izleniminin verilmesi veya idarenin takdirini etkileyecek mahiyetteki önemli bilgilerin saklanması suretiyle meydana gelebilmektedir.
Buna karşılık yatırım tutarının belirlenmesine ilişkin her farklı değerlendirme veya sonradan ortaya çıkan değer değişiklikleri tek başına hile veya gerçeğe aykırı beyan olarak kabul edilemez. Hileden söz edilebilmesi için yatırımcının bilerek ve isteyerek gerçek yatırım miktarını gizlemesi ya da idareyi yanıltmaya yönelik bir davranışta bulunması gerekir.
Geriye Dönük Soruşturmalar ve Muvazaalı Taşınmaz Satışları
Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde yürütülen adli soruşturmalar bünyesinde geriye dönük bilirkişi incelemeleri yapılabilmektedir. Söz konusu incelemelerde, Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesi düzenlendiği esnada taşınmazın satışa esas teşkil eden gerçek değeri tekrardan tayin edilmekte; başvuru sahibinin beyan ettiği bedel ile bilirkişi incelemesinde tespit edilen bedel arasında uyumsuzluk saptanması durumunda bilirkişi raporu esas alınarak ilgililerin Türk vatandaşlığı iptal edilmektedir.
Uygulamada rastlanan diğer bir iptal gerekçesi ise taşınmaz ediniminin muvazaalı devirlere dayanmasıdır. Tapuda satış olarak gösterilen tasarrufun aslında bir ödünç ilişkisinden ibaret olması ve vatandaşlık elde eden ilgilinin 3 yıllık satmama taahhüdünün dolmasını takiben taşınmazı devraldığı kişiye geri devretmesi halinde gerçek bir mülkiyet nakli iradesinin bulunmadığı kabul edilir. Bu tür durumlarda vatandaşlık başvuru dosyasında şeklen aranan tüm resmi belgeler bulunsa dahi, esasında gerçek bir satış gerçekleşmediğinin tespiti halinde tesis edilen vatandaşlık işlemi iptal edilmektedir.
İdari Süreç ve Ayrı Dava Açma Zorunluluğu
Vatandaşlık başvuru sürecinde idari makamlardan önemli bir hususun gizlendiğinin ortaya çıkması durumunda, öncelikle Türk vatandaşlığına dayanak oluşturan ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından verilen Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesi idarece iptal edilmektedir. Bu tespit belgesinin iptali sonucunda vatandaşlık kararının hukuki ve maddi temeli ortadan kalkmakta, akabinde vatandaşlığın iptali işlemi tatbik edilmektedir.
Uygunluk belgesinin iptal edilmesi ile Türk vatandaşlığının iptal edilmesi farklı idari işlemler olup her iki işleme karşı ayrı ayrı iptal davası açılması gerekmektedir.
Gayrimenkulün değerinde sonradan oluşan farklar doğrudan iptal sebebi midir?
Hayır, gayrimenkulün değerinin belirlenmesine ilişkin farklı değerlendirmeler veya sonradan ortaya çıkan değer düşüşleri tek başına hile sayılmaz; vatandaşlığın iptali için yatırımcının bilerek ve isteyerek gerçek tutarı gizlemesi ya da idareyi yanıltması aranır.
Üç yıllık taahhüt sonunda taşınmazın devredildiği kişiye iadesi vatandaşlığı etkiler mi?
Evet, tapudaki işlemin ödünç ilişkisine dayanması ve 3 yıllık satmama taahhüdünün bitmesiyle taşınmazın eski sahibine geri devredilmesi halinde gerçek bir satış iradesi bulunmadığından vatandaşlık kararı iptal edilir.
Belge iptali ile vatandaşlığın iptaline karşı birlikte tek dava mı açılır?
Hayır, Taşınmaz Yatırım Tespit Belgesinin iptali ile Türk vatandaşlığının iptali kararı birbirinden bağımsız ayrı idari işlemler niteliğindedir ve her iki işleme karşı ayrı ayrı iptal davası açılması gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

